Dört Sıfırın Toplamı Kaç Eder?

Yazar Ali Çöre

İtfaiye araçlarını süt ile yıkadığı caddelerde dizlerine kadar sütün içinde yürüyordu.

İçindeki memleket hasretini bastırmak için hep gecenin koynuna sokulur, karanlığı başına çeker uyurdu. Sabaha kadar bir bir memleket köşelerini gezerdi. Bazen çocukluğunun geçtiği sokaklara, bazen çiçeği burnunda delikanlı olarak gidip geldiği okul yollarına giderdi. Ve rüyalarından hiç uyanmak istemezdi.

Bu kez cebri bir hicret ile geldiği şehrin caddelerinde süt içinde geziyordu rüyasında.

Bu şehri hiç sevemiyordu. Seveceğe de benzemiyordu. Sürekli soğuk, sürekli puslu, gündüzü güneşsiz, gecesi tam bir şeb-i yelda olan bu şehrin nesini sevecekti ki? Hissiz, sessiz, heyecansız bir yerdi. İnsanları havasından daha soğuk adeta mezar-ı müteharriklerin somutlaştığı koskoca bir memleketti. Kolay mıydı alışmak? Hele dünyanın gözdesi bir ülkeyi, bereketli toprakları, gece gündüz hareket halindeki sıcak kanlı insanları, dost ve arkadaşlarını, aydınlık ve sıcak bir iklimi kısaca kalbini ruhunu, hayallerini geride bırakıp ta böyle bir yere gelmek mecburiyet ile burada nasıl kalabilirdi? Nasıl yerleşebilirdi buraya?

Hemen bir rüya tabirine baktı. Meğer süt içinde gezmek; bolluğa, berekete ve zenginliğe işaretmiş. “Aç tavuk kendini darı ambarında görürmüş” dedi yorganını başına çekip memleket rüyalarının peşine düştü.

Öyle ya cebinde bir kahve parası dahi olmayan birisi iken bolluğa ,berekete, paraya-pula ulaşması ancak rüyada mümkün olurdu.

O sıralarda ailecek bir karar almışlardı. Çiğ köfte satacaklardı. Belki böylece hayata tutunabilecekler, kimseye el açmayacaklardı. Başlangıçta sadece evden yapacaklardı o işi. Eğer tutarsa ve imkan olursa neden bir dükkan açmasınlardı ki? Tutar mıydı böyle bir iş dükkansız,tezgahsız? Allah dilerse ve ol derse olmayan bir şey var mıydı?

Hem ne diyordu şair;
“Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum.
Derlerse ki bu işler bir şeye yaramaz
De ki bütün işe yarayanlar
İşe yaramaz sanılanlardan çıkar.”

Deneselerdi ne olurdu? Hem kaybedecek neleri kalmıştı? Şimdi utanılacak, çekinilecek bir zaman mıydı? Zaten hiç bir şeyi olmayan “hiç bir kimse”nin biriydi. Kendini baştan aşağı sıfırlarla sarılı görüyordu.

Nihayet kararlarını uygulamaya koydular. İşte o gece rüyasına Hocaefendi misafir olmuştu. Onu alnından öpüyordu.

Süt içinde yürümek ve alnından öpülmek. Ardı ardına gördüğü bu rüyaların te’vili neydi? Tesadüf müydü? Hayır hayır. Tesadüf olamazdı.

O değil miydi bir kaç yıldır dua dua yalvaran? Tutunacak bir dal, ayağını basacağı sağlam bir zemin, kimseye muhtaç olmadan geçinebileceği bir iş isteyen? Bu sevimsiz şehri sevdirmesi için dua eden oydu. Belki yapılan duaların vakt-i merhunu gelmişti.

Nihayet el birliği ile evlerinden çiğ köfte satmaya başladılar. Hiç çekinmediler. Çalışıp çabalamaya başladılar. Dilinde hep o mısralar vardı:
“Rızkına kani’ olan gerdûna minnet eylemez
Âlemin sultanıdır muhtâc-ı sultân olmayan”

Şehirde büyük bir heyecan yaşandı. Günlerce, aylarca telefonları susmadı. Başka şehirlerden de arayan, soran, talep edenler de oluyordu. Yetişemiyorlardı bile. Öyle ki iş adamlarından öğrencilere kadar herkes onların kapısına kadar gelip bekleşiyordu. Gece geç vakitlerde şehrin caddelerinde dolaşıp, kapı kapı satış yaptılar. Adeta yollardan, sokaklardan para topluyorlardı. Belki de rüyasındaki süt içinde yürümenin tevili buydu. Böylece bir kaç yıl çalıştılar.

İşini severek, özenerek yapması kısa zamanda dikkat çekti. Bir kaç kişi ona ortak dükkan açmak için teklifte bulundu. Günün birinde kendisine yapılan teklifleri istişare etmek için ensardan bir arkadaşına gitti. Arkadaşı işyerini birlikte açabileceklerini söyledi ve tüm dükkanın tüm masrafları ve tefrişatını üstlendi. Bu teklif ona daha sıcak ve daha cazip geldi.

Ensar arkadaşı da bu görüşmeden sonra bir rüya görmüştü. Rüyasında Efendimiz (SAV) onların odunluğuna odun atıyordu. İki arkadaş rüyalarını birbirlerine anlattılar. Bunları yapacakları iş birliğinin, kuracakları ortaklığın hayırlı olacağına işaret saydılar. Oturup aralarında anlaştılar, ortaklık sözleşmesi yapıp üzerinde mutabık kaldılar.

“Hayırlı işlerin muzır manileri olurmuş.” Kimi hasedliğine, kimi çekememezliğine bir çok kişi geldi, gitti yanlarına. Aldırmadılar. Kulak asmadılar. Üç ay ömür biçenler oldu. “İşten anlamıyorlar yapamazlar”, “Hem çiğ köfteyi burada kim yer” dediler. Tüm menfi sözlere kulak tıkadılar. Mekanlarına dostane gelen, yol gösteren samimi arkadaşları da hiç eksik olmadı.

Hani büyükleri onlara yol göstermişlerdi, hicret edin demişti, hatta; “Yurt dışına çıkmak için davetiye mi gönderelim” demişti ya. En sonunda bir el onları cebri bir hicrete maruz bırakmıştı. Büyükleri yine moral vermişti ya. Bu cebri hicretin lütufları da olacaktır manasında “Cebri ve lütfî bir hicret” demişti ya. Artık bunun anlamını kavramıştı. Hicretin lütuflarını kana kana içine çekiyordu.

Sermaye sıfır, mesleki tecrübe sıfır, sektör bilgisi sıfır, dil bilgisi sıfır. Dört tane, belki de daha fazla sıfır ile yola çıkmıştı. Ancak Ganiyy-i Mutlak dört sıfır, beş sıfır, sayısız sıfırlar olsa bile o sıfırların başına birden dokuza kadar bir rakam yazamaz mıydı? Tabi ki de yazardı. Yazdı da.

O rüyayı göreli beş yıl olmuştu. Artık her sabah mekanının kapısını açıyor, tezgahının başına geçiyor, kimseye muhtaç olmadan geçiniyordu. O sayede gün geçtikçe yeni arkadaşlar ediniyor, diyaloglar geliştiriyor, dostluklar kuruyordu.

Mekanları türküleri, havası, sıcaklığı, çayı, kahvesi ile Anadolu’dan bir köşe olarak hem yerli halka hem de muhacirlere kucak açmaya devam ediyordu.

Diğer Yazılar

“Aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. Kalmasın alaka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül”

 

M.Fethullah Gülen

Bu Sesi Herkes Duysun Diyorsanız

Destek Olun, Hizmet Olsun!

PATREON üzerinden sitemize bağışta bulanabilirsiniz.

© Telif Hakkı 2023, Tüm Hakları Saklıdır  |  @hizmetten.com 

Hizmet'e Dair Ne Varsa...

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Tamam Gizlilik Bildirimi

Privacy & Cookies Policy