Emin Osman Uygur
İçeri alındığında annesinin kucağında idi Ecrin bebek. Devir suçsuzların hapse girdiği, suçluların dışarda hava attığı bir devirdi. Koğuşta Ecrin ile birlikte bir bebek ve iki çocuk vardı. Ecrin dört yaşına kadar onlarla büyüdü. Hapisten başka bir yer görmediği için annesinin yanını ev olarak biliyordu. Yaz günleri ve bazı güneşli günlerde annesinin kucağında ya da yanında dışarı çıkıyor, ama ne güneşi ne de gökyüzünü olduğu gibi görebiliyordu. Büyüdükçe diğer çocuklarla birlikte annelerinden farklı eğitimler almaya başladılar. Bazen resim yapıyorlar bazen harfleri talim ediyorlar bazen de şarkılar öğreniyorlardı.
Yine bir gün resim dersi vardı. Çocuklar ellerinde kağıtlar ve kalemler istenen resimleri çizmek için hevesle uğraşıyorlardı. Hapiste çocuklara verilen ödül ne olabilir ki? Annesi, Ecrin bir şeyler başarınca ona hemen güzel bir hediye almak istiyordu ama bu mümkün değildi. Koğuş ortamında kantinden alabildiği çikolata gibi şeylerle bu duygusunu bastırmaya çalışıyordu. Bu öyle kolay bir durum da değildi. Çoğu zaman biricik yavrusu Ecrin’e bakar ağlar, onun geleceği için gözyaşları ile hayaller kurardı. Hem hapiste hem de babasız büyüyen kızının bir an önce bu ortamdan kurtulması için dualar ederdi.
Çocuklar resim yapmaya başlamıştı. Onların resim öğretmeni durumunda olan bayan, onlardan şekiller çizmelerini istemişti. Önce üçgen çizdirdi, sonra daire. Çocuklar üçgen ve daireyi çizdiler, tebriği hak ettiler. Sonra da onlardan dikdörtgen çizmelerini istedi. Çocuklar kapı, pencere gibi orada görebildikleri şekilleri çizdiler kağıtlara. Diğer çocuklar çizme işini bitirmişlerdi. Ecrin bir şey daha çizmek istiyordu. Annesi Ecrin’e ne çizmek istediğini sorunca Ecrin, “Gökyüzü” dedi. Annesi “Ama kızım gökyüzü dikdörtgen değil ki” deyince Ecrin gayet sakin bir eda ile pencereyi gösterip “Anne bak dikdörtgen işte” dedi.
Bir suskunluk oldu koğuşta. Soğuk bir suskunluk. Ecrin kadar suskunluk. Yürekleri delip geçen bir suskunluk. Gözlere buğular salan bir suskunluk.
Evet gökyüzü dikdörtgen idi. Ecrin öyle dedi.

