<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Peygamber Efendimiz arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/peygamber-efendimiz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/peygamber-efendimiz/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Jun 2025 21:18:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Peygamber Efendimiz arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/peygamber-efendimiz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cuma Hutbesi &#124; Efendimiz&#8217;in Ahlakı ve Edebi</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-efendimizin-ahlaki-ve-edebi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jun 2025 21:18:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=44215</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ لَقَدْ كَانَ لَكُمْ في رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثيرًاۜ Hakikaten, Allah’ın Resulünde sizler için, Allah’a ve âhiret gününe&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-efendimizin-ahlaki-ve-edebi/">Cuma Hutbesi | Efendimiz&#8217;in Ahlakı ve Edebi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ</strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>لَقَدْ كَانَ لَكُمْ في رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثيرًا</strong><strong>ۜ</strong></p>
<p>Hakikaten, Allah’ın Resulünde sizler için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı bekleyenler ve Allah’ı çok zikredenler için en mükemmel bir nümune vardır. <strong><em>(Ahzab; 21)</em></strong></p>
<p><strong>أَدَّبَنِي</strong><strong> ربِّي</strong><strong> فأَحْسَنَ تَأْدِيبِي</strong> <strong>“</strong>Beni Rabb’im edeplendirdi ve ne de güzel terbiye etti!.” <strong><em>(Münâvî, </em></strong>Feyzu’l-kadîr<strong><em> 1/225)</em></strong></p>
<p><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong> Hutbemiz<strong>, </strong><strong>Efendimizin Ahlakı ve Edebi hakkında</strong> olacaktır<strong>.</strong></p>
<p><strong>Edep, </strong>dine ait prensipler sayesinde ruhta kazanılan ikinci bir fıtrat veya daha geniş manâsıyla, ruhun dinle bütünleşerek istikrar kazanmasıdır.</p>
<p>Güzel ahlakı en mükemmel şekilde yaşayan ve temsil eden, hiç şüphesiz Peygamber efendimizdir (s.a.v.). O’nun hayatından her insanın alacağı, sayısız faziletler, güzellikler ve pek çok dersler vardır.</p>
<p>Kur’ân Onun (s.a.v.)  ahlakından bahsederken;</p>
<p><strong>وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظيمٍ</strong><strong>  </strong><strong>“Ve</strong><strong> sen pek yüksek bir ahlâk üzerindesin!”  </strong>demektedir <strong><em>(Kalem,4)</em></strong><strong>. </strong>Dolayısıyla bizim de o ahlakla ahlaklanmamız bir zaruret ve bir mecburiyettir. Tabii ki, farzıyla edeblenmek farz; vacibiyle edeblenmek vacib; sünneti ile edeblenmek sünnet ve müstehabıyla edeblenmek de müstehabtır.</p>
<p><strong>Kaynaklarımızda Efendimizin ahlakı ve edebi ele ilgili </strong><strong>ş</strong><strong>u bilgiler nakledilmektedir.</strong></p>
<p>O’nun (s.a.s) herkesi büyüleyen ve kendine çeken bir yumuşaklığı vardı. O&#8217;nu yakından tanıyan herkes, O&#8217;na, evlât, anne-baba ve bütün sevdiklerinden daha fazla alâka duyar, âdeta O&#8217;nun tiryakisi olur ve bir daha da huzurundan ayrılmak istemezdi. O her hâliyle çevresine güven vadederdi.</p>
<p>Kimseyi aldatmamanın yanında baş döndüren stratejileri; en yaman hâdiseler karşısında dahi asla &#8220;pes&#8221; etmemesi; musibetlerin yüzüne gülmesi ve belâları iyi okuyup onlardan kitaplar dolusu ibretler çıkarması; şiddet, hiddet ve öfkeye sebebiyet veren münasebetsizlikler karşısında olabildiğine soğukkanlı, olabildiğine temkinli davranması hem O&#8217;nun insanüstü karakterini, hem de konumunu ve o konuma göre duruşunu aksettiren hususlardan sadece birkaçıdır.</p>
<p>Aile efradı arasında O, eşi menendi olmayan bir aile reisiydi.. arkadaşları içinde, kardeşçe, yumuşak tavırlarıyla gönüllere girmesini çok iyi bilen mükemmel bir mürşit ve muallimdi.. arkasındakileri hiçbir zaman yanıltmayan ve inkisara uğratmayan eşsiz bir rehberdi.. harikulâde bir devlet reisi ve bozgunlardan zafer çıkaran bir erkan-ı harpti.</p>
<p>Bütün bu mükemmelliklerine rağmen O, her zaman düz bir insan gibi davranıyor, kendini insanlardan bir insan sayıyordu.</p>
<p>Olabildiğine zâhidâne yaşıyor ve âdeta hayatını dünyaya karşı oruca niyet etmiş gibi fevkalâde bir zühd içinde geçiriyordu; yemiyor, yediriyor; giymiyor, giydiriyor; <strong>bir damla nimet karşısında yüz defa şükürle gürlüyor ve hep minnet hisleriyle oturup kalkıyordu. </strong></p>
<p>Dünyaya bir ukbâ koyu nazarıyla bakıyor, onu bir mezraa gibi görüyor; ekiyor, biçiyor ve elde ettiklerini de hep ötelere bağlıyordu. Rüzgârların tohumları sağa-sola taşıyıp neşv ü nemaya emanet ettikleri gibi O da esiyor-savuruyor; yoksulları görüp-gözetiyor, açları doyuruyor ve kendisi çok defa aç yatıp kalkıyordu.</p>
<p>Arkadaşlarının onca tazim ve saygısını görmezlikten gelerek onlarla aynı zeminde bulunur, aynı sofrada yemek yerdi. Yer yer, ibret, ders ve nükte edalı latifelerle onları rahatlatırdı.</p>
<p>O her zaman halim, selim ve dengeliydi; kin, nefret ve öfke hislerinin tetiklendiği durumlarda bile fevkalâde mülayim davranır; gayzla köpüren insanların şiddetini, hiddetini tadil ederdi.</p>
<p>Umumî bir hakkın <strong>çiğnenmediği,</strong> Allah hakkına saygısızlıkta <strong>bulunulmadığı </strong>hemen her yerde O, bağışlayıcı ve müsamahalı davranırdı.</p>
<p>O&#8217;nun bir kere olsun sözünden döndüğü görülmemiş, hep bir güven ve vefa abidesi olarak yaşamıştı. O&#8217;nu yakın takibe alıp vurmak için sürekli fırsat kollayan o pek azılı hasımları bile hiçbir zaman O&#8217;na yalan isnadında bulunmamış ve bulunamamışlardır<strong>. </strong><strong><em>GAYBIN SON HABERCİSİ/ YENİ ÜMİT: Ocak 2003, KDD)</em></strong></p>
<p>Enes bin Malik, Efendimiz’i şöyle anlatır: “Kendisine bir şey soranı can kulağı ile dinler, soruyu soran ayrılmadıkça yanından ayrılmazdı.” Kendisini ziyaret edenlere ikramda bulunur, oturmaları için hırkasını yere sererdi.</p>
<p>Kendisi yetim büyüdüğü için yetimliğin ne kadar zor olduğunu bilirdi. Yetimlere çok şefkatli davranıyordu. Bir bayram gününde bir kenarda karnı aç, perişan bir vaziyette ağlamaklı duran bir yetim çocuğu aldı, karnını doyurdu, giydirdi. Onu evlatlığına aldı.</p>
<p>Bir çocuk gördüğü zaman mübarek yüzünü neşe ve sevinç kaplardı. Onu tutar, kollarına alır, severdi. Çocuklara değer verdiğini onlara selam verip hal hatırlarını sorarak gösterirdi. Her yolculuk dönüşü Medine’ye girerken mutlaka bindiği devesinin arkasında bir çocuk olurdu. Bazen bir dizine Hasan’ı, diğer dizine de Üsame’yi alır bağrına basar <strong>“Allah’ım bunlara rahmet et”</strong> diye dua ederdi.</p>
<p>O’nun mübarek dilinden <strong>“Elhamdülillah”</strong> lafzı düşmezdi. Sabahlara kadar namaz kılar, “neden bu kadar kendine eziyet ediyorsun” diyen eşine de <strong>“Allah’ıma şükreden bir kul olmayayım mı?”</strong> derdi. Sevinçli bir haber duyunca hemen şükür secdesi yapardı. Sakat ya da hasta birisini görünce, ona dua eder ve Allah’ın kendisine ihsan ettiği nimetlere de şükrederdi.</p>
<p>O aynı zamanda bir sabır kahramanıydı. Hayatına baktığımızda daha doğmadan babasını, altı yaşında annesini, sekiz yaşında dedesini ve daha sonra aynı senede hem sevgili eşi Hz. Hatice’yi hem de amcası Ebu Talib’i kaybetmişti. Kızı Fatıma hariç bütün çocuklarını kendisinden önce toprağa vermişti. Türlü türlü sıkıntılar çekiyor, hakaretler görüyor, aç kalıyor, hastalıklar geçiriyor ve O bütün bunları sabırla karşılıyor, bunları hiç zikretmiyordu.</p>
<p>O, hayatı boyunca ne bir hizmetçiye ne bir kadına ne bir çocuğa ne de herhangi bir insana veya hayvana vurmamıştır.</p>
<p>Hoşgörü ve alçak gönüllülüğüne ilişkin sadece Mekke’nin Fethi günü takındığı tutuma bakılsa bile bu, onun mükemmel şahsiyetinin ve nübüvvetinin en açık göstergesi olarak yeter. Zira O, Mekke’ye büyük bir ordu ile girmişti ve bir vakitler Mekkeliler onları Mekke’nin sokaklarında abluka altında tuttuktan sonra amcalarını, amca çocuklarını, dostlarını ve kendisine arka çıkanları öldürmüş, arkadaşlarına işkencenin her türünü reva görmüşlerdi. Kendisini yaralamış, türlü baskılar yaşatmış; aç susuz bırakmış, hakaretler yağdırmış, suikast için iş birliği yapmışlardı. Mekke’ye girdiği oraya hakim olduğu vakit, onlara bir konuşma yapmış ve Allah’a şükredip O’nu övdükten sonra şöyle demişti: <strong>“Kardeşim Yusuf’un dediği gibi derim; bugün sizi kınamak yok. Allah sizi affetsin; çünkü O, rahmet edenlerin en merhametlisidir.” </strong><strong><em>Yusuf Suresi/12; 92.</em></strong></p>
<p>Rabbim bizleri Efendimizin ahlakı ile ahlaklandırsın. Bizleri O’na layık ümmet eylesin.</p>
<p><strong><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/06/EFENDIMIZIN-AHLAKI-VE-EDEBI.HUTBE_.-06.06.25.docx">Cuma Hutbesi | Efendimiz&#8217;in Ahlakı ve Edebi</a>  WORD</strong></p>
<p><strong><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2025/06/EFENDIMIZIN-AHLAKI-VE-EDEBI.HUTBE_.-06.06.25.pdf">Cuma Hutbesi | Efendimiz&#8217;in Ahlakı ve Edebi</a>   PDF</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-efendimizin-ahlaki-ve-edebi/">Cuma Hutbesi | Efendimiz&#8217;in Ahlakı ve Edebi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nurun parladığı ev&#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/nurun-parladigi-ev-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Dec 2022 00:45:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Erkam ibni Erkam]]></category>
		<category><![CDATA[Hz.Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28254</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zulmeti titreten nurun Mekke sokaklarına yayılmasından rahatsız olan kötülük, zulmün her türlüsünü mazlumların üzerinde denediği ifritten bir dönem! Karanlık çağın bahtına düşen ilahi mesajlar granitten şehrin yamaçlarını bahara çeviriyor; daha&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nurun-parladigi-ev-ismet-macit/">Nurun parladığı ev| İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zulmeti titreten nurun Mekke sokaklarına yayılmasından rahatsız olan kötülük, zulmün her türlüsünü mazlumların üzerinde denediği ifritten bir dönem!</p>
<p>Karanlık çağın bahtına düşen ilahi mesajlar granitten şehrin yamaçlarını bahara çeviriyor; daha küçükken kanatları kırılan çöl kelebeği kızların kaderine bir cemre gibi düşüyordu.</p>
<p>İyilik, ilahi bir programla yavaş yavaş organize oluyor göğüs kafeslerinde kalp yerine sert kayalar taşıyan zalimler, bitirilen insanlığı yeniden inşa etmek için gayret eden sevgi işçilerine sistematik şekilde işkence ediyorlardı…</p>
<p>Efendiler Efendisi (sav) bir taraftan zalimlerle mücadele ederken diğer taraftan gelen ilahi mesajları sahabesine anlatıyor, henüz bir avuç Müslümanın kuvve-i maneviyesini takviye ediyor ve onları vahyin ikliminde yetiştiriyordu.</p>
<p>Cennet gülleri yetiştirecek olan Bahçıvan (sav) sayıları artan Müslümanları artık evinde ağırlayıp dersleri burada yapamazdı. Zira müşrikler o evi 24 saat gözetliyor oraya girenler zayıf ve kölelerden ise Müslüman olduklarını öğrendiklerinde en ağır işkencelere başlıyorlar; zengin ve kendilerine göre soylu kimselerden ise algı operasyonları ile tahrik ediyor ve öyle bir baskı kuruyorlardı ki bu şahıslar eğer Müslüman olacaklarsa vazgeçiyorlardı.</p>
<p>Sayıları artan müminler için başka bir yere başka bir müesseseye ihtiyaç vardı. Kur’an’ın tabiriyle Allah’ın izin verdiği, ondan sonra kurulacak tüm eğitim ve ilim yuvalarına örnek olacak insan yetiştiren bir “eve”… <strong>O (sav) aradığı evi Safa tepesi eteklerinde buldu. Bu ev Ebu Cehil’in kabilesi Mahzumoğulları’ndan erken yaşta Müslüman olan Erkam ibni Erkam’a (ra) aitti.</strong> Girişi çıkışı dikkat çekmeyen, kalabalık bir cadde üzerindeki bu ev müminlerin toplanması için son derece müsait idi. Allah Rasulü (sav) bu ev ile ilgili düşüncesini Hz Erkam’a açınca tereddütsüz kabul etti İslam semasının ilk yıldızlarından olan yiğit insan!</p>
<p>Ve bu kutlu ev bir ocak gibi tütmeye başladığında Mekke’nin hatırı sayılır gençleri kanat çırpıp uçuverdiler bu nurdan iklime… Açık kaldığı üç yıl içerisinde iki yüze yakın talebe yetiştirdi bu evde Efendimiz (sav)</p>
<p><strong>Hz Ali, Hz Zeyd, Hz Habbab, Hz Hatice, Hz Fatıma binti Hattab, Hz Sad ibni Ebi Vakkas, Hz Ebu Ubeyde bin Cerrah, Hz Cafer… Yarınlarda dini omuzlarında yükseltecek yiğitler bu okuldan icazet aldılar.</strong></p>
<p><strong>Hz Musablar… Hz Ömerler bu iklimde İslam’a teslim oldular…</strong> Hz Habbab, Hz Musab’ı elinden tutup getirdiğinde Allah Resulü’ndeki (sav) nübüvvet nuruna vurulmuş ve bu simada yalan yok demişti. Kendini bu nurdan iklime salan Hz Musab daha sonra İslam tarihinin ilk muallimi olacak ve Medine’ye hicret edip oraları Kainatın İftihar Tablosu’nun gelişine hazır hale getirecekti. Sonra O’nun (sav) bedeline Uhud’un kumlarında dünya hayatını tamamlayacak gencecik yaşında cennete kanat çırpacaktı.</p>
<p>Mahzun Nebi’nin (sav) Allah’tan istediği Hz Ömer, aktığı küfür yatağından Hak okyanusuna dökülecek ve gelip Dar-ül Erkam’da teslim olacaktı. Kaynaklar bize şöyle anlatır Hz Ömer’in (ra) Müslüman oluşunu: Hz Ömer küfür cephesinin yönlendirmesi ile Efendimiz’i (sav) öldürmeye giderken Hz Nuaym onun ne yapmak istediğini öğrenince ona kız kardeşi Fatıma ile eniştesi Said b. Zeyd&#8217;in yeni dine girmiş olduğunu söyledi ve önce kendi ailesi ile uğraşması gerektiğini bildirdi. Bunu öğrenen Hz Ömer (ra) öfkeyle eniştesinin evine yöneldi. Kapıya geldiğinde içerde Kur’an okunmaktaydı. Kapıyı çalınca, içerdekiler okumayı kesip Kur’an sayfalarını sakladılar. İçeri giren Hz Ömer (ra) eniştesini dövmeye başladı ve araya giren kız kardeşinin aldığı darbeden dolayı burnu kanadı. Kız kardeşi, Hz Ömer’e ne yaparsa yapsın dinlerinden dönmeyeceklerini söyledi ve yüzüne karşı cesaretle şöyle haykırdı:</p>
<p><em>“Biz Müslüman olduk. Allah’a ve Rasûlüne iman ettik, istediğini yap ama biz asla dinimizden dönmeyeceğiz.”</em> Bu cesur çıkış Hz Ömer’i sarsmıştı. Önce okunan Kuran’ı istedi ve daha sonra Mekke’nin dağının taşının bile sevinç çığlığı attığı şu cümle döküldü dudaklarından: <em>“Beni O’na (sav) götürün…”</em></p>
<p><strong>Dün o irfan ocağından yetişenler insanlığı dünyaya taşıma adına, iyiliği yeryüzüne hâkim kılmak için dağıldılar arzın dört bir köşesine. Bugün ise o kutlu ev, manası itibariyle vazifesine devam ediyor. Yüzyıllar boyu sahabe misal insanlar yetiştirdi yetiştirmeye devam edecek.</strong></p>
<p><a href="https://youtu.be/_cJ4B9sqGN0"><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nurun-parladigi-ev-ismet-macit/">Nurun parladığı ev| İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sizi Ilgaz Dağlarında Bile Yalnız Bırakmadık -1 &#124; MEHMET YILDIZ</title>
		<link>https://hizmetten.com/sizi-ilgaz-daglarinda-bile-yalniz-birakmadik-1-mehmet-yildiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2022 05:18:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Ilgaz Dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kışın şiddetini gösterdiği günlerdi. Akşam haberlerinde Elmadağ yolunun kapandığı, kar temizleme çalışmalarının devam ettiği, ancak yoğun kar yağışının bu çalışmaları engellediği sık sık tekrarlanıp duruyordu. Aylardan aralık, günlerden perşembe idi.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sizi-ilgaz-daglarinda-bile-yalniz-birakmadik-1-mehmet-yildiz/">Sizi Ilgaz Dağlarında Bile Yalnız Bırakmadık -1 | MEHMET YILDIZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kışın şiddetini gösterdiği günlerdi. Akşam haberlerinde Elmadağ yolunun kapandığı, kar temizleme çalışmalarının devam ettiği, ancak yoğun kar yağışının bu çalışmaları engellediği sık sık tekrarlanıp duruyordu. Aylardan aralık, günlerden perşembe idi. Ertesi günün sabahı ağabeylerle yolculuk için bir planımız vardı. Nedense her yolculuk öncesi, üç beş gün öncesinden bir yol heyecanı sarardı hepimizi.</p>
<p>Bu seyahatlerin, mahiyeti itibarı ile mukaddes yolculuklardan izler taşıdığını düşünüyorduk. Beraberce gittiğimiz, dertleştiğimiz ağabeylerimizin samimiyetleri, yolculuğa böyle bir mana katıyordu. Herkesin kendine göre işi gücü, meşguliyeti, ailesi, çoluk çocuğu vardı. <strong>Ama böyle bir vazife rutin işler yüzünden ihmal edilemezdi, edilmemeliydi.</strong> Bundan dolayı onlar her ay bir hafta sonunu, pek çok güzelliklere vesile olan bir seyahate ayırıyorlardı Allah’ın sadık ve aşık kulları. Hakka gönül vermiş olan dostlar bu seyahatlere katılmak için can atıyordu.</p>
<p>Farklı şehirlerdeki iman ve Kur’an hizmetine gönül vermişlerin ve vereceklerin ziyaretlerine gitmek, onlarla fikir alışverişinde bulunmak, gördüklerimizi, bildiklerimizi ve hissettiklerimizi o güzel insanlarla paylaşmak ve o güzide toplulukların da samimiyetlerini, fedakarlıklarını, hasbîliklerini alıp, yaşadığımız beldedeki kader birliği yaptığımız arkadaşlarımıza aktarmak yeni heyecanlara vesile oluyordu. Ancak bu vazifeyi yaparken yaşadıklarımızı, oralarda duyduğumuz heyecanı tarif etmekten aciz olduğumuzu itiraf etmeliyim.</p>
<p>Şu kadar var ki, sanki giderken elimizde içi kevser dolu testiler vardı da bizi misafir edenlere o testiden nurdan bardaklarla kevserler sunardık. Sonra da boşalan oradaki samimi insanların tarif edilemez güzellikteki pınarlarından doldurup geriye dönerdik. <strong>Biz yalnız olmadığımızı hissederdik. </strong></p>
<p>Gidişimizde kutsi bir heyecan, dönüşümüzde de tatlı bir sevinç yaşardık. O uzun yolculuklar nasıl da bitiverirdi. Doyamazdık yaşanan güzelliklere. Bazen Ordu, Giresun, Trabzon, bazen Malatya, Şanlıurfa&#8230; Yol uzundu ve 1988-90’lı yılların yolları zordu belki ama <strong>söz konusu Allah’ın rızası olunca, işin ucunda zorluklar görünmez olurdu gözümüze ve yollar da kısalır da kısalırdı.</strong></p>
<p>Yolculuklar boş geçmezdi, yer yer sohbetler eder, yer yer de vaaz kaseti ve Kur’an dinlemeyi tercih ederdik. Vaaz kasetindeki dertli ve yanık ses, bizi alır manen asr-ı saadete götürür, Kabe’de tavaf ettirir, Hacer’ül esvedi öptürüp selam verdirir, Kabe’nin karşısında Rabbimizin huzurunda kulluk şuuruna ermemizi hedeflerdi.</p>
<p>İbn-i Erkam’ın evinde yeni Müslüman olan Ammar’ların, Bilal’lerin heyecanlarını hisseder, onlara kardeş olmanın hayalini kurardık.</p>
<p>Hz. Cafer’le Necaşi’nin huzurunda, hakka ve hakikate tercüman olup, gönüllerin yumuşadığını görür, acaba biz de böyle güzellikleri, Efendimiz (SAV)’i, ulvi değerlerimizi aktarabilir miyiz diye içten içe ağlar, kalbî tazarru ve niyazlarımızı gözyaşları eşliğinde Rabbimize sunardık<strong>. Hz. Cafer’in o muhteşem konuşmasına şahit olur, Necaşi’nin huzurunda hicretin hikmetini, ne büyük bereketlere vesile olduğunu anlardık.</strong></p>
<p>Boykot yıllarında, sahabenin kadın-erkek topyekûn metanetine, sadakatine, sabrına şahit olur, onların büyüklüğünü tekrar tekrar fark ederdik.</p>
<p>İçimiz parçalanarak Taif’e gider, orada Hz. Zeyd misali Efendimiz (SAV)’e atılan taşlara kalkan olmayı hayal ederdik.</p>
<p>O sıkıntılı dönemde Mirac’a yükselen Allah Resulünü düşünür, içten içe O’na ümmet olmanın sevincini yaşardık.</p>
<p>Mus’ab b Ümeyr‘in gençliği, rehberliği ve şehadeti, yürekleri inceden titretirdi. Onunla Medine’ye gidip, bir yıl sonra inanmış 75 talihli insanla Allah Resulünün huzuruna gelirdik. Sonra da onun, <strong>“Ya Resulallah! Şu bir yıl içerisinde Medine’de evine gitmediğim, Kur’an okumadığım, seni anlatmadığım, Rabbimden bahsetmediğim kimse kalmadı” sözleri ile Allah Resul’ünün kalbinin süruruna, sevincine şahit olurduk.</strong></p>
<p>Hicret esnasında Hazreti Ebu Bekir’i takip eder, Efendimiz (SAV)’in etrafında perdedar olmasına, O’na olan sadakatine şahit olur<strong>, her türlü tehlikeye göğüs germesini görür,</strong> orada olmayı can u gönülden arzu ederdik.</p>
<p>Yolda sadece namaz için mola verirdik. Seminerlerde verilen bir ara gibi. O sırada ağabeylerimizin kıymetli eşlerinin hazırlamış olduğu ikramlarla, bir iki bardak çay yudumlayıp manevi seyahate kaldığımız yerden devam ederdik<strong>. Bu yolculuklar, bir seminer gibi olurdu bizim için. </strong>Saatler süren dinlemeler, konuşmalar, okumalar ve bazı yaşanmış hatıralarla, ne güzellikler akardı yüreklerimize.</p>
<p>Bir başka seyahatte dinlediğimiz ayrı bir kasetle kendimizi bir anda Bedir’in ortasında bulurduk. Henüz 13-14 yaşında bir delikanlının Bedir’e katılabilmek için Efendimiz (SAV)’e yalvarmasına şahit olur<strong>; “Ya Resulallah ne olur beni kendinden ayırma. Sen neredeysen ben de orada olmak istiyorum. Sana ve davana sahip çıkmak istiyorum. Yaşımın ve boyumun küçüklüğüne bakma”</strong> sözlerini gözyaşları içinde takip ederdik. Ben de kendi içimden ona seslenir ve <strong>“O küçücük kalbine bu yüce mefkûreyi nasıl sığdırdın ey büyük ruhlu Ümeyr b. Ebi Vakkas”</strong> derdim.</p>
<p>Sonra Hz. Hamza, Abdullah b. Cahş, Hanzala, Enes b. Nadr ve diğer kahramanlarla<strong>, kendimizi Uhud’da Efendimizin etrafında, kenetlenmiş bir vaziyette bulurduk.</strong> Orada Allah Resulü (SAV) için bütün bir dünyadan nasıl geçildiğini görür, onlarla aynı duyguları yaşamak isterdik.</p>
<p>Hz. Sümeyra’nın Uhud’da babasını, kocasını, kardeşini ve oğlunu şehit verdikten sonra<strong>, “Eyne Resulullah” yani “Resulullah nerede” çığlığını duyar, Efendimizle buluştuktan sonra “Bütün musibetler bundan sonra bana hafif gelir” sözlerini yüreğimize nakşederdik.</strong></p>
<p>Hendek’te Allah Resulünün açlıktan karnına taş bağladığına şahit olur ve O’nun her şeye rağmen, bütün zorluklara nasıl katlandığını hayranlıkla izlerdik.</p>
<p>Hz. Ebu Bekir, Hz. Osman ve Abdurrahman b. Avf gibi sahabelerin cömertliğine şahit olur, malımızı, mülkümüzü onlar gibi infak etme duygusu ile coşardık.</p>
<p>Yemame savaşında, Ebu Akil’in kahramanlığına şahit olur, son nefesini vermeden önce halini hatırını soran bir sahabeye, <strong>“galibiyet ve mağlubiyet kimde” diye sormasındaki şuurunu ve yalancı peygamberin mağlup edildiğini duyunca parmağını kaldırıp, “Binlerce Ebu Akil gitsin ama, Allah Resulünün mübarek adı yere düşmesin”</strong> sözlerini hayranlıkla takip ederdik.</p>
<p>Her sahabi hayatını dinlediğimizde şöyle derdik<strong>: Bu nasıl bir sadakat, bu nasıl bir teslimiyet ve bu nasıl bir inanmışlık!</strong> Allah’ım bizleri de o güzel insanlar gibi sadık ve vefalı eyle dualarını yapa yapa seyahatlere devam ederdik.</p>
<p>Yer yer ara verir, düşüncelere dalar, muhasebe yapardık. Bu araların arkasından Mısır hafızlarından Kur’an tilaveti dinlerdik<strong>. Kur’an-ı Kerimi Mustafa İsmail’den, Abdüssamed’den, Sıddık Minşâvi’den dinlerken sanki Kur’an yeni nazil oluyormuş gibi bir hisse kapılır, tadına doyamazdık o ilahi kelamın.</strong></p>
<p>Yola çıkacağımız günün öncesinde perşembe akşamı saat 23 sularında, çok sevdiğim ayakkabıcı bir ağabeyim telefonda<strong>, “Hocam yolların kapandığını duydunuz değil mi?” dedi. Bir anda içim burkuldu. Bütün motivasyonum bir anda sıfırlanmış gibi oldu. Bu cümle yola çıkamayacağımız anlamına geliyordu. O devam etti konuşmaya; “Hocam haftaya gitsek olmaz mı, yollar da açılmış olur.”</strong></p>
<p>Karadeniz’in o güzel şehrinin, Giresun’un, güzel insanlarını düşünerek istirahate çekildim buruk duygularla.</p>
<p>Sabah namazı için hazırlık yapıyordum ki telefon çaldı. Ayakkabıcı ağabey<strong>, “Hocam 15 dakikaya geliyorum hemen inerseniz çok mutlu olacağım gitmemiz gerekiyor” deyince ben yeniden bir şok yaşadım. Namazımı kıldım yola indim. Ekip tamamdı. Ben merakımı yenemeyip neler olduğunu öğrenmek istedim. Ayakkabıcı ağabey, ağlaya ağlaya başladı anlatmaya.</strong></p>
<p><strong>“Hocam rüyamda o ana kadar hiç görmediğim bir mübarek zatı gördüm. Nurani bir yüz. Gözleri çakmak çakmak. Bana dedi ki: “Sizi Ilgaz dağlarında bile yalnız bırakmadık, Elmadağ’ında mı bırakacağız? Bak sizleri bekliyorlar. Onların iksir gibi sözlere, nurani yüzere, götüreceğiniz müjdeli haberlere ihtiyaçları var. İşinizi neden öteliyorsunuz? </strong></p>
<p><strong>Uyandığımda hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.”</strong></p>
<p>Olay anlaşılmıştı. Mahiyeti itibarıyla mukaddes olan yolculuk başlamıştı ve sonuç itibarı ile gerçekten çok tatlı bir yolculuk olmuştu.</p>
<p><strong>Meğer o rüya boş değilmiş ve yolun sonunda bizi başka bir sürpriz bekliyormuş.</strong></p>
<p>Müsaadeniz olursa onu da bir sonraki yazımızda anlatmaya çalışacağım inşallah.</p>
<p><strong>m.yildiz@hizmetten.com</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sizi-ilgaz-daglarinda-bile-yalniz-birakmadik-1-mehmet-yildiz/">Sizi Ilgaz Dağlarında Bile Yalnız Bırakmadık -1 | MEHMET YILDIZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CUMA HUTBESİ &#124; Tevazu</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-tevazu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Dec 2022 19:21:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Tevazu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28184</guid>

					<description><![CDATA[<p>HAZIRLAYAN: AKADEMİ DUISBURG Mevzu ile ilgili Ayet ve Hadis: وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذِيـنَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَـلَامًا مَنْ تَوَاضَعَ لِلهِ رَفَعَهُ اللهُ وَمَنْ تَكَبَّرَ وَضَعَهُ اللهُ&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-tevazu/">CUMA HUTBESİ | Tevazu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HAZIRLAYAN: AKADEMİ DUISBURG</strong></p>
<p><strong>Mevzu ile ilgili Ayet ve Hadis:</strong></p>
<p>وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذِيـنَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَـلَامًا</p>
<p>مَنْ تَوَاضَعَ لِلهِ رَفَعَهُ اللهُ وَمَنْ تَكَبَّرَ وَضَعَهُ اللهُ</p>
<p>Muhterem kardeşlerim; konumuz hem halka karşı hem de hakka karşı tevazu ve mahviyet içinde olma hakkında olacaktır.</p>
<p><strong>Tevazu</strong>; yüzü yerde olma ve alçakgönüllülük mânâlarına gelir ki, tekebbürün zıddıdır. Onu; insanın, kendini insanlardan bir insan kabul etmesi şeklinde de yorumlayabiliriz.</p>
<p>Allah, Kelâm-ı Kadîm’inde, Resûlullah da Sünnet-i Mutahharasında, tevazu etrafında o kadar tahşidat yaparlar ki, onları duyup-işitenin, gerçek kulluğun tevâzu ve mahviyet olduğundan şüphesi kalmaz. Kur’ân’ın: وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذِيـنَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَـلَامًا “Rahmân’ın has kulları, yeryüzünde alçakgönüllü olmanın örneğidirler ve ağırbaşlı, yüzleri yerde hareket ederler. Cahiller kendilerine sataşınca da ‘selâm’ der geçerler.”  (Furkan sûresi, 25/63) beyanı onlardan sımsıcak bir ses.</p>
<p>Hz. Sâdık u Masdûk’a isnad edilen bir hoş sözde de: مَنْ تَوَاضَعَ لِلهِ رَفَعَهُ اللهُ وَمَنْ تَكَبَّرَ وَضَعَهُ اللهُ “Yüzü yerde olanı Allah yükselttikçe yükseltir, kibre girip çalım çakanı da yerin dibine batırır.”  demektedir.</p>
<p>Yine Efendimiz; “Size; ateşin kendine ilişmeyeceği insanı haber vereyim mi? Ateş; Allah ve insanlara yakın, yumuşak huylu, herkesle geçimli ve rahat insanlara dokunmaz”  buyuruyor. (Tirmizî, kıyâmet 45)</p>
<p>Tevazu edeni, yüzünü yere koyanı Allah yüceltmiştir. İşte Musa (aleyhisselâm), işte İsa (aleyhisselâm), işte İbrahim (aleyhisselâm) ve işte Hz. Muhammed Mustafa (sallallâhu aleyhi ve sellem)&#8230;</p>
<p>Evet, dünyevî makam ve mansıplar insanı şımartmamalı ve ona kendini unutturmamalıdır. İnsan, kral da olabilir, kır bekçisi de. Tevazu zillet olmadığı gibi, kibir de <strong>vakar</strong> değildir.</p>
<p>Bir hâkim, mahkemede ciddî olmalıdır. Bu, vakardır. Ancak, aynı tavır evinde çocuklarına karşı kibir olur. Zira insan, hanesinde, hane halkından biri gibi davranmalıdır. Bunlar birer Kur’ânî düsturdur.</p>
<p>Herhangi bir müessesenin başındaki idareci mutlaka disiplinli olmalıdır. Disiplin tevazuya mani değildir. Buna bizim literatürümüzde, ciddiyet denir.</p>
<p>Tevazu olsun diye işi laubaliliğe götürmek hiç kimseye fayda vermez ve idarecide ciddi bir boşluk mânâsına gelir. İdareci başarıyı, tevazuu ve emri altında bulunanların ruhuna girmede, onlara her fırsatta yardımcı olmada aramalıdır. Böyle bir durum idareye ayrı bir ruh ve canlılık kazandırır.</p>
<p>Alllah rasulu, kendisini insanlar arasında bir fert ve bir parça olarak görüyor, davranışlarını bu anlayışa göre ayarlıyordu.</p>
<p>Allah Resûlü, sofrada bağdaş kurup otururlar, köle ve hizmetçilerle beraber yemek yerlerdi. O’nu daha önce görmemiş olanlar, ashabıyla otururken diğerlerinden ayırt edemezlerdi. O kadar ki, Kuba’da Efendimiz’le Hz. Ebû Bekir yan yana oturmuşlardı da gelen bazı kimseler peygamber diye Hz. Ebû Bekir’e tazim etmişlerdi. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir, böyle bir yanlışlığa meydan vermemek için eline aldığı bir şeyi yelpaze yapmış ve Efendimiz’in başında sallamaya başlamıştı.</p>
<p>Bir gün Hz. Ömer gelip, Allah Resûlü’nden umre için izin istemişti. Allah Resûlü onun bu talebini geri çevirmediği gibi, Hz. Ömer’i hayatının sonuna kadar heyecanlandırıp coşturacak bir talepte de bulunmuştu:</p>
<p>يَا أُخَيَّ أَشْرِكْنَا فِي دُعَائِكَ وَلاَ تَنْسَنَا “Kardeşim, duana bizi de ortak et, bizi unutma.”   Hz. Ömer; Efendimiz kendisinden dua istediğinde çok mutlu olmuş ve bir gün şöyle demiştir: “O gün dünyalar benim olsaydı, o kadar sevinmezdim.”</p>
<p>Bazıları Tevazuu; benlik ve gurur hesabına insanın içinde beliren büyük-küçük her çeşit dahilî kıpırdanışa karşı hemen harekete geçip onu olduğu yerde boğma cehdi ve gayreti şeklinde tarif etmişlerdir.</p>
<p>Halifeler halifesi Hz. Ömer’i (radıyallâhu anh) omuzunda kırba, su taşırken gören biri sorar: <em>“Bu ne hâl ey Allah Resûlü’nün halifesi!”</em> Mukarrebliğin mukimi Ömer: <em>“Dış ülkelerden bir kısım elçiler gelmişti, içimde şöyle böyle bir şeyler hissettim o hissi kırmak istedim.”</em> der…</p>
<p>Onun sırtında un taşıması, minberde kendini levmetmesi, levmedenlere ses çıkarmaması hep bu kabîl hazm-ı nefisle alâkalı hususlardandır.</p>
<p>Ayrıca Zeyd b. Sabit’in kadı olduğu bir dönemde İbn Abbas’ın elini öpmesi, buna mukabil Tercümanü’l-Kur’ân’ın da onun atının üzengisini tutması; Hz. Hasan’ın, ekmek kırıklarıyla oynayan çocuklarla oturup, onların yediğinden yemesi ve Hz. Ebû Zerr’in, başını Bilâl-i Habeşî’nin ayağının altına koyması&#8230; gibi hâdiseler hep birer mahviyet ve tevazu örneğidirler.</p>
<p>Hayatı boyunca değişmeyen tek lider O’dur. Dünyanın dört bir yanından gelen ganimet ve hediyeler O’nun ayaklarının altına seriliyordu. Fakat O, şahsı adına bunların bir zerresinden bile istifadeyi düşünmüyor, gelenlerin hepsini ashabına dağıtıyordu. Yüzü yerde olanlar, Hak katında da halk katında da sonsuz pâyelere ulaşırlar. İnsan, ne kadar mütevazi, ne kadar başı yerde, ne kadar iki büklüm ise o ölçüde Allah’a (celle celâluhu) yakın olacaktır. Mü’min, secde unvanıyla başı ile ayakları aynı noktada birleşince Allah’a en yakın olur.</p>
<p>Nitekim İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Kulun Rabbisine en yakın olduğu an secde hâlidir” ifadeleriyle bu hakikati bize hatırlatmıştır. Secdenin ifade ettiği bu mânâ bir şiirde şöyle ifade edilmiştir:</p>
<p><strong>“Baş-ayak aynı yerde, öper alnı seccade, </strong></p>
<p><strong>İşte, insanı yakınlığa taşıyan cadde..!”</strong></p>
<p><strong>Hâsılı kelam;</strong> Tevazu, hulukullah, İlahî ahlak sarayının cümle kapısı olduğu gibi, Hakk’a ve halka yakın olmanın da en birinci vesilesidir. Gül toprakta biter. İnsan semalarda değil, yerde üremiştir. İnsan her zaman gurur ve kibir esintilerine karşı duyarlı olmalı ve devamlı murâkabe, muhasebe ile nefsini ezmesini bilmelidir.</p>
<p>İnsanın kendini beğenip büyük görmesi, aklının noksanlığına ve ruhunun hamlığına delâlet eder. Akıllı ve ruhen olgunluğa ermiş bir insan, mazhar olduğu her şeyi Yüce Yaratıcı’dan bilir ve şükran hissiyle her zaman O’nun karşısında iki büklüm olur.</p>
<p>Rabbimiz bizlere Rahmân’ın has kulları gibi yeryüzünde alçakgönüllü ve ağırbaşlı olabilmeyi, cahiller bize sataşınca da ‘selâm’ deyip geçebilmeyi lütfeylesin.</p>
<p><strong>Hutbeyi PDF formatında görüntülemek ve indirmek için tıklayınız</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/12/CUMA-HUTBESI-TEVAZU.pdf">CUMA HUTBESİ TEVAZU</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-tevazu/">CUMA HUTBESİ | Tevazu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sonsuzluğun Sokulduğu Kepez &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/sonsuzlugun-sokuldugu-kepez-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Nov 2022 05:56:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hira Mağarası]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Dağı]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28010</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sonsuzluğun sokulduğu kepezlerden Hira sultanlığında biri inliyor insanlığın dertleriyle. Kırk yaşına kadar gördükleri ve müşahede ettikleri yüreğini kanatmakta. Eşini yavrularını geride bırakıp yalnızlığın iklimine sığınarak kendisini dinlemekte, içine doğru derinleşmekte…&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sonsuzlugun-sokuldugu-kepez-ismet-macit/">Sonsuzluğun Sokulduğu Kepez | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sonsuzluğun sokulduğu kepezlerden Hira sultanlığında biri inliyor insanlığın dertleriyle. Kırk yaşına kadar gördükleri ve müşahede ettikleri yüreğini kanatmakta. Eşini yavrularını geride bırakıp yalnızlığın iklimine sığınarak kendisini dinlemekte, içine doğru derinleşmekte… İnsan kardeşlerine karşı hissettiği şefkat onların dertlerini çok derinden hissettirmekte ve çöl kumlarına diri diri gömülen yavruların bakışları kor haline gelmiş temren gibi ta ciğerine saplanmakta…</p>
<p>Yitik çocuklar, atıldıkları kuyulardan yardım çığlıkları atmakta ama küfür kurşunu dökülmüş kulaklar duymamakta, duyanlar mazlumun iniltisini ney gibi dinlemekte. Kaybolmuş değerlerin, ölüp gitmiş maneviyatın terkedilmiş puslu mezarlığına dönen ülkelerde insanlar birbirini yemekteler. Hazan yemiş toprakların gözü yaşlı çocukları bir kurtarıcı beklemekte, atıldıkları çukurlardan gök yüzüne bakmaktalar. Sevginin şefkatin katledilip karşı bayıra gömüldüğü hissiz duygusuz bir dünyada zayıflar, kadınlar, köleler, mazlumlar gökten uzanacak bir el beklemekteler.</p>
<p>Menfaat şebekesinin kurduğu batıl sistemi yerle bir edecek ‘hak’ intizar edilmekte Faran Dağları’nın ufuklarında. Tur Dağı’nın kardeşi Nur Dağı’nın zirvesindeki Hira’da İnsanlığın İftihar tablosu Allah’tan uzaklaşmış böylece tüm insani değerlerini kaybetmiş ve kabristana dönen dünyaya nasıl yeniden ruh üflenebileceğinin derdini çekmekte.</p>
<p>Şehirlerin annesi Mekke doğum sancılarıyla iki büklüm. Şehrin rahmi Hira’da büyüyen üçüzlerin doğumu yaklaşmakta… Nübüvvet, İslam ve Kur’an ilk vahiyle birlikte doğacak ve yeryüzü buradan yayılacak mesajlarla yaratılış gayesine uygun mana kazanacaktır.</p>
<p>Evet binlerce yıldır beklenen rahmet sağanağının ilk damlası düşer Nur Dağı’nın zirvesindeki Yalnız Nebi’nin gönlüne. Kırk yaşındadır. Takvimler Hz İsa’dan 571 yıl sonrasını göstermektedir. 23 yıl devam edecek bu nur sağanağı yeryüzünü kıyamete kadar cennet yamaçlarına çevirecek berekettedir. O rahmetin ilk damlaları diri diri gömülmeyi bekleyen kız çocuklarının ipekten yüzlerine düşer yüreklerini bayram yerine çevirir.</p>
<p>Kur’an’ın ilk ayetlerini getiren Cebrail “oku” der şanlı Nebi’ye… Ben okuma bilmem der Efendiler Efendisi (sav). Üç kere tekrar eder vahyin taşıyıcısı şanlı melek ve her seferinde O’nu (sav) sıkıp bırakır. Belki her sıkmasında Sidret-ül Münteha’nın ötesinden ilhamlar boşaltmıştı mahzun Nebi’nin gönlüne.</p>
<p>Bu kutsal görevi Hira’da omuzlayan Efendiler Efendisi (sav) koşarak Merve tepesi yakınlarındaki cennet köşesi yuvasına gelecek ve “beni örtün, beni örtün” diyerek örtüsünün altında tir tir titreyecek, kendisine gelince fırtınalı denizlerdeki limanı Hz Hatice’sine <strong><em>“kendimden korkuyorum”</em></strong> diyecekti. Hz Hatice (ranha) ise <strong><em>“Hayır vallahi, Rabbim Seni asla mahcup etmez. Çünkü Sen akrabanı gözetirsin, aciz olanların ağırlığını yüklenirsin, fakire verir, misafiri ağırlar, hak yolunda halka yardım edersin.” </em></strong>diyerek O&#8217;nu (sav) teselli edecekti.</p>
<p>Hz Hatice, ilk şoku atlatan Efendiler Efendisi’ni (sav) alıp amcasının oğlu Varaka ibni Nevfel&#8217;e götürecekti. Varaka gözleri görmeyen yaşlı bir zattır. Cahiliye döneminde Hıristiyan olmuştur. Varaka kendisine anlatılanları dinledikten sonra: <strong><em>“Bu gördüğün Allah&#8217;ın Musa&#8217;ya indirdiği Namus-u Ekber yani Cibril&#8217;dir. Keşke sen dinini anlatırken yaşıyor olsaydım da kavmin, Seni yurdundan çıkartırken Sana destek olsaydım” </em></strong>dedi. Bu söz üzerine mahzun Nebi (sav): <strong><em>“Onlar Beni yurdumdan çıkaracaklar mı?”</em></strong> diye sordu. Varaka: <strong><em>“Evet, Senin getirdiğin şeyle (vahiy) gelen hiçbir peygamber yok ki ona düşmanlık edilmesin! Eğer bu günlerin bana ulaşırsa, yani hayatta kalırsam, Sana mutlaka yardım edeceğim”</em></strong> dedi!</p>
<p>Çöl sıcaklarının kavruk yüzlü çocuklarının, ağlamaktan yorulmuş kız annelerinin, insan yerine dahi konulmayan kölelerin, zulüm altında inleyen mazlumların kabul olmuş duasıydı O (sav)…  Geldi ve fer oldu dizlerinde derman kalmamış mahzunlara… Geldi ve nefes oldu küfürden boğulanlara… Geldi ve can oldu ümidini yitirmiş olanlara… Geldi ve el oldu kuyu diplerinde kurtarılmayı bekleyenlere… Geldi ve tebessüm oldu gözyaşlarının ıslattığı minicik kız çocuklarının yanaklarına…</p>
<p>Rabbim… Bu asırda da O’nun (sav) ümmeti zalimlerin demir pençesi, kanlı tırnakları arasında her türlü zulme maruz… Habibim dediğin ve kâinata, alemlere rahmet olarak gönderdiğin Nebi’n (sav) hürmetine mazlumlara fereç mahreç lütfeyle ve sürpriz müjdelerle onları sevindir!&#8230; Hira Dağı’ndan yayılan nur aşkına gecelerini gündüze çevir.</p>
<p><a href="https://youtu.be/_CIEWAgbVrY"><strong>Ko</strong><strong>nu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sonsuzlugun-sokuldugu-kepez-ismet-macit/">Sonsuzluğun Sokulduğu Kepez | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ey yetimler yetimi &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/ey-yetimler-yetimi-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Oct 2022 06:19:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Anne]]></category>
		<category><![CDATA[asrısaadet]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Amine]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27610</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gözyaşı vadisinde kurulmuş olan Mekke’nin Ebu Talip mahallesinde gece kuşlarına hıçkırıklarıyla eşlik eden bir kadın ağlıyor. Yavrusunu dünyaya getirmeye iki ay kadar bir vakit vardır ve alabileceği en acı haberi&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ey-yetimler-yetimi-ismet-macit/">Ey yetimler yetimi | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gözyaşı vadisinde kurulmuş olan Mekke’nin Ebu Talip mahallesinde gece kuşlarına hıçkırıklarıyla eşlik eden bir kadın ağlıyor. Yavrusunu dünyaya getirmeye iki ay kadar bir vakit vardır ve alabileceği en acı haberi almıştır. Yavrusunun babası, gözünün nuru, biricik aşkı Medine’de vefat etmiştir. Çöl ortasında hayat arkadaşını kaybedip yalnız kalmasına mı yoksa Rabbinin emaneti yavrusunun bir yetim olarak dünyaya gelmesine mi ağlasın… Hangi acıya yanacağını bilmeyen bu kadın Zühre kabilesinden Vehb’in kızı, Abdulmuttalib’in oğlu Abdullah’ın eşi Hz Amine’den başkası değildir.</p>
<p>Daha hamileliğinde gördüğü rüyalar sayesinde karnındaki çocuğun asırlardır beklenen Zât olduğunu anlamıştır. Dünyaya geldiği anda şahit olduğu mucizeler ise bu durumu teyit etmiştir.</p>
<p>Efendiler Efendisi (sav) doğumundan sonra Beni Sad obasında süt annesi ile geçirdiği dört yılın ardından şehrine geri dönmüş ve biricik annesinin atmosferindeki günler başlamıştır. Kim bilir belki O (sav) babasını sormuş ve annesi ona babasının nasıl ahlaklı olduğunu, siret ve suret olarak yaratılışındaki güzelliği kaç kere anlatmıştır. Çocukluğunda babası rüyada gösterildi mi gösterilmedi mi bilemiyoruz. Değilse O (sav) babasını başka babalar üzerinde belki dedesinin simasında hayal etmiştir. Bazı rivayetlerde ise Mekke çocuklarının Efendimiz’in (sav) çocukluğunda onun yanında “baba” diye hitap etmemeye dikkat ettiklerini okuyoruz.</p>
<p>İşte bu babasız günlerin birinde Hz Amine’nin yüreğine eşinin mezarını ziyaret arzusu düşer. Hizmetçisi Bereke’yi ve ciğerparesi öksüzünü alarak Medine’ye gider. Orada yaklaşık bir ay kalırlar. Efendiler Efendisi (sav) yıllar sonra buraya tekrar geldiğinde çocukluğuna ait hatıraları sahabeye anlatacaktır.</p>
<p>Bir yetim, yüreği yaralı eş ve genç hizmetçi kadın tekrar yola revan olacak ve Damreoğulları’nın yaşadığı bölgeye yakın Ebva köyüne geldiğinde Hz Amine hastalanacaktır. Vefat edeceğini anlamıştı. Ahirete Medine’ye 180 km uzaktaki bu köyden yürüyecekti. Gözyaşlarını evladından saklayarak yanına çağırdı çölün yalnız çocuğunu. Öptü, kokladı bağrına bastı. Babasını görmemiş bu öksüz şimdi de yetim kalacaktı.</p>
<p>Rüzgârın çöl kumlarıyla söylediği hüzzam şarkıya Hz Amine’nin hıçkırıklı bir ağıt gibi söylediği şu sözler eşlik edecekti: <strong><em>&#8220;Ey mübarek çocuk! Ey dünyaya bulaşmadan bir konup, sonra uçup giden güvercin (Abdullah)&#8217;ın oğlu! Baban her şeyin sahibi ve her şeyi bilen Allah&#8217;ın yardımıyla oklarla kura çekildiği günün sabahı yüz güzel deve karşılığında kurban edilmekten kurtulmuştu. Eğer rüyamda gördüklerim çıkarsa sen bütün insanlığa gönderilecek ve helâlı-haramı öğreteceksin. İnsanları hakikate ve İslam&#8217;a ulaştıracaksın. Baban İbrahim&#8217;in dininde olacaksın. Allah seni bütün putlardan korusun. Senin davan insanlık durdukça devam edecektir. (Bu sözlerden sonra dedi ki;) Her diri ölecek, her yeni eskiyecek, her yaşlı dünyadan ayrılıp gidecektir. İşte ben de ölüyorum. Fakat adım ebediyyen kalacak. Çünkü arkamda hayırlı ve tertemiz bir evlat bırakıyorum.&#8221;</em></strong></p>
<p>Köylülerin yardımıyla annesini toprağa veren badiyenin yetim çocuğu, bakıcısı Bereke ile birlikte Mekke’ye döndü. Artık O’na (sav) dedesi Abdulmuttalib bakacaktı. Genç yaşta kaybettiği biricik oğlu ve gelininin bu emanetine iki yıl baktıktan sonra vefat edeceğini anlayınca oğlu Ebu Leheb bu yetime bakma şerefini üstlenmek isteyecek ama Abdulmuttalib reddedecek ve <em>“sen gadabı ve öfkesi olan birisin O’nu üzersin”</em> diyerek emaneti yuvalarında sertliğin, haşinliğin, kabalığın değil merhamet rüzgarlarının estiği Ebu Talip ve eşi Fatıma binti Esed’e teslim edecektir. Bu aile bu yeni anne Efendimiz’e (sav) öyle güzel bakacaktır ki.. O dördüncü kızı doğduğunda bu merhamet abidesinin ismini verecektir. Evet ona Fatıma diyecektir.</p>
<p>Annesinden sonra annem dediği bu mübarek kadın yıllar sonra Medine’de vefat ettiğinde gözyaşı dökmüş, mezarına girip uzanmış ve gömleğini vererek <strong><em>“bunu ona kefen yapın”</em></strong> demiştir. Bu ilgiyi gören Hz. Ömer şöyle demişti: “Ey Allah&#8217;ın elçisi! Görebildiğim kadarıyla bu hanımefendiye gösterdiğiniz ilgiyi hiç kimseye göstermediniz hikmeti nedir ki?</p>
<p>O (sav) bu soruya şöyle cevap verdi:</p>
<p><strong><em>“Ey Ömer! O, benim annemden sonraki annemdir. Ona, cennet elbiselerinden giydirilsin diye gömleğimi kefen olarak giydirdim. Kabir hayatı kendisine kolay gelsin diye kabrine indim. Ömer! O, benim annemdi. Kendi çocukları aç dururken, önce benim karnımı doyurur; sonra kendi çocuklarını doyururdu. Önce beni yıkar, giyindirir; sonra da kendi çocuklarını giyindirirdi. Evet, o benim annemdi.”</em></strong></p>
<p>Kâinatın İftihar Tablosu’nun bu iltifatı sadece Hz Fatıma binti Esed’e değildi şüphesiz. Kıyamete kadar gelecek ümmeti içinde yetimlerin başını okşayan, onlara babalık ve annelik yapan merhamet abidelerineydi.</p>
<p>Ne mutlu zalimlerin zulümlerinden dolayı yetim kalmış yürekler için koşturanlara, ne mutlu öksüzlerin dertlerine merhem olmak için çırpınanlara…</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=-lwbH3Oaga8&amp;ab_channel=Hizmetten"><span style="color: #000080;"><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></span></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ey-yetimler-yetimi-ismet-macit/">Ey yetimler yetimi | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üzülme Kızım… &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/uzulme-kizim-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Aug 2022 07:33:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Habeşistan]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Necasi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menfaatleri için yapmayacakları kötülük, irtikap etmeyecekleri zulüm olmayan insan müsveddeleri; tiranlıklarını kötülük, hukuksuzluk, yolsuzluk üzerine kurarlar ve sistemlerini sarsacak her şeyden, herkesten korkarlar. Gücü elinde tutuyorlarsa hele bir ülke yönetiyorlarsa&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/uzulme-kizim-ismet-macit/">Üzülme Kızım… | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menfaatleri için yapmayacakları kötülük, irtikap etmeyecekleri zulüm olmayan insan müsveddeleri; tiranlıklarını kötülük, hukuksuzluk, yolsuzluk üzerine kurarlar ve sistemlerini sarsacak her şeyden, herkesten korkarlar. Gücü elinde tutuyorlarsa hele bir ülke yönetiyorlarsa o devletin tüm organlarını masum insanlara musallat ederler.</p>
<p>İslam’ın başladığı yıllarda Mekke’yi yöneten elitler de hakkın galip gelerek, menfaat şebekelerini yıkılacağını anladıklarında; inananları yıldırmak, dinlerinden döndürmek için bir zulüm fırtınası estirmeye başladılar. İşkenceler, hapisler, tecritler, tehditler, boykotlarla batıl sistemlerini ayakta tutma gayretine girdiler.</p>
<p>Allah Rasulü (sav) ise bir taraftan gelen vahiyler ve sünnetiyle ilmek ilmek İslam dantelasını örüyor diğer taraftan yapılan zulümlere İslam’ın ruhuna uygun karşılık verecek şekilde bir dizi tedbirler alıyordu. Bu kutsal emaneti taşırken yürüyecekleri yolun ‘güzergah emniyetini’ temin ediyor, esbaba tevessül adına o yörenin ve zamanın şartlarına uygun stratejiler geliştiriyordu.</p>
<p>Sahabelerinden bir kısmına Habeşistan’a hicret etmelerini söylüyor, bunu ince detaylarına kadar organize ediyordu. Diğer taraftan Müslüman olduğundan dolayı sahipleri tarafından işkence gören sahabelerinin zengin Müslümanlar tarafından satın alınıp hürriyetlerine kavuşması için onları teşvik ediyor, ihtiyaç sahiplerine muavenet için elinden gelen gayreti gösteriyordu.</p>
<p>Efendimizin (sav) çile döneminde yaptığı temel gayretlerden biri de zulmün duyurulması ve zulmü yapanlar üzerinde bir baskı oluşturma çabası idi. Zulmün hız kesmesi ve durdurulası adına başta Mekke yakınındakiler olmak üzere çevre kabileleri ziyaret ediyor ve onların sosyal ve siyasi gücünden istifade adına desteklerini istiyordu.</p>
<p>O yıllarda Arap kültürü ve toplum yaşantısında ilişkileri belirleyen, bireylerin yaşantısına tesir eden, sosyal yaşamı dizayn eden en temel unsur asabiyet yani kabilecilik anlayışı idi. Şahısların herhangi bir kabileye mensup olmadan, eğer kabilesi yoksa himayesine girmeden, ittifak anlaşması olmadan yaşama şansları neredeyse yoktu.</p>
<p>İslam’ın ilk ortaya çıktığı günlerde başta Mahzumoğulları’ndan Ebu Cehil olmak üzere Mekke yöneticilerinin sert muhalefetinin temel sebeplerinden biri de işte bu kabilecilik anlayışı idi. Efendimizin (sav) başta Taif yolculuğu olmak üzere kabileleri ziyaret edip onlarla görüşmesinin nedenlerinin başında onlarla sağlayacağı ‘kitlesel destek’ olduğu tespiti yapılabilir.</p>
<p>O günkü sosyo-politik ortamda Müslümanlara zulmeden Kureyş kabilelerinin önüne geçecek bir strateji şekliydi bu. Efendimizin (sav) diğer kabilelerin desteğini almadan mücadelesine devam etmesi mümkün görünmüyordu. Bu hususta o devrin siyasi şartları içerisinde yeni ortaya çıkmış ve din oligarkları, güç odaklarını başta Kureyş kabilelerini ciddi şekilde rahatsız etmişti.</p>
<p>Müslümanlara zulmeden Kureyş kabilelerini bu hususta zorlayacak olan temel strateji bu idi. Habeşistan örneğinde olduğu gibi sahabe oraya göçüp <strong><em>‘halkına zulmetmeyen ve adil bir hükümdar tarafından yönetilen’</em></strong> ülkenin himayesine girince dinlerini daha rahat yaşama ve anlatma imkanı bulmuşlardı. Zira bu ülke insanca yaşamaya çok müsait idi.</p>
<p>Mekke yönetimi Müslümanlara Necaşi’nin sahip çıkmasında son derece rahatsız olmuştu zira yeni ortaya çıkan bir dini resmen tanıyan, muhafaza eden ilk devlet Habeşistan ilk yönetici ise Necaşi olmuştu. Ve bir devleti karşılarına alamazlardı. Bu Efendimizin (sav) dünya konjonktürünü ve siyasi dengeleri çok iyi bildiğinin ve ferasetinin delilidir.</p>
<p>Mekke yönetimi bir müttefikini kaybetmenin öfkesi ile boykot kararı almıştı. Boykot yıllarında daha çok Müslümanların dertleri ile uğraşan Efendimiz (sav) boykotun bittiği sene iki destekçisini kaybetmiş Mekke tiranlarının baskıyı artırması sonucu Taife giderek oradan destek istemişti…</p>
<p>Habeşistan hicretlerinden sonra artan zulme set olur düşüncesiyle Efendimiz (sav) Arap kabilelerini ziyaret ederek kendisine destek vermelerini istedi. Gerek yaşadıkları yerlere giderek gerekse de Zu&#8217;lmecaz, Ukaz ve Mecenne gibi panayırlara giderek kendisine destek vermelerini istedi. Neredeyse tamamından beklediği desteği bulamadı. Ama asla ümidini yitirmedi ye’se düşmedi hak ve hakikati anlatmaktan vazgeçmedi.</p>
<p>Müşriku’l Ezdi diyor ki:</p>
<p><em>“Babamla hac yaptığım sene bir kısım insanların toplanıp bir adama işkence ettiklerini gördüm. İnsanlardan kimi O’nun yüzüne tükürüyor kimi başına toprak saçıyor kimisi de sövüp sayıyordu. Babama kim bu işkenceye maruz kalan zat diye sordum. O da “atalarının dinini terk eden la ilahe illallah diyen kurtulur diyen Muhammed’dir (sav)” dedi. Bu işkenceler gün boyu devam etti. Daha sonra bir kız çocuğu elinde su dolu bir kapla geldi, ağlıyordu. Allah Resulü (sav) bu kaptan içti, elini yüzünü yıkadı. <strong>“Kızcağızım; Baban hakkında tuzağa düşürülüp öldürülecek, zillete uğrayacak diye korkma. Allah babanı ve davasını zayi etmeyecek.”</strong></em></p>
<p>Öyle de oldu.. Çekilen hiçbir çile, strateji geliştirmek için gösterilen hiçbir gayret israf olmadı. Mekke granitlerine düşen tohumlar Medine toprağında başağa yürüdü. Dün Allah Rasulüne (sav) destek vermeyen ve ona eziyet eden kabileler birer aysberg gibi rahmet güneşiyle eriyip o nurdan okyanusa döküldüler.</p>
<p>Onun (sav) yolunu takip edenler aynı çilelere maruz kaldıklarında O’nun (sav) sünnetine uygun hareket ettiklerinde er geç muvaffak olmuş ve olacaklardır…</p>
<p>Ne mutlu her türlü zulme rağmen hak yoluna ömrünü vakfedip sabırla koşturanlara..</p>
<p>Ne mutlu şu zulümleri dünyaya duyurup bir an evvel hukukun gelmesi, adaletin yeniden dirilmesi için gayret gösterenlere…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/uzulme-kizim-ismet-macit/">Üzülme Kızım… | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buz Dağlarını Eriten Şefkat &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/buz-daglarini-eriten-sefkat-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 23:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sefkat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26721</guid>

					<description><![CDATA[<p>Granit kayalıkların huşunetli sakinleri kurdukları menfaat şebekesi yıkılmasın diye hak olanı yıkma adına Dar-ün Nedve’de plan üzerine plan yapmışlar, Müslümanlara her türlü işkence etmişlerdi. Zulmün zirve yaptığı günlerde Efendimiz (sav)&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/buz-daglarini-eriten-sefkat-ismet-macit/">Buz Dağlarını Eriten Şefkat | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Granit kayalıkların huşunetli sakinleri kurdukları menfaat şebekesi yıkılmasın diye hak olanı yıkma adına Dar-ün Nedve’de plan üzerine plan yapmışlar, Müslümanlara her türlü işkence etmişlerdi. Zulmün zirve yaptığı günlerde Efendimiz (sav) Medine’ye hicret etmiş ve dinin yeni merkezi Medine olmuştu.</p>
<p>O (sav) azim ve kararlılıkla davasını anlatmış Mekke’de doğan din Medine’de dal budak salmış ve İslam güneşi o coğrafyada birçok gönle girmiş ve karanlık dehlizleri aydınlatmıştı.</p>
<p>Daha hicret esnasında inen şu ayetle Mekke’ye tekrar döneceği müjdesi verilmişti: <strong><em>Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”</em></strong>  (Kasas-85)</p>
<p>Bu müjde hicretten sekiz yıl sonra tahakkuk edecek ve arkasına baka baka ayrıldıkları beldeye bu sefer sevinç gözyaşları ile tekrar kavuşacaklardı.</p>
<p>Esasen Mekke fethedilmeden zaten gönüller fethedilmiş Efendimiz (sav) savaşmadan kan dökmeden Emin Belde’ye girmişti. Müşrikler tedirgin halde bekliyorlardı zira zulmün her türlüsünü Müslümanlara reva görmüşlerdi.</p>
<p>Efendimiz ne yapacaktı? Başına işkembeler koyup alaya alan, işkence yıllarında vahşice davranan, boykotlar uygulayıp yokluğa mahkum edilen, doğduğu yeri terk etmek durumunda bırakan, ordular teşkil edip hicret beldesine saldıran, yetinmeyip her türlü şer ittifakları kurup İslam’ı yok etmeyi arzulayan… zihniyetin temsilcilerine ne yapacaklardı..</p>
<p>Biz Efendimizin (sav) siyerini okuduğumuzda O’nun yıllarca <strong><em>‘intikam planları’</em></strong> değil <strong><em>‘sulh ve af’</em></strong> planları yaptığının farkına varıyoruz. O’nun (sav) gönül ilhamlarına ve o azim şefkatine Mekke fethinde müşrikler bir kere daha şahit olmuşlardı. O (sav) şefkat güneşi buzdan dağları eritmiş ve akarsulara dönüştürüp imansızlık çöllerine salmıştır.</p>
<p>Mekke fethinde Ebu Süfyan ki Efendimizle (sav) mücadeleye girişen müşriklerin lideri ve Uhud ve Hendek’te komutanları idi. Mekke’nin ulusu bu muhalif insan, ilerleyen yaşına rağmen merhamet nuruna fazla direnmemiş ve kabını doldurmak üzere Allah Rasülü’nün (sav) huzuruna gelmişti.</p>
<p>Hz. Ömer onu görünce geçmişi hatırlatarak biraz sert davranınca Ebu Süfyan şunları söylemişti:<br />
<strong><em>“Senin baban sert ve kaba sözlü idi, sen de sert ve kaba sözlüsün!<br />
Ey Hattab in oğlu! Ben sana gelmedim! Ben amcamın oğluna geldim. Onunla konuşuyorum!<br />
Beni bırak da ben amcamın oğlu ile konuşayım!”</em></strong> dedi.<br />
Sonra da, Peygamberimiz Aleyhisselama:<br />
<strong><em>“Babam, anam sana feda olsun! Usluluk ve yumuşak huylulukta, şereflilikte, akrabalık hakkını gözetirken de&#8230; senden daha üstünü yoktur!<br />
Vallahi, sanırım ki, Allah&#8217;tan başka ilah olmasa gerek!<br />
Çünkü, Allah ile birlikte başka ilah bulunmuş olsaydı, elbette, beni zararlardan korur, yararlardan yararlandırırdı.”</em></strong></p>
<p>Ebu Süfyan’ın eşi Hind binti Utbe ise, Mekke’nin soylu kadınlarından idi. Mekke yönetiminde söz sahibiydi ve neredeyse ömrünün tamamınında Efendimiz (sav) ile mücadele etmişti.</p>
<p>Babası Utbe, amcası Şeybe ve evlatlığı Hanzala’nın öldürülmesinden sonra intikam yenimi etmiş ve Hz. Hamza’yı Hz Vahşi’ye şehit ettirmiş ve cenazesine dahi işkence etmişti.</p>
<p>Ebu Süfyan’ın eşi, küfür döneminde Efendimiz (sav) ile mücadelede en ön safta olan Hind Mekke’nin Fethi’nden sonra müslüman oldu. Biat esnasında sorduğu bir soruya Efendimiz (sav) gülümsedi, yanına çağırdı ve;</p>
<p><strong><em>“…demek, sen Hind binti Utbe&#8217;sin hâ?!</em></strong><em>”</em> buyurdu.<br />
Hind ise:<br />
<strong><em>“Evet! Allah&#8217;a şükürler olsun ki O (cc) kendisi için seçip beğendiği dinini üstün kılmıştır. Ey Muhammed! Muhakkak ki bana rahmetin dokunacaktır! Ben şimdi Allah&#8217;a inanmış bir kadınım!”</em></strong> dedi ve yüzünden peçesini açtı.</p>
<p>Çöle düşen hıçkırıklı bir melodi gibi şöyle devam etti:</p>
<p><strong><em>“Evet ben Hind binti Utbe&#8217;yim! Allah geçmişleri bağışlar. Sen de benim geçmişlerimi bağışla ki, Allah da seni bağışlasın!”</em></strong> dedi.</p>
<p>Efendimiz (sav) Hind&#8217;e: <strong><em>&#8220;Hoşgeldin!&#8221;</em></strong> diyerek iltifat etti. Ve hiçbir kusurunu yüzüne vurmadı.</p>
<p>Hind ise: <strong><em>“Vallahi yâ Rasûlallah! Dün, yeryüzünde senin çadırındakiler kadar zillete ve hakarete uğramasını özlediğim bir çadır halkı yoktu! Bugün, sabaha çıkınca, senin çadırındakiler kadar izzet ve şerefe, ermesini özlediğim bir çadır halkı yoktur!”</em></strong> dedi</p>
<p>Dünün azılı müşrik kadını bir güneşi gören aysberg gibi eriyor ve Rabbe kavuşmanın sevinci, mümine olmanın inşirahı ile huzurdan ayrılıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/buz-daglarini-eriten-sefkat-ismet-macit/">Buz Dağlarını Eriten Şefkat | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kültür merkezi öğrencilerinin &#8216;Efendimizin ahlakı ve eğitim metotları&#8217; programına tam puan</title>
		<link>https://hizmetten.com/kultur-merkezi-ogrencilerinin-efendimizin-ahlaki-ve-egitim-metotlari-programina-tam-puan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 11:31:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür merkezleri]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuz nur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26010</guid>

					<description><![CDATA[<p>Verband Engagierte Zivilgesellschaft (VEZ-NRW)  kültür platformunun Duisburg bölgesindeki kültür merkezleri &#8220;Peygamber Efendimizin (sav) Ahlakı ve Eğitim metotları&#8221; konulu program gerçekleştirdi. WIR e.V. Kültür Merkezinin ev sahipliği yaptığı program, Kamp-Lintfort, Essen,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kultur-merkezi-ogrencilerinin-efendimizin-ahlaki-ve-egitim-metotlari-programina-tam-puan/">Kültür merkezi öğrencilerinin &#8216;Efendimizin ahlakı ve eğitim metotları&#8217; programına tam puan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Verband Engagierte Zivilgesellschaft (VEZ-NRW)  kültür platformunun Duisburg bölgesindeki kültür merkezleri &#8220;Peygamber Efendimizin (sav) Ahlakı ve Eğitim metotları&#8221; konulu program gerçekleştirdi. WIR e.V. Kültür Merkezinin ev sahipliği yaptığı program, Kamp-Lintfort, Essen, Gelsenkirchen, Mülhem an der Ruhr, Duisburg, Bottrop ve Borken şehirlerinden Mosaik, Tulpe, Jugend Treff Hassel, Gonca, WIR, VIP, FIB, Harmonie kültür merkezlerinin öğrencilerinin katkılarıyla hazırlandı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-26011 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis1-700x525.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis1-700x525.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis1-1200x900.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis1-768x576.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis1-1536x1152.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis1.jpg 2000w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Program Mosaik Kültür Merkezi öğrencilerinden 7 yaşındaki Yavuz Selim’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Programda, Sonsuz Nur kitabından derlenen Efendimizin (sav) kulluğu, cömertliği, güvenilirliği, şemaili, tıbbı nebevi gibi birçok konuya değinildi. Ayrıca tiyatro ve video gösterileri, folklor sahne performansları ve enstrüman eşliğinde ilahilerle program devam etti. 2 saat süren programda çocuklar eğlenirken, veliler de son derece istifade etti. Çevre illerden gelen çok sayıda kişi programı ilgiyle takip etti.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-26012 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis2-700x525.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis2-700x525.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis2-1200x900.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis2-768x576.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis2-1536x1152.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis2.jpg 2000w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Kültür merkezi öğretmenlerinden Hatice C. bu çalışmalar son derece önemli olduğunu vurgulayarak, &#8220;Bizim yıl içinde çocuklarımıza öğrettiğimiz konuların derlenip toparlanmış hali. Bu yüzden Kültür merkezleri kendi kültürümüz ve değerlerimiz adına bu toplumda çok şey ifade ediyor.&#8221; dedi. Kapalı alanda sahne gösterileri devam ederken dış mekânda kültür merkezleri öğrencileri tanıtım stantlarında ziyaretçilere yaptıkları faaliyetleri ve çalışmalarını anlattı. Bu eğitim sezonunda yaklaşık 400 öğrencinin kurslara katıldığı ifade edildi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-26013 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis-700x525.jpg" alt="" width="700" height="525" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis-700x525.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis-1200x900.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis-768x576.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis-1536x1152.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Kultur-merkezleri-kapanis.jpg 2000w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kultur-merkezi-ogrencilerinin-efendimizin-ahlaki-ve-egitim-metotlari-programina-tam-puan/">Kültür merkezi öğrencilerinin &#8216;Efendimizin ahlakı ve eğitim metotları&#8217; programına tam puan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeytan Neden Çığlık Atmıştı? &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/seytan-neden-ciglik-atmisti-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jun 2022 06:55:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Fıtne]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=25938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müminler sert esen fırtınalardan ancak birbirlerine sokularak kurtulabilirler. İmtihanın ayaz olup estiği zamanlarda vücut ısılarını birbirlerine yakın durarak yol arkadaşlarını donmaktan kurtarırlar. Dağ yamaçlarındaki dağcılar gibi kardeşlik ipleriyle birbirlerine tutunarak&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/seytan-neden-ciglik-atmisti-ismet-macit/">Şeytan Neden Çığlık Atmıştı? | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müminler sert esen fırtınalardan ancak birbirlerine sokularak kurtulabilirler. İmtihanın ayaz olup estiği zamanlarda vücut ısılarını birbirlerine yakın durarak yol arkadaşlarını donmaktan kurtarırlar. Dağ yamaçlarındaki dağcılar gibi kardeşlik ipleriyle birbirlerine tutunarak zirvelere ulaşırlar.</p>
<p>Bir sosyal ibadet olan uhuvvetin İslam ve insanlık için ne ifade ettiğini bilen şeytan ve aveneleri kardeşleri birbirine düşürüp onları parçalayarak yok etme yoluna gitmişleridir.</p>
<p>Daha Mekke yıllarında Müslümanlar henüz bir avuçken yapılan Akabe biatlarından sonra şeytan çığlık çığlığa Mekke sokaklarında dolaşmış ve;   <em>“Ey hacılar, ey Mekkeliler, yetişin! Müzemmen (sövülmüş= hakaret amaçlı Efendimize (sav) takılan isim) insanları kandırdı, sizinle savaşmak için sözleştiler. Uyanın!”  </em>diyerek uzun ve keskin bir çığlık halinde tekrar tekrar haykırmıştı. Efendimiz (sav) ona cevap vermiş ve<em>: “Ey Allah düşmanı! Senin de hakkından geleceğim!”  </em>buyurmuştu… Efendiler Efendisi (sav) müminlerin yüreklerini kardeşlik mayası ile mayalamış ve buradan hasıl olan kuvvetle şeytan ve avenelerini alt etmişti.</p>
<p>Şeytanın telaşı kurulan kardeşlik bağlarıydı. Muhacir ve ensar ileriki yıllarda el ele verecek ve yüzyıllara yetecek insan(lık) örnekleri ortaya çıkacaktı. Yazılacak kardeşlik destanı ile birler on bir, on birler 111 olacak ve nurdan hakikatler zulüm karanlığını paramparça edecekti.</p>
<p>Şeytan ve aveneleri bu birlikteliği bitirmek için her yolu denemişler/denemektedirler bu birbirine kenetlenmiş insanların arasına ayrılık tohumları ekerlerse İslam’ın yayılmasının önüne geçeceklerini anlamışlardı…</p>
<p>Her fırsatı değerlendirmiş en ufak bir çatlakta müminlerin arasına sızmış, anlaşmazlıkları büyütmüş, küslük ateşine benzin taşımış, gerginliklerden zelzeleler oluşturmaya çalışmışlardır.</p>
<p>İşte Beni Müstalik seferi de böyle bir fitnenin koparıldığı çetin bir imtihan olmuştu müminler için.</p>
<p>Taberî anlatıyor:</p>
<p>Ben-i Müstalik Seferi dönüşü bir kuyunun başında, Gıfâr oğullarından muhacir Cahcah ibn Saîd ile ensardan Sinan el-Cühenî tartışmış ve kavga yumruklaşmaya kadar varmıştı. Bu arada Sinan el-Cühenî: &#8220;Yetişin ey ensar!&#8221; diye bağırırken Cahcâh da:&#8221;Yetişin ey muhacirler!&#8221; diye bağırmış bir anda kılıçlar çekilmiş ve yeryüzünün gördüğü en temiz iki topluluk (Muhacir-Ensar) neredeyse birbirlerini öldürecek hale gelmişti.</p>
<p>Bu arada olayları izleyen baş münafık Übeyy ibn Selûl: <em>&#8220;Bunu da mı yaptılar? çoğaldılar ve bizi beldemizden kovacaklar. Bizim ve Kureyş celâbîbi&#8217;nin misali aynen &#8220;Besle köpeğini yesin seni&#8221; misali gibidir. Eğer Medine&#8217;ye dönecek olursak elbette aziz olan zelîl olanı mutlaka oradan çıkaracaktır. Bunu kendinize siz yaptınız. Onları beldenize aldınız, mallarınızı onlarla paylaştınız. İşte yaptığınızın neticesi. Şayet elinizdekileri onlara vermeyip tutsaydınız ülkenizden ayrılıp başka taraflara giderlerdi.&#8221;</em> dedi.</p>
<p>Zeyd ibn Erkam hem olanları hemde İbn-i Selül’ün söylediklerini Efendimiz’e (sav) haber verdi. Allah Rasulü (sav) bu kavgayı yatıştırdıktan sonra <em>“bunlar cahiliye artığı davranışlar”</em> buyurdu. Sahabe efendilerimiz diyor ki: Ne bu vakıadan önce ne de bu vakıadan sonra Allah Rasulünü (sav) bu kadar hiddetli görmedik.</p>
<p>Ümmeti arasına düşmesi muhtemel bir fitne Efendimizi (sav) o kadar üzmüştü ki; sahabe birbiriyle konuşup fitneyi büyütmesin diye o gün ve gecesi boyunca ve ertesi günün ilk saatlerinde de onları yürüttümüştü. Fuvayku&#8217;n-Nakî&#8217;de Nak&#8217;â&#8217; (veya Bak&#8217;â&#8217;) adındaki bir su başında tekrar konakladılar. Ve bu vakıa ile ilgili Münafıkun Suresi nazil olmuştu.</p>
<p>Üstad Hazretleri adeta yalvarırcasına talebelerini inşikaka düşecekleri konularda uyarır ve Hizmet açısından uhuvvetin önemini vurgular:</p>
<p><em>“Sakın, sakın münakaşa etmeyiniz; casus kulaklar istifâde ederler. Haklı olsa, haksız olsa bu halimizde münâkaşa eden haksızdır. Bir dirhem hakkı varsa, münâkaşa ile bin dirhem bizlere zararı dokunabilir…  Kardeşlerime tavsiye ediyorum ki, inşikâka (bölünmeye) ve iftirâka (ayrılığa) sebebiyet veren münâkaşa etmesinler. Yalnız müdâvele-i efkâr (karşılıklı fikir alış-verişinde bulunma) sûretinde, nizâsız mübahaseye (bahse girişmeye) alışsınlar.” </em></p>
<p>Şu günler birbirimizi değil kendimizi hesaba çekeceğimiz günler.</p>
<p>Muhacir “ben hicretin hakkını veriyor muyum” Ensar ise “ben Ensar olmanın manasını kavradım mı” diye kendilerini sorgulamaları gerektiği hassas bir dönem.</p>
<p>Rabbim bizleri hakiki kardeş eylesin ve ve ilklerin listesine yazsın!</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/seytan-neden-ciglik-atmisti-ismet-macit/">Şeytan Neden Çığlık Atmıştı? | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
