Kürsü

Namazı Oluşturan Unsurlar ve Hikmetleri

Bir bütün ne kadar kıymetli ise, o bütünü meydana getiren parçalar da o nispette kıymet arz eder. Bir topluluk ya da bir millet düşünün ki ferden ferda kafaları, kalbleri, hisleri olması gereken seviyede ileridir; işte böyle bir topluluk, gelişmiş ve ileri bir topluluktur. Demek bütünün mükemmeliyeti, o bütünü oluşturan parçaların mükemmeliyetine bağlıdır. Namaz da öyle mükemmel bir bütündür ki, onun için bir hazırlık mahiyeti taşıyan temizlenme safhasından selam verip ayrılacağımız âna kadar eda edip yerine getireceğimiz fiillerin her biri başlı başına kendi yerinde ve kendi sahasında paha biçilemez bir değere sahiptir. Dolayısıyla mü’min, namaz için yapacağı şeyleri bilerek yapmalı, namaz dışındaki şeylere gözünü, kulağını tıkamalı, namaz dışında hiçbir şeyin hayalini bulandırmasına izin vermemelidir. Öyle ki tamamen onda fani olup her hâliyle namaz kesilmelidir. Yine onun, yatışında, kalkışında, “Sübhânallah” deyişinde Allah’ın tecelli ettiği görülmelidir. Zaten namazda haşyet ve saygı dediğimiz şey de budur. Ve bu hâl insanı her türlü gafletten, anlayışsızlıktan ve levsiyattan uzaklaştırır; namazın hakiki mânâda namaz olmasını netice verir.

Evet, namazı oluşturan her bir unsurun ayrı ayrı hikmetleri vardır. Namaza başlamak için söylenen tekbirden namazdan çıkmak  için verilen selama kadar yapılan her hareket namazın bir yanını teşkil eder ve her birinin kendine has mânâları vardır. Dolayısıyla bunların hepsinin hassasiyetle yerine getirilmesi gerekir. Bir jimnastik salonu düşünelim; orada hareket yaptıran şahıs, salondaki insanlara, “Elini, kolunu, bacağını şöyle tutacaksın; böyle hareket ettireceksin.” şeklinde komutlar verir ve yapılan hareketlerin jimnastik tekniğine uygun şekilde yapılmasını sağlar. Çünkü hususiyle bir kısım arızalara sebep olması muhtemel hareketlerde, işin tekniğine behemehâl riayet etmede zaruret vardır.

Namazı tamamen jimnastiğe kıyas etmek ve bazı hareketlerden ibaret görmek yanlıştır. Fakat namazı eda ederken de yerine getirilmesi gereken bazı şartlar ve fiiller vardır ki, onlara kemal-i hassasiyetle riayet etmek şarttır. Âlimlerimiz, namazın olmazsa olmazı olan unsurları, “namazın şartları” ve “namazın rükünleri” şeklinde ikiye ayırmışlardır. Namazın rükünleri, namaz ibadetini oluşturan temel yapı taşlarıdır; namazda mutlaka yapılması gereken fiillerden her birine namazın rüknü diyoruz. Namazın şartlarına gelince, onlar, namazı oluşturan hareket ve fiiller değilse de, namazın namaz olmasının şartı olan bazı durumlardan ibarettir. Biz, imkân ölçüsünde bunlara değinmek istiyoruz.

Kâmet

Abdest, ezan ve eda ettiği sünnetlerle üçüncü adımını atan insan, nâmesi sûzişin bir müezzinin kalkıp kemal-i samimiyetle Allah’a teveccüh ederek getirdiği kâmetle son hazırlığını yapar ve onunla son bir kere daha coşar. Burada bir hususu istidradi olarak arz etmek gerekirse, kâmet getirme esnasındaki ses ve sadâ, bizdeki ürperme buudunu biraz daha derinleştirmek için bir esas teşkil ediyorsa makbuldür; yoksa musikinin akışına kişinin kendisini kaptırıp gitmesi matlup ve makbul değildir. Bir ilâhi ya da mevlid okurken de alınacak ölçü budur. Önemli olan sesin gırtlaktan aşağı inmesi, sesle birlikte insanın içinin ve vicdanının inlemesidir. İşte bu esaslar çerçevesinde müezzin tarafından getirilecek kâmet, sizin imdadınıza koşacak ve farza durma ânında bir kere daha sizi coşturacaktır.

Evet, müezzin kâmetle birlikte yeniden bir kere daha ezanı tekrar eder ve ilave olarak,قَدْ قَامَتِ الصَّلَاةُ  “Dikkat edin, namaz başlıyor!” uyarısını yapar ve farza başlanır. Farz ise kulun, Cenâb-ı Hakk’ın tecellileri ile bütünleşeceği bir an ve bir keyfiyettir.

Kaynak: Miraç Enginlikli İbadet: Namaz / M.Fethullah Gülen

Namazı Oluşturan Unsurlar ve Hikmetleri 2
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu