Yazarlar

Enzimleri akıllı birer memur | Zekeriya Çiçek

Tüm canlı hücrelerle ilgili bir misal de, enzimlerin çalışma mekanizmasıyla ilgilidir. Canlıların en küçük fonksiyonel bileşeni hücrelerdir. Hücrelerde gerçekleşen çoğu olaylar enzim denen biyolojik katalizörlerle sağlanır. Tüm reaksiyonlarda enzimler şuurlu işçiler gibi çalıştırılır.

Vücudumuzda binlerce çeşit reaksiyon gerçekleşmektedir. Her bir reaksiyon için de ayrı ayrı enzimler anahtar kilit gibi görev yapmaktadır. Enzimlerden bir tanesinin gerçekleştirdiği biyolojik bir reaksiyonu ondan başkası gerçekleştiremez.

Su olmadığı bir ortamda hiçbir enzim faaliyet yapamaz. Beslenmeyle alınan mineraller olmayınca da enzimlerin büyük bir kısmı sentezlenemez. Enzimler canlı hücrelerde gen kontrolünde sentezlenirler. Bir molekülün şuursuz olduğu halde reaksiyon ortamında sentezlenmesi akıllara durgunluk verir. Her reaksiyon tipine özel enzimlerin sentezlenmesi tıpkı bir kilit fabrikasının anahtarının da, kilidinin de ancak aynı mühendisin ya da ustanın bilgisi ve sanatkârlığı ile gerçekleşebileceğini gösterir.

Hiçbir akıl, kilit şifresi bilinmeden uyumlu anahtar dişlerinin yapılabileceğini kabul etmez. Hele bir de bu sayı milyonlarla ifade ediliyorsa.

İşte sanattaki birlik ve benzerlik sanatkarın birliğini göstermektedir.

İnsandaki birçok sistemimizden sadece birisi olan dolaşım sistemimizi (kalp, kan ve damarlar) ele alalım:

Enzimleri akıllı birer memur | Zekeriya Çiçek 2

Sporcuların yükseklerde idman yapmasının sebebi bol bol alyuvar üretmekmiş meğer!

Kandaki alyuvarlarımız olmazsa, diğer dokulara oksijenin nakledilmesi ve karbondioksitin o dokulardan alınıp uzaklaştırılması gerçekleşemez. Bir oksijen kendisi zaten şuurdan yoksundur. Alyuvarlar üç aylık bir ömürleri boyunca sürekli oksijen taşırlar. Her bir alyuvar,  tıpkı bir yolcu olarak nakledileceği oksijen moleküllerine özel kırmızı renkli hemoglobin koltuklarına sahiptir. Yakıcı olan oksijen gazı ortamı oksitlemeden oksijenlendirir. Doku duraklarında damarlardan ihtiyaç miktarınca bırakılan her bir oksijenin yerine, bu kez alyuvarlara karbondioksit yolcuları bindirilir. İyi ki bindirilir,  zira damarda kalan her karbondioksit molekülü kanın asitliğini artırarak iç dengeye zarar verir. Karbondioksit minik ama muhteşem bir reaksiyona tabi tutularak kana zarar vermeyecek tarzda geçici bir süre kana salıverilir.

Şimdi ormanın küçücük bir dalındaki yaprakta üretilen oksijen ile damarımızda ona taşımacılık yapan alyuvarları dost yapan gücü ve kudreti damarlarımızda dolaşmasını hissedebiliyor muyuz?

Ayette geçen “Biz size şah damarınızdan daha yakınız.” Acaba neyi bahsediyor. Her bir nefes kadar yakın olan Rabbimize ulaşmamız, unutmayalım ki yalnızca son nefesimiz kadar uzakta.

Ya milyonlarca alyuvar hücresinin mahiyetinde  karbondioksitin zararının azaltılmasında görevli reaksiyon enzimini, oracıkta var eden kudreti, kalp gözümüzle iman dürbününden görebiliyor muyuz?

Hizmetten | Zekeriya Çiçek

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu