Yazarlar

Kötülüğün içinde doğanlar | Mithat Tayyar

Bazen bir film izlersiniz. Filmde, etrafı haydut, hırsız ve katillerle dolu bir çocuk vardır. Nereye dönse onları görür. Onlar her yerdedir. Bir meclise otursa, iki kişinin: ‘‘Ya kardeşim, geçen gün ne oldu biliyor musun? Halı fabrikasında çalışan gece bekçisi arkadaşımla konuştuk. Daha sonra anlaştığımız gibi, salı akşamı fabrikayı soymaya gittik. O gece tesadüfe bak, iş yeri sahibi fabrikayı denetlemeye gelmesin mi? Az kalsın yakalanıyorduk. Neyse ki ucuz atlattık. O gidince malları alıp kaçtık.’’ gibi bir konuşmaya şahit olur ya da ‘‘Dayı, o işler bizden sorulur. Geçen gün falan yere usulsüz bir akaryakıt istasyonu açacaktık. Belediye izin vermiyordu. Biz de bakana rüşvet verdik. İşi tepeden hallettik.’’ türünden konuşmalarıyla büyür. Peki bu çocuk büyünce nasıl biri olacaktır? Tahmin etmek zor değil, tabi ki işini çok kolay halleden, kabadayı, eli silahlı biri olur. Peki gerçek hayatta kötülüğün içinde doğanlar ne olacak. Bu bir kader mi?

Allah, bu dünyada adalet, hikmet ve rahmetiyle muamelede bulunur. İnsanları farklı cinsiyette, farklı özellikte, farklı zaman ve mekânda yaratmakla birlikte onlara kendi şartlarına uygun seçenek sunar ve ona göre hesaba çeker. Ve yine her şahsa akıl ve vicdan verilmiştir. Herkes aklıyla iyiliği ve kötülüğü bilir. Herkes yalan söylese de vicdan yalan söylemez. Hırsızlığın kötü olduğunu herkes bilir. Hatta çete reislerinin, elemanlarına karşı söylediği klişe bir sözü vardır: ‘‘Ey hırsız kardeşlerim! Şunu iyi bilin. Hayatta en sevmediğim şey; benden bir şeyin çalınmasıdır. Herkesi affederim, ama benden çalanı asla.’’ İşte bu ortamda yaratılanların da seçme ve tercih fırsatları vardır. Firavunun sarayında bile olsa, vicdanının güzelliklerini takip eden Musalar ve Asiyeler her zaman olmuştur ve olacaktır. Allah Resulü, kötülük ortamında olanların, bulundukları ortamdan sıyrılmaları gerektiğini ısrarla vurgular. Çünkü kötülük ikliminde bulunanlar, vicdanlarıyla doğruyu bulsalar bile bir süre sonra bu ortamın olumsuzluklarından etkilenirler ve yeniden kötülüğe dönmeleri kuvvetle muhtemeldir. Peygamber Efendimiz, kötü ortamlardan uzak kalmayla ilgili arkadaşlarına şöyle bir olay anlatır:

“Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir râhib tarif edildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânının olup olmadığını sordu. Râhib: ’Hayır yoktur!’ dedi. Herif onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı.”

“Adamcağız, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine âlim bir kişi tarif edildi. Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânı olup olmadığını sordu. Âlim: ’Evet, vardır, seninle tövben arasına kim perde olabilir?’ dedi. Ve ilâve etti: ’Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zîra orada Allah’a ibadet eden kimseler var. Sen de onlarla Allah’a ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer.'”

“Adam yola çıktı. Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilâfa düştüler. Rahmet melekleri: ’Bu adam tövbekâr olarak geldi. Kalben Allah’a yönelmişti.’ dediler. Azab  melekleri de: ’Bu adam hiçbir hayır işlemedi.’ dediler.”

 

Kötülüğün içinde doğanlar | Mithat Tayyar 2

Onlar böyle tartışırken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar. Hakem onlara: ’Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin.’ dedi. Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri aldılar.”1

Üstad hazretlerinin güzel bir sözü var: ‘‘Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.’’ diye. İnsan, hep iyiyi ve güzeli tercih etmeli. İyi olana fokuslanmalı. İyi insanlarla birlikte olmalı. İyilik atmosferinden uzak kalmamalı. Aksi takdirde insan her an günah deryalarına dalabilir. İsyan denizlerine yelken açabilir…

1 Buharî, Enbiya 50; Müslim, Tövbe 46, (2766); İbnu Mâce, Diyât 2, (2621)

Hizmetten | Mithat Tayyar

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu