<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sabır arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/sabir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/sabir/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Dec 2025 17:18:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>sabır arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/sabir/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cuma Hutbesi &#124; Sabır ve Teenni</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-sabir-ve-teenni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 17:18:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[#teenni]]></category>
		<category><![CDATA[cumahutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=46317</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ Ey iman edenler! Sabır göstererek ve namazı vesile kılarak Allah’tan yardım dileyin. Muhakkak ki Allah&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-sabir-ve-teenni/">Cuma Hutbesi | Sabır ve Teenni</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ</strong></p>
<p style="font-weight: 400; text-align: center;"><strong>يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Ey iman edenler! Sabır göstererek ve namazı vesile kılarak Allah’tan yardım dileyin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir. <strong><em>(</em></strong><strong><em>Bakara, 153)</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>                                                        </strong><strong>اَلتَّأَنِّي مِنَ الرَّحْمَنِ، اَلْعَجَلَةُ مِنَ الشَّيْطَانِ </strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>“Teennî</strong> (temkin ve sükûnetle hareket etmek) Rahman’dan; acele ise Şeytandandır.”<strong><em>(Tirmizî, Birr 66)</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Muhterem Müslümanlar! Hutbemiz, <strong>Sabır ve Teenni </strong>hakkında olacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ağrı, acı ve katlanması zor hâdiseler karşısında dişini sıkıp dayanma manasına gelen <strong>sabır; </strong>yücelme ve fazilete ulaşmanın önemli bir temeli ve iradenin de en büyük zaferidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sabrın bir şubesi kabul edeceğimiz <strong>teenni ise</strong>, bir işi yaparken aceleye getirmeme, önünü sonunu iyice araştırarak yapma, düşünüp taşınmadan hareket etmeme anlamlarına gelir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sabır ile<strong> Sabir </strong>otu aynı kökten türetilmiştir. Eski tıpta, ilaç sanayiinde kullanılan <strong>Sabir otu, </strong>zehir gibi acıdır. İşte sabır, <strong>bu sabir otunu</strong> yutmak kadar acıdır. Netice ise, her zaman şeker şerbet ve şifa olur.</p>
<p style="font-weight: 400;">Cenab-ı Hak, Kur’ân’da pek çok âyet-i kerimede; <strong>“Sabredin ve sabırda yarışın.”,</strong> <strong><em>Âl-i İmrân sûresi, 3/200.</em></strong> <strong>“Şayet sabredecek olursanız bu, sabredenler için işin en hayırlısıdır.”,</strong> <strong><em>Nahl sûresi, 16/126.</em></strong> <strong>“Allah sabredenleri sever.”</strong>… <strong><em>Âl-i İmrân sûresi, 3/146.</em></strong> buyurarak doğrudan ya da dolaylı olarak sabırdan bahsetmiştir. Bu açıdan sabır, Allah tarafından değişik yönleriyle sürekli nazara verilen çok önemli kalbî bir ameldir.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>İnsan sabırla, yüce âlemlere ermeye namzet bir kutlu hâline gelir.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Başta büyük peygamberler olmak üzere, bütün enbiya, asfiyâ ve evliya, sabrın her çeşidini yaşayarak göstermişlerdir. Bu, onların en belirgin vasfı ve erişilmezliklerinin de bir göstergesidir. İnsanlığın İftihar Tablosu bu hususta şöyle buyurmuştur:</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>أَشَدُّ النَّاسِ بَلَاءً اَلْأَنْبِيَاءُ ثُمَّ الْأَمْثَلُ فَالْأَمْثَلُ</strong><strong> </strong><strong>“İmtihanın en şiddetlisine önce peygamberler sonra da derecesine göre diğer makbul insanlar maruz kalırlar.” </strong><strong><em>(Tirmizî, zühd 57)</em></strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Sabır, hem zirve insanların hâli hem de zirveleşme yolunda olanların güç kaynağıdır. </strong>Zirvelere ulaşmış kimseler, o makamın gereği olarak, sabrın her çeşidini hem de en iyi şekilde temsil ederek mazhariyetlerinin bedelini ödemeye çalışırlar. Haklarında zirvelere ulaşma takdiri yapılmış kimselere gelince; onlar da çeke çeke, katlana katlana, <strong>başkalarının bin türlü ibadetle ulaştıkları şahikalara sabır dinamizmiyle ulaşırlar.</strong> Bir hadiste “Cenab-ı Hak, kuluna, ameliyle ulaşması zor bir makam takdir buyurmuşsa, ibadet ve taatiyle o zirveye ulaşması imkânsız görünen kimseleri, nefis ve aileleri itibarıyla -Tâkatleri ölçüsünde-  imtihana tabi tutar, sonra da o imtihana karşılık onlara sabır verir; <strong>derken, onları yükseltip o menzile erdirir.”</strong> buyrulur. <strong><em>(İbn Hibbân, es-Sahîh 7/169; Ebû Ya’lâ, el-Müsned 10/482.) </em></strong>Bu açıdan denebilir ki bela ve günahların baskısı, <strong>mükellefiyetlerin ağırlığı</strong> potansiyel birer rahmettir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sabrımız <strong>“Aktif Sabır”</strong> şeklinde olmalıdır.<strong> “Aktif Sabır”</strong>; durağanlık içinde bekleyerek bir şeye katlanma demek değildir. Fizik kanununa göre<strong> “durağanlık”</strong> dağılmaya sebep olur.  “Belâ ve musibetler geldiğinde; dişini sıkıp sabrederken, “Bu belâ ve musibet sarmalından nasıl sıyrılırız?” Mülahaza-ları ile oturup-kalkma ve çözüm için gayret etmedir.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Biri önünü kestiği zaman, akan bir çay gibi kendine yeni bir mecra bularak mutlaka yoluna devam etmek! demektir.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Tavuğun, yumurtaların üzerinde yatması, <strong>aktif sabır örneği</strong> sergilemektedir. Onu uzaktan görenler miskin miskin yumurtaların üzerinde oturuyor zanneder. Oysa O, üç hafta boyu ne sancılar ne sancılar çekiyor bilemeyiz..! O âdeta bütün sıcaklığını göğsünde toplar ve o sıcaklığı gece-gündüz gözünü kırpmadan yumurtalara vermeye çalışır. Yumurtalarını fevkalâde bir titizlikle çevirir ve onları kıracağım diye ödü kopar. Tavuğun, o incelerden ince hassasiyeti, titizliği, hayvanî şuuru ile sergilediği <strong>aktif sabrı gibi, bizim de insana yakışır bir şekilde aktif sabrımız olmalıdır.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Sabır sadece belalara münhasır değildir, onun pek çok çeşidi vardır. Alimlerimiz özellikle <strong>günahlardan uzak durmayı, musibetlere katlanmayı ve ibadet ve taatte devamlı</strong> <strong>olmayı</strong>nazara vermişlerdir. İbadetleri arızasız ve kusursuz bir şekilde yerine getirmek ve özellikle bu konuda devamlılık peşinde olmak ciddi bir sabrı gerektirir. <strong>Allah’ın </strong>takdir buyurduğu farz ibadetlerin kesintisiz olarak yerine getirilmesi, insanı <strong>“makam-ı mahbubiyete çıkarır”</strong> ve nezd-i ulûhiyette ona apayrı bir kıymet kazandırır. Bir insan devamlı ibadet ve taate kilitlenmişse onun kıldığı namazlar, tuttuğu oruçlar, verdiği zekâtlar bir yönüyle günahlara karşı kalkan vazifesi görecek ve onu büyük günahların ağına düşmekten koruyacaktır. <strong>Sürekli akan suyun mermerleri aşındırması</strong> <strong>ve eritmesi gibi</strong> böyle bir insanın da <strong>ibadet ve taatte sebatı,</strong> <strong>nefsinin günaha meyillerini eritecektir.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Bununla beraber, sabredilen hususlar itibarıyla sabır çeşitlerini çoğaltmak da mümkündür: <strong>Dünyanın cezbedici güzellikleri ve nefsi gıcıklayan nimetleri</strong> <strong>karşısında</strong>, istikameti korumak büyük bir sabır gerektirir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sabır çeşitlerinden biri de, belli bir vakte bağlı işlerde <strong>zamanın çıldırtıcılığına </strong>karşı gösterilecek sabırdır. Cenab-ı Allah, kâinattaki her şeyi <strong>“Ol!”</strong> emriyle en mükemmel şekilde varlığa getirebileceği hâlde, bütün mekânı ve eşyayı tedricî -derece derece- bir sürece bağlamış; mahlûkatın yavaş yavaş, adım adım varlık sahasına çıkıp belli bir zaman içinde olgunlaşmasını murad etmiştir. Beklemek bazen insanı çıldırtacak kadar ruha ağır gelse bile, insan takdir-i ilahî ile karara bağlanan süreyi kısaltamaz, varlığın bağrına konan <strong>tedricîlik</strong> esasıyla oynayamaz.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kur’ân-ı Kerim’de <strong>“İnsan aceleci (bir tabiatta)</strong> <strong>yaratılmıştır.” </strong>buyrularak beşerin bu yanına dikkat çekilmiştir. <strong><em>(İsrâ, 11) </em></strong>Dolayısıyla acelecilik bir yönüyle şeytanın rahatlıkla girip çıktığı nefsani bir boşluk olsa bile dinin rehberliğinde iyi bir terbiye ile &#8211;<em>diğer kötü görünümlü hasletler gibi</em>&#8211; onun yönünü de <strong>hayırlı</strong> <strong>işlerde acele etmeye</strong> çevirerek, avantaj hâline getirmek her zaman mümkündür.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Hâsılı;</strong> sabır, kurtuluşa ermenin sırlı-sihirli anahtarıdır. Sabreden kimse mutlaka aradığını bulur, <strong>er ya da geç zafere erer.</strong> Biz, inancımız gereği her şeye sabrederiz. Ve arkasından bir hayır zuhur ettiğinde de <strong>“İhtimal Cenab-ı Hak, bu hayrın doğmasına bizim sabrımızı vesile yapmıştır.”</strong> deriz.</p>
<p style="font-weight: 400;">Rabbimiz bizleri, <strong>aktif sabırla</strong> yollarına devam eden Salih kullarından eylesin.</p>
<p style="font-weight: 400;">Not: Bu Hutbe “Derin Müslümanlık” Kitabından derlenmiştir.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/Cuma-Hutbesi-Sabir-ve-Teenni.docx">Cuma Hutbesi | Sabır ve Teenni</a>       WORD</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/12/Cuma-Hutbesi-Sabir-ve-Teenni.pdf">Cuma Hutbesi | Sabır ve Teenni</a>        PDF</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-sabir-ve-teenni/">Cuma Hutbesi | Sabır ve Teenni</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Allah sabredenlerle beraberdir!” &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/allah-sabredenlerle-beraberdir-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jun 2022 04:30:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[aktif sabır]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26321</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Allah sabredenlerle beraberdir!..” *“Allah her sabredenin yardımcısıdır” deniyor. Sabır, Cenâb-ı Allah’ın bize mükellefiyet olarak yüklediği şeylere dişini sıkıp sonuna kadar, ölesiye katlanmak… Bela ve musibetler karşısında sarsılmamak.. tıpkı arzın üstünde&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/allah-sabredenlerle-beraberdir-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">“Allah sabredenlerle beraberdir!” | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Allah sabredenlerle beraberdir!..”</p>
<p>*“Allah her sabredenin yardımcısıdır” deniyor. Sabır, Cenâb-ı Allah’ın bize mükellefiyet olarak yüklediği şeylere dişini sıkıp sonuna kadar, ölesiye katlanmak… Bela ve musibetler karşısında sarsılmamak.. tıpkı arzın üstünde yüz, iki yüz metre boy atmış ve yerin derinliklerine doğru da yüz, iki yüz metre kök salmış ağaçlar gibi dimdik durmak… Günahların ve masiyetlerin çağlayanlar haline gelerek çoklarını seylaplar önünde sürüklenen kütükler gibi önüne katıp sürüklediği dönemde bohemliğe düşmemek, garize-i beşeriyeye esir olmamak, şehevât-ı nefsaniyenin güdümüne girmemek, bedenin güdümünde yaşamamak… Hep mealiye müştak, gözleri O’nda, O’nun nazarının kendi üzerinde olduğu mülahazasıyla yaşamak. Bunların hepsi, sabır çeşitlerindendir.</p>
<p>*Evet, sabredilen konular itibarıyla sabır çeşit çeşittir; ibadetlere devam hususunda sabır, günahlara girmeme mevzuunda sabır ve musibetlere karşı sabır en çok bilinen sabır çeşitleridir. Dünyanın göz alıcı güzellikleri karşısında duygu ve fikir değişikliğine düşmeme, düşünce kaymaları yaşamama ve hep Kur’ânî çizgide yol alma da farklı bir sabır türüdür. Bunlara ilaveten bir de zaman isteyen ve bir vakte bağlı cereyan eden işlerde, “zamanın çıldırtıcılığına karşı sabır” söz konusudur. Zamanın Çıldırtıcılığına Karşı da Sabretmeli!..</p>
<p>*Öyle meseleler vardır ki, arzulanan netice kader tarafından belli bir takvime bağlanmıştır ve o takvim bizim için gizli tutulmuştur. Böyle bir projeyi realize etmeye çalışırsınız fakat o çok zaman isteyebilir. Zamanın uzunluğu kısalığı biraz da insanların gücü-kuvvetiyle, yani manevi immün sistemiyle, iman-ı billah, marifetullah, zevk-i ruhani, aşk u iştiyak ve yakin-i tam gibi donanımlarıyla mebsuten mütenasiptir (doğru orantılıdır). Bu açıdan da zaman isteyen hadiselere karşı dişini sıkıp sabretmek lazımdır.</p>
<p>*Cenâb-ı Allah, bir yumurtanın civcive dönüşmesini bile haftalara yaymış ve bize bu konudaki ilâhî ahlâkı talim etmiştir. Şayet bu tedricîliği ve zaman faktörünü hesaba katmaz, kuluçkaya yatmış tavuğu yumurtaların üzerinden vakitsiz kaldırırsanız sağlıklı civcivler elde edemezsiniz; dahası, yumurtaların da cılkını çıkartmış olursunuz. Aynen öyle de, bir milletin özüne dönmesi, yığınların insanî değerlere yönelmesi, ideal insanın, ideal neslin ve ideal toplumun yetişmesi birkaç ayda, birkaç senede olabilecek şey değildir.</p>
<p>*İnsanlığın İftihar Tablosu, cihanda eşi-menendi görülmemiş, melekutî bir mimardı; duygu ve düşünce dünyamızı, Allah’la münasebetimizi, ebedi hayata ait her şeyimizi ve kalbî hayatımızı imar eden, Allah’ın seçkin mimarıydı. Beşerin En Mükemmeli’nin (aleyhi ekmelü’t-tehâyâ) eliyle şekillenen ve Kur’an’ın mucizesi olan ısmarlama bir cemaatle bile yeni tip bir insanlığın oluşması ve huzur toplumunun olgunlaşması ancak yirmi üç senede gerçekleşebilmişti. Eğer böyle bir meselenin doğumu bile yirmi üç senede olmuşsa, onun “ba’sü ba’de’l-mevt”i de bu zaviyeden değerlendirilmeli ve bu mevzuda kat’iyen acûliyete girilmemelidir. İşte bu da ayrı bir sabrı gerektirmektedir.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/allah-sabredenlerle-beraberdir-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">“Allah sabredenlerle beraberdir!” | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabır&#8217;da sebat &#124; Mehmet Ali Şengül</title>
		<link>https://hizmetten.com/sabirda-sebat-mehmet-ali-sengul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2021 17:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Şengül]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16254</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanlığın iftihar tablosu Efendimiz buyuruyor ki: “Sabır, kurtuluşun ve sevincin anahtarıdır.” (el Deylemi- el Müsned) Müminler, Allah’ın sonsuz lütufları ve nimetlerine mukabil şükürle, musibet ve meşakkatlerine de sabırla, metanetle mukabelede&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sabirda-sebat-mehmet-ali-sengul/">Sabır&#8217;da sebat | Mehmet Ali Şengül</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>İnsanlığın iftihar tablosu Efendimiz buyuruyor ki: “Sabır, kurtuluşun ve sevincin anahtarıdır.” (el Deylemi- el Müsned) Müminler, Allah’ın sonsuz lütufları ve nimetlerine mukabil şükürle, musibet ve meşakkatlerine de sabırla, metanetle mukabelede bulunmalıdırlar.</div>
<div></div>
<div>Sebeplerde kusur yapmama kaydıyla, “Kadere iman eden, gam ve hüzünden emin olur.” (ed Deylemi, el Müsned)</div>
<div>İman etme kaydıyla, her derdin, çile ve ızdırabın en kudsi dermanı olan imanı, imanı bilkader ve kazaya rıza inancı, tam sabır içinde şükretme imkanını kazandırıyor.</div>
<div>Bakara Suresi 153. ayette Cenab-ı Hakk, “Ey iman edenler! Sabır göstererek ve namazı vesile kılarak Allah’dan yardım dileyin. Muhakkak ki, Allah sabredenlerle beraberdir.”</div>
<div>155. ayette, “Biz mutlaka sizi biraz korkuyla, biraz açlıkla, yahut mala, cana veya ürünlere gelecek noksanlıkla deneriz. Sen sabredenleri müjdele.”</div>
<div>156. ayette, “Sabırlılar o kimselerdir ki, başlarına musibet geldiğinde, “Biz Allah’a aidiz ve vakti geldiğinde elbette O’na döneceğiz” derler.</div>
<div>Gıda aç olanlar içindir. İlaç hastalara lazımdır. İslam ve İman da, hayatı müstakim yaşamak için gerekir. Bizi sevdiklerimizden-geçicide olsa- ayıran ölüme, musibet, hastalık ve sıkıntılara karşı da, en müessir ilacın Sabır olduğunu görüyoruz.</div>
<div>&#8230;&#8230;&#8230;..“ O halde ey Resülüm! O üstün azim sahipleri olan peygamberler nasıl sabrettilerse, sen de öyle sabret. Onlar hakkında azap gelmesi için acele etme!&#8230;..”</div>
<div>Kaf Suresi 39. ayette, “O halde sen onların söylediklerine karşı sabret. Gerek güneşin doğuşundan, gerek batışından önce Rabbine hamd ederek ibadet et.”</div>
<div>İnsanın iman, amel ve ahlakında sağlam kalması, sadakat ve sabrına bağlıdır.</div>
<div>Tur Suresi 48. ayette, “ (Habibim) Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret! Çünkü, sen Bizim himayemiz altındasın. &#8230;&#8230;”</div>
<div>Mearic Suresi 5. ayette, “(Habibim) O halde sen- tebliğle mükellef olduğun bu yolda- müşriklerin eziyetlerine güzelce sabret! Çünkü, azabın inmesi yaklaşmaktadır.” Buyuruyor.</div>
<div>Cenab-ı Hakk Asır Suresinde, “ Zaman hakkı için; insanlar hüsrandadırlar. Ancak şunlar müstesna: İman edip yararlı işler yapanlar. Birde birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler.” Buyurmaktadır.</div>
<div>İnsan kabili tahammül olmayacak zahmetlere, zulüm ve işkencelere maruz kaldığında, Allah’a tevekkül ve teslimiyet içinde kader ve kazaya razı olur, sabır içinde şükreder. Çünkü, insanlar zahiri sebeplere bakar zulmeder, kader hakiki sebeplere bakıp adalet eder.</div>
<div>Allah Hakim’dir. Abes ve lüzumsuz iş yapmaz. Her icraatında Hikmet gizlidir. Onun için olup biten her icraata Cenab-ı Hakk’ın Hakim ismiyle bakmalı,ona göre değerlendirmelidirler.</div>
<div>Hz. Yusuf’u(as), kardeşleri kuyuya attılar zulmettiler, Allah vesilelerle kuyudan çıkardı, köle pazarlarında bir emtia gibi satıldı ve kendini sarayda buldu. Bu defa Zelihanın iftira ve isnatlarına maruz kaldı ve yedi yıl hapishanelerde zulüm gördü. Netice de iffet abidesi olduğu anlaşıldı ve kader adalet edip sarayda maliye nazırı olma şerefini Allah lütfeyledi. Netice itibariyle, kendisini kuyuya atan kardeşlerini Allah, ona muhtaç hale getirdi. O ise, bir peygambere yakışır tavırla onlara muamelede bulundu.</div>
<div>Hz. Ali (r.a) “ Bir zulüm, insanı Allah’a yaklaştırıyorsa, o gerçek manada zulüm değildir.” buyuruyor. Hz. Üstad da, “Gerçek musibet, dine gelen musibettir,” diyor. Öbürleri ikazı ilahidir, arındırmadır. Tabii ki, musibetleri sabırla karşılama, Allah’a tevekkül ve kadere teslim olma şartıyla.</div>
<div></div>
<div>H.E. “ Ka^dir biz değiliz ki, kader bize bağlı olarak cereyan etsin” diyor.</div>
<div>Küçük göllerde bile yüzmesini bilmeyenler, okyanuslarda yüzmeye kalkarlarsa boğulabilirler.</div>
<div>Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyanda: Kafirlerin, zalim ve münafıkların, ihanet şebekelerinin plan, proje ve tuzaklarının anlatıldığı yerde, sabır ve sebat istenmektedir. Hemen akabinde zikir ve ibadet emri yer almaktadır. Demek ki, gücümüzün yettiği ve yetmediği yerde, mutlak kudret sahibi, Malik’el Mülk sahibi Allah’ın güç ve kuvvetine sığınmamız gerektiğine dikkatimiz çekilmektedir.</div>
<div>Biz aciz kullar, Allah’ı hiç bir icraatında, işinde O’nu mecbur etmeye yetkimiz, hakkımız yoktur. Allah,(cc) mülkünde dilediği gibi tasarruf hakkına sahiptir. Şu an her şeyimizi elimizden almaya, kıyameti koparmaya muktedirdir. Bizim vazifemiz, kulluğun hakkını vermek, O’nun Rızası yolunda, meşru dairede maddi manevi nimetlerin şükrünü Eda etmek ve hizmetin hakkını vermektir.</div>
<div>İnsan(dehr) suresi 24. ayette, “ O halde Rabbinin hükmü gelinceye kadar sabret, sakın günaha ve küfre dadananlara itaat etme!” 12. ayette ise, (Allah)(cc)” Sabretmelerine karşılık onlara cennet ve ipekli giysiler İhsan eder.” buyurulmaktadır.</div>
<div>Kur’an-ı Mu’ciz-ül Beyan, Sarp yokuşu tarif ederken, köleyi, esiri hürriyetine kavuşrurma, kıtlık zamanında yetimi, fakiri doyurma şeklinde ifade edilirken, birde Beled Suresi 17. ayette, “Gönülden iman edip, birbirlerine sabır ve şefkat dersi vermek, sabır ve şefkat örneği olmaktır.” ifade buyurulmaktadır.</div>
<div>Hz. İbrahim(as) ciğerpare evladını kurban etmekle, oğlu İsmail(as) da kurban edilmekle imtihana tabi tutulmuşlardır. İismail(as): Babacığım, hiç çekinme, Allah ne emrediyorsa onu yap. İnşeallah beni sabredenlerden bulacaksın! Diyor ve baba oğul her ikisinde Allah’a teslim oluyorlar. Geniş izahı saffat suresinde anlatılmaktadır.</div>
<div>Bu gün nice hizmet kahramanı bay bayan kardeşlerimiz varlık sebebi anne babalarının cenazelerine katılamama ıztırabından tutun da, evladı ruhunu teslim ederken yüzünü görmeye bile imkan verilmeyen anne babalar, hapishanelerde garip bir şekilde şehitlik Şeref’ine mazhar olan mazlum, mağdur ve mahkum kardeşlerimize yapılan zulümlere kadar sabredip, katlanan kardeşlerimize vadedilen mükafat, Fecr suresi 27-30. ayetlerde şöyle müjdelenmektedir.</div>
<div>“ Ey gönül huzuruna ermiş ruh! Sen Rabbinden razı, O senden razı olarak dön Rabbine! Sen de katıl has kullarımın içine, gir cennetime!”</div>
<div></div>
<div><strong>Kaynak:Mehmet Ali Şengül | Samanyoluhaber</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/sabirda-sebat-mehmet-ali-sengul/">Sabır&#8217;da sebat | Mehmet Ali Şengül</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabır &#124; Mehmet Ali Şengül</title>
		<link>https://hizmetten.com/15921-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2021 15:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Şengül]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15921</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pek çok müşkil sabırla çözülür. Kriz ve sıkıntılara onunla karşı konulur. Onun için Sabır; hem zirve insanların vasfı, hem de zirveleşme yolunda onların güç kaynağıdır. Şura Suresi I 43. ayette&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/15921-2/">Sabır | Mehmet Ali Şengül</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div></div>
<div>Pek çok müşkil sabırla çözülür. Kriz ve sıkıntılara onunla karşı konulur. Onun için Sabır; hem zirve insanların vasfı, hem de zirveleşme yolunda onların güç kaynağıdır.</div>
<div></div>
<div>Şura Suresi I 43. ayette Cenab-ı Hak, “ Her kim dişini sıkarak sabreder ve kusurları affederse, işte onun bu hareketi, ancak büyüklere yaraşan örnek davranışlardandır.” buyurmaktadır.</div>
<div></div>
<div>Sabır, eza ve cefalara, musibetlere, ibadetlerin zorluklarına dayanma ve sıkıntılara katlanmadır. Sabır, rızayı ilahiyi kazanmanın ve faziletlere ermenin, öteler ötesi Firdevs’i Alaya ulaşabilmek için engelleri aşmada iradenin zaferidir.</div>
<div>Sabır mevzuunda Hz. Üstad,</div>
<div>1- Taatte (Allah’a ve Rasülüllah’a, din-i mübin’i İslam’a itaatte)sabır,</div>
<div>2- Masiyette ( Günah işlememeye karşı )sabır,</div>
<div>3- Musibette ( Maddi manevi her türlü sıkıntılara karşı) sabır,</div>
<div>Hoca Efendi ise, şu ilavede bulunmaktadır.</div>
<div>4- Dünyanın cazibedar güzelliklerine karşı yol-yön değiştirmeden, ( Şımarmadan, gurur ve kibir göstermeden, tevazu ve mahviyet içinde) çizgiyi korumada sabır,</div>
<div>5- Zaman isteyen işlerde zamanın zorlamasına, çıldırtıcılığına karşı ( Hissi hareketlere girmeden, isyan edip baş kaldırmadan, nefis ve şeytana esir olmadan, çizgiyi korumada) sabır diyor.</div>
<div></div>
<div>Peygamber Efendimiz (sav)başta olmak üzere bütün peygamberler, Sahabe Efendilerimiz (r. anhum), Ehlüllah ve hak dostları ve bütün Halis Muhlis ehl-i iman hayatları boyunca Kur’an’ın gösterdiği çizgide hareket etmiş ve sıkıntıların her çeşidini sabrın gücüyle göğüslemiş ve aşmışlardır.ç</div>
<div></div>
<div>Hz. Ömer (ra), Ey Allah’ın Rasülü! (sav) Hz.Nuh (as), kavmine beddüa ederek, “Rabbim, yeryüzünde kafirlerden tek kişi bırakma!” demişti. Sen öyle demedin sabrettin.. Tahammül gösterdin.. Her türlü eza cefaya karşı: “Ya Rabbi! Kavmimi bağışla, onlar bilmiyorlar” dedin. Öyle yapmayıp bedduada bulunsa idin, ben ve benim gibiler bu gün burada bulunamaz, cehennemi boylardık dedi ve duygulanmıştı.</div>
<div></div>
<div>Habbab bin Ered (r.a) gençti, fakirdi, imanla şereflenmişti. Müşrik birinin yanında demirci çırağı olarak çalışıyordu. O müşrik adam, Habbabın iman etmesini bir türlü hazmedemiyordu. Onun için eziyet veriyor, vücudunu kızdırılmış demirle yakıyor, imanından vazgeç diyordu.</div>
<div></div>
<div>Birgün canı çok yanmış olacak ki, bağrını açıp Efendimize, (sav) yanıkları gösterdi. -İnancım odur ki, Habbabdan daha çok acı duyup üzülen Nebiler Sultanı Efendimiz(sav),- Ya Habbab, sizden evvelki inananlar diri diri açılmış kabirlere yatırılıyor, demir tırmıklarla etleri kemiklerinden ayrılıyordu ve yine diri diri ateşlere atılıyorlardı da, onlar yine de sabrediyorlar ve yine de imanlarından vazgeçmiyorlardı, dedikten sonra, sen bu kadarcık sıkıntılar karşısında, imanından pişmanlığını bana anlatmak mı istiyorsun, diyordu.</div>
<div></div>
<div>Habbab, keşke Sabretseydim de, halimi Rasülüllah’a arzedip üzmeseydim diyerek, ne kadar pişmanlık duydu Allah bilir.</div>
<div>Yasir ailesinin başına gelmeyen kalmamıştı. Onlar ölüm tuzaklarında kıvranırken, Efendimizin, (sav) gücü yoktu, elinden bir şey gelmiyordu. Sadece yanlarından geçiyor, teselli adına, ancak; “Sabren ya Al-iYasir, Sabren ya Al-i Yasir” diyebiliyordu.</div>
<div></div>
<div>Bakara suresi 45. ayette, Cenab-ı Hak, “ Sabır göstererek, namazı vesile ederek Allah’dan yardım dileyin! Gerçi bu çok zor bir iştir, fakat içi saygı ile ürperenlere- zor- değil.”</div>
<div>Ve Al-i İmran suresi 200. ayette de, “ Ey iman edenler! Sabredin! Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin! Cihad için daima hazırlıklı ve uyanık bulunun! Ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki felah bulup başarıya eresiniz.” buyurmaktadır.</div>
<div>Taha Suresi 130. ayette Rabbimiz, “&#8230;&#8230;(Habibim) O halde onların söylediklerine sabret! “</div>
<div>Etfal Suresi 66. ayette Cenab-ı Hakk, “&#8230;&#8230;Allah sabredenlerle beraberdir.”</div>
<div>Ve yine Nahl Suresi 127. ayette Cenab-ı Hakk, “(Habibim) Sabret! Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Kafirlerin yüz çevirmelerinden mahzun olma, yaptıkları hilelerden dolayı da telaş edip darlanma!”</div>
<div>Tevbe Suresi 129. ayette C Hak, Efendimizin şöyle ifade buyurduğunu anlatır. “Allah bana yeter. O’ndan başka Tanrı yoktur. Ben yalnız O’na dayanır, O’na güvenirim. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığın Sahibidir.”</div>
<div></div>
<div>Rum Suresi 60. ayette “(Habibim) O halde sabret! Çünkü Allah’ın vadi kesindir&#8230;&#8230;.”</div>
<div>Mearic Suresinde ise, “ (Habibim) O halde sen, müşriklerin eziyetlerine güzelce sabret! Çünkü azabın inmesi yaklaşmaktadır.” Buyurmaktadır.</div>
<div>Efendimizin (sav),sabırla alakalı beyanları ise şöyledir.</div>
<div>“ Sabır, imanın yarısıdır.” İbn-i Hacer</div>
<div>“ Sabır, aydınlıktır.” Müslim, Tirmiz’i, Nesai, İbn-i Hacer.</div>
<div>“ Hiç kimseye sabırdan daha güzel ve daha büyük bir hediye verilmemiştir.” Buhari, Müslim, Tirmiz’i&#8230;</div>
<div>“ Sabır kurtuluşun anahtarıdır.” Acilini,Keşfu’l-hafa</div>
<div>“ Sabır, cennet hazinelerinden bir hazinedir.” Acluni</div>
<div></div>
<div>Efendimiz (sav), Beşerin bunalımının zirvede olduğu bir dönemde, sürekli problem üreten bir toplum içinde neş’et etmiş olmasına rağmen, hiç bir intizam ve istikrarın bulunmadığı bir toplumdan her biri bir toplumu aydınlatacak seçkin fertler yetiştirmiştir.</div>
<div>Bugün dünyanın bir çok yerinde, sadece Allah’a İmanından ve İslamı temsilinden dolayı, tarihde olanları, yapılanları aratmayacak kadar korkunç işkenceler, zulümler, maddi manevi baskılar, hemde müslüman kimliğini taşıyanlar tarafından irtikap edilmektedir.</div>
<div></div>
<div>Mü’minler imanlarının gereği bütün yapılan iftira ve isnatlara, zulüm ve hakaretlere, en mahrem mal, can, namus, haysiyet ve şereflerine dokunmalarına, yuvalarını darmadağınık yapıp, ülkelerinde yaşama haklarını ellerinden almalarına, ana baba, evlat cenazelerine son vazifelerini yapma fırsatı bile vermemelerine rağmen, bu yapılanlara mukabil “ Tevekkeltü Alallah” deyip sabrederek, fitne ve fesada karşı, yangına benzin dökmeden, mukabele’i bil misilde bulunmadan, sokağa dökülüp kimsenin malına, canına, namus haysiyet ve şerefine dokunmadan, huzursuzluk çıkarmadan, hukuki haklarını meşru yollarla aramakta, Allah’a dayanıp güvenmekte, olup bitenleri Rabb’ül Alemin’e havele etmektedirler.</div>
<div></div>
<div>Mü’min ümitli olur. Ümidini imanla besler. Sabır da iman’a güç katar. Sabır zordur, acıdır ama, neticesi güzel ve meyvesi tatlıdır.</div>
<div>Evet bu dünyanın ahireti de var. Adil’i Mutlak Allah, mazlumun hakkını kimsede bırakmaz. Dünyada ağlayanları, ahirette güldürür.</div>
<div></div>
<div><strong>Kaynak:Mehmet Ali Şengül | Samanyoluhaber</strong></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/15921-2/">Sabır | Mehmet Ali Şengül</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YENİ BAMTELİ YAYINDA &#124; SABIR, İMAN, MARİFET VE MUHABBET</title>
		<link>https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinda-sabir-iman-marifet-ve-muhabbet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2020 16:22:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bamteli]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15377</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin gerçekleştirdiği Yeni Bamteli sohbeti Herkul.org sitesinde yayınlandı. Sabır, İman, Marifet ve Muhabbet konulu sohbette M.Fethullah Gülen Hocaefendi birbirinden önemli konulara değindi. Hakka müteveccih insanların değişik sıkıntılara&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinda-sabir-iman-marifet-ve-muhabbet/">YENİ BAMTELİ YAYINDA | SABIR, İMAN, MARİFET VE MUHABBET</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi&#8217;nin gerçekleştirdiği Yeni Bamteli sohbeti Herkul.org sitesinde yayınlandı.</p>
<p>Sabır, İman, Marifet ve Muhabbet konulu sohbette M.Fethullah Gülen Hocaefendi birbirinden önemli konulara değindi.</p>
<p>Hakka müteveccih insanların değişik sıkıntılara maruz kaldığını ifade eden  Hocaefendi, &#8220;fakat sabredenler kurtuluşa ermişlerdir&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sohbetin tamamı için:</strong></p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_94017"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/FNhlNDSafps?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/yeni-bamteli-yayinda-sabir-iman-marifet-ve-muhabbet/">YENİ BAMTELİ YAYINDA | SABIR, İMAN, MARİFET VE MUHABBET</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabır</title>
		<link>https://hizmetten.com/sabir-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2020 06:00:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11391</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağrı, acı, tahammülü güç ve katlanması zor hâdise ve vak&#8217;alar karşısında dişini sıkıp dayanma mânâlarına gelen sabır; açık-kapalı &#8220;Sabırla yardım isteyiniz.&#8221; (Bakara , 2/45), &#8220;Sabredin ve sabırda yarışın&#8221; (Âl-i İmran&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sabir-2/">Sabır</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağrı, acı, tahammülü güç ve katlanması zor hâdise ve vak&#8217;alar karşısında dişini sıkıp dayanma mânâlarına gelen sabır; açık-kapalı &#8220;Sabırla yardım isteyiniz.&#8221; (Bakara , 2/45), &#8220;Sabredin ve sabırda yarışın&#8221; (Âl-i İmran , 3/200) âyetlerinde ifade edildiği gibi sabrın aynını emir.. yahut &#8220;Onlara karşı acelecilik etme&#8221; (Ahkaf , 46/35), &#8220;Onlara arkalarınızı dönüp kaçmayın.&#8221; (Enfâl , 8/15) beyânlarında olduğu gibi onun zıddını yasaklama..&#8221;Sabredenler, hayatlarını sadâkat çizgisinde sürdürenler&#8221; (Âl-i İmran , 3/17) ifadelerinde geçtiği gibi bu vasıflarından dolayı sabredenlere senâda bulunma.. &#8220;Allah sabredenleri sever.&#8221; (Âl-i İmran , 3/146) fermanında görüldüğü gibi Allah sevgisine mazhariyetlerini anlatma..</p>
<p>&#8220;Allah sabredenlerle beraberdir.&#8221; (Bakara , 2/153) İltifatında müşahede edildiği gibi sabrı yaşayanları maiyyet-i ilâhiye ile pâyelendirme.. &#8220;Şayet sabredecek olursanız bu, sabredenler için işin en hayırlısıdır.&#8221; (Nahl , 16/126) irşadkâr beyânından anlaşıldığı gibi sabırla mahz-ı hayra erilmesini beyân.. &#8220;Elbette o sabredenlere mükafatlarını, yaptıkları işlerin en güzeline göre vereceğiz.&#8221; (Nahl , 16/96) uhrevî mücâzâtı nazara veren teselli-bahş fermanıyla sâbirîn olanları müjdeleme.. &#8220;Şayet sabr u sebat eder ve itaatsizlikten sakınırsanız, şunlar da şu dakikada üzerinize geliverirlerse&#8230;&#8221; (Âl-i İmran , 3/125) yardım vaad eden beyânlarıyla sabredenlere ilâhî imdadı hatırlatma gibi, Allah tarafından, değişik yönleriyle sürekli nazara verilen çok önemli bir kalbî ameldir.. ve bir zaviyeden de, diyanetin, yarısını şükrün teşkil etmesine karşılık diğer yarısının unvanı olmuştur.</p>
<p>Bu mülâhazayı pekiştiren Hz. Rûh-u Seyyidi&#8217;l-Enâm&#8217;dan şerefsudûr olmuş: عَجَبًا لِأَمْرِ الْمُؤْمِنِ؛ إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ، وَلَيْسَ ذَلِكَ لِأَحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ فَكَانَ خَيْرًا لَهُ، وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَكَانَ خَيْرًا لَهُ &#8220;Mü&#8217;minin durumu şâyân-ı takdirdir; niye olmasın ki; onun her işi hayırdır ve bu da mü&#8217;minden başkası için müyesser değildir. O, neşe ve sevinç ifade eden bir duruma mazhar olunca şükreder, bu onun için hayır olur; herhangi bir sıkıntıya maruz kaldığında da sabreder, bu da yine onun için hayır olur.&#8221; <sup>[1]</sup> sözü ne mânidardır.</p>
<p>Ayrıca sabır; sabredilen hususlar itibarıyla aşağıdaki bölümlere ayrılır:</p>
<p><strong>1.</strong> Allah&#8217;a kulluğun zorluklarına katlanma mânâsına ibadet ü tâate karşı sabır.<br />
<strong>2.</strong> Günah yolunun nefse hoş gelmesine mukabil ma&#8217;siyet duygusuna karşı sabır.<br />
<strong>3.</strong> Hakk&#8217;ın kaza ve kaderine rızâ göstermeyi de ihtiva eden semâvî ve arzî belâlara karşı sabır.<br />
<strong>4.</strong> Dünyanın câzibedar güzellikleri karşısında yol-yön değiştirmeden Kur&#8217;ânî çizgiyi koruma adına sabır.<br />
<strong>5.</strong> Zaman ve vakit isteyen işlerde, zamanın çıldırtıcılığına karşı sabır.<br />
<strong>6.</strong> Emre bağlılıktaki inceliği kavrayarak, &#8220;اِرْجِعِي&#8221;<sup>[2]</sup> fermânına kadar vuslat iştiyakına karşı sabır.</p>
<p>Bunlardan bazıları kulun iradesiyle alâkalı olsa da, bazılarında aslâ insanın dahli söz konusu değildir&#8230;</p>
<p>Sabır; kendi keyfiyeti ve tahakkuk itibarıyla da altı kısım içinde mütâlaa edilmiştir:</p>
<p><strong>1.</strong> Sabr lillâh ki; Allah için sabretme mânâsına gelir ve sabır mertebelerinin ilkidir.<br />
<strong>2.</strong> Sabr billâh ki; sabrın Allah&#8217;tan bilinmesidir ve evvelki mertebeye göre bir kadem daha ileri sayılır.<br />
<strong>3.</strong> Sabr alâllah ki; &#8220;Her işte hikmeti vardır.&#8221; deyip, Hakk&#8217;ın celâlî ve cemâlî tecellileri karşısında aceleciliğe girmeme sabrıdır.<br />
<strong>4.</strong> Sabr fillâh ki; Allah yolunda kahr u lütfu bir bilme sabrıdır.. ve evvelkilere göre hem ağırlığı hem de derece farkı vardır.<br />
<strong>5.</strong> Sabr maallah ki; maiyyet ve kurbiyet-i ilâhiyeye dair hususiyetleri itibarıyla, bulunduğu makamın esrarına riâyetle beraber, Hak&#8217;la beraber olabilme sabrıdır.<br />
<strong>6.</strong> Sabr anillâh ki; vuslata karşı dişini sıkıp dayanma azmidir ve hakikat âşıklarının sabrıdır.</p>
<p>Bunlardan başka bazıları, sabrı; başa gelen şeyler karşısında edebini bozmamak.. bazıları, iyi-kötü hâdiseleri tefrik etmemek.. bazıları, kendine rağmen yaşamak.. bazıları, kahr u lütfu aynı ruh hâletiyle karşılamak.. bazıları, Kitap ve Sünnet&#8217;le gelen mesajları cennet davetiyesi gibi kabul etmek.. bazıları, Sevgili uğrunda can-cânan her şeyi feda edebilmek şeklinde ifade etmişlerdir ki; hepsinin kendine göre birer mahmilinin bulunduğu söylenebilir.</p>
<p>Ayrıca sabredilecek herhangi bir mesele karşısında dişini sıkıp dayanana &#8220;sâbir&#8221;; sabretmeyi tabiatıyla bütünleştirmiş olana &#8220;mustabir&#8221;; sabır mevzuunda tam bir vicdan rahatlığına ermiş bulunana &#8220;mutasabbir&#8221;; bu hususta hiç zorlanma hissetmeyene &#8220;sabûr&#8221;; herkesin sabrettiği şeylerden daha ağırlarını göğüsleyebilecek babayiğite de &#8220;sabbâr&#8221; denir.</p>
<p>Bu arada işârî tefsirciler de, sabrı; Kur&#8217;ân-ı Kerîm&#8217;in bazı âyetleriyle irtibatlandırarak şu kabil yorumlarda bulunmuşlardır: <sup>[3]</sup>اِصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا âyetinde &#8220;اِصْبِرُوا&#8221; ile insan nefsinin taate karşı sabrı, &#8220;وَصَابِرُوا&#8221; kelimesiyle maruz kalınan şeyler karşısında dayanılması, &#8220;وَرَابِطُوا&#8221; sözüyle de Allah&#8217;a karşı aşk u iştiyakın devam ettirilmesi.. veya &#8220;اِصْبِرُوا&#8221; ile sabr fillâh, &#8220;وَصَابِرُوا&#8221; ile sabr billâh, &#8220;وَرَابِطُوا&#8221; ile de sabr maallah.. yahut &#8220;اِصْبِرُوا&#8221; ifadesiyle nimetlere karşı duygu, düşünce istikameti, &#8220;وَصَابِرُوا&#8221; ile zorluk ve sıkıntılara katlanma azmi, &#8220;وَرَابِطُوا&#8221; ile de her şeye rağmen Allah&#8217;la münasebetin devam ettirilmesi kastedilmiştir.</p>
<p>Erbâb-ı hakikatçe sabra bir diğer yaklaşım ise; iyi-kötü her şeyin Cenâb-ı Hak&#8217;tan bilinip, aklın zâhirî nazarında iyi olanlara şükürle, nâhoş görünen şeylere karşı da rızâ ile mukabelede bulunma şeklindedir. Ancak insanın, altından kalkamayacağı musibetler, zor edâ edeceği mükellefiyetler ve çoklarının yuvarlanıp içine düştüğü günahlara girme endişesiyle hâlini Allah&#8217;a arz etmesi, o çok ağır sorumlulukları için O&#8217;ndan yardım istemesi ve günahlardan korkup O&#8217;nun sıyânetine sığınması.. gibi hususlar da şikayet olmasa gerek. Şikayet olması şöyle dursun, böyle bir tavır çok defa şahsın niyet ve düşüncesine göre tazarru, niyaz, tevekkül ve teslimiyet bile sayılabilir.</p>
<p>Hz. Eyyub&#8217;un: &#8220;Rabbim, gerçekten bana zarar dokundu; Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.&#8221; (Enbiyâ , 21/83) şeklindeki sızlanışı.. ve Hz. Yakub&#8217;un: &#8220;Ben bu dağınıklık ve tasamı sadece Allah&#8217;a açıyorum.&#8221; (Yûsuf , 12/86) mahiyetindeki iniltisi, isti&#8217;taf buudlu böyle bir tazarru ve niyazdır. Zaten Cenâb-ı Hak da Hz. Eyyub için: &#8220;Doğrusu biz onu sabırlı bulduk, O ne güzel kuldur! Zira O hep evvâb ve yüzü Allah kapısındadır.&#8221; (Sâd , 38/44) diyerek onun tevekkül ve teslimiyet derinlikli sözlerini sabır içinde ayn-ı şükür kabul etmiyor mu?</p>
<p>Başta büyük peygamberler olmak üzere, bütün enbiyâ, asfiyâ ve evliyâ, sabrın her çeşidini temsilin yanında, Hak&#8217;la sımsıkı irtibatlı oldukları halde, halkın içinde dişlerini sıkıp &#8220;sabr anillâh&#8221; yaşamaları, onların en mümeyyiz vasıflarıdır ve erişilmezliklerinin emâresidir. Zaten İnsanlığın İftihar Tablosu ve peygamberlik semâsının güneşi Efendiler Efendisi de: أَشَدُّ النَّاسِ بَلاَءً اْلأَنْبِيَاءُ ثُمَّ اْلأَمْثَلُ فَاْلأَمْثَلُ &#8220;Belânın en zorlusuna maruz peygamberlerdir; sonra da derecesine göre diğer makbul insanlar.&#8221;<sup>[4]</sup> buyurmuyor mu?</p>
<p>Sabır; hem zirve insanların hâli hem de zirveleşme yolunda olanların güç kaynağıdır. Zirvelere ulaşmış kimseler, o makamın gereği olarak, sabrın her çeşidini hem de en iyi şekilde temsil ederek mazhariyetlerinin bedelini ödemeye çalışırlar; haklarında zirvelere ulaşma takdiri yapılmış kimselere gelince, onlar da çeke çeke, katlana katlana, başkalarının bin türlü ibadetle ulaştıkları şâhikalara sabır dinamizmiyle ulaşırlar. Bir hadiste: &#8220;Cenâb-ı Hak, kuluna, ameliyle ulaşması zor bir makam takdir buyurmuşsa, ibadet ü tâatıyla o zirveye ulaşması imkânsız görünen kimseleri, nefis ve aileleri itibarıyla müptelâ kılar.. sonra da o ibtilâya karşılık onlara sabır verir; derken, onları yükseltip o menzile erdirir.&#8221;<sup>[5]</sup> buyrulur.</p>
<p>Bu açıdan denebilir ki; belâ, mükellefiyetin ağırlığı ve ma&#8217;siyetin baskısı, potansiyel birer rahmet olduğu gibi, bunlar karşısında gerekli tavrı almak da bu rahmetin özü sayılabilir. Bu özün özü ve esası da, ne bu ağır yükten ne de ona katlanma keyfiyetinden kimsenin haberdar olmamasıdır.. bu hususla alâkalı ne hoş söyler Fuzûlî:</p>
<p>Âşıkım dersin belâ-yı aşktan âh eyleme<br />
Âh edip ağyârı âhından âgâh eyleme!</p>
<p>Evet, insan, yerinde ocaklar gibi yanmalı ama, gam izhar etmemelidir. Yerinde dağların altında kalıp ezilmeli ama, kimseye dert dökmemelidir.</p>
<p>Bu ölçüler içindeki bir sabır mülâhazasını Hz. Mevlânâ, Mesnevî&#8217;sinde şöyle özetler:</p>
<p>Bir buğdayın, insana gıda ve kuvvet, onun dizlerine derman, gözlerine nur ve yaşamasına esas olabilmesi için, onun, toprağın bağrına gömülmesi, toprakla mücadele ede ede filizlenip gelişmesi, sonra biçilip harmanda dövülmesi, samandan ayrılıp değirmende öğütülmesi, teknelerde yoğrulup hamur hâline getirilmesi, fırınlara atılıp ateşte pişirilmesi, sonra dişlerle bir kere daha parçalanıp mideye gönderilmesi şart ve zaruridir.</p>
<p>Bunun gibi, insanın insanlığa yükselip bir işe yarar hâle gelmesi için de, onun çeşitli imbiklerden geçirilerek defaatle elenmesi, elenip özünü bulması elzemdir. Yoksa, insânî kabiliyetlerle mücehhez olduğu halde, hedefe ulaşamayıp yollarda kalabilir.</p>
<p>بَنْدَه هَمَانْ بهْ كِه بَلاَكَشْ بُوَدْ<br />
عُودْ هَمَانْ بهْ كِه دَرْ آتَشْ بُوَدْ</p>
<p>&#8220;Kul, belâ çekici olunca; öd ağacı da, yanıcı olunca iyi olur.&#8221; (Mecmûatü&#8217;l-meârif) demişlerdir ki gayet lâtîftir.!</p>
<p>Her çeşidiyle sabır kullukta bir zirvedir. Bu zirvenin zirvesi de rızâdır.. ve zannediyorum Allah katında rızâ mertebesinden daha yüksek bir pâye de yoktur.</p>
<p dir="rtl">اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَا وَبَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ وَلَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ وَشَوْقًا إِلَى لِقَائِكَ وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الرَّاضِي الْمَرْضِيِّ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ ذَوِي الْقَدْرِ الْعَلِيِّ</p>
<hr />
<p>[1] Müslim, zühd 64.<br />
[2] &#8220;(Rabbine) dön!&#8221; (Fecr sûresi 89/28)<br />
[3] &#8220;(Ey iman edenler!) Sabredin, sabır yarışında düşmanlarınızı geçin ve cihâd için daima hazırlıklı ve uyanık bulunun!&#8221; (Âl-i İmran , 3/200)<br />
[4] Tirmizî, zühd 56; İbn Mâce, fiten 23; Dârimî, rikak 67<br />
[5] İbn Hibbân, es-Sahîh 7/169; el-Hâkim, el-Müstedrek 1/495; el-Beyhakî, Şuabü&#8217;l-îmân 7/164; el-Heysemî, Mecmeu&#8217;z-zevâid 2/292</p>
<div class="fastsocialshare_container fastsocialshare-align-center">
<div class="fastsocialshare-subcontainer">
<div class="fastsocialshare-share-fbl fastsocialshare-button">
<div class="fb-like fb_iframe_widget" data-href="https://fgulen.com/tr/eserleri/kalbin-zumrut-tepeleri/Sabir" data-layout="button" data-width="100" data-action="recommend" data-show-faces="false" data-share="false"><span class="source21"><strong>Kaynak: Kalbin Zümrüt Tepeleri / M.Fethullah Gülen</strong></span></div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/sabir-2/">Sabır</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baharı Sabırla Beklemek &#124; Video</title>
		<link>https://hizmetten.com/bahari-sabirla-beklemek-video/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Dec 2019 17:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[fethullah gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah Gülen Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=6337</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah’ın izni ve inayetiyle; hiç tereddüdünüz olmasın. Yaşanan sıkıntılar karşısında dişini sıkıp sabretmek, zordur; zehir-zemberek, fakat neticesi, şeker-şerbet. Bütün bunlar, Allah’ın izni ve inayetiyle, vakt-i merhûnu gelince savrulup gidecek. Böyle&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bahari-sabirla-beklemek-video/">Baharı Sabırla Beklemek | Video</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_54748"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/mnXe1touhNQ?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<h3>Allah’ın izni ve inayetiyle; hiç tereddüdünüz olmasın.</h3>
<p>Yaşanan sıkıntılar karşısında dişini sıkıp sabretmek, zordur; zehir-zemberek, fakat neticesi, şeker-şerbet. Bütün bunlar, Allah’ın izni ve inayetiyle, vakt-i merhûnu gelince savrulup gidecek.</p>
<p><strong>Böyle hiç erimez gibi zannettiğiniz granit gibi şeyler eriyiverecek.</strong></p>
<p>Bazı virdlerde de var, Ebu’l-Hasan eş-Şâzilî hazretlerinin ve başkalarının virdlerinde var;“Ateşte buzun eridiği gibi, tuz-buz olup eriyecek!”Allah’ın izni ve inayetiyle; hiç tereddüdünüz olmasın.</p>
<p>Fakat işte ona karşı da sabretmek lazım. Yoksa “Ne zaman, ne zaman?” diye tekrar etmek ve “Böyle dua da ediyoruz, olmuyor!” demek suretiyle, O’nun takdirât-ı Sübhâniyesine itiraz nev’inden laflar etmek, düşüncelere dalmak, tasavvurlar içinde bulunmak, taakkuller içinde bulunmak, O’na karşı saygısızlık olacaktır. <strong>Bundan dolayı, “vakt-i merhûn” mevzuunda da sabırlı ve saygılı olmak lazımdır.</strong></p>
<p>Başkalarının seyr-ü sülûk-i ruhânî yoluyla ulaştıkları “temkîn” duygusunu, daha şimdiden yakalayarak “temkîn” içinde hareket etme… Temkîn, seyr-ü sülûk-i ruhânîde ulaşılan son noktadır ki, aynı zamanda “mehâfet” makamına ve “mehâbet” makamına bakar; insanı “naz”dan çeker alır, “niyaz”a sevk eder; insandaki yalvarma duygusunu, tazarru ve niyaz duygusunu tetikler, Allah’ın izni ve inayetiyle.</p>
<p>Ve önemli şeylerden bir tanesi de şudur: Bazıları, gönül kaptıracağımız/kaptırılması gereken şeye gönlünü kaptırır; gözü hep ondadır. Cennet’in sekiz tane kapısı mü’minlere açılacak; birinde “Reyyân” olacak, birinde “Feyezân” olacak, birinde bilmem ne olacak; herkes, ameline göre bir kapıdan girecek. O sekiz kapısı birden açılsa, o Cennet’in içindeki huriler-gilmanlar görülse, akan çayların/ırmakların çağıltıları duyulsa, ağaçların üzerindeki bülbüllerin şakıması işitilse, güllerin size tebessümler yağdırdığı görülse… <em>Sonra bir de dönseniz, burada Hizmet’e baksanız… Fakat cenderede bir Hizmet.. sıkıntılar içinde bir Hizmet.. canlar gırtlakta bir Hizmet… Tercihini o istikamette kullanan o insanlar şöyle derler: “Buraya, talimgâha, talim görmek üzere beni gönderen Sen’sin! Tezkere Sen’den geleceği âna kadar da ben kendi kendime tezkere uydurma niyetinde değilim! Sana iştiyak ile yanıp tutuşuyorum; gözüm görmüyor o Cennet’i!”</em></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bahari-sabirla-beklemek-video/">Baharı Sabırla Beklemek | Video</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabır</title>
		<link>https://hizmetten.com/sabir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Nov 2019 07:00:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=5128</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sabır, yücelme ve fazilete ermenin mühim bir esası ve iradenin zaferidir. O olmadan, ne ruhu inkişaf ettirmeden, ne de yücelip benliğin sırlarına ermeden bahsedilemez.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sabir/">Sabır</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabır, yücelme ve fazilete ermenin mühim bir esası ve iradenin zaferidir. O olmadan, ne ruhu inkişaf ettirmeden, ne de yücelip benliğin sırlarına ermeden bahsedilemez. Sabırla insan, toprağa, ete, kemiğe bağlılıktan kurtulur. Onunla yüce âlemlere ermeğe namzet bir kutlu olur. Sabır, öteler ötesi saltanatlara ulaşmak için dar bir geçit, aşılmaz bir zirve ise, gönlünü o âlemlere kaptırmış hakikat eri de, geçilmez ve aşılmaz gibi görünen geçitlere ve şahikalara meydan okuyan bir Heraklit&#8217;tir. En sarp yokuşları dümdüz ve ovaları da pürüzsüz gören bir Heraklit&#8230;</p>
<p>Sabır, fıtratın sînesinde cereyan eden armoninin, insan tarafından sezilmesi, kavranması ve taklit edilmesidir. Evet, o, eşyâ ve hâdiselerin dilini anlama ve onlarla &#8216;diyalog&#8217;a geçme gayretidir. Bu dili anlayacağı âna kadar sebat gösteren, sonra da, varlığın zaman seli içindeki akışıyla, kendi davranışları arasında bir köprü kurarak tabiatla bütünleşen insan ne mübeccel; kainattaki bu ilâhî musîki ne ulvî ve bu ahengin sezilip görülmesi ne âlî bir temâşâdır&#8230;!</p>
<p>Sabır; zamanın, eşya üzerindeki tesirinin kavranması ve vak&#8217;aların, zamanın, keskin dişleri arasında öğütülerek, şekilden şekile, hâlden hâle girmesinin idrâki demektir. Zamanın bu sessiz eriticiliği ve değiştiriciliği karşısında, yerinde polat ve yerinde de buz olmasını bilenler, onun cereyan çizgisinde ayrı bir buûda yükselerek yok olmadan kurtulurlar. Bunu idrak edemeyenler ise, onun demir pençeleri arasında ezilir giderler.</p>
<p>Evet fıtrat, onu tanımayan ve yürüyüşünde ona ayak uyduramayan ayakları kırar, ruhları da çiğner geçer. Onu tanıyan, hareket ve davranışlarıyla onun ruhundaki sessiz infiâllere dem tutan ve ona yeni yeni Dâvûdî nağmeler kazandıranların elinde de balmumu gibi olur.</p>
<p>Ah, bu sırrı kavramayan ve bir türlü sabretmeye yanaşmayan aceleci yaramaz çocuklar..!</p>
<p>Evet, nice kendini bilmez ve fıtrat tanımaz kimseler vardır ki; yıllar yılı dolu dizgin gitmiş, fakat bir çuvaldız boyu mesafe alamamışlardır. Ve nice sessiz, gürültüsüz kimseler de vardır ki, derin nehirler gibi durgun ve hareketsiz görünmelerine rağmen, durmadan yürümüş; adım adım ilerlemiş önünü kesen karanlıkları teker teker tepelemiş ve karşısına çıkan engelleri en sezilmedik şekilde toz duman etmişlerdir. Sessiz, gürültüsüz; gösterişsiz ve âlâyişsiz&#8230; Tıpkı mercan gibi. Deniz derinliklerinde ızdırap görmüş; ızdırap yaşamış; kanda boğulmuş ve zebercet ufkuna ulaşmış mercan&#8230;</p>
<p>Tohum bu sessizlik ve sebat içinde taşı toprağı deler, gün-yüzüne çıkar. Tomurcuk, yüz defa bağrını güneşe açar ve yüz defa gecenin karanlıkları karşısında gerilime geçer, sonra varlığa erer. Ya yavru? Bir &#8216;rüşeym&#8217; halinde anne karnında belirip, karanlıktan karanlığa intikâl eden yavru; onun serencâmesi hepten garip ve garip olduğu kadar da sabır ve teennî gamz etmektedir. Evet, şekillerin ve kalıpların her çeşidine gire gire, tam dokuz ay sonra, o gül-endam kametiyle dünyâya ayak basar.</p>
<p>Bir de, bu muhteşem kâinatların ve koca kozmosun yaratılışına bakalım. her şeyi, bir &#8216;ol!&#8217; deyivermekle varlığa erdirecek olan Kudret-i Sonsuz&#8217;un elinde, bütün mekân ve eşyanın, milyarlarca sene şekilden şekile, tavırdan tavıra intikâl etlikten sonra belli bir vaziyete gidip ulaşması, ne kadar manîdar ve ne çarpıcı bir derstir!</p>
<p>Varlık âleminde her şey, ama her şey sabırlı bir bekleyiş, bitmeyen bir azim ve direnişle, hedefine doğru adım adımdır. Acele etmeden; fıtratta carî kanunları gözeterek ve yön-yol değiştirmeden&#8230;</p>
<p>Ah, aceleci insan! Sabırsızlık gösteren sadece sensin. Sensin, eşya arasındaki tertibe riayet etmeyen! Sensin, yükselirken mesafelere tahammülü olmayan ve tırmanmada birkaç merdiveni birden atlamak isteyen! Sensin, sebepleri gözetmeden netice bekleyen! Sensin, olmayacak kuruntulara gömülerek hayâlden sırça saraylar kuran! Sonra da yalancı vehmin ve aldatıcı ümniyelerin altında tükenip giden! Sensin, düşünmeden konuşan, konuştuklarına pişmanlık duyan ve birbirini takip eden pişmanlıklardan ders almayan, uslanmayan! Bir bilsen; bu halinle, ne kadar sevimsiz ve ne kadar uğursuzsun..! Keşke, her biri beliğ bir hatip ve her biri bir dil olan çevrendeki hâdiselerden ders alarak, eşyâ arasında bulunan tertibe riayet etmeyi; sebep ve neticelerin hakkını gözetmeyi ve hayâlinle değil; imanın, azmin ve iradenle var olmayı bilseydin&#8230;!</p>
<p>Sen, sabrettiğin kadar var ve Hakk&#8217;ın katında da sabrın kadarsın. Kitabı&#8217;nın güzel diye parmak bastığı en güzel haslet ve en güzel huyları, ârızasız ve ara vermeden yaşamadaki sabrın ve azmin kadar&#8230; Ve çirkin diye tespit ettiği sevimsiz şeyler karşısında da dayanma gücün ve sebatın kadar&#8230; Nihayet, tepeden inme başa gelenler karşısında, tavrını değiştirmeden:</p>
<p><strong>&#8216;Gelse celâlinden cefâ, yahut cemâlinden vefâ;<br />
İkisi de cana safâ, lütfun da hoş kahrın da hoş&#8217;</strong></p>
<p>gerçeğine dilbeste, yürekliliğin ve hoşnutluğun kadar&#8230;</p>
<p>Bütün yükseltici şeyleri, ara vermeden sürekli olarak yaşama; alçaltıcı şeylere karşı devamlı teyakkuz ve direnme; nihayet, beklenmedik anda ve beklenmedik şekilde, seni ırgalayan ve örseleyen umum belalara karşı yılgınlık göstermeden dayanma; evet, işte acılardan acı ve neticesi itibariyle de zülâllerden zülâl sabır budur!</p>
<p>Kol kanat verip yerinden ayrılmama&#8230; Mum gibi eriyip gitme; yine yerinden ayrılmama&#8230;</p>
<p>Nerdesin azim, nerdesin irade! Nerdesin civanmertlik ve nerdesin yiğitlik! Durmadan yön ve yol değiştirme bizi şaşkına çevirdi. her gün ayrı bir şeye dilbeste olma bizi bitirdi. Ve durmadan mihraptan mihraba koşma, bizi kıblesiz hâle getirdi&#8230;</p>
<p>Bir Hakk dostu; &#8216;beni bir kedi irşat etti&#8217; der. Avını beklediği delik önünde, sabahlara kadar gözünü kırpmadan bekleyen bir kedi&#8230; Ya sen, insanoğlu! Tavrını değiştirmeden, nazarını ayırmadan ne kadar bekledin ebedî mihrabında..? Evet, kaç defa düzenin bozuldu; hizmetin hebâ oldu da, gönül koymadan darılmadan yeni baştan deyip yürüdün yoluna..? Ve kaç defa, kapılardan kovuldun, diyar diyar sürüldün de, dönüp yine başını koydun sevgilinin eşiğine..? Yoksa sen, senden evvel gelip geçenlerin hâlleri başına gelmeden cennete gireceğini mi sandın? Oysa onlara öyle ezici sıkıntılar, öyle kımıldatmaz ızdıraplar dokundu ve öylesine sarsıldılar ki, Nebi (sav) ve maiyetindeki inananlar: &#8216;Ne zaman Allah&#8217;ın yardımı?&#8217; dediler. Bil ki, O&#8217;nun yardımı yakındır . Sabredip kulluğunu sürdürenlere; canını dişine takıp günahlara karşı koyanlara; bin defa düzeni bozulduğu hâlde ümit ve azmini yitirmeyenlere.</p>
<p>Evet &#8216;Cânân yolunda, dağdağa-i câna düşmeyenlere; Girdik reh-i sevdaya , gayrı bize bir şey lazım değil&#8217; diyenlere&#8230;</p>
<p><strong><span class="source21">Sızıntı, Kasım 1981, Cilt 3, Sayı 34</span></strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sabir/">Sabır</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
