Yazarlar

“Nokta” gibi teslim olan annelere | Yağmur Zeyrek

Sözün de sözsüzlüğünde içimizi sızlatmasına inat anlatmak istiyorum.Duyguların kalın camlara çarptığı o yerin her iki tarafını da görmüş on binlerden biri olarak, ..Her şeyden önce bir kadın olarak. Halis niyetlere, derdi uğruna Hak rızası için sabredilen onca acıya şahitlik edin istiyorum.Bilin istiyorum; nasıl annelerle, eşlerle , kadınlarla,ablalarla, çocuklarla aynı yeryüzünde yaşadığınızı.Duyup sessiz kalmayıp anlatmanızı temenni ediyorum.Bu çağı elemi ile, lezzeti ile,sevinci ile , zorluğu ile paylaşmak istiyorum.

Böyle bir gün vesile olabilir mi bilmiyorum: zorlu yolları, kavuşmanın ebedlere kaldığı o ayrılıkları duyumsamaya, duyumsatmaya…Birkaç gönüle dokunur , su serper, ses- soluk-omuz olur, sırt sıvazlarız belki! Gelin bugün tüm seslerden azade olup birbirimizi dinleyelim.Benim içimin sızısı dinmiyor, gönlüm bunca anlaşılmamaya, sessizliğe, dertsizliğe razı olmuyor.

Biraz dinleyebilir misiniz şimdi ben anlatayım…Zindanda anne olmayı.Açılırken yüreğimizin her seferinde hop oturup hop kalktığı kapının ardından ‘anne’ diye masumca koşan bedeni ufak ama yüreği kocaman bir çocuk olmayı..Koca yüreği olan çocukların fedakar annelerini.. Koğuş arkadaşları uyanmasın diye erken kalkan evladı ile her sabah ‘tıp’ oynayan binlerce anneyi anlatmaya yetmez ki benim kelimelerim..Yine de çabalayacağım. Dört duvarın arasında kadın olmak, öğrenci olmak, çocuk olmak…O buz gibi duvarların onların sevgisi ile sımsıcak oluşunu hayal etmenizi isterdim.. Koğuşların huzuruna şaşıran memurların simalarını nakşetmek isterdim zihinlere..Her koğuş aramasında atılacağını bildiği halde pes etmeden turşu kuran teyzeleri… Kurum yemeklerinden harikalar üretmeyi,hasta olanlara çaycı da nane limon yapan merhamet abidelerini.. Nişanlıların mektup gününü bekleyişini, eşi ile bir tutuklu olanların iç görüşü iple çekişini, telefon gününe özlemi. Hangi birini anlatayım bilmiyorum.Bir açık görüş gününden bahsedeyim mesela.O kıymetli ellerin kıymetli ettiği birkaç şeye değineyim.O gece heyecandan uyunmamasını, çaycı da ütülenen pardösü ve eşarpları veyahut kantine ara sıra gelen kıymetli çerezlerin hazırlanışını, içeride olanın bayram gününü anlatayım. Bir de camın diğer tarafı var tabi.Kilometrelerce yolu 40 dakika için gelen minikler,dedeler,anneler,babalar, eşler.Nasıl geçtiği anlaşılmadan ayrılık anının hemen geldiği dakikalar..kapalı görüşler var bir de pis ve puslu camlardan birbirini görme ,sevme çabaları bu duyguları anlatmak için “duyguların kalın cama toplaması” az kalıyor.
Şairin ‘ne çok acı var’ demesinden çok daha fazlası yaşanıyor. Yaşamadığım ama şahit olduğum yaşanmışlıklar da var,derin anlatamıyor oluşumun kusuruna bakmayın lütfen.
Özgürlüğü olmadığı için vatan toprağını terk etmek zorunda kalan muhacir kardeşlerim, derme çatma bir botta kucağında ki yavrusunu ,hayat arkadaşını kaybeden yol arkadaslarım yollarda vefat edenler..O (c.c) verdi,  O (c.c) aldı diyebilecek kadar metanetli duranlar…Akşam eşinin yolunu gözleyemeyen on binlerce engin gönül…Evladına hem anne hem baba olan çilekeşler..Hane- i saadetlerinde Allah kelamı konuştukları,Allah rızası için vakit geçirdikleri hayat arkadaşlarından aylarca haber alamayan eşleri kaçırılanlar.. İşkence ile esini, evladını kaybedenler.. Çocuklarının başını okşayamayan, çocukları gözleri önünde eriyip biten ama elinden bir şey gelmeyip dilinden duası düşmeyenler..Müebbet alan evladı için tek başına tüm varıyla yoğuyla mücadele edenler.. Doğumhaneden cezaevine gidenler,hamilelik sürecini cezaevinde gecirenler…Emeklemeyi ,konuşmayı demir parmaklıklar ardında öğrenen melekler..Beli bükük haliyle torun evlat bakan anneanneler babaanneler…Engelli evladını eşsiz bir başına büyütenler…Erken yaşta büyümek zorunda kalan ablalar, gardiyanların nikah şahidi olduğu cezaevinde evlenenler, ayağında terliği ile koğuş arkadaşları tarafından kınası yapılanlar, düğün pastası: bisküviden çaycı da çikolata eritilerek yapılanlar, üzerine konan kulak çubuğundan olma mumu üfleyenler.Bir evladı şehit diğeri KHK mağduru olanlar..Her biri sadece bir kadın! ama tüm bunları yaşarken ‘uff’ demeyen peygamber yolu olduğuna inandığı davasını ve yaşadıklarını dimdik durarak taşıyan ; cefakar ,fedakar,metanetli,iffetli, siretinin güzelliği suretine yansımış tüm annelerin, eşlerin, çocukların kadınlar günü kutlu olsun.. Unutmayalim ! Yaşadıklarımız bir kayıp değil -bir dert,izzetli bir dert- .Bir nebze de olsa anlatabildiysem ne mutlu bana, sürç-i lisan ettiysem affola.

Yağmur Zeyrek

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu