Yazarlar

İçki satmak, içki satılan yer ve işte çalışmak (1) | RASİM HANER

İçki satmak, içki satılan iş ve mekanlarda çalışmak caiz midir?

Müslüman olmayan ülkelerde farklı nüfus oranlarında yaşayan Müslümanların en çok sordukları sorulardan biri budur. İçki satılan lokanta ve otel gibi yerleri bizzat işletme ya da buralarda çalışma ile yemek dağıtımı, paket servisi veya kargo hizmetleri yaparken içki taşıma gibi durumlar bu sorunun kapsamına girmektedir. Bu işlerde ya doğrudan içki satışı vardır ya da içki satışına yardım söz konusudur.

Öncelikle bir Müslümanın içkiyle alakalı bilmesi gereken hükümler nelerdir, ona bakalım.  Ondan sonra da soruyu ele alalım.

          İçkinin hükmü

İslâm dini, içki içmeyi haram kılmıştır. Bu hüküm Kur’an, sünnet ve icma ile sabittir. Kur’ân, hükmün gerekçesi olarak, içkinin insana zararlı necis (pis) bir şey olmasını zikreder. Usul-i fıkıh terminolojisi itibariyle hükmün illeti ise, içkinin sarhoş ediciliğidir.

Kademeli olarak haram kılınan içki[1] en son şu ayetle kesin olarak yasaklanmıştır: يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْأَنْصَابُ وَالْأَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ “Ey iman edenler! Şarap, kumar, putlara kurban kesilen sunaklar, fal okları, şeytana ait murdar işlerden başka bir şey değildir. Bunlardan geri durun ki felâh bulasınız” (Maide sûresi, 5/90). Bu ayet inince Allah Resulü şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ şarabı haram kılmıştır. Kim elinde ondan bir şey olduğu halde bu âyet kendisine ulaşırsa onu ne içsin ne de satsın” (Müslim, Müsâkât, 67).

Ayet ve hadislerdeki ‘hamr’ kelimesi, Türkçeye içki ya da şarap olarak tercüme edilir ve sarhoş edici özelliği bulunan bütün içkileri kapsar. Neyin hamr olup olmadığı meselesi ulema arasında tartışılmış ise de bu tartışma meselenin itikat ve ceza yönüyle alakalı olup içkilerin haramlığına tesir etmez. İster üzüm ve hurmadan isterse de arpa, bal veya başka bir şeyden yapılmış olsun, sarhoş etme özelliğine sahip her içkinin haram olduğu konusunda alimler arasında ittifak vardır. Bu husus bizzat hadis-i şerifte veciz bir şekilde şöyle beyan edilmiştir. كُلُّ مُسْكِرٍ خَمْرٌ وَكُلُّ خَمْرٍ حَرَامٌ “Her sarhoş edici şey hamrdır. Her hamr, haramdır” (Müslim, Eşribe 75).

İçkinin içilen miktarı, onun haram olup olmaması açısından bir önem arz etmez. Az da olsa çok da olsa içki haramdır. Yani onun bir şişesiyle bir damlası arasında fark yoktur. Bu husus da yine bir hadiste prensip olarak şöyle beyan edilmiştir: مَا أَسْكَرَ كَثِيرُهُ فَقَلِيلُهُ حَرَامٌ  “Çoğu haram olanın azı da haramdır.”

          İçki satışının hükmü

Prensip olarak yenilip içilmesi haram kılınan şeyin satışı da haramdır. İçkinin içilmesi haram olduğu için satılması da haram kılınmıştır. Bu hüküm ayetlerde dolaylı olarak, hadislerde ise açıkça beyan edilmiş ve bu konuda ulema arasında icma hasıl olmuştur.

Kur’an’da içkiyi haram kılan yukarıdaki âyet, zaten onun satılmasını da haram kılmış olmaktadır. Onun dışında “Günahta yardımlaşmayın.” (Mâide sûresi, 5/2) âyeti de bu hükmü desteklemektedir. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ise şöyle buyurmuştur: إنَّ الله ورسولَه حَرَّمَ بيعَ الخَمْرِ والْمَيْتَةِ والخِنْزيرِ والأصنامِ “Allah ve Resulü, içki, leş, domuz ve putların satışını haram kılmıştır.” (Buhari, Büyû’, 112). Başka bir hadiste Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bir prensip ortaya koyarak şöyle buyurmuştur: “Allah Teala bir topluma bir şeyin yenilmesini haram kılmışsa, ondan elde edilecek kazancı da haram kılmıştır” (Ebu Davûd, Büyû’, 66). Kur’an ve sünnetteki bu tür beyanlara dayanarak sahabe ve daha sonraki ulema, içkinin müslümanlar için faydalanılacak bir mal (mütekavvim) olmadığı, dolayısıyla da iktisadî bir değer ifade etmediği, bu yüzden zayi edildiğinde telafi etmek gerekmediği, içki üzerine alış ya da satış akdi yapılamayacağı, yapıldığında ise bunun geçersiz olacağı konularında ittifak etmişlerdir.[2]

Sadece içki satmak değil, onun üretimi ve satışıyla alakalı her türlü emek de aynı kapsamda değerlendirilerek yasaklanmıştır. Bu konu hadis-i şerifte şu şekilde beyan edilmiştir. لُعِنَتِ الْخَمْرُ عَلَى عَشَرَةِ أَوْجُهٍ بِعَيْنِهَا وَعَاصِرِهَا وَمُعْتَصِرِهَا وَبَائِعِهَا وَمُبْتَاعِهَا وَحَامِلِهَا وَالْمَحْمُولَةِ إِلَيْهِ وَآكِلِ ثَمَنِهَا وَشَارِبِهَا وَسَاقِيهَا “İçki konusunda on şeye lanet edilmiştir: Bizzat içkinin kendisine, içki yapmak için üzüm sıkana, üzüm sıktırana, içki satana, satın alana, taşıyana, taşıtana, parasını yiyene, içene ve içirene” (İbn Mâce, Eşribe 6). Âyet ve hadislerde bir şeye lanet edilmişse, bu o şeyin haram kılındığı manasına gelir.

          İçki satışının ülkelere göre hükmü

Fıkıh kaynaklarında içki satışının hükmü ele alınırken darulislam ve darulharp ayırımı üzerinden bir değerlendirme yapılır. Bu ayırım bir ülkenin idare ve hukukunun İslamî olup olmamasına bağlı olarak yapılmıştır. Buna göre, müslüman idareciler tarafından İslam hukukuna göre idare edilen ülke darulislamdır. Böyle olmayan yerler darulharptir.[3] Fakat realiteler göz önünde bulundurulduğunda, günümüzde bu ayırımın hüküm vermede belirleyici bir rol oynayacak kadar açık olmadığı görülür. Çünkü bugün devletlerin idare ve hukuk sistemlerinin İslamî olup olmaması açısından tam olarak ayrışmadığı bir gerçektir. Yani bir devletin idare ve hukukunun ne kadar dine uygun olup olmadığını tam tespit etmek zordur. İdarecileri müslüman olan bir ülkede, bizzat devlet eliyle İslamî prensiplere aykırı fiiller ya da zulümler işlenebildiği gibi, idarecileri müslüman olmayan ülkelerde İslam hukukunun en azından bir kısmının uygulandığı da görülebilmektedir.

Bu durumda idare ve hukuk açısından ayırım yerine müslümanların az ya da çok olduğu ülkeler, beldeler, şehirler şeklinde bir ayırım konumuz açısından daha isabetli olur. Bu aynı zamanda işin teorisinden ziyade pratiğine bakmanın bir ifadesidir. Nitekim bazı alimler, müslüman ülkelerde yaşayan gayrimüslimlerin nasıl içki alıp satabileceklerini müzakere ederken, şehir ve köy ayırımı yapmış, o dönemde şehirlerde müslümanlar daha çok olduğu için açıktan içki satışı yapılamayacağını, köylerde ise gayrimüslimler daha çok olduğu için oralarda bu işin açıktan yapılabileceğini ifade etmişlerdir.[4]

Nüfusun tamamı ya da çoğunluğu müslüman olan ülkelerde içki satışı haramdır. Bu konuda alimler arasında ittifak vardır. Çünkü içki bizzat haram kılınmış olup, kendisinden yararlanılacak bir mal değildir. Bunun tek istisnası, müslüman bir ülkede yaşayan ve dinî kaynaklarda zimmî olarak isimlendirilen gayrimüslimlerin kendi aralarında ve belli şartlarda yaptıkları içki satışlarıdır. Gayrimüslimler içki ve domuz etini caiz ve kıymetli gördüklerinden, onların kendi aralarında bu iki şey üzerine yapacakları alışverişlere cevaz verilmiştir. Ancak bu muameleleri müslüman toplumu olumsuz etkileyecek şekilde açıktan yapmamaları şartı koşulmuştur. Müslümanların azınlıkta olduğu memleketlerde ise müslümanların kendi aralarında içki satışının caiz olmadığı konusunda yine ulema arasında ittifak vardır. Çünkü müslümanların birbirlerine içki satış yasağı, ülke ayırımına bağlı olmayıp her yerde geçerlidir.

Müslümanların azınlıkta olduğu bir yerde bir müslümanın gayrimüslim birine içki satması ise tartışılan bir konudur. Ulemanın çoğunluğu bunu caiz görmemiştir. Çünkü içki satışını yasaklayan hadislerin ifadesi mutlaktır, belirli şartlarla ve ülkelerle kayıtlı değildir. Ayrıca eğer gayri müslimlere içki satışı caiz olsaydı, Medine’de içki haram kılındığında, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) içkileri döktürmez, başka yerlerdeki müşriklere sattırırdı. Dolayısıyla yurt içi yurt dışı, müslüman olan ya da olmayan memleket ayırımı yapılmaksızın içki satışı haram görülmüştür. Öyleyse hadislerin genel ifadelerine bağlı kalarak bir müslüman hiçbir yerde içki satmamalıdır.

Ancak bu konuda İmam Azam ile talebesi İmam Muhammed farklı düşünmüş ve gayrimüslimlerin çoğunlukta olduğu yerlerde (klasik ifadesiyle darülharpte) bir müslümanın gayrimüslime içki satışının geçerli olduğunu söylemiştir. Çünkü içki Müslümanlar için haram ve değersiz olsa da gayrimüslimler nazarında caizdir ve faydalanılacak bir maldır. Bu durumda müslümanla gayrimüslim arasında yapılan içki satışı, tam bir akit olmasa da fasit akit olur. Fasit akit ise gayrimüslimlerin çoğunlukta olduğu bir memlekette geçerlidir.[5] Ancak bu geçerlilik, dünyevi hüküm noktasında olup darülharp ahkamıyla kayıtlıdır.

İmam Azam ile İmam Muhammed’in içtihatlarını dayandırdığı bazı deliller vardır. Bunlardan biri, Peygamber Efendimiz’in, Rükane isimli, o gün henüz müşrik olan birinin güreş teklifini, yenenin yenilenden alacağı bir bedel karşılığında kabul etmesidir. Üç defa yapılan güreşin her defasında Efendimiz yenmiş ve konulan bedeli (sonradan geri verse de) Rükane’den almıştır.[6] Zahiren kumara benzeyen bu uygulamayı, Efendimiz, müşrik biriyle yapmış ve konulan bedeli almakta mahzur görmemiştir. İkinci örnek, Efendimiz’in amcası Hazreti Abbas’ın, müslüman olduğu halde Mekke’de yaşarken oradaki müşriklerle karşılıklı faiz işlemlerine devam etmesidir. Bu muamele Efendimiz tarafından Veda Hutbesinde haram kılınmıştır. Çünkü artık Mekke müslümanların ikamet ettiği bir belde olmuştur.[7] Bir başka delil de Rum suresi indikten sonra Hazreti Ebu Bekir’in yüz deve karşılığında müşrik biriyle kumar mahiyetindeki bir iddiaya girmesidir. Dikkat edilirse bu üç örnekte de müslümanlar arasında haram olan bir işlem, gayrimüslimlerin çoğunlukta olduğu bir memlekette ve gayrimüslimlerle yapılmıştır.[8] Fakat İmam Azam’ın diğer talebesi olan İmam Ebu Yusuf, hocasının görüşünü benimsememiş, çoğunluğun görüşüne tâbi olmuştur.[9] Çoğunluk, İmam Azam ile İmam Muhammed’in görüşünü, âyet ve hadislerin hükmünün mutlak olduğunu, dolayısıyla aynı hükümlerin gayrimüslimleri de içine aldığını belirterek kabul etmemişlerdir.

Buraya kadarki değerlendirmeler ışığında bugün müslümanların ister vatandaş olarak isterse daimî ya da geçici oturumla olsun azınlık olarak yaşadığı ülkelerde yapılan içki satış işlemlerini değerlendirmek gerekirse, şunları söyleyebiliriz: Gayrimüslim bir ülkede de olsa, müslümanlar arasında içki ve benzeri haram sayılan şeylerin alım satımı caiz değildir. Çünkü bunlar hem ayet ve hadislerde hem de Efendimiz dönemi uygulamalarında her yerde ve her zaman için haram kılınmıştır. Bir müslümanın bunları kullanması caiz olmadığı gibi alıp satması da caiz değildir. Gayrimüslim bir ülkede bir müslümanın gayrimüslim birine içki ve domuz ürünleri satması da çoğunluğa göre caiz değildir. Çünkü bu konudaki yasaklayıcı ayet ve hadislerin ifadesi mutlak olup ülke ayırımı söz konusu değildir. Dolayısıyla mümkün olduğunca bundan kaçınmak ve bu konuda kararlı olmak gerekir.

Günümüzdeki bazı önemli fetva kurulları da çoğunluk ulemanın görüşleri istikametinde görüş bildirmiş ve içki satışının her yerde haram olduğunu açıklamışlardır. Suudi Arabistan’daki Mecmeu’l-fıkhi’l-İslâmî,[10] Türkiye Din İşleri Yüksek Kurulu,[11] Hindistan’daki Dâru’l-ifta[12] bunlardan bazılarıdır. Mısır’daki Dâru’l-iftâ ise, İmam Azam’ın görüşüne dayanarak, gayrimüslim memlekette müslümanın gayrimüslime yaptığı içki satışının bulunulan ülke şartlarından dolayı geçerli olduğunu belirtmiştir.[13]

Not: Konuya önümüzdeki yazıda devam edeceğiz.

[1] İlk iki kademeyi beyan eden ayetler: Bakara Sûresi, 2/219; Nisâ Sûresi, 4/43.

[2] Kurtubi, el-Câmiu li ahkâmi’l-Kur’ân, 6/289.

[3] Ahmet Özel, Dârulharp, DİA, 8/536-537.

[4] Mevsılî, el-İhtiyar, 4/140; Zeylaî, Tebyînü’l-hakâik, 3/280.

[5] Zeylaî, Tebyînü’l-hakâik, 4/97.

[6] Mamer b. Raşid, el-Cami, 11/427 (20909).

[7] Serahsî, el-Mebsût, 10/28.

[8] Serahsî, el-Mebsût, 14/57.

[9] İmam Muhammed, es-Siyerü’s-sağîr, 1/180-181.

[10] https://aoif.gov.sd/au/1717.

[11] https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/931/islam-in-haram-kildigi-seylerin-gayrimuslimlere-satisi-caiz-midir-

[12] https://darulifta-deoband.com/home/en/halal-haram/148258

[13] https://www.dar-alifta.org/Home/ViewFatwa?ID=12521&title;

https://www.dar-alifta.org/Home/ViewFatwa?ID=12797&title

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu