Haber

Bir başarı hikayesi… Öğretmen, baklavacı, bisiklet tamircisi, dönerci şimdi de makinist

Özgür Özdemir’in filmlere konu olacak bir hayatı var. Ispartalı ama doğma büyüme İstanbullu. Daha 8 yaşında hem çalışıp, hem okumaya başlamış. 16 yaşında kendi işyerini açmış. Üniversite hayatında başlayan hizmet yıllarında, mezuniyetten bir yıl sonra hicret adresi Hindistan olmuş. 10 yıllık Hindistan yıllarını noktalayıp, bir başka kıtaya Avustralya’ya yelken açmış. Şimdilerde mesleği makinistlik. Ancak bugüne gelene kadar neler yapmamış ki? Gelin şimdi hep birlikte Özgür Özdemir’in yaşadıklarına birlikte bakalım.

İstanbul’da doğan Özgür Özdemir, henüz 8 yaşındayken kendini sabah yoğurt ve ayran yapan babasının, öğleden sonra ise okuldan bulur. Okul sonrası tahsilat işini de üstlenir. Çocuk yaşta cebinde bir tomar parayla gezer. 14 yaşına kadar okul – iş birlikte yürür. Babasının en yakın destekçisi olur. 14 yaşına geldiğinde babasına ‘Çok yoruldum, biraz başka iş yapayım’ deyip, bisiklet tamirhanesi olan abisinin yanına geçer. 15 yaşına geldğinde talihsiz bir şekilde babası ve iki abisi hapse düşer. Evin bütün yükü omuzlarındadır. Hem işyerini idare eder, hem hapistekilere bakar hem de okuluna gider. Babası ve abilerinin hapiste olduğu yılda işyerinde yatar. Hapisten çıktıklarında ise 16 yaşında kendi bisiklet tamirhanesini açar. Tabi okulunu da ihmal etmez. Lise sonrası 18 yaşında Atatürk Üniversitesi matematik öğretmenliğini kazanınca, dükkanı kapatıp Bayburt’un yolunu tutar.

Sıfır İngilizce ile ‘merhaba Hindistan’

Üniversite yıllarında Hizmet’le tanışır. 2007’de mezun olduktan sonra Bayburt’a veda etmez. Bir yıl daha kalıp hizmet eder. Takvim yaprakları 2008 yılını gösterdiğinde Özgür Özdemir’e hicret kapısı açılır. Adresi Hindistan’dır. Öğretmenlik yapacaktır. İngilizcesi mi? Kendi ifadesiyle ‘sıfır’. 24 yaşında bekar olarak Hindistan’a gider. İlk yıllar zor olur. Dil öğrenmesi baya vaktini alır. 2 yılda anlayacak, 4-5 yılda konuşacak seviyeye gelir. Matematik öğretmeni olduğu için temel bazı kavramları öğrenmesiyle sorunsuz ders verir.

Temel fıkraları gibi İngilizce kazaları yaşar. Hindistan’daki ilk bayramında Haydarabad eyaleti eski başbakanının evine bayramlaşmaya gidilir. Ortam oldukça kalabalık, Özgür Özdemir’in İngilizcesi sıfırdır. Herkes ‘eid mubarek’ deyip, bayramlaşır. Başlar bizim Özgür Hoca’da ‘ill mubarek’ deyip, herkesin elini sıkmaya. Tabi duyanlar biraz şaşırsada bir şey anlamaz. Bayram yerine, hastalık (ill) mübarek demiştir zira! Dondurma yerken kaşık isteyeceği yerde ‘sock’ (çorap) der ama dondurmacı çorap değil, kaşık istediğini anlar. Dedim ya, Temel fıkrasını aratmaz yaşadıkları.

Matematik öğretmenliğine ara verip, TUSKON’a bağlı işadamları derneğinin müdürlüğüne geçer. İşadamlarını Türkiye’ye getirir. 15 Temmuz’la birlikte zor günler Hindistan’da da başlar. Tanıdık bazı işadamları selamı keser. Ancak Hizmet’i benimseyenlerin çoğunluğu dimdik durur. Dünya Emlakçılar Birliği Başkanı Faruk Mahmut da bu isimlerden biridir. Gelen baskılara ‘Bu insanlar beni kendi evlerine aldılar, ülkelerinde misafir ettiler. Ben de onlara evimi açtım. Hiçbir zarar görmedim, göreceğime de inanmıyorum. Kolay zamanlarımda onlar yanımdayken, ben onları zor zamanlarında nasıl yalnız bırakırım’ deyip, yiğitlik örneği sergiler.

Aziz bebek Hindistan’da kalır

15 Temmuz’la birlikte Türkiye’den gelen maddi yardımlar kesilir. Hizmet kervanı devam edecektir. Herkes fedakarlıkta birbirleriyle yarışır. Daha önce oturmalarına – şartların çok kötü olmasından dolayı- müsade edilmeyen mahalle ve evlere taşınırlar. Hindistan’a bekar gelen Özgür Özdemir, bir yıl sonra evlenir. Bekar olsa kolaydır ama şimdi ailecek hayat daha zor olur. Hele Hindistan gibi zor bir ülkede.

Zor günlere bir de hamilelik eklenir. Eşi zor hamilelik süreci geçirir. Doğum için gittikleri klinik derme çatma bir yerdir. Doğum çok zor olur. Eşini ve çocuğunu kaybetmek üzeredir. Kan kaybını durdurmak mümkün değildir. Hemen bir esnafı arayıp, durumu anlatır. Hızır gibi gelip, daha iyi bir hastahaneye gitmek için ambulansı arar. Ancak ambulans gecikir. Aziz bebek doğduktan bir kaç saat sonra vefat eder. Ameliyata alınan eşi kurtarlır. Ambulans geldiğinde artık çok geçtir.

2017 zor yıl olur Özdemir ailesi için. Ekonomik sıkıntılardan dolayı mide spazmı geçirir. Doktora gidecek parası yoktur. İmdadına yine bir abisi yetişir. Kredi kartını verir, tedavi olmasını sağlar. Zor günlerde Türkiye’de kayınvalidesi vefat eder. Acıya acı eklenir. Miras olarak eşine kalan evden bir miktar para gelir. Hizmet öncesi yaptığı esnaflık günleri aklına gelir. Süleyman Hoca’yla mango reçeli yaparlar. Ama beklentileri boş çıkar. Sonra ‘Burası Hindistan tatlı çok seviliyor’ deyip tulumba tatlısı işine girerler. Kıvamı tutturuncaya kadar canları çıkar. Bir Ramazan yaptıkları tulumba tatlısını cami önünde satmak için tezgah açarlar. Eşi de bir tepsi baklava yapar. Her gelen baklava alır, tulumba tatlısı ellerinde kalır. Hemen baklavaya dönerler. Eşi yapar, onlar satar. Talep müthiştir. Elle yapmakla olmayacak deyip, Türkiye’den yufka getirtirler. 20 kadar restorana baklava verir. Düğünlere kilolarca satarlar. Kötü günler bir nebze olsun artık geride kalır.

Kalbinin sesi Avustralya der

Mart 2018’de eşi tekrar hamiledir. Süreç zor geçer. Bir taraftanda da doğan bebeklere Türk elçiliği Ankara’nın talimatıyla pasaport vermemektedir. Çare, Hindistan’dan ayrılmaktır. ABD vizesi vardır. Ailecek Kanada ve Avustralya vizeside alır. Nereye gideceği konusunda kararsızdır. Burdur’da Üstad’ın talebelerinden Ali Aydın Amca’yı arayıp, durumunu anlatır. ‘Kalbinin sesini dinle’ der. İçinden Avustralya geçer. Eşi o günlerde hareket edemez haldedir. Ancak birden kendine gelir. Hemen biletini alıp, 15 saatlik bir zorlu uçuştan sonra Avustralya’ya ulaşır. Yolculuk eşini yorar, iki hafta yerinden kalkamaz.

Turist vizesiyle geldiği için 3 ay çalışamaz. Hizmet’e ait bir misafirhaneye yerleşirler. Hemen bir dönerci esnafın yanında işe girer. 10 ay gündüz 3, gece 3 dönercide çalışır. Başka çaresi yoktur. Ancak dönerden gelen para geçimini sağlamaz. Aklına mesleği bisiklet tamiri gelir. Bir siteye ilan verir. Birer ikişer müşteri bulur. Memnun olan müşterilerin yazdığı olumlu yorumlar, işlerini açar. Sabah 8’de arabasına atlayıp bisiklet tamiri için yollara düşer. Öğlen 3’de ise kebapçıya geçer. 10 ay günde 18 saate yakın çalışır.

Mülteci Merkezi’ne sürekli gider. Samimi dostluklar kurar. Yılbaşında bir tren istasyonunda gözetmenlik için iş olduğunu söylerler. Ücreti 500 dolardır. Kabul eder. 3 gün eğitim görürler. Dönerciden izin alır. Bir değişiklik olsun der. 60 kişi işe başlar. Bir günlük iş derler ama yılbaşı sonrasında da haftada 2-3 gün devam eder. 6 kişi kalırlar geriye. İşini iyi yapanları ellerinde tutarlar. 6 ay sonra makinistlik için ilan çıkar. 80 bin çalışanı olan büyük bir şirkettir. Sınava girer ama 40 dk sürede 110 soruyu cevaplayamaz. 65 dk kullanır. Yazılı sınavı geçer. Mülakata yanlış trene binince dakikalarca geç kalır. Çaresizce vardığında, kendini beklediklerini görür. 3-5 soru sorup ‘kazandın’ derler.

Bir yılda ‘yılın elemanı’ seçilir

6 hafta makinistlik eğitimi alır. 3 uzman gözetiminde direksiyon imtihanını başarıyla verir. ‘Çok iyi makinistsin. Yılların makinistlerinden daha iyi sürdün’ derler. Artık sabit bir işi vardır. 4 ay sonra işyerinde makinistlerin temsilcisi olur. 80 bin şirket çalışanı arasında yılın elemanı seçilenler arasına adını yazdırır. Şirketin takvimine resmini basarlar. Kendi gibi muhacir arkadaşlarını makinist olmaları için teşvik eder. İki kişinin aynı şirkette işe girmesine vesile olur. Ramazan’da şirket yöneticileri ve şehrin önde gelen siyasilerini evinde iftara davet eder.

Özgür Özdemir, mayıs 2018’de geldiği Avustralya’da yaşamına makinist olarak devam ediyor. Film gibi bir hayatı var. Biz burada ancak küçük bir bölümüne değindik. Hakkında detaylı bir kitap yakında piyasada olacak. Şartlara uyum sağlayıp, yılmadan yoluna devam etmenin canlı örneği.

 

 

 

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu