Yazarlar

Günde kaç sayfa Risale-i Nur okuyalım? | Cemil Tokpınar

Yıllar önce öğretmen bir arkadaşımızın evine misafir olmuştuk. Kitaplığında Risale-i Nur Külliyatı vardı. Müsait bir vakitte kısa bir ders okuduk. Kitaplar yepyeni, pırıl pırıldı. Muhtemelen yeni almıştı. Merak ettiğim için sordum:

“Külliyatın tamamını okudun mu?”
“Okumadım” cevabını verdi.
“Büyük kitaplardan bitirdiğin oldu mu?” dedim. “Sözler, Mektubat veya bir başkasını?”
“Büyüklerden bitirdiğim olmadı, ama özellikle okuma programlarında küçük kitaplardan okudum veya dinledim.”

Eserleri tanıyalı yaklaşık on yıl olmuştu. Her gün iki sayfa okusaydı şimdiye kadar en az bir kez tamamını okumuş olurdu.
Aslında bu verdiğim örneğin benzerleri çok fazla var. Herkes kendi nefsinde, ailesinde, çevresinde Risaleleri tanıdığı halde yeteri kadar okuyamayan birçok kimse bulabilir.
Bugün bu iman derslerinden günlük istifadenin miktarı üzerinde durmak istiyorum. Zaman su gibi akıp gidiyor. Bu eserleri okuyamadığımız her gün kayıp hanemize yazılacak. Nasıl ki, bu eserleri okumak imanda, ibadette, ihlâsta, takvada, ahlâkta terakkiye vesile oluyor; mahrum olmak da ciddi kayıplara sebep oluyor.
Günlük okumanın miktarı kendimiz için belirlediğimiz hedefe göre değişir. Biz bugün en azını ele alacağız. Biliyorsunuz, damlaya damlaya okyanus olur. Az da olsa her gün bir miktar okumazsak hedefteki okyanusu da kaybetmiş oluruz.

Günümüz insanlarının çok fazla meşguliyeti bulunuyor. Günlük koşuşturmalar arasında Risale-i Nur okumaya veya dinlemeye ayıracağımız zamanın ne kadar olacağı konusunda Üstad Hazretlerinin önemli bir tavsiyesi ve teşviki vardır.

Günde kaç sayfa Risale-i Nur okuyalım? | Cemil Tokpınar 2

Emirdağ Lâhikası’nda yer alan bir mektupta kendisine yapılan manevî bir ihtardan bahseden Üstad Hazretleri, günlük okumayı teşvik ederken muazzam müjdeler veriyor:
“Her bir adam eğer hanesinde dört-beş çoluk çocuğu bulunsa kendi hanesini bir küçük Medrese-i Nuriyeye çevirsin. Eğer yoksa yalnız ise, çok alâkadar komşularından üç-dört zât birleşsin ve bu heyet bulundukları haneyi küçük bir Medrese-i Nuriye ittihaz etsin. Hiç olmazsa işleri ve vazifeleri olmadığı vakitlerde, beş-on dakika dahi olsa Risale-i Nur’u okumak veya dinlemek veya yazmak cihetiyle bir miktar meşgul olsalar, hakikî talebe-i ulûmun sevaplarına ve şereflerine mazhar oldukları gibi, İhlas Risalesi’nde yazılan beş nevi ibadete de mazhar olurlar. Hakikî ilim talebeleri gibi, onların maişetlerini temin hususundaki âdi muameleleri de bir nevi ibadet hükmüne geçebilir, diye kalbe ihtar edildi.”
Bu ifadeleri kısaca tahlil etmek gerekirse, günlük okumanın kimlerle, nerede, nasıl ve ne kadar olması gerektiği ve müjdeli neticeleri gibi hususların açıklandığını görürüz:

Günde kaç sayfa Risale-i Nur okuyalım? | Cemil Tokpınar 3

Kimlerle ve nasıl okunmalı: Öncelikle ailece okuması tavsiye ediliyor. Ancak yalnız yaşıyorsa veya çocuğu yoksa komşularıyla birlikte okuması gündeme geliyor. Eğer uygunsa hem ailece, hem de arkadaşlarıyla bu ilim faaliyetini yapması çok daha isabetli olur. Bu ifadelerden karşılıklı müzakere tavsiyesini de anlayabiliriz. Böyle bir okuma günlük okumanın yerini tutar. Ancak birlikte okuma imkânı olmazsa herkes kendisi ne zaman ve nerede müsaitse o şekilde okuyabilir.

Nerede okumalı: Eğer dershane ve kültür merkezi gibi kurumsal bir yapı yoksa evlerde okumak veya duruma göre her ikisinde okumak mümkündür. Şu anda yaşadığımız salgın hastalık tedbirlerinden dolayı dijital sistemlerle yeryüzünü dershaneye çevirmek de çok güzel olur.

Günde ne kadar okunmalı: Bu mektupta okumanın en azı “hiç olmazsa beş on dakika” olarak belirtilmektedir. Zamanı sayfaya çevirdiğimizde yaklaşık iki veya dört sayfa olduğunu görürüz. Burada periyot verilmese de üsluptan bunun günlük hedef olduğunu tahmin ediyoruz. “Hiç olmazsa” ifadesi olduğuna göre, müsait durumlarda bu beş on dakikanın artırılması gerekmektedir.
Müjdeli neticeleri nelerdir: Günlük okumayı yapanlar, ilim talebelerinin şereflerine ve faziletlerine, ayrıca İhlas Risalesinde yazılan beş çeşit ibadete mazhar olurlar.
İlim talebelerinin şeref ve faziletleri birçok hadiste belirtilmiştir. O kadar ki hakiki ve halis ilim talebelerinin uykusu bile ibadettir, vefat ederlerse şehit olurlar, dünyevî mübah amelleri de ibadet hükmüne geçer.

İhlâs Risalesinde yazılan beş ibadet ise şunlardır:
1 – En mühim bir mücahede olan ehl-i dalalete karşı manen mücahede etmektir.
2 – Üstadına neşr-i hakikat cihetinde yardım suretiyle hizmet etmektir.
3 – Müslümanlara iman cihetinde hizmet etmektir.
4 – Kalemle ilmi tahsil etmektir.
5 – Bazen bir saati bir sene ibadet hükmüne geçen tefekkürî olan ibadeti yapmaktır.

Şimdi bir muhasebe yapalım ve kendimize şu soruları soralım:
Risale-i Nur’u kaç yıldır tanıyoruz? Külliyatı kaç kez aktarabildik? Hayatımızla ve ilmimizle aile fertlerine ve çevremize ne derece model olabildik? Günlük düzenli okuma veya dinleme faaliyetimiz var mı? Eğer yoksa ne zaman olacak?

Ömür rüzgâr gibi geçip gidiyor. Günlük meşguliyetlerimizin arasında mutlaka en az beş on dakika Risale-i Nur okumasına zaman ayırırsak, beş yılda bir kez, 50 yılda 10 kez Risale-i Nur’u okumuş olacağız. Böylece Kur’an’ın imanla ilgili binlerce ayetinin tefsiri olan bu dersleri akıl, kalp ve duygularımıza iyice yerleştireceğiz. İman ve marifeti keşfetmek, huzur-u daimî ve ihsan makamında terakkî etmek, kendimizin imanını kurtarmak ve başkalarına da vesile olmak için günde beş on dakikamız yok mu?
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, Külliyatın tamamını yazılı ve sesli olarak cep telefonumuzda bulundurmak mümkün. Nerede bir fırsat yakalasak hemen üç dört sayfa okuyabiliriz. Ve her gün boş, gereksiz belki zararlı uğraşlara harcadığımız o kadar çok beş on dakikalar var ki…
Eğer düzenli okumamız yoksa bu gidişe bugün “dur” demezsek ne zaman “dur” diyeceğiz?

Kaynak:Cemil Tokpınar | TR724

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu