<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ölüm arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/olum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/olum/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Oct 2024 16:51:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.2</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>ölüm arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/olum/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cuma Hutbesi &#124; Ölüm ve Ümit</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-olum-ve-umit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2024 16:51:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[#hocaefendi​ #fethullahgulen​]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=40129</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَۘ      ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عِنْدَ رَبِّكُمْ تَخْتَصِمُونَ۟  Hiç şüphe yok ki sen de öleceksin, onlar da ölecekler. Sonra da büyük&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-olum-ve-umit/">Cuma Hutbesi | Ölüm ve Ümit</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="font-size: 12pt; font-family: arial, helvetica, sans-serif;"><strong>DERLEYEN: ERDEMLİLER YOLU AKADEMİ</strong></span></h1>
<p style="text-align: center;"><strong>اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَ</strong><strong>ۘ</strong></p>
<p style="text-align: center;">     <strong>ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عِنْدَ رَبِّكُمْ تَخْتَصِمُونَ</strong><strong>۟</strong><strong>  </strong></p>
<p>Hiç şüphe yok ki sen de öleceksin, onlar da ölecekler. Sonra da büyük duruşmanın olacağı kıyamet gününde Rabbinizin huzurunda birbirinizle dâvalaşacaksınız. <strong><em>(Zümer, 30,31)</em></strong></p>
<p><strong>أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَادِمِ اللَّذَّاتِ</strong></p>
<p>Efendimiz (s.a.s); “Bütün zevkleri kökünden yok eden ölümü çokça hatırlayınız!” <strong><em>(Tirmizi, Zühd:4)</em></strong></p>
<p><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong> Hutbemiz, <strong>Ölüm ve Ümit</strong> hakkında olacaktır.</p>
<p>Çoğu kimse ölüme, her şeyin sona ermesi, bir yok olma, bir inkıraz, bir çözülüp dağılma ve topraklaşma nazarıyla bakar ve kat’iyen onunla yüz yüze gelmeyi arzu etmez. <strong>Oysaki ölüm, bir yok olma, bir inkıraz, bir çözülüp dağılma, bir hiçlik, bir tükeniş olmadığı gibi, kabir de bir topraklaşma çukuru, bir yalnızlık ve vahşet hücresi değildir.</strong> <strong>Kabir; </strong>aydınlıklara açılan bir kapı, insanı nuranî âlemlere taşıyan bir koridor ve ruhun ötelere yükselmesi adına bir rampadır. <strong>Hizmet şuuruyla</strong> <strong>imanlarını ibadetlerle, ibadetlerini de ihsanla derinleştirip </strong>ebedî bir mutluluğa tam hazırlanmış olanlar, yürürler kabir koridorundan <strong>gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, tasavvurları aşkın</strong> saadetlere.</p>
<p><strong>Ölüm,</strong> yaratılırken belli bir plan, program, hikmet ve maslahata göre yaratılan insanın, yine bir plan ve programa bağlı olarak bir buuddan başka bir buuda intikali, bir hâl değişikliği geçirmesi, amellerinin ürünlerine göre farklı bir sürece girmesi ve neticede vatan-ı aslîsine dönmesidir.</p>
<p><strong>Zâhiren mevt;</strong> çözülmedir, ademdir, tefessühtür, hayatın sönmesidir. <strong>Gerçekte/hakikatte ise mevt</strong>; vazife‑i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur, hayat-ı bâkiyeye bir davettir, bir mebdedir, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesidir. Nasıl ki <strong>hayatın dünyaya gelmesi bir halk ve takdir iledir. Öyle de dünyadan gitmesi de bir halk ve takdir ile, bir hikmet ve tedbir iledir</strong>…<strong>(<em>Birinci Mektub, İkinci Sual)</em></strong></p>
<p>Ahiret yurduna geçiş olan ölüm, <strong>tıpkı hayat gibi Allah’ın yeni bir yaratmasıdır.</strong> Furkân-ı Hakîm’de;</p>
<p><strong>اَلَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ</strong> <strong>“Hanginizin daha güzel iş ortaya koyacağını denemek için, ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O azîzdir, gafurdur </strong>(üstün kudret sahibidir, affı ve mağfireti boldur)<strong>.” </strong><strong>(<em>Mülk; 2.)</em></strong></p>
<p><strong> </strong><strong>أَيْنَمَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ فِي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍ</strong>“<strong>Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir</strong>, son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız…” <strong><em>(Nisa/78) </em></strong>&#8220;<strong>Biliniz ki, kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm, muhakkak gelip size çatacaktır.</strong>..&#8221; <strong><em>Cuma; 8.)</em></strong></p>
<p>Yaşadığımız fani dünyada, <strong>her yüz yılda bir kuşak ve nesil ölüyor,</strong> yerine yeni bir kuşak ve nesil geliyor.</p>
<p>“Gelir bir bir, gider bir bir, kalır <strong>Bir.</strong></p>
<p>Gelen gider, giden gelmez, bu bir sır.</p>
<p><strong>Ölüm</strong>, bizim için, her zaman ruhun dolaşıp durduğu çok buudlu bir mekâna ve çok derinlikli bir zamana, Cenâb-ı Hakk’ın “Haydi şimdi bütünüyle bana gel!” demesinden başka bir şey değildir. Zaten canı, Can Sahibinin aldığını bilenler için ölüm<strong>, düğündür bayramdır.  Şair bu hakikati şöyle ifade eder;</strong></p>
<p><strong>Cânımı cânan istemiş, minnet cânıma,</strong></p>
<p><strong>Can nedir ki vermiyem cânânıma. </strong><strong><em>(Fuzuli)</em></strong></p>
<p><strong>İnsanoğlunun önünde müthiş bir gün var. </strong>Resulü Ekrem (s.a.s) üzerimizdeki mesuliyetin ağırlığını bize intikal ettirirken şöyle buyuruyordu: “Cennet ve cehennem gözlerimin önüne serilip bana gösterildi. Hayır ve şer açısından bugün gibisini görmedim. <strong><em>(Müslim, Fezâil 134)</em></strong></p>
<p><strong>Allah’a yemin ederim ki, eğer benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız. </strong>Ailelerinizin sıcak döşeklerini terk ederdiniz, yediğiniz şeyler gırtlaklarınızdan aşağıya inmezdi, içtiğiniz suyu rahatlıkla yudumlayamazdınız.<strong> Yüksek sesle Allah’a yalvararak dağlara çıkardınız.”</strong> <strong><em>(Tirmizî, Zühd 9)</em></strong> Resûlullah’ın ashâbına bundan daha ağır gelen bir gün olmamıştı. Başlarını örterek hıçkıra hıçkıra ağladılar.</p>
<p>Ayet-i kerimede; <strong>فَلْيَضْحَكُواْ قَلِيلاً وَلْيَبْكُواْ كَثِيراً جَزَاء بِمَا كَانُواْ يَكْسِبُونَ </strong>“<strong>Öyleyse kazandıkları günahların cezası olarak az gülsün, çok ağlasınlar</strong>!” denmektedir<strong>. (<em>Tövbe; 82.)</em></strong></p>
<p>Hz. Ömer (r.a)’in yüzüğünde كَفَى بِالْمَوْتِ وَاعِظًا <strong>“Nasihatçi olarak ölüm yeter” </strong>diye bir yazı vardı<strong>.</strong> Ve yine O, “<strong>Hesaba çekilmezden evvel nefsinizi hesaba çekin.” </strong>Derdi<strong>.</strong></p>
<p>Hazret-i Ali (r.a) de şöyle buyurur: “Dünya arkasını dönmüş gidiyor, âhiret ise yönelmiş geliyor. Bunlardan her ikisinin de kendine has evlâtları var. Sizler âhiretin evlâtları olun. Sakın dünyanın evlâtları olmayın. Zira bugün amel var, hesap yok; yarın ise hesap var, amel yok.”</p>
<p>Bir mezar taşına, dünyanın fani olduğunu ifade eden şöyle bir yazı vardı:</p>
<p><strong>Ne gezersin benim gibi,</strong></p>
<p><strong>Bende gezdim senin gibi,</strong></p>
<p><strong>Ben olamam senin gibi,</strong></p>
<p><strong>Sen olacaksın benim gibi.</strong></p>
<p><strong>Aziz Müminler;</strong></p>
<p><strong>İslam,</strong> insanlara hayatın en ümitsiz anlarında ya da en zor zamanlarında dahi <strong>ümitvar</strong> olmayı öğütler. Kur’an-ı Kerim, Allah’ın rahmet kapılarının sonsuz olduğunu ve hiçbir günahın bu kapıları kapatmaya yetmeyeceğini hatırlatır. “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir<strong><em>” (Zümer 53).</em></strong> Bu ayet, müminlere en zor anlarda bile Allah’a olan inançlarını korumaları gerektiğini vurgular. Ümitsizliğe kapılmak, Allah’ın merhametini göz ardı etmek demektir ve İslam’da ümitsizlik, insanın kendi imanına zarar vermesi olarak görülür.</p>
<p>Ümit, İslam tasavvufunun da temel değerlerinden biridir. Mevlana Celaleddin Rumi, Mesnevi’de ümidin kaynağının, <strong>Allah’a yakınlık olduğunu </strong>belirtir ve şöyle der: “Ümitsizliğin ardında nice ümitler var. Karanlığın ardında nice güneşler var.” Mevlana, sıkıntıların geçici olduğunu ve Allah’a sığınarak insanın her zorluğu aşabileceğini hatırlatır. O, insanın içindeki karanlığı aydınlatacak olan şeyin ümit olduğunu anlatır.</p>
<p>Aynı şekilde, Yunus Emre de, Allah’ın kullarını her durumda <strong>koruyup kollayacağını, yalnız bırakmayacağını</strong> ifade ederek şöyle der: <strong>“Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası.” </strong>Bu söz, insanın her zorlukta yeniden doğarak ümidini tazelemesi gerektiğini, Allah’ın rahmetinin her zaman yeni başlangıçlara kapı araladığını anlatır.</p>
<p>Ümitsizlik, şeytanın insanı saptırmak için kullandığı en büyük tuzaklardan biridir. Şeytan, insanı Allah’tan uzaklaştırmak için vesvese verir, onu umutsuzluk ve karamsarlığa sürüklemeye çalışır. Kur’an’da şeytanın bu yönü açıkça ifade edilir: “Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size çirkin şeyleri emreder. Allah ise size kendisinden bağışlanma ve bolluk vaad eder.” <strong><em>(Bakara 268).</em></strong></p>
<p>İslam’da <strong>iman, ümit ve teslimiyet</strong> bir bütündür. Hayatın getirdiği tüm zorluklara rağmen Allah’a güvenen bir mümin, her karanlıkta bir ışık bulmayı bilir. Mevlana’nın dediği gibi, “Bu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen, o da sana yankısını öyle gönderir.” İnsan ne kadar ümitli ve Allah’a bağlı yaşarsa, o kadar huzur bulur ve o kadar sıkıntıları kolay aşar.</p>
<p>Allah’a dayanan insan, ümitli olmayı başarır ve bilir <strong>ki “dünya bir imtihan yeridir.” </strong>Ümit, bu imtihanları aşmada en güçlü kılavuzdur.</p>
<p><strong>Merhametli Rabbimizden niyazımız;</strong> ümitle her türlü zorluğu aşmayı bize ihsan etsin, vefatımızla da ebedi saadet saraylarının kapılarını, sorgusuz sualsiz bize açsın.</p>
<p><strong><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2024/10/OLUM-VE-UMITHUTBE.01.11.24.docx">Cuma Hutbesi | Ölüm ve Ümit</a>   WORD</strong></p>
<p><strong><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2024/10/OLUM-VE-UMITHUTBE.01.11.24.pdf">Cuma Hutbesi | Ölüm ve Ümit</a>    PDF</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-olum-ve-umit/">Cuma Hutbesi | Ölüm ve Ümit</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Umuda yolculukta hayatını kaybedenler İsviçre&#8217;de anıldı</title>
		<link>https://hizmetten.com/umuda-yolculukta-hayatini-kaybedenler-isvicrede-anildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2022 14:23:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İsviçre]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yıl yüzbinlerce kişi ülkesini terk etmek zorunda kalıyor. Kimisi baskı ve zulümden, kimisi iç savaştan kimisi ise fakirlikten kurtulma adına doğduğu topraklardan, bilinmeze yelken açıyor. Afrika ve Asya’dan Avrupa’ya&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/umuda-yolculukta-hayatini-kaybedenler-isvicrede-anildi/">Umuda yolculukta hayatını kaybedenler İsviçre&#8217;de anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl yüzbinlerce kişi ülkesini terk etmek zorunda kalıyor. Kimisi baskı ve zulümden, kimisi iç savaştan kimisi ise fakirlikten kurtulma adına doğduğu topraklardan, bilinmeze yelken açıyor. Afrika ve Asya’dan Avrupa’ya geçmek isteyenlerin önünde aşmaları gereken Akdeniz ve Ege Denizi bulunuyor. Umuda çıkılan yolda binlerce kişi hayatını kaybediyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-26228 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isvicre-sergi-700x466.jpg" alt="" width="700" height="466" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isvicre-sergi-700x466.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isvicre-sergi-1200x800.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isvicre-sergi-768x512.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isvicre-sergi-1536x1023.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isvicre-sergi.jpg 1600w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Çıktıkları umut yolculuğunda hayatını kaybeden 48 bin 647 kişi, İsviçre’de Beimnamennenen (Kimsesizlerin Sesi Ol) projesinin ortağı olan Verein Verfolgt Derneği’nin düzenlediği programda anıldı. Etkinliğe, her kesim ve ülkeden insan ilgi gösterdi. Mültecilerin yaşadıkları zorluklara yönelik farkındalık oluşturmayı hedefleyen programda, ahşaptan yapılan mülteci insanların heykelleri büyük ilgi gördü. Kilise içinde hayatını kaybeden insanların hayatlarına dair bilgiler okundu. Hangi ülkeden, kaç yaşında iken, nerede ve nasıl hayatını kaybettikleri dinleyicilerle paylaşıldı. Ayrıca bu bilgiler küçük kâğıt parçalarına yazılarak iplere asıldı. Hayatını kaybedenler için Kur’an-ı Kerim okundu, Almanca ve Türkçe dualar edildi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-26229 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isvicre-sergi2-700x466.jpg" alt="" width="700" height="466" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isvicre-sergi2-700x466.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isvicre-sergi2-1200x800.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isvicre-sergi2-768x512.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isvicre-sergi2-1536x1023.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isvicre-sergi2.jpg 1600w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/umuda-yolculukta-hayatini-kaybedenler-isvicrede-anildi/">Umuda yolculukta hayatını kaybedenler İsviçre&#8217;de anıldı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Ölüm ve Kaybedilen Değerler &#124; KÜBRA AYDIN</title>
		<link>https://hizmetten.com/bir-olum-ve-kaybedilen-degerler-kubra-aydin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Dec 2021 08:09:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[Kübra Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=23544</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazılarda toplumsal analizler yapmayı sevmiyorum aslında. Ben bir sosyolog değilim. Edebiyata, sanata kalemimi teslim etmiş biriyim. Kalem nereye götürür, ilerleten zaman ne gösterir bilinmez. Lakin edebiyat toplumsal bakış açısını da&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-olum-ve-kaybedilen-degerler-kubra-aydin/">Bir Ölüm ve Kaybedilen Değerler | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazılarda toplumsal analizler yapmayı sevmiyorum aslında. Ben bir sosyolog değilim. Edebiyata, sanata kalemimi teslim etmiş biriyim. Kalem nereye götürür, ilerleten zaman ne gösterir bilinmez. Lakin edebiyat toplumsal bakış açısını da beraberinde getirir. Hiçbir eser bulunduğu çağdan kopuk değildir. Bazen Kaf Dağı’nın ardındaki mükemmel ülkeyi anlatmak, kusursuz karakterler üzerine yazmak istiyorum. Ama gerçeklerden uzaklaşmakta bir nevi vicdani rahatsızlık oluşturuyor. Bir karikatür dergisi bile sessiz kalamazken yaşanılanlara sadece mizahı değil ince ince duygularımıza dokunurken susmak ne kadar doğrudur, haksızlıkları dile dökmemek ne kadar uygundur bilmiyorum. Adalete olan inancımızı kaybettikçe aslında daha çok konuşmak istiyoruz. Daha çok anlatmak dağa taşa haykırmak belki. Uğranılan haksızlıklar içimizde bastırılmayacak çığlıklar haline geliyor.</p>
<p>Toplum olarak kaybettiğimiz değerleri sıralamayacağım. Çünkü hepsi derinlemesine oturup üzerine kafa yorulacak meseleler. Oturup konuşup çocuklarımıza hangi değerleri bırakacağımızı sorgulamak lazım. En önemlisi kaybetmemek için çabalamak. Ben 5-6 yaşlarındayken dedem vefat etmişti. Onu hep cami yolunda beklerdim. Ezan okunmadan yaklaşık on dakika önce en sevdiği kokusunu sürünür, ütülü pantolonunu giyer ve artık onunla özdeşleştirdiğim takkesini takar, elerini belinde kavuşturur usul usul yürürdü. Sonra elinde muhakkak bir çikolata yada şekerle döner bizlere dağıtır akşam ezanı okunmadan içeri girmemizi tembihlerdi. O günde öyle sanmıştım. Ölüm neydi ki? Dedem yine camiden çıkıp gelecekti. Ezanlar okundu hayat akşam ezanı bile okundu dedem hala yoktu. Herkes ağlıyor, evde sürekli Kur’an-ı Kerim okunuyordu. Ölüm demek bir daha dönememek demekmiş. O gün anladım. Çocuk aklı ya televizyonu neden açmıyordu kimse. Kimse bizimle oynamıyor, gülmüyordu. Bir komşu alıp götürdü evine. Hiç unutmam benden birkaç yaş büyük çocuğuna şunu dedi: “cenazemiz var bir süre televizyonu açamayız saygısızlık olur.” Evet bizler böyle bir toplumda büyüdük. Komşusunun acısında televizyon bile açmaya hicap ettik. Şimdi ise morgdan kovulan cenazeler, acısına saygı duyulmayan yaralı insanlar dolu etrafımızda.  Biz şimdi çocuklara bunu nasıl anlatacağız? Gençlere nasıl diyeceğiz bir gecede terörist ilan edilen öğretmenlerinize mezar yeri bile verilmedi, cenazeleri kamyonet arkasında taşındı diye. Nasıl anlatacağız başkalarının acısına “oh “ olsun diye lanetler okuyan insanları? Peki sonra biz bu çocuklardan nasıl bize saygı duymalarını isteyeceğiz?</p>
<p>Toplumdan soyutlanan insanları, aç kalsınlar bize ne ağaç kökü yesinler diyen zihniyeti, terörist yaftasıyla yüzüne bütün kapılar kapanmış olanları nasıl anlatacağız? Gencecik yaşında zulme dayanamayıp intihar edenlerin ailelerin acısını nasıl paylaşacağız? Hangi söz geçirecek kalp ağrılarını?</p>
<p>Peki bir gün geldiğinde bu yaraları nasıl saracağız? Toplum olarak nasıl barışacağız birbirimizle ?</p>
<p>“İnsan kimi kez korkunç umutsuzluğa kapılıyor, sanki cehennemdeymiş gibi hissediyor kendini. Gene de gözümün önünde güzel bir gelecek canlandırmaktan kendimi alamıyorum.” Van Gogh tam da içinde bulunduğumuz hali çok güzel dile getirmiş. Ne yaşarsak yaşayalım içimizdeki umudu kaybetmemenin gücü ayakta tutuyor bizi. Güzel günlere….</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-olum-ve-kaybedilen-degerler-kubra-aydin/">Bir Ölüm ve Kaybedilen Değerler | KÜBRA AYDIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölümü ‘öldürmek’ mümkün! &#124; Veysel Ayhan</title>
		<link>https://hizmetten.com/olumu-oldurmek-mumkun-veysel-ayhan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 May 2021 10:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[risale]]></category>
		<category><![CDATA[veysel ayhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19683</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber… Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber? Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun!…” Necip Fazıl Kısakürek Bu yazı inanç alanıyla sınırlı. Rasyonalite arayanların canını sıkabilir.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olumu-oldurmek-mumkun-veysel-ayhan/">Ölümü ‘öldürmek’ mümkün! | Veysel Ayhan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><i>“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber…</i></p>
<p><i>Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?</i></p>
<p><i>Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun!…”</i></p>
<p><i>Necip Fazıl Kısakürek</i></p>
<p>Bu yazı inanç alanıyla sınırlı. Rasyonalite arayanların canını sıkabilir. Hatta dünyayı dünyadan ibaret görenler okumasa daha iyi. Konu, ölüm. Ölüm çok soğuk bir kelime. Hatta en inançlılarımızca bile böyle. Bize kalsa her halde ölmeyi düşünmeyiz. Hayatı bir kere ele geçirmişiz. Bırakmayı asla düşünmeyiz. Çocuklar da öyledir. Sevdiği bir oyuncağı elinden alamazsınız. Kendisinin olmasa bile.</p>
<p>Ömrümüzün ne gününe ne de saatine para saydık. Bizde emanet. Ama emaneti bir gün iade etmek çok zor geliyor. Bu psikoloji kendimiz için geçerli olduğu gibi sevdiklerimiz ve yakınlarımız için de geçerli. Asla ölmesinler diye uğraşıyoruz. Ölümün bazen iyi bir şey olacağı hiç aklımıza gelmiyor. Ölüm sanki Kaf dağının ardındaki korkunç bir öcü ve biz “ne yapıp edip o öcüye kimseyi teslim etmememiz lazım” gibi bir psikolojiye sahibiz. O sebeple Azrail’den (as) pek bahsetmeyiz. Cebrail, Mikail, İsrafil isimleri çoktur ama Azrail ismine kimse yaklaşmaz.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_44691"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/IeMTXrPa3gk?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><strong>ZİHİN EKRANIMIZ DÜNYA İLE SINIRLI</strong></p>
<p>Peki bu bakış açısının sebebi ne?</p>
<p>Hayatı tek odadan ibaret görüyoruz. Asla başka bir oda yok. Zihnimizin ana ekranında sadece dünya var. Ahiret yok. Cennet yok, Cehennem yok. Var ama teorik olarak var. Sorsan herkesin dilinde. Ama ana ekran, ana bellek ana işlemci sadece dünya için çalışıyor. Evin içinde başka bir odaya gitmeyi garipsemiyoruz. Ama iş ahirete gitmeye gelince düşman başına! Oysa ölüm başka bir odaya geçmekten farksız. Bir üst buuda geçmekten ibaret. Ama ölüme bakışımız böyle değil. Ölüm, bize göre akla getirilmemesi gereken korkunç bir öcü.</p>
<p>Bediüzzaman Hazretleri ne güzel tasvir etmiş: <i>“Eğer İmam-ı Rabbanî Ahmed-i Farukî bugün Hindistan’da hayattadır diye ziyaretine bir dâvet vuku bulsa, bütün zahmetlere ve tehlikelere katlanarak ziyaretine gideceğim. Binaenaleyh, İncil’de ‘Ahmed’, Tevrat’ta ‘Ahyed’, Kur’ân’da ‘Muhammed’ ismiyle müsemmâ iki cihanın güneşi, kabrin arka tarafında milyonlarca Farukî Ahmed’lerle muhat olarak sâkindir. Onların ziyaretlerine gitmek için niye acele etmiyoruz? Geri kalmak hatâdır.”</i></p>
<p><strong>ÖLÜMÜ PARANTEZ DIŞINA İTMEMEK…</strong></p>
<p>Ölümü hayat parantezimizin içine asla sokmuyoruz. Her zaman her durumda parantez dışında. Geçenlerde sevdiğim bir ağabey dert yanıyordu. <i>“Falan öldü, filan kişi ağır hasta, şu abi yoğun bakımda, bu arkadaşın annesi ölüm döşeğinde… Ne olacak bu işler, çok bunaldım.” Haksız değildi.</i></p>
<p>Yine geçen hafta ağır hasta bir arkadaşımla mesajlaştım. Doktorlar ailesine “Her şeye hazır olun” demiş. Doktorlar bile ölümü ağızlarına alamıyor. Hastaya diyemiyor. Ben onu klasik bir şekilde teselli etmeyi samimi bulmadım. Onu dünyaya dönüşle değil ahirete gitmekle teselli etmeyi düşündüm. Şu mesajları yazdım:</p>
<p><i>“Bak hicret ettin. Zaten hicretle anadan doğmuşçasına temizlenmişsindir. Bir de yirmi gündür hastanede yatıyorsun. İnşaAllah pırıl pırıl bir hale gelmişsindir. Bu tür hastalıktan vefat, hükmi şehadet oluyor… Ne güzel! Ben senin durumunda olsam bir dakika durmam dünyada. İleride bu temizlikte gitme ihtimalin var mı? Allah, Rahman ve Rahimdir. Korkma. Allah sana senden daha merhametlidir. Yaşayıp yaşamamayı Allah’ın takdirine bırak. Ve onun takdirini sev…”</i> gibi sözler yazdım. Çocuklarından bahsedince de “<i>Onlar zaten senin değil, sende Allah’ın emaneti. Sen de Allah’a emanet et. Allah onları kimsesiz bırakmaz.” </i>dedim.</p>
<p>Ruhunda ne etki yaptığını bilmiyorum ama ben ölüme karşı bu tavrın daha doğru olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Bir başka örnek vereyim. Seksen iki yaşında bir hasta. Altı aydır yatalak. Yerinden kalkamıyor. Yakınları bin bir Yasin, yüzlerce hatim okuyor, okutuyor. <i>“Allah’ım babamızı bize bağışla!”</i> diye dua ediyorlar. Ben o hastanın yerinde olsam. <i>“Bırakın yaşamam için hatimler indirmeyi artık ne okuyacaksanız çabuk öleyim diye okuyun” </i>derim. <i>“Düşün yakamdan bırakın Rabbime gideyim,”</i> diye kızarım.</p>
<p>Bu tavır “Aman bir an önce ölelim” demek değil. “Ölüm kapımıza geldiğinde Allah’ın takdirine saygılı olalım” demek. Duamız tabii ki: <i>“Allah’ım! Benim için yaşamak hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat, benim için ölüm hayırlı olduğu vakit de beni öldür.” (Tirmizî).</i> Bu duayı yaparız, dünyada ve ahirette hasene isteriz. Ama ölümü de öcü gibi görmeyiz. Tam bir tevekkül içinde <i>“Bizi bu kadar yıl dünyada misafir eden Rabbimiz şimdi de diğer bir odaya alıyor” </i>deriz.</p>
<p>Tanıyanı çoktur geçenlerde Özcan Abiyi dinledim. Bugünün ‘abdal’larından. Ölümü ne güzel anlatıyor:</p>
<p><i>“Toprağın altı da bir üstü de bir. Eskiden ıvır zıvır için hapse düşüyorduk. Şimdi Allah için düşüyoruz. Allah affetti mi eder, kimseye hesap sormaz, bizim gibi delileri cehenneme mi atacak! Allah’a yakışmaz o be. Biz onu sevmişiz. ‘Allah’ demişiz. Bağrımıza basmışız. Allah bize kıyak yapmaz mı ya! Allah seni bir evden çıkarıyor başka eve alıyor. Benim hiç endişem yok. Rabbime sığınacağım gideceğim.”</i></p>
<p>Bu vesile ile dün diğer “oda”ya yolcu ettiğimiz Halil İbrahim Uçar Ağabey’e Allah’tan rahmet ve mağfiret dilerim. Rehnümâsı ve 55 yıllık arkadaşı Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’ye; vefâkâr eşi Neslihan Hanımefendi’ye, değerli kızı Rana Hanım’a, kıymetli oğulları Mustafa ve Yusuf’a ve hala medrese-i Yusufiye’de bulunan aziz kardeşi Mehmet Ali Bey’e ve diğer akraba ve yakınlarına, yol arkadaşlarına Cenab-ı Hak’tan sabrı cemil niyaz ederim.</p>
<p><strong>Kaynak: Veysel Ayhan | TR724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olumu-oldurmek-mumkun-veysel-ayhan/">Ölümü ‘öldürmek’ mümkün! | Veysel Ayhan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölmeden Önce Allah’a Kavuşmak</title>
		<link>https://hizmetten.com/olmeden-once-allaha-kavusmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2021 07:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soru: Ehl-i tasavvuf, ölmeden önce Allah’a kavuşmak için çabalıyorlar. Acaba bir insanın ölmeden önce Allah’a kavuşması mümkün müdür? Cevap: Allah’a vâsıl olma, Allah’a ulaşma, farklı seyir mertebelerinden geçmek suretiyle olur. Tabii tasavvuftan&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olmeden-once-allaha-kavusmak/">Ölmeden Önce Allah’a Kavuşmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="highlight">Soru:</span> Ehl-i tasavvuf, ölmeden önce Allah’a kavuşmak için çabalıyorlar. Acaba bir insanın ölmeden önce Allah’a kavuşması mümkün müdür?</p>
<p><span class="highlight">Cevap:</span> Allah’a vâsıl olma, Allah’a ulaşma, farklı seyir mertebelerinden geçmek suretiyle olur. Tabii tasavvuftan nasibi olmayan kimse âlem-i emirde ve âlem-i halkta seyir nedir onu bilemez. Hususiyle maddeciliğin çok ileriye gittiği, kalbin ve ruhun yanı başında aklın ve fikrin ele alınmasının çok lüzumlu olduğu bu asırda bazılarına göre hayal ve nazariye gibi gelen bu meselelerden bahsetmek belki de faydasız olacaktır. Ama bir avam anlayışı içinde arz edecek olursak, tasavvufta bu seyri ikmalde insanın münasebet değişikliklerine verilen adların şunlar olduğunu görürüz:</p>
<p>Birinci mertebe, “seyr ilallah” mertebesidir ve kendi uzaklığını aşma adına Allah’a doğru seyretme demektir. Sâliki çok, müdâvimi ona nispeten az, herkese açık bir seyahat-i kalbiye ve ruhiye olan bu yolculuk, -Müsemmâ-i Akdes de diyebileceğimiz Hazreti Zât mülâhazası mahfuz- ef’âl âleminden isimler ufkuna, sonra da bu isimlerin gölgesinde mebde-i taayyün olan isme ulaşmakla nihayet bulan bir yolculuktur.</p>
<p>İkinci mertebe, “seyr fillâh” mertebesidir. Bu seviyeye ulaşan insanda, doğrudan doğruya fenâ fillâh mertebesi zuhur eder ve o insan, âdeta daire-i maiyyet içinde seyrine devam eder. Vâkıa, Ehl-i Sünnet anlayışı içinde, sâlik, gördüğü şeylere şahsî pâye nazarıyla bakmaz, fakat ciddi temkin, vakar ve Allah’ın murakabesine tam inanma şuuru içinde seyrini tamamlar.</p>
<p>“Seyr minallah” mertebesine gelince o, nübüvvete has bir keyfiyettir ve Hak’tan halka geliş demektir. Sâlik varmış, gitmiş, seyrini ikmal etmiş, sonra dönmüş ve götürmek üzere gelmiştir. Resûl-i Ekrem (aleyhissalâtü vesselâm)’ın velâyetinin tezahürü olan Mirac-ı Nebi işte bu seyirlerin hepsini hâvidir.</p>
<p>Evliyaullahtan olan Abdülkuddüs Hazretleri şöyle der: “Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm) kevn ü mekânları aştı, huzur-u kibriyâya vardı, kurb-i huzurla müşerref oldu, dünya gözüyle Hakk’ı gördü, hûri ve gılmânın perdedarlığına şahit oldu. Cennet ve bütün niam-ı ilâhiye O’nun önüne sofra gibi serildi. Ama o âlemin debdebe ve ihtişamı O’nun gözlerini kamaştıramadı. Gittiği gibi insanlığı kurtarmak üzere insanların içine tekrar döndü. Allah’a yemin ediyorum ki, ben o mertebelere çıksaydım geriye dönmezdim!”</p>
<p>Bu söz, çok veciz olarak, daima giden ve geri dönmeyen bir velinin seyriyle, giden-gelen-götüren nebinin seyrini tefrik etmektedir. Ama bütün bunlar esasen iç müşahede, ruha doğru derinleşme ve bir zevk işidir. İç âlemine doğru derinleşmemiş, zahire takılıp kalmış insanlara bunları anlatmak çok zor olsa gerek&#8230;</p>
<p>Bu asır, kalble beraber akıl asrı olduğundan bu türlü şeyleri muvakkaten Cenâb-ı Hak kaldırmıştır. Öyle ümit ediyorum ki, yeniden bir velâyet müessesesi -inşaallah- teşekkül ettiği zaman pek çokları ilm-i hakikatin yanında bu ruhani zevkleri de hissedecektir.</p>
<div class="fastsocialshare_container fastsocialshare-align-center">
<div class="fastsocialshare-subcontainer">
<div class="fastsocialshare-share-fbl fastsocialshare-button">
<div class="fb-like fb_iframe_widget" data-href="https://fgulen.com/tr/eserleri/bahar-nesidesi/olmeden-once-allaha-kavusmak" data-layout="button" data-width="100" data-action="recommend" data-show-faces="false" data-share="false"><strong>Kaynak: Bahar Neşidesi / M.Fethullah Gülen</strong></div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="https://hizmetten.com/olmeden-once-allaha-kavusmak/">Ölmeden Önce Allah’a Kavuşmak</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölüm inançsızlar için bir yokluktur &#124; Zekeriya Çiçek</title>
		<link>https://hizmetten.com/olum-inancsizlar-icin-bir-yokluktur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2020 13:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Zekeriya Çiçek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15547</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyayı ahiretin mezrası -tarlası- olarak görenler güzel düşünenlerdir. “Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.” ve ’Helal daire keyfe kâfidir. Harama girmeye ihtiyaç yoktur.’’ Hâlbuki biz mü’minlere göre&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olum-inancsizlar-icin-bir-yokluktur/">Ölüm inançsızlar için bir yokluktur | Zekeriya Çiçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3></h3>
<p>Dünyayı ahiretin mezrası -tarlası- olarak görenler güzel düşünenlerdir.</p>
<p>“Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.” ve ’Helal daire keyfe kâfidir. Harama girmeye ihtiyaç yoktur.’’</p>
<p>Hâlbuki biz mü’minlere göre ölüm, Risale-i Nur’daki enfes tarifiyle:</p>
<p>’’Başka bir baki âleme girmek ve iman vesikasıyla saadet sarayına girmek için bir terhis teskeresidir.’’ (Asayı Musa’dan)</p>
<p><strong><b>Dünyaya dünya kadar ukbaya ukba kadar değer vermek </b></strong></p>
<p>Dünyaya dünya kadar ahirete ahiret kadar kıymet vermesi neticesinde fani hayat beka bulur. Malımızı Allah yolunda harcama neticesinde fani mal da beka bulur. İmanı sayesinde henüz cennete girmeden cennet hayatı yaşar. Evet, Efendimiz (sav)  “Dünya ahiretin tarlasıdır.” Buyurur.</p>
<p>Altıncı sözde tefsiri yapılan ayeti de hatırlayacak olursak Cenab-ı Hak (cc) “Allah, karşılık olarak cenneti verip müminlerden canlarını ve mallarını satın almıştır.” (Tevbe- 111)</p>
<p>Bu ayete göre fani bedenin ve fani malın beka bulması gerçek sahibi yolunda kullanmamızla mümkün olabilir.</p>
<h3><strong><b>“LA İLAHE İLLALLAH” HAKİKATİYLE HAYATA YENİDEN DOĞMAK</b></strong></h3>
<p>“La ilahe illallah” sözünde da şöyle bir müjde var ki:</p>
<p>“Sınırsız ihtiyaçlara muhtaç, sınırsız düşmanların hücumuna hedef olan insan ruhu, şu kelimede öyle bir ihtiyaçlarını karşılayacak nokta bulur ki, ona bütün ihtiyaçlarını temin edecek bir rahmet hazine kapısını açar.</p>
<p>Ve öyle bir dayanma noktası bulur ki, bütün düşmanlarının şerrinden emin edecek bir gerçek kudretin sahibi olan kendi ibadet ettiği yaratıcısını bildirir ve tanıttırır, sahibini gösterir, sahibi kim olduğunu gösterir. Ve o anlama neticesinde kalbi gerçek korkulardan ve ruhu acı verici üzüntüden kurtarıp, ebedi bir ferahı, ebedi bir mutluluğu temin eder.” (20. Mektup 1. Makam)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><b>“La ilahe ilallah” diyenler gerçek huzura kavuşurlar </b></strong></p>
<p>Felaha ermenin, kurtulmanın yegâne ifadesi kelime-i tevhidi kalp ile tasdik dil ile ikrar etmektir.<br />
Şöyle bir düşündüğümüz zaman,  ne kadar çok şeye ihtiyacımızın olduğunu çok açık bir şekilde anlarız. Hâlbuki bu âlemde yoktuk, şu an ise varız. Varlık binamızın taşlarının hangisi bize ait?<br />
Varlığımızın özü ve esası kaynağı nedir?<br />
Bizi meydana getiren unsurlardan hangisinin miktarı ve çeşidinin seçimi bize soruldu? Madem sorulmadı; o zaman kim hangi cüretle kendisini vücut mülkünün sahibi olarak görebilir ki?<br />
Üstadımız: “Hakiki vücuda sahip olmak onu terk etmekle sağlanabilir.” der.<br />
Bozulmamış hiçbir vicdan, asla yalan söylemez. Kâinata ciddi bir seyre dalarak tefekkür ibadeti yaptığımızda, milyonlarca farklı canlı türünün her birini ayrı ayrı renk ve tasarımda donatan güç ve kudretinin sonsuzluğunu anlarız.<br />
İnsan ruhunu perişan eden nefsanî arzular ve şeytani vesveseler onu kulluğa en yakın secde anlarında bile yalnız bırakmaz.<br />
“Nefis cümleden edna (alçak), vazife cümleden âlâ (yüce)” der, büyüklerimiz.<br />
İnsanın en büyük düşmanı kendi nefsidir. Ayet çizgisinde söylenecek olursa:<br />
&#8220;Şüphesiz nefis daima kötülüğe sevk eder-ancak Rabbim rahmet ederse o başka.&#8221; (Yusuf Sûresi- 53)<br />
Hz Yusuf’tan (as) daha masum asla değiliz. Rabbimiz (cc)  bu ayetini onun başına gelen ibret verici bir hadiseyle misal veriyorsa, bizler nefis gibi nasıl bir sinsi düşmanımız olduğunu çok iyi anlamalıyız.<br />
Dayanağı “La ilahe illallah” olmayan tüm fikirler çürümeye mahkûmdur. .Başta ilim adına koca bir safsata olan evrim fikrinden tutun, hayatın başlangıcı ile ileri sürülen ve tabiat risalesinde anlatılan “var oluş gerçeğini” Allah’tan (cc) gayri başka şeylere isnad edenlerin fikirlerinin temelinde “tesadüfen oluştu” düşüncesi vardır. Bir zerrenin bile boşa yaratılmadığı âlemde, koca bir evrenin başıboş ve tesadüfen sebeplerin tesiriyle oluştu denmesi ne acıdır.<br />
Unutmayalım ki :“La ilahe illallah, rahmet hazinesinin anahtarıdır.” der Üstadımız.<br />
“Ballar balını buldum kovanım yağma olsun.” diyen söz ve gönül sultanları hangi balı bulmuştur acaba?<br />
Sonsuzluk için yaratılmış, sonsuzluğa iştihalı ve ebedi bir Zât’ın aynası olan insanlar ancak o hazineyi bulabilir.<br />
Ya Râb biz fakiriz sen gani, biz aciziz sen güçlü, biz dilenciyiz sen ise sultan. Sana sığınıyor ve senden sonsuz hazinenin anahtarı olan merhametini dileniyoruz. “La ilahe illallah” Kelime-i Tevhidini de buna şefaatçi yapıyoruz.<br />
“La ilahe ilallah de felaha er.”  Hadis-i Şerifine sığınıyor ve en safi dillerimiz ve halimizle bu emrine itaat ediyor ve “Lailahe illallah” diyoruz böylece senden başka ilahın olmayacağını ve olamayacağını ikrar ediyoruz.</p>
<p><strong>Hizmetten | Zekeriya Çiçek</strong></p>
<h3><strong><b> </b></strong></h3>
<h3><strong><b> </b></strong></h3>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olum-inancsizlar-icin-bir-yokluktur/">Ölüm inançsızlar için bir yokluktur | Zekeriya Çiçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bitki ve hayvan ölüleri ya çürütülmeseydi? &#124; Zekeriya Çiçek</title>
		<link>https://hizmetten.com/bitki-ve-hayvan-oluleri-ya-curutulmeseydi-zekeriya-cicek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2020 10:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Zekeriya Çiçek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12965</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kâinatın idaresi Allah’ın (cc) elindedir. Kâinat üzerinde tam bir temizlik geçerlidir. Milyonlarca hayvan leşinin ve havadaki gazların temizlenmesi için ilgili ağaçlarda geri dönüşüm mekanizmasına alınırlar. Ağaçlar ve insanlar arasında gazlar&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bitki-ve-hayvan-oluleri-ya-curutulmeseydi-zekeriya-cicek/">Bitki ve hayvan ölüleri ya çürütülmeseydi? | Zekeriya Çiçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kâinatın idaresi Allah’ın (cc) elindedir. Kâinat üzerinde tam bir temizlik geçerlidir. Milyonlarca hayvan leşinin ve havadaki gazların temizlenmesi için ilgili ağaçlarda geri dönüşüm mekanizmasına alınırlar. Ağaçlar ve insanlar arasında gazlar yer değiştirler böylece atmosfer temizliği sağlandığı gibi bitkilerin fotosentez için gerekli gazı da elde etmesi sağlanır. Gaz dengesinde bozulmayı ise denizlerdeki mikroskobik yeşil canlılar giderirler. Denizin tuzlu olması, denizin temizliği açısından önemli bir durumdur, gökyüzünün ve zeminin temiz tutulması tamamen Allah’ın “Kuddus” isminin tecellileridir.</p>
<p>Kur&#8217;ân-ı Mu&#8217;cizü&#8217;l Beyân kâinattaki bu nezafet kanununu Allah&#8217;ın (cc) Kuddüs ismine dayandırarak anlatıyor&#8230;</p>
<p>İnsandan arza, arzdan semanın derinliklerine kadar kâinattaki nezafet ve temizlik, başlı başına bir delil olarak, bize Kuddûs ismiyle müsemma bir Zât&#8217;ı (cc) anlatmaktadır.</p>
<p>Toprak öyle muhteşem bir geri dönüşüm makinesidir ki, her türlü kiri ve pisi dezenfekte ederek canlılara zarar vermesinden korur.</p>
<p><strong>Hizmetten | Zekeriya Çiçek</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bitki-ve-hayvan-oluleri-ya-curutulmeseydi-zekeriya-cicek/">Bitki ve hayvan ölüleri ya çürütülmeseydi? | Zekeriya Çiçek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
