Yazarlar

“Bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?” | RECEP ATICI

Böyle diyerek başlamış, 22 beyitlik şiirini merhum İstiklal şairimiz Mehmet Akif. O şiirde her ne
kadar itikadi açıdan tartışmalı mısralar olsa da bazen insanın dayanma eşiği aşılınca maalesef bu
tür cümleler dökülüyor ağzından. İşin doğrusu bu gün yaşananlara bakınca hak veresi geliyor
insanın Akif’e.

Neredeyse son on yıldır, her sabah bir kabusla uyanıyoruz. Her akşam korkulu raya görmemek
için bildiğimiz bütün duaları okuyoruz. Konuşurken sağımıza solumuza bakıyoruz, acaba
konuştuklarımızdan yanlış mana çıkararak bizi de yaftalarlar mı diye?

Yazarken en masum kelimeleri seçmeye çalışıyoruz ki cımbızlayıp “vay sen şunu mu demek
istedin” demesinler diye.

Gazete sayfalarına, haber portallarına, tweetter hesaplarına daha bilmem ne iletişim kanallarına
bakmaktan korkar olduk.

Bilinmedik numaraların bizi araması yüreğimizi ağzımıza getiriyor. Acaba gene mi kötü bir haber
alacağız endişesiyle!..

Paranoyak olmak üzeriyiz, her gün okuduğumuz, duyduğumuz, sosyal medyada gördüğümüz
yürek yakan haberlerle. Dolayısıyla biz de Akif’in dediği gibi, “Ya Rab! Bu uğursuz gecenin yok
mu sabahı?” diyesimiz geliyor.

Dişimizi ne kadar sıkarsak sıkalım. Ne kadar Hz. Ali’nin dediği gibi, “Sabrın da sabır dileneceği
ana kadar sabredeceğiz” sözünü tekrar edersek edelim artık takat getiremiyoruz.
Allah’ım hangi birine takat getirelim ki? Hangi birine “Of babam of” diyelim? Ve hangi birine güç
yetirelim?

Akif’in o şiirde dediği gibi, “Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede mânâ? Zâlimleri adlin, hani
öldürmedi hâlâ” dememek için nasıl bir iksir içelim ki dayanabilelim?
Ne olur Ya Rab! Zalime de merhamet ederek zulmetmesine fırsat vermesen? Dolayısıyla dayanma
gücü olamayan hasta, alil kardeşlerimize bu zulmü yapma fırsatı bulamasalar!

Ya Rab! Akif’in, “Câni geziyor dipdiri… Can vermede mâsûm, Suç başkasınındır da niçin başkası
mahkûm?” dediği gibi demek istemiyoruz. Ancak dizlerimizde derman, gönüllerimizde ferman
kalmadı. Bizler Cem Karaca’nın “Allah Yar, Yar… dediği gibi desek de, çocuklarımız bu kadarını
kaldıramıyor. Zira, Akif’in dediği gibi, “Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar, Bir giryede
bin ailenin mâtemi çağlar!” Ya Rab! Ne olur masum çocuklarımız hürmetine bitir bu bitmeyen
uğursuz geceyi.

Ey Kimsesizler Kimsesi! Hangi birine ağlayalım? Hangi birini üzülelim? Hangi birini sayalım?
Halil Karakoç, 82 yaşında. Onun da ağır hastalıkları var. Mederese-i Yusufiyede ölümü bekliyor.
Nusret Muğla’lıyı cezaevinde kaybettik Ya Rab! Bu güne kadar kaybettiklerimizi tek tek nasıl
sayalım ki? Görünen o ki Nusret Muğla’lı ilk olmadığı gibi son da olmayacak. Ülkemdeki
cezaevlerinde şu an 605’i ağır, 1.605 hasta tutuklu var. Alaaddin Kaya, Hatice Öğüt, Mehmet Emin
Özkan, Bekir Bayram, Halil Karakoç, İlhan İşbilen, Ali Ünal, Yusuf Pekmezci, Kutbettin Gülen,
Gürbüz Dönmez ve Hakan Kanat bunlardan sadece bazıları.

Ya Rab! Biliyoruz, “Sana yaptıklarının hesabını asla soramayız, vakti zamanı gelince Sen, bizi
hesaba çekersin.” (Enbiya, 21/23) Ne olur Ya Rab! İçimizin feveranı olan bu isyan kokan
ifadelerden dolayı bizi hesaba çekme. Şu üç aylar hürmetine bizleri rahmetinle sarıp sarmala.
Madem söze Akif’le başladık, Akif’le bitirelim. Ya Rab! “Yetmez mi musâb olduğumuz bunca
devâhi? Ağzım kurusun… Yok musun ey adl-i İlâhî!”

Affet Allah’ım… Bildiğimiz bilmediğimiz günahlarımız, neyimiz varsa bağışla bizi Ya Rab…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu