<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sürgün arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/surgun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/surgun/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:10:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>sürgün arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/surgun/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Olimpos Dağı eteklerinde iki sürgün, bir düğün</title>
		<link>https://hizmetten.com/olimpos-dagi-eteklerinde-iki-surgun-bir-dugun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Sep 2022 09:31:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[Prof Dr Mehmet Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27230</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. MEHMET ATEŞ Olimpos (Yunanca: Όλυμπος) Yunanistan’ın en yüksek sıradağıdır. Yüksektir yüksek olmasına ama eteklerinde kendinden yüksek ruhları barındırdığından habersizdir. Nereden bilecek ki bu coğrafyada birgün kardeşliğin mayası yeniden&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olimpos-dagi-eteklerinde-iki-surgun-bir-dugun/">Olimpos Dağı eteklerinde iki sürgün, bir düğün</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Prof. Dr. MEHMET ATEŞ</strong></p>
<p>Olimpos (Yunanca: Όλυμπος) Yunanistan’ın en yüksek sıradağıdır. Yüksektir yüksek olmasına ama eteklerinde kendinden yüksek ruhları barındırdığından habersizdir. Nereden bilecek ki bu coğrafyada birgün kardeşliğin mayası yeniden karılacak, bir sevgi ateşi olarak gönüllere çalınacak.</p>
<p>Şimdilerde birileri her ne kadar uygunsuz şeyler söyleyip iki kadim kültür arasında düşmanlıkları kendi ikballeri için körüklemeye çalışsa da eskimeyen Yunan dostlarımızla aramıza giremeyecekler. Olimpos dağında o gün bu ses yankılandı: “Hiç uğraşmayın bre bu dostluğu engelleyemeyeceksiniz.” (Yunanca Βρε: Söylendiği yere göre anlamı değişebilen adam, kanka, arkadaş anlamında bir kelime)</p>
<p>Birilerine göre bu güzel ülke kıta Avrupasına geçmek için bir köprü, birilerine göre az bir zaman nefeslenilecek bir yer, çok azlarına göre de toprağını bulup filiz verilecek bir yer.</p>
<p>Vereceğim haber bu filizlerden…</p>
<p>Çiçeği burnunda iki gencimiz bu coğrafyada çok azların tercih ettikleri şekilde burada kalmaya ve hayatlarını birleştirmeye karar verdi.</p>
<p>Geçen hafta düğünleri vardı, hayır hayır düğünümüz vardı… Aslında bu düğün sadece bu iki gencimizin değildi, adeta oraya gelen kadın erkek herkesin düğünüydü. Düğünü aslında kimse organize etmedi, imece usulü herkes bir köşesinden tuttu. Damadın beraber kaldığı arkadaşları garson oldu; başka bir abi aşçı, bir abla-abi düğün arabası, sağdıç. Genç kızlar nedime, bir delikanlı kameraman, birisi ses düzencisi vs. Evlenecek arkadaşla iki yıl aynı evlerde kaldım. Düğünle ilgili de birçok şeyi bana sordu ama benim de ilk tecrübem olacaktı. Verdiğim cevaplara ben de pek inanmadım ama demek ki gençler çok samimi idi.  Allah ihlasla başlayan bu işlerini kolayca sonuçlandırdı.</p>
<p>Düğünde belki de en çok hislenen ben oldum. Niye bilmem! Hem Yunanca hem Türkçe konuştum. Yeni öğrendiğim Yunancam için de iyi bir sınav oldu. Hislerimi belki tam ifade edemedim ama lütfen düğün heyecanıma verin:</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-27232 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/Surgun-dugun-1-627x700.jpg" alt="" width="627" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/Surgun-dugun-1-627x700.jpg 627w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/Surgun-dugun-1-768x857.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/Surgun-dugun-1.jpg 992w" sizes="(max-width: 627px) 100vw, 627px" /></p>
<p><i>“Hepiniz düğünümüze hoş geldiniz…</i></p>
<p><i>Oğlum ile gelinimin düğününe mi, yoksa kızım ile damadımın düğününe mi hoş geldiniz desem, ne desem bilemedim aslında ikisi de doğru. İkisi de hepimizin evlatları sayılır. Gönül isterdi ki anneleri, babaları, abi, ablaları ve tüm akrabalarının iştirak ettiği bir düğün yapalım. Ama kısmet böyle imiş. Şimdi ailelerine sesleniyorum, beni dinliyorlarsa biraz daha iyi dinlesinler. Hiç mi hiç endişe etmeyin çocuklarınızın hiç eksikleri yok fazlaları var. Bizler burada sizin vekaletinizi yapıyoruz. Endişe etmeyin…  Her şeyin daha da güzel olacağı ile ilgili zerre kadar tereddüt yaşamayın.</i></p>
<p><i>İnsanın hayatı iniş çıkışlarla dolu, bazen çukurun dibinde gözükebilir, bazen de zirvelere tırmanabilir. Bu iki kardeşimiz ne bileceklerdi ki Türkiye’de doğacaklar, ardından ülkenin en iyi üniversitelerini bitirecekler, genç yaşlarında hapishaneye girecekler daha sonra bir vesile ile bu ülkeye gelip birbirleri ile tanışacaklar ve güzel bir aile kuracaklar. Biz buna kısaca “Kader” diyoruz. Belki Türkiye’de kalsalar tanışma ihtimalleri çok düşük olacaktı.</i></p>
<p><i>İnsanın üzüldüğü, sevindiği zamanları olur. Bugün de sevindiğimiz bir zaman dilimi. İki gencimizin mutluluklarına hep beraber şahit oluyoruz. Burada kalmaya karar verip, bu güzel insanlarla birlikte yaşamayı tercih ettiler. Bu tercihleri inşâallah onlara da mutluluk getirsin. Tüm temennimiz bu. Bu kardeşlerimiz bu coğrafyada kalacak ve kalpleri Yunanistan’ın bu güzel insanları ile beraber atacak. Ege Denizini bir barış gölüne çevirip, tarihten gelen kardeşliklerini pekiştirecekler.</i></p>
<p><i>Hepimiz Adem ile Havva’nın çocuklarıyız. Yani kardeşiz… Hepimiz Hz. İsa ve Hz. Muhammed’e inanıyoruz. Meryem, Hanne, Amine, Hatice, Fatıma, Asiye hepimizin annesi. Bizlerde o büyük insanların bıraktıkları kardeşlik izlerini takip ederek bu güzel ülkede sebat etmeye çalışacağız. </i></p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-27231 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/Surgun-dugun.jpg" alt="" width="696" height="464" /></p>
<p><i>Bu iki ayrı milletin insanlarının arasına atılmış olan sevgi ateşini Prometheus da görmeliydi! Evet sevgi ateşi diyorum, neden mi ben de bu sevgiyi yaşıyorum ve çevremden iliklerime kadar hissediyorum. Karşınızdakilerin isimleri Nikos, Stamou, Georgia, Maria, Katerina, Kostas, Stavroula, Aspasia mı yoksa Mustafa, Yunus Emre, Ahmet, Refet, Ayhan, Akif, Büşra Nur, Gül, Meryem, Hansa, Yusra, Hanne mi bazen karıştırıyorsunuz. Aynı coğrafyanın, aynı denizin çocukları değil miyiz? Kıyının bir tarafı Ege, diğer tarafı Selanik, Atina değil mi. Hani derler ye bağırsan işitilir, hakikaten de öyle değil mi. Hava açıkken gittiğimiz bazı yerlerde ülkemizin topraklarını hicranla görebiliyoruz. Ailemizin hasreti ile biraz daha sabır diyor ve başımızı öne eğip evimize dönüyoruz.”</i></p>
<p>Sözlerim Yunanlı dostlarımın da duygularına tercüman olmuş olmalı ki onlar da çok hislendiler. Masalarına oturdum. Kırık dökük Yunancamla sorularına cevap vermeye çalıştım. Birisi getirdiğimiz hediyeyi ne zaman vereceğiz heyecanında, diğer bir profesör “Zarfa ne kadar para koymam lazım?” diyor. Cevap verirken gözlerimin yaşını zor tuttum. Yunanca konuşmasam hepsini kendi milletimden zannedeceğim. “Nasıl isterseniz hepsi kabulümüzdür” deyip gözyaşlarımı içime akıttım.</p>
<p>Profesör bir Yunanlı arkadaş bana döndü;  “Hemen bana Türkçe bir şeyler öğret… Ne diyeyim gelin ile damada hediyemi verirken?” Ben de dedim: “Hayırlı olsun” diyebilirsin. Tatlı konuşması ile “Hayirli olsün” dedi… Oradan da yutkunarak masama geldim.</p>
<p>Bizler, yani batı coğrafyasında yeni yeni filizlenmeye çalışanlar olarak gelin her yeri birer barış ve sevgi adası yapalım. Var mısınız, asrın dertlisinin dediği gibi; “Sulh Adacıkları” kurmaya… Güven ve sevgi esasına dayalı diyalog anlayışını en önemli kriterimiz yapalım. Bırakalım öfke ve nefretleri. Cibilli düşmanlıkları. Bu hedefe ulaşmak için ne feda etsek değer. Bu süreç bazıları için birkaç gün, bazıları için ise yıllar alabilir. Karşılıklı güveni tesis etmemiz her birimizin görevi olmalı.</p>
<p>Biz de masallardaki gibi bitirelim, hakikaten masal gibi bir düğün oldu. Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine. Olimpos Dağı’nın eteklerinde bir sevgi ateşi tüttürdük. Kıvılcımlar halinde yayılıp yeni birlikteliklere maya olması dileğiyle…</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-27236 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/Resim-467x700.jpg" alt="" width="467" height="700" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/Resim-467x700.jpg 467w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/Resim-800x1200.jpg 800w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/Resim-768x1152.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/Resim-1024x1536.jpg 1024w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/Resim-1365x2048.jpg 1365w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/09/Resim-scaled.jpg 1707w" sizes="(max-width: 467px) 100vw, 467px" /></p>
<p><em>Not: Yazı TR724 sitesinden alınmıştır. </em></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olimpos-dagi-eteklerinde-iki-surgun-bir-dugun/">Olimpos Dağı eteklerinde iki sürgün, bir düğün</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürgündeki Avukatlar bugün #AskıdaCübbe kampanyası başlatıyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/surgundeki-avukatlar-bugun-askidacubbe-kampanyasi-baslatacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2021 14:41:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Lawyers in Exile]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[tutsak]]></category>
		<category><![CDATA[TUTUKLU]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cübbeler askıda, hukuk ise raflarda 15 Temmuz 2016 tarihinden itibaren hukuk Türkiye&#8217;de tamamen rafa kalktı. Sözde darbe girişiminden dakikalar sonra binlerce hakim ve savcı görevlerinden atılırken, çok sayıda Avukat ile&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/surgundeki-avukatlar-bugun-askidacubbe-kampanyasi-baslatacak/">Sürgündeki Avukatlar bugün #AskıdaCübbe kampanyası başlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Cübbeler askıda, hukuk ise raflarda</h3>
<p>15 Temmuz 2016 tarihinden itibaren hukuk Türkiye&#8217;de tamamen rafa kalktı.<br />
Sözde darbe girişiminden dakikalar sonra binlerce hakim ve savcı görevlerinden atılırken, çok sayıda Avukat ile birlikte hemen tutuklandı, hem de soruşturma bile geçirmeden. Pek çoğu bugün hala hücrede ağır yaptırımlara maruz bırakılıyor.</p>
<p>Bugün Dünya Avukatlar Günü. Sürgündeki Avukatlar Platformu(<a href="https://lawyersinexile.com/" target="_blank" rel="noopener">Lawyers in Exile</a>) Türkiye&#8217;deki meslektaşları için bugün saat 19.00&#8217;da(Türkiye saati) sosyal medyada <span class="r-18u37iz"><a class="css-4rbku5 css-18t94o4 css-901oao css-16my406 r-1n1174f r-1loqt21 r-poiln3 r-bcqeeo r-1ny4l3l r-1ddef8g r-qvutc0" dir="ltr" role="link" href="https://twitter.com/hashtag/Ask%C4%B1daC%C3%BCbbe?src=hashtag_click" data-focusable="true">#AskıdaCübbe</a></span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0"> etiketiyle bir kampanya başlatacak.</span></p>
<p>Platform duyuruyu sosyal medya hesabından yaptı. Açıklamada &#8220;<span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">Türkiyede&#8217;ki yüzlerce </span><span class="r-18u37iz"><a class="css-4rbku5 css-18t94o4 css-901oao css-16my406 r-1n1174f r-1loqt21 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0" dir="ltr" role="link" href="https://twitter.com/hashtag/avukat?src=hashtag_click" data-focusable="true">#avukat</a></span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">, hukuksuzca tutsak edilme, sürgün, öldürülme ve benzeri sebeplerle yıllardır mesleklerini yapamamakta ve cübbelerini giyememektedir.&#8221; denildi.</span></p>
<p>Lawyers In Exile herkesi bu akşam 19.00&#8217;daki(Türkiye Saati) sosyal medya çalışmasına davet ediyor.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-width="550" data-dnt="true">
<p lang="tr" dir="ltr">Bugün, <a href="https://twitter.com/hashtag/AvukatlarG%C3%BCn%C3%BC?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#AvukatlarGünü</a>. Fakat,<a href="https://twitter.com/hashtag/TahirEl%C3%A7i?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#TahirElçi</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/EbruTimtik?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#EbruTimtik</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/ErsinArslan?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#ErsinArslan</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/MetinY%C3%BCcel?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#MetinYücel</a> ve daha niceleri canlarından edildi,<a href="https://twitter.com/hashtag/Sel%C3%A7ukKoza%C4%9Fa%C3%A7?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#SelçukKozağaç</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/FevziKayacan?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#FevziKayacan</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/Cemalettin%C3%96zer?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#CemalettinÖzer</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/TuranCanpolat?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#TuranCanpolat</a> ve yüzlercesi ise özgürlüklerinden edildiler.<a href="https://twitter.com/hashtag/Ask%C4%B1daC%C3%BCbbe?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#AskıdaCübbe</a> &#39;leri kaldı şimdi!<a href="https://twitter.com/barolar?ref_src=twsrc%5Etfw">@barolar</a> <a href="https://twitter.com/metinfeyzioglu?ref_src=twsrc%5Etfw">@metinfeyzioglu</a>! <a href="https://t.co/2yJvBZYVdg">https://t.co/2yJvBZYVdg</a></p>
<p>&mdash; Lawyers In Exile (@LawyersInExile) <a href="https://twitter.com/LawyersInExile/status/1379026273654222848?ref_src=twsrc%5Etfw">April 5, 2021</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/surgundeki-avukatlar-bugun-askidacubbe-kampanyasi-baslatacak/">Sürgündeki Avukatlar bugün #AskıdaCübbe kampanyası başlatıyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boğanın tarafını tutmak ve mülteci olmak &#124; Veysel Ayhan</title>
		<link>https://hizmetten.com/boganin-tarafini-tutmak-ve-multeci-olmak-veysel-ayhan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Nov 2020 14:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[veysel ayhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amin Maalouf (Emin Me’luf) Mısır asıllı bir gazeteci yazar. Ailesi Mısır’dan ayrılmak zorunda kalıyor. O, Levantan bir şehir dediği Beyrut’ta doğuyor. Kitapları tüm dünyada ilgiyle okunuyor. 1975’te iç savaş çıkınca&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/boganin-tarafini-tutmak-ve-multeci-olmak-veysel-ayhan/">Boğanın tarafını tutmak ve mülteci olmak | Veysel Ayhan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amin Maalouf (Emin Me’luf) Mısır asıllı bir gazeteci yazar. Ailesi Mısır’dan ayrılmak zorunda kalıyor. O, Levantan bir şehir dediği Beyrut’ta doğuyor. Kitapları tüm dünyada ilgiyle okunuyor. 1975’te iç savaş çıkınca Fransa’ya taşınıyor.</p>
<p>Maalouf’un serüveni bize oldukça tanıdık.</p>
<p>“Uygarlığın Batışı” kitabına şöyle başlıyor:</p>
<p><i>“Ölmekte olan bir uygarlığın kucağında sağlıklı bir bebek olarak doğdum ve ömrüm boyunca etrafımda onca şey harap olup giderken övünecek bir şey yapmadan, suçluluk da hissetmeden hayatta kalma duygusuyla yaşadım. Geçtikleri sokaklarda bütün duvarlar yıkılırken yine de sağ salim kurtulan ve sonra, arkada bıraktıkları koca kent bir moloz yığınından ibaret kalmışken, giysilerindeki tozları silkeleyen film kahramanları gibiydim.”</i></p>
<p>Çok üzgündür. Ama bu üzüntü sadece kendisi için değildir:</p>
<p><i>“Doğu Akdeniz’in ışıkları söndü. Sonra karanlık gezegene yayıldı.” der.</i></p>
<p>Ne kadar da benziyor bizim hikâyemize.</p>
<p><strong>YAZDIĞIM YAZILAR NEDENİYLE 27 YIL HAPİS</strong></p>
<p>Benzer bir hayatı yazar ve sosyolog Oya Baydar’dan okuyoruz:</p>
<p><i>“32 yıl geçmiş aradan. 11 aylık oğulcuğumu, memleketimi, şehrimi, evimi, yakınlarımı, arkadaşlarımı, 20 mücadele yılını ve 40 yaşımı arkamda bırakıp yabancı ülkelere kaçtığımdan bu yana 32 yıl geçmiş. Bunca yıl sonra bile, ne zaman hatırlasam göğsümün orta yerinde, tuz basılmış bıçak yarası gibi bir sızı…</i></p>
<p><i>12 Eylül (1980) darbesinden sonra ölümden, zulümden kaçmak için yurt dışına çıkan 40 bine yakın insandan biriydim. Hakkımda, sadece yazdığım yazılar nedeniyle 27 yıl hapis cezası isteniyordu, örgütsel aidiyetim nedeniyle de sokaklara asılan fotoğraflarla aranıyordum.</i></p>
<p><i>12 Mart (1971) müdahalesinde işkencenin, hapishanenin tadını tatmıştım. ‘Bir daha asla’ demiştim, ‘bir daha beni yakalayamayacaklar.’ Almanya’ya iltica edip siyasî mülteci olduğumda, önceleri ağır geldi. Mülteci, sığınmacı demek, sığıntı gibi hissedersiniz kendinizi. Hepimiz, çevreye en fazla uyum sağlayanlarımız bile insanı kemiren sığıntı olma, öteki olma duygusundan kolay kolay kurtulamamıştır. Bu yüzdendir belki, mülteci yerine sürgün sözünü yeğlememiz… Yurt dışında geçirdiğim 12 yıl boyunca, kendimi hep zamanda ve mekânda sürgün hissettim: Yitik bir zaman, yaşamınızdan koparılan, çalınan koskoca bir dilim.”</i></p>
<p>80 darbesi sonrası 30-40 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitmişti. Oya Baydar onlardan biriydi. Tanıdığımız pek çok isim yurtdışına çıktı: Şanar Yurdatapan, Melike Demirağ, Vedat Türkali, Cem Karaca, Şivan Perver, Tarık Ziya Ekinci, Kemal Burkay, Tuncel Kurtiz, Yıldız Sertel, Taner Akçam, Ferhat Tunç, Ataol Berhamoğlu, Nihat Sargın, Zülfü Livaneli, Sarp Koray, Ozan Ceyhun, Aydın Engin…</p>
<p>Herbiri büyük zorluklar çektiler. Bulaşıkçılıkla geçinenler, taksi soförlüğü yapanlar… MİT eliyle infaz edilenler, hastanelerde ölenler… Ama o dönemde yurtdışında yaşanan dramların onlarca, yüzlerce katı 12 Eylül zindanlarında yaşandı.</p>
<p><strong>SÜRGÜN BİR AYRICALIKTI YİNE DE</strong></p>
<p>Geride kalan arkadaşları Baydar’ın içini hep kemirir:</p>
<p><i>“Darbenin ardından arkadaşlarımız, yoldaşlarımız öldürülürken, işkence görürken, zindanlarda çürürken, sürgün bir ayrıcalıktı yine de. O ayrıcalığa sahip olmanın, kaçıp sıyırtmış olmanın vicdanıma, yüreğime yüklediği ağırlık, eksiklenme duygusu yıllarca terk etmedi beni.”</i></p>
<p>Baydar, dışarıdakilerin yani bizim hissettiklerimizi çok iyi dile getirmiş.</p>
<p>Bir başka sürgün gazeteci ve yazar Eduardo Galeano’dur. Hatıralarını “Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri” adlı kitabında toplar. Bir zaman hapis yatar. 1976’da askerler darbe yapınca İspanya’ya kaçmak zorunda kalır.</p>
<p><strong>ÇOK UZAK GÖKLERİN ALTINDA</strong></p>
<p>Röportajında şunları der:</p>
<p><i>“Sürgün bana yeni tevazular ve sabırlar öğretti. Sürgünün bir meydan okuma olduğuna inanıyorum. Bir yetersizlik ya da bozgundan kaynaklanan bir cezalandırma dönemi olarak başlayan bu süreci bir yaratma dönemine dönüştürmek ve mücadelenin yeni bir cephesi olarak addetmek için tevazu ve sabır gerekiyor. İşte o zaman insan ileriye doğru bakıyor ve bir bulutta doğmadığını kanıtlayan nostaljinin, yani toprağın çekiminin iyi bir şey olduğunu ama umudun ondan daha iyi olduğunu fark ediyor. Bu kesinlikle kolay bir süreç değil, özellikle de çok uzak göklerin altında, başka diller konuşan, başka türlü hisseden ve düşünen ve de sürgünün kol gücüyle gündelik bir mücadele anlamına geldiği ülkelerde köksüzlüğe mahkûm edilen binlerce Uruguaylı için…”</i></p>
<p><i>“Sürgün bana kimliğin adres ya da belgeyle ilgili olmadığını teyit etti: Nerede yaşarsam yaşayayım ve bana pasaport vermeyi istedikleri kadar reddetsinler ben Uruguaylıyım. Bu on, hatta neredeyse on bir yıl boyunca benden eksilen tek şey dökülen saçlarım oldu. Ama diğer yandan dayanışma tutkum, bitmek bilmez yaratma ve sevme güdüm ve adaletsizlik karşısındaki öfkelenme kapasitem daha da arttı. Ben her zaman boğanın tarafını tuttum, matadorun değil ve hâlâ aynı taraftayım.”</i></p>
<p>Mülteci olmak, sürgün hayatı yaşamak kolay bir seçenek değil.</p>
<p>Bir yanda arkadaşlarını geride bırakmanın “eksiklenme duygusu”.</p>
<p>Bir yanda fırsatı yakaladığında zâlime teslim olmama direnci.</p>
<p>Bir yanıyla ölüm.</p>
<p>Bir yanıyla yeniden doğuş.</p>
<p>Sürgün, bulunduğu kabın şeklini kabul etmeyenlerin tercihi.</p>
<p>Karakterleri “huzursuz” yani kararsız atomlar gibi.</p>
<p>Arenaya sığmazlar.</p>
<p>Matador’un değil boğanın tarafını tutarlar.</p>
<p>Vahşet ve zulme itiraz ederler.</p>
<p>Sonucunda ya boğanın yanı başında kurban edilirler veya fırsatını bulurlarsa kendilerini arenanın dışına atarlar.</p>
<p><strong>PEKİ SONRASI…</strong></p>
<p>Sonrası hayata bakışa göre şekilleniyor.</p>
<p>Vardığınız topraklara eğreti ilişmişseniz, tutunamayıp savruluyorsunuz.</p>
<p>Yeniden doğuş derseniz, yeniden doğuyorsunuz.</p>
<p>Ama aslı kaybeden geride bırakılan topraklar oluyor.</p>
<p>Amin Maalouf, çoğunlukla, değerlerine, insanlarına ihanet eden bir ülkenin aynı zamanda çıkarlarına da ihanet ettiğini düşünür ki haklıdır. Bir başka örnekle devam eder:</p>
<p><i>“XIV. Louis, dedesi IV. Henri’nin Protestan azınlığa ibadet özgürlüğü tanıyan Nantes fermanını 1685’te kaldırır. O sırada ‘Huguenot’ adı verilen Protestanlar Fransa dışına sürülmüş, Avrupa’nın başka yöreleri tarafından kabul edilmiş ve Amsterdam, Londra veya Berlin’in zenginleşmesine büyük katkılar yapmışlardır. Pek çok tarihçi Berlin’in metropol düzeyine Fransız mültecilerin gelişiyle yükseldiği fikrindedir; bu kentin bir müddet sonra Paris’in büyük rakibi olacağı bilgisiyle birlikte düşünüldüğünde, olay ayrı bir anlam kazanıyor. Demek ki ‘Huguenot’ların kitlesel bir şekilde sürülmesi Fransa’yı yoksullaştırırken, rakiplerini zenginleştirmişti.”</i></p>
<p>Maalouf, 1492’de Müslüman ve Yahudilerin Katolik krallar tarafından Endülüs’ten sürülmesi için de aynı şeyi söyler. Hoşgörüsüzlük ve kendini beğenmişlik sonucu alınan bu karar yüzünden, İspanya’nın diğer Avrupa devletleriyle arasındaki mesafeyi ancak beş yüzyılda kapatabildiğini anlatır.</p>
<p><strong>KABUL EDEN ÜLKE YARARINA MUCİZELER</strong></p>
<p>Amin Maalouf örneklerden hareketle net bir yargıya varır:</p>
<p><strong><i>“Tarih boyunca kitlesel sürgünler, gerekçeleri varmış ve meşruymuş gibi gözükse de genelde kovulandan çok, geride kalana zarar vermiştir. Kuşkusuz kovulanlar başta acı çeker, ama sonunda kendini toparlar ve kendini kabul eden ülke yararına mucizeler gerçekleştirir.”</i></strong></p>
<p>Maalouf deyişiyle son bir “mucize” ile bitireyim:</p>
<p>Uğur Şahin 1965’te İskenderun’da doğuyor. 4 yaşında iken ailesiyle Almanya’ya göç ediyor. Ve yıllar sonra fevkalade başarılı bir bilim insanı oluyor ve kendisi gibi doktor Özlem Türeci ile evleniyor. Şu an binden fazla bilim insanı istihdam eden, pazar değeri 21 milyar dolar olan Biontech’i kuruyorlar.</p>
<p>Ve sonunda tüm dünyanın, milyarlarca insanın dikkat kesilip beklediği korona aşısını buluyorlar.</p>
<p>Kader çekilen acının büyüklüğü nispetinde herkesi dev armağanlarla ödüllendirir.</p>
<p>Bunun şartı gelinen ülkede eğreti durmamak ve toprağın rahmine bir “meyve” tohumu gibi düşmek.</p>
<p>20-30 yıl sonra Allah’ın o tohumlarla insanlığa hangi meyveleri sunacağını kim bilebilir?</p>
<p><strong>Kaynak: Veysel Ayhan | TR724</strong></p>
<div class="td-module-meta-info"></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/boganin-tarafini-tutmak-ve-multeci-olmak-veysel-ayhan/">Boğanın tarafını tutmak ve mülteci olmak | Veysel Ayhan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
