Yazarlar

Hasretin kokusu | İsmet Macit

 

“Ey Rabbinin davetine icabet eden babam

Ey mekânı Firdevs Cenneti olan babam

Ey Cebrail’in ölüm haberini getirdiği babam

Ey Rabbine kendisinden daha yakını bulunmayan babam”

Hz. Fatıma (r. anha)

Hasretin kokusu | İsmet Macit 2

 

Kıyamete kadar gelecek evliyanın anası Hz. Fatıma’nın ne zaman doğduğu ile ilgili farklı rivayetler olsa da Kabe’nin inşa edildiği yılda, 4 kız kardeşin en küçüğü olarak babasının evini şenlendirmişti. O, dünyayı şereflendirdiğinde Babası (sav) 35 yaşında idi.

Ümmü Ebiha dediler ona. Babasını bir anne gibi sever, üzerine titrerdi. Efendimiz (sav) bir gün ona ‘anacığım’ demiş, o günden itibaren ‘babasının annesi’ diye anılmıştı. Babasına o kadar benzerdi ki; babası gibi yürür, babası gibi konuşur, babası gibi oturur kalkardı.

Babasının vefatına o kadar üzüldü ki adeta hayattayken Onunla (sav) kabre girdi. Sevgili babacığından ayrıldığı günden sonra hiç gülmedi. Kabr-i şerîfini ilk ziyaret eden Hz. Fatıma oldu. Gözyaşları içerisinde mezara bakarak bir süre öylece kalakaldı. Sonra sevgili eşi ve ‘amcamın oğlu’ diyerek hitap ettiği Hz. Ali’ye dönerek, “Allah’ın Resulü’nün üzerine toprak atmaya gönlünüz nasıl razı oldu?” dedi. O da biliyordu babasının bir fani olduğunu; ama yüreğindeki sevgi ve muhabbet ona bu şairane sözleri söyletmişti.

Yüreğinin yanıklığını ve bir kızın babasına olan hasretini isyana varmayan ağıtlarıyla şöyle dile getirmişti:

Babam!

 

Ey Rabbinin davetine icabet eden babam!

Ey Mekanı Firdevs Cenneti olan babam!

Ey Cebrail’in ölüm haberini getirdiği babam!

Ey Rabbine kendisinden daha yakını bulunmayan babam!

Ey makamı Firdevs Cennetinde olan babam!

Ey Rabbinin davetine icabet eden babam!

Ey vefatı bize Cebrail’ce haber verilen babam!

Gökyüzünün ufukları tozlandı.

Güneş dürülüp ışığını kaybetti.

Gecesi gündüzü karanlıklara gömüldü.

Peygamberden sonra, yeryüzü ona duyduğu teessürden ve şiddetli ızdtıraptan dolayı bir kum yığını hâline geldi.

Varsın ona Doğunun ve Batının şehirleri ağlasın!

Mudarlar ve bütün Yemen kabileleri ona ağlasın!

Ona yüce dağlar, ovalar, örtülü Beytullah ve rükünler de ağla- sın!

Ey peygamberler hâtemi olan babam,

Furkan’ı indiren sana getirdi salât ve selam!”

Ahmed’in toprağını koklayanın hâli ne mi olur?

Ömür boyu güzel koku koklamamak!

Benim üzerime öyle musibetler döküldü ki, onlar gündüzlerin üzerine dökülseydi, gece olurlardı belki!

Hasreti uzun sürmedi ve Babasından (sav) altı ay kadar sonra vefat etti .

Hz. Fatıma (r. anha) annemiz babasına kavuştuğunda geride gözü yaşlı sevgili kocası Hz. Ali ve beş çocuk bıraktı. Hasan 8, Hüseyin 7, Ümmü Gülsüm 5, Zeynep 3, Rukiyye 2 yaşlarındaydı. Üç ablasının ismini, üç kızında yaşatmak istemişti. Kendisi de 28 yaşlarındaydı. Muhsin isimli bir çocuğu da küçükken vefat etmişti.

Yüzyıllar sonra Hz. Fatıma (r. anha) annemizin ayrılık acısı bu asırda gelip yeniden serildi babalarla kızlarının arasına. Yolu gözlenen babalar, baba ve annesinin elbiselerine sarılarak yatan evlatlar, evlatlarının hasretini gözyaşları ile sulayan anneler babalar…

Her ayrılık zordur, kanatır yürekleri. Ama babanın kızından ayrılması ayrı bir zordur. Çanakkale yıllarında cepheye giden ve geriye dönemeyen şehit askerlerin kalan emanetleri akrabalarına ulaştırıl- mak için toplanırken, onlar arasında kutsal bir emanet gibi mendillere sarılmış ipek misal saçlar bulunmuştu. Kızlarının saçlarıydı bunlar. O gün hasret giderecekleri bir araç yoktu, cepheye giderken kızlarının saçlarından bir parça kesiyor ve belki hasret kokan akşamlarda kızının saçlarını koklaya koklaya, kokusunu içlerine çeke çeke hasret gideriyorlardı.

Babasının kabrini koklayarak hasret gideren Hz. Fatıma (r. anha) annemiz… Kızlarının saçlarını koklayarak ayrılık acısını dindiren gaziler, şehitler… Ve şimdilerde aralarına giren binlerce kilometre mesafeyi dualarla ve sabırla aşmaya çalışan son devrin mazlumları…

Rabbim, dindir hasret acılarını, acının her türlüsünü tatmış Hz. Fatıma annemizin hatırına…

Hizmetten | İsmet Macit

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu