<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>zulüm arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/zulum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/zulum/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Jul 2026 16:46:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>zulüm arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/zulum/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cuma Hutbesi &#124; Zulüm ve Zulme Karşı Allah’ın (c.c.) Adeti Sübhaniyesi</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-zulum-ve-zulme-karsi-allahin-c-c-adeti-subhaniyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2026 16:46:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[cumahutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=49303</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ وَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الْأَبْصَارُ Sen, o zalimlerin işlediklerinden, sakın Allah’ın habersiz olduğunu zannetme! O, sadece onları, dehşetinden&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-zulum-ve-zulme-karsi-allahin-c-c-adeti-subhaniyesi/">Cuma Hutbesi | Zulüm ve Zulme Karşı Allah’ın (c.c.) Adeti Sübhaniyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><span dir="RTL" lang="AR-SA"><strong>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ</strong></span></b></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><strong>وَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الْأَبْصَارُ</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Sen, o zalimlerin işlediklerinden, sakın Allah’ın habersiz olduğunu zannetme! O, sadece onları, dehşetinden gözlerinin donup kalacağı bir güne ertelemektedir. <strong><em>(İbrahim, 14/42)</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;">        <strong>      </strong><strong>اِتَّقِ دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ، فَإِنَّهُ لَيْسَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ اللَّهِ حِجَابٌ</strong><strong>  </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;Mazlumun bedduasından sakın. Çünkü onunla Allah arasında hiçbir perde yoktur.&#8221; <strong><em>(Buhârî, Zekât 1)</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Muhterem Müslümanlar! Hutbemiz, “<strong>Zulüm ve Zulme Karşı, Allah’ın (c.c.) Adeti Sübhaniyesi”  </strong>hakkında olacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Adalet mülkün temeli</strong>, <strong>zulüm,</strong> bu temele yerleştirilmiş bir dinamit; <strong>Adalet</strong> hemen her konuda dengeyi koruma ve itidalli olmanın Kur&#8217;ân kaynaklı adı; <strong>zulüm ise</strong> her alanda dengeleri alt-üst etmenin ürperten unvanıdır. <strong>Adalet </strong>Hakk&#8217;ı ve halkı hoşnut etmenin en emin yolu, <strong>zulüm, </strong>bu yolda yürekleri hoplatacak bir gulyabâni; <strong>adalet </strong>evrensel barışın en sağlam köprüsü, <strong>zulüm </strong>insanî ufku kirleten bayağılığın en aşağısı&#8230;</p>
<p style="font-weight: 400;">İnsanın hür ve muktedir olması, ona başkalarına zulmetme hakkını vermez; kuvvet, hakkın emrinde olduğu sürece değerler üstü değer kazanır; hürriyet de başkalarının haklarına saygılı davranıldığı ölçüde hakikî kıymetini bulur ve kalıcı olur.</p>
<p style="font-weight: 400;">Zulüm ile şimdiye kadar kimse payidar olmamıştır; olmuş gibi görünenlerin de yanına kalmamıştır. Atalarımız ne hoş söylerler: <strong>&#8220;Zulm ile âbâd olanın âhiri berbâd olur.&#8221;</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Aslında, böyle birinin evvelinin de âhirinin de berbâd olduğu açıktır; &#8211; <em>asrımızda bunun birçok örneğini mevcuttur &#8211;</em> zira zulmün, <strong>bazen küfrün önünde bir günah hâline geldiği de</strong> <strong>olur ki,</strong> işte o zaman <strong>&#8220;gayretullah&#8221;</strong>a dokunur ve eden de hemen bulacağını bulur. Doğrusu insan küfre karşı mesafeli bulunduğu kadar zulümden de uzak durmalıdır; zira Allah nezdinde mazlumun âhı bir duâdır ve bu duânın kabulü de ilâhî adaletin muktezasıdır. Dememişler mi:</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Zâlimin zulmü varsa mazlumun da Allah&#8217;ı var</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Bugün halka cevretmek kolay, yarın Hakk&#8217;ın divanı var.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Rabbimiz zalime mühlet verir; ancak onu asla unutmaz!</p>
<p style="font-weight: 400;">Verilen o mühlet zalimin kurtuluşu değil, ahiretteki tüm bahaneleri ellerinden alan ilahi bir adalettir. Onlar serbestçe koşturduklarını sanırken, aslında kendi felaketlerini büyütürler. <strong>إِنَّمَا نُمْلِي لَهُمْ لِيَزْدَادُوا إِثْمًا</strong> “Biz onlara sadece günahlarını arttırsınlar diye mühlet veriyoruz.” <strong><em>(Âl-i İmrân, 178) </em></strong>Ayeti buna işaret eder.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kur&#8217;ân-ı Kerim adalet ve ubûdiyet üzerinde durduğu kadar zulüm ve haksızlığa da vurguda bulunur, çok geniş bir zulüm tablosu çizer, onu çeşitlendirir ve her türünden sakınmamızı ister:&#8221;Kâfirler Bize değil, kendilerine zulmediyorlardı.&#8221;  <strong><em>(Bakara,57)</em></strong> diyerek, haksızlığın dönüp zalimin başına dolanacağını vurgular; &#8220;O münkirler zâlimlerin ta kendileridir.&#8221; <strong><em>(Bakara, 254) </em></strong>fermanıyla zulüm ile küfrün bir vâhidin iki yüzü olduğuna dikkati çeker; <strong>&#8220;Allah zâlim bir toplumu hidayete erdirmez.&#8221;</strong> <strong><em>Saf/61;9</em></strong> <strong><em> </em></strong>tehditkâr ifadesiyle <strong>zulmün de tıpkı kibir ve inhiraf gibi imandan mahrumiyete </strong>sebebiyet verdiğini/vereceğini hatırlatır; “Halkı zalim olan ülkeleri cezaya çarptırdığı zaman Rabbinin çarpması işte böyle olur! Şüphesiz ki O’nun çarpması pek acı, pek çetindir!” <strong><em>(Hûd,102)</em></strong> kahır televvünlü fermanıyla tarih boyu şirazeden çıkanların mutlaka cezalandırıldıklarını haber verir; “Zulmedenleri o korkunç sayha çarpıverince, bulundukları yerde dize geldiler.” <strong><em>(Hûd, 67) </em></strong>ihbar-ı sübhânîsiyle haksızların her zaman helâk edildiklerini / edileceklerini tekrarlar ve bizi kendimize gelmeye çağırır.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>En´am suresinin 42, 43, 44 ve 45.</strong> Ayetlerinde zalimlere Allah’ın muamelesi şöyle anlatılmaktadır; Allah önce nasihat için Resuller gönderiyor, sonra bela musibet veriyor ki, tövbe edip Allaha yönelsinler, bütün bunlardan bir netice çıkmayınca dünyanın bütün nimet ve güçlerini onlara veriyor, onlar kendilerini çok güçlü hissettiklerinde derdest edip perişan ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Senden önce de birtakım ümmetlere resuller gönderdik. Dinlemediler: Hakka dönüş yapsın, suçlarının affı için niyaz etsinler diye onları çetin bir yoksulluk, hastalık ve sıkıntılarla cezalandırdık. <strong>(42)</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"> Bâri, kendilerine şiddetimiz geldiği vakit yalvarsaydılar, tövbe etseydiler! Fakat heyhât! Onların kalpleri kaskatı olmuş, şeytan da yapmakta oldukları mâsiyet ve günahları kendilerine süslemiş, cazip göstermişti. <strong>(43)</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Kendilerine verilen öğütleri terk edip unutunca üzerlerine her şeyin, her zevk ve nimetin kapılarını açtık. <strong>Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada, ansızın onları kıskıvrak yakaladık</strong> <strong>da</strong> bir anda bütün ümitlerini kaybediverdiler<strong>! (44)</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Hz. Peygamber (s.a.s.), bu âyeti açıklamak üzere söyle buyurur: <strong>&#8220;isyanına devam ettiği halde, </strong>Allah’ın böyle bir kuluna dünyadan arzu ettiği şeyleri verdiğini görürsen, bil ki bu sadece <strong>istidraçtan </strong>ibarettir. <strong>İstidraç</strong>; kâfirin cezasını arttırmak için Allah’ın ona bol nimet ve mühlet vermesidir. Sonra da <strong>“felemma nesû&#8230;”</strong> (bu âyeti) sonuna kadar tilâvet etti.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Alemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun ki böylece, zulmedip duran o gürûhun arkası kesildi. <strong>(45)</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Bunlar gibi daha onlarca âyât-ı beyyinât, zalimin dünyevî ve uhrevî akıbetini hatırlatmanın yanında, <strong>Hud suresi 113.</strong> Ayette “Bir de sakın zulmedenlere meyletmeyin, <strong>sempati duymayın!</strong>Yoksa size ateş dokunur.” Buyurarak, <strong>onlara en küçük bir meylin dahi ebedî hüsrana sebebiyet vereceğini ısrarla vurgular </strong>ve bize sürekli adalet ve istikamet içinde olmayı salıklar.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Zulüm mevzuunda İnsanlığın İftihar Tablosu&#8217;nun beyanları da ayrı bir önem arz etmektedir: </strong>&#8220;Allah zalime mehil üstüne mehil verir, bir kere de onu derdest etti mi, artık iflah etmez.&#8221;  <strong><em>(Müslim, Birr, 61)</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;Ümmetimden iki zümre şefaat yüzü görmez: Zulümle oturup kalkan zâlim ve dinde aşırılıklara düşen dengesiz kişi.&#8221; <strong><em>(Taberânî, el-Mu&#8217;cemü&#8217;l-Kebîr, 8/281, 20/214)</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona haksızlık yapmaz ve onu kendi yalnızlığıyla baş başa bırakmaz.&#8221;<sup>  </sup><strong><em>(Buhârî, Mezâlim, 3)</em></strong><strong> </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Bugün birçok coğrafyada, zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş.. hıyanet, hamiyet libasını giymiş.. menfaat üzerine dönen canavar siyaset ise iktidar olmuş. <strong>Bize düşen,</strong> bütün benliğimizle bir kere daha Allah&#8217;a yönelmek, yüce mefkûremiz adına harekete geçmek ve kusursuz bir sa&#8217;y ü gayretle yola devam etmektir. Biz kendimize gelip duyguda, düşüncede, ruhta ve gönülde dirileceğimiz, dirilip içtimaî adaleti gerçekleştireceğimiz âna kadar yeryüzündeki yaşanan korkunç mezâlim böyle devam edeceğe benzer. <strong>Yapılması gerekli olan şeyleri yapmadan ne kaderi tenkit ne de şuna-buna sövüp saymakla, hiçbir problem halledilemez. İlâhî adalet her zaman vardı, şimdi de var; ama o, adaletten pay alma liyakatine göre lütfedilir..</strong> bir vakt-i merhûna bağlı tecelli eder.. zulmün gayretullaha dokunmasıyla harekete geçer.. aktif bekleyip bakalım; &#8220;Mevlâ görelim neyler/Neylerse güzel eyler.&#8221; <strong><em>(İbrahim Hakkı)</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Hutbemizi Efendimizin   sabah ve akşam yaptığı duası ile bitirelim; &#8220;Allahım, zulmetmekten, zulme uğramaktan, birinin hukukunu çiğnemekten, biri tarafından hukukumun çiğnenmesinden Sana sığınırım.&#8221;  <strong><em>(Buhârî, Mezâlim, 8) </em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/07/Cuma-Hutbesi-Zulum-ve-Zulme-Karsi-Allahin-c.c.-Adeti-Subhaniyesi.docx">Cuma Hutbesi | Zulüm ve Zulme Karşı Allah’ın (c.c.) Adeti Sübhaniyesi</a>    <strong>WORD</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2026/07/Cuma-Hutbesi-Zulum-ve-Zulme-Karsi-Allahin-c.c.-Adeti-Subhaniyesi.pdf">Cuma Hutbesi | Zulüm ve Zulme Karşı Allah’ın (c.c.) Adeti Sübhaniyesi</a>     <strong>PDF</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-zulum-ve-zulme-karsi-allahin-c-c-adeti-subhaniyesi/">Cuma Hutbesi | Zulüm ve Zulme Karşı Allah’ın (c.c.) Adeti Sübhaniyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Bütün çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz” &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/butun-cicekleri-koparabilirsiniz-ama-baharin-gelisini-engelleyemezsiniz-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2022 08:02:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[#hocaefendi​ #fethullahgulen​]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27591</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pablo Neruda’ya ait bu söz, tam da bu günler için söylenmiş olmalı. Evet, ülkemizde baharın gelişini engellemek isteyen kimseler özellikle yedi yıldır kadın-erkek, genç-ihtiyar, hamile-hasta demeden üç günlük dünya ikballeri&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/butun-cicekleri-koparabilirsiniz-ama-baharin-gelisini-engelleyemezsiniz-recep-atici/">“Bütün çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz” | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pablo Neruda’ya ait bu söz, tam da bu günler için söylenmiş olmalı.</p>
<p>Evet, ülkemizde baharın gelişini engellemek isteyen kimseler özellikle yedi yıldır kadın-erkek, genç-ihtiyar, hamile-hasta demeden üç günlük dünya ikballeri için, ‘<em>bunca yol çiğnedikleri halde bir çiçek çiğnemeyen’ </em>çiçek gibi insanları, dallarından kopardılar.</p>
<p>Üstad Necip Fazıl’ın; İslam’ı kendi çıkarları uğruna ve başkalarının emelleri doğrultusunda, kafalarına göre müslüman portresi oluşturmaya çalışan, bunu da halka yutturarak sonuç itibariyle İslâm düşmanlarının eline müthiş koz veren insanlar için söylediği ‘<em>kaba softa ham yobaz’</em> tipler, çiçek gibi insanları soldurdular. Bunu yaparken de denize düştüklerinde bile yardım istemeyecekleri insanlarla el ele verip (Ergenekoncu, Ulusalcı) ülkenin en temiz, en masum evlatlarına çıplak arama, işkence, insan kaçırma dahil her türlü zulmü reva gördüler.</p>
<p>Dün <em>Sevgi Okulları</em> diyerek her platformda alkış tutanlar, şimdilerde o okullarda çiçek gibi öğrenci yetiştiren bahçıvanları kovarak bahçeleri kuruttular. O bahçeleri ve bahçıvanları besleyen su arığı misali ülkenin saygın iş adamlarının el emeği, göz nuru büyüttüğü çiçek gibi işyerlerine de el koyarak, oraları kırk haramîlere peşkeş çektiler. Mantı yaparak, kermesler düzenleyerek burs bulmaya çalışan bacılarımızın ablalarımızın o bereketli ellerine kelepçeler takarak çiçek yetiştirmelerine mâni oldular.</p>
<p>Daha dün denecek kadar yakın zaman önce her gittikleri ülkede çiçek yetiştirip ülkemize armağan eden gurbetteki öğretmenleri de mafyaların eliyle tırpanladılar. Tenleri gibi bahtları da kararmış mazlum milletlerin ufkuna bir şafak pırıltısı gibi doğan bu çiçek ruhlu insanları bahçelerinden kovdurdular. Oralarda çiçek yetiştirme imkânı bulamayan bu bahçıvanlar, canları pahasına derin suları geçerek bulundukları ülkeleri terk ettiler.</p>
<p>Bütün çiçekleri kopardıkları halde baharın gelişini durduramayan bu ‘<em>kaba softa ham yobazlar’ </em>en son kurumaya yüz tutmuş çiçekleri yeniden canlandırabilmek için insani yardım yapan 550 çiçek insanı da bir sabah vakti çocuklarının gözleri önünde topladılar. Yaptıkları bu hoyratça tavırlarıyla kendi sonlarının gelişini hızlandırdıklarının farkına bile varmıyorlar. Zira Cenab-ı Hakkın koyduğu fıtri kanunları hesaba katmadan yaptıkları bu en son hadise öyle tahmin ediyoruz ki onların sonu olacaktır. Çünkü, O’nun koyduğu fıtri kanunların gereği kim ne kadar uğraşırsa uğraşsın baharın gelişi hiçbir zaman engellenemez.</p>
<p>Bununla beraber, baharda esen fırtınalar bazen önüne kattığı her şeyi savurur. Bu da Cenab-Hakk’ın koyduğu fıtri bir kanun olup Hicr suresi 22’nci ayette şöyle ifade edilmektedir; “<strong><em>Rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik.</em></strong>” İşte bu aşılayıcı rüzgarlar, bitkilerdeki erkek ve dişi unsurların döllenmesini sağlar ve bu sayede savrularak yok oluyor gibi görünen tohumlar yedi veren başaklar halinde yeniden hayat bulurlar.  Yedi yıldır çiçek renkli insanları dünyanın dört bir tarafına savurmakla baharın gelişini engellemek isteyenler, Cenab-ı Hakkın koyduğu bu fıtri kanunu hesaba katmadılar.</p>
<p>Evet, son yaşanan fırtına bugüne kadar esen fırtınalarla kıyaslandığında gerçekten çok sert esti. Hocaefendi’nin dün yayınlanan Bam Teli’nde dediği gibi; “<em>Bunun gelecekteki mükafatı Allah’ın izni inayetiyle baş döndürücü olacaktır. Onda hiç şüphemiz yok! Bir gadre uğradıksa şayet, her defasında Cenâb-ı Hak birkaç türlü lütufta, berekette bulundu.”</em></p>
<p>Hocaefendi sohbetine şöyle devam ediyor: “<em>Olan şeylerden dolayı üzülüyoruz tabi. Ama Cenâb-ı Hakk’ın takdiri! Dediğim gibi 27 Mayıs oldu, Haziran oldu, Temmuz oldu. Bütün gadr ayları, gadr seneleri peşi peşine cereyan etti. Her defasında sizin arkadaşlarınız, sizin gibi düşünenler gadr u efgana maruz kaldılar. Bunun da nasıl sonuçlanacağını Cenâb-ı Hak bilir, biz bilemeyiz! Nasıl bir lütf-u ilahi var bilemeyiz! Cenab-ı Hak bazen böyle cebr-i lütfî ihsanlarda bulunur, bunu takdirle karşılamak lazım. … Talip olunan şeylerin büyüklüğüne göre bazen bu türlü şeylerin büyüklüğü de mebsuten mütenasip olur</em>.”</p>
<p>Evet, bilindiği üzere ‘Bing Bang’ denen büyük patlama olmasaydı bu günkü yaşadığımız dünya olmazdı. Dolayısıyla büyük inkılaplardan, büyük patlamalardan ve bu patlamaların sonunda ortaya çıkan bereketli su kaynaklarından doğar. Yukarıda bahsini ettiğimiz ayetin devamında da Cenab-ı Hak, şöyle buyuruyor: “<em>Derken gökten yağmur indirip onunla sizi suladık. Halbuki o suyu hazinelerde depolayan da sizler değilsiniz</em>.”</p>
<p>Yazının sonunu da yine Hocaefendi’nin dünkü sohbetindeki bize ümit olarak yeten bir cümlesi ile noktalayayım:</p>
<p>“<em>Çok iyi şeyler olacağı ümidini besliyoruz. Elhamdülillah arkadaşların çehrelerine bakınca, onların yüzlerindeki ümidi okuyunca, ben de ümitleniyorum</em>.”</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/butun-cicekleri-koparabilirsiniz-ama-baharin-gelisini-engelleyemezsiniz-recep-atici/">“Bütün çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz” | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zulme Uğrayıp Ezilirken Dahi Aziz ve Üstünsünüz! &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/zulme-ugrayip-ezilirken-dahi-aziz-ve-ustunsunuz-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Oct 2022 04:30:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[aziz]]></category>
		<category><![CDATA[üstün]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27360</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zulme Uğrayıp Ezilirken Dahi Aziz ve Üstünsünüz!.. *Ayet-i kerimede ifade edildiği gibi; {وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنْتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ} “Gevşeklik göstermeyin, tasalanmayın; eğer iman ediyorsanız üstünsünüz.” (Âl-i Imrân,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/zulme-ugrayip-ezilirken-dahi-aziz-ve-ustunsunuz-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Zulme Uğrayıp Ezilirken Dahi Aziz ve Üstünsünüz! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Zulme Uğrayıp Ezilirken Dahi Aziz ve Üstünsünüz!.. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Ayet-i kerimede ifade edildiği gibi; {وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنْتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ} “Gevşeklik göstermeyin, tasalanmayın; eğer iman ediyorsanız üstünsünüz.” (Âl-i Imrân, 3/139) Tasalanmayın, gevşekliğe kendinizi salmayın! Allah’a imanınız tamsa, üstün sayılırsınız. Ezilirken dahi, başına basılırken dahi, zulme uğrarken dahi, gadir yaşarken dahi, nefyedilirken dahi, istintaka tabi tutulurken dahi, mahkemeye gönderilirken dahi, tahkim emirleri verilirken dahi, olmadık şeylere muhatap olurken dahi, sen azizsin. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Esas, senin başına basan Nemrutlar, Şeddadlar, Sezarlar, Napolyonlar, zelil olanlar onlardır. Zillet Allah karşısında zillettir. Allah karşısında O’na kul olma şeref ve itibarını koruyabiliyorsanız, O’na kulluk sayesinde değişik şeylere kulluktan sıyrılabiliyorsanız, zilletten sıyrılmış ve izzeti ihraz etmiş sayılırsınız. İzzet Allah’a aittir, Rasûlullah’a aittir ve O’na intisab etmiş mü’minlere aittir. İzzet Allah’ın, Rasûlünün ve Mü’minlerindir; Münafıklar Her Zaman Zelildir </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Kur’an-ı Kerim, kendilerini aziz, mü’minleri zelil sayan münafıkları şöyle anlatır: {يَقُولُونَ لَئِنْ رَجَعْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْأَعَزُّ مِنْهَا الْأَذَلَّ وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ} “Hem derler ki: ‘Medine’ye bir dönelim; göreceksiniz aziz olan, zelil olanı oradan dışarı atacaktır.’ Oysa, izzet, Allah’ın, Rasûlünün ve mü’minlerindir. Ne var ki münafıklar bunu bilmezler.” (Münâfikûn, 63/8) </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Mü’minler azizdir; çünkü değişik kulluklardan sıyrılmışlardır; makama kulluktan, imkâna kulluktan, güce kulluktan, rahata kulluktan, korkuya kulluktan, dünyada ebedi kalmak gibi tul-i emele kapılma duygusundan sıyrılmışlardır. Allah’a gerçek kulluk, bütün kulluklardan sıyrılmaya bağlıdır. Bu türlü kulluklardan sıyrılmayanlar “Ene Abdullah – Ben Allah’ın kuluyum!” dedikleri zaman bile </span><span class="strikethrough style-scope yt-formatted-string" dir="auto">hafizanallah</span><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> başka bir yalan söylüyorlardır. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Cenâb-ı Allah sizi böyle bir izzetle aziz ve payidar kılmışsa bence alacağınız bir şey kalmamıştır. Allah’a intisaptan daha büyük paye, Hazreti Rasûl-ü Zişan’a intisaptan daha büyük bir mansıp yoktur. Varsın bu uğurda Cenâb-ı Allah sizi bir imtihandan başka bir imtihana, bir sürgünden başka bir sürgüne, Amerika’dan Çin’e, Çin’den Maçin’e.. nereye sürgün ederse etsin!.. Bu intisabı devam ettiriyorsanız, hep kazanma kuşağında yaşıyorsunuz demektir.</span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/zulme-ugrayip-ezilirken-dahi-aziz-ve-ustunsunuz-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Zulme Uğrayıp Ezilirken Dahi Aziz ve Üstünsünüz! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Küfür devam eder ama zulüm devam etmez!” &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/kufur-devam-eder-ama-zulum-devam-etmez-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Jun 2022 04:30:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=25967</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hased, böyle bir tahribata vesile olabilecek bir maraz-ı ruhîdir ve her devirde olmuştur. Firavun, Hazreti Musa’yı çekememiştir. Bilmem hangi mel’un, Hazreti Nuh’u çekememiştir. Nemrut, Hazreti İbrahim’i çekememiştir. Daha başkaları başka&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kufur-devam-eder-ama-zulum-devam-etmez-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">“Küfür devam eder ama zulüm devam etmez!” | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hased, böyle bir tahribata vesile olabilecek bir maraz-ı ruhîdir ve her devirde olmuştur. Firavun, Hazreti Musa’yı çekememiştir. Bilmem hangi mel’un, Hazreti Nuh’u çekememiştir. Nemrut, Hazreti İbrahim’i çekememiştir. Daha başkaları başka enbiya-ı izâmı çekememiş, onları değişik eza ve cefaya maruz bırakmışlardır. Hazreti Zekeriyya’nın başına erre koyanlar, vücudunu testereyle ikiye biçenler, o zatı şehit etmişlerdir. Hased, küfür ve zulüm kıyamete kadar da ilahî adet olarak, tarihî tekerrürler devr-i daimi içinde hep kendisini gösterecektir; doğru yolda olan insanların başına çekiç ya da balyoz şeklinde inecek, gelip onların sinelerine mızrak gibi saplanacak, sürekli onlarla uğraşacak, onları incitecek ve o yoldan döndürmek için her şeyi yapacaktır. Eğer bu türlü musibetler sizin başınıza da geliyorsa, O’nun yolunda yürüdüğünüzden emin olabilirsiniz. Allahım, bize dünyada ve ahirette hasene ver; kalblerimizi dininde perçinle!..</p>
<p>*İmanda sâbit-kadem olma ve yol yön değiştirmeme mevzuunda sürekli Cenâb-ı Hakk’a tazarru ve niyazda bulunmak ve O’nun himayesine sığınmak lazımdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ), اَللَّهُمَّ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَي دِينِكَ “Ey kalbleri evirip çeviren Allahım! Benim kalbimi dininde sabitleyip perçinle!”, اَللَّهُمَّ يَا مُصَرِّفَ الْقُلُوبِ صَرِّفْ قُلُوبَنَا اِلَي طَاعَتِكَ “Ey kalbleri halden hale koyan Rabbim, kalblerimizi ibadet ü tâatine yönlendir!” dualarını dilinden hiç düşürmemiştir.</p>
<p>*Allah’tan bela ve musibet istenmez, hep O’nun afv ve afiyeti, mağfiret ve merhameti, dünya ve ahiret selameti talep edilir. Bu konuda Kur’an ve Sünnet’te zikredilen dualar yapılır ve kul olmanın icabı, zorluklara karşı gerekli tedbirler alınır. Fakat eğer her şeye rağmen musibet gelirse, ona da sabredilir ve ilahî takdire rıza gösterilir.</p>
<p>*Evet, her zaman hem dünya hem de ahiret için “hasene” niyaz ederiz; şu kadar var ki, başımıza bela ve musibet geldiğinde de onu yürüdüğümüz yolun kaderi ve hakkaniyetine emare sayarız. İnanırız ki, bela ve musibetler, geldikleri gibi bir gün mutlaka gidecekler. Onları getirenlerle, başımıza musallat edenlerle beraber onlar da savrulup gidecekler, Allah’ın izni ve inayetiyle. Çünkü küfür devam etse de zulüm sürekli olmaz. Binlerce insanı sürgün etme, binlerce insanın hukukunu çiğneme, binlerce insana karşı adaletsizlik yapma ve binlerce insanı haklarından mahrum etme gibi zulümlerin hiçbiri devam etmez. Zulüm, bir gün geldiği gibi, yarın, öbür gün veya iki gün ya da bir hafta sonra gidecektir Allah’ın izni ve inayetiyle; onu getirenleri çıldırtsa bile gidecektir, hiç tereddüdünüz olmasın.</p>
<p>*Ehl-i tahkik, “Küfür devam eder ama zulüm devam etmez!” demiştir. Küfür, mahkeme-i kübrâya kalır; Allah kendi huzur-u kibriyâsında onu cezalandırır; fakat zulüm, umumun hukukunu çiğneme ve masum insanların hukukuna tecavüz olduğundan dolayı er-geç dünyada cezasını bulur. Evet, zulmedenler burada da az çok onun karşılığını bulurlar.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kufur-devam-eder-ama-zulum-devam-etmez-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">“Küfür devam eder ama zulüm devam etmez!” | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Zulm ile abâd olanın, âhiri berbad olur.’ &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/zulm-ile-abad-olanin-ahiri-berbad-olur-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2022 08:09:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[recep atici]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24129</guid>

					<description><![CDATA[<p>Malumunuz geçtiğimiz hafta Adalet Bakanı Abdülhamit Gül tweetter hesabından yaptığı açıklamada, görevinden ayrıldığını duyurdu ve bu duyuruda; ‘görevden af talebini kabul eden efendisine şükranlarını arz etmeyi’ de ihmal etmedi. Elindeki&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/zulm-ile-abad-olanin-ahiri-berbad-olur-recep-atici/">‘Zulm ile abâd olanın, âhiri berbad olur.’ | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Malumunuz geçtiğimiz hafta Adalet Bakanı Abdülhamit Gül tweetter hesabından yaptığı açıklamada, görevinden ayrıldığını duyurdu ve bu duyuruda; ‘görevden af talebini kabul eden efendisine şükranlarını arz etmeyi’ de ihmal etmedi.</p>
<p>Elindeki iletişim aracı vasıtasıyla iki satır yazı yazıp af talebinde bulunmakla sanki bütün cürümlerinden affedileceğini sanıyor. Bu şekilde bütün sorumluluklarından kurtulacağı zehabına kapılmak, zannediyorum çürümüş bir vicdan sahibi olmayla doğru orantılı olmalı. Zira yaklaşık 1650 günlük görev süresince geride bıraktığı binlerce mağdur, mazlum ve mükedder insanın ahını almış bir insan başka türlü kendini rahatlatması mümkün değildir.</p>
<p>Bu tipler için Üstad Bediüzzaman, Lem’alar isimli eserinde şöyle der: “Tefessüh etmiş (çürümüş) bir vicdan yılan gibi zehirlemekten lezzet alır.” Yaklaşık dört buçuk yıldır görev yapan bu çürümüş vicdan sahibi, zehirlediği mazlumları yok sayarak sanki “Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa koyunu, gelir de adl-i ilâhi Ömer’den sorar onu!” şeklinde ifade edilen vecizeye muvafık bir adalet dağıtmış gibi hiç yüzü kızarmadan çekip gidiyor.</p>
<p>Ayrıca ‘görevden af talebini kabul ettiği için efendisine şükranda’ bulunan sabık bakan için bizde Gergerlioğlu’nun sorduğu gibi soralım: “Peki seni binlerce hasta mahpus, göz yumduğun adil olmayan yargılama mağdurları affedecek mi?” Görev yaptığın süre zarfında binlerce kişiye yaşattığın hak mağduriyeti, çıplak arama ahlaksızlıkları, cezaevinde yapılmasına müsaade ettiğin darp ve suistimaller, Ankara’nın göbeğinde ölümüne yapılan işkenceler, tabutta tahliye ettiğin mahpuslar senin gibi bir yılanın günü geldiğinde hesabını sormayacağını mı düşünüyorsun?<br />
Mahpus Mustafa Kabakçıoğlu, Nesrin Gençosman, Mevlüt Öztaş, Fatih Terzioğlu, Sabri Kaya, Erdinç Tülay, Halime Gülsu, Gökhan Açıkkollu, Kara Efe Ahmet, Fatma Görmez, Bahadır … gibi hapiste, hastanede ölenlerin, karakollarda can veren mazlum ve mağdurların hesabını vermeden nereye kaçıyorsun? Yedi kat yerin dibine girsen buluruz seni. Burada bulamasak bile mahşerde iki elle değil dört elle senin yakana yapışacağız. Öyle ‘affımı talep ediyorum, şükranlarımı arz ediyorum’ diyerek hiçbir yere gidemezsin. Bedir savaşında Hz. Bilal’in efendisi Ümeyye’yi her yerde arayıp bulduğu gibi seni arayıp bulacağız ve o gün görülmemiş hesaplarla karşına dikileceğiz.</p>
<p>Yunanistan’a iltica etmek için Meriç’te boğulanların, Ege Denizi’ni geçerken eşi Nurdan ile birlikte vefat eden KHK’lı Cumhuriyet savcısı İbrahim Gündüz ve Maden Ailesi gibi daha yüzlerce masumun katili olarak -idam olmadığı için- müebbetle yargılanmadan, hesap vermeden rahat yatağında uyuyamayacaksın. Adaletin değirmeni her ne kadar yavaş dönse de öğüttüğü unu ince ince eler. İşte o gün geldiğinde adalet değirmeninin taşları arasında öğütülürken seninle yüzleşeceğiz. Kolay öleceğini düşünüyorsan hayal görüyor olmalısın. Zulmettiğin mazlumların acılarıyla iki büklüm kıvranırken Azrail’in canını alması için yalvaracaksın.</p>
<p>Dahası Bişkek’ten mafya usulleriyle kaçırttığınız eğitimci Orhan İnandı’nın, Kenya’dan boynuna kement takarak getirdiğiniz Selahaddin Gülen’in, Pakistan’da yıllardır faaliyet gösteren Pak-Türk Okulları halkla ilişkiler müdürü Mesut Kaçmaz ve ailesinin hakkını vermeden “istifa ettim” deyip kaçamazsın. Bunların hiç birini unutmadık.<br />
Sık sık paylaştığın hayvansever pozlarıyla şefkat abidesi gibi görünürken, cezaevindeki bebeklerle ilgili kılını bile kıpırdatmadın. Hapiste büyüyen o çocuklar er-geç bir gün karşına dikilecek ve Tekvir suresi 8. ve 9. ayetlerde geçen “Diri diri gömülen kız çocuğuna hangi suçtan dolaylı öldürüldüğü sorulduğu zaman” tehdidinde olduğu gibi kendilerini hangi suçtan dolayı parmaklıklar arkasında tuttuğunu soracaklar.</p>
<p>Tahmin ediyorum, zamanı geldiğinde bütün bunların yargı önüne çıkacak olması seni deli ediyor olmalı. Bu yüzden hem kendini hem de kulu olduğun efendini korumak için hep birlikte “adaleti siyasetin köpeği” haline getirdiniz. Böylece zalim bir yönetim anlayışına oksijen çadırı olmaya gayret ettiniz. Ancak sen de bilirsin ki her yeri karbondioksit kaplamışsa çadırdaki mevcut oksijen illaki bitecektir. İşte o gün kendisine piyon olduğunuz efendinizle beraber mazlumların ahının çıkardığı zehirde boğulacaksınız. Zira, ‘Zulm ile abâd olanın, âhiri berbad olur.’</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/zulm-ile-abad-olanin-ahiri-berbad-olur-recep-atici/">‘Zulm ile abâd olanın, âhiri berbad olur.’ | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüreklere Saplanan Fotoğraf &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/yureklere-saplanan-fotograf-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jan 2022 08:09:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[mezar]]></category>
		<category><![CDATA[Tenkil]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde, Bir kış güneşliğinde. Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir Tabiatı aşan bir bildiriştir Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır; Bu kan rengi, bu&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yureklere-saplanan-fotograf-ismet-macit/">Yüreklere Saplanan Fotoğraf | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde,<br />
Bir kış güneşliğinde.<br />
Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir<br />
Tabiatı aşan bir bildiriştir<br />
Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır;<br />
Bu kan rengi, bu kıpkızıl öcü anlatır<br />
Görünüşte kırmızı, gerçekte yeşil<br />
Görünüşte öç, hakikatte değil&#8230;”<br />
Sezai Karakoç</p>
<p>Kurdukları menfaat şebekesi yıkılmasın diye oynadıkları bir darbe tiyatrosu ile binlerce insanı bir gecede hain ilan edip çıkardıkları uyduruk KHK’larla mesleklerinden ettiler. Çamur medyası eşliğinde binlerce insana terörist iftirası atıp bıçaklanmış dal gibi hayattan kopardılar.</p>
<p>Kerbela ettiler ülkelerini. Masum bir avuç insan üzerine ordular saldılar. Kadın kız, genç yaşlı demeden adeta kılıçtan geçirdiler. Ok gibi dilleri, mızrak gibi bakışları ile binlerce mazlumu yaraladılar. İbn Sa’d misali az bir dünya menfaati karşılığında akrabalarını satan yığınların bu vefasızlığını yazdı tarih. Yetmezmiş gibi Hz. Hüseyin ve yakınlarının cenazeleri üzerinde tepinen Şimir orduları gibi mazlumlar üzerinde tepindiler. Devlet görünümlü çete on binlerce insanı zindanlara attı ve dilsiz zavallılar bu zulmü sadece seyretti. Anadolu’nun yetişmiş kadroları tırpanlanırken korkudan ve dünyalık endişelerden dolayı ebkem kesilen yığınların vefasızlığı kazındı yüreklere. Bir kabus gibi çöktüler mutlulukların üzerine.</p>
<p>İşte o mağdurlardan birinin mezarlıkta çekilmiş bir fotoğrafı geliyor gözlerimizin önüne. Yan yana dört kabir. Uhud’a defnedilen sahabe efendilerimizin kabirleri gibi sıra sıra. Topraklarına bakılırsa defnedileli çok olmamış. Mezarların üzeri rengarenk çiçeklerle kaplanmış. Izdırapla dokunan Anadolu kilimlerini andırıyor. Kabrin içinde ne varsa dışına o sızmış gibi. Kim bilir, belki de çektikleri sıkıntılarla tertemiz hâle gelen bu insanların kabirlerinin içi de böyle cennet bahçesi gibi rengarenktir.</p>
<p>Kabirlerin ortasında dertten müheykel bir genç oturmuş. Yüzünde Uhud’da yakınlarını kaybedenlerin hüznü. Acının iki büklüm ettiği dertli sinenin ismi Burak Aydın. Kabirlerse bir ay önce bu çilekeş insanı hapiste ziyaret edip dönerken trafik kazasında vefat eden yakınlarına ait.</p>
<p>Biricik yavruları Burak Aydın’ı tutuklu bulunduğu Mardin Cezaevi’nde ziyaret ettikten sonra Erzurum’un Aşkale ilçesinde trafik kazası geçiriyorlar. Zaten zulümle savrulmuş olan aile trafik kazası ile darmadağın oluyor. İbrahim Aydın (54), annesi Ayşe Aydın (72), eşi Gülyeter Aydın (49) ve oğlu Muhammed Aydın (8) oracıkta yürüyorlar Rablerine. Kevser Aydın ise ağır yaralanıyor.</p>
<p>Vefat edenler Giresun’un Keşap ilçesindeki aile mezarlığını defnediliyorlar. Burak izin alıp Jandarma ekipleri eşliğinde kabirleri ziyarete geliyor. Ve kabirlerin ortasına yığılıp kalıyor.</p>
<p>Fotoğraf bir devrin zulmünün sembolü olarak yüreklere bir zıpkın gibi saplanıyor. Vefat edenlere yan yana Ahiret yamaçlarında yürümek, geride kalanlara ise sabırla hizmete devam etmek düşüyor.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yureklere-saplanan-fotograf-ismet-macit/">Yüreklere Saplanan Fotoğraf | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Müjde Bize Kâfi ve Vâfidir… &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/bu-mujde-bize-kafi-ve-vafidir-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Dec 2021 08:09:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[recep atici]]></category>
		<category><![CDATA[Yasin Süresi]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=23464</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ömrümüz boyunca karakol yüzü görmemiştik, kendi çocuklarımıza bile bir tokat atmak için el kaldırmamış, eşimize bıçağı verirken de sapından tutacak şekilde vermiştik. Hayata hazırlanırken çok nahif yetiştirilmiş ve dolayısıyla meşru&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bu-mujde-bize-kafi-ve-vafidir-recep-atici/">Bu Müjde Bize Kâfi ve Vâfidir… | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ömrümüz boyunca karakol yüzü görmemiştik, kendi çocuklarımıza bile bir tokat atmak için el kaldırmamış, eşimize bıçağı verirken de sapından tutacak şekilde vermiştik. Hayata hazırlanırken çok nahif yetiştirilmiş ve dolayısıyla meşru dairede en doğal hakkımız olan miting yapmayı bile bilmiyorduk. Mahkemelerde bir câni gibi muamele gördük, memleket zindanlarında aylarca tecrit edildik, bir serseri gibi ülkelere sürgüne yollandık. Türlü türlü hakaretlere mâruz kaldık. Zaman oldu canlarımıza kastedildi ve hayattan bin defa ziyade ölümü tercih edecek hale geldik. “Eğer dinimiz intihardan bizi menetmeseydi, belki bugün bazılarımız topraklar altında çürümüş olacaktı.” Hüzünler kulübesinde gözyaşı döktük ve bu kadarını kaldıramayız endişesiyle Hz. Musa gibi “Ya Rabbî! Bize lütfedeceğin her türlü nimete muhtacız!” diyerek hicret yollarına döküldük.</p>
<p>Kimimizin yüreği dayanamadı ve ciğerlerimiz yandı, içlerimiz kan ağladı. Vefasızlığın gurbetinde, sevdiklerimizin gözleri önünde eriyip gittik. Yollarda öldü kimimiz. Bazılarımız bebekti, çocuktu ve anne kucağında neden mahrum bırakıldıklarını hiç anlamadan ebedî vuslat yurduna göçtüler. Hastaydı bazılarımız ve bakıma muhtaç bırakıldı, iradi olarak ölüme terk edildik.</p>
<p>İsimlerimiz, adreslerimiz terör örgütlerine verildi. Kendi vatandaşına tuzaklar kuran bir devletin entrikalarıyla yüzleştik. Boğazına kadar günaha batmış “kapkaranlık” bir siyasetin alicengiz oyunlarıyla heder edildik. Dövülerek öldürülenlerimiz oldu da onlar için vücutlarındaki işkence izlerinden başka tanıklık eden olmadı. Pencerelerden atılanlarımız için intihar ettikleri söylendi. Yaşadığımız bunca şeyin ağırlığı karşısında, <em>“Allah’ım yardımın ne zaman, diyecek kadar sarsıldık.”</em></p>
<p>Aslında bizim hikâyemiz Hz. İsa’nın iki havarisinin bir şehre (muhtemelen Antakya) gelerek halkı iyiliğe ve doğruluğa davet etmesine benzemektedir. O kutlu elçiler, zulmedenleri adalete, tecavüz edenleri hadde, cehaletin karanlığında boğulanları aydınlığa çağırır. Tahmin edeceğiniz gibi bu çağrının mukabelesi kabalık ve zorbalık olur ve derler ki: “<em>Biz, sizde bir uğursuzluk görüyoruz; sizin yüzünüzden başımıza gelecekler var. Eğer bu işe bir son vermezseniz, bilin ki sizi taşa tutarız ve bizim elimizden size acı mı acı bir azap dokunur” </em>derler. (Yâsîn, 36/18)</p>
<p>Bu ayetten anlaşıldığına göre o şehir halkının böylesine hırçınlaşması, sadece düzenlerinin değil aynı zamanda çıkarlarının da tehdit altında olduğunu görmelerindendir. Zira muktedirler, hedefleri şaşma, planları bozulma riski altındaysa o zaman vahşi hayvanlar gibi diş gösterir. Böylece kötülükte sınır tanımazlık, bir topluluğun vasfı haline gelir de dünyevi imkânları ellerinde bulunduranlar bütün imkanları ile menfaatlerini korumaya odaklanırlar. Bunun neticesi olarak her muhalif ses susturulur, her adalet davetçisi “düzen bozucu” bugünkü ifadesiyle “terörist” olarak damgalanır. Halkı doğruluğa çağıran hakikat elçileri de “uğursuz,” diğer bir ifadeyle “Haşhaşi” olmakla suçlanır ve “azap” ile (itibarsızlaştırma, işten atma, hapis, gasp, iftira, işkence, ölüm) tehdit edilirler. Ayette geçen “taşa tutma,” toplumsal bir galeyan hali olduğu için kitle psikolojisine işaret eder ki konumu, makamı ve çevresi elverişli olan her Tiran bozması, yığınları sürü halinde arkasından sürükler. Kendi yalanlarını halk korolarına tasdik ettirir. Onları kışkırtarak mazlumun üzerine salar, zulmüne ortak eder.</p>
<p>“<em>Şehrin öbür ucundan bir adam (</em><em>Habib-i Neccar) </em><em>koşarak geldi ve şöyle dedi:</em> “<em>Ey kavmim! Sizden hiçbir ücret istemeyen bu elçiler uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir</em>.”(Ya’sin, 36/20-21) Ayetten anlaşıldığına göre Habib-i Neccar, tam bu gerilimin ortasında çıkar sahneye. “Şehrin en uzak ucundan,” ödeyeceği bedelin kendisi olduğunu bile bile, yiğit bir ses olarak haykırır. O, Kur’an’da anlatılan prototiplerden biridir. Kadın ya da erkek, ihtiyaç duyulduğu anda, tam zamanında gelen bir “adanmış” olup elçileri desteklemek, hakka şahitlik etmek, “doğru söylüyorlar” diyebilmek için ölümü göze alan bir hakperesttir.</p>
<p>Konumunun “şehrin en uzak ucu” olarak belirtilmesi, karye halkından olmasına rağmen, düşünce itibariyle “onlardan” değildir. İçinde yetiştiği toplumun düşündüğü gibi düşünmeyen, kendini ahlaki çözülmelerin dışında tutabilmiş, menfaat çarkının içerisine girmemiştir. Gelişi “koşarak” olduğuna göre sırtına yüklenmiş bir mihnet yükü ve karşı tarafa borçlu olmayan biridir. Cesurca bir çıkış yapabildiğine göre de ayağına takılacak bir yanlışı, bir hatası yoktur.</p>
<p>O, yolun sonuna gelindiğinin farkındadır ve uçurumun kıyısında dolaşanları, kendilerini boşluğa bırakmasınlar diye, ikna etmeye çabalar gibi “Ey kavmim” diye sahiplenerek seslenir. Akla, kalbe, hisse ve vicdana hitap edercesine yalvarır. “Hidayette oluşlarına” yaptığı vurgu ile elçilerin hakikate adanmışlıklarını, “ücret istemeyişlerine” dikkat çeker. En nihayet kıssanın sonu beklendiği gibidir ve Habib-i Neccar kavmi tarafından katledilir. Ancak o, kendisine “Buyur cennete gir!” denildiğinde bile halkını hatırlayarak: “<em>Ah bir bilselerdi, Rabbimin beni affettiğini, beni ikramlara gark ettiğini!..”</em> (Yâsîn, 27) der.</p>
<p>Evet, Kur’an 14 asır evvel inmiş olsa da ihtiva ettiği hükümler her asra, her devre bakar. Şayet onun getirdiği hükümler sadece o asra baksaydı o kitap tarihsel bir eser olurdu. Oysa onun hükmü kıyamete dek icra edilecektir. Bu yönüyle o, Allah’ın kelamı olduğunun da bir göstergesidir. Bugün itibariyle Allah’ın hükümlerine garipler olarak muhatap olmuş isek biz de Efendimiz (sav)’in dediği gibi deriz. “<em>Gariplere müjdeler olsun. Onlar herkesin bozgunculuk yaptığı dönemde, imar ve ıslah hamlelerini sürdüren kimselerdir.”</em> Bu müjde bize kâfi ve vâfidir…</p>
<p><em> </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bu-mujde-bize-kafi-ve-vafidir-recep-atici/">Bu Müjde Bize Kâfi ve Vâfidir… | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki Kılıç Bir Zulüm &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/iki-kilic-bir-zulum-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Nov 2021 08:09:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Başak Cengiz]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=23132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen hafta Türkiye’de Başak Cengiz isimli bir bayan, ruh hastası cani biri tarafından samuray kılıcıyla katledildi. Başak Cengiz hayatının baharında daha tomurcukken soluverdi. Okumuş mimar olmuştu ve bir ay sonra&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/iki-kilic-bir-zulum-ismet-macit/">İki Kılıç Bir Zulüm | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta Türkiye’de Başak Cengiz isimli bir bayan, ruh hastası cani biri tarafından samuray kılıcıyla katledildi. Başak Cengiz hayatının baharında daha tomurcukken soluverdi. Okumuş mimar olmuştu ve bir ay sonra evlenecekti ama gelinliğine kan bulaştı. Beyaz gelinlikle ana ocağından ayrılacakken bir ana kuzusu olarak kefenle kundaklanıp ebedi istirahatgahına uğurlandı. Bir gül açmadan soldu, tohum başağa yürüyemeden çürüdü…</p>
<p>Bir anne kuzusunun hayatı, hayalleri bir kılıçla sokak ortasında paramparça edildi. Sevenlerinin gözyaşları Başak’ın kabrine aktı. Katil, toplumun hemen her kesimi tarafından lanetlendi…</p>
<p>Size bugün başka bir kılıçtan daha bahsedeceğim. Adaleti temsil eden kadın heykeli Themis’in elindeki kılıçtan. Bu heykelin elindeki kitap ‘kanunları’, terazi adaletle bağımsız şekilde hüküm vermeyi, ayağının altındaki yılan kötülüklerin adaletle yenileceğini; elindeki kılıç ise adaletin yerine getirilmesi için onun gücünü sembolize eder. Evet o kılıç adaletin yerine gelmesi için verilen ceza ve ilgili suça uygun görülen müeyyideyi temsil eder. Yani müeyyide ve ceza olmadan esasen hukuk da olmaz.</p>
<div id="attachment_23136" style="width: 710px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-23136" class="size-medium wp-image-23136" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Basak-Cengiz-700x499.jpg" alt="" width="700" height="499" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Basak-Cengiz-700x499.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Basak-Cengiz-1200x855.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Basak-Cengiz-768x547.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/11/Basak-Cengiz.jpg 1323w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /><p id="caption-attachment-23136" class="wp-caption-text">Başak Cengiz</p></div>
<p>Türkiye’de bu kılıç son yıllarda Başak’ı katleden Samuray kılıcı gibi kullanılıyor. O kılıç adalet için suçluları korkutması gerekirken mazlumların boyunlarında bir giyotin gibi asılı duruyor. Daha bir ay önce Ayşe Özdoğan dördüncü evre kanser hastası olmasına rağmen zindana yollandı. İlk derece mahkemelerinden yüksek mahkemeye oradan Anayasa Mahkemesi’ne kadar bütün hakimler ve alınan kararda imzası olanlar bir kadını toplu şekilde hayatın ortasında adaletin elindeki kılıçla ağır yaraladılar. İsnat edilen suç Cemaate ait bir yurtta idarecilik yapmasıydı. Vazifesi adalet dağıtmak olan devlet ve hukukçular binlerce masum ve mahsumeyi zindanlarda ölüme yolladılar, yollamaya devam ediyorlar.</p>
<p>Tıpkı Nazi dönemi gibi siyaset prangası ile adalet sistemi rejimin suikast silahına dönüşmüş durumda. Hitler döneminde Alman Hukuk Akademisi Başkanlığı yapan Dr. Hans Frank şu sözleri hukukun nasıl bir rejimin kurşun askerlerine dönüştüğünün ispatıdır:</p>
<p>“Nasyonal Sosyalizm karşısında hukuk bağımsızlığı yoktur. Vereceğiniz her kararda önce kendinize şunu sorunuz: «Benim yerimde Führer (Hitler) olsa nasıl karar verirdi?» Her kararda şunu söyleyiniz: «Bu karar Alman halkının Nasyonal Sosyalist vicdanıyla uyuşuyor mu?» İşte o zaman. Nasyonal Sosyalist halk devletinin birliğine karışmış ve Adolf Hitler iradesinin ölümsüzlüğünü tanımış olarak Üçüncü Alman İmparatorluğu’nun otoritesini kendi karar alanınızda her zaman için sağlayacak bir temel buldunuz demektir.”[1]</p>
<div id="attachment_22552" style="width: 710px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-22552" class="size-medium wp-image-22552" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/10/Ayse-Ozdogan1-700x550.jpg" alt="" width="700" height="550" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/10/Ayse-Ozdogan1-700x550.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/10/Ayse-Ozdogan1-1200x942.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/10/Ayse-Ozdogan1-768x603.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/10/Ayse-Ozdogan1.jpg 1284w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /><p id="caption-attachment-22552" class="wp-caption-text">Ayşe Özdoğan</p></div>
<p>Toplum, Başak Cengiz’in ölümüne haklı olarak çok ciddi tepki gösterdi genç bir fidan kılıçla doğranmıştı ve vicdan taşıyan herkesin yüreğin kanadı.</p>
<p>Bir kanser hastası olan Ayşe Özdoğan’ın zindana yollanmasına ise toplum sessiz kalarak adeta destek verdi. Naziler muhaliflerini veya düşman seçtiklerini bertaraf etmeden önce ellerindeki medya gücü ve propaganda araçlarıyla daha onlar yargılanmadan suçlu ilan ederler insan olmadıklarını; devlet, millet ve insanlık için yok edilmeleri gerektiğine seçmenlerini (!) inandırırlardı.</p>
<p>İnsanlık dışı muameleleri sıradanlaştırmanın ötesinde devletin görevi gibi sunma ve topluma bu şekilde kabul ettirme diktatörlük rejimlerinin genetiğinde vardır. Böyle bir ortamda çürüyen vicdanlardan insanlığı yaşatacak hamleler ve davranış beklemek imkansızdır. Merhametin terk ettiği yüreği taşıyan bedenlerin ise yürüyen mezar taşlarından farkı yoktur.</p>
<p>Devleti kutsayan ve bir tağut kabul eden toplumlar devleti elinde tutan muktedirlerin yaptığı her şeye kutsiyet atfederek onların günahlarını görmezden gelir. Halkı bu şekilde hipnotize eden yöneticilerin idare ettiği (!) topraklarda önce hukuk ölür ve zulüm ülkede dokunduğu her şeyi kurutan bir ayaz olup eser. İşte binlerce Ayşe Özdoğan ve mazlumlara yapılan bu zulme toplumun sessiz kalmasındaki sebep budur.</p>
<p>Bu türlü yerlerde din, vicdan, adalet, hukuk, insanlık ve  meşruiyet gibi kavramlar katledilmiştir o topraklar muktedirlerin heva ve hevesine göre yönetilmeye başlamıştır.</p>
<p>Zulmün sıradanlaştığı toplumlarda anlamsız bir gerginlik vardır. Adalet bir ülkenin solunum sistemi gibidir. Adalet olmayınca ülke adeta boğulur.</p>
<p>Enkaz haline gelen adalet yeniden inşa edilecekse; Başak için verilen tepkinin Ayşeler, Fatmalar… ve bir menfaat şebekesinin zulmüne maruz kalan binlerce masum için de verilmesi gerekir…</p>
<p>Başak’ın yakınlarına başsağlığı, kendisine Allah’tan rahmet ve başta Ayşe Hoca olmak üzere hasta tutuklulara muaccel şifa ve hürriyetlerine kavuşmaları dileklerimizle…</p>
<p>[1] William Shirer, Nazi İmparatorluğu, Cilt 1, Çev: Rasih Güran, İstanbul 1970 s. 426</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/iki-kilic-bir-zulum-ismet-macit/">İki Kılıç Bir Zulüm | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zulmün yeni bir versiyonu ve şeklî Müslümanlık</title>
		<link>https://hizmetten.com/zulmun-yeni-bir-versiyonu-ve-sekli-muslumanlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2021 06:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=21329</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soru: Zulüm ve haksızlıklara sessiz kalmayıp insanları kötülüklerden sakındırmaya çalışan kişiler iftira, tehdit, baskı gibi saldırılara maruz kalıyor. Bunlara karşı Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet’e uygun davranış tarzı nasıl olmalıdır? Cevap: Cenâb-ı&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/zulmun-yeni-bir-versiyonu-ve-sekli-muslumanlik/">Zulmün yeni bir versiyonu ve şeklî Müslümanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em class="bold2">Soru: Zulüm ve haksızlıklara sessiz kalmayıp insanları kötülüklerden sakındırmaya çalışan kişiler iftira, tehdit, baskı gibi saldırılara maruz kalıyor. Bunlara karşı Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet’e uygun davranış tarzı nasıl olmalıdır?</em></p>
<p><em class="bold2">Cevap:</em> Cenâb-ı Hak;</p>
<p align="center"><span class="arabic">كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللهِ</span><br />
“Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah’a inanan hayırlı bir ümmetsiniz.” (Âl-i İmrân sûresi, 3/110)</p>
<p>âyetiyle, insanlar içerisinde çıkarılmış en hayırlı ümmetin ümmet-i Muhammed (aleyhissalâtü vesselam) olduğunu beyan buyurmuştur. Bu en hayırlı olma vasfını da ma’rufu emretme ve münkerden alıkoymaya; diğer bir tabirle, iyiliği yaygınlaştırma ve kötülüğün zararlarından da insanları korumaya çalışmaya bağlamıştır. Bu açıdan mü’min, melekleri bile imrendirecek örnek bir nesil oluşturmak için, bir taraftan ma’rufu emrederek insanların iyilik ve güzelliklerle serfiraz olmalarını sağlamalı; diğer yandan da Allah’ın (celle celâluhu), Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem), akl-ı selimin ve tabiat-ı beşeriyenin çirkin gördüğü şeylerden insanları alıkoyma gayreti içinde olmalıdır.</p>
<h3>Hissettirmeden iyilik</h3>
<p>Kötülüklerden sakındırma işinin çerçevesinin çok iyi ortaya konulması ve sınırlarının da çok iyi belirlenmesi gerekir. Öncelikle kötülüklerden sakındırmada, tavrın şahsa değil, o şahısta bulunan kötü sıfatlara yönelik olduğu unutulmamalıdır. Farklı bir ifadeyle kötü sıfatların her biri insanlara bulaşmış birer virüs gibidir. Asıl gaye virüsün giderilmesi, böylece şahsın tekrar sıhhat ve afiyete, emniyet ve huzura kavuşturulmasıdır. Dolayısıyla bir mü’min, olumsuz sıfatlara karşı tavır alsa, hatta onlara karşı ilân-ı harp etse bile, o, bu sıfatları taşıyanlara karşı olabildiğince merhametli olmalı, elinden geldiğince onlara karşı yumuşak bir dil ve üslûp kullanmalıdır. Öyle ki siz, kötülük yapanları kötülükten sakındırırken onlar kendilerine karşı bir tavrınızın olup olmadığının bile farkına varmamalıdır. Evet, siz üslûbunuzdaki inceliğinizle öyle hareket etmelisiniz ki, onlar tıpkı elbiselerini sırtlarından çıkarıp attıkları gibi, hiç farkına varmadan sahip oldukları bu kötü sıfatlardan sıyrılıvermelidirler. Böyle hareket etmek, peygamberane bir tavrın ve peygamber yolunun bir gereğidir.</p>
<p>Olumsuz tavır ve davranışlara karşı siz de farklı bir olumsuzlukla mukabelede bulunursanız, olumsuzlukları önleme bir yana onları daha da katlamış olursunuz. Özellikle insanlara sürekli menfiliğin pompalandığı ve bunun etkisiyle onların da pek çok menfi tavır ve davranışın içine girdiği günümüzde bu mesele daha bir önem arz etmektedir.</p>
<p>O hâlde siz, -Hazreti Mevlâna’nın yaklaşımıyla ifade edecek olursak- şefkat ve merhamette herkesin başını okşayan Güneş gibi, tevazu ve alçak gönüllülükte ayaklar altındaki toprak gibi, cömertlik ve yardımda yeşilliklere hizmet eden yağmur gibi, başkalarına faydalı olmada gölgelerinde başkalarını yararlandıran ağaçlar gibi, ayıpları örtmede her şeyi görünmez kılan gece gibi, hiddet ve asabiyette hareketsiz duran ölü gibi, hoşgörüde uçsuz bucaksız deniz gibi olmalısınız. Hususiyle aynı kıbleye yöneldiğiniz, aynı yere secde ettiğiniz hâlde şeytanın dürtüleri veya nefs-i emmarenin yönlendirmesiyle bir kısım hata ve yanlışlıklara sapan ve sizden uzaklaşan insanlar karşısında aynı tavrınızı korumalısınız. Onlar, sizden uzaklaşsa da siz yerinizde durmasını bilmelisiniz. Çünkü onlar, sizden on kilometre uzaklaştığında siz de on kilometre uzaklaşırsanız, aradaki uzaklığı yirmi kilometreye çıkarmış olursunuz. Fakat siz olduğunuz yerde durursanız, aradaki uzaklığı yarıya indirirsiniz. Bu uzaklaşma da onlara ait bir hata olur. Şayet onlar, bir gün pişman olur ve dönüp gelmek isterlerse, o zaman çok zahmet çekmez, işledikleri hataları değişik diyalektik ve demagojilerle telâfi etme gayreti içine girmezler. Fitneyi büyütmek iş değil, önemli olan, fetanet kalkanıyla ona karşı çıkmak ve Allah’ın izniyle onu bitirmektir.</p>
<h3>İzzet ve haysiyet duygusuyla imtihan</h3>
<p>Bazıları, bu tür insanlara karşı tavır almayı, şeref, haysiyet ve izzetlerini korumanın bir gereği sayabilirler. Fakat şeref ve haysiyetini âdeta başında bir taç gibi taşıyan ve bu konuda zirveyi temsil eden İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem), daha sonra elde edeceği kazanımları düşünerek yeri geldiğinde kritik bazı noktalarda bir adım geriye çekilmiştir. Böylece yeri geldiğinde geri çekilmenin Müslümanca bir strateji olduğunu bize göstermiştir.</p>
<p>Meselâ O (sallallâhu aleyhi ve sellem), Medine’de bulunan ashabını, umreye götürmek üzere yola çıkarmış, onlarla birlikte atın ve devenin sırtında yaklaşık 400 kilometrelik yol kat etmişti. Fakat Mekke’ye altmış yetmiş kilometrelik bir mesafe kaldığında, karşılarına Mekkeli müşrikler çıkarak onları Mekke’ye girmekten menetmişlerdi. O gün itibarıyla henüz gözü hakikate açılmayan fakat askerî dehası herkesçe müsellem bulunan Halid İbn Velid, emri altındaki askerî birlikle Müslümanları kuşatmıştı. Buna karşılık İnsanlığın İftihar Tablosu ses çıkarmamıştı. (Bkz.: İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 4/275-276) Hâlbuki orada sahabe efendilerimiz, O’nun bir işaretiyle ölesiye bir mücadelenin hakkını verir; Allah’ın izniyle Halid İbn Velid’i de, Amr İbnü’l-Âs’ı da aşar ve Kâbe’ye girerlerdi.</p>
<p>Kendi haysiyet ve şerefinin yanında, arkasına aldığı insanların şeref ve haysiyetlerini de kendisine emanet kabul eden Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), ashabına söz vermiş olmasına ve onların da hissiyatlarını bilmesine rağmen, Müslümanların o sene Mekke’yi ziyaret etmeksizin döneceklerine dair anlaşma maddesini kabul etmişti. Anlaşma yapıldıktan sonra umre vazifesini yerine getirmeden ashabıyla beraber Medine’ye dönmüştü. Aynı şekilde O (sallallâhu aleyhi ve sellem), anlaşma metninin başına yazılan “Allah Resûlü” ifadesine müşriklerin itirazları üzerine bunun da silinmesini emretmişti. Keza Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hudeybiye’de zahiren Müslümanların aleyhinde gibi görünen “Mekke’den Medine’ye gitmek isteyen olursa kabul edilmeyecek; aksine Mekke’ye dönen kimselere de engel olunmayacak.” vb. anlaşma maddelerini de kabul etmişti. Hatta anlaşma esnasında Ebû Cendel Hazretleri gibi Mekke’de işkence gören bazı Müslümanlar kaçarak Allah Resûlü’ne (sallallâhu aleyhi ve sellem) sığınmış, fakat müşriklerin diretmeleri üzerine Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) istemeyerek de olsa onları iade etmişti.</p>
<p>Bütün bu hâdiseler, bir yönüyle onurun, itibarın bittiği bir noktadır. Yaşananlar karşısında sahabe efendilerimizin çektiği ızdırap ve acıların tamamını vicdanında yaşayan İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) bütün bu olup bitenleri sineye çekmişti. Bir yönüyle bakıldığında, bunlar geri adım atma olarak değerlendirilebilir. Fakat aynı zamanda bunların her birisi, metafizik gerilime geçme ve daha sonra ileriye adım atma adına çok önemli birer hamledir. Nitekim buradaki geriye bir adım atma, daha sonra Kâbe’nin fethinin zemin ve şartlarını oluşturmuş ve konjonktürü öyle müsait bir hâle getirmiştir ki, Müslümanlar, oluşan bu atmosferde rahatça Mekke’nin fethini gerçekleştirmişlerdi.</p>
<h3>Aktif sabır ve inayet tecellilerinin eseceği ân</h3>
<p>Günümüze gelince bizim de onurumuza dokunulabilir, gururumuz kırılabilir ve rencide edilebiliriz. Yaptığımız en makul ve güzel işlere bile karşı çıkılarak bunların şeytanî işler olduğu ithamına varacak kadar kin, nefret ve hasede maruz kalabiliriz. Belli bir dönemde size, dinî duygu ve düşünceye tahammül edemeyenler taarruz ediyor, iğneden ipliğe her şeyinizi tetkik ediyor ve mercek altına alıyorlardı. Aradan yıllar geçti ama değişen çok fazla bir şey olmadı. İnanmayan insanlardan sonra onların yerine a’raftakiler geldi ve bu zulmü devam ettirdiler. Onlar da gittikten sonra bu sefer belli güç ve imkânları eline geçiren bir kısım Müslümanlar geldi. Onlar da bir zamanlar dindarlığınızdan dolayı size zulmedenlerin yaptığını reva görmeye başladılar. Anadolu insanının bin bir emek ve gözyaşıyla açılmasına vesile olduğu üniversiteye hazırlık kurslarına, yurtlara ve okullara hiç kimseye yapmadıkları şekilde garazkâr bir üslûpla tavır aldılar. “Bir açık bulabilir miyiz?” diye bazı insanları o eğitim yuvalarının üzerine saldılar. Zira hazımsızlık ve haset, bazen insana, kâfirin yapmadığı kötülükleri yaptırır.</p>
<p>Fakat biz, bütün bu kötülükler karşısında hiç sarsılmamalı, onurum gururum dememeli, bilâkis, Cenâb-ı Hakk’ın, bazı hikmetlerden ötürü kötülüklere izin verdiğini ve eğer izin vermese hiç kimsenin zarar veremeyeceğini mülahazaya almalı, hikmetine ve rahmetine itimat içinde O’na yönelmeli;</p>
<blockquote><p>Gelse celâlinden cefâ, yahut cemâlinden vefâ<br />
İkisi de câna safâ, lütfun da hoş kahrın da hoş.</p></blockquote>
<p>demeli ve Hak’tan inayet tecellilerinin eseceği ânı beklemeye durmalıyız. Zulüm ve haksızlıklar din düşmanlarından da gelse, a’raftakilerden de gelse, hasede yenik müminlerden ya da şeklen Müslüman gözüken ve alnını yere koyan kimselerden de gelse biz, bu konudaki duygu, düşünce ve temel disiplinlerimizden kat’iyen fedakârlıkta bulunmamalıyız. Bağrımız her zaman herkese açık olmalı, herkese sevgi buketleri göndermesini bilmeliyiz. Bize ok atanlara karşı, oklarımızın ucuna birer gül takmalı, onların dünyalarına güller yağdırmalıyız. Onlar ister bunu anlasın ister anlamasınlar. Biz, usûl ve üslûp adına Kur’ân ve Sünnet’ten ne anlıyorsak son nefesimizi verinceye dek ona sadık kalmaya devam etmeliyiz.</p>
<p><strong>Kaynak:Yolun Kaderi/ M.Fethullah Gülen</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/zulmun-yeni-bir-versiyonu-ve-sekli-muslumanlik/">Zulmün yeni bir versiyonu ve şeklî Müslümanlık</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatım boyunca hep darbelerin karşısında oldum (17.07.2016) &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/hayatim-boyunca-hep-darbelerin-karsisinda-oldum-17-07-2016-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jul 2021 08:30:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[#hocaefendi​ #fethullahgulen​ #mizan​]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=21094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hocaefendi, tevcih edilen bütün sualler üzerinde genişçe durdu; Hizmet Hareketi’nin maruz kaldığı zulmün sebeplerini, R. T. Erdoğan’ın düşmanlık ve nefret içeren söylemlerinin saiklerini, darbe girişiminin hangi maksatlarla ve kimler tarafından&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayatim-boyunca-hep-darbelerin-karsisinda-oldum-17-07-2016-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Hayatım boyunca hep darbelerin karşısında oldum (17.07.2016) | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hocaefendi, tevcih edilen bütün sualler üzerinde genişçe durdu; Hizmet Hareketi’nin maruz kaldığı zulmün sebeplerini, R. T. Erdoğan’ın düşmanlık ve nefret içeren söylemlerinin saiklerini, darbe girişiminin hangi maksatlarla ve kimler tarafından yapılmış olabileceğini, dünden bugüne darbeler karşısındaki duruşunu, Türkiye’ye iade talebine dair söylentilerle ilgili görüşlerini, darbe teşebbüsü esnasındaki ve akabindeki şiddet görüntülerine ilişkin mülahazalarını ve Hizmet gönüllülerine yönelik mesajlarını içeren cevaplar verdi.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_30553"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/ZsV6FAOs_eE?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Bu video 17/07/2016 tarihinde yayınlanan Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin uluslararası basına vermiş olduğu 15 Temmuz ile alakalı basın toplantısından alınmıştır.Videonun orijinalini buradan izleyebilirsiniz: </span><a class="yt-simple-endpoint style-scope yt-formatted-string" dir="auto" spellcheck="false" href="https://www.youtube.com/redirect?event=video_description&amp;redir_token=QUFFLUhqa1dROTlCSlkwTlJoSk9OeW55N3RFRVZqM0xfQXxBQ3Jtc0trSUV2cXN6M2V1Y01SdkxaeV9TSXN5UUJEV2JOVmxzTEFHNUZmOWRyaHVENU5mZ3NITGRaVW1QeWc3bGNabTctNTlMdWJGcHI1dEVLQkZJb2JFMmotOVJNWlhCYlY2RFlEc1FIbEM1emJIZF9Ya01tdw&amp;q=http%3A%2F%2Fwww.herkul.org%2Fbamteli%2Fdarbeyi" target="_blank" rel="nofollow noopener">http://www.herkul.org/bamteli/darbeyi</a><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">&#8230; </span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayatim-boyunca-hep-darbelerin-karsisinda-oldum-17-07-2016-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Hayatım boyunca hep darbelerin karşısında oldum (17.07.2016) | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
