Yazarlar

Nasıl taşır bunca acıyı yaralı yürekler | İsmet Macit

 

“Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar mümin erkekler ve mümin kadınlar, gönülden Allah’a itaat eden erkekler ve gönülden Allah’a itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla Allah’tan korkan erkekler ve saygıyla Allah’tan korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça zikreden erkekler ve Allah’ı çokça zikreden kadınlar… İşte bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.” Ahzab Suresi, 35

Uhud sahabenin bağrına bir mızrak gibi saplanmıştı.

Başta Efendimizin (sav) amcası Hz. Hamza olmak üzere sahabelerden bir çoğu Uhud’a gidip geriye dönememişti. Neredeyse her evden ağıtlar yükseliyordu. Yakınlarını kaybedenlerin yürekleri yangın yeriydi. Şehitlik bir mümin için en yüce bir paye de olsa ayrılığın acısı hiçbir şeye benzemiyordu. Haberi alan her yürek tevekkülle karşılıyor ama mahzun gönüllerin suladığı gözlerden ilmek ilmek ayrılık gözyaşları damlıyordu.

Uhud sahabe için adeta Yemen olmuş, gidenlerin dönmediği, dönenlerin acıklı haberler getirdiği ağıt yüklü bir hicrana dönüşmüştü. Ağıtların göklere yükseldiği Medine’de Efendimiz (sav) her bir cenaze ile ayrı ayrı ilgileniyor; yakınlarını kaybedenlere şehit haberlerini kendisi veriyordu. Hz. Hamne’ye de yakınlarının cennete kanat çırptıkları haberini O (sav) verdi.

Efendimiz (sav) Hz. Hamne’yi görünce hislendi ve hüzünlü bir şekilde onu karşıladı ve “Ey Hamne! Sabret ve Allah’tan sevap bekle!” buyurdu. O da “Kimin için sabredeyim yâ Resûlallah!” dedi. Efendimiz (sav) “Dayın Hamza için” buyurdu. Hz. Hamne “İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn” dedi. Efendimiz (sav) tekrar: “Ey Hamne! Sabret ve Allah’tan sevabını bekle!” buyurdu. O da: “Kimin için yâ Resûlallah!” diye sordu. Efendimiz (sav): “Kardeşin Abdullah ibn Cahş için” buyurdu. Hz. Hamne yine derin bir tevekkül ile: “İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn” dedi.

Nasıl taşır bunca acıyı yaralı yürekler | İsmet Macit 2

Efendimiz (sav) üçüncü kez: “Ey Hamne! Sabret ve mükâfatını Allah’tan bekle!” buyurdu. O da: “Kim için yâ Resûlallah!” diye sordu. Efendimiz (sav) derin bir hüzün içerisinde: “Eşin Mus’ab ibn Umeyr için” buyurdu. Eşinin ismini duyan Hz. Hamne’nin (r. anha) hâli birden değişti ve: “Vay benim başıma gelenlere!” diyerek ağlamağa başladı. Hz. Hamne’nin (r. anha) bu acıya dayanamayacağını anlayınca Efendimiz (sav) teselli sadedinde şöyle buyurdu: “Hiç şüphesiz kadının yanında beyinin ayrı bir yeri vardır. Kadınlarda kocalarına karşı ayrı bir bağlılık vardır. Hamne dayısının, kardeşinin ölümüne dayanabildi. Fakat kocasının vefatını duyunca metanetini koruyamadı.” buyurdu. Daha sonra Efendimiz (sav) Hz. Hamne ve çocuklarına iyi bir halef vermesi için Allah’a dua etti.

Ve son devrin mazlumlarından kimisi Meriç’te yürüdü Rabbine, kimisinin kalbi kaldıramadı bunca acıyı, kimisi zindanlarda işkencede can verdi. Yakınlarına acı dolu haberleri kim verdi bilinmez, ama bir Hz. Hamne gibi çığlık kopardıkları ve bu çığlığın tüm hassas yüreklerde duyulduğu kesin. Rabbim vefat eden yavruları cennet kuşu, bacılarımızı Hz. Hamne ile haşreylesin. Efendimizin (sav) dediği gibi mazlum ve mağdurun mükâfatını Allah kat kat versin.

Hizmetten | İsmet Macit

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu