Yazarlar

İşsizlik ve borç için rızık duaları

Yaşadığımız zorlu sürecin mağduru olanların kimi haksız bir şekilde mesleklerinden ve işlerinden atıldı, kimi işine devam etse de ciddi sıkıntılar yaşıyor, kimi farklı ülkelerde geçinebilmek için belki de hiç yapmadığı işlere giriyor. Özellikle son aylarda yaşanan dövizdeki artış geçim sıkıntısını dayanılmaz hale getirdi. Zaten yetersiz ve düzensiz gelirleriyle kıt kanaat geçinen mağdur ailelerin sıkıntıları bir kat daha arttı. Ayrıca hemen her dönemde geçim sıkıntısına mahkûm edilen dar gelirli kimseler çok ciddi problemlerle karşı karşıya kaldılar.

Ekonomik sıkıntılar ve kişilerin harcamalarındaki artış, sadece dar gelirlileri değil, varlıklı kimseleri ve işletme sahiplerini de ciddi olarak etkiliyor. O kadar ki, ailedeki geçim sıkıntısından ve borçlarından dolayı intihar edenler bile var. Aslında şu bir gerçektir ki, hayatının tümünde veya belirli bir bölümünde geçim sıkıntısı çekmeyen hemen hemen hiç kimse yoktur. Kronik geçim sıkıntısından, işsizlikten, ekonomik problemlerden ve ağır borçlardan kurtulmak için iki husus çok önemlidir:

  1. Fiilî dua dediğimiz sebeplere sarılıp elimizden geleni en güzel bir şekilde yapmak.
  2. Olağanüstü bir şekilde israftan kaçınmak ve tepeden tırnağa tüm harcamalarda kısıntıya giderek iktisatlı yaşamayı hayatımızın vazgeçilmez düsturu haline getirmek.

Sebeplere başvurmak ve tasarruflu yaşamakla birlikte başvuracağımız önemli bir çözüm de, “dua etmek”tir. Çünkü dua, kulluğun büyük bir sırrıdır. Rabbimiz, Kur’an’da meâlen, “De ki: Duanız olmazsa Rabbim katında ne ehemmiyetiniz var?” buyuruyor. Demek ki, Onun bize önem verebilmesi için en evvel dua etmemiz gerekiyor. Ayrıca, “Dua edin, cevap vereyim” diyen Rabbimiz, bir anlamda bize bir garanti veriyor.

Madem her şeyin dizgini elinde olan, en olmazı olduran Rabbimiz, katında önem kriterini “dua” olarak bildirmiş, ayrıca “İsteyin, vereyim” demiş; öyleyse şayet arzularımıza kavuşamıyorsak, hakkıyla dua etmiyoruz demektir.

Eğer geçim sıkıntısından acı çekiyorsak, tam bir ihlâsla, içimiz yanarak, can u gönülden, Rabbimizin huzurunda boyun bükerek, Onun bizim her hâlimizi görüp işittiğini bilerek, sanki Onunla konuşuyormuş gibi dua etmeliyiz.

Geçim sıkıntısından yüreği yanan, adeta kalıcı bir acı ve ıztıraba giriftar olan bir insan, Allah’ın huzurunda ağlayarak dua etmelidir. Hz. Nuh (a.s.) gibi, “Allah’ım, ben mağlûp oldum, bana yardım et” demeliyiz. “Ben bittim tükendim, ben takat getiremedim” diye yalvarmalıyız. Eyyûb (a.s.) gibi, “Ey Rabbim, zarar bana dokundu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin” diye yakarmalıyız.

Büyük Cevşen’de yer alan Veysel Karanî’nin duasını okuyalım. Nasıl yürekten ve candan dua ediyor! Yine Abdülkadir Geylanî’nin duasını okuyalım. Nasıl da istemesini biliyor! Rabbimizin, güzel isimleriyle süslenmiş o güzel duaları reddetmesi mümkün mü?

Evet, Rabbimiz “İsteyin vereyim” diyor, ama istemesini bilmek, adam gibi sürekli istemek gerekir. Cevşen’in ve Büyük Cevşen’in orijinaliyle birlikte meâlini de okuyalım. Başta Peygamberimiz (a.s.m.) ve diğer İslâm büyükleri nasıl da içten ve yürekten dua ediyorlar. Onlar bizim en büyük örneklerimiz değil midir?

Bediüzzaman Hazretlerinin duaya dair yazdığı 24. Mektub’un Birinci Zeyli ve 23. Mektup’taki “Mü’minin mü’mine duası nasıl olmalıdır?” sorusuna verdiği cevabı okuyalım, inceden inceye müzakere edelim ve ne olur tüm dualarımızda uygulayalım.

Dua namazla desteklenmeli

Seher vakti her şeyin sahibi olan Rabbimizin rahmet kapısını teheccüd ve hacet namazlarıyla çalalım. Mübarek vakitlerde ve bilhassa Cuma gününde, mübarek mekânlarda ve bilhassa mescitlerde Ona elimizi açalım.

Ancak Allah’tan isterken, çelişkiye düşmeyelim. Bazı geçim sıkıntısı çekenler, çevresinden dua istiyor, kendisi de dua ediyor, ancak ibadetlerinde ihmal, terk veya üstünkörülük var.

Oysa Allah’ın dediğini yapmayan, isteklerini yapması için Allah’a nasıl dua eder? Önce biz Onun dediğini yerine getirelim, kusurumuz için af dileyelim; sonra Ondan isteyelim.

Bu hususa dikkat çeken Rabbimiz, nasıl dua etmemiz gerektiğini şöyle belirtir:

“Öyleyse siz Ben’i zikredin ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin. Ey iman edenler! Sabır göstererek ve namazı vesile kılarak Allah’tan yardım dileyin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Suresi: 152-153)

Demek ki dualarımızı namazla birleştirmek gerekiyor. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Ey Allah’ın Resulü hangi dua daha çabuk kabul edilir?” sorusuna, “Gecenin son üçte birinde ve farz namazlardan sonra yapılan dualar” cevabını vermiştir.

Vakıa Suresi her gece okunmalı

Geçim sıkıntısı çeken bir kimse, öncelikle Vakıa Suresini her akşam okumalıdır. Çünkü Abdullah bin Mesud’un (r.a.) rivayet ettiğine göre, Peygamber Efendimiz (a.s.m.), “Kim her gece Vakıa Suresini okursa ona fakirlik gelmez” buyurmuştur.

Nitekim Abdullah bin Mesud’u, ölüm hastalığında ziyaret eden Hz. Osman (r.a.), “Sana bir bağışta bulunulmasını emredeyim mi?” deyince, İbni Mesud buna ihtiyacı olmadığını söylemiş, Hz. Osman, “Senden sonra kızlarına kalır” diye ısrar edince Abdullah bin Mesud ona şu cevabı vermiştir:

“Sen kızlarımdan korkma. Ben onlara Vakıa Sûresi’ni okumalarını emrettim. Ben, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) şöyle dediğini işitmiştim: ‘Her kim her gece Vâkıa Sûresi’ni okursa, ona fakirlik dokunmaz.’”

Halkımız arasında bu sure için, “Vakıa Suresi, zenginlik suresidir. Ben denedim gördüm, size de tavsiye ederim” diyen kimseler çoktur. Bu sureyi her akşam okuyan kardeşlerimiz, kerametvâri tesirlerini görmüşlerdir.

Çok tesirli bir borç duası

Bir gün Peygamberimiz (a.s.m.) Ebû Ümame (r.a.) isimli sahabenin mescitte mahzun hâlini görür ve sebebini sorar. O da çok fazla borcu olduğunu ve alacaklı kimselerin anlayışlı davranmadıklarını söyler. Peygamberimiz, sabah namazından sonra şu duayı üç defa okumasını tavsiye eder:

“Allahümme innî eûzübike mine-l hemmi ve-l hazen ve eûzübike mine-l aczi ve-l kesel ve eûzübike mine-l cübni ve-l buhli ve eûzübike min ğalebeti-d deyni ve kahri-r ricâl.”

Çok kapsamlı ve derin anlamlar taşıyan bu güzel duanın meali şöyledir:

“Allah’ım! Tasadan ve üzüntüden Sana sığınırım. Güçsüzlükten ve tembellikten Sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım. Borcun altında ezilmekten ve alacaklı adamların üzerime gelmesinden Sana sığınırım.”

Görüldüğü gibi bu duada, sekiz olumsuzluktan Rabbimize sığınılmaktadır. Bunlar tasa, üzüntü, güçsüzlük, tembellik, korkaklık, cimrilik, borcun altında ezilmek ve alacaklıların sıkıntı vermesi. İnsanı geçim sıkıntısına atan ve başarısını engelleyen maddî ve manevî bu sekiz olumsuzluktan kurtulursak geçimde rahatlık ve bereket bulabiliriz. Biz Rabbimize böyle sığınırsak, O hiç bizi yâd ve yaban ellere bırakmaz inşallah.

Yine Hz. Ebu Bekir ve Hz. Aişe (r.a.), borç için Peygamberimizin şu duayı öğrettiğini rivayet ediyorlar:

“Allahümme Fârice-l hemmi, Kâşife-l ğammi, Mücîbe dâveti-l muztarrîn! Rahmaneddünya vel-âhireti ve Rahîmehümâ. Terhamünî, fe’rhamnî rahmeten tuğninî bihâ an rahmeti men sivâk.”

Bu muhteşem duanın anlamı da şu şekilde: “Allah’ım! Sen tasayı sevince çevirir, gam ve kederi giderirsin. Sen çaresizlerin duasına cevap verirsin. Dünyanın ve âhiretin Rahmanı ve Rahîmisin. Sen bana şefkat ve merhamet edersin. Bana öyle bir merhamet et ki, Senden başka hiç kimsenin merhametine muhtaç olmayayım.”

O güzeller güzeline böyle el açan bir kimse, boş dönmez. Nitekim Hz. Ebu Bekir (r.a.) ve Hz. Aişe Validemiz (r.a.) bu duayı okuduktan sonra Cenab-ı Hakkın yardımıyla borçlarını ödediklerini belirtiyorlar.

Helal rızık duası

İmam-ı Azam Hazretlerinin, helal rızık için şu duayı okuduğu belirtilmiştir:

“Allahümme Ya Ğaniyyü Ya Hamîd, Ya Mübdiü Ya Muîd, Ya Rahîmü Ya Vedûd! Ekfinî bihelâlike an haramik. Ve ağninî bi fazlike an men sivâk.”

Yani: “Allah’ım! Sen sonsuz zenginlik sahibi, övülmeye en lâyık, her şeyi baştan yaratan ve kıyametten sonra tekrar iade eden, nihayetsiz merhamet sahibi ve kullarını çok sevip sevilmeye en çok lâyık olansın! Beni haram rızıkla değil helâlle yetindir. Başkasıyla değil, ancak Senin fazlınla zenginleştir.”

Evet, bu duaları ve daha başka bulduğumuz duaları ihlâsla ve ısrarla okumaya devam edelim. Her gün gücümüz ne kadarına yetiyorsa mutlaka o miktarı okumadan uyumayalım. Ailemizin fertlerini ve bilhassa çocuklarımızı teşvik edelim. Çünkü çocuklar masum olduğu için duaları kabul olur. Israrla ve ihlâsla istersek Allah mutlaka verir diye ümit beslemek gerekir. Çükü gerçek Rezzak Odur, her şey Onun elindedir.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı