Mecburi göçle Hollanda’ya gelen birçok göçmen ve mülteci, yalnızca yeni bir ülkeye değil; aynı zamanda geçmişte yaşanan travmaların, belirsiz yolculukların, mültecilik süreçlerinin oluşturduğu stresin ve yeni bir hayata tutunma mücadelesinin içine adım atıyor. Bu sürecin beraberinde getirdiği psikolojik yükler ise çoğu zaman bilinçli destek ve rehberlik ihtiyacını zorunlu kılıyor.
Bu ihtiyaçtan hareketle, Hollanda’nın Limburg eyaletinde faaliyet gösteren Stichting Harmonie Limburg Vakfı, göçmen ve mültecilere yönelik kapsamlı bir psiko-eğitim programı organize etti. SES – Society of European Scholars (Avrupalı Akademisyenler Birliği) desteğiyle gerçekleştirilen programda, göç, travma ve psikolojik dayanıklılık konuları ele alındı.
Limburg eyaletinin Wessem şehrinde bulunan Dorsphoesd’n Driehoek salonunda düzenlenen programda; göç sürecinde sıkça karşılaşılan travma, kaygı, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve depresyon başlıkları çok boyutlu biçimde değerlendirildi.
Program, SES bünyesinde görev yapan akademisyenlerin katkılarıyla gerçekleştirildi. Seminerde, Sosyolog Prof. Dr. İbrahim Kurt ile Uzman Psikolojik Danışman İsmail Çakır, akademik bilgi birikimleri ve saha deneyimlerini paylaşarak göç ve travma arasındaki ilişkiyi ele aldı.
Katılımcıların aktif katılımıyla yürütülen eğitim; interaktif uygulamalar ve somut örneklerle desteklendi. Programda, göçmenlerin günlük yaşamda karşılaştıkları psikolojik zorlanmaların daha iyi anlaşılması hedeflendi.
“Travma, Yaşanan Kadar Yüklenen Anlamdır”
Sunumlarda özellikle travmanın yalnızca yaşanan olaylardan değil, olaylara yüklenen anlamlardan da beslendiği vurgulandı. Göç sürecinde karşılaşılan belirsizlikler, iş ve uyum sorunları, dil öğrenimi, ehliyet ve eğitim sınavları gibi süreçlerin zamanla bireyin kendilik algısını zorlayan bir baskıya dönüşebildiği ifade edildi.
Konuşmacılar, bu baskının çoğu zaman çocukluk döneminde öğrenilen “başarı”, “kabul görme” ve “değerli olma” kalıplarıyla bağlantılı olduğunu, göçle birlikte bu kalıpların yeniden tetiklenebildiğini belirtti. Ayrıca bireyin, kendi duygu ve davranışlarıyla yüzleşmekte zorlandığında çevresini değiştirmeye yönelme eğilimine dikkat çekildi. Kalıcı değişimin ise ancak örnek olmakla mümkün olduğu vurgulandı.
Değerlerin Karaktere Dönüşüm Süreci
Seminerde, değerlerin karakter hâline gelme sürecini açıklayan “5 Adım Modeli” paylaşıldı. Bilgiyle başlayan sürecin; davranış, tekrar ve alışkanlık yoluyla kişiliğe yerleşerek karaktere dönüştüğü ifade edildi. Değerlerin yalnızca anlatılarak değil, günlük hayatta yaşanarak aktarıldığı özellikle vurgulandı.
Travmanın Türleri ve Psikolojik Etkileri
Programda travma; kişinin baş etme kapasitesini aşan olaylar karşısında yaşadığı yoğun korku ve çaresizlik hali olarak tanımlandı. Kronik travma, kompleks travma, ikincil travma ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) başlıkları altında, bu yaşantıların bireyin ruh hâline yansımaları ele alındı.
Çöküntü, halsizlik, isteksizlik ve karamsarlık gibi belirtilerin travma sürecinin yaygın yansımaları olduğu ifade edildi.
Küçük Adımlar ve Flash Protokolü
Seminerde, travma ve kaygıyla baş etmede küçük adımların önemi vurgulandı. EMDR temelli Flash Protokolü uygulamasına değinilerek, travmatik anılara doğrudan girilmeden olumsuz duygusal yükün nasıl azaltılabildiği aktarıldı. Bu yöntemin özellikle performans kaygısı, sınav stresi ve günlük hayattaki zihinsel blokajlarda etkili olduğu belirtildi.
Kintsugi Metaforu ile Umut Mesajı
Programın dikkat çeken bölümlerinden biri, Japon onarım sanatı Kintsugi üzerinden yapılan anlatım oldu. Kırılan porselenlerin altın veya gümüşle onarılmasının; hayatın kırılganlıklarını inkâr etmek yerine kabul ederek güçlenmeyi temsil ettiği vurgulandı. Bu metaforla, bireysel iyileşmenin ve toplumsal uyumun mümkün olduğu mesajı paylaşıldı.
Katılımcılardan Olumlu Geri Bildirim
Program sonunda katılımcılar, göç ve travma sonrası psikolojik süreçleri daha iyi anlamanın kendileri için aydınlatıcı olduğunu ifade etti. Çözümlenememiş travmaların zaman zaman öfke, huzursuzluk ya da içe kapanma şeklinde ortaya çıkabildiği bilgisinin dikkat çekici bulunduğu belirtildi.
Ayrıca, bir işe başlayamama ya da adım atamamanın arkasındaki korku ve endişelerin çoğu zaman sanıldığı kadar güçlü olmadığı; “En kötüsü olsa ne olur?” sorusunu yeniden düşünmenin kaygıyı azalttığı paylaşıldı.
Stichting Harmonie Limburg organizasyonu ve SES – Avrupalı Akademisyenler Birliği akademisyenlerinin katkılarıyla gerçekleştirilen bu psiko-eğitim programı, göçmenlerin yaşadıkları psikolojik süreçlerin anlaşılması ve bilimsel yöntemlerle ele alınması açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirildi.
Katılımcılar, bu tür çalışmaların devam etmesinin; entegrasyon, birlikte yaşama kültürü ve daha sağlıklı bir gelecek açısından büyük önem taşıdığını belirterek emeği geçen tüm kurum, akademisyen ve gönüllülere teşekkür etti.


1 yorum
[…] Источник: https://hizmetten.com/gocmenlere-yonelik-psiko-egitim-programi-limburgda-gerceklestirildi/ […]
Yoruma Kapalı