Yazarlar

Olumsuz davranışlar karşısında peygamberimizin tavrı-2 | Mithat Tayyar

Peygamberimizin, zina yapmak isteyen gence karşı tavrı:

Bir gün Resulüllah’ın huzuruna genç bir delikanlı gelerek zina etmek için izin istedi. Orada bulunanlar, hayretler içinde genci ayıplamaya, terslemeye, hatta bağrışmaya başladılar. Resulüllah ise, yumuşak bir sesle “yaklaş” buyurdu. Sonra gencin doğruyu bulması için şu soruları sordu: “Annenle zina yapılmasını ister misin?” Genç: “Yoluna kurban olayım, hayır istemem ya Resulallah!” diye cevap verdi. Hz. Peygamber: “Diğer insanlar da anneleriyle zina yapılmasını istemezler” diyerek gence soru sormaya devam etti: “Peki, kızın için böyle bir şey düşünür müsün?” Genç: “Olamaz, ya Resulallah!” dedi. O, insanların da kızları için zinadan hoşlanmayacaklarını belirtti ve aynı şekilde kız kardeşi, halası ve teyzesi için de benzeri soruları sordu, aldığı cevaplar üzerine insanların da bu mahremleri hakkında zinaya razı olmayacaklarını ifade ettikten sonra elini gencin göğsüne koyup: “Ya Rabbi! Bunun günahını bağışla, kalbini temizle ve namusunu muhafaza et!” diye duada bulundu. Genç tam manasıyla ikna olmuş ve onun duasıyla itmi’nâna kavuşmuş olarak Resulüllah’ın huzurundan ayrıldı; bir daha kesinlikle herhangi bir kötülüğe meyletmedi.1

Kaynaklar bu gencin ‘Cüleybib’ olduğunu söylüyor. Delikanlı, Allah Resulünün huzuruna gelmiş ve özgür bir ortamda soru sormuştu. İçinden geçenleri özgürce ifade etmişti. Mescitte bulunanların gence kızmasına rağmen, Allah Resulü delikanlıyı ikna edici bir şekilde sorularını cevaplamıştı. Efendimizin sadece Cüleybib’in sorusuna cevap vermemiş, işi tamamen neticeye erdirip sorunu çözme adına, onu evlendirmek istemişti. Bu olaydan sonra Allah Resulü, Cüleybîb’i evlendirmek için bir sahâbîye: ‘‘Kızına talibim’’ dedi. Kızını kendisi için istediğini zanneden sahâbî: ‘‘İsteğin başım gözüm üzerine, onur ve şeref duyarım Ya Resulallah’’ diyerek sevincini belirtti. Yanlış anlaşıldığını düşünen Efendimiz, kızını kendim için değil Cüleybîb için istiyorum değince, sahabî durakladı ve: ‘‘Annesiyle görüşmem ve onun iznini almam’’ gerekir diyerek evine gitti. Kızına Peygamberimizin talip olduğunu söyleyince hanımı bu habere çok sevindi. Onun bu sevincini gören eşi, kızımızı Peygamberimiz kendisi için istemiyor deyince, eşinin sevinci yarıda kaldı ve şaşkınlık içerisinde ‘‘Kim için istiyor’’ diye sordu. Eşi: ‘‘Cüleybîb’’ diye cevap verdi. Hanımı, Cüleybîb’in daha önceki hayatına nispetle ‘‘Ne Cüleybîb mi? Kızımızı kimler istedi de hiçbirine vermedik. Hz. Peygamber Cüleybîb’den başkasını bulamamış mı? diye ileri geri söylenmeye başladı. Eşinin bu olumsuz tavrını gören sahâbî, Resulüllah’a Cüleybîb’e kızlarını vermeyeceklerini söylemek üzere ayağa kalktı. Anne ve babasının konuşmalarını duyan genç kız: ‘‘Kendisini evlendirmek için aracılık yapanın kim olduğunu’’ sorunca annesi: ‘‘Resulüllah’’ diye cevap verdi. Bunun üzerine genç kız: ‘‘Resulüllah beni birine uygun görüyor, siz buna karşı çıkıyor ve bu teklifi reddediyorsunuz, öyle mi? Resulüllah beni birine uygun görüyorsa, siz de uygun görün. Zira o, benim aleyhime olacak bir şeyi yapmaz’’ diyerek Efendimize olan bağlılığını ortaya koydu. Aile, Peygamberimize haber göndererek kızlarının Cüleybîb ile evlenebileceğini bildirdi. Bu duruma çok sevine Allah’ın elçisi, bu iki çifti evlendirdi. Çıktığı bir savaşta şehit düşen Cüleybîb hakkında Allah Resulü: ‘‘O bendendir, ben de ondanım’’ diyerek ona olan sevgisini ortaya koymuştur.2

1 Ahmed B. Hanbel, V, 256-257.

2 Ahmed b. Hanbel, III, 136; IV,422, 425; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 131; Muhammed Yusuf el- Kandehlevî, Hayâtü’s-Sahâbe, Dâru’l-Kalem, Beyrut 1993, II, 671-672.

Hizmetten | Mithat Tayyar

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu