Ümmi Validelerimiz ve Biz | RECEP ATICI

Bundan iki hafta önce Abdullah Aymaz hocamızın annesi vefat etti. Haberi duyar duymaz annesinin ölümüyle ilgili yazılmış bir yazı var mı, diye internette sörf yaptım. Fakat henüz kaleme alınmış bir yazı yoktu. Nihayet bu hafta Harun Tokak hocam Samanyoluhaber sitesindeki köşesinde onun annesiyle ilgili bir yazı kaleme aldı. Yazıyı sesli olarak dinlerken hem hüzünlendim hem de derin bir düşünceye daldım.

Hüzünlenmemin sebebi Aymaz hocamdan başka evladı olmayan Adile annemizin bize göre gurbet olan memlekette bir başına ruhunun ufkuna yürümüş olmasıydı. Dinlediğim o yazıda beni düşünceye sevk eden kısmına gelince onu doğrudan Harun Hocamın kaleminden aktarayım: “(Aymaz hocamız) ders yaparken, konuşurken masum bir bebek gibi kendi safiyetinin ışığından kamaşan gözleri, uzun siyah kirpiklerinin sürekli açılıp kapanışı çok hoşumuza giderdi… O, sürekli etrafına ışık saçan biriydi. Yüzü sanki kafasının içinde ilahi bir ışık varmışçasına nur gibi parlardı. Hala da parlıyor… (Ona) bu ışığın kaynağını sordum. “Anam” dedi… Ben ilkokulu bitirirken annem namaz mevzuunda çok üzerime durdu, beni takibe aldı…”

Aymaz hocam, İstanbul dönüşü memlekete beraber döndükleri Harun hocama, annesiyle ilgili şunları da anlatır: “Anam ( o gün annesi hayattadır) güzel rüyalar görür. Bir seferinde bizim mahalleye bir gelin gelecekmiş, onu getirmek için ata biniyor… Camimizin yanına gelince, namazım geçmesin diye attan inip onu bir direğe bağlıyor. Caminin avlusuna giriyor. Cami lebalep dolu. Erkekler el ve kollarımı sıvalı görmesinler diye cemaat dağılmadan hemen abdestini alıyor. Avlunun kıble tarafındaki sol kapıdan çıkıyor. Bakıyor, çok parlak ve güzel bir bina var. Hazreti Ali imam olmuş, İsa (a.s.) da onun arkasında namaz kılıyor. Bazı tanıdığı ve tanımadığı kimseler de cemaat olmuş. Anam da İmam-ı Ali’ye uyarak namazını kılıyor.”

Antrparantez şunu söylemeden geçemeyeceğim. Kur’an’ın ifadesiyle ‘ümmi’ olan bu insanlar, o dönemde nasıl böyle bir mertebeye ulaşmıştır. ‘Cismaniyeti bırakıp nasıl da kalp ve ruhun derce-i hayatına intikal’ edebilmişlerdir. Onların bu halini okuyup dinleyince M. Akif’in deyimiyle, “Yâ Rab, beni evvel getireydin ne olurdu?’’ diyesi geliyor insanın. Acaba o günde insanlar daha kolay mı velayet mertebesine yükselebiliyordu? Günümüzde hem ümmi olup hem de mâna alemine açılabilmiş kaç insan gösterilebilir? Bütün bu soruları çoğaltmak mümkün. Ancak demek istediğim anlaşıldı sanırım. Rabbim bizi affetsin. Bunca okur yazarlığımıza ve ‘eskiden ancak kırk senede ulaşılabilinen mertebeye şimdi kırk günde ulaştıracak eserler elimizde olmasına rağmen’ yerlerde sürünüyoruz.

Aymaz hocam, annesinin gördüğü bu rüyadan sonra aynı günlerde kendisi de bir rüya görür. O sıralar henüz ilkokul son sınıftadır. Rüyada ‘Köy camisine Cebrail (a.s) geldi’ diye minareden tellal gür bir sesle ilan eder. Aymaz hocam, heyecanla camiye koşar ve başında fesi, üzerinde cübbesi olan bir insan suretinde görür Cebrail’i.

Daha sonra 1966 yılında kendisi, Kestanepazarı’nda kalırken bir gün elinde tahta bavulu ile genç bir hoca yani Fethullah Gülen Hocaefendi gelir. Onu görünce ilkokul son sınıfta gördüğü o rüyayı hatırlar. Gelen zatın o anda sadece fesi ve cübbesi yoktur. O zaman anlar ki, ahir zamanda Kur’an üzerinden yeni bir diriliş bu zatın eliyle gerçekleşecektir. Buraya da bir parantez açmak istiyorum. Çünkü bu da ayrı bir feraset ister. Çünkü gördüğü rüya ile gelen zatı birleştirip yeni bir ihya hareketinin bu zatın eliyle olacağını kavramak ancak feraseti gerektirir de ondan.

Şimdi Aymaz hocamın annesiyle başladığımız yazıya bir başka annemizle devam edelim. O da Üstad Bediüzzaman’ın annesi. Üstadımız annesi için şöyle der: “Seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, fıtratımda, maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş.”

Konumuzla ahlaklı olması bakımında Fethullah Gülen Hocaefendi’nin annesi ile ilgili anekdotu da buraya yazmamız lazım. O da annesi için şunları ifade eder: “Benim ilk Kur’an hocam validemdir. Kur’an öğretmenin yasak olduğu bir zaman diliminde kendi anlattığına göre bana dört yaşımda Kur’an okumayı öğretmiş. Bir ay içinde de hatmettiğimi söyler. Ayrıca annem namaza karşı çok ciddi idi. Çok yorgun olduğum bir gün yatsı namazını kılmadan uzanmıştım. Biraz dinlendikten sonra kalkıp namazımı eda edecektim. Annem, benim namaz kılmadan yattığımı fark edince: “Namazını kıl öyle yat, ben de yorgunum seni kaldıramam belki” dedi. Ben de, yorgunluk ve annemin merhametine sığınarak; “Ana çok yorgunum, kalkar kılarım.” dedim. Bunun üzerine Annem; ‘Eğer namaz kılmadan yatarsan sabah kalktığımda senin cenazeni göreyim‘ dedi.

Şimdi bazı kardeşlerimiz diyebilir ki; bütün bu anlattıklarınızla nereye varmak istiyorsunuz? Aslında niyetim bir yere varmak değil. Ancak bu anlatılanlar gösteriyor ki geleceğimizi emanet edeceğimiz nesilleri yetiştirmede annelerimizin rolü çok büyük. Bugün itibariyle dünyanın farklı coğrafyalarına dağılmış kardeşlerimiz çocuklarını yetiştiremediklerinden dert yanıyorlar. Bir insanın çocuğunun ebedi hayatı için endişe etmesi ve bunun derdini çekmesi elbette takdire şayandır. Ancak çocuklarımızda görmeyi istediğimiz vasıflar konusunda acaba bizler, kendimiz neredeyiz? Gerçekten yazıda bahsi geçen annelerimiz gibi çocuklarımıza rol model olabiliyor muyuz? Yoksa bütün yükü rehberlik yapacak kimselerin omuzuna atarak, “Ben vazifemi yaptım” deyip kenara mı çekiliyoruz? Daha fazla soru sorarak kendimi değil ama sizleri sorgulamış olmayayım. Demem o ki, bizler her birimiz görüldüğü zaman Allah’ı hatırlatıyor muyuz? İşte bütün mesel bundan ibaret…

İlgili Yazılar

Marina Satti ve İnsanlık Dersi

“Fakat, çocukları bize bırakın…”

Hizmet Eğitim Normları-8 : “Ortak Akıl, Kolektif Şuur ve Ferdi Gelişme”

Sitemizde, tercihlerinizi ve tekrar ziyaretlerinizi hatırlayarak size en uygun deneyimi sunmak ve sitemizin trafiği analiz etmek için çerezleri ve benzeri teknolojileri kullanıyoruz. Tamam'a veya sitemizde bulunan herhangi bir içeriğe tıklayarak bu ve benzer çerezlerin/teknolojilerin kullanımını kabul etmiş olursunuz. Gizlilik Bildirimi