Yazarlar

Korona’yı anlamak

Bela ve musibetler bilimsel esbap perdesi altında bir hikmete binaen takdir edilmiş ve zuhuruna müsade edilmiş imtihanlardır. Kader planında var olan bir şeyin vakti geldiğinde kaza ile vücud bulduğu görülecektir. (Allah’ın dilemesi…)

Bazı insanlar zannediyorlar ki, Allah insanların kaderini yazmış, insanlar da yaşamak mecburiyetinde. (Cebriyeci anlayış: insanlar rüzgarda uçuşan yaprak gibidirler. Rüzgar nereye savurursa onlarda oraya giderler.) Aslında kaderin mahiyeti tam olarak öyle değil. Üstad Bediüzzaman Said Nursi eserlerinde kader kavramını şöyle ifade ediyor: Kader bir nevi ilimdir Cenabı hakkın ilmi, ezeli ve ebedi olduğu için insanların ne yapacağını önceden biliyordur. Bildiği için de onları kaydetmiş. Yani kader esasında insanların fiillerine göre şekillenmiş. Musibetlere de bir yönüyle biz kendimiz sebep oluyoruz.’’

Tabiatta cereyan eden her hadisenin bilimsel bir sebebi vardır ama tüm sebeplerin de bir sebebi var. O da müsebbibul esbap olan, yani sebeplerin sebebi olan, Kadir-i Mutlak, Allah’tır. O murad etmedikçe, ne bir yaprak düşebilir, ne rüzgar esebilir, ne de bir salgın hastalık zuhur edebilir. Demek ki, bugün dünyayı kasıp kavuran KOVİD 19, bilimsel esbap perdesi ardında bir hikmete binaen takdir edilmiş ve zuhuruna müsaade edilmiştir. Meseleye kader açısından bakıldığında da, bu salgının zaten İlm-i İlahi’de ezelden beri var olduğu ve zamanı geldiğinde de kaza ile vücut bulduğu görülecektir.

Veba gibi hastalıklar İslam literatüründe  imtihan ve sınavdırlar

Bela ve musibet hayır da getirebilir şer de. Buradaki makasıdı ilahiyi biz bilemeyiz belki bu musibetler vesilesiyle Cenabı Hak bazı maslahatların gerçekleşmesini ve bazı mefasid diyeceğimiz kötülüklerin de ‘def’ edilmesini murad etmiş olabilir.

Efendimiz (sav): “Her hastalığın mutlaka bir devası, şifası vardır. “   “Allah derdi yarattığı gibi devayı da yaratmıştır.” buyurur.

Korona’yı anlamak 2

Müslümana burada düşen vazife bu şifaya vesile olacak ilacın bulunması için gayret göstermek, araştırmalar yapmak ve müslümanları ve müslüman olmayan toplulukları duaya davet ederek bu hastalığın acısını hafifletmeye çağırmak olmalıdır.

Hz. Ömer (ra) zamanında sahabelerle birlikte Şama yolculuk edilir. Yolda konaklarken, Şam tarafından bunlara doğru bir atlı gelir ve der ki : Ya Ömer Şam’a gitmeyin orada bir veba salgını var. Bulaşıyor ve insanlar ölüyor. Hz. Ömer (ra) istişare ediyor sahabenin çoğunluğu Medine’ye dönüp tedbir alalım deyince aralarındaki Ebu Ubeyde derki Ya Ömer Allahın kaderinden mi kaçıyorsun sen deyince Hz. Ömer(ra): Sen bu kader meselesini çok iyi anlamamışsın ya Ubeyde. Evet ben Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyorum’’ diye cevap verir.

Kader konusu anlaşılmayınca insanlar; “Ben camiye de giderim, insanların toplu bulunduğu mekanlara da giderim. Bulaşmayacaksa bulaşmaz” diyerek büyük bir vebale girerler ve kendilerini sorumluluktan kurtaramazlar.

İnsan Cenabı Hakkı imtihan edemez

Hz. İsa (as) ile ilgili çok meşhur bir rivayet var: Bir gün yüksek bir dağın veya tepenin üzerinde bulunurken yanında şeytan beliriyor ve diyor ki: Ya İsa her şey kader ise Allah’ın dilediği oluyor ise sen kendini şuradan aşağı at bakalım ölecek misin ölmeyecek misin. Hz. İsa der ki: Allah kullarını test eder imtihan eder ama biz Allah’ı deneyemeyiz.

Salgın hastalıklara baktığımızda Efendimiz (sav) zamanında gerekli tedbirler alınmış.

Abdurrahman bin Avf(ra)’ın rivayet ettiği hadisi şerifte

Efendimiz (sav): Eğer bir beldede salgın hastalık zuhur etmişse o beldeye gitmeyin, şayet hastalık sizin bulunduğunuz beldede zuhur ettiyse ordan çıkmayın, terketmeyin. Yani efendimiz bir karantina uygulamış.

Efendimiz (sav) buyuruyor ki;

Sizden biri uykudan kalkınca su kabına ellerini daldırmadan önce mutlaka ellerini iyice yıkasın. Çünkü o ellerinin nerede geceleyeceğini bilemez.

İslam bütün insanlık için gelmiş olan bir dindir. Kuran-ı Kerim’de şöyle buyuruluyor;

وما ارسلناك الا كافة للناس  “ Muhakkak ki biz seni bütün insanlığa gönderdik.” (Sebe’ 28)

İslam gönderiliş maksadına göre insanları kan dökmeye sebebiyet verecek her şeyden kaçınmaya çağırır. Ayrıca İslam insanların birbirlerine kötü nazarla bakmalarını ve birbirlerine kötü sözler söyleyecek durumlara düşmelerini tamamen meneder.

İslam hukuku toplumlara gelebilecek zararların giderilmesini esas alır.

Kaynak : Tr724 | İBRAHİM AKTAŞ

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu