Mizan

Beklentiye girmeden hizmet etme | M.Fethullah Gülen Hocaefendi

Her beklenti, hizmet insanının gönlüne düşmüş bir güve gibidir, onu yer bitirir; beklentilere bağlı hizmetler de asla kalıcı ve ahiret kazandırıcı olamaz.

Hizmette hiç sarsılmadan, duraklamaya düşmeden, sarsılsak bile tökezlemeden -Allah’ın izniyle- doğru bildiğimiz yolda yürüyelim. Yoksa millet azıcık zikzak görünce, “Acaba bunların başlangıçta hedefledikleri şey, başka bir şey miydi?” diye düşünebilir.

Dünyevî herhangi bir beklentiye girmeden hizmet etmek çok önemlidir. Kulluktaki zirve de odur. Dünyevî herhangi bir ücrete meyletmeden ve yaptığımız hizmeti herhangi bir çıkara bağlamadan yapma mevzuu çok önemlidir. Hani -samimi hizmet ederken- bize bir şeyler olabilir. Fakat -dünyevî beklenti gibi zaaflara düşüp- arkadan gelenlere “Böyle de oluyormuş!” mülahazasıyla zikzak çizmede çok kötü örnek olursak, bu iş akibet itibarıyla kararır, gider. Hafizanallah…

Nasıl ki bugüne kadar beklentili insanlar hiç kalıcı işler yapamamışlardır… Evet, şu disiplin çok önemlidir: Din adına dahi olsa, yaptıkları hizmeti maddî çıkara bağlayan insanların kalıcı hiçbir eserleri olmamıştır ve onlar, başarıya da ulaşamamışlardır!.. Bütün maddî çıkar ve menfaatleri, bir doğru yolda yürürken, ellerinin tersiyle iten insanlardır ki, Allah’ın izni ve inayetiyle, onlar hem başarı üzerine başarıya mazhar olmuş, hem de Cenâb-ı Hakk’ın rızasını kazanmışlardır.

Çok iyi bildiğiniz ve benim çok tekrar ettiğim, tekrar etmede benim usanmadığım sizin de usanmayacağınıza inandığım, Hazreti Ebu Bekir efendimiz (radiyallahu anh)… Eğer peygamberler zincirinin devam ettiği dönemde yetişseydi, onlardan biri olurdu. Sıddîk… Malum olduğu üzere ibadetin ötesinde “ubûdiyet” var; ubûdiyetin üstünde de “ubûdet” ki, ubûdette biraz zühd bahis mevzuu. Sonra, zühdün zirvesi, “aşk” ve aşkın üstünde de bir şey varsa, o da “sadakât”tir; aşkında sâdık olan makbuldür. İşte o zat (radıyallahu anh) o mülahaza ile serfiraz idi. Hazreti Ebu Bekir, hayat-ı seniyyelerinde, üçü kendinden evvel ortaya çıkmış, ondan sonra sekiz tane daha ona munzam olmuş, tam on bir tane büyük terör örgütünün üstesinden geldi. İster IŞİD’i düşünün, ister el-Kâide’yi düşünün, isterse başkasını düşünün; çok az kan dökerek -Allah’ın izniyle- hepsinin hakkından geldi. Aklınıza geliyordur; “Acaba ne kadar zamanda; elli sene mi, yüz sene mi?!.”

Biz (Türkiye), otuz senedir, kırk senedir birilerini topa tutuyoruz, bir adım mesafe alamadık. Sadece kinleri, nefretleri köpürttük; bir yönüyle sizinle inzimam edecek insanları, bizimle inzimam edip aynı duygu, aynı düşünceyi paylaşan insanları, kendimizden uzaklaştırdık; başka duygu ve düşüncelerin zebunu haline getirdik. Âdetâ onların içinde kinler, nefretler mayaladık. İşte otuz-kırk senelik, mekanize birliklerle, bütün askerî, siyasî, idârî, iktisâdî güçleriniz ile mücadele ettiğiniz şeyin sonucu bu!.. Efendim, az gittik, uz gittik, dere-tepe düz gittik, bir çuvaldız boyu yol…

Beklentiye girmeden hizmet etme | M.Fethullah Gülen Hocaefendi 2

Hikayelerin başlarında söylerlerdi bunları; az gitme, uz gitme, dere-tepe düz gitme, “Tepeler aştık!” deme, geriye dönüp bakma; alınan mesafe bir çuvaldız boyu yol!.. Kırk sene… O zat (radıyallahu anh), iki sene, üç ay, on küsur günde bu on bir tane hadisenin hakkından geldi. Ne kadarla, nasıl geldi?!. Şu anda Türkiye’de yalancı bir darbede öldürülen insanların sayısı kadar insan öldürülmeden o fitne hadiselerinin hakkından geldi. Çünkü o (radıyallahu anh), dünyevî hiçbir şeye dilbeste olmamıştı.

Giderken -Yemin ederim: Vallahi, billahi…- kendisinin, kendisine ait bir evi yoktu! Hususiyle halife seçildiği zaman, bir yerde başkalarının koyunlarını sağarak geçiniyordu. Beş-altı kilometre merkeze uzaktı. Geldi, dediler ki bir gün: “Sen orada iken, devlete ait işler aksıyor, sana maaş takdir edelim!” “Ben, milletime, insanlığa hizmet ederken maaş alamam ki!” dedi. Çok rica ettiler; “Öyleyse, halkın orta seviyede geçimine ne kadar bir şey düşüyorsa, bana da o kadar bir şey takdir edin!” dedi. Gerçek mü’min… Sadâkat… İnanırsanız, bunlara inanın!..

Bu video 03/12/2017 tarihinde yayınlanan “İNANMAYIN ONLARA, KANMAYIN DÜNYAYA, GEÇ KALMAYIN YARDIMA!..” isimli bamtelinden alınmıştır. Tamamı burada: https://herkul.org/bamteli/bamteli-in…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu