,
VideoYazarlar

Bir Hizmet annesinin vedası

 

“Meslek ve meşrebimin dört esasından en mühimi olan şefkat etmek ve Risale-i Nur’un da en büyük hakikati olan acımak ve merhamet etmeyi, validemin şefkatli fiil ve halinden ve o mânevî derslerinden aldığımı yakînen görüyorum.” der Bediüzzaman Hazretleri. Ona göre, inkişaf etmiş, dolayısıyla da bütün varlığı kuşatmış şefkat duygusu gerçek manasıyla bir “kahramanlık”tır. Zira şefkat, hayatını feda ettirecek derecede karşılıksız bir fedakârlık içerir.

SABİHA ANNE

Biz, o kahramanlığı şefkatin cisme bürünmüş hali olan “hizmet anneleri”nde gördük. Benim gibi maddede ve manada öksüzleri bağırlarına basan,  sadrı geniş, sinesi yumuşak hizmet annelerinde…

Sabiha Anne, o hizmet annelerinden birisiydi.

Birkaç gün önce ruhunun ufkuna yürüdü.

Üç yıldır, kanser tedavisi görüyordu. Izdırabı çoktu, fakat ne yüzünden tebessüm eksik oldu, ne de bir cümleyle olsun şikayet ettiğini duyan…

Hastalığından daha büyük, daha ağır bir derdi vardı: hizmete atılan iftiralar.

Aklı da kalbi de isyan ediyordu.

Kalemi eline almış ve belki bir ehl-i vicdan duyar diye, kendi ömrünü şahit kılarak anlatmaya çalışmıştı:

“Biz bir cahiliye hayatı yaşıyorduk.” diyordu yazısında. “Rabbim bize Hocamızı lütfetti.  O bize ilimli, imanlı, güzel ahlaklı gençler yetiştirme adına, okullar açma idealini aşıladı. Eşim ve ben bir seferberlik ilan eder gibi her şeyimizi bu yolda feda etme kararı aldık. Kardeşlerimizle kermesler düzenleyerek, mantılar, gözlemeler yaparak dikiş atölyeleri açarak talebelere yardım etmeyi, bir tuğla, bir torba çimento alarak bir yurt ya da okul binasının harcı ile karılmayı kendimize şeref saydık. Canımız ve imkanlarımız o müesseselerde yetişecek altın nesil adına feda olsun dedik.

Biz, kardeşliği, hoşgörüyü, insanı sevmeyi, taş atana gül atmayı, hayatın gayesini, her haliyle bize örnek olan Hocamızdan öğrendik.

Soruyorum sizlere; Efendimiz’i (sallallahu aleyhi vesellem) ve Sahabe Efendilerimizi örnek alarak hayırda yarışanlar, bir talebenin elinden tutmak için bütün şartları zorlayarak burs verenler mi terörist?”

HİÇ Mİ MUHASEBE ETMİYORSUNUZ?

Hani Karamanlı Kâmî, “Varak-ı mihr ü vefâyı kim okur kim dinler  (dostluk ve vefâ sayfasını okuyan da yok, dinleyen de) diyor ya…

Bir “terörist” olarak yargılandığı için ülkesini 72 yaşında terk etmek zorunda kalan Sabiha Anne’nin feryadını bilmiyorum kim okur, kim dinler?

Muktedirler zulmetmekten böylesine lanetli bir lezzet alırken…

Hizmet annelerinin harcında yoğrulduğu müesseseleri gasp eden haramzâdeler, bebeklerin feryadına bile sağırken…

Hizmetin ekmeği yemiş, suyunu içmiş kitleler, saldırganlıklarıyla nankörlüklerini gizlemeye çalışırken… Bu naif cümleler ne ifade eder?..

Fakat Sabiha Anne, amelini neticeye bina etmediği için sormaktan geri durmamış, bir duyan olur ümidiyle,

“Sizler yavrularım!…” demişti.

“Hiç mi vicdanınızın sesini dinlemiyorsunuz?  Hiç mi muhasebe etmiyorsunuz? Hiç mi akıbetinizi düşünmüyorsunuz?  Ahiret ve hesap aklınıza hiç mi gelmiyor? Bilmiyor musunuz ki, Allah zerre kadar hayrı, zerre kadar şerri karşılıksız bırakmaz?…”

“Hiç vicdanlarının sesini dinlemiyorlar Sabiha Anne. Hiç muhasebe etmiyorlar. Hiç akıbetlerini düşünmüyorlar. Ahireti ve hesabı akıllarına getirmiyorlar.” diyesim geliyor. Yine de susuyorum. Son sözü yine o söylüyor:

“Vekilimiz Allah! O’na dayandık.  Rabbimin rızası için çıktık bu yola. O razı olsun yeter.  Şayet rızaya talip olmak, Efendimiz aleyhisselatü vesselamın rehberliğinde yürümek, nam-ı Celil’i dünyaya duyurmak, gençliğin güzel yetişmesi adına gayretler sarfetmek suç ise boynum kıldan ince. Bin canım da olsa, bu  yolda feda olsun…”

Canı bu yolda feda oldu Sabiha Anne’nin. Bin canı da olsa feda ederdi. Ben şahidim.

O bir kahramandı.

Ölüme tebessüm ederek gitti.

Kaynak : Tr724 | EMİNE EROĞLU

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı