Aktüel

Hizmet’te koşmaktan yorulmayan bir yiğidin ardından

HALİT ESENDİR

1973 yılında İzmir Bornova’da Ege Kimya’ya başladığımda üniversiteliler için 4. ışıkevi açılmıştı. Her yeni ışıkevi açılacağında Yusuf Bekmezci ağabeyin Çankaya çarşısındaki dükkanına gidip özellikle mutfak eşyalarını almayan üniversiteli arkadaşımız yok gibidir. Yusuf ağabey çarşı esnafından toplayabildiği kadar toplar, eksik malzemeleri kendi dükkanından tamamlardı.

1974-75 yıllarında Akyazılı OYEV Vakfı’nın ücretsiz üniversiteye hazırlık kurslarının yapılmasından kurs vermek için kiralık yer tutulmasına ve sıralarının taşınmasına kadar vakıf yetkilisi olarak hep Yusuf Bekmezci ağabeyi önümüzde rehber olarak gördük.

1976 yılında Bozyaka Öğrenci Yurdu’nun açılmasında bir usta ve işçi gibi gönüllü çalışanların başında hep Yusuf Bekmezci ağabey vardı. Hocaefendi’nin etrafında Akyazılı Vakfı bünyesindeki tüm esnaf ve talebeler bile inşaatta gönüllü olarak çalışırken vazife taksimi yapan hep Yusuf ağabeydi.

1977 yılından Haziran 1986’ya kadar devam eden Akyazılı OYEV Dersaneleri’nin şubat ve haziran dönemindeki üniveristeye hazırlık hızlı kurslarına Ege ve civar illerden birçok talebe gelirdi. Bozyaka Yurdu’nda kalan yatılı talebelerin iaşe ve ibade işlerini yine koordine eden Yusuf ağabeydi.

Yiğit insan, 12 Eylül darbesi sonrası 1981’de İzmir Akyazılı Koleji açılırken “Biz yurdu yönetmekte zorlanıyoruz. Kolej açmak kolay degildir.” diye fikrini Hocaefendi’ye dahi açıkça ifade eden biriydi. Yamanlar (Akyazılı) Koleji’nin çok güzel olduğunu gördükten sonra Karşıyaka Yamanlar’daki yeni tesislerin yapılmasında en büyük emeği geçen yine ‘küheylan’ Yusuf ağabeydi.

1990’larda Orta Asya’ya hicret başlamıştı. 1992 yılında arkasına bakmadan Kazakistan’a giderek okullar açılması için esnaflık yaparak himmette bulunan, bilfiil koşturan küheylanların en önünde yine Yusuf ağabey vardı.

15 Temmuz sürecinden önce Hocaefendi’nin ABD’de kalması tavsiyesine rağmen mealen “Hocam, Türkiye’de arkadaşlara destek olmak lazım. Ben burada kalmayı düşünmüyorum.” diyerek ülkesine dönmüştü. Bu süreçte büyük zulümlere ve baskılara rağmen mahkemede “Ben Hocaefendi’yi seviyorum. Onun yanındayım.” diyerek savunma yapan bir kahramandı aynı zamanda Yusuf Bekmezci ağabey.

Nevzat Türk arkadaşımın Whatsapp’tan gönderdiği duygu yüklü ifadelerine aynen katılıyorum. İşte o güzel ifadeler:
Yusuf ağabey, yokluğa, hiçliğe gitmedi. O bitmedi, tükenmedi. O aşkıyla yanıp tutuştuğu ‘Sevgililer Sevgilisi’ne gitti.
O, vuslatta sabrı noktalayıp mahbubuna, matlubuna, maksuduna, mabuduna gitti.
Dev çınar, ruhunun ufkuna yürüdü.
Yolun açık olsun Yusuf ağabey. Seni çok ama çok arayacağız. Seni çoook özleyeceğiz.
Rabbim gani gani rahmet eylesi, rahmetiyle mağfiretiyle kucaklasın.
Tüm sevdikleri ve sevenleriyle Firdevs’te buluştursun.
Büyüğümüz başta olmak üzere tüm akraba, dost ve yakınlarına ve tüm sevenlerine sabr-ı cemil lütfetsin. Amin.
Yusuf Bekmezci son yüzyılın Ömer’iydi.
Bekmezci ağabey aşk demekti. Hem de delicesine…
Şecaat demekti.
Cesaret demekti.
Sehavet demekti.
Adalet demekti.
Dost demekti.
Mürüvvet demekti.
İman demekti.
İbadet demekti.
Takva demekti.
İhlas demekti.
Sadakat demekti. Demekti… Demekti…

Şüphesiz Allah, her şeye kâdir ve muktedirdir. Ama Bekmezci ağabeyin yeri çok zor dolar.
Bu süreçte Türkiye’de olmak onun bilinçli tercihiydi.

15 Temmuz tiyatrosundan kısa süre önce yurt dışında Hocaefendi ve dostlarıyla beraberdi. Kendisine gitme denildiği halde “Gitmem gerek” diyerek başına gelecekleri bildiği halde ülkesine dönmüştü. Bilerek dönmüştü. Çünkü böyle çetin bir dönemde onun gibi güçlü bir irade, güçlü bir paratöner lazımdı ülkede. Onun için o, ülkesinde mazlumların arasında olmalıydı.
Ve öyle de oldu.

Artık onun için zulüm, çile, işkence bitti. Artık o Rahmet’e, Rahman’a gitti. O, ‘En Sevgili’ye gitti. O, Firdevs’e gitti.

Ey güzeller güzeli Yusuf ağabey! Sen mürüvvet sahibi, himmet ve hizmet ehli birisin. Ne olur bize de bir el uzat, bizlere de şefaat eyle. Varalım sana, senin yanına. O sonsuz mekana…
“Kişi sevdikleriyle buluşacak ve sevdikleriyle beraber olacaktır.” (Amin)
Allah rahmet eylesin. Cennet ve cemaliyle müşerref eylesin.

Bekmezci ağabey, Hocaefendi’nin yanında Allah rızası için ihlasla yıllarca hizmette koşan küheylan idi. Ona bu yüzden büyük zulüm yaptılar ve kasten tahliye etmediler. Allah zalimleri en kısa zamanda bildiği gibi yapsın.
Yusuf Bekmezci ağabey, İzmir’de Akyazılı Vakfı ve Yamanlar Koleji’nin büyümesinde büyük emeği olan küheylan idi. Allah rahmetiyle muamele etsin. Başta Hocaefendi olmak üzere bütün dava arkadaşları ve ailesinin başı sağolsun.
Üstad hazretlerinin dediği gibi “Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil.”

Yusuf ağabey, inşeallah manevi şehit olarak gittigin o ahiret yurdunda çok sevdigin Peygamber Efendimize (sav) kavuştun . Allah’tan rahmetiylemuamele edeceğini ümit ediyoruz.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu