<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yolun Kaderi arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/yolun-kaderi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/yolun-kaderi/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:53:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Yolun Kaderi arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/yolun-kaderi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Hicret’ Yeniden Var Olma Mücadelesidir &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/hicret-yeniden-var-olma-mucadelesidir-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jun 2022 07:03:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[recep atici]]></category>
		<category><![CDATA[Yolun Kaderi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26250</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sevgili Dostlar! Bu köşeyi takip edenler hatırlayacaktır. Etrafımızda yaşanan olumsuzlukların ve sıkıntıların oluşturduğu boğucu atmosfer sebebiyle Akif’ten alıntı yaparak, ‘Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi bîçârelerin,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hicret-yeniden-var-olma-mucadelesidir-recep-atici/">‘Hicret’ Yeniden Var Olma Mücadelesidir | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Dostlar!</p>
<p>Bu köşeyi takip edenler hatırlayacaktır. Etrafımızda yaşanan olumsuzlukların ve sıkıntıların oluşturduğu boğucu atmosfer sebebiyle Akif’ten alıntı yaparak, ‘<em>Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!</em>’ demiştim bundan birkaç hafta önce. Evet bazen insanın dayanma eşiği tükenince bu söz dilinin ucuna kadar geliyor.</p>
<p>İşte bu günlerde gene böyle bir ruh haleti içindeyken Üstadımız Bediüzzaman’ın şu beyanı imdadıma yetişti: &#8220;<em>Neden dünya herkese terakki dünyası olsun da yalnız bizim için tedennî dünyası olsun</em>?” O bu sözü Osmanlının yıkılış hengamesinde söylemiştir. Yani her şeyin künde üstüne künde devrildiği dönemde kendisine, &#8220;<em>Sen hayal ile hakikati karıştırıyorsun</em>&#8221; diye itiraz edenlere söylemiştir.</p>
<p>Evet, ben de bu sözden mülhem diyorum ki; neden dünya herkese ümit pompalasın da yalnız bize hüzün ve keder boca etsin? Allah aşkına dünyaya bakarken gözümüze taktığımız Türkiye gözlüğünü bir kenara bırakalım. Evet, ülkemizde geçici bir küsûf (güneş tutulması) ve husûf (ay tutulması) yaşanıyor. Ancak bilenler bilir dünyanın bir yerinde güneş veya ay tutulması yaşanırken diğer yerlerinde bu durum hiç görülmez veya fark edilmez. O yüzden dünyaya sadece ülkemiz perspektifinden bakmayalım.</p>
<p>Gözümüzden her şeyi bulanık gösteren o merceği atalım. Onun yerine “<em>Güzel gören güzel düşünür</em>” vecizesinde olduğu gibi etrafımızdaki güzellikleri de görmeye çalışalım.</p>
<p>Bakınınız, Brüksel’in Sainte Suzanne Kilisesi’nin mutfağında kırka yakın hizmet gönüllüsü ablamız her Cuma 500’u aşkın evsize sıcak yemek pişirip dağıtıyormuş. İstikrarlı bir şekilde ihtiyaç sahiplerine destek olan bu gönüllüler grubunu, Brüksel Piskoposu Jean Kockerols bu hafta mutfakta ziyaret etmiş. Onlarla beraber önlüğünü takıp mutfakta yemek yapmış ve çay-kahve molasında da hizmet gönüllüleri ile sohbet etmiş. Piskoposu Kockerols, “<em>Bu faaliyetler toplumu birleştirirken, önyargıları da yıkıyor</em>” dedikten sonra; Hizmet Hareketi gönüllülerine yapılan haksızlıkların bitmesi için dua ettiğini söylemiş ve ardından şunları eklemiş: “<em>Sizinle birçok ortak noktamız bulunuyor. Öncelikle insanlık kardeşiyiz, sonra dindar insanlarız. Birbirimizi çok iyi anlıyoruz. Ne mutlu bize ki, dünyanın en kozmopolit şehrinde ortak dilimiz iyilik</em>.”</p>
<p>Bakınız gözümüzdeki buğulanmış gözlükleri çıkarınca karşımıza daha nice güzellikler çıkıyor. İşte bunlardan biri de Almanya’da Uluslararası Dil ve Kültür Festivali’nin (IFLC – International Festival of Language and Culture) her şeye rağmen kendine düşeni yaparak “<em>Yıkılmadık ayaktayız</em>” demesi. Almanya’nın Geseke şehrinde 20. yılını kutlayan IFLC, hafta sonu Almanya’ya özel Türkçe şarkı yarışma finali yapmış. Reha Yeprem’in sunduğu finalde birinciliği ise ‘Geçer’ adlı parçayla Kazakistan’dan Eva Shirko kazanmış.</p>
<p>Evet sevgili dostlar! Ülkemizin gözümüze zorla takmaya çalıştığı kirli gözlüğü çıkardığımızda bakınız daha neleri fark edeceğiz. Türkiye’de yaşanan tenkil sürecinin bir sonucu olarak Avrupa’ya mülteci olarak gelen kardeşlerimiz her gün yeni bir başarı hikayesi ortaya koyuyor. İşte hepimizin gönlüne su serpecek o güzelliklerden bir de Eren Akdağ ismindeki kardeşimizin başarı hikayesi. Eren, Almanya’ya 4 yıl önce gelmiş. Kısa sürede Almanca öğrenmekle kalmamış, yaşadığı Rhein-Kreis Neuss şehrinin en başarılı göçmen öğrencilerinden biri olup Belediyenin verdiği aylık 300 Euro’luk burs kazanan iki isimden biri olmuş.</p>
<p>Bir başka başarı hikayesi ise mülteci akademisyen Naciye Temiz’e Fin Edebiyat Derneği’nden verilen ödül.</p>
<p>Fin Edebiyat Derneği (SKS) tarafından düzenlenen “Mülteci Yolculukları” yazma yarışmasında Türkiye’de öğretim görevlisiyken 15 Temmuz darbe girişiminin ardından terörist ilan edilen Temiz, yaşadıklarını kaleme aldığı hikayesi ile ödül kazanmış.</p>
<p>“Var Olma Mücadelesi” başlıklı yazısı ile ödül kazanan Temiz, darbe gecesi geçmişinin bir kenara konulduğunu ve hayatının karartıldığını söyledikten sonra “<em>O gece bir hiç oldum. Uzun zaman sonra belki de en çok ihtiyacım olan bu güzel ve anlamlı ödülü aldım. Bu ödülü hikayemde bahsettiğim var olma mücadelesine destek olarak yorumluyorum</em>” demiş. Arkasından da cebri olarak göğüslediği bu ‘Hicret’ yolculuğunu bir ‘doğum’ ve ‘yeniden var olma’ süreci olarak tanımlamış.</p>
<p>Evet, güzel insanlar, her taraf bahar kokuyor. Güneş, parlak yüzünü üstümüze çevirmiş; “Biraz da bana bak. Niye hep kesif maddeden oluşan torağa gözünü dikmiş “Her yer karanlık, mahşer mi Ya Rab!” türküsü söylüyorsun. Leylak, erguvan ve zambak kokulu baharı hiç yoktan var eden Allah, bu kıştan sonra mavi-mor rengarenk baharı da yaratmaya muktedirdir” diyor.</p>
<p>Sevgili Dostlar! Demem o ki, ‘Yolun Kaderi’ olan hadiselere takılıp kalmadan Güneş’e (Allah) olan yolculuğumuzu devam ettirelim. Naciye kardeşimizin dediği gibi; “Hicret yolculuğunu bir ‘doğum’ ve ‘yeniden var olma’ süreci olarak görüp Güneş’in imtihan olarak arkamıza bıraktığı gölgemize takılmadan ufuktaki yarınlara göz kırpalım vesselam…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hicret-yeniden-var-olma-mucadelesidir-recep-atici/">‘Hicret’ Yeniden Var Olma Mücadelesidir | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiir &#124; Bu Yolun Kaderi</title>
		<link>https://hizmetten.com/siir-bu-yolun-kaderi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Sep 2019 18:00:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Turan Egeli]]></category>
		<category><![CDATA[Yolun Kaderi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=4701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denize düştü masum yavrular, Gözyaşı kurudu ağlayamaz oldu analar</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/siir-bu-yolun-kaderi/">Şiir | Bu Yolun Kaderi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><span style="font-size: 18pt;"><strong>Bu Yolun Kaderi</strong></span></em></p>
<p>Garibüzzaman haber vermişti ,<br />
Yolun yolcusu sırra ermişti ,<br />
Kader yollara güller sermişti,<br />
Bu yolun kaderi çiledir elbet.</p>
<p>Bu yolda olana gerektir sabır<br />
Biliriz ki imtihan çok ağır<br />
Başın dara düşünce Rabbini çağır<br />
Bu yolun kaderi çiledir elbet.</p>
<p>Geride kaldı anne baba yar<br />
Rabbim sen bizi şefkatinle sar<br />
Söz verdik Rabbimiz son nefesimize kadar<br />
Bu yolun kaderi çiledir elbet.</p>
<p>Geçerken Meriç&#8217;ten Hakka ulaştın<br />
Nasipsizler soruyordu bu işe nereden bulaştın<br />
Oysaki bilmezler Rab&#8217;be kavuştun<br />
Bu yolun kaderi çiledir elbet.</p>
<p>Bir yudum su çok muydu sana<br />
Bize de şefaat eder misin söyle bana<br />
Varınca Kevser&#8217;den iç kana kana<br />
Bu yolun kaderi çiledir elbet.</p>
<p>Denize düştü masum yavrular<br />
Gözyaşı kurudu ağlayamaz oldu analar<br />
Vallahi mahşere kaldı onca hesaplar<br />
Bu yolun kaderi çiledir elbet.</p>
<p>Hücreler sana Hakka visaldir<br />
Yaşadığın Asra mühür misaldir<br />
Üzülme yoldasın Resulullah&#8217;tır<br />
Bu yolun kaderi çiledir elbet.</p>
<p>Okunan kitaplar hayata geçti<br />
Yolun yolcusu Rıza&#8217;yı seçti<br />
Çekilen çileler artık bir hiçti<br />
Bu yolun kaderi çiledir elbet.</p>
<p>Dünyaya dağıldık derdimiz iman<br />
Rahmetini umarak her an<br />
Yoluna kurbandır bu tendeki can<br />
Bu yolun kaderi çiledir elbet&#8230;</p>
<p><strong>Turan Egeli&#8217;nin kaleminden&#8230;</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/siir-bu-yolun-kaderi/">Şiir | Bu Yolun Kaderi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Izdırap ve çile bu yolun kaderidir</title>
		<link>https://hizmetten.com/izdirap-ve-cile-bu-yolun-kaderidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Aug 2019 06:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Çile]]></category>
		<category><![CDATA[Izdırap]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Yolun Kaderi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=3857</guid>

					<description><![CDATA[<p>Izdırap ve çile, bu yolun kaderidir. O hâlde irşâd ve tebliğ adamı, daha işin başında ızdırap ve çileye razı olmalıdır. Tıpkı nebilerin, sıddîklerin, şehitlerin ve bütün salih mürşitlerin razı olduğu&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/izdirap-ve-cile-bu-yolun-kaderidir/">Izdırap ve çile bu yolun kaderidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Izdırap ve çile, bu yolun kaderidir. O hâlde irşâd ve tebliğ adamı, daha işin başında ızdırap ve çileye razı olmalıdır. Tıpkı nebilerin, sıddîklerin, şehitlerin ve bütün salih mürşitlerin razı olduğu gibi. Evet, İlâhî davanın kudsî hameleleri de mutlaka bu zatların takip ettikleri yolu takip edecek ve onların çekip gördüklerini mutlaka görecektir. Eğer bu yol tabiî bir yol ise, bu yolda sapma, hedef ve gayeden uzaklaşma manasına gelir. Gayeden uzaklaşan insana ise, mürşit ve mübelliğ demek doğru değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hz. Nuh (as) bu çileyi, asırlarca çekmiştir. Hz. İbrahim (as) bu uğurda sürgün edilmiş ve yine bu uğurda ateşe atılmıştır. Hz. Musa (as) İsrailoğulları’ndan çekmediği kalmamıştır. Hz. Yahya (as) ikiye biçilmiştir. Hz. Mesih’in yüzü tebessüm görmemiştir. Çünkü bu dava ağırdır, bu dava zordur ve bu davada iradenin kavgası verilmektedir. Dolayısıyla da o, cidalin en çetinidir. Bu kaderi sevemeyen, bu yolda severek çileye katlanamayan insanlar, nebilerin gittikleri bu kulvarda iz sürüp ilerleyemezler. Bir yerde iradeleri gevşer, dizlerinin bağı çözülür ve tökezlerler&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hâris b. Hâris (ra) anlatıyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Babamla Beytullah’a gidiyorduk. Ben o gün küçük bir çocuktum. Beytullah’a yaklaşmıştık ki, büyük bir kalabalığın, aralarına aldıkları, üzerine üşüştükleri ve durmadan dövdükleri birini gördüm. Babama kimi dövdüklerini sordum. ‘Bir Sâbiî’yi’ cevabını verdi. Ben o gün için bunun manasını anlamamıştım. Ancak biraz sonra o dayak yiyen insanın Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) olduğunu görmüştüm ki, sürekli: ‘Ey insanlar ‘Lâ ilahe illallah’ deyin kurtulun.” diyordu.’</p>



<p class="wp-block-paragraph">Haris b. Haris (ra)’ın, çocukluk hafızasına yerleşmiş ve silinmeyecek şekilde onun ruhunda iz bırakmış bu tür vakalar, Mekke döneminde başta Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) olmak üzere, bütün Müslümanların normal hayatlarının bir yanı hâline gelmişti. Evet, onların her günü hep böyle geçiyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir defasında yine Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’e saldırmış ve O’nu kan revan içinde bırakmışlardı. Bu esnada kızı Fatıma (r.anha) koşarak gelmiş, hem babasının yüzündeki kan izlerini siliyor hem de ağlıyordu. Ancak Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) o hâlinde dahi kızını teselli edip, “Kızım ağlama, Allah babanı zayi etmeyecektir.” diyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir başka gün Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) Kâbe’de namaz kılıyordu. İbn-i Ebi Muayt -ki kavminin en şakîsi idi- arkadan geldi ve Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in boğazına sarılarak sıkmaya başladı. Durumu haber alan Hz. Ebû Bekir (ra) oraya koştu ve: ‘Rabbim Allah’tır dediği için bu insanı öldürecek misiniz?’ diyerek Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) ile onların arasına girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve Hz. Ebu Bekir (ra).. kim bilir kaç kere, Mekke sokaklarının herhangi bir yerinde, dayaktan dolayı baygın düşmüş ve tanıyan bir-iki kişi tarafından sürüye sürüye evine götürülüp bırakılmıştı. Gözünü açtığı zaman da, ilk sözü; ‘Allah Resûlü’nün durumu nasıl?’ şeklinde olmuştu!..</p>



<h3 class="wp-block-heading">Ammâr’lar, Bilal’ler, Talha’lar…</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Ammâr bir köşede, babası Yasir diğer bir köşede, evin kadını Sümeyye ise (r.anhüm) daha başka bir köşede vücutları dağlanırken, bu yolun kaderini tarihin mermer sütununa nakşetmiş oluyorlardı. Bilal (ra), taşlar altında ‘Ehad, Ehad..’ diye inlerken, sanki bir gün Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in müezzini olma liyakatinin imtihanını veriyordu. Talha b. Ubeydullah (ra), annesi tarafından elleri-ayakları zincire vurulup, sokaklarda süründürülürken, Zübeyr b. Avvam (ra), hasıra sarılıp yakılırken hep bu yolun rengini aksettiriyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir başka tablo.. Abdullah b. Hüzafetü’s-Sehmî (ra), Romalılar’a esir düşmüştü. O’na günlerce işkence yapmış ve sonra Hıristiyanlığı kabule zorlamışlardı. Başa çıkamayınca da, idam etmeye karar vermişlerdi. O, idam sehpasına doğru götürülürken ağladı. Niçin ağladığı sorulduğunda; “Vallahi, şu anda başımdaki saçlarım adedince başlarım olmasını ne kadar arzu ederdim! Keşke, öyle olsaydı da her gün birini hak namına verebilseydim. Böyle bir mazhariyete eremediğim için üzüldüm ve onun için de gözyaşı döktüm.” demişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, tebliğ adamının her zaman şevk ve iştiyak ateşi, batmayan bir güneş gibi olmalıdır; olmalıdır ve etrafı aydınlatma, onun hayatının gayesi hâline gelmelidir. Muvaffakiyete giden yol, ızdırap ve çileden geçer.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kur’ân, hakkı verilerek okunmalı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Her mü’minin, Kur’ân-ı Kerim’den Fatiha’yla beraber en az iki kısa sureyi doğru olarak okuyup öğrenmesi farzdır. Aslında bir insan en fazla bir gün içinde, Fatiha, Kevser ve İhlâs surelerini doğru bir şekilde rahatlıkla öğrenebilir. Bu sebeple namazları doğru kılmak için en azından bu üç sûrenin öğrenilmesi bir esastır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kur’ân okurken kelimelerin yanlış telaffuz edilmesi doğru değildir. İnsan, doğru öğrendiği hâlde sürç-i lisan veya hata ile yanlış okuyabilir. Allah bundan dolayı —inşallah— onu muaheze etmez. Ancak kişinin doğru okuması biraz gayretle mümkünken, bu işe fazla önem vermeyip lâkayt ve laubali kalması, Kur’ân-ı Kerim’e karşı bir saygısızlık sayılır. Mü’min, Allah’ın kelâmı olan Kur’ân’ı, en saygılı bir eda ile saygı dolu bir hisle, en saygılı nağmelerle ve en saygılı olduğu bir ruh hâleti içinde eda etmeye çalışmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Kur’ân okuyan bir insan, Allah ile konuştuğunu söylese ve yemin etse yemininde hânis olmaz.” buyurmaktadır. Kur’ân okurken Allah ile konuştuğunun şuurunda olan bir insan, mutlaka kendine çekidüzen verecektir. İnsanın, komutanının karşısında emir tekrarı yapıyor gibi kelimesi kelimesine ve her kelimenin ruhî seviyesine göre üzerine basa basa, onlardan zevk duya duya ve o kelimeleri âdeta içiyor gibi okuması, Kur’ân’a ve Sahib-i Kur’ân’a karşı saygısının ifadesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kur’ân kıraatinde eksikleri olan bir mü’min, fırsatları değerlendirmeli, bir bilenin huzurunda Kur’ân’ı doğru telaffuz edebilecek şekilde öğrenmeli ve namazlarını çok Kur’ân okuyarak eda etmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir iki asırdan beri maalesef Türk milleti Kur’ân okumamakta ve aynı zamanda Kur’ân’ı da bilmemektedir. Bunu söylerken bazı hafızların belli münasebetlerle gırtlak çatlatarak okudukları Kur’ân’a, hususiyle okudukları Kur’ân’da hakk-ı temettü arayan ses sanatkârlarının okuduklarına Kur’ân demediğim için, milletimiz Kur’ân okumuyor diyorum.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Oğlum, Kur’ân Oku!</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, Kur’ân, Allah kelâmı olarak okunmalıdır. Mevlânâ İkbal, şöyle demektedir: “Ben sık sık Kur’ân okurdum. Buna rağmen babam her defasında bana ‘Oğlum, Kur’ân oku!’ derdi. Bir gün canıma tak etti ve babama, ‘Baba, ben hiç elimden bırakmıyorum ki bu mübarek kelâmı.’ dedim. Bunun üzerine babam bana şöyle dedi: ‘Oğlum, Allah’ın şerefli elçisi Hz. Muhammed’e indirdiği Kur’ân’ı, Hz. Muhammed’e inmiş bir Kur’ân olarak okuma! Kur’ân’ı, doğrudan doğruya Mütekellim-i Ezelî’den dinliyor gibi oku! Yani Sana söylediği şeyleri, emri tekrar ediyor mahiyetinde dön Allah’a karşı tekrar et ve öyle oku!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte bu mânâda Türk insanı Kur’ân okumamaktadır. Şimdilerde bir mânâda hecelenen ve gittikçe de büyüyen, gelişen, kemmî gelişmesine muhâzî (paralel) olarak, keyfiyet açısından da ona daha derince yaklaşan, dahası onu okurken gözleri yaşaran, yüreği ürperen kutlu bir nesil, bizler gibi kadir bilmezlerin yerini alıp ona sahip çıkacağına ümidim tamdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rabb’im, Kur’ân’a karşı sinelerimizi saygıyla mamur kılsın.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kaynak: Fethullah Gülen Tarih:&nbsp;07 Şubat 2014 </strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/izdirap-ve-cile-bu-yolun-kaderidir/">Izdırap ve çile bu yolun kaderidir</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
