Yazarlar

‘Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile…’ | RECEP ATICI

Hizmet Hareketi’ne ait bir öğrenci yurdunda idarecilik yaptığı gerekçesiyle 9 yıl 4 ay hapse mahkûm edilen Ayşe Özdoğan bir müddet cezaevinde tutulduktan sonra 2019 yılında tahliye edilir. Sonrasında ciddi ameliyatlar da dahil olmak üzere tedavisiyle ilgilenir. Yüzünün sol tarafındaki kemikler tamamen alınan ve çenesinin sol tarafında oluşan boşluk bacağından alınan kemikle doldurulur. Şu anda yediği yemekler burnundan geliyor. Konuşmakta ve yürümekte zorlanan Özdoğan sekiz yaşındaki çocuğunun önüne annesinin pişirdiği yemeği bile ısıtıp koyamıyor. Sosyal medyada aylardır infazının ertelenmesini isteyen dördüncü evre kanser hastası Özdoğan’ın talebi kabul edilmeyip hapis cezası onanandı ve tekrar hapse kondu. Burası sözün bittiği yer. Şimdi sormak istiyorum siz hangi dine mensupsunuz? Hangi millettensiniz? Ve bunun neresi insanlık?

Sahi siz hangi dine mensupsunuz? Hristiyansınız diyemem. Çünkü İstanbul’un Konstantin’iye döneminde Hristiyanlı’ğın merkezi olan ve Cumhuriyet devrinde müzeye çevrilen Ayasofya’yı daha yeni camiye çevirdiniz. Yahudisiniz hiç diyemem. Zira Mavi Marmara olayından biliyoruz ki siz bir Yahudi devletiyle yaka paça oldunuz. O zaman geriye Sadece Müslümanlık kaldı. Peki sizin dininiz İslâm mı veya İslâm iseniz ne kadar Müslümansınız? Buyurun onu da sadece Kur’an’dan bir örnekle test edelim:

Malumunuz Hz. Musa zamanındaki Firavun, -M. Akif onun adının Amnofis diyor- çok büyük, tarih çapında bir zalimdi. Zulmünden, tahakkümünden, tasallutundan, tegallübünden ve “Ene Rabbükümü’l-a’lâ” demesinden ötürü eğer kendisine bir Nobel ödülü verilseydi, zannediyorum gene de tatmin olmazdı. Bu ölçüde kendini beğenmiş, akıl hastası, tamamen narsist, aynaya baktığında sadece kendini gören bir insandı ama erkekleri öldürttüğü halde kadınlara hiç cefa etmemişti. Hazreti Musa’nın anasının ellerine kelepçe vurmamıştı. Hz. Musa’nın ablası Meryem validemiz gidip Hz. Musa’yı annesine getirdiği halde Amnofis onu zindana atmamıştı.

Hatırlayın Hz. Musa’nın annesi çocuğunu niçin sakladı ve niye beşiğe koyup nehre bıraktı? Çünkü Firavun o dönemde dünyaya gelecek bir erkek çocuğun ileride saltanatını devireceğini bir kâhinden öğrenmişti. Bunun üzerine; “Firavun kavminden olan meclis üyeleri, “Sihirbazları asıp kesip de Musa’yı ve kavmini, bırakacak mısın ki, yeryüzünde fesat çıkarsınlar, seni ve ilâhlarını terk etsinler” deyince Firavun, “Hayır, bilakis onların erkeklerini öldüreceğiz, kızlarını hayatta bırakacağız” dedi. (A’râf; 127). İsteseydi bu çocukların dünyaya gelmesinde en az erkekler kadar sizde suçlusunuz diyerek kadınları hapishanelerde çürütebilirdi. Çocuk doğurmakla Hz. Musa’nın kavmine yardım ve yataklık yapıyorsunuz diyerek zindanlarda ölüme terk edebilirdi ama yapmadı.

Hangi milletten olduğunuza gelince eğer siz, ‘Selahaddin-i Eyyubilerin, Fatihlerin’ milletindeniz diyorsanız buyurun beraber test edelim. Gerçekten öyle misiniz? Belki siz benden daha iyi bilirsiniz? Zira sabah akşam Osmanlı dizileri izliyorsunuz. Ama olsun ben yine de hatırlatayım. Hani “Arslan Yürekli” lakabıyla bilinen İngiltere Kralı Richard, Fransa Kralı ve Almanya İmparatoru ile ittifak yaparak üçüncü bir Haçlı Seferi ile Selahaddin-i Eyyubî’nin üzerine yürür ve deniz yoluyla Şam’a gelerek Akkâ’yı zapt eder. Bu gaddar ve kibirli hükümdar sefer esnasında o kadar zulüm ve şiddet göstermiştir ki, müttefikleri bile ondan nefret eder ve gerisin geriye ülkelerine dönerler. Filistin’de yalnız kalan Richard yaralanmıştır. Selahaddin ile mecburen barış imzalar. Selahaddin onun yaralarını tedavi ettirir ve öyle gönderir. Kralı Richard, kötülük duygusuyla dopdolu şekilde gelip savaşmış olmasına rağmen ülkesine dönünce, “Selahaddin’den insanlık öğrendim” demekten kendini alamaz.

Merhum Akif, Selahaddin-i Eyyûbî ile Fatih’i bir mısrada zikrederek, “Selahaddin-i Eyyubilerin, Fatihlerin yurdu ” der. Şimdi soruyorum size onun dediği yurt böyle mi olmalıydı? Birbirini yiyen canavarlar gibi insanlarla mı dolmalıydı? Allah aşkına bu canavarlığı gören ve bu tabloyu bütün şenaat ve denaetiyle müşahede eden siz olsanız, ne dersiniz? Bu manzara karşısında Müslümanlık adına bir tercihte bulunmayı düşünür müsünüz? Vicdanlarınızı yoklayın. Bu vebal kime ait?

Hocaefendi’nin çok tekrar ettiği bir mülahazası var:” Ezkaza sizler bir kilise ya da bir havra haziresinde neşet etseydiniz, sonra da bir rasathaneden veya çok uzakları gösteren bir dürbünle âlem-i İslâm dediğimiz şu mezar-ı müteharrik bedbahtların diyarını seyretseydiniz, Müslümanlığı tercih, takdir, tebcil adına içinizde bir duygu uyanır mıydı?!.”[1]

Yukarıda üç soru sormuştum. Onlardan üçüncüsü ‘bunun neresi insanlık’ idi. Bunu da izah ederek sizi yormak istemiyorum. Şayet insan ismine yakışır bir haliniz varsa zaten verilen bu misaller size yeter. Ama insanlıktan nasibiniz yoksa ne diyelim? En iyisi Allah Rasulü’nün yanına gelipte çocuklarını hiç öpmediğini söyleyen adama dediği gibi diyelim: “Allah senin (sizin) kalbinizden merhameti söküp almışsa ben (biz) ne yapabilirim ki?”

[1] Fethullah Gülen, “505. Nağme” Mü’minlerin temsil fakirliği 

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu