Yazarlar

Kur’ân ve Ramazan Ayı | Mithat Tayyar

Allah Resulünün “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek, Ramazan’ı ihya ederse kendisinin geçmiş günahları bağışlanır.”1 müjdesi sebebiyle, asrı saadet döneminden itibaren bütün inananlar bu rahmet ayına ayrı bir önem vermişlerdir. Gündüzleri oruçla geçirilen bu kutlu zaman diliminde geceleri de farklı ibadetler yapmışlardır. Kendisinde Kur’ân indirilmesi sebebiyle ayrı bir değere sahip olan bu ayda Allah Resulü, özellikle Kur’ân okumasını daha da artırmıştır.

Hz. Huzeyfe Ramazan ayında mescide itikâfa girdiği bir dönemde: “Bir gece Peygamberimizle beraber namaz kıldım. Bakara sûresinden okumaya başladı. Kendi kendime, yüz ayet okuyunca rükûa gider dedim. Fakat rükûa gitmeden namazına devam etti. Sonra Nisa sûresine başladı ve onu okudu. Daha sonra Maide’yi okudu. Cennetle ilgili ayetler gelince durdu ve Allah’tan cenneti istedi, cehennemle ilgili ayetler gelince de ondan Allah’a sığındı. Daha iki rekât namaz bitmemişti ki, Hz. Bilal sabah namazı için ezan okudu.”2 demektedir. Buradan anlaşıldığı şekliyle sabaha kadar Kur’ân okumuştur.

Allah Resulü her sene Ramazan ayında, Kur’ân’ın Allah tarafından indirildiği şekilde korunması, ayet ve sûrelerin tertibinin doğru olarak tespit edilmesi için, bir rivayete göre Ramazan ayının her gecesinde Cebrail’le mukabele okumuştu. Vefat edeceği sene ise iki defa okuma, yani arza yapmıştı.3 Bu sebeple Ramazan ayında mukabele okumak müstehap olmuştur.

Allah dostlarından Said ibni Cübeyr, Ramazan ayında akşamla yatsı arasında Kur’ân’ı hatmederdi (yatsı namazını geç kılarak).4

İmam Ebu Hanife ve İmam Şafi gibi mezhep imamı olan iki dev zat Ramazan ayında namaz haricinde Kur’ân’ı 60 defa yani günde iki kere hatmederlerdi.

Muvatta isimli hadis kitabının musannifi ve mezhep imamı olan İmam Malik hazretleri de Ramazan ayında mescitte hadis kıraatini (insanlara hadis dersi vermeyi) bırakarak Kur’ân okumaya yönelirdi.

Kur’ân ve Ramazan Ayı | Mithat Tayyar 2

Kur’ân ayı da denilen Ramazan ayında sevaplar binlerle katlanarak verilmektedir. Bu kutlu zaman diliminde fırsatı ganimet bilerek bol Kur’ân okunmalı ve ondan istifade edilmelidir.

Ülkemizde kangren olan bir hadise var ki o da Ramazan ayında kılınan teravih namazlarının halidir. Teravih namazları maalesef bizde “Hemen bitsin de, gidelim.” şeklinde kılınmaktadır. Çok hızlı kılınan veya kıldırılan bu namazlarda tertil üzere bir kıraat yapılmadığı gibi tadil-i erkâna da riayet edilmemektedir. Tadil-i erkan5 Hanefilere göre vacip olduğu için bir çok namaz da iptal olabilmektedir. Hepsinden acısı da kimin huzurunda olduğumuz unutulmaktadır. Bu da namazın ciddiyet ve sıhhatine dokunacak manzaralar meydana getirmekte, ibadetin ruhuna uymamaktadır.

Asr-ı Saadet döneminde Hz. Ömer bu işin üzerinde ciddiyetle durmuş̧, ordunun içinden iyi Kur’ân okuyan üç kari (Kur’ân okumada ihtisası olan kişi) bularak her rekâtta, hızlı okuyanına 30, orta okuyanına 25 ve yavaş okuyanına da 20 ayet okumasını emretmiştir.

Dipnotlar:

  1. Buhari, Kitabül-İman, 35
  2. Süneni Nesai, Tatbik 74
  3. Buhari, Fezaili’l-Kur’ân bab başlığı ve18.19. hadisler.
  4. Allah Dostları, c.4, s.109
  5. Tadil-i erkan: Namazın kıyam, rükû ve secde gibi rükünlerini yerli yerinde, acele etmeden ve sükûnet içinde yerine getirmeyi ifade eder.

Yorum : Mithat Tayyar

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu