<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Üçüncü Söz arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/ucuncu-soz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/ucuncu-soz/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Aug 2020 21:54:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Üçüncü Söz arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/ucuncu-soz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Üçüncü Söz &#124; Risale-i Nur</title>
		<link>https://hizmetten.com/ucuncu-soz-risale-i-nur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2020 14:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Risale-i Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Üçüncü Söz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13115</guid>

					<description><![CDATA[<p>ÜÇÜNCÜ SÖZ بِسْــــــــــــــــــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ  يَآ اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا  İbâdet, ne büyük bir ticaret ve saadet; fısk ve sefâhet, ne büyük bir hasâret ve helâket olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ucuncu-soz-risale-i-nur/">Üçüncü Söz | Risale-i Nur</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="header1"><span class="Lugat-Hatti-Kuran char-style-override-4">ÜÇÜNCÜ SÖZ</span></p>
<p class="arabi-ifade"><span class="Lugat-Hatti-Kuran arabi-ifade">بِسْــــــــــــــــــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ </span><span class="Lugat-Hatti-Kuran char-style-override-7"></span><span class="Lugat-Hatti-Kuran arabi-ifade"> يَآ اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا</span></p>
<p class="Normal para-style-override-4"> İbâdet, ne büyük bir ticaret ve saadet; <span class="lugat">fısk</span> ve sefâhet, ne büyük bir hasâret ve helâket olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle: Bir vakit iki asker uzak bir şehire gitmek için emir alıyorlar. Beraber giderler. <span class="lugat">Tâ</span> yol ikileşir. Bir adam orada bulunur. Onlara der: “Şu sağdaki yol, hiç zararı olmamakla beraber, onda giden yolculardan ondan dokuzu büyük kâr ve rahat görür. Soldaki yol ise, menfaati olmamakla beraber, on yolcusundan dokuzu zarar görür. Hem ikisi kısa ve uzunlukta birdirler.</p>
<p class="Normal para-style-override-3"><span class="Lugat-Hatti-Kuran char-style-override-2">Yalnız bir fark var ki; intizâmsız, hükûmetsiz olan sol yolun yolcusu çantasız, silâhsız gider. <span class="lugat">Zâhirî</span> bir <span class="lugat">hıffet</span>, yalancı bir rahatlık görür. İntizâm-ı askerî altındaki sağ yolun yolcusu ise, <span class="lugat">mugaddî</span> <span class="lugat">hulâsalardan</span> dolu dört okkalık bir çanta; ve her adüvvü alt ve mağlûb edecek iki kıyyelik bir mükemmel <span class="lugat">mîrî</span> silâhı taşımaya mecbûrdur. O iki asker, o <span class="lugat">muarrif</span> adamın sözünü dinledikten sonra, şu bahtiyar nefer sağa gider. Bir batman ağırlığı omzuna ve beline yükler. Fakat kalbi ve ruhu binler batman minnetlerden ve korkulardan kurtulur. Öteki <span class="lugat">bedbaht</span> nefer ise, askerliği bırakır. Nizâma tâbi‘ olmak istemez. Sola gider. Cismi bir batman ağırlıktan kurtulur. Fakat kalbi binler batman minnetler altında ve ruhu hadsiz korkular altında ezilir. Hem herkese dilenci, hem her şeyden, her hâdiseden titrer bir sûrette gider. Tâ mahall-i maksûda yetişir. Orada âsî ve kaçak cezâsını görür. Askerlik nizâmını seven, çanta ve silâhını muhâfaza eden ve sağa giden nefer ise, kimseden minnet almayarak, kimseden <span class="lugat">havf</span> etmeyerek, rahat-ı kalb ve vicdan ile gider. Tâ o <span class="lugat">matlûb</span> şehire yetişir. Orada vazîfesini güzelce yapan bir nâmuslu askere münâsib bir mükâfât görür.</span></p>
<p class="Normal para-style-override-3"><span class="Lugat-Hatti-Kuran char-style-override-2">İşte ey nefs-i serkeş! Bil ki o iki yolcu, biri mutî‘-i kānûn-u İlâhî, birisi de âsî ve hevâya tâbi‘ insanlardır. O yol ise, hayat yoludur ki, âlem-i ervâhtan gelip kabirden geçer, âhirete gider. O çanta ve silâh ise, ibâdet ve <span class="lugat">takvâdır</span>. İbâdetin çendân <span class="lugat">zâhirî</span> bir ağırlığı var. Fakat ma‘nâsında öyle bir rahatlık ve hafiflik var ki, ta‘rîf edilmez. Çünki âbid namazında der: </span><span class="Lugat-Hatti-Kuran arabi-ifade">اَشْهَدُ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ </span><span class="Lugat-Hatti-Kuran char-style-override-2">Yani, “Hâlık ve Rezzâk ondan başka yoktur. Zarar ve menfaat onun elindedir. O hem Hakîm’dir, <span class="lugat">abes</span> iş yapmaz. Hem Rahîm’dir, ihsânı, merhameti çoktur” diye i‘tikād ettiğinden, her şeyde bir hazîne-i rahmet kapısını bulur. Duâ ile çalar. Hem her şeyi kendi Rabbisinin emrine musahhar görür, Rabbisine <span class="lugat">ilticâ</span> eder. Tevekkül ile istinâd edip her musibete karşı <span class="lugat">tahassun</span> eder. Îmânı ona bir emniyet-i tâmme verir. Evet, her hakîkî <span class="lugat">hasenât</span> gibi, cesâretin dahi menbaı îmândır, ubûdiyettir. Her <span class="lugat">seyyiât</span> gibi, cebânetin dahi menbaı dalâlettir. Evet, tam münevverü’l-kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimâldir ki, onu korkutmaz. Belki hârika bir kudret-i Samedâniyeyi lezzetli bir hayret ile seyredecek.</span></p>
<p class="Normal para-style-override-5"><span class="Lugat-Hatti-Kuran char-style-override-2">Fakat meşhur bir münevverü’l-akıl denilen kalbsiz bir fâsık <span class="lugat">feylesof</span> ise, gökte bir kuyruklu yıldızı görse, yerde titrer. “Acaba bu serseri yıldız <span class="lugat">arzımıza</span> çarpmasın mı?” der, <span class="lugat">evhâma</span> düşer. Bir vakit böyle bir yıldızdan Amerika titredi. Çokları gece vakti <span class="lugat">hânelerini</span> terk ettiler.</span></p>
<p class="Normal para-style-override-5"><span class="Lugat-Hatti-Kuran char-style-override-2">Evet, insan nihâyetsiz şeylere muhtaç olduğu halde, sermayesi hiç hükmünde; hem nihâyetsiz musibetlere <span class="lugat">ma‘rûz</span> olduğu halde, <span class="lugat">iktidarı</span> hiç hükmünde bir şey; âdetâ sermaye ve <span class="lugat">iktidarının</span> dâiresi, eli nereye yetişirse o kadardır. Fakat emelleri, arzuları ve elemleri ve belâları ise, dâiresi gözü, hayâli nereye yetişirse ve gidinceye kadar geniştir. Bu derece âciz ve zayıf, fakir ve muhtaç olan <span class="lugat">rûh-u beşere</span> ibâdet, tevekkül, <span class="lugat">tevhîd</span>, teslîm ne kadar azîm bir kâr, bir saadet, bir ni‘met olduğunu bütün bütün kör olmayan görür, <span class="lugat">derk</span> eder. <span class="lugat">Ma‘lûmdur</span> ki, zararsız yol, zararlı yola -velev on ihtimâlden bir ihtimâl ile olsa- tercîh edilir. Halbuki mes’elemiz olan ubûdiyet yolu zararsız olmakla beraber -ondan dokuz ihtimâl ile- bir saadet-i ebediye hazinesi vardır. Fısk ve sefâhet yolu ise, -hattâ fâsıkın i‘tirâfıyla dahi- menfaatsiz olduğu halde, -ondan dokuz ihtimâl ile- şekāvet-i ebediye helâketi bulunduğu, <span class="lugat">icmâ‘</span> ve <span class="lugat">tevâtür</span> derecesinde hadsiz <span class="lugat">ehl-i ihtisâsın</span> ve müşâhedenin şehâdetiyle sâbittir. Ve <span class="lugat">ehl-i zevkin</span> ve keşfin ihbârâtıyla muhakkaktır.</span></p>
<p class="Normal para-style-override-5"><span class="bold">Elhâsıl:</span><span class="Lugat-Hatti-Kuran char-style-override-2"> Âhiret gibi dünya saadeti dahi ibâdette ve Allah’a asker olmaktadır. Öyle ise, biz dâimâ </span><span class="Lugat-Hatti-Kuran arabi-ifade">اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَي الطَّاعَةِ وَالتَّوْف۪يقِ</span><span class="Lugat-Hatti-Kuran char-style-override-2"> demeliyiz. Ve müslüman olduğumuza şükretmeliyiz.</span></p>
<p><strong>Sözler | Risale-i Nur</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ucuncu-soz-risale-i-nur/">Üçüncü Söz | Risale-i Nur</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
