Yazarlar

Mekke’nin Fethi Ramazanda Olmuştu | İSMET MACİT

Efendimiz (sav) Mekke fethedildiği gün ‘bugün merhamet günüdür’ buyurmuşlardı…

Efendimiz (sav) fetih için çıktığı Mekke’ye hicretin 8. yılında Ramazan ayının 20. gününde girmişti.

Şehirlerin anası Mekke sekiz yıl evlatlarına hasret kaldıktan sonra destansı bir sevinçle kollarını onlara açmıştı. Sahabe şehrin dört ayrı noktasından “Gözyaşı Vadisi’ne” kurulmuş şehre girerken yine böyle bir Ramazan ayıydı ve bu kutlu ay fetihle gelmişti o sene.

Sahabe efendilerimiz baktıkları her noktada 13 yıllık çilenin, hatıraların izlerini görüyorlardı adeta. Belki kim bilir İslam’ın ilk yıllarında birlikte koşturdukları, hizmet ettikleri ama şimdi aralarında olmayan arkadaşlarını düşünüp birkaç damla gözyaşını da onlar için akıtıyorlardı. Şurası Mekke’nin en yakışıklısı Hz Musab’ın yürüdüğü sokaklar; şurası “yetiş yeğenini öldürüyorlar”  denildiğinde Hz Hamza’nın fırtına olup esip geldiği sokak; şu mahalle işkence yıllarında şehit edilip el ele cennete yürüyen Hz Yasir ve eşi Hz Sümeyye’nin kabri, şu mahalle ise boykotta ağaç kabukları ile tagaddi edilen günlerin yaşandığı yer ve daha niceleri..

Mekke’nin dağına taşına sinmiş iniltileri dinleye dinleye giriyorlardı şehre… Ebu Kubeys’te ilk davette Efendiler Efendisinin (sav) uğradığı hakaretler deliyordu bağırları… Şu cihette başına konan deve işkembesinin ağırlığı yüreklerdeydi hâlâ… Dünyanın alnına tevhid nakşolsun diye çekilen çilelerin hatıraları dizilmişti o gün Mekke’nin gerdanına…

Kimi Mekke kumlarını eline yüzüne sürüyor, kimi yıllar önce terk etmek zorunda kaldığı evinin önünde ağlıyor, kiminin ise akrabaları sarılmaktan kolları yoruluyordu. Ama özlenen özleyen bir yer vardı ki tüm müminler bir anneye koşuyor gibi heyecan içindeydiler… evet Allah’ın evi Kâbe idi orası… Putlarla esir edilmiş bu muazzam yapının prangalarını Allah Resulü (sav) çözecekti. O (sav) devesinin üzerinde bir tevazu abidesi gibi Mescid-i Haram’a girmiş;  “Hak geldi, bâtıl zâil oldu. Muhakkak ki bâtıl yok olup gidicidir”  ayetini okuyarak dedesi Hz İbrahim (as) gibi şirk sistemini temsil eden putları yerle bir etmişti.

Mekke, insanlığa hakiki huzuru getirecek nizamın beşiği idi. Bu nizam tevhid, haşir, adalet ve ibadet üzerine kuruluyordu. Üstünlüğün soy sop, ırk, zenginlik ile değil takva ile ölçüldüğü bir sistemdi bu. Hak, hukuk diyen köle Bilal ile Ebu Cehil’i temel hak ve özgürlükler açısından eşitleyen adalet mayalı bir sistem.

Efendimiz (sav) Mekke’ye savaşmadan, kan dökmeden girmişti. O (sav) zaten gönülleri fethetmiş ve şehirlerin anası Mekke de onları bağrına basmıştı. Alemlere rahmet olarak gönderilen şefkat Peygamberi (sav) intikam almadı, kin gütmedi, kendisine ve arkadaşlarına yapılan zulmü gündeme getirmedi. O (sav) hiçbir kapıyı zorlamadı. Bunlara şahit olan Hint “sözünde durdu” deyince eşi Ebu Süfyan: “O kalplere hükmediyor taş duvarlara değil…” demişti

Evet o gün rahmet günüydü…

Efendimiz (sav) Mekke Fethi’nde şehre dört ayrı koldan girmiş ve her kola bir kumandan tayin etmişti. Üçüncü kol kumandanı, Hz Sa’d bin Ubâde (ra) ordunun Mekke’ye girişini Hz Abbas (ra) ile birlikte seyreden Ebu Süfyan’a:

Ey Ebu Süfyan! Bu gün, en büyük harp günüdür! Bu gün, Kabe’de kan dökmenin helâl kılındığı bir gündür. Allah bugün Kureyş müşriklerini hor ve hakîr kılacaktır!  diyerek bağırmıştı.

Daha sonra Efendimiz (sav) Ebu Süfyan’ın önünden geçerken Ebu Süfyan Hz Sa’d İbni Ubâde’nin söylediklerini haber verdi.

Efendimiz (sav) ise buram buram merhamet kokan şu ifadelerde bulundu: Sa’d, yanlış söylemiş. Bu gün, Allah’ın, ezan sesleriyle Kabe’nin şanını yükselteceği bir gündür! Bu gün, Kabe’nin tevhid örtüsüyle örtüneceği bir gündür! buyurdu.

Ebu Süfyan: Allah aşkına, sen kavmini bağışla! Sen insanların en iyisi, en uslusu, en yumuşak huylusu, en merhametlisi, akrabalık hakkını en çok gözetenisindir! Yâ Rasûlallah! Sen kavmini öldürmeyi mi emrettin? dedi.

Efendimiz’in (sav): Hayır! Ben öyle emretmedim! Bu gün merhamet günüdür!buyurdu.

Dün sahabe bugün sahabeyi kendisine rehber edinen on binlerce insan onlarla aynı kaderi paylaşıyor. Ümidimiz odur ki ülkelerinden tehcir edilen Anadolu evlatları yarınlarda inşallah ülkelerine dönecekler. Dönerken Efendiler Efendisinin (sav) Mekke’ye girdiği şekilde girecekler. Buzdan dağları eriten Rahmet Güneşi’nin (sav) ümmeti kendilerine yakışan şekilde davranacak. Dün Mekke granitlerini paramparça eden merhamet bu asırda kinin, öfkenin duvarlarını yıkacak inşallah. Kur’an ifadesiyle ‘Allah’ın günleri insanlar arasında dönüp durur’. İşte o gün geldiğinde yapacağımız dua:

“Rabbim bize heva ve hislerimize göre değil Kur’an’ın, Efendimiz’in (sav) ve evrensel hukukun normlarına göre hareket etme gücü ve sabrı lütfeyle…”

Amin Amin Amin

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu