<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Suat Yildirim arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/suat-yildirim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/suat-yildirim/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 Dec 2023 13:04:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Suat Yildirim arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/suat-yildirim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Çağın Bir Şahidinden&#8217; &#124; Hasan Çağlayan</title>
		<link>https://hizmetten.com/cagin-bir-sahidinden-hasan-caglayan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 10:13:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Çağın Bir Şahidinden]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Yildirim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=35394</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu günlerde edebiyat okumalarımın dışına çıkarak, yeni yayımlanmış bir hatırata yöneldim. Şeyh Sait İsyanı&#8217;ndan Menemen Olayı&#8217;na, 61 darbesinden 12 Eylül&#8217;e, neredeyse cumhuriyet tarihinin bütün kırılma noktalarını ve onların, ailesine ve&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cagin-bir-sahidinden-hasan-caglayan/">&#8216;Çağın Bir Şahidinden&#8217; | Hasan Çağlayan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu günlerde edebiyat okumalarımın dışına çıkarak, yeni yayımlanmış bir hatırata yöneldim. Şeyh Sait İsyanı&#8217;ndan Menemen Olayı&#8217;na, 61 darbesinden 12 Eylül&#8217;e, neredeyse cumhuriyet tarihinin bütün kırılma noktalarını ve onların, ailesine ve topluma yansıyan yanlarını barındıran bu hatırat, değerli alim, Prof. Dr. Suat Yıldırım&#8217;ın otobiyografik eseri.</p>
<p>Ne var ki, yalnızca bir kişinin hayatını değil, aynı zamanda, yukarıda zikredilen meseleler dışında, ilahiyat alanında yapılan çalışmaları ve bu alanda öne çıkan şahsiyetleri, bir yandan da hizmet hareketinin seyrini görebiliyoruz bu eserde.</p>
<p>Dededen babaya müftü olan dindar bir aileye mensup Suat Hoca, Diyarbakır&#8217;ın Ergani ilçesinde dünyaya gelmiş. Zeki ve gelecek vadeden bir kişi olarak daha küçük yaşta fark edilmiş. Sınıf atlatılarak ve  yaşı mahkeme ile büyütülerek eğitim basamaklarını hızla ve üstün bir performans göstererek tırmanmış. Yaşanılan dönem boyunca fikri ve fiili ayrımcılıklarla karşılaşsa da, bu, onu, sosyokültürel ve akademik alanda birbirinden kıymetli çalışmalar yapmaktan ve değerli pek çok insanlar yetiştirmekten alıkoymamış. Detaylara odaklanıldığında, zorluklar ve zahmetlerle dolu, göz kamaştırıcı bir hayat ile karşı karşıya olduğumuz görülecektir.</p>
<p>Öyle olmasına öyle de, o, ülkemizde, inanan, dürüst, çalışkan ve gerçek vatansever insanların her dönemde uğradığı ayrımcılık ve hukuksuzluktan kurtulamamış yine de. Bugün yaşamakta olduğumuz haksızlıklara, daha çocukluğundan beri bizzat şahit olmuş kendisi. Çünkü beş nesil boyunca, mağduriyetler bir gelenek halini almış ailede. Gerek dedesi, babası ve gerekse evladı ve torunları sıkıyönetim benzeri uygulamalar ile tenkil ve tecritten kurtulamamış bir türlü. İşte, hâlen Kanada&#8217;da Montreal&#8217;de yaşaması bundan dolayıdır. Dile kolay, vaktiyle koskoca Türkiye’de, alanında yetişmiş en önemli profesörlerdendir, hocaların hocasıdır yani. Üstelik bugüne kadar yazılmış en güzel Kur&#8217;an meallerinden birini  ortaya koymuştur; lâkin durum yine de değişmemiştir.</p>
<p>Evet, kişiler, fikri eğilimler ve dönemler farklı olsa da, antidemokratik uygulamalar hep süregelmiştir ülkemizde. Yalnızca Suat Hoca ve ailesi için değil bu, benzer özellikleri taşıyan bütün Anadolu insanı için böyle olmuştur nedense. Normal şartlarda, hukukun ve demokrasinin işlediği herhangi bir medeni toplumda, devletin imkânlarıyla desteklenecek ve hatta büyük teşvik ve ödüllerle onore edilecek böylesi insanlar neden ve niçin cezalandırılır?</p>
<p>Bu soruyu zihinlere havale ederek kitaba dönelim. Suat Hoca&#8217;nın Ankara İlahiyat Fakültesi&#8217;nde okuması, okurken de Risale-i Nur Dershanesi ile tanışması adeta bir eşiktir onun için. Çünkü bu tanışma, daha sonra Fethullah Gülen Hocaefendi ile tanışmayı da netice verecek ve bütün hayatını etkileyecek gelişmelere vesile olacaktır. Kendisi, yurtiçi ve yurtdışında aldığı eğitimle Arapça ve Fransızcayı öğrenecek, bir yandan ilmi çalışmalar yaparak ve talebeler yetiştirerek akademik kariyerinde yükselirken bir yandan da &#8220;Ebedî risalet sempozyumu&#8221;na öncülük edecek ve Uluslararası konferanslar düzenleyerek müslim ve gayrimüslim dünyadan pek çok aydınla ve kanaat önderleriyle tanışma fırsatı bulacaktır. Bunlardan en dikkat çeken şahsın, Hindistanlı büyük alim Prof. Dr. Muhammed Hamidullah olduğunu belirtmeliyim. Lâkin hazret hakkındaki detaylı bilgiyi kitaba havale ediyorum.</p>
<p>Suat Hoca&#8217;nın hayatına baktığımızda Diyarbakır, Ankara, Edirne, Erzurum, İstanbul, Sakarya gibi illerin; Irak, Suudi Arabistan, Malezya, Fransa ve son olarak Kanada gibi ülkelerin ön plana çıktığını görüyoruz. Ekseriyetle akademik görev ve ilmi çalışmalar sebebiyle  bulunduğu bu iller ve ülkeler, kendisine, kendisi de bulunduğu yerlere ve insanlarına  ayrı ayrı değerler katmış. Öyle ki, hatıralar arasında dolaşırken, tarihe, coğrafyaya, edebiyata; dinlere, toplumlara ve hasılı insana ve kültürlere dair pek çok dikkat çekici tespit ve anekdotlara yer verildiğini şaşırarak görüyoruz.</p>
<p>Evet, &#8220;Çağın Bir Şahidinden,&#8221; bir alimin biyografisi özelinde, çeşitli insanların hayatından izler ve işaretler taşımakla, değerli anekdot ve hikâyelerle, bir de bir ömre sığdırılan derya gibi eser ve çalışmaların arka planıyla, ilgi ve merakı gerçekten hak ediyor. Keşke böylesi kitaplar yaygınlık kazansa da, herkes kendi hayatının kristal tortu ve kıvrımlarını gelecek nesillere aktarsa; çünkü tarih başta olmak üzere, bütün sosyal bilimlerin böylesi çalışmalardan alacağı önemli bilgiler ve dersler mevcut.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cagin-bir-sahidinden-hasan-caglayan/">&#8216;Çağın Bir Şahidinden&#8217; | Hasan Çağlayan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman Nursî’nin son günleri</title>
		<link>https://hizmetten.com/bediuzzaman-nursinin-son-gunleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Mar 2022 10:57:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Said-i Nursi Bediüzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Yildirim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24767</guid>

					<description><![CDATA[<p>PROF. SUAT YILDIRIM Bediüzzaman Saîd Nursî (1878-1960), 1895’ten itibaren ilk muhiti Doğu Anadoluda, 1907’den itibaren de tüm Osmanlı coğrafyasında kamuoyuna mal olmuş, ilim ve aksiyonu ile tanınmış bir şahsiyet. İslam’a&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bediuzzaman-nursinin-son-gunleri/">Bediüzzaman Nursî’nin son günleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>PROF. SUAT YILDIRIM</strong></p>
<p>Bediüzzaman Saîd Nursî (1878-1960), 1895’ten itibaren ilk muhiti Doğu Anadoluda, 1907’den itibaren de tüm Osmanlı coğrafyasında kamuoyuna mal olmuş, ilim ve aksiyonu ile tanınmış bir şahsiyet. İslam’a vukufu, bilimsel gerçekleri izlemesi, dürüstlüğü, cesareti, entelektüel duruşu ile toplumu etkilemesi dünya çapında biliniyor. Sultan Abdülhamid’in son döneminde, İttihatçılar yönetiminde, Cumhuriyet’in tek partili ve 950 sonrası çok partili döneminde bildiği doğruları hiç çekinmeden dile getirmiş. Bunun bedelini de bütün bu devirlerde ödemiş. Özellikle son elli yıllık hayatı devlet ve toplumun büyüteci altında geçmesi sonucunda, devlet ve millet aleyhinde en küçük bir hareketi olmadığı kesinleşmiş bir şahsiyet.</p>
<p>Cumhuriyet öncesinde, sosyal hayatla ilgili gayretleri, toplumu yönetenlere yönelik çalışmaları daha bariz idi. Cumhuriyetten sonra ise tahkikî iman ihtiyacının ön plana çıktığını görerek siyasetle hizmet yerine, var gücüyle iman esaslarını kuvvetlendirmeyi, fertleri eğitmekle toplumu düzeltmeyi esas aldığını görüyoruz. Eserlerini okuyanları, kendisini dinleyenleri de bu  şuurla yetiştirdi. Din lehinde yazmayı, çalışmayı suç sayan ve elli yıl kadar yürürlükte kalan 163 sayılı ünlü lastikli  ceza kanununa rağmen eserleri ve gayretleri mahkûm edilemedi. Kendisi ve talebeleri hakkında açılan iki bin beş yüzden fazla mahkeme dâvası beraatla sonuçlanarak dünya hukuk tarihinde rekor kırdı. Kur’an-ı Hakim’in esas maksatlarına ve iman hakikatlerine dair hakikî bir tefsir olan Risale-i Nur külliyatı ile, Türkiye tarihinde Kur’an’dan sonra en çok yayınlanan ve okunan bir kaynak bıraktı. Bu eserler otuz kadar dile de çevrildi. Mücahede ile dolu seksen yıllık hayatı boyunca dünyasını, elinde taşıdığı bir sepete sığdırdı. Meziyetleri arasında  hakperestlik, dürüstlük, şefkat, fedakârlık, kimseye yük olmama da dikkat çekmektedir. Bir özelliği de kuvvetli vefa hissi ile yaşadığı yerlere ve insanlarına vefakârlığıdır (Barla, Kastamonu, Emirdağ Lahikaları, 26. Lem’a gibi eserlerinde bu özellikleri bariz olarak görünmektedir).</p>
<p>Dünya mutluluğu adına nimet neredeyse tatmayan, aile yuvası olmayan,   ömrü gurbet, savaş, esaret, bilhassa mahkemelerde, sürgünlerde, hapishanelerde geçen bu zat seksenini bulunca, hep özlemiyle yaşadığı ebediyete geçme zamanının geldiğini kesin olarak gördü. Yaşı sekseni bulduğu gibi, hicrî 1380 yılı da gelmişti. Gaybı bilmek Allah Teala’ya mahsustur. Ama O dileyince istisnaî olarak, dilediği mümine ilham edebilir. Sözler kitabı 1934 öncesi Barla köyünde tamamlanmıştı. Onun en sonunda, bitirme cümlesi ve tarihi kabîlinden, ed-Daî başlıklı kısa bir manzume vardır. Vefatından beş yıl kadar önce, beraatlar sonucunda eserlerinin yayın yasağı kalkınca 1955’te yeni harflerle yayınladığı “Sözler” kitabında da aynı manzume bulunmaktadır. Orada şöyle der:</p>
<p>“<i>Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde,</i></p>
<p><i>Said’den yetmiş dokuz emvat bâ âsam âleme.</i></p>
<p><i>Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş</i>”.</p>
<p>Kendisinin yazdığı dipnotta: “Yani Saîd bu tarihe kadar yaşayacak” diye yazmıştı. Yaşı sekseni bulduğunda, 1380 yılı, Ramazanı, Kadir gecesinde (23 Mart 1960’ta sabaha karşı) vefat etti. Açıkça görüldüğü gibi burada, 1380’de vefat edeceği ve mezarının yıkılacağı haberi yer almaktadır ki, vefatından dört ay kadar sonra 12 Temmuz’da gece vakti, geniş çapta güvenlik önlemleri içinde, mezarı yıkılarak bir askerî uçakla Afyon tarafına götürülüp bilinmeyen bir yere gömüldüğü tarihen bilinmektedir.</p>
<p>Bu parantez içinden sonra kaldığımız yerden devam edelim: Vefatına üç ay kala veda ziyaretlerine başladı. 2 Aralık 1959’da Ankara’ya gidip bir gece talebe ve dostları ile görüştü. 3 Aralık’ta beş yıl sürgün kaldığı Emirdağ’a, oradan Isparta’ya geçti. Konya’daki talebelerinin daveti üzerine, on beş gün sonra  Emirdağ üzerinden 19 Aralık’ta Konya’ya gitti. Mevlana’yı ziyaret edip talebeleri ile görüştükten sonra yerleşim yeri Isparta’ya döndü. Ankara’daki talebelerinin kendisini iştiyakla davet etmeleri üzerine 31 Aralık’ta oraya yöneldi. Bu gezisini gazeteler büyüttü, yalan yanlış spekülasyonlar yapıldı. Ankara’da Ulus semtindeki Beyrut palas otelinde bir gece kaldıktan sonra, muhtemelen dedikoduların devamını önlemek, ayrıca İstanbul’a veda ziyaretini gerçekleştirmek için ertesi gün İstanbul’a geçti. Bir insanın ülkesi içinde seyahat hürriyeti tüm dünyaca serbest iken seksen yaşındaki Bediüzzaman için sorun yapılması, hayatı boyunca hak ve hürriyetlerinin nasıl elinden alındığının bir resmidir.</p>
<p>3 Ocak 1960 akşamı, engellenen Ankara ziyaretini yapmak için dönüp,  geceyi yine Beyrut Palas otelinde geçirdi. Gündüzünde talebe ve dostlarıyla görüşüp son dersini yaptı. “<i>Vasiyetnamem hükmündedir</i>” dediği son dersinde Resûlullah Aleyhisselam’ın, Ashabının örnek hareketlerine yer verdi, bazı hatıralarını yâd etti. Doğruluktan ayrılmamalarını, müsbet yani yapıcı hareket etmelerini, iman ve Kur’an hizmetine ihlasla devam etmelerini, âsayişi korumalarını öğütledi. Alıp verdiği her nefesin bile istihbarat kontrolünde olduğunu zaten bilerek 6 Ocak günü, ikametgâhı olan Isparta’ya dönerken Konya’ya uğrayıp son olarak kardeşi Abdülmecid efendiye ve Mevlana’ya veda etti. Bu ziyaretlerini geniş güvenlik güçlerinin kontrolü altında yaptı. Oradan, beş yıl kalmış olduğu Emirdağ’a geçip dört gün kaldıktan sonra, Ankara’da eksik kalan ziyaretini tamamlamak için 11 Ocak’ta yola çıktı. Fakat şehir merkezine girmesi polis gücüyle engellendi.</p>
<p>Tekrar Emirdağ’a uğradı. Bir hafta kaldıktan sonra 20 Ocak’ta Isparta’ya döndü. Ramazan başladığında iyice hastalanmıştı. 19 Mart günü hastalığı en ağır bir halde iken şiddetli yağmura rağmen, yanındaki talebelerine Urfa’ya doğru yola çıkacağını söyleyip şoföründen mola vermeksizin Urfa’ya ulaştırılmasını rica etti. Aracın arka koltuğunda uzanarak, hastalıktan bitkin durumda Urfa’ya ulaşıp İpek Palas oteline indi. Polisler, Ankara’dan emir gereği derhal çıkıp Isparta’ya dönmesini tebliğ ettiler. O, cevaben buraya ölmek için geldiğini bildirdi, varışının ertesi günü, sabaha karşı rûhunu Rahman’a teslim etti. Geniş çapta güvenlik güçlerinin kontrolünde Halilürrahman camiinin haziresinde toprağa verildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bediuzzaman-nursinin-son-gunleri/">Bediüzzaman Nursî’nin son günleri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orhan İnandı topluma kazandırılmalı &#124; Prof.Dr.Suat Yıldırım</title>
		<link>https://hizmetten.com/orhan-inandi-topluma-kazandirilmali-prof-dr-suat-yildirim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2021 14:00:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[orhan inandı]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Yildirim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=20690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Orhan İnandı 24 yıldan beri Kırgızistan’ın başkenti  Bişkek’te ikamet ediyor. Sebat eğitim şirketinin genel müdürlüğünü yapmış, başarılarıyla, kanun ve kurallara uyumu, öğrenciler,  öğrenci velileri ve halkla iyi ilişkileriyle temayüz etmiş&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/orhan-inandi-topluma-kazandirilmali-prof-dr-suat-yildirim/">Orhan İnandı topluma kazandırılmalı | Prof.Dr.Suat Yıldırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Orhan İnandı 24 yıldan beri Kırgızistan’ın başkenti  Bişkek’te ikamet ediyor. Sebat eğitim şirketinin genel müdürlüğünü yapmış, başarılarıyla, kanun ve kurallara uyumu, öğrenciler,  öğrenci velileri ve halkla iyi ilişkileriyle temayüz etmiş etmiş değerli bir şahsiyet.</div>
<div></div>
<div>İnandı ailesinin avukatı Bn. Taalaygül Toktakunova, bir ay kadar önce  evine yakın bir yerde arabasından kaçırılan Orhan beyi tüm araştırmalara rağmen bulamadıklarını söyledi.</div>
<div></div>
<div>        Kırgız milletini dünyaya tanıtan bir şaheser var: Kutadgu Bilig. Bu millet o şaheseri insanlığa hediye eden Yusuf Has Hacib başta olarak, fakih Muhammed Balasagunî et-Türkî, Muhammed Bedreddîn el-Ferahî, Cemal Karşî gibi çok âlimleri yetiştirmiş bereketli bir bahçe.</div>
<div></div>
<div>        Kutadgu Bilig eseri, Kırgızistan ve İslam dünyası sınırlarını aşmış, aynı zamanda dünya klasikleri arasında da yerini almış bir eser. Yazar, birbirine çok sıkı bağlarla bağlı bulunan fert, cemiyet ve devlet hayatının ideal bir biçimde düzenlenmesinde  zaruri olan zihniyet, bilgi ve faziletlerin nelerden ibaret olduğu, bunların nasıl elde edileceği ve nasıl kullanılacağı üzerinde sanatkârane bir şekilde durmuştur (TDV İslam Ansiklopedisi, Kutadgu Bilig bölümü). Eser adaletin önemi, dünya mevkilerinin geçiciliği, makbul yöneticinin vasıfları, dünyadaki imkânlarla  ebedi ahiret makamlarını kazanmanın önemi,  insanlara insanlık göstererek muamele edilmesi  gibi değerleri öğreten bir hayat felsefesi rehberidir.</div>
<div></div>
<div><b>      Kırgız halkı, ataları Yusuf Has Hacib’in sesine kulak veriyor</b></div>
<div><b> </b></div>
<div>
<p lang="tr-TR">İşte bir aydan beri Kırgızistan Türkiye Büyükelçiliği binası önünde Sayın Orhan İnandı’nın bulunması için nöbet tutan değerli Kırgız halkı, Av. Bn.Taalaygül Toktakunova, Milletvekili Marlen Mamataliev ve konuyu gündemde tutan diğer duyarlı vatandaşlar, değerli ataları Yusuf Has Hacib’in sesine kulak veriyorlar. Magna Carta’dan iki asır önce hukukun kitabını yazan, bin yıl kadar öncesinden seslenen büyüklerini dinliyor, hitaplarının yankısız bir çağrı olmadığını ispatlıyorlar.</p>
<p lang="tr-TR">Onların hepsine tercüman olarak Kırgız milletvekili Sayın Marlen Mamataliev’e kulak verelim: “Kırgızistan vatandaşı olan Orhan İnandı&#8217;yı sağ salim bulmak için elimizden geleni yapmamız ve var gücümüzle çalışmamız lazım. Vatandaşlarımız olan birisinin milliyeti ve nereli olduğu bizi ilgilendirmez. Biz ülke olarak her vatandaşımızın sağlığından ve can güvenliğinden sorumluyuz. Özellikle de ülke topraklarımızda başka ülkelerin operasyon yapmasına ve insan kaçırmasına asla izin vermememiz gerekir. Maalesef, Orhan beyin başına gelenler toplumumuzu kaygılandırıyor. Ve şu ana kadar bulunamamış olması da insanlarda farklı soruların oluşmasına neden oluyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p lang="tr-TR">İnandı’nın kurucusu olduğu okullarda 3 yıl okuduğunu kaydeden Mamataliev, “Orhan bey, ülkemize çok büyük katkıları olan ve eğitim sistemimizde çığır açmış birisidir. Onun açtığı okullarda binlerce çocuğumuz eğitim aldılar ve kendi alanlarında en iyi olduklarını hepimize gösterdiler.</p>
<p lang="tr-TR">Sadece Kırgızistan’da değil, yurtdışında da gerek okudukları üniversitelerde, gerekse mezun olduktan sonra iş hayatında da yaptıkları başarılı iş ve çalışmalarla kendilerini dünyada da ispat ediyorlar.” değerlendirmesi yaptı.</p>
<p><b>O.İnandı ve arkadaşları, borç ödeme şuuruyla geldiler</b></p>
<p lang="tr-TR">Orhan İnandı ve arkadaşları, Kırgızistan’a yönelirken şu mesajla gittiler: “Vaktiyle sizin atalarınız bizimkilere güzel örnek oldular, iyi rehberlik ettiler. Şimdi biz size bu borcumuzu ödemeye , biz de bildiğimiz güzellikleri ve imkânlarımızı sizinle paylaşmaya geliyoruz”. Orhan İnandı ve onun gibi öğretmenler otuz yıldan beri bu şuur ile çalıştılar, samimiyet ve fedakârlıkla gayret gösterdiler. Allah onların bu gayretlerinin semerelerini gösterdi.</p>
<p lang="tr-TR">Öğrencileri hem ulusal, hem bölgesel, hem uluslararası ölçeklerde ülkelerine ödüller kazandırdılar, ailelerinin ve devlet yöneticilerinin takdirlerine nail oldular.</p>
<p lang="tr-TR">1996 yılında bu okullar henüz ilk döneminde iken yerinden bir şahitliğimizi aktarmamızda fayda görüyorum. Ben Sakarya Üniv. İlahiyat Fak. Dekanı iken, İktisadi ve İdari Bilimler Fak. Dekanı merhum Prof. Dr. Sabahattin Zaim, dönemin Sakarya Valisi gibi zatların da içinde bulunduğu bir heyetle Kırgızistan’a gitmiştik. Heyetimiz bu ülkede okullar açan Sakarya’daki Sebat Eğitim şirketinin davetlisi idi. Bişkek’e ulaştıktan hemen sonra mesai bitmeden randevusuz olarak Türk Büyükelçiliğine nezaket ziyaretine gittik. Büyükelçi bey çıkmak üzere imiş. Üzüldü fakat dört-beş gün ülkede kalacağımızı öğrenip programlı görüşebileceğimizi anlayınca bize dört gün sonraya randevu verdi.</p>
<p lang="tr-TR">Çıkarken ayak üstü şöyle dedi: “Şimdi Dışişleri bakan yardımcısı ile görüşmek için çıkıyordum. Hemen şunu söyleyeyim ki Sebat’ın bu okulları bu ülkede çok tutunmuş”. Cümlesini tamamlar tamamlamaz Vali bey: “Şehrimizde de de bu şirketin okulları var, başarılı, Atatürk’çü…”. cümlesini tamamlamadan Büyükelçi bey: “Doğrusu bunlar Atatürkçü mü, değil mi, bu konuyu bilmiyorum, bildiğim şu: “1500 kadar kontenjan için 25 bin müracaat oluyor. Milletvekili ve bakanlardan bile yakınlarını bu okullara yerleştirmek için bizden aracı olmamızı isteyenler oluyor. Ülkenin farklı şehirlerindeki okullar için Türkiye’deki ÖSYM sınavları gibi aynı günde sınav yapıp optik okuyucu ile çabucak sonuçlandırıyorlar, öğrenciler sadece başarılarına göre girebiliyorlar. Faraza ileride bu okullar aleyhinde bir kısıtlama olacak olursa, ülke halkının onlara sahip çıkmak üzere kapsamlı bir destek vereceklerine dair bir kanaat taşımaktayım”.</p>
<p lang="tr-TR">Bişkek’te bizi Sebat kolejinin mütevazı misafirhanesinde misafir etmişlerdi.</p>
<p lang="tr-TR">Akşam üstü okul bahçesinde bir hareketlilik başladı. Bir otobüse bazı veliler çcuklarını bindiriyorlardı. Mesele şu imiş: Tatil başlamıştı. Okul yönetimi üstün başarı sağlayan yirmi kadar öğrenciyi Türkiye gezisine gönderiyormuş. Veliler çocukları Hava alanına götürmek için otobüse getirmişler. Orada bir öğretmenden, çocuğunu Türkiye’ye göndermek üzere getiren emekli bir Rus subayı velinin şöyle dediğini öğrendik: “Benim okuldan beklediğim şudur: 1- Kaliteli bilim ve eğitim 2- Disiplin 3-Güzel ahlak 4-Sosyal aktivite, sosyalleşme. Bu hedefleri gerçekleştiren bir okul olduktan sonra, gönül rahatlığıyla çocuğumu oraya emanet edebilirim, nereye götürürlerse götürsünler, istedikleri şekilde yönlendirsinler”. Yabancı bir entelektüele bu güveni veren, bu değerlendirmeyi yaptıran eğitim kahramanları her türlü takdirin üstünde yerlerini almışlardır.</p>
<p lang="tr-TR">Sayın Büyükelçi Metin bey, yemekli davet randevüsü günü telefon edip mümkünse bir saat önce gelmemizi rica etti. Kazakistan’ın aynı zamanda dünyaca tanınmış bir şair olan büyükelçisinin vefatı üzerine sınırlı bir taziye daveti düzenlemiş. Bizim de katılmamızı arzu etti. Amerika, Rusya, Pakistan gibi altı-yedi ülke Büyükelçisi vardı. Beni de masanın başına rica edip Kur’an okumamı ve dua etmemi rica etti. Böyle müteşebbis, civa gibi bir eleman idi. Elçilik binası yeni idi. Onun gayreti ile dokuz ayda tamamlandığını öğrenmiştik. Bir dolapta çeşitli dillerden Kur’an mealleri olduğunu gördük.</p>
<p lang="tr-TR">Tedarikli adam, muhtemel ihtiyaçlara hazırlıklı. Sekuler bir yapısı olabilirdi, fakat diplomatik görevinin ehli bir diplomat idi. O görüşmede bir de şunu temenni etti: Bize Kırgızca bir kitap getirdiler, Şeriat kitabı imiş, yüz sene kadar önce Kırgız dilinde yazılmış. Fayda görülürse bastırıp buraya gönderebilirseniz halkımıza faydalı olursunuz”. (Kırgızlar ilmihal kitabına “Şeriat” kitabı diyorlar). Kitabı aldık. İstanbul’da doktora yapan bölgeden birinin danışmanlığında basıma hazırlandı. Ankara’da matbaası olan Alaettin Kaya bey meccanen on bin kadar bastırıp Kırgızistan’a gönderdi. Allah yolunda, Milletine adanmış fedakârlıklarla dolu hayat yaşamış, şimdi mazlum olarak Hapishanede olan bu kardeşimize ve onun gibi binlerce arkadaşımıza Yüce Allah’tan âfiyet, sabır ve ferec diliyoruz.</p>
<p>Sayın milletvekillerinin ve Kırgız halkının duyarlılığını Devlet yetkililerinin de gösterip gereğini yerine getirmelerini bekliyoruz. Kırgız vatandaşı Orhan İnandı’nın haydutlar tarafından kaçırılıp Türk Büyükelçiliğine götürüldüğüne dair ciddi şüpheler var. İkinci bir Cemal Kaşıkçı endişesi var. Büyükelçilik binasında olsa dahi Devletin gerekli diplomatik kanaları kullanarak onu sağ salim çıkaracaklarını, <i><u><b>Magna</b></u></i><i><u><b> </b></u></i><i><u><b>Carta’dan</b></u></i><i><u><b> </b></u></i><i><u><b>iki</b></u></i><i><u><b> </b></u></i><i><u><b>asır</b></u></i><i><u><b> </b></u></i><i><u><b>önce</b></u></i><i><u><b> </b></u></i><i><u><b>adaletin</b></u></i><i><u><b> </b></u></i><i><u><b>kitabını</b></u></i><i><b> </b></i><i><u><b>yazıp</b></u></i><i><u><b> </b></u></i><i><u><b>dünyaya</b></u></i><i><u><b> </b></u></i><i><u><b>gösteren</b></u></i><i><u><b> </b></u></i><i><u><b>Kırgızistan’ın</b></u></i><i><u><b> </b></u></i><i><u><b>şimdiki</b></u></i><i><u><b> </b></u></i><i><u><b>yetkililerinden</b></u></i><i><u><b> </b></u></i><i><u><b>bekliyoruz.</b></u></i></p>
<p><b>Kaynak: Prof. Dr. Suat Yıldırım | Samanyoluhaber</b></p>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/orhan-inandi-topluma-kazandirilmali-prof-dr-suat-yildirim/">Orhan İnandı topluma kazandırılmalı | Prof.Dr.Suat Yıldırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Respect’ten ‘Yeryüzü Mirasçılarının Vasıfları’ semineri</title>
		<link>https://hizmetten.com/respectten-yeryuzu-mirascilarinin-vasiflari-semineri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Jun 2021 08:10:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[#hocaefendi​ #fethullahgulen​]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Aymaz]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[HizmetWiki]]></category>
		<category><![CDATA[İslami ilimler üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kerim Balcı]]></category>
		<category><![CDATA[Respect Graduate School]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Yildirim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=20036</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Amerika merkezli Respect Graduate School, ‘Yeryüzü Mirasçılarının Vasıfları’ Seminerini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Genel danışmanlığını Abdullah Aymaz ve Prof. Dr. Suat Yıldırım’ın, koordinatörlüğünü araştırmacı Yazar Kerim Balcı’nın yaptığı seminere Hizmet&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/respectten-yeryuzu-mirascilarinin-vasiflari-semineri/">Respect’ten ‘Yeryüzü Mirasçılarının Vasıfları’ semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Amerika merkezli Respect Graduate School, ‘Yeryüzü Mirasçılarının Vasıfları’ Seminerini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Genel danışmanlığını Abdullah Aymaz ve Prof. Dr. Suat Yıldırım’ın, koordinatörlüğünü araştırmacı Yazar Kerim Balcı’nın yaptığı seminere Hizmet Hareketi mensuplarının yakından tanıdıkları akademisyen ve ilahiyatçılar misafir öğretim görevlisi olarak katılacaklar.</p>
<div>Seminer, Dr. Ahmet Kurucan, Dr. Emine Eroğlu, Prof. Ayhan Tekineş, Dr. Nuray Yurt, Cemal Türk, Mustafa Yılmaz, Dr. Şeyma Aslan ve Dr. Ergun Çapan gibi uzman isimlerin yanı sıra alanının uzmanı bir dizi sürpriz isme daha ev sahipliği yapacak.</div>
<div></div>
<div>“Güzel ve sıradan bir rüyanın hikayesi bile rüyadan daha güzeldir,” diyor Kerim Balcı, bu seminer projesinin onu neden bu kadar motive ettiğini anlatırken, ve ekliyor: “Rüya biter, hikayesi bitmez. Rüya gerçekleşmeyebilir, ama hikayesi gerçek. Rüyayı cemaat halinde göremezsiniz, ama hikayesini cemaat halinde dinleyip anlatabilirsiniz. Hele bir de rüyanın gerçekleşeceğine dair semavi bir müjde, yakin derecesinde bir ümidiniz varsa, o zaman adeta geleceğin tarihini yazarsınız, o rüyanın hikayesini anlatırken. Bu seminerde Hocaefendi’nin hiç vazgeçmediği, gerçekleşeceğine de şüphemiz olmayan rüyasının hikayesini anlatacağız…” Balcı’nın Hocaefendi’nin rüyası dediği Yeryüzü Mirasçılarının Vasıfları’na haiz bir kuşak yetiştirme projesi bu ifadeyle ilk defa 1993 yılında Yeni Ümit Dergisi’nde yayınlanan “Ruhumuzun Heykelini İkame Ederken” yazısında adlandırıldı. Hocaefendi’nin elli yıldır gördüğü, inandığı ve anlattığı bu rüyasını yüzlerce farklı terkiple adlandırdığının altını çizen Balcı, “Seminerimiz 1975’de başlayan Altın Nesil Konferanslarından başlayıp son dönem Herkül sohbetlerine kadar aynı fikrin, aynı hülyanın tarihi sürecini de analiz edecek,” diyor.</div>
<div></div>
<div><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-20038" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/06/fff.jpg" alt="" width="696" height="522" /></div>
<div></div>
<div><b>HizmetWiki: Bir kolektif bilgi üretimi denemesi</b></div>
<div></div>
<div>13 hafta sürecek seminerde, “Ruhumuzun Heykelini İkame Ederken” yazısında sıralanan sekiz vasfın yanı sıra düşünce ve aksiyon içiçeliği, kalp va kafa bütünlüğü ve millî ruh düşüncesi vasıfları da ele alınacak. Balcı, “Bu seminer, zaten Pırlanta eserlerde olan bir hakikati seçici bir okumaya tabi tutma semineri değil. Bu seminerde, bir Yeryüzü Mirasçısı ilmî bir meseleye nasıl yaklaşırsa, biz de konuya öyle yaklaşmaya çalışacağız,” diyor. Bu anlamda şura vasfının gereğini yerine getirmeye çalışan seminer, HizmetWiki adında bir kurum-içi web sitesi kuracak ve bütün müzakereci-öğrenciler bir ortak metin üzerinde çalışacaklar. “Bunun zamanla Bediüzzaman’ın hayali olan heyet halinde tefsir yapma kültürünü geliştireceğini ümit ediyoruz,” diyor Balcı. Bir başka çalışma da Hocaefendi’nin eserlerinde Yeryüzü Mirasçılarının vasıflarına yapılan atıfların kavram haritalarının yapay zeka yardımıyla çıkarılması. Balcı bunu “Yıldızlı bir gecede semayı seyreden çok az insan takımyıldızlarını görmeyi başarabilir. Bunun için yıldızlar arasındaki ilişkiyi sezinlemek lazım. Lisan semasının yıldızları olan kelimeler de takımyıldızları oluştururlar. Fazla iddialı olmamak için şöyle diyeyim: Hocaefendi’nin lisan semasının anlam haritasını çıkarmaya yönelik bir ilk çabalama olacak bizimkisi…” ifadeleriyle izah ediyor.</div>
<div><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-20037" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/06/ffff.jpg" alt="" width="696" height="696" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/06/ffff.jpg 696w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/06/ffff-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 696px) 100vw, 696px" /></div>
<div>
<div><b>Her vasıf için en az bir misafir öğretim görevlisi</b></div>
<div>Seminere misafir öğretim görevlisi olarak katılacak uzman ilahiyatçı ve akademisyenler de konunun şerefine uygun olarak seçilmiş. Doktorasını İslam’da düşünce hürriyeti üzerine yapmış olan Dr Ahmet Kurucan, mirasçının hür düşünceli olma vasfını işleyecek örneğin. Yıllardır matematiksel düşünce alanında çalışmalar yapan Dr Nuray Yurt riyazî düşünce vasfını inceleyecek. Cemal Türk sanat düşüncesini özellikle de Hocaefendi’nin tebliğ edebiyatına yansıdığı boyutlarıyla ele alacak. Mustafa Yılmaz, milli ruh düşüncesi, kültür ve medeniyet mülahazaları konusunu işleyecek. Haftada dört saat olarak yapılacak seminer çalışmasının bir saati misafir öğretim görevlilerinin sunumuna, bir saati soru cevaplı müzakereye ve kalan iki saati de Kerim Balcı’nın vereceği derslere ayrılacak.</div>
<div></div>
<div>Seminer dersleri Pazartesi ve Perşembe günleri ABD Doğu Saati ile 19:00-21:00 saatleri arasında Zoom üzerinden gerçekleştirilecek. Saat dilimi farklılığı sebebiyle dersleri canlı izleyemeyen müzakereciler yaz boyunca derslerin kayıtlarına ulaşabilecekler. Seminere kayıtlar çoktan başlamış ve 14 Haziran’da başlayacak seminere 20 Haziran akşamına kadar kayıt yaptırılabilir.</div>
<div></div>
<div><b>İslami ilimler üniversitesi projesi</b></div>
<div></div>
<div>Yeryüzü Mirasçılarının Vasıflarının Respect Graduate School’un İslami ilimler öğreten bir üniversiteye dönüşmek hefedine yönelik önemli bir adım olduğunun altını çizen Dr Süleyman Eriş de seminerin arka planında çok daha büyük bir projenin işlemekte olduğunu söylüyor. “Biz bu seminerde gelecek dönemlerin öğrencileri kadar öğretim görevlilerini de bulacağımızı ümit ediyoruz,” diyen Eriş’e göre halihazırda işleyen yüksek lisans programı ve Risale-i Nur Okulu ile birlikte bu seminerin meyveleri üzerine üniversitenin bina edileceği üçlü bir sacayağı oluşturacak.</div>
<div></div>
<div>“Hedefimizde tamamen İngilizce eğitim veren bir program başlatmak da var Hizmet Hareketinin kaynaklarıyla alakalı,” diyor ve ekliyor Eriş, “Kerim Balcı bir taraftan Yeryüzü Mirasçılarının Vasıfları seminerini yürütürken, ayrıca Riyazi Düşünce – Mathematical Thinking konusunda da İngilizce bir eğitim paketi hazırlayacak. Bu sayede Hizmet Hareketinin fikri potansiyelini çok daha geniş bir dünyanın erişimine açmayı ümid ediyoruz.”</div>
<div></div>
<div>Respect Graduate School’un Türkçe ve online olarak işlenecek Yeryüzü Mirasçılarının Vasıfları sertifikalı seminer programı hakkında daha fazla bilgiye aşağıdaki linkten ulaşılabiliyor.</div>
<div>https://turkce.respectgs.us/yeryuzu-mirascilarinin-vasiflari-programi/</div>
</div>
<div></div>
<div><strong>Kaynak: Samanyoluhaber</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/respectten-yeryuzu-mirascilarinin-vasiflari-semineri/">Respect’ten ‘Yeryüzü Mirasçılarının Vasıfları’ semineri</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paris’te Ramazan Bestesi izleyicileriyle buluşuyor</title>
		<link>https://hizmetten.com/pariste-ramazan-bestesi-izleyicileriyle-bulusuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Apr 2021 16:40:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Al Şengül]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Ayi]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Yildirim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18531</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Fransa’da bir grup genç tarafından hazırlanan iftar programı izleyicileriyle buluşuyor. Ağırlıklı olarak ülkesinden hicret eden gençler tarafından hazırlanan ‘Paris’te Ramazan Bestesi’ isimli program her akşam IBM Youtube kanalı üzerinden&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/pariste-ramazan-bestesi-izleyicileriyle-bulusuyor/">Paris’te Ramazan Bestesi izleyicileriyle buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Fransa’da bir grup genç tarafından hazırlanan iftar programı izleyicileriyle buluşuyor. Ağırlıklı olarak ülkesinden hicret eden gençler tarafından hazırlanan ‘Paris’te Ramazan Bestesi’ isimli program her akşam IBM Youtube kanalı üzerinden iftar vakitlerinde misafir olacak.</p>
<p>Ramazan aylarının vazgeçilmezlerinden biri haline gelen iftar programları, Paris’te Ramazan Bestesi’nde farklı bir lezzet bırakmaya geliyor. Program dopdolu bir içerikle her akşam 20:00’de canlı olarak yayınlanacak.</p>
<p>Farklı sunumuyla 13 Nisan’dan itibaren ekranlara gelecek programda, Fransa’dan ve dünyanın farklı ülkelerinden iftar hazırlığı manzaraları, Ramazan hatıraları, genç yetenekler,  evlerden Ramazan köşeleri ve canlı bağlantılara yer verilecek.</p>
<p>Programda bunlarla birlikte Kur-an’ı Kerim tilaveti, peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V) hayatından bölümler ve şiirler de yer alacak. Programın en dikkat çekici bölümlerinden birisi de gençlerin tutkusu kahoot bilgi yarışması olacak.</p>
<p>Diğer yandan Ramazan ayı boyunca her gün program akışı ise şu şekilde olacak:</p>
<p>11:00 Renklerin Kuşağı</p>
<p>12:00 M.Ali Şengül / Mukabele</p>
<p>13:00 Fransızca Meal</p>
<p>14:00 Manevi Dinamiklerimiz</p>
<p>15:00 Cevşen – Fr</p>
<p>16:00 Kur’an-ı Kerim Meali / Suat Yıldırım</p>
<p>17:00 Hizmetin İlk Şahitleri</p>
<p>19:00 Kur’an-ı Kerim Meali / Suat Yıldırım</p>
<p>20:00 Paris’te Ramazan Bestesi</p>
<p>24:00 M.Ali Şengül / Mukabele</p>
<p>04:00 M.Ali Şengül / Mukabele</p>
<p>05:00 Kur’an-ı Kerim Meali / Suat Yıldırım</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_80388"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/bxeNSeitw9I?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/pariste-ramazan-bestesi-izleyicileriyle-bulusuyor/">Paris’te Ramazan Bestesi izleyicileriyle buluşuyor</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Almanya, Prof. Dr. Suat Yıldırım’ın iade talebini incelemeye değer bulmadı</title>
		<link>https://hizmetten.com/almanya-prof-dr-suat-yildirimin-iade-talebini-incelemeye-deger-bulmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2021 18:02:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Yildirim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16841</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya, ağır müebbet hapis cezasıyla yargılanan kişileri iade edilmesi yönündeki Türkiye’nin talebini incelemeye değer bulmadı. Ankara Cumhuriyet Savcılığı, ilahiyatçı Prof. Dr. Suat Yıldırım hakkında terör örgütü kurup yönetme, siyasi ve&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/almanya-prof-dr-suat-yildirimin-iade-talebini-incelemeye-deger-bulmadi/">Almanya, Prof. Dr. Suat Yıldırım’ın iade talebini incelemeye değer bulmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Almanya, ağır müebbet hapis cezasıyla yargılanan kişileri iade edilmesi yönündeki Türkiye’nin talebini incelemeye değer bulmadı.</p>
<p>Ankara Cumhuriyet Savcılığı, ilahiyatçı Prof. Dr. Suat Yıldırım hakkında terör örgütü kurup yönetme, siyasi ve askerî casusluk, nitelikli zimmet, resmî belgede sahtecilik, suç gelirlerini aklamak dahil olmak üzere çeşitli suçlamalar yöneltmişti. Adalet Bakanlığı aracılığıyla Yıldırım’ı Almanya’dan istedi.</p>
<p>Nordic Monitor’de yer alan habere göre, Almanya, Türkiye’da ağır müebbet hapis cezasıyla yargılanan kişileri iade etmeyeceğini cevabını verdi.</p>
<div class="adv"></div>
<p>Almanya iade talebinin onaylanmasının Almanya’da geçerli olan asgari uluslararası hukuk standartlarına ve Alman anayasasına, hukukunun temel ilkelerine uymayacağına dikkat çekti.</p>
<p><strong>ALMANYA İADE TALEBİNİ İNCELEMEYE DEĞER BULMADI</strong></p>
<p>Almanya Dışişleri Bakanlığı, 2 Aralık 2020’de Türkiye Büyükelçiliğine, söz konusu şahıslar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya olduklarını belirterek, gönderilen iade taleplerini incelemeyi düşünmeyeceğini bildirdi.</p>
<p>Almanya Dışişleri Bakanlığı, 2010 ve 2011 yıllarında Alman Anayasa Mahkemesi kararlarına işaret ederek, bu gibi durumlarda, iade talebinin onaylanmasının Almanya’da geçerli olan asgari uluslararası hukuk standartlarına ve Alman anayasasına,  hukukunun temel ilkelerine uymayacağını vurguladı.</p>
<p>Almanya Dışişleri Bakanlığı, Yıldırım’ın Alman topraklarında bulamadığını, profesörün muhtemelen başka bir Avrupa ülkesine yerleştiğini cevabını verdi.</p>
<p><strong>ALMANYA’NIN CEVABI ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA GÖNDERİLDİ</strong></p>
<p>Konuyla ilgili Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen yazıda iade talebiyle ilgili şu ifadeler yer aldı:</p>
<p>“Berlin Büyükelçiliğimizden alınan yazıda AFC Dışişleri Bakanlığının yazısına atfen; şahsın Almanya’da bulunduğunun tespit edilmediği, bu husustan bağımsız olarak iade talepnamesinde tasvir edilen fiillere dikkat çekilerek, adı geçenin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmesi ihtimali bulunması nedeniyle Federal Hükümetin Suat Yıldırım’ın iadesini onaylamasının mümkün olmadığı ifade edilerek iade evrakı işlemsiz olarak iade edildiği bildirilmiş.”</p>
<p><img decoding="async" src="http://aktifhaber.com/upload/assets/0d305117fedfb3ea26e94d4ab62efff4.jpg" alt="" /></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/almanya-prof-dr-suat-yildirimin-iade-talebini-incelemeye-deger-bulmadi/">Almanya, Prof. Dr. Suat Yıldırım’ın iade talebini incelemeye değer bulmadı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şakadan Evlilik Olur mu? &#124; Prof.Dr.Suat Yıldırım</title>
		<link>https://hizmetten.com/sakadan-evlilik-olur-mu-prof-dr-suat-yildirim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2020 14:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Yildirim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu soruya &#8220;Olur!&#8221; diyen tek kişi çıkmaz. Ama evlendikten sonraki uygulamaları ile: &#8220;Niçin olmasın ki? Pek âla olabilir&#8221; diyen çok kişi çıkar. Bu tablo sadece şimdiki durumda değil, nesillerden beri&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sakadan-evlilik-olur-mu-prof-dr-suat-yildirim/">Şakadan Evlilik Olur mu? | Prof.Dr.Suat Yıldırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Bu soruya &#8220;Olur!&#8221; diyen tek kişi çıkmaz. Ama evlendikten sonraki uygulamaları ile: &#8220;Niçin olmasın ki? Pek âla olabilir&#8221; diyen çok kişi çıkar. Bu tablo sadece şimdiki durumda değil, nesillerden beri halkımızın tarihî uygulamalarında da görüldü. Belki de evlilik kurumunu ciddiye almayan yaygın tutum, kadınlara yapılan haksızlıkları önlemek için ilahî takdire fetva verdi. Türkiye&#8217;de Cumhuriyetten sonra nikâh akdi, aile içinde bir odada yapılan, bir nevi saklı ve yaptırımı olmayan bir akit olmaktan çıkarıldı ve resmî Belediye nikâhı mecburiyeti yürürlüğe konuldu.</div>
<div></div>
<div>Fakat halkımız bu nikâhı dînen gerçek nikâh saymadı. Dînî yönden meşruiyet sağlamak için, sonraları &#8220;dînî nikâh&#8221; adı verilen nikâhı, mutlaka yapılması gereken bir akit saydı. Bu, resmiyet dışında bir uygulama idi. Ama vazgeçilmez, olmazsa olmaz bir şart görüldü. Çünkü Müslüman toplumda: &#8220;Dinî nikâh yaptırmadım, buna lüzum görmüyorum&#8221; diyen, böyle bilinmek isteyen tek aile bile bulamayız.</div>
<div></div>
<div>Ama halkımız bir çelişki içine girdiğini pek fark etmedi. Halkımızın mutlaka şart gördüğü bu dinî nikâhın hükmünü uygulayıp  uygulamadığı konusu üzerine ciddiyetle eğilmek gerekir. Bu kanaatimin gerekçesini az sonra açıklayacağım.</div>
<div></div>
<div>Dinî nikâhın üç rüknü vardır:</div>
<div>1- Tarafeynin, Evlenecek karı ile kocanın kabulü</div>
<div>2-Şahideynin, iki şahidin tanıklığı</div>
<div>3-Mehr&#8217;in belirlenmesi. Mehir, nikâh akdi sırasında, kocanın  maddî imkânlarına göre karısına vermeyi üzerine borç aldığı hatırı sayılır bir maddî değerdir.</div>
<div>Uygulama genellikle şöyle olur: Nikâhı kıyacak İmam efendi, gelin ile damadın babaları, iki şahit ile gelin ve damat adayı evlerindeki bir odada oturur. Bir çok durumda, gelinin akrabasından bir erkek onun vekili olarak onun yerine bulunur. Mehr-i müeccel (evlendikten sonra kocanın eşine vereceği mehir) belirlenir. İmam efendi duadan sonra gelin hanıma: &#8220;Allah Teala&#8217;ın emri , Peygamber Efendimiz (a.s.m)&#8217;ın sünneti üzerine ve aranızda belirlediğiniz (mesela 90 cumhuriyet altını) mehr-i mücceli alman şartı ile falanı koca olarak kabul ettin mi?&#8221; deyip ikrarını alır. Sonra damat beye: &#8220;Allah Teala&#8217;ın emri, Peygamber Efendimiz (a.s.m)ın sünneti üzere ve şu miktar (mesela 90 cumhuriyet altını) mehr-i müecceli karına vermen şartı ile falanı karı olarak kabul ettin mi?&#8221; diye ikrarını alır.  Sonra şahitlerin tanıklığını da aldıktan sonra, onları karı-koca ilan ederek hayır duası ile akit tamamlanır.  Birkaç dakika içinde cereyan eden bu sözlü akit, büyük ekseriyetle yazı ile kaydedilmez. Bir müddet sonra –iş ciddiye alınmadığından- mehir miktarı da unutulup gider.</div>
<div></div>
<div>Bir çok durumda nikâhtan önce ebeveynler şöyle bir temennide bulunurlar: &#8220;Resmî nikâh ileride olacak. Fakat nişanlılık döneminde adayların görüşmeleri haram olmasın diye nikâh istiyoruz&#8221;. Benim onlara teklifim hep şu olmuştur:  &#8220;Dinî nikâhı resmî nikah tarihi belirlendikten sonra yapmanız iyi olur. Nişanlıların yalnız çıkmaları gerekmez. Nişanlı kızımızın kendi evindeki bir odada, yine yalnız oturup konuşabilirler&#8221;. Çünkü resmiyeti olmadığından ciddiye alınmayan bu dinî nikâh, ileride mahzur çıkaracak bir uygulama olduğundan doğru değildir. İleride nişan bozulup evlilik gerçekleşmeyince yapılan evlilik akdi oyuncağa dönmekte, çok olumsuzluklar yaşanmaktadır.</div>
<div></div>
<div>Takriben kırk yıl içinde, ısrar üzerine kıydığım otuz-kırk kadar nikâh akdi olmuştur. Şöyle yapmaya çalıştım: İmkan nisbetinde iki aileden de yakın akrabalar bulunsunlar. Böylece yeterli asgarî bir aleniyet bulunsun. Evlenecek gelin hanımın vekili değil, akit sırasında bizzat kendisi bulunsun. Ona hitaben. &#8220;Mehr-i mu&#8217;acceli aranızda zaten uyguladınız, ama mehr-i müeccel&#8217;in miktarını istemek senin hakkındır. Damat adayımızın maddî imkânına göre teklifini  çekinmeden bildir&#8221; demişimdir. Böylece adaylar ve ebeveynler arasında bir pazarlık esprisi içinde mehir miktarı hazır bulunan kitle tarafından da hafızalarda kalacak şekilde belirlenmiş olurdu. Sonra bir kâğıda &#8220;Dinî Nikâh Akdi&#8221; başlığı atarak, gelin ile damadın kimliklerini, şahitlerin kimliklerini, ebeveynlerin kimliklerini, mehir miktarını yazarak, imzalarını, yer ve tarihi de belirterek hazırladığım belgeyi gelin hanıma verip &#8220;Bu senin evlilik senedindir&#8221;. Bunun fotokopisini de bilahere unutmaması için de damat beye verirsin&#8221; derdim.</div>
<div></div>
<div>Demek ki mehir konusunda, aslında matlub olan şudur: Mehir, kocanın maddî imkânına göre üzerine almış olduğu bir borçtur.  Tamamını birden ödeyemiyorsa evlendikten sonra ödeme planı yaparak, eşinin bu hakkını gönül rahatlığı ile verip hem sevgisini artırmalı, hem de bu borçtan kurtulmanın rahatlığını yaşamalıdır. Ama öyleleri var ki borcu olduğunu hatırlamıyor bile. Daha az bir kısmı hatırlıyor, ama helal ettirmek için karısını zorluyor. Eğer rızası olmaksızın dil ucundan bu helalliği alırsa, ahirette o &#8220;esköteğin&#8221; hakkından kurtulamaz (Bu tabir &#8220;mazlum kadın&#8221; anlamındaki &#8220;eksik etek&#8221;in Güneydoğu ağzındaki kısaltılmışı olup, tam yerini bulduğu için kullandım).</div>
<div></div>
<div>Borcu ilk fırsatta ödemek gerekirken, maalesef uygulamada mehrin evlilik sonrasında ödendiği çok nadir. Benim tecrübelerim, ödeyenlerin yüzde beşi zor bulduğunu gösteriyor. Halbuki bu bir borç akdidir. Evlenme öncesinde, yazılmasa dahi, bir iki dakika içinde konuşulup 10-30 sene öncesinde uçup gitmiş bir laf değildir. Borcunu kabul ederek ödemiyorsa günah kazanır. Borçlu olduğunu inkâr ediyor, bu hakkı umursamıyor, bir nevi bu ilahî hükmü geçersiz sayıyorsa, imanı bile tehlikeye girer. Ayette Cenab-ı Allah, mehrin tamamını vermemek şöyle dursun, az bir şey eksiltmeyi bile haram kılmaktadır: <i>&#8220;Boşadığınız eşinize, yüklerle mehir vermiş olsanız da, içinden ufak bir şey bile almayın. Boşamaya sebep uydurup göz göre göre günaha girerek bunu almanız hiç münasip olur mu?&#8221;</i> (Nisa suresi, 20 Mealde &#8220;Yüklerle&#8221; diye açıklanan miktar ayette &#8220;kantar&#8221; olarak zikr edilir. Bazı tefsirlerde &#8220;kıntar&#8221; hakkında seksen bin dinar altın veya bir öküz derisi dolusu altın gibi miktarlar verilirse de  Fahreddin Razi gibi çok müfessirin tercihi  ile &#8220;sınırsız miktar, yüklerle&#8221; demek tercih edilebilir).</div>
<div></div>
<div>Hüküm bu olunca, mehir borcunu uygulamayan, birkaç istisna bile çıkmaması gerekir. Fakat Müslümanların yaşadığı gerçek durum şudur:  Kocanın yıllarca ödemeyi geciktirerek haksızlık yaptığı şöyle dursun, boşarken derhal vermesi gerekirken, hiçbir şey  vermemeyi kural haline getiren yüzlerce vak&#8217;a görüyoruz. Allah az bir şey eksiltmeyi bile haram kılarken, koca kılı kıpırdamadan tüm borcun üstüne yatıyor. Üstelik bunu dindar olanlar bile yapıyor. Adetâ ödeyenler istisna. Dinî nikahla evlenip mehir borçlarını ödemeyenlerin yapmaları gereken, dünyada ödeme fırsatı varken  eşlerine borçlarını vermeleri, tamamını ödeyemiyorlarsa taksit yapmalarıdır. Mehri iptalden başka evlilik konusunda irtikâb tehlikesi yoklanan, kaçamak aranılan bir başka haram da &#8220;muvakkat nikâh&#8221; yani &#8220;müt&#8217;a&#8221; nikâhıdır ki nasib olursa bir başka yazımda ele almaya çalışacağım.</div>
<div></div>
<div>
<div><b>Kaynak: Prof. Dr. Suat Yıldırım | Samanyoluhaber</b></div>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/sakadan-evlilik-olur-mu-prof-dr-suat-yildirim/">Şakadan Evlilik Olur mu? | Prof.Dr.Suat Yıldırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Corona ve Diriliş Çağrısı &#124; Suat Yıldırım</title>
		<link>https://hizmetten.com/corona-ve-dirilis-cagrisi-suat-yildirim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2020 14:00:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[Suat Yildirim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=9351</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üç bin beş yüz yıl kadar önce, Hz. Mûsa (a.s), büyük dedesi Hz. İbrahim (a.s)&#8217;dan miras aldığı, bir Allah&#8217;a teslimiyet anlamındaki  Hanif dinini Mısır&#8217;da tebliğ etmeye başladı. O dönemdeki inanca&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/corona-ve-dirilis-cagrisi-suat-yildirim/">Corona ve Diriliş Çağrısı | Suat Yıldırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Üç bin beş yüz yıl kadar önce, Hz. Mûsa (a.s), büyük dedesi Hz. İbrahim (a.s)&#8217;dan miras aldığı, bir Allah&#8217;a teslimiyet anlamındaki  Hanif dinini Mısır&#8217;da tebliğ etmeye başladı. O dönemdeki inanca göre hükümdar, Tanrı&#8217;nın oğlu, hatta yeryüzü tanrısı sayılırdı.</div>
<div></div>
<div>Firavun: &#8220;Bırakın beni şu Mûsa&#8217;yı öldürteyim. Bu gidişle, onun sizin dininizi değiştireceğinden veya ülkede anarşi çıkaracağından endişe ediyorum&#8221; dedi <b>(Mü&#8217;min sûresi 40/26)</b>. Ayetteki &#8220;din&#8221;den maksat, o toplumun tuttuğu yol ve medeniyettir.</div>
<div>Firavun, aslında  kendi saltanatını düşündüğü halde, bir çok tiran gibi, güya halkı düşündüğü için, onlar namına Musa&#8217;yı ortadan kaldırmak istediğini ileri sürüyordu. &#8220;Her halde bunlar sizi sihirleriyle yurdunuzdan çıkarmak isteyen ve en ideal yaşam düzeninizi ortadan kaldırmak isteyen iki büyücü! <b>(Tâhâ 20/63)</b> ayeti bunu ifade etmektedir. Sonra müminlere işkenceyi artırdı, mabedi kapattı. Bu durumda Allah Hz. Mûsa&#8217;ya şöyle buyurdu: <b>&#8220;Mûsa&#8217;ya ve kardeşine: &#8220;Evlerinizi ibadet yeri (okul, merkez) yapın!&#8221; dedik (Yûnus 10/87).</b> Asıl hüküm ibadetin mabedde yapılması idi, işkence dönemine ait özel hüküm verildi.</div>
<div>Corona döneminde biz Müslümanlar da Mûseviler ve Hıristiyanlarla beraber özel durum hükmünü uyguluyoruz. İnsanlar yanlış uygulamalarda aşırı gidince Allah corona&#8217;yı görevlendirerek, makul tutumu uygulamaları için insanlığı uyarmak istedi. &#8220;Aklınızı başınıza toplayın, yanlıştan dönün, yaratılış gayenize uygun hareket edin, ailenizi ihmal edecek derecede dünyalık peşinde koşmayın, ebedi mutluluğa layık olacak şekilde yaşayın!&#8221; dersini vermek istedi.</div>
<div></div>
<div>         İki bin yıl önce Hz. Îsa aynı tevhid dinini tebliğ etti. Risaleti bir sene kadar sürdüğü için dîninin esaslarını kaydettiremedi, birkaç havari dışında, öğretilerine sahip çıkan uygulayan ve sonrakilere ulaştıran bir nesil bulamadı. Önceki ilahi kitapları ve peygamberleri kabul etti, kendisinden sonra gelecek son peygamber Hz. Ahmed (a.s)ı müjdeledi <b>(Yuhanna İncil&#8217;i, 14/16 ve 16/13). </b> Tebligatı kısmen  şifahî olarak yayılıp sonra kitaplaştırıldı. O ve kendisine inanan havariler müşrik ve zalim Roma yönetimi tarafından yok edildi. Fakat müthiş satvetine rağmen Roma zulmü onun çağrısını susturamadı. Üç asır sonra o devletin hükmü altında yaşayan büyük kitlelerin çoğu onun davetini benimsediler, İmparatorluk da resmen kabul etmek zorunda kaldı. Fakat üç yüz sene süren devlet terörünün zulmü, saptırmaları ve gizlenme, öğretilerinin önemli bir kısmında değişikliklere yol açtı. Dünyada başka hiçbir dinin mensupları Hıristiyanlar kadar farklı ve birbirinden uzak  gruplara bölünmediler <b>(De Glasenapp, Les cinq grandes religions(Beş Büyük Din), Paris, Payot, 1954, s.415). </b>Yüce Allah, tamamlayamadığı risaletini tamamlaması için Hz. Îsa (a.s)ı katillerin elinden kurtarıp nezdine yükseltti, himayesine aldı. Vakti gelince Allah onu gönderecek, ümmetinin başına geçirip eksik ve yanlışları düzeltecek, son Peygamber (a.s.m)&#8217;ın dininin müçtehidi olarak irşadını tamamına erdirecektir. Dünyanın şimdiki durumunda maalesef Hristiyan geleneğinden gelenlerin büyük bir kısmı Kilise ve dini yaşantı ile ilgilerini koparttılar. Şimdi corona dünyanın en büyük dinî geleneğini teşkil eden bu kitleye de toparlanma, aslına dönme fırsatı veriyor. Corona, careme dönemine rastladı. Kırk altı günlük oruç dönemi 11 Nisan cumartesi günü sona eriyor. Pazar günü Paskalya bayramı. Hristiyanlar Hz. İsa (a.s)&#8217;ın öğretilerinden kalan ibadet, dua, oruç, ve muhtaç insanlara destek olma dinî görevlerini yerine getirme fazileti ile Tanrı&#8217;ya yaklaşmaya çalıştıkları bu dönemde coronanın diriliş çağrısına daha duyarlı hale geleceklerdir.<b> Bu vesile ile,  bu değerlerle donanan Hristiyan dünyasına  mutlu Paskalya bayramı diliyorum.</b></div>
<div></div>
<div>      Budizm ve Hinduizm gibi büyük dinî ümmetlerin de, bu dönemde  kendileri ile yüzleşmeye gideceklerini tahmin edebiliriz. Kanada&#8217;da otokton (Ülkenin aslî ahalisinin) bu dönemde şöyle dua ettiklerini öğrendik: &#8220;Ey Yüce  Yaradanımız! Bizimle beraber olmanı diliyoruz. Hastalarımıza ve uzakta olan tanıdıklarımıza yardımcı olmanı diliyoruz. Ümidimizi kayb ettiğimizde, bize hayat veren su ve bizi taşıyan yer nimetine şükretmemizi bize hatırlat! Tüm insanların akrabamız olduğunu bilmemize yardım eyle ya Rabbî&#8221;.</div>
<div></div>
<div>       Müslüman dünyasının dinlerinde, kutsal kitaplarında değişiklik olmadı. Bununla beraber dini anlamada, yorumlamada ve uygulamada yanlışlar yaptılar. Uzun dönemlerden beri yönetimlerindeki politikacılar iyi yönetmediklerinden bilimde, medeniyette, ahlakta, kültürde, toplum idaresinde geri kaldılar. Öyle ki İslam dininin temel değerlerinin ülkelerdeki uygulanmasını inceleyen çalışmalarda, ilk otuz ülkeye giren İslam ülkesi yer almadı. İlk ona giren ülkeler Finlandiya, İsveç, Danimarka, Yeni Zelanda, Kanada gibi ülkeler oldu. Müslüman dünyada İslam&#8217;ın parlak yüzü küsûfa girdi. Güneş tutulması sürekli hale geldi. Corona Müslümanlara da şu çağrıyı yapıyor: &#8220;Rabbinizin gönderdiği ve Peygamberinizin tebliğ ettiği dininizi gereği gibi anlayıp uygulamadınız.  Şimdi diğer meşgalelerinizi  bir tarafa bırakın, yuvanıza dönün, <b>dirilişe ihtiyacınız var. Bu fırsatı değerlendirmek için aklınızı başınıza alın!</b> Gelmek üzere olan kutlu Ramazan ayını yuvanızda iyi değerlendirin. Yıllarca yaptığınız ihmalleri telafi etmeye çalışın. Nefis muhasebesi yapın, kendinizle yüzleşin! Tövbe edin, af dileyin!&#8221;</div>
<div></div>
<div>      Yüce Allah, yarattığı insanlardan vaz geçmediğini gösteriyor: &#8220;Siz haddi aşan, kıymet bilmez bir topluluksunuz diye bu Zikr (Hatırlatıcı) ile sizi uyarmaktan vaz mı geçeceğiz?&#8221; <b>(Zuhruf 43/5). </b>Böylece Büyük Mahkemenin duruşması için vaki olacak dirilişten önce insanlığa bir fırsat veriyor. Orada aklanmak için, şimdi bir dirilişe  çağırıyor.</div>
<div>
<b>Kaynak: Samanyoluhaber | Suat Yıldırım</b></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/corona-ve-dirilis-cagrisi-suat-yildirim/">Corona ve Diriliş Çağrısı | Suat Yıldırım</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
