Yazarlar

Büyük Hekimimiz Şerafeddin Ali | Safvet Senih

Şerafeddin b. Ali büyük Türk hekimlerindendir. 1385 senesinde Amasya’ da doğmuş ve eserlerini orada yazmıştır. Bu büyük hekimimiz 17 yaşından itibaren kendini tababete vermişdir. “Mücerreb-name” isimli eserinde 14 yıl devrin modern hastanelerinden olan meşhur Amasya Hastanesinde tabiblik yapmışdır. Hekimi, “Ki-tabü’l – Cerrahiye – i İlhâniye” adlı cerrahi ile alâkalı eseriyle tanırız. Çağımız tıbbının ulaştığı seviyeye daha o devirde bazı noktalardan ulaşan hekimimizin diğer mühim bir eseri de tıbbî tedaviden bahseden 17 kısımlık yazma eseridir. Eserin birer nüshası Hamidiye ve Ayasofya Kütüphanelerinde bulunmaktadır.

Şerafeddin b. Ali “Kitabü’l – Cerrahiye – i İlhâniye” adlı bu kıymetli eserini Fatih’e ithaf etmiştir.

Eseri üç kısımdan meydana gelmişdir. Birinci kısım, dağlamadan bahseden 57 bölüme ayrılır. İkinci kısım göz hastalıkları ve doğum sırasında müdâhalelerle alakalı bahislerden meydana gelmiş 97 bölümdür, üçüncü kısım ise, ortopedik rahatsızlıktan ve tedavi yollarını ele alır, 36 bölümdür.

Eserini 63 yaşında iken yazmıştır. Su eserin temelini 47 yıllık tıbbi tecrübesi meydana getirir. Kitabın sonunda, eserde adı geçen ilaçların hazırlanması anlatılır. Kitabındaki hastalıkları tarifi ve tedavi yolları çok mükemmeldir. Her cerrahî müdahale yapılması gerektiğinde de pansuman ve tedaviye uzun sure devam edilmesi gerektiğini anlatır.

Dağlama tedavisini rastgele yerlere yaptırmaz; siyatik, basur memeleri, siğiller, nikris ve mafsal rahatsızlıklarında, tedavide bu yolun takib edilmesini söyler, kitabında resimlerle tesbit ettiği yerlere dağlama yapılmasını ister.

Dağlama yapılırken sinire dokunulmamasının, atar damarın zedelenmemesinin öneminden bahseder. Ayrıca, atardamar kanamasının sebeplerini de izah etmiştir.

Büyük Hekimimiz Şerafeddin Ali | Safvet Senih 2

Fazla ilaç taraftarı değildir. Hıfz-ı sıhhaya ehemmiyet verilmesini ister.

Fıtık ameliyatlarını tarifi, bu günkü yapılış tarzına herşeyiyle uymaktadır. Bu bahis, kitapta hususi olarak incelenmiştir. Hastayı, ameliyattan sonra kabız yapacak şeylerden uzak tutulmasına dikkati çeker. Gerektiğinde müshil ve tenkıye verilmesini gerekli bulur. Ve ameliyattan sonra antisepsi olmadığından yara kapanmasının uzun sürmesinden 40 gün yaptırır.

İnsan anotomisi hakkında derin bilgisi oldukça dikkati çeker. Göz hakkında verdiği malumat insanı hayrete sevkeder. Yaptığı ince göz ameliyatlarını anlatır. Umumiyetle ameliyatlarda ipek iplik kullanır. Ameliyatlarda kullandığı bütün âletlerin resimlerini kitabına çizmişdir. Ameliyat edilen organın ameliyat sırasındaki reaksiyonlarına göre hareket eder.

Şerafeddin B. Ali’nin “Cerrahiye -i İlhâniye” adlı eserindeki ilüstrasyonlar, bu mevzuda en eski resimlerden olduğundan, Amerika Birleşik Devletlerinde Cerrahlar birliğinin duvarlarında asılıdır. Şerafeddin B. Ali aynı zamanda iyi bir hattat ve resim üstadı idi. Eserleri incelendiği zaman, kendisinin dürüst, deontoloji kaidelerine riâyet eden, deneye ehemmiyet veren bir şahsiyete sahip olduğu görülür. Şerafeddin B. Ali ile ilgili bu güne kadar keşfedilmiş beş eser vardır:

1. 1446 da yazdığı ilk eserin adı “Akrabazin” dir.
2. Nazım tarzında bir tıp kitabı vardır. Kendi el yazısı ile olmasına rağmen Halîmî’ ye aittir. Hekimin ilk otografisi olduğu zannedilmektedir.

3. Üçüncü eseri talebesi Muhyiddin Mehi’ye ait olan nazım tarzında yazılmış tıbbı el yazmasıdır. 123 yapraktır. Tedaviyi kolaylaştırma ile alâkalıdır.

4. En meşhur eseri “Mücerrebnâme”dir. Tıbbî yönden kendi tecrübe ve müşâhedelerini ihtiva eder.

5. “Cerrahiye -i İlhâniye” adlı eseri 1465 yılında yazılmıştır. Bu eser 205 yapraktan ibarettir.

“Cerrâhiye -i İlhâniye” nin cerrahi ve diş tababeti için ehemmiyeti şöylece sıralanabilir:

Anadoluda cerrâhi ile ilgili ilk eserdir. 15. yüzyıl ortaçağ Türkiye’sinde, bilhassa Türkçe olarak yazılması ayrı bir önem taşır. Gününe göre gelişmiş tıb bilgilerini, yeni görüş ve tecrübeleri ihtiva eder.

Bu eserin diş cerrâhisi ile ilgili resimleri de İslâm tıp âleminin en eski resimlerindendir. Bu eserinde detertraj âletlerini daha tafsilatlı ve değişik resmetmiştir. 169 tane renkli diş hekimliği âletleri vardır.

Hekimin diş tababeti tedâvi metodlarını incelediğimizde şunlar gözümüze çarpar:

Paradontolojide: Bu ilim dalının mevzuu içine giren detertrajda, herbir âletin nasıl kullanılacağını tarif etmiş ve kalküllerin çeşitlerini, niçin temizlenmeleri gerektiğini izah etmiştir. Detertraj âletlerinin 15 çeşidini resmetmiştir.

Paradentoz sebebiyle dişlerin sallanmasında diş etlerine tatbik edilen koterizasyondan sonra yalnız su ile çalkalanmasını, yani suyun tuzlu olmamasını tavsiye eder.

Sallanan ön dişlerin fikse edilişini resmetmiştir. Ayrıca fiksasyonda şine olarak altın tel kullanılmasını tavsiye etmiştir.

Konservatif tedavide; Ağrıyan diş solda ise sağ el bileğini, sağda ise sol el bileğini koterize etmeyi tavsiye eder. Bu metod, tekrar günümüzün mevzuu olan AKUPUNKTUR tedâvisi yönünden enteresandır. Şerafeddin B. Ali ağrıyan dişlerin dağlanmasında demir boru yerine içi boşaltılmış kamış boru kullanır. Zira kamış, ısıyı civar dokulara daha zayıf iletir. Dağlamadan sonra ağıza arı yağı alınıp bir saat tutulmasını öğütler.

Diş tabâbeti cerrahissinde: Epulislerin ekstirpasyonların da yara mahalline iyice dövülmüş demir sülfat tozu kullanır. Hekim ayrıca, “Milcereb – name”sinde diş ağrılarına karşı sıfat-ı mazmaza ve sıfat -ı deva adlı ilaçların hazırlanış şekillerini tarif etmiştir.

Bu eser emsâllerine nazaran diş tababetine daha fazla yer vermiştir. “Mücerrebnâme “sinde yazmış olduğu yılan zehrine karşı antidot olarak kullanmak istediği bir tiryakın tesirlerini horozda deneyerek tecrübî fizyoloji ilminin ehemmiyetini ortaya koymuştur.

Diş hastalıklarını tedavisi, önemli bir bahistir. Diş çekme yollarını da anlatır. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi dikkat çekici bir şey de, sallanan dişleri altın telle bağlamasıdır. Sunî diş yapımında sığır kemiğinin kullanılabileceğini söyler.

Luzeleri bugün olduğu gibi ameliyat eder. Pansumanlarda kaliteli sirke kullanır. Anevrizmi bilir, müdâhale ettirmez. Filariosu, bugün olduğu gibi tedavi eder. Karında toplanan mâyii kendi yaptığı iğne ile boşaltır. Mâyiin hepsinin boşaltılmasının aleyhindedir. “Sonra hasta ölür” der. Mesanede sonda kullanır. Gerektiğinde daimi sonda koyar. Mesânede bulunan taşı ameliyatla çıkarır.

Basur memelerinin kuru boynuzla dışarı çekmek yoluyla tedavi edilebileceğini açıklar.

Hekim, 1465 yılında yazdığı bu eseriyle o asır Türk tabâbetinin seviyesini bildirir. Vefat tarihi bilinmeyen bu büyük hekimin bu kıymetli eseri Fatih Millet Kütüphanesi müzesinde bulunmaktadır.

Hizmetten | Safvet Senih

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu