Yazarlar

Gönül Yamaçlarımızın Nevruz’u | İSMET MACİT

Birkaç gündür yüreğim sanki bir haber gelecek de onunla kanayacak gibi titriyordu. Hani çoktan yola çıkmış acı bir haberin adresinize doğru yaklaşmasını hissedersiniz ya işte öyle endişe korku karışımı duygu…

Bir haber değil birkaç acı haber birden ulaştı. Birkaç gün önce Özkan Ersoy Hoca, dün Said Nevruz’un vefat haberleri temreni ısıtılmış ok gibi saplandı yüreklere..

Sabah yağmurun pencereye vurmasıyla uyandım. Kalk hadi der gibi telaşlı telaşlı cama dokunuyordu. Bugün de acı haberi işte o yağmur damlaları getirdi. Said Nevruz hoca Rabbine yürümüştü..

Hastaydı kanser tedavisi görüyordu. Doktorlar artık yapacak bir şey kalmadı diyerek evine yollamışlardı. Aynı beldede yaşayan tedavisi ile yakından ilgilenen ortak dostumuzu arayıp halini sordum. Hıçkırıklı ses tonu ile; “Rabbim iki hayırdan birini versin” dedi. Anlamıştım, Said Hoca ebedi yolcuğuna hazırlığını tamamlamış Azrail’in emanetini almasını bekliyordu.

Said Hoca, kelimelere yüklenecek manaların anlatamayacağı bir insan güzeliydi. Edebin, terbiyenin, beyefendiliğin kristalden heykeli gibiydi. Sükuneti denizler derinliğinde, konuşması melek sesi desibelindeydi. Oturması, kalkması, yürümesi… hep sünnet boyalıydı.. El-Ezher mezunu bir âlimdi.. hilm ile ilmi karakterinin mayası haline getirmiş bir irfan yolcusuydu..

Ne söylesek az gelir bu insan güzeline.. Hani Hz Sad bin Muaz (ra) Hendek Harbi’nde aldığı ok yarasından 14 gün sonra vefat etmiş ve cenazesine meleklerde iştirak etmişti. Hz Sad’ın annesi Ümmü Sa‘d Kebşe bint Râfi bir taraftan ağlıyor diğer taraftan oğlunu öven sözler söylüyordu.. ağıdı duyan Efendimiz (sav) ağıtçıların genellikle doğru söylemediğini, fakat Sa‘d’ın annesinin söylediklerinin doğru olduğunu belirtmişti… Sad’a ne söylense az gelir der gibiydi.

İşte Said Hoca kendisine örnek aldığı sahabe gibi yaşamaya gayret etti ve yüreklerimize yokluğunun boşluğunu bırakarak göçüp gitti ebedi istirahatgâhına…

İslam’ın 10. yılında Ebu Talip ve Hz Hatice annemiz peş peşe vefat edince ümmet o yıla Hüzün Yılı demişti. 2021 Hizmet gönüllüleri için adeta Hüzün Yılı oldu. Mehmet Ali, Halil, Yahya Alkın hocalarımız başta olmak üzere bir çok hizmet gönüllüsü bu sene göçüp gittiler hepimizin er geç vasıl olacağı ebediyet yurduna.. Yıllar hüzün, aylar Kerbela oldu mazluma…

Medine’de ilk vefat eden muhacirlerden Hz Osman İbni Maz’un idi ve Baki Kabristanına ilk defnedilen de o idi. Efendimiz (sav) Medine’de biri vefat edince “var git Osman’ın yurduna” derdi.

Said Hocam, biz seni iyi bilirdik.. güzelliklerinle tanırdık.. Baban eskimez bir Nur talebesi idi ve aşk derecesinde sevdiği mümtaz Üstad’ının ismini koymuştu sana… Şimdi var git sende; Hz Osman bin Maz’un’un, Üstad Hazretleri’nin, Mehmet Ali, Halil Hocamlar ve süreç şehitlerinin yurduna. Selamlarımızı hasretlerimizi ilet büyüklerimize.

Dönüp dönüp arkana bakarak geride bıraktığın, ömrünü vakfetttiğin Hizmetler seni sevenlere emanet..

Bak dünyanın her yerinden gözyaşlarıyla ıslatılmış Fatiha’lar sağanak sağanak yağıyor..

Mekanın cennet olsun, aziz dost güzel insan!

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu