Mizan

Fazilet hissi Allah korkusundandır | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Bu peylenen insanlar içindir ki Kur’an-ı Kerim, أَمْ تَحْسَبُ أَنَّ أَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ أَوْ يَعْقِلُونَ إِنْ هُمْ إِلاَّ كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ سَبِيلاً “Yoksa sen onlardan çoğunun söz dinlediğini yahut aklını çalıştırdığını mı sanıyorsun? Doğrusu onlar yolu şaşırmada davarlar gibi, hatta daha da şaşkındırlar.” (Furkân, 25/44) buyurur. Onlar, yol-yöntem bakımından hayvandan daha aşağıdırlar.

Zira fazilet hissi insanlarda, Allah korkusundandır. “Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır / Fazilet hissi insanlarda, Allah korkusundandır.” “Korku” meselesi biraz bazılarını ürküttüğünden dolayı, vezne dokunuyor ama vezne dokunma günahını işleyerek, diyorum ki “mehâbetullahtandır”; fazilet hissi insanlarda, mehâbetullahtandır. “Yüreklerden silinsin -farz edelim- havfı Yezdân’ın / Ne irfanın kalır tesiri katiyen, ne vicdanın. // Hayat, artık behâimdir; hayır, ondan da alçaktır…” Böyle bir çağda yaşıyoruz. Bu konu, uzun boylu olarak, kalemi işlek birisinin ele alıp bunu kalem ile kâğıtlar üzerine işleyeceği bir konudur. Enâniyet çağı; bencillik, egoizm, egosantrizm, narsizm çağı… Herkes, o bir parçacık enâniyetini, erimeyen aysberg gibi görüyor. Ateşlere koysanız bile erimiyor. Dolayısıyla Allah, eriyecekleri yerlerde eritecek onları. Aldırmayın bunlara!.. Elektronik tabloda اَلرَّشِيدُ ism-i şerifi çıktı. اَللَّهُمَّ رُشْدًا تَامًّا، تُغْنِينَا بِهِ عَنْ إِرْشَادِ مَنْ سِوَاكَ، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ “Allah’ım! Dergâh-ı Ulûhiyetinden bizleri öyle kâmil bir rüşd ile, istikamet ve muvaffakiyet ile serfirâz kıl ki, her türlü sürçme ve kaymalara karşı bizleri korusun ve Sen’den gayrısının irşadından bizi müstağni kılsın; ey Erhamerrâhimîn!.. “Reşîd” ism-i şerifin hürmetine, bizi gözü kapalı, kulağı tıkalı, kalbi perişan o zavallılardan eyleme!.. Bugüne kadar ayakta tuttuğun, sâbit kadem eylediğin, çok büyük hayırlara vesile kıldığın gibi… Vifâka ve ittifaka teveccühünün sonucu, birliğe-beraberliğe iltifatının sonucu olarak; yoksa ne bizim haddimize ne de o cemaatin haddine!..
Kimse, O’nun (celle celâluhu) kudret eliyle meydana gelen şeylere sahip çıkmadı; herkes “Allah yapıyor!” dedi. يَفْعَلُ اللهُ مَا يَشَاءُ، وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ * مَا شَاءَ اللَّهُ كَانَ وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ * أَعْلَمُ أَنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، وَأَنَّ اللَّهَ قَدْ أَحَاطَ بِكُلِّ شَيْءٍ عِلْمًا “Allah, her ne dilerse onu yapar. Şüphesiz Allah dilediği hükmü verir ve onu infaz eder. Allah neyi dilerse, o mutlaka olur; O’nun olmamasını dilediği de asla olmaz. Bilir ve inanırım ki, şüphesiz Allah her şeye gücü yeten Kadîr’dir ve muhakkak ki, Allah, ilim bakımından da her şeyi kuşatmıştır.” Bu, Söz Sultanı’nın (sallallâhu aleyhi ve sellem) beyanı. كَلاَمُ سَيِّدِ الْبَشَرِ، سَيِّدُ كَلَامِ الْبَشَرِ “İnsanlığın Efendisi’nin sözü, beşer sözlerinin efendisidir.” O, Hazreti Rûh-u Seyyidi’l-Enâm öyle buyuruyor. Bu bahsi bir dua ile tamamlayıp başka bir konuya geçelim: اَللَّهُمَّ دَعْوَةً مُسْتَجَابَةً تُغْنِينَا بِهَا عَنْ أَيِّ أَسْبَابٍ سِوَاكَ، تُغْنِينَا بِهَا عَنْ أَيِّ أَسْبَابٍ سِوَاكَ Allah’ım, hakkımızda hayırlı neticelerin vukuu için muztarr kaldığımız anlarda, inayetinin esbâb-üstü müdahalesi adına yaptığımız istek ve dileklerimize cevap ver, yakarışlarımıza icabet buyur.
Dualarımıza öyle bir karşılık ver ki; faydalı gördüğümüz şeylere nail olma veya problemlerimizi çözme hususlarında Sen’den gayrısına dil dökmekten, mâsivâyı yardıma çağırmaktan bizleri müstağni kılacak ölçüde olsun!.. Dualarımıza icabet buyur, bizi herhangi bir sebebe muhtaç eyleme! Bizi sebeplere bel bağlamaktan müstağni kıl!..
Bu video 06/08/2017 tarihinde yayınlanan “SÜFYÂNİYET ÇAĞI, TOPLUMSAL CİNNET VE HUKUK MÜCADELESİ” isimli bamtelinden alınmıştır. Yayının tamamını buradan izleyebilirsiniz:https://herkul.org/bamteli/bamteli-su…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu