<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yusuf Bekmezci arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/yusuf-bekmezci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/yusuf-bekmezci/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:54:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Yusuf Bekmezci arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/yusuf-bekmezci/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Suçunuz Büyük; Siyahilere Okumayı Öğretmeyecektiniz!</title>
		<link>https://hizmetten.com/sucunuz-buyuk-siyahilere-okumayi-ogretmeyecektiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Mar 2022 11:40:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[egitim]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Prof Alpaslan Tuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Bekmezci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24472</guid>

					<description><![CDATA[<p>PROF ALPASLAN TUĞRUL  Benzeri sorular hep aklımızda: Nasıl olur da bu kadar masum insana hiç ayrım gözetmeksizin tam kapsamlı bir kıyım uygulanageliyor?  Cezalandırmanın maddi ve psikolojik tüm boyutları sistematik şekilde&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sucunuz-buyuk-siyahilere-okumayi-ogretmeyecektiniz/">Suçunuz Büyük; Siyahilere Okumayı Öğretmeyecektiniz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>PROF ALPASLAN TUĞRUL </strong></p>
<p>Benzeri sorular hep aklımızda: Nasıl olur da bu kadar masum insana hiç ayrım gözetmeksizin tam kapsamlı bir kıyım uygulanageliyor?  Cezalandırmanın maddi ve psikolojik tüm boyutları sistematik şekilde uygulanıyor?</p>
<p>Bebekler ve çocukların denizlerde- nehirlerde boğulmasından en parlak dimağların hapislerde çürütülmesine, yaşları yetmişleri- seksenleri aşmış insanların cezaevlerinde ölüme mahkûm edilmesine ve dahası işkence ve kaçırma (dağa kaldırma) eylemlerinin sistematik hale gelmesine kadar şenaatin bin bir çeşidinin fütursuzca işlenmesi, hangi kin ve nefretin ürünü olabilir?</p>
<p><strong>Bu nasıl bitmez bir kin ve nefrettir?</strong></p>
<p>83 yıllık ömrünün tamamını sadece ülkesi ve insanlarına değil, Orta Asya başta olmak üzere diğer birçok memleketin insanlarına vakfetmiş Yusuf Bekmezci gibi çınarın bir şaki gibi neden peşine düşülür ve ölmesi için her şey yapılır?</p>
<p>Yaklaşık 6 yıldır aradığım cevabımı naçizane sizlerle paylaşmak isterim. Yıllardır (42 yıl) yaşantılarına şahit olduğum bu insanların en dikkat çeken yönleri, yani alameti farikaları, eğitim faaliyetlerine olan ilgileri.</p>
<p>Azılı bir suçlu gibi muamele edilen ve bu muameleler sonucunda vefat eden Yusuf Bekmezci’nin de ticaret dahil tüm faaliyetlerinin eğitimi desteklemek maksadına matuf olduğunu bilmeyen yoktu.</p>
<p>Bu somut örneğin yüz binlercesini göz önüne aldığımızda, Türkiye başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında en dikkate değer eserlerinin eğitim yuvaları olduğu görülür.</p>
<p>Eğer eylemlerinin merkezinde eğitim faaliyetleri ve hayallerinde insanlığa bu yolla katkı sunmak olduğunda hemfikir isek -ki tüm yaşamlarını yakından müşahede ettiğinizde bunun hilafına bir durumla karşılaşamazsınız- sorun nerede?</p>
<p>Lafı çok uzatmadan söyleyeyim. Siyahilere, yani kenarda kalmışlara, ötekilere, dezavantajlılara, köy, kasaba ve dahi şehirlerin varoşlarında sıkışmışlara okumayı öğretmeyeceklerdi! Okumadan kasıt ise elbette günün icaplarına uygun hem müspet bilimlerin öğretilmesi hem de güçlü bir karakter eğitiminin müfredatlara yansıtılıp başarıyla uygulanmasıdır.</p>
<p>Bu eğitim kurumlarında tedrisattan geçen öğrencilerin genel olarak başarılı olmalarının sırrı ise onlara kazandırılan karakter eğitimlerinde aranmalıdır. Zira Einstein’ın da kendi deneyimlerinden hareketle ortaya koyduğu “Birçok insan büyük bilim insanı, başarılı insan olmanın ardındaki sırrı zekâda ararken yanılırlar, asıl sır karakterdedir” tespiti, bu insanların başarılarındaki sırrı işaret ediyor.</p>
<p>Köle tacirlerinin siyahiler için en affedilmez suç olarak okuma-yazma bilmelerini gördüklerini, özellikle okumayı öğretme cüretinde(!) bulunanların en ağır biçimde cezalandırdıklarını ortalama tarih bilgisine sahip olanlar bileceklerdir.</p>
<p>Peki, okumanın ve bunu öğretmenin neresi en affedilemez suç olarak görülüyordu? Çünkü okuyan insanın rüyalarının peşinden gitmek, kendi mefkuresini aramak gibi sahibi açısından son derece sakıncalı, tehlikeli sonuçlar doğuracak yollara sapma, yani ona efendileri tarafından çizilen sınırların ve biçilen rollerin dışına taşma ihtimali vardır.</p>
<p>Hatta ihtimalden de öte bu bir realiteydi. Köle tacirleri ve kölelerin satıldıkları yerlerdeki yeni efendileri, acımasızdı. Fakat gönümüzdeki muadillerinden daha dürüstlerdi! Zira onlar, cezalandırdıkları kölelerine suçlarının ne olduğunu açıkça söylüyorlardı; okuyorsunuz ve dahası zencilere okuma-yazmayı öğretiyorsunuz! Hırsızlık, yağma, gasp, sahtekarlık ve dahi her türlü suç belki affedilebilir ama bu suç asla affedilemezdi!</p>
<p>Oysa günümüz zorbalarında durum çok daha vahim boyutlarda. Her şeyden önce size atfettikleri gerçek suçu gizlemek için bin bir çeşit münafıkça yollar icat ediyorlar. Bu icatlarına bir de ‘fetömetre’ gibi akla ziyan, vicdana sığmaz adlar da verebiliyorlar.  Dolayısıyla mazlumlara yönelik ortalığa saçılan her iddia ve haber gerçek niyetleri saklamak için icat edilmiş ve gerçeği saptırmak için ileri sürülmüş safsatalardan ibaret.</p>
<p>Sadece ahlaksız ve yalancı değiller, aynı zamanda gerçek niyetlerini söyleyemeyecek kadar da korkaklar. İnsanların akıllarıyla alay etme cüretleri ise cesaretlerinden değil, gerçeğin ortaya çıkmayacağına olan inançlarından kaynaklanıyor. Sahada kabadayılığa soyunan kalemşorları ve ekran ekran dolaşan vasat altı sözcülerinin her gün tekrarladıkları hamasi söylemleri gerçeği kapatmaya eskisi gibi yeterli gelmiyor. Dürüst olmadılar, sürekli tuzaklar kurdular, hep pusularda oldular ve mazlumlar onların bu kadar alçaklaşabileceklerini, rezilleşebileceklerini öngöremediler.</p>
<p>Öyle ya, savaşın dahi bir ahlakı olmalıydı ama ne gezer! Önce dershaneleri kapatmakla işe başladılar. Çünkü oralarda her sene yaklaşık milyona varan genç kısıldığı delikten kurtulma şansını yakalıyordu. Bugün milleti hayat pahalılığı altında inim inim inletenler o günlerde ne demişlerdi: “Dershaneler çok pahalı ve aileler ödeyemiyor.”</p>
<p>Sonra okulları kapattılar. En sonunda ise tüm kurumları çökertme pahasına buralardan yetişmiş insanları kapının önüne koydular.</p>
<p>Hayır, kapının önüne koyma, bir nebze hafifletilmiş cezalandırma olurdu. Dolayısıyla peşlerine düşüp hapislere doldurmak gerekiyordu. İşte tam da bu safhada hepsini bir çuvala dolduracak suç icadı için en kullanışlı ve muğlak delil ortaya atıldı: “Terör örgütü üyeliği” …</p>
<p>İzmir’den yola çıkıp Anadolu’nun her köşesini eğitim yuvalarıyla donatmanın bir parçası olan, bu uğurda parasını, zamanını, 80 küsur yıllık ömrünün tamamını harcayan Yusuf Bekmezci’yi azılı bir katilden de daha tehlikeli kılan suçlama icat edilmişti: “Terör örgütü üyesi ve yöneticisi olmak”….</p>
<p>Bu sahtekarlığı yapanlar gerçeği pekâlâ biliyorlardı. Anadolu’nun mazlum ve duru gönüllülerinin siyahilere (Türkiye’deki karşılığı siyah Türkler) okumayı öğretmeleri, önemli sonuçlar doğurmaya başlamıştı.</p>
<p>Uzun yıllar cehaletle boğuşan bir milletin çocukları dünya bilim olimpiyatlarında madalyalar almaya, pozitif bilimlerde keşifler yapmaya başarmışlardı. O kadar hızlı yol alıyorlardı ki kendilerine çizilen sınırları farkına varmadan aşıyorlar ve dünyanın farklı coğrafyalarındaki siyahileri de eğitmeye başlıyorlardı. Kendi potansiyellerini ortaya çıkarmaları yetmiyormuş gibi karakterleriyle başkalarına da ilham veriyorlardı.</p>
<p>Köylerinde, kasabalarında veya varoşlarında kalsalardı veya kendilerine sunulanla yetinseler ve onlara biçilen mavi yakalı rolüne razı gelselerdi sorun yoktu. Hatta küçük ölçekli esnaf veya belediye zabiti dahi olabilirlerdi. Ama onlar sermayedarlık, iş insanlığı ve eğitim gibi ancak elitlere ayrılabilecek yerlere uzandılar. Elbette bunlar görünür yasalarda suç değildi ama derin ve karanlık dehlizlerdeki yasaların buyurdukları daha belirleyici oluyordu!</p>
<p>Kendi kaderini ve ülkesini dünya insanlığının kaderine bağlayan bu gönül insanları, bu karakterlerinin gereği olarak barışı ve dayanışmayı talep etmekteydiler. Onlar açısından başkalarının kazancı, kendilerinin kaybı olmak şöyle dursun, daha fazla zenginleşmenin yolu olarak görülmekteydi.</p>
<p>Bu hal sadece ekonomik olarak ele alınmamalı. Özellikle fikirler ve buluşlar dünyasında böylesi bir yaklaşımın değeri paha biçilmezdir. Zira fikirlerin çatışmasından daha iyilerine ulaşılacağı gibi aynı mealde buluşların da diğer buluşları tetikleyerek yeni zenginleşmelere yol açacağı tartışma götürmez bir gerçektir.</p>
<p>Böylesi bir ufkun eseri olarak Türkiye, 2000’li yılların sadece ilk on yılında bütün insani yaşam endeksi göstergelerinde, bilimsel çalışmalarda hatırı sayılır yükselişler göstermiştir. Eğitim alanındaki hamleler; sosyal, ekonomik, demokratik alanlarda da iyileştirmeleri beraberinden getirmiştir.</p>
<p>Yusuf ağabeylerin gayretlerinin küçük bir demosu olarak 2002-2012 arasındaki Türkiye’yi ele aldığımızda ve aynı ülkeyi 2022’lerdeki haliyle kıyasladığımızda gerçek kendini hiçbir başka delile ihtiyaç bırakmayacak açıklıkta oraya koymaktadır.</p>
<p>Bugünün toplumsal barışı bozulmuş, kamplara bölünmüş, fukaralığın kıskacında çırpınan ülkesinde on yıl öncesinin ümit vadeden Türkiye’sinden eser olmaması tesadüfi olabilir mi?</p>
<p>Yusuf ağabeylerin ahlakını, erdemlerini, hedeflerini, karakterlerini ve değerlerinin toplamını gönüllüler topluluğunda da bulursunuz. Bu değerlerle mücehhez insanları sinsice bir planla ülkedeki denklemin dışına aldığınızda, Türkiye’nin başta ekonomi olmak üzere tüm alanlarda eksi seviyelere gerilediğini, geriletildiğini görürüz. (Bahse konu veriler uluslararası etkin kurumlar ve merkezlerin analizlerinde yer almaktadır). Bunu birilerinin bilinçli bir şekilde yaptığını görmemek için kör olmak gerekiyor.</p>
<p>Sonuç; Merhum Yusuf Bekmezci ve beraberindekilerin suçu açık ve net: İnsanların gözünü açmak, kalbini istikamete sokmak, kalp ve beynin izdivacını sağlamak, okullar ve dershaneler açarak insanların düşünme biçimlerini geliştirmek ve eğitmek!</p>
<p>Başkaca suçları da var: Bulundukları toplumlarda insanların bireysel ve toplumsal özgüvenini geliştirmek, iradelerini artırmak ve toplumsal barışı sağlamak, onlara geleceğe yönelik ümitler vermek ve hayaller kurmalarını salık vermek!</p>
<p>Şimdi bir ülke düşünün ki çocukları soğuktan titreyerek aç ve biilaç yatağa giden annelerin, ellerini kaldırarak kendilerine bu yaşamı layık gören o ülkenin lüks ve şatafat içerisinde yaşayan liderine dualar ediyor olsunlar. Böylesi bir akıl ve vicdan tutulmasını ancak cehaletle satın alabilirsiniz. Hele bir de kendini okumuş ve yazar kabul edenlerin her şeyi komplo teorileriyle izah ettiği ve bunun alıcısının ise katlanarak arttığı bir ülke inşa etmişseniz işler yolunda gidiyor demektir!</p>
<p>Öyle ya fukaralık almış başını gitmiş, mafya sokakları teslim almış, toplumsal barış ve huzur bozulmuş, tüm ahlaki ve insani değerler yerlerde sürünüyor ama sorumluluğu yönetenlerde arayanlar pek fazla yok gibi.</p>
<p>Yönetenleri sorumlu tutanlar da her iki lafın arasına mutlaka hizmet gönüllülerini baş sorumlu olarak sıkıştırmayı maharet sayıyorlar.</p>
<p>Bu denli aymazlığın, pervasızlığın, fütursuzluğun satılabilmesinin ve hala alıcısının olmasının birinci nedeni Türkiye’de tavan yapan cehalet ve toplumsal direnç noktası olabilecek sağduyunun epeyce geriletilmiş olmasıdır.</p>
<p>Yüzyıl önce “Cehalet, iftirak ve fukaralık bizim dünyamızın en temel üç sorunudur” diyen Üstad’ın işaret ettiği bu alanlarda büyük gayretlerle hatırı sayılır projeler geliştiren ve uygulamaya koyan hizmet gönüllülerine şeytani pusular kuruldu.</p>
<p>Çünkü bu üç alanda gerçek manada başarılı olunabildiği takdirde Müslümanlar, dünya insanlığının elitler sınıfına yükselebilecekti. Muhabbet insanlarının başarılarını bir yanda hasetle takip edenler ile diğer taraftan korku ve nefretle takip edenler onları bu kutsal yoldan alıkoymak uğruna, son derece planlı ve sistematik bir karşı süreç başlattılar.</p>
<p>Bu sürecin ortakları bir tarafta hırsızlar, hasetçiler, diğer tarafta ise buraların efendileri bizdik ve kuralları biz koyarız diyen beyin takımı (daha çok yabancı ve bir kısmı da yerli uzantılarından müteşekkil) ile Ergenekon ve avaneleri son on yıldır fasılasız ve yoğun bir çaba içerisindeler. Her kötülüğü mutlak surette hizmet üzerinden anlatarak tüm toplumu masumların aleyhine örgütlediklerine inanan bu kötücül ruhlar son rahlede bizzat masumların kendilerini de ikna edeceklerine inanıyor olmalılar ki genel af oltasını ortalığa atıyorlar.</p>
<p>Evet, hizmet gönüllülerine yöneltilen (ısrarla gizlenmeye çalışılan) gerçek suçlamanın siyahilere okumayı öğretmek olduğu gerçeği ortadadır. Dolayısıyla son kumpas ve son öldürücü hamle, mazlumların en değerli özelliği olan, insanlığın makûs talihini değiştirme yolundaki eğitim cehtlerini – heyecanlarını inkıtaa uğratmak ve onları atalete sevk etmektir.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sucunuz-buyuk-siyahilere-okumayi-ogretmeyecektiniz/">Suçunuz Büyük; Siyahilere Okumayı Öğretmeyecektiniz!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Çınarın Ardından &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/bir-cinarin-ardindan-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 08:09:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Bekmezci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24382</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Yerde kavuşamayanlar gökte kavuşur” Sezai Karakoç Yusuf abi çok sevdiği Hocasına hasret, zindandan bostan-ı cinâna yürüdü. Hakiki kavuşmalar ahirette selamet yurdunda olacak der gibi ardına baka baka bıraktı kendini toprağın&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-cinarin-ardindan-ismet-macit/">Bir Çınarın Ardından | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;">“Yerde kavuşamayanlar gökte kavuşur”<br />
Sezai Karakoç</p>
<p>Yusuf abi çok sevdiği Hocasına hasret, zindandan bostan-ı cinâna yürüdü. Hakiki kavuşmalar ahirette selamet yurdunda olacak der gibi ardına baka baka bıraktı kendini toprağın kollarına&#8230;</p>
<p>Yusuf abi kâmil bir sadakat abidesi olarak muvakkat dünya hayatını (inşallah) bir şehit olarak hapislerden Rabbine yürüyerek taçlandırdı. İyi ve güzel olan ne varsa düşman olan kötülük imparatorluğu tarafından, ilerlemiş yaşına rağmen tahliye edilmedi. Küflenmiş rejimin kalpsiz temsilcileri onu zindan köşelerinde öldürdüler. Kinleri sadece Yusuf Abi ve karanlıklarda paslı kafeslerde tuttukları on binlerce masuma değildi… kinleri hak ve hakikate, güzelliğe, sevgiye, hoşgörüye.. hasılı insanı insan yapan tüm değerlere idi..</p>
<p>Tarih altın harfleriyle işte bu insanlık işçilerinin sadakatini, gayretini ve o destansı duruşlarını yazıyor. İşte o duruşu sahabe misal bu asırda temsil eden yiğitlerin başında Yusuf abinin adı da vardı. Hocasının, “<em>var mısınız bu uğurda kandan irinden deryalar geçmeye”</em> dediğinde elini göğsüne sertçe vurarak: <em>“varız”</em> demiş ve 55 yıl hakikat bildiği bu yoldan dönmemiş ve tıpkı örnek aldığı sahabe efendilerimiz gibi hizmet etmiş; deli akan ırmaklar gibi gittiği yerleri çemenzara çevirmiş ve zindan karanlıklarından nur iklimine kanat çırpmıştı.</p>
<p>Hizmet’in en sıkıştığı, akabelerle karşılaştığı demlerde ve dönemlerde Yusuf abi bir Sa’d ibni Muaz (ra) gibi öne atılmış ve tıkanan damarları aşk şevk tazyikiyle açmıştır. Bedir Harbi öncesi Efendimiz’in (sav) yaptığı istişarede Hz Sa’d ibni Muaz öyle bir konuşma yapmıştı ki… bu konuşmasıyla dağınık zihinleri toparlamış, sahabenin konsantrasyonunu artırmış, Allah Rasulünü (sav) memnun etmişti… Hz Sa’d bin Muaz sadakatten bir dil olup şunları haykırıyordu Bedir meydanında: “Yâ Resûlallah, biz sana inandık. Bize getirdiğin Hazreti Kur’ân’ın hak olduğuna şehâdet ettik. Sen nasıl arzu edersen öyle yap. Sen bize denizi gösterip dalsan biz de seninle birlikte dalarız. Ensârdan tek kişi dahi geri dönmez. Biz sözümüzde duracağız.”</p>
<p>Dün Hz Sa’d ve arkadaşları bugün Yusuf abiler ve dostları verdikleri sözde durdular. Nasıl yaşadılarsa dimdik, eğilmeden öyle varıp ulaştılar sonsuzluk ummanına… Geriye muazzam bir usul, edep, âdap mirası bırakarak…</p>
<p>Yusuf abi ölüme gülerek yürürken üzüntüsünün Hocasıyla birlikte artık hizmet edememek olduğunu hayatına baktığımız zaman anlıyoruz. Birlikte koşturdukları, çorak toprakları gözyaşları ile gönül gönüle suladıkları, kelimelerle değil çoğu zaman bakışlarla konuştukları Hocasını son bir kez görmeyi ve doya doya sarılmayı ne kadar istemiştir kim bilir!</p>
<p>Dost hasret&#8217;i zor imiş<br />
Her dem ahu zar imiş<br />
Dert adamı yer imiş<br />
Yine gönlüm hoş değil</p>
<p>…diyerek yürüdü belki de Ahiret yamaçlarına…</p>
<p>Kim bilir bir Hz Hubeyb gibi geride bıraktığı dostlarına bir selam bırakarak ulaştı hakikat yurduna…</p>
<p>Hz Hubeyb (ra) ve arkadaşlarının şehit edilmesiyle başlayan süreç Medine yakınlarında yaşayan Adal ve Karra kabilelerinin Efendimizden (sav) Müslüman olmak istediklerini, kendilerine Kuran-ı Kerim’i ve İslâm’ı öğretecek muallim ve mürşitler göndermesini istemeleri ile başlamıştı. Efendimiz (sav) Asım ibn Sâbit (ra) başkanlığında on kişi gönderdi. Sözü edilen heyet Mekke ile Usfan arasında Hüzeyl kabilesine ait “Reci” adı verilen yere ulaştıklarında iki yüz kişilik bir çete tarafından pusuya düşürüldü. Yedi sahabe oracıkta şehit edildi; başlarına ödül konulan üçü ise esir alınıp Mekke’de intikam yemini edenlere satıldı. Müşrikler ele geçirdikleri Hz. Hubeyb’i (ra) darağacına çıkarmışlardı. Hubeyb gözünü Medine tarafına çevirdi. Az daha yaşayıp Allah Resulü (sav) ile koştursaydım diye düşündü. Sıcak bir yalaz yüzüne dokunup gözyaşını kuruturken belki Rabbimi anlatacak birini bulurum ümidiyle az sonra kendisini katledecek kalabalığa baktı. Kin ve öfke dolu kalabalık cennetten uzanan eli tutacak durumda değillerdi.</p>
<p>İdamından önce iki rekat namaz kıldıktan sonra küfrün memesinden kin emen topluluğa dönerek: “Ölümden korktuğu için namazı uzattı demeyeceğinizi bilsem daha uzun kılardım.” dedi. Darağa- cına çıkınca müşriklerin uzun yıllar unutamayacakları ve her birisini korkudan titretecek şekilde şöyle beddua etti: “Ey büyük ve her şeye kadir olan Allah’ım! Sen de bu zalimlerin tamamını mahveyle! Onlardan hiçbirini sağ bırakma, hepsini ayrı ayrı öldür!”<br />
Müşrikler bu bedduanın tesirinden yıllarca kurtulamadılar. Bu suça ortak olanların kulaklarında tınlayıp durdu.</p>
<p>Hz. Hubeyb’i hunharca şehit ettiler. Yere yığıldığında canını uğruna kurban ettiği Peygamberine selam gönderdi. Cebrail (as) selamı Medine’ye ilettiği anda Allah Resulü (sav) iki dizinin üzerine doğrulup; “ve aleyküm selam yâ Hubeyb” dedi. Meraklı bakışlar arasında Efendimizin (sav) dudaklarından bir inilti şeklinde şu kelimeler döküldü: “Kardeşiniz Hubeyb’i şu dakikada şehit ettiler.”</p>
<p>Evet ifritten bir süreç sevdalara kan sıçratıyor… hasret ateşini daha bir harlıyor… ancak yürünen yolun meşruluğu ve yerde buluşamayanların (inşallah) göklerde buluşacağı inancı yaralarımıza nafi merhem oluyor…</p>
<p>Güle güle Yusuf abi.. selam söyle büyüklerimize… bizden önce ahiret yurduna varıp ulaşanlara…</p>
<p>Mekanın cennet, geride bıraktığın Hizmet (layık olmasak da) bizlere emanet olsun!&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-cinarin-ardindan-ismet-macit/">Bir Çınarın Ardından | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ümit Nağmeleri&#8217;nden Yusuf Bekmezci Ağabey&#8217;e &#8216;Bir yiğide veda&#8217; klibi</title>
		<link>https://hizmetten.com/umit-nagmelerinden-yusuf-bekmezci-agabeye-bir-yigide-veda-klibi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Feb 2022 17:30:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[#hocaefendi​ #fethullahgulen​]]></category>
		<category><![CDATA[#Umitnagmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Bekmezci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24375</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ümit Nağmeleri, ömrünü hayır ve milletinin çocuklarına adayan İzmir’in tanınmış simalarından Yusuf Bekmezci Ağabey&#8217;in vefatı üzerine özel bir klip paylaştı. Klipte Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ‘Bir Yiğit Vardı’ şiirine yer verildi.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/umit-nagmelerinden-yusuf-bekmezci-agabeye-bir-yigide-veda-klibi/">Ümit Nağmeleri&#8217;nden Yusuf Bekmezci Ağabey&#8217;e &#8216;Bir yiğide veda&#8217; klibi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ümit Nağmeleri, ömrünü hayır ve milletinin çocuklarına adayan İzmir’in tanınmış simalarından Yusuf Bekmezci Ağabey&#8217;in vefatı üzerine özel bir klip paylaştı. Klipte Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ‘Bir Yiğit Vardı’ şiirine yer verildi.</p>
<p>Eğitim faaliyetlerine katkılarıyla tanınan Bekmezci Ağabey ilerleyen yaşı ve birçok hastalığına rağmen tahliye edilmemişti. Hocaefendi&#8217;nin 55 yıllık yakın arkadaşı ve dostu Bekmezci Ağabey, Adli Tıp Kurumu&#8217;nun 3 aylık infaz ertelemenin uygun bulmasına rağmen tahliye edilmedi. 4 Ocak&#8217;ta katarakt ameliyatı olurken kalbi duran Yusuf Bekmezci Ağabey, 47 gün sonra 20 Şubat pazar günü ruhunun ufkuna yürüdü.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_65166"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/HQLU675-uE0?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/umit-nagmelerinden-yusuf-bekmezci-agabeye-bir-yigide-veda-klibi/">Ümit Nağmeleri&#8217;nden Yusuf Bekmezci Ağabey&#8217;e &#8216;Bir yiğide veda&#8217; klibi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hocaefendi’nin 55 yıllık yol arkadaşı: Yusuf Bekmezci &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/hocaefendinin-55-yillik-yol-arkadasi-yusuf-bekmezci-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Feb 2022 08:09:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[recep atici]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Bekmezci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yusuf Bekmezci Abi için verdiği taziye mesajının giriş cümlesinde Hocaefendi, “Elli beş senelik dostum, kardeşim, yol arkadaşım” diyerek başladı O, aslında her yaştan gönüllünün yâreniydi, yol arkadaşıydı. O tam bir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hocaefendinin-55-yillik-yol-arkadasi-yusuf-bekmezci-recep-atici/">Hocaefendi’nin 55 yıllık yol arkadaşı: Yusuf Bekmezci | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yusuf Bekmezci Abi için verdiği taziye mesajının giriş cümlesinde Hocaefendi, “Elli beş senelik dostum, kardeşim, yol arkadaşım” diyerek başladı O, aslında her yaştan gönüllünün yâreniydi, yol arkadaşıydı. O tam bir yiğitti. Hayırda, infakta zirveleri kovalayan bir kahramandı.</p>
<p>Onun vefatı, başta Hocaefendi, yakınları ve onu tanıyan herkesi üzdü. Aslında “Ölüm hak, miras helal” sözünde olduğu gibi 82 yaşında değişik rahatsızlıkları olan bu insanın vefatı normal bir ölüm olsaydı zannediyorum bu kadar dokunmazdı.</p>
<p>Ancak geçen pazar, Manisa’nın hayırseveri Nusret Muğla’yı; bu pazar ise Yusuf Bekmezci ağabeyi, hastanenin mahkûm koğuşunda, yoğun bakım ünitesinde, eli silahlı jandarmaların gözetiminde ruhlarının ufkuna yürümeleri herkesi perişan etti.</p>
<p>Onu tanıyan herkes hem sosyal medyada hem de değişik mecralarda ona yapılanları dile getirdi. Dün akşam da onun için Kemal Gülen’in sunumuyla yürekleri hoplatan bir anma programı yapıldı. Müsaadenizle ben de onunla ilgili bizatihi dinlediğim bir hatırayı bu yazıda paylaşmak istiyorum.</p>
<p>1985-95 yıllarında İzmir’de okumuştum. İzmir’de bulunup da onun ekmeğini yemeyen çayını içmeyen yoktur. Ben de o nasiblilerden biriyim elhamdülillah. 2007’den sonra Van’da çalıştım. O yıllarda bir düzine insanla İzmir’e gelmiştim. İzmir’e gelince onu ziyaret etmemek olmazdı elbet. Leblebici hanındaki iş yerinde ağırladı bizi. Van’dan gelmiş olmamız hasebiyle çaylarımızı yudumlarken Van’la ilgili bir hatırasını paylaşmıştı. Şöyle ki:<br />
Malumunuz Üstad Bediüzzaman, 1900 yılların başında Van’da Medresetü’z- Zehra adıyla bir üniversite açma teşebbüsünde bulunur. Fakat bu hayali değişik manilerden dolayı hayata geçmez. Bu yüzden ülkemizde ilk defa İzmir, İstanbul ve Anakara gibi yerlerde Hizmetin okulları açılmaya başlayınca belki beşinci veya altıncı okul olarak Van’da bir arsa arayışına başlanır.</p>
<p>O dönem Van’ın yerlilerinden olup belediyede imar işlerini bakan bir abimiz vesilesiyle uygun bir arsa bulunur. Arsa sahipleriyle görüşülür ve onlarda o günlerde bir rüya görmüştür. Rüyada gök yüzünden arsanın üzerine bir nur iner. Dolayısıyla kendilerine gelen bu teklifin rüyada görülen o nur olduğu düşüncesiyle o araziyi Allah rızası için verirler. Araya bir şey girmeden bu arsanın İzmir’deki Vakfın üzerine devredilmesi gerekmektedir. Zira bazı insanların arsa sahiplerinin kafasını karıştırmaktadır. Ancak İzmir Van arası o gününde kolay gidilip gelinen bir yer değildir. Dolayısıyla bu arsanın devri gecikir. Arsanın bulunmasına vesile olan şahıs doğrudan Hocaefendi’ye ulaşır ve bu dedikodulara fırsat verilmeden bu işlemlerin yapılmasını ister.</p>
<p>Hocaefendi bu işin gecikmesine üzülür ve akşam vakti “Bu işi madem siz halletmediniz, ben gidip halledeyim” der. Bunun üzerine Yusuf Abi öne atılır ve “Siz gidemezsiniz, buna müsaade edemeyiz” der. Orada bu meyanda küçük bir gidersin-gidemezsin gerginliği yaşanır.</p>
<p>Hocaefendi de “O zaman kalkın gidin” der. Yusuf Abi, “Efendim sabah gitsek” deyince Hocaefendi “Hayır şimdi gitmelisiniz” der. Bunun üzerine lafı uzatmadan, “Peki Efendim” deyip yola çıkarlar. O günün şartlarında en iyi araç olan Murat 131marka bir araçla yola çıkılır. Afyon’a geçince araç radyatörden su kaçırmaya başlar. O saatte tamirci bulmak mümkün değildir. Araçta ihtiyaten bulunan plastik su bidonunu radyatörün üzerine bağlayarak yola devam ederler. Bilenler bilir, Murat 131’lerin ön kaputu ön camdan geriye doğru açıldığı için kaput kapanmaz. İş böyle olunca biri sağdan biri de soldan yolu tarif ederek Ankara’ya kadar varırlar. Sanayide arabayı bir ustaya bırakarak hızlıca Havaalanına ulaşmaya çalışırlar. Maalesef vardıklarında uçağın kapıları kapanmıştır. Rica minnet uçağı durdururlar ve özel bir araçla uçağa binerler.</p>
<p>Van’a vardıklarında ise Cuma vaktidir. Koşa koşa tapuya ulaşırlarsa da tapudaki memur Cuma’dan sonra gelmelerini söyler. Yusuf Abi, İzmir’den geldiklerini aynı uçakla geri döneceklerini vs. söylese de memur işlerini yapmaz. Bunun üzerine Yusuf Abi, “Cuma’dan sonra ilk bu işi yapsanız olur mu” şeklinde ricada bulunur. Memur da “olur” der. Cuma’dan sonra işlemler yapılır ve Yusuf Abiler gene son dakika uçağa yetişirler. Ankara’ya geldiklerinde ustanın ücretini öder ve tekrar İzmir’e gitmek üzere yola çıkarlar. Sabah namazında Hocaefendi’nin bulunduğu yere gelirler. Hocaefendi onları görünce bu kadar çabuk gidip gelebileceklerini tahmin etmemiş olmalı ki “Siz daha gitmediniz mi” diye sorar. Onlar da “Gittik, tapuyu aldık, geri geldik Efendim” derler.</p>
<p>Evet, o, bir yerde hizmet adına yapılacak bir iş varsa oturmazdı. Problemleri gidermeye, ihtiyaçları yerine getirmeye odaklı bir insan olup bunları yaparak öğretirdi. Esnaftı, diplomalı değildi; ama duruşu, hitabeti, zekaveti ve tecrübesiyle, pek çok mektep görmüşünden daha donanımlıydı.</p>
<p>O da bir çokları gibi, Hizmet Hareketi’ne yönelik yapılan zulümler neticesinde 23 ay önce tutuklandı. İlerleyen yaşına ve birçok hastalığına rağmen son nefesine kadar zalimce bir muamele gördü. Hastanede yoğun bakım ünitesinde 46 gün yaşam mücadelesi verdi. Adli Tıp Kurumunun tahliye kararına rağmen, rejimin yargıçları tahliye etmediği gibi yakınlarının yanına alınmasına da izin verilmedi. Kinden gözü dönenler, insafa gelmedi ne yazık ki… Eskiler, ‘etme bulma dünyası’ derlerdi. Bakalım bu zulmü yapanların akıbeti nasıl olacak, bekleyip göreceğiz.</p>
<p>Makamın Firdevs olsun Hizmetimizin Yusuf Ağabeyi… Âmin.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hocaefendinin-55-yillik-yol-arkadasi-yusuf-bekmezci-recep-atici/">Hocaefendi’nin 55 yıllık yol arkadaşı: Yusuf Bekmezci | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Litvanyalı Prof Vytautas Juozas Uzdila, Yusuf Ağabey&#8217;i yazdı: &#8216;Bir hoşgörü elçisini yâd ederken&#8217;</title>
		<link>https://hizmetten.com/litvanyali-prof-vytautas-juozas-uzdila-yusuf-agabeyi-yazdi-bir-hosgoru-elcisini-yad-ederken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 21:04:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Juozas Vytautas Uzdila]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Bekmezci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24360</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof VYTAUTAS JUOZAS UZDILA 20 Şubat Dünya Sosyal Adalet Günü&#8217;nü anarken Türkiye&#8217;den üzücü bir haber ulaştı; Fethullah Gülen&#8217;in yol arkadaşlarından içtimai &#8216;Hizmet&#8217; hareketinin aktif katılımcısı Pekmezci vefat etti. Manevi yeniden&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/litvanyali-prof-vytautas-juozas-uzdila-yusuf-agabeyi-yazdi-bir-hosgoru-elcisini-yad-ederken/">Litvanyalı Prof Vytautas Juozas Uzdila, Yusuf Ağabey&#8217;i yazdı: &#8216;Bir hoşgörü elçisini yâd ederken&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof VYTAUTAS JUOZAS UZDILA</strong></p>
<p>20 Şubat Dünya Sosyal Adalet Günü&#8217;nü anarken Türkiye&#8217;den üzücü bir haber ulaştı; Fethullah Gülen&#8217;in yol arkadaşlarından içtimai &#8216;Hizmet&#8217; hareketinin aktif katılımcısı Pekmezci vefat etti. Manevi yeniden doğuşu; eğitim, milletlerarası işbirliği ve uluslararası yaşam alanlarında hoşgörüyü teşvik etme yollarıyla ilan eden bir mücadeleci, demokrasi esaslarıyla yönetilen yeni bir Türkiye için aramızdan ayrıldı.</p>
<p>Türkiye ziyaretimde Napoli&#8217;yi andıran o güzel şehir İzmir&#8217;de geçirdiğim ve Pekmezci&#8217;yle buluştuğumuz 18 Nisan 2015 gününü çok iyi hatırlıyorum. Antik Anadolu şehir kesiminde, eski agoranın yanında buluştuk – bizi burada kurulmuş alışveriş merkezlerinden birisinin sahibi karşıladı. Türkiye&#8217;nin yeni Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan&#8217;ın geçtiğimiz günlerde Litvanya Cumhurbaşkanı Dalia Grybauskaitė&#8217;yi dördüncü olarak kabul ettiğini hatırlatmada acele ettim. Pekmezci ihtirasla kendi görüşünü beyan etmeye başladı – &#8220;Cumhurbaşkanınızın dördüncü sırada kabul edilmesi önemli değil, önemli olan ülkemize gelmesi, buluşması ve konuşmasıdır.&#8221; Sonrasında Türkiye&#8217;de nereleri ziyaret ettiğim ve kimlerle tanıştığım soruldu. İstanbul&#8217;da İmam Fethullah Gülen&#8217;in müze haline getirilmiş olan dairesini gezdiğimi ve bana eşlik eden Türklerin söylediklerini hatırlattım: &#8220;Türk manevi önderin dairesini, Litvanya&#8217;dan ilk olarak size gösteriyoruz.&#8221; Ev sahibinin yüzü hoş bir gülümsemeyle aydınlandı, ancak ziyaretim hakkında yorum yapmadı. Kendisi, İzmir&#8217;de nereleri gördüklerimizle ve nerelerinde bulunduğumuzla ilgilendi. &#8221;Eski agoranın sergilenmesi, şehir merkezi ve Ege Denizi manzarasının tadını çıkardım,&#8221; dedim. &#8221;Az önce de İzmir Çarşısı&#8217;ndaydık, eşime, kızlarıma ve torunlarıma hediye aldım,&#8221; dedim. &#8220;İyi ki almışsınız ama almayabilirdiniz de, önemli olan oralarda bulunmuş olmanız, görmeniz, sohbet etmeniz&#8221;, &#8211; yine sözüm kesilmişti ve izlenimlerime eşsiz bir tavır eşlik etmişti. Ve o andan itibaren Pekmezci, mevcut dünyayı değiştirmenin ve iyileştirmenin önemini ateşli bir şekilde açıklamaya başladı. Bu süreç için zaruri koşul – her şeyi sevgiyle yapmak: sevgiyle her gün çalışmak, sevgiyle insanlara gitmek, sevgiyle başkalarını karşılamak… Dünya en çok, kişinin kendisinden başlayıp, kendi manevi gelişimiyle meşgul olduğunda değiştirilebilir… Kazakistan&#8217;da kurulmakta olan fabrikayı finanse eden bu iş adamının sanki Sokrates&#8217;in fikirleri burada yeniden canlanıyor, üzerine yeniden düşünülüyor ve bu Türkün ruhunun çırpınışlarına tekrar işleniyormuşçasına mükemmel felsefe bilgisi beni şaşırttı.</p>
<div id="attachment_24361" style="width: 710px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-24361" class="wp-image-24361 size-medium" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_6605-700x525.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_6605-700x525.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_6605-1200x900.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_6605-768x576.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_6605.jpg 1280w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /><p id="caption-attachment-24361" class="wp-caption-text">Prof. Juozas Vytautas Uzdila</p></div>
<p>Konuşmacı, Türkiye&#8217;de olup bitenleri aktif olarak değerlendirmesi gereken Batı ve Avrupa Birliği halkı için de övgü dolu sözlerde bulundu. Pekmezci, &#8220;Siz Avrupalılar her şeye daha geniş bakıyorsunuz – bizi değerlendiriniz,&#8221; diye ısrar etti. Onun düşüncesini takip ederken, yeni Türk hareketinin bu önde gelen temsilcisinin, özellikle hayatta görebildiği, izinden gidebildiği ve gerçekleşmeleriyle keyif alabileceği fikirleri takdir ettiğini fark ettim. Benim tahayyülümde Türkiye&#8217;de şimdiden iki yeni üniversite, güzellik ve düzen içinde parıldayan üç okul, öğrenci yurdu ve kırsal kesim çocukları için eğitim merkezi olan bir yurt var… 800 uzmanın çalıştığı Zaman Gazetesi&#8217;nin Litvanya&#8217;ya göre alışılmadık büyüklükteki yazı işleri ofisini ziyaret etmek kısmet oldu; gazete de basılıyordu ve kendi televizyonu vardı. Hatta bir televizyon programında şöyle zor bir soruyu yanıtlamak zorunda kaldım: &#8220;Gülen ve Alman filozof Kant&#8217;ın fikirleri arasında ne tür bir akrabalık bağı var?&#8221;</p>
<p>Sohbet ettikçe, Pekmezci&#8217;nin seni bir saatlik manevi ziyafet, yani böylesine tesirli ve hoşgörülü sohbet hazırlayarak karşıladığını daha fazla tecrübe ediyorsun. Tabii ki buna bir de Türk misafirperverliği eşlik etti – sadece İslam dünyasında kullanılan küçük cam bardaklardan siyah çay içtik. Çayın ardından fotoğraf çekildik. Pekmezci, bana sımsıkı sarıldı ve benim de ona yiğitçe sarılmamı rica etti. Bana eşlik eden İbrahim&#8217;e fotoğraf makinesini verdi. Pekmezci&#8217;nin anısına bir fotoğraf, fakat benim için hayatın en büyük hediyesi – asil bir kişilikle etkileyici bir buluşmanın en güzel anısı kaldı.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/litvanyali-prof-vytautas-juozas-uzdila-yusuf-agabeyi-yazdi-bir-hosgoru-elcisini-yad-ederken/">Litvanyalı Prof Vytautas Juozas Uzdila, Yusuf Ağabey&#8217;i yazdı: &#8216;Bir hoşgörü elçisini yâd ederken&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yusuf Bekmezci Ağabey tekbir ve dualarla ebedi yurduna uğurlandı</title>
		<link>https://hizmetten.com/yusuf-bekmezci-agabey-tekbir-ve-dualarla-ebedi-yurduna-ugurlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 15:13:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Bekmezci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin 55 yıllık dostu ve yakın arkadaşı Yusuf Bekmezci Ağabey, ebedi yurduna tekbir ve dualarla uğurlandı. Hizmet Hareketi&#8217;ne yönelik tenkil sürecinde 23 ay önce tutuklanan Yusuf Ağabey, ağır&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yusuf-bekmezci-agabey-tekbir-ve-dualarla-ebedi-yurduna-ugurlandi/">Yusuf Bekmezci Ağabey tekbir ve dualarla ebedi yurduna uğurlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin 55 yıllık dostu ve yakın arkadaşı Yusuf Bekmezci Ağabey, ebedi yurduna tekbir ve dualarla uğurlandı. Hizmet Hareketi&#8217;ne yönelik tenkil sürecinde 23 ay önce tutuklanan Yusuf Ağabey, ağır hastalıkları ve ilerleyen yaşına rağmen tahliye edilmedi. 4 Ocak&#8217;ta katarakt ameliyatı sırasında kalbi duran Yusuf Ağabey, 47 gün yoğun bakımda kaldı. Adli Tıp Kurumu&#8217;nun tahliye edilsin raporuna rağmen İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tahliye yerine hastanede infaza hükmetmişti. 20 Şubat pazar gününün ilk saatlerinde Yusuf Ağabey ruhunun ufkuna yürüdü.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-24351 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/Yusuf-Bekmezci-cenaze1-700x420.jpg" alt="" width="700" height="420" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/Yusuf-Bekmezci-cenaze1-700x420.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/Yusuf-Bekmezci-cenaze1-1200x720.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/Yusuf-Bekmezci-cenaze1-768x461.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/Yusuf-Bekmezci-cenaze1-1536x921.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/Yusuf-Bekmezci-cenaze1.jpg 2048w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>İzmir&#8217;de Hizmet Hareketi&#8217;nin ilklerinden olan Yusuf Bekmezci Ağabey, bugün Karşıyaka Mevlana Camii&#8217;nde ikindi kılınan cenaze namazı sonrası Karşıyaka Örnekköy Mezarlığı&#8217;nda ebediye yurduna uğurlandı. Tekbir ve dualarla ebedi yurduna uğurlanan Yusuf Ağabey&#8217;in cenazesine, aynı koğuşu paylaştığı damadı Şeref Aytekin jandarmalar eşliğinde katıldı.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-24352 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3904-525x700.jpg" alt="" width="525" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3904-525x700.jpg 525w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3904-900x1200.jpg 900w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3904-768x1024.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3904-1152x1536.jpg 1152w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3904.jpg 1536w" sizes="(max-width: 525px) 100vw, 525px" /></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yusuf-bekmezci-agabey-tekbir-ve-dualarla-ebedi-yurduna-ugurlandi/">Yusuf Bekmezci Ağabey tekbir ve dualarla ebedi yurduna uğurlandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Garip Masal &#124; KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/bir-garip-masal-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 10:09:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[nusret muğla]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Bekmezci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir dünya düzeni altı üstü dünya. Hepsi bir nefeslik derken vicdanımızı dünyaya feda etmişiz. Merhametimizi dünya denilen yer için heba etmişiz. İnsanlık nasipsiz iyilikten güzellikten yana. İnsan aldanmış insan yanılmış.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-garip-masal-kubra-aydin/">Bir Garip Masal | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir dünya düzeni altı üstü dünya. Hepsi bir nefeslik derken vicdanımızı dünyaya feda etmişiz. Merhametimizi dünya denilen yer için heba etmişiz. İnsanlık nasipsiz iyilikten güzellikten yana. İnsan aldanmış insan yanılmış. Makam mevki derken şaşırmış. Yanlışa yanlış diyememek adetten olmuş. Mazluma el uzatmak artık suçmuş. Bir varmışız bir yokmuşuz. Ama yine de aldanmışız.</p>
<p>Kendi derdimize düşüp kardeşimizin derdini unutmuşuz. Kimseye sırtımızı dönemez olmuşuz. En sevdiklerimiz yabancı olmuş. Arkadaşlar dostlar birbir soframızı terketmiş. Yalnızlığa mahkum edilmişiz. Sadece yalnızlığa mı? Ellerinize kelepçe vurulmuş, adaletin yerle yeksan olduğu düzende hain olmuşuz.</p>
<p>Ellerimize kelepçe vurulurken düşüncelerimize zincir vuramamışlar. Kimi özgürlük yolunda Meriç’i kulaçlamış kimi hücrede dua dua olmuş ellerini gökyüzüne açmış. Doğumhane kapılarında polisler gitmiş kolumuza. Kemoterapi alırken yatağa kelepçelenmişiz. 80 yaşında zindanlarda dimdik duruşumuz korku vermiş. Korku vermişte son nefesimize kadar mahkum edilmişiz. Çocuklar doğmuş hapishanelerde. Gökyüzüne hasret büyümüşler hiç tanımadan dünyayı tel örgülerle çevirmişler hayallerini. Küçük bedenlerine pasaport yasağı koymuşlar gülüşler solmuş eski fotoğraflarda.</p>
<p>Kimse duymamış sesimizi. Ülkede iyi insanlar o güzel atlara binip çoktan gitmişler. Kalanlara da rahat yüzü göstermemişler. Öldükten sonra mesleğimizi geri vermişler. Ağaç kökü yesinler diyerek bile bile açlığa terketmişler. Bir gecede düşman ilan edilmişiz. Doğruyu yazan gazeteciler ya sürgündeymiş ya hapiste. Birkaç saatliğine hapishane görenler kahraman olmuş bir de destanlarını yazmışlar. Doğru söyleyeni bırakın dokuz köyden kovmayı dünyadan sürgün etmeye ant içmişler.</p>
<p>Şarkılar suç unsuru olmuş, sanat canavar. Ne zaman alkışlarsan zalimi o zaman olurmuşsun baş tacı. Ekonomi, sağlık, teknoloji bunlar önemsizmiş. Ne de olsa yollar yapılmış ücretini ödemeye gücümüz yetmese de hiç geçmesek bile.</p>
<p>Bu ülke öyle Kaf Dağı’nın ardında değilmiş. Keşke diyebilseydik gökten üç elma düşmüş. Onlar ermiş muradına. Ama ne bu yaşanılanlar masalmış ne de zulüm bitmiş.</p>
<p>Dilerim ki bir gün mutlu sonlara açalım gözümüzü. Torununa masal anlatacağı yerde hücreye mahkum edilmiş Nusret Amcalar, yiğitlik destanı yazmış Yusuf Abiler bir gün çocuklarımıza bugünleri anlatırken unutmayacağımız isimler olsun. Saygı ve rahmetle….</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-garip-masal-kubra-aydin/">Bir Garip Masal | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet&#8217;te koşmaktan yorulmayan bir yiğidin ardından</title>
		<link>https://hizmetten.com/hizmette-kosmaktan-yorulmayan-bir-yigidin-ardindan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 05:34:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[#hocaefendi​ #fethullahgulen​]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Esendir]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Bekmezci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24336</guid>

					<description><![CDATA[<p>HALİT ESENDİR 1973 yılında İzmir Bornova’da Ege Kimya’ya başladığımda üniversiteliler için 4. ışıkevi açılmıştı. Her yeni ışıkevi açılacağında Yusuf Bekmezci ağabeyin Çankaya çarşısındaki dükkanına gidip özellikle mutfak eşyalarını almayan üniversiteli arkadaşımız&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmette-kosmaktan-yorulmayan-bir-yigidin-ardindan/">Hizmet&#8217;te koşmaktan yorulmayan bir yiğidin ardından</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HALİT ESENDİR</strong></p>
<p>1973 yılında İzmir Bornova’da Ege Kimya’ya başladığımda üniversiteliler için 4. ışıkevi açılmıştı. Her yeni ışıkevi açılacağında Yusuf Bekmezci ağabeyin Çankaya çarşısındaki dükkanına gidip özellikle mutfak eşyalarını almayan üniversiteli arkadaşımız yok gibidir. Yusuf ağabey çarşı esnafından toplayabildiği kadar toplar, eksik malzemeleri kendi dükkanından tamamlardı.</p>
<p>1974-75 yıllarında Akyazılı OYEV Vakfı’nın ücretsiz üniversiteye hazırlık kurslarının yapılmasından kurs vermek için kiralık yer tutulmasına ve sıralarının taşınmasına kadar vakıf yetkilisi olarak hep Yusuf Bekmezci ağabeyi önümüzde rehber olarak gördük.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-24339 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3901-700x337.jpg" alt="" width="700" height="337" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3901-700x337.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3901-1200x577.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3901-768x369.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3901-1536x739.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3901.jpg 1616w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>1976 yılında Bozyaka Öğrenci Yurdu’nun açılmasında bir usta ve işçi gibi gönüllü çalışanların başında hep Yusuf Bekmezci ağabey vardı. Hocaefendi’nin etrafında Akyazılı Vakfı bünyesindeki tüm esnaf ve talebeler bile inşaatta gönüllü olarak çalışırken vazife taksimi yapan hep Yusuf ağabeydi.</p>
<p>1977 yılından Haziran 1986’ya kadar devam eden Akyazılı OYEV Dersaneleri’nin şubat ve haziran dönemindeki üniveristeye hazırlık hızlı kurslarına Ege ve civar illerden birçok talebe gelirdi. Bozyaka Yurdu’nda kalan yatılı talebelerin iaşe ve ibade işlerini yine koordine eden Yusuf ağabeydi.</p>
<p>Yiğit insan, 12 Eylül darbesi sonrası 1981’de İzmir Akyazılı Koleji açılırken “Biz yurdu yönetmekte zorlanıyoruz. Kolej açmak kolay degildir.” diye fikrini Hocaefendi’ye dahi açıkça ifade eden biriydi. Yamanlar (Akyazılı) Koleji’nin çok güzel olduğunu gördükten sonra Karşıyaka Yamanlar’daki yeni tesislerin yapılmasında en büyük emeği geçen yine ‘küheylan’ Yusuf ağabeydi.</p>
<p>1990’larda Orta Asya’ya hicret başlamıştı. 1992 yılında arkasına bakmadan Kazakistan’a giderek okullar açılması için esnaflık yaparak himmette bulunan, bilfiil koşturan küheylanların en önünde yine Yusuf ağabey vardı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-24340 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3899-700x599.jpg" alt="" width="700" height="599" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3899-700x599.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3899-768x657.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3899.jpg 1069w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>15 Temmuz sürecinden önce Hocaefendi’nin ABD’de kalması tavsiyesine rağmen mealen “Hocam, Türkiye’de arkadaşlara destek olmak lazım. Ben burada kalmayı düşünmüyorum.” diyerek ülkesine dönmüştü. Bu süreçte büyük zulümlere ve baskılara rağmen mahkemede “Ben Hocaefendi’yi seviyorum. Onun yanındayım.” diyerek savunma yapan bir kahramandı aynı zamanda Yusuf Bekmezci ağabey.</p>
<p>Nevzat Türk arkadaşımın Whatsapp’tan gönderdiği duygu yüklü ifadelerine aynen katılıyorum. İşte o güzel ifadeler:<br />
Yusuf ağabey, yokluğa, hiçliğe gitmedi. O bitmedi, tükenmedi. O aşkıyla yanıp tutuştuğu ‘Sevgililer Sevgilisi’ne gitti.<br />
O, vuslatta sabrı noktalayıp mahbubuna, matlubuna, maksuduna, mabuduna gitti.<br />
Dev çınar, ruhunun ufkuna yürüdü.<br />
Yolun açık olsun Yusuf ağabey. Seni çok ama çok arayacağız. Seni çoook özleyeceğiz.<br />
Rabbim gani gani rahmet eylesi, rahmetiyle mağfiretiyle kucaklasın.<br />
Tüm sevdikleri ve sevenleriyle Firdevs’te buluştursun.<br />
Büyüğümüz başta olmak üzere tüm akraba, dost ve yakınlarına ve tüm sevenlerine sabr-ı cemil lütfetsin. Amin.<br />
Yusuf Bekmezci son yüzyılın Ömer’iydi.<br />
Bekmezci ağabey aşk demekti. Hem de delicesine…<br />
Şecaat demekti.<br />
Cesaret demekti.<br />
Sehavet demekti.<br />
Adalet demekti.<br />
Dost demekti.<br />
Mürüvvet demekti.<br />
İman demekti.<br />
İbadet demekti.<br />
Takva demekti.<br />
İhlas demekti.<br />
Sadakat demekti. Demekti… Demekti…</p>
<p>Şüphesiz Allah, her şeye kâdir ve muktedirdir. Ama Bekmezci ağabeyin yeri çok zor dolar.<br />
Bu süreçte Türkiye’de olmak onun bilinçli tercihiydi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-24341 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3902-700x438.jpg" alt="" width="700" height="438" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3902-700x438.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3902-768x481.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_3902.jpg 824w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>15 Temmuz tiyatrosundan kısa süre önce yurt dışında Hocaefendi ve dostlarıyla beraberdi. Kendisine gitme denildiği halde “Gitmem gerek” diyerek başına gelecekleri bildiği halde ülkesine dönmüştü. Bilerek dönmüştü. Çünkü böyle çetin bir dönemde onun gibi güçlü bir irade, güçlü bir paratöner lazımdı ülkede. Onun için o, ülkesinde mazlumların arasında olmalıydı.<br />
Ve öyle de oldu.</p>
<p>Artık onun için zulüm, çile, işkence bitti. Artık o Rahmet’e, Rahman’a gitti. O, ‘En Sevgili’ye gitti. O, Firdevs’e gitti.</p>
<p>Ey güzeller güzeli Yusuf ağabey! Sen mürüvvet sahibi, himmet ve hizmet ehli birisin. Ne olur bize de bir el uzat, bizlere de şefaat eyle. Varalım sana, senin yanına. O sonsuz mekana&#8230;<br />
“Kişi sevdikleriyle buluşacak ve sevdikleriyle beraber olacaktır.” (Amin)<br />
Allah rahmet eylesin. Cennet ve cemaliyle müşerref eylesin.</p>
<p>Bekmezci ağabey, Hocaefendi’nin yanında Allah rızası için ihlasla yıllarca hizmette koşan küheylan idi. Ona bu yüzden büyük zulüm yaptılar ve kasten tahliye etmediler. Allah zalimleri en kısa zamanda bildiği gibi yapsın.<br />
Yusuf Bekmezci ağabey, İzmir’de Akyazılı Vakfı ve Yamanlar Koleji’nin büyümesinde büyük emeği olan küheylan idi. Allah rahmetiyle muamele etsin. Başta Hocaefendi olmak üzere bütün dava arkadaşları ve ailesinin başı sağolsun.<br />
Üstad hazretlerinin dediği gibi “Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil.”</p>
<p>Yusuf ağabey, inşeallah manevi şehit olarak gittigin o ahiret yurdunda çok sevdigin Peygamber Efendimize (sav) kavuştun . Allah’tan rahmetiylemuamele edeceğini ümit ediyoruz.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmette-kosmaktan-yorulmayan-bir-yigidin-ardindan/">Hizmet&#8217;te koşmaktan yorulmayan bir yiğidin ardından</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet&#8217;in Yusuf Abisi</title>
		<link>https://hizmetten.com/hizmetin-yusuf-abisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2022 11:38:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[#hocaefendi​ #fethullahgulen​]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.İsmail Büyükçelebi]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Bekmezci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24328</guid>

					<description><![CDATA[<p>İSMAİL BÜYÜKÇELEBİ  Hayatının son deminde Medrese-i Yusufiye&#8217;dekilerin de Yusuf abisi olma rampasına yükseldi. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin huzurunda bir ses duyurmuştu da sorulunca &#8217;80 senedir yuvarlanan bir taşın cehenneme düşüşünün &#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmetin-yusuf-abisi/">Hizmet&#8217;in Yusuf Abisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><strong>İSMAİL BÜYÜKÇELEBİ </strong></div>
<div></div>
<div>
<p>Hayatının son deminde Medrese-i Yusufiye&#8217;dekilerin de Yusuf abisi olma rampasına yükseldi. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin huzurunda bir ses duyurmuştu da sorulunca &#8217;80 senedir yuvarlanan bir taşın cehenneme düşüşünün  sesi&#8217; buyurmuştu. Kimileri 80 sene yuvarlanıp cup diye cehenneme düşerken kimileri de 80 sene rampadan rampaya, merhaleden merhaleye atlayarak cennete uçuyor. Yusuf abimiz de Medrese-i Yusufiye&#8217;de çıkardığı erbeînlerle temizlendikçe temizlenmiş, onların da abisi olma rampasından cennete, Efendimizin yanına, ismini taşıdığı Hz. Yusuf’ların yanına uçuvermiştir inşallah.</p>
<p>Tanıdığımız günden beri  O&#8217;nu ciddi bir dava adamı,  ümmet-i Muhammed’in ızdırabı, yüzünden okunan bir dava adamı, davasından başka bir derdi, bir sevdası olmayan bir dava adamı olarak gördük tanıdık. Hocamıza olan sevgi ve itimadını anlamak ise çok zordu. Hocamız bir şeyin olmasını istemişse; Yusuf abide, bu olur mu olmaz mı? yapabilir miyiz yapamaz mıyız? diye en küçük bir fikir yürütme, en küçük bir tereddüt göremezdiniz. Tam aksine Hocamızın ağzından o çıkadursun Yusuf abimiz o işe çoktan başlamıştır.</p>
<p>Hele Hocamıza olan sevgisini anlamak hiç mümkün değildi.</p>
<p>Bir gün Hocamız bir şeye canı sıkılıp çantasını alıp “gidiyorum” deyince delirmişti. Kaç kişi onu zor zaptedebilmişti.  Ve Hocamız gözyaşlarıyla “Tamam Yusuf bey gitmiyorum, işte buradayım gitmiyorum” diye diye onu zor teskin edebilmişti.</p>
<p>Teveccühe teveccüh…Onun bu sevgisi de Hocamıza “Allah nasip eder bir gün cennete gidersem Yusufumu almadan gitmem” dedirtmişti. Yusuf abimiz ve onun gibi mağdur, mazlum, mahpus şekilde vefat eden bütün abi ve ablalarımız, bacı ve kardeşlerimiz şehittirler inşallah. Onlar da bizi almadan cennete gitmezler inşallah.<br />
Allah cümlemizi başımızda Üstadımız ve Hocamız olarak Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin livaü’l hamdinin altında toplanmak nasip eylesin.</p>
<p>Başta Hocamız olmak üzere yengemizin, çocuklarının, akrabalarının ve dava arkadaşlarının başı sağ olsun. Allah onlara sabr-ı cemil ihsanedip sağlıklı, hizmetle dolu uzun ömürler lütfeylesin.</p>
<p>Not: Bu yazı samanyoluhaber.com sitesinden alınmıştır.</p>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmetin-yusuf-abisi/">Hizmet&#8217;in Yusuf Abisi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yusuf Bekmezci Ağabey ruhunun ufkuna yürüdü</title>
		<link>https://hizmetten.com/yusuf-bekmezci-agabey-ruhunun-ufkuna-yurudu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2022 00:41:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Bekmezci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24307</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ömrünü hayır ve milletinin çocuklarına adayan İzmir&#8217;in tanınmış simalarından Yusuf Bekmezci Ağabey, ruhunun ufkuna yürüdü. Hizmet Hareketi&#8217;ne yönelik soykırımın bir parçası olarak 23 ay önce tutuklanan Yusuf Ağabey, ilerleyen yaşı&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yusuf-bekmezci-agabey-ruhunun-ufkuna-yurudu/">Yusuf Bekmezci Ağabey ruhunun ufkuna yürüdü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ömrünü hayır ve milletinin çocuklarına adayan İzmir&#8217;in tanınmış simalarından Yusuf Bekmezci Ağabey, ruhunun ufkuna yürüdü. Hizmet Hareketi&#8217;ne yönelik soykırımın bir parçası olarak 23 ay önce tutuklanan Yusuf Ağabey, ilerleyen yaşı ve bir çok hastalığına rağmen tahliye edilmedi.</p>
<p>23 aydır cezaevinde bulunan 83 yaşındaki Yusuf Bekmezci Ağabey, katarakt ameliyatı sırasında kalbi durunca hastaneye kaldırıldı. 4 Ocak’tan beri bilinci kapalı olarak yoğun bakımda tedavi altında tutulan Bekmezci’nin tahliye talebi İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından delil durumu gerekçe gösterilerek reddedildi. Hastanede yoğun bakım da yaşam mücadelesi veren Yusuf Bekmezci Ağabey, Adli Tıp Kurumu, 3 aylık infaz ertelemenin uygun bulmasına rağmen, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tahliye yerine hastanede infaza hükmetmişti. 46 gündür yoğun bakımda bulunan Bekmezci Ağabey&#8217;in yanına yakınlarının alınmasına izin verilmemişti.</p>
<p>Yaşlılığı ve düşkünlüğünün yanında, uyku apnesi, prostat, ileri derecede işitme kaybı, algı ve muhakemesinde ciddi sıkıntılar ve Alzheimer belirtileri gösteren Yusuf Bekmezci, hapse girdiğinden beri 12 kez hastaneye, 3 kez de mahkemeye götürüldü. Hepsinde eline kelepçe takıldı. Üzerine demir kapı kilitlendi. Küçük bir penceresi olan dar bir alanda, emniyet kemeri dahi bulunmayan bir araçta yolculuk yapmak zorunda kaldı.</p>
<p>82 yıllık ömründe binlerce öğrencinin eğitim almasını sağlayan Yusuf Bekmezci Ağabey, 17 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Ahir ömrünü demir parmaklılar arkasında geçirdi. Geriye tertemiz ve milleti yolunda harcanmış 82 yıllık bir ömür bırakarak, zulüm altında ruhunun ufkuna yürüdü.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yusuf-bekmezci-agabey-ruhunun-ufkuna-yurudu/">Yusuf Bekmezci Ağabey ruhunun ufkuna yürüdü</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
