Yazarlar

Güldürmeyen Fıkra | KÜBRA AYDIN

Bir gün adamın biri kısa bir fıkra anlatmış. Fıkranın güleni olmamış, sadece acı acı tebessüm ettirmiş. Uzak diyarların birinde insanlar hep mutlu yaşarmış. Oysa dünyanın en sinirli 2. ülkesi seçilmemiş gibi. Fıkranın en ilginç ve şüphesiz en dikkat çeken noktası ise bu ülkede düşüncesinden dolayı kimse hapiste bulunmuyormuş. Bu ülke öyle gelişmiş öyle gelişmiş ki insanlar haklarını aramak için mahkeme koridorlarını aşındırmak zorunda kalmıyormuş. Sosyal medya denilen yerde evlerinde oturdukları yerden hak arıyorlarmış. Tabi bu sosyal medyanın bir kötü yanı varmış. Halk bütün gerçeklere buradan ulaşabiliyormuş. Halbuki televizyon kanalları onlara ideal bir yaşam tablosu içinde mutlu mesut yaşamalarına imkan sağlıyormuş. Nelerine yetmiyormuş birkaç televizyon kanalı. Kapatalım gitsin demiş biri. Kolay değilmiş ama bir kılıf bulmakta da mahirlermiş. Ekonomi dersen, oldukça iyiye gidiyormuş. Enflasyon düşüyor halkın refah seviyesi artıyormuş. Gece yarısı zamlar kimseye dokunmuyormuş.

Ben bu fıkraya daha fazla devam edemeyeceğim. Çünkü bunları yazarken bile bunlara inananların olduğu aklıma geldikçe kalbim sıkıştı. Ali Ünal’ı tanırsınız değil mi? Kitapları onlarca dile çevrilen, sırtında 5 liralık bir gömlekle hapise konulan düşünür ve yazar. Mehmet Baransu, Ahmet Böken, Hidayet Karaca ve yüzlerce gazeteci yıllardır esir tutulurken, kadınlar kelepçeli doğuma götürülürken, bebekler hapishane şartlarına alışmaya çalışırken, kanser hastaları beyaz plastik sandalyelerde can verirken ne kadar kolay çıkıyor dilden bazı yalanlar. Bütün bu yalanlara, kamuoyuna rağmen susmuyor vicdanlı gönüller. Haksızlığa uğramanın verdiği güçle, haklılığın verdiği başı diklikle…

Geçtiğimiz günlerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde toplanan, genç, yaşlı, çocuk binlerce insan hep bir ağızdan özgürlük dedi. Özgürlük tüm masumlara, düşüncesi için tutsak edilenlere, yaşlılara, hastalara, iftiraya uğrayanlara özgürlük… Bu tablo o gün tarihe not düşüldü. Birilerini rahatsız ederken bazı gönüllere bir damla su olarak serpildi.

Her gün binlerce insan hiçbir şey yapamasak da en azından sosyal medyada ses soluk olalım diye klavyelere sarılıyor. Verilen bu mücadele haklı olmanın gururunu taşır ve unutulan bir şey var bu mücadele hiçbir zaman bitmez. İnsan fıtratı belki her şeyi unutmaya müpteladır ama uğradığı haksızlığı unutturmak çok zordur.

Şimdi biz susturulmuş, tutsak edilmiş bütün düşüncelerin sesi olmak için mücadele ediyoruz. Ben kimim elimden ne gelir demeden, bazı geceler sadece gözyaşı içinde edilen dualarla…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu