<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nedim Hazar arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/nedim-hazar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/nedim-hazar/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:26:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Nedim Hazar arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/nedim-hazar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>IFLC&#8217;den yeni müzikal: Işığın Yükselişi yarın Berlin&#8217;de sahnelenecek</title>
		<link>https://hizmetten.com/iflcden-yeni-muzikal-isigin-yukselisi-yarin-berlinde-sahnelenecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jun 2022 08:49:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Işığın Yükselişi]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Hazar]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kültür ve Dil Festivali (IFLC)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26323</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Dil ve Kültür Festivali (IFLC)’nin 20.yıl etkinlikleri özel bir müzikal programı ile devam edecek. &#8216;Işığın Yükselişi&#8217; isimli müzikal ilk olarak Berlin’in ünlü Verti Music Hall’de 26 Haziran günü yerel&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/iflcden-yeni-muzikal-isigin-yukselisi-yarin-berlinde-sahnelenecek/">IFLC&#8217;den yeni müzikal: Işığın Yükselişi yarın Berlin&#8217;de sahnelenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Dil ve Kültür Festivali (IFLC)’nin 20.yıl etkinlikleri özel bir müzikal programı ile devam edecek. &#8216;Işığın Yükselişi&#8217; isimli müzikal ilk olarak Berlin’in ünlü Verti Music Hall’de 26 Haziran günü yerel saatle 16.00’da sahnelenecek. Aylardır süren hazırlıklarda sona gelindi. Berlin’de salon provalarına başlayan sanat ekibi pazar günü sahnelenecek büyük gösteriye hazırlanmaya devam ediyor. Etkinlikte 23 ülkeden 40 dansçı, 24 solist ve 33 dünya orkestra müzisyeni görev alacak. Bir yıl içerisinde 3 farklı ülkede (Almanya, ABD ve Kanada) toplam 4 kez sahnelenecek olan gösteri, 2023 yılında çok büyük bir senfonik orkestra ile ortak olarak sahnelenmeye devam edecek.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-26325 aligncenter" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isigin-yukselisi1-700x349.jpg" alt="" width="700" height="349" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isigin-yukselisi1-700x349.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isigin-yukselisi1-1200x599.jpg 1200w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isigin-yukselisi1-768x383.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isigin-yukselisi1-1536x766.jpg 1536w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/06/Isigin-yukselisi1.jpg 1600w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>“Işığın Yükselişi”  müzikalini kaleme alan Nedim Hazar, etkinliği, “Dünya kurulduğundan beri, periyotları değişken ancak sürekli devam eden bir döngünün en çok bilinen ve en çok tekrarlanan öyküsü olarak” niteliyor. Müzikal hakkında detaylı bilgiler paylaşan Hazar “Sankrist kökenli bir kelime olan Samsara, bu durumu en net açıklayan kavramdır. Tarih, düz bir çizgide yol almaz. İniş ve çıkışlar, zirve ve dipleri vardır insanlığın. Kimi zaman karanlığın en koyuluğunda kaybolur insanlık, kimi zaman ise aydınlığın muhteşem ışıltısıyla aydınlanır. Ve döngü tamamlanır. Tarih, zıtlıkların birbiriyle çatışması. İyi ile kötünün, karanlık ile aydınlığın, siyah ile beyazın, soğuk ile sıcağın.” dedi.  Işığın yükselişi bu döngüde yaşanan “9 önemli kırılma noktasını yine küresel referans kültürler, söylenceler ile anlatan bir eser” olarak tanımlayan Hazar “Müzikal bir anlamda söz, müzik, dans ve diğer görsel sanatları kullanarak aktarıyor hikayesini.” şeklinde bilgi verdi.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta IFLC, 20.yıl etkinlikleri çerçevesinde Colors of Voices ve Colors of Voices Türkçe yarışması düzenleyerek 2 yıllık bir aradan sonra sahne programlarına start vermişti. Her iki yarışmanın finaline katılan öğrenciler Işığın Yükseliş’i programında da sahne alacak. Yarışmaya katılan bütün öğrenciler etkinliğin yapılacağı güne kadar profesyonel müzisyenlerle birlikte çalışmalarını devam edecek.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_57300"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/A9yWW26j6NU?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/iflcden-yeni-muzikal-isigin-yukselisi-yarin-berlinde-sahnelenecek/">IFLC&#8217;den yeni müzikal: Işığın Yükselişi yarın Berlin&#8217;de sahnelenecek</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rock’un yerli çınarı: Cem Karaca &#124; M. Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/rockun-yerli-cinari-cem-karaca-m-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2021 17:00:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin en özgün sesine ve stiline sahip şarkıcılarından, Anadolu rock müziğinin Barış Manço, Erkin Koray ve Fikret Kızılok’la 4 öncüsünden birisi sayılan rahmetli Cem Karaca’nın vefatının üzerinden 17 yıl geçti.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/rockun-yerli-cinari-cem-karaca-m-nedim-hazar/">Rock’un yerli çınarı: Cem Karaca | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin en özgün sesine ve stiline sahip şarkıcılarından, Anadolu rock müziğinin Barış Manço, Erkin Koray ve Fikret Kızılok’la 4 öncüsünden birisi sayılan rahmetli Cem Karaca’nın vefatının üzerinden 17 yıl geçti. Şarkıları hala genç, hala taptaze…</p>
<p>Kendisini “Anadolu rock ozanı” olarak tanımlayan Cem Karaca, asıl adı Irma Felekyan olan Ermeni asıllı opera ve tiyatro sanatçısı Toto Karaca ile tiyatro sanatçısı Azeri Mehmet İbrahim Karaca’nın çocuğu olarak, 5 Nisan 1945’te İstanbul’da dünyaya gelir. Sanatçı bir ailenin içinde dünyaya gözünü açan bahtlı insanlardan biridir. Karaca çifti, tek çocuklarına, “Muhtar Cem” adını verir. Cem Karaca’nın müzik eğitimi, yeteneğini fark eden annesi sayesinde henüz 6 yaşındayken başlar.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-258680 alignleft td-animation-stack-type0-2" src="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim1.png" sizes="(max-width: 381px) 100vw, 381px" srcset="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim1.png 939w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim1-300x221.png 300w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim1-768x565.png 768w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim1-100x74.png 100w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim1-80x60.png 80w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim1-696x512.png 696w" alt="" width="381" height="280" /></p>
<p>Siyaseten çalkantılı bir döneme denk gelen çocukluk… 6-7 Eylül olayları, tüm azınlık yurttaşları olduğu gibi Toto-Mehmet Karaca’nın Bakırköy’deki evinde de derinden hissedilir ne yazık ki! Olaylar durulduktan sonra Cem Karaca, Türkiye’nin önemli okullarından Robert Koleji’ne kaydolur.</p>
<p>“Sahne tozunu” küçük yaşlarda yutmasına karşılık Cem Karaca, doktor ya da mühendis olmayı istemektedir ancak, bir sevda onun kaderini tamamen etkileyecektir. “Suadiyeli Nesrin” olarak hatırladığı bir genç kızı etkilemek için sokak ortasında söylediği şarkı, müzik kariyerinin başlangıcı olur. Beyoğlu Spor Kulübünün lokalinde arkadaşlarını kırmayıp sahneye çıkarak profesyonelliğe adım atan Cem Karaca, “Dinamitler” ve “Jaguarlar” adlı gruplarla “Rock and Roll” parçaları seslendirir. Sonrası hepimizin malumu.</p>
<p>“Biz daha Karl Marks dünyada yokken Şeyh Bedrettin gibi bir âlim yetiştirmişiz. Bu adam <i>Varidat</i> diye bir kitap yazmış. Kitabı Frenkçeye çevirdiğimiz zaman karşımıza ‘kapital’ kelimesi çıkar. Buradan yola çıkarak, biz Türkiye’de bir devrim yapacaksak, ‘alaturka bir devrim’ yapmak zorundayız, bizim gibi yapmak zorundayız.” Bu sözler, Cem Karaca’nın nasıl sıra dışı bir tarih okumasına, entelektüel birikime, onun rock’n roll tavrına göz kırpıyor.</p>
<p>On yedi yaşında, arkadaşlarının isteği üzerine Beyoğlu Spor Lokali’nde şarkı söylemeye başladığını belirtmiştik zaten. Babasının alaturka, annesinin alafranga zevkleri Cem üzerinde derin tesirler bırakır. Ve on sekiz yaşındayken ilk rock grubunu, ‘Dinamikler’ adıyla kurar. Kendi tabiriyle başta Elvis Presley olmak üzere dönemin yabancı sanatçılarının şarkılarını papağan gibi tekrarlıyordur.</p>
<p>Baba Mehmet Karaca ise “Hariciyeci” olmasını istediği oğlunu şarkıcılıktan vazgeçirmek için neredeyse her şeyi yapmaktadır. Sahnede Elvis Presley şarkıları seslendiren oğlundan, “Aman Adanalı” türküsünü istemesi için adam kiralar ya da oğlunu yuhalatır mesela. Annesinin desteğini alan Cem Karaca’yı bu sevdadan vazgeçiremeyen Mehmet Karaca, oğluna “Buraların müziğini yap” diyerek tavsiyede bulunmak zorunda kalır.</p>
<p>Lise diplomasıyla eğitim hayatını noktalayan Cem Karaca, ilk evliliğini 1965 yılında tiyatro oyuncusu Semra Özgür ile yapar ve evliliğinin üçüncü gününde eşini İstanbul’da bırakıp askere Antakya’ya gider. Vatani görevi sırasında bir Mehmetçik’in bağlamasıyla söylediği türkü, Cem Karaca’da ve müziğinde adeta dönüm noktası olur. Gözlerinin önüne İstanbul bilhassa Bakırköy geliyordur. Antakya’da acemi askerliğini yaptığı esnada duyar bağlama sesini, hikâyenin gerisini kendi cümlelerinden dinleyelim: “Benim o andaki duygularımı, özlemimi ne Frank Sinatra yansıtabilir ne Elton John… Ama o an kötü çalınan bağlama, bir de baktım ki beni anlatıyor. Cem Karaca’nın o anki ruh halinin müziğe dönüşmüş şekli, o bağlamanın yarı akortlu haliydi.”</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-258681 aligncenter td-animation-stack-type0-2" src="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim2.png" sizes="(max-width: 594px) 100vw, 594px" srcset="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim2.png 939w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim2-300x194.png 300w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim2-768x496.png 768w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim2-100x65.png 100w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim2-696x449.png 696w" alt="" width="594" height="383" /></p>
<p>Bir röportajında Cem Karaca, “Ben o güne kadar ne garip, ilkel bir müzik diye düşünürken bir de baktım ki benim o anda içinde bulunduğum hissiyatı o müzik canlandırıyor, dile getiriyor, anlatıyor,” ifadelerini kullanır. Batı enstrümanlarıyla Anadolu müziği yapma kararı alan Cem Karaca, vatani görevi bitip İstanbul’a döndüğünde Mehmet Soyarslan’ın kurduğu “Apaşlar” grubuyla çalışmaya başlar. Bir plak şirketinde tanışıp sıkı dost olduğu Aşık Mahsuni Şerif’in türkülerini de repertuvarına alır.</p>
<p>Jaguarlar grubuyla 1965’te Altın Mikrofon Yarışması’na başvurur ancak ön elemeyi geçemezler. İki sene sonra ise “Resimdeki Gözyaşları” şarkısının sahibi Mehmet Soyarslan ile Apaşlar grubunu kurar. Erzurumlu Emrah’ın koşmasını Emrah adlı şarkıda rock formunda besteleyen Karaca, grubuyla yine Altın Mikrofon’un kapısını çalar, yarışmada ikinci olurlar. Emrah, Anadolu rock müziğin giriş kapısı addedilir. Asıl şöhretlerini ise bugün hâlâ ezberde olan “Resimdeki Gözyaşları” şarkısıyla yakalarlar. Grup, 1968 yılında Almanya’ya gidip; Ferdy Klein Orkestrası ile 45’liklerini kaydeder.</p>
<p>Bu arada ünlü sanatçı, grup arkadaşlarıyla fikir ayrılığı yaşar. Bütün dünyayı etkisi altına alan 68 kuşağının etkisindedir. Yaptığı müzik, konjonktür gereği sol majörle ilgilenmekten ziyade solla haşır neşir olmayı gerektirir; çünkü 70’li yılların Türkiye’sinde ülke sağ-sol olarak ikiye bölünmüştür. Zaten ona göre rock, müzik türü olmaktan çok bir düşünüş, dünyayı algılayış biçimidir. O, solun bayrak yaptığı şarkıların mimarıdır ama ülkücüler de Karaca’nın şarkılarını gizli gizli dinler. Özellikle türkü formundaki uyarlamalar dillerdedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-258682 aligncenter td-animation-stack-type0-2" src="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim3.png" sizes="(max-width: 585px) 100vw, 585px" srcset="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim3.png 939w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim3-300x235.png 300w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim3-768x601.png 768w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim3-100x78.png 100w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/nedim3-696x545.png 696w" alt="" width="585" height="458" /></p>
<p>Karaca, Ersen Dinleten ve Selda Bağcan’a da eşlik edecek Kardaşlar grubunu kurar. Ağırlıklı olarak progresif rock tarzı icralarda bulunan grup, Dadaloğlu gibi bir hite imza atar. Karaca, sürdüğü arabayı sol şeride yakınlaştırır, gaza basmayı da ihmal etmez. 1974’te kurduğu Dervişan grubuyla Tamirci Çırağı’nı yayınlar. Haliyle dönem için bomba etkisi meydana getirir bu efsane şarkı. Deniz Gezmiş’lerin gerilla eğitimi gördüğü Filistin Kurtuluş Örgütü için Mutlaka Yavrum parçasını iki farklı dilde, İngilizce ve Arapça olarak kaydeder.</p>
<p>‘Kavga’sını şarkılarıyla veren ustanın sesi, devrim için göndere çekilen bayrak, sırta geçirilen bir ‘parka’dır. Nâzım Hikmet, Ahmed Arif, Âşık Mahsunî Şerif gibi şairler, onun beslendiği ırmaklardır. Yıllar yıllar sonra Cem Karaca, devrimi kendi içinde yapmış bir aydın sorumluluğuyla şöyle konuşacaktır: “Ben Türkiye’yi, Türkiye beni etkiliyor. Vakti zamanında söylediğim o sert, ajitatif şarkılardan dolayı gaza gelip, duvara afiş asarken yakalanan ya da başına başka şeyler gelen delikanlıların hesabını nasıl vereceğim öbür tarafta diye düşünmeden de edemiyorum.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft td-animation-stack-type0-2" src="https://img.discogs.com/E4RR38JW1L_DL7eceZqkmC6lVLE=/fit-in/600x600/filters:strip_icc():format(jpeg):mode_rgb():quality(90)/discogs-images/R-7429470-1441356483-8110.jpeg.jpg" alt="Cem Karaca – Nem Kaldı? (2013, CD) - Discogs" width="372" height="372" /></p>
<p>Ve 12 Eylül askerî müdahalesi… 1980 tarihinde Kenan Evren’in başını çektiği darbeci paşalar, ülke yönetimine el koyar. Cem Karaca ise bir sene önce 1979’da Münih’te 1 Mayıs mitingine katılır. Kendisine uzatılan mikrofona, “Yaşasın uluslararası dayanışma!” der ve o esnada flaş patlar. İhtilalden bir buçuk sene sonra bir magazin dergisinin birinci sayfasında, “Cem Karaca gizli hesaplar peşinde” manşetiyle verilir. Haliyle rejim için ‘sakıncalılar’ listesindedir, tıpkı ustası saydığı Nâzım gibi… 12 Eylül’ün ‘vatansız’ bıraktığı 14 bin kişiden biridir.</p>
<p>Toplam sekiz yıl kalır ‘Alamanya gurbeti’nde. Ülkesini o kadar çok sever ki, Alman radyolarının Türkiye aleyhine mülakat tekliflerini reddeder. Ve ‘faşist darbe’ yerine ‘askerî müdahale’ kelimesini kullanmayı tercih eder. 1985’te dönemin başbakanı Turgut Özal ile görüşür. Bu samimi sohbetin ardından yurda döner, ‘dönek’ sıfatıyla. Çünkü Özal’ın elini öptüğü yönünde asparagas haberler çıkar hakkında. Karaca o hatırayı, “Hayır, kesinlikle Turgut Özal’ın elini öpmedim. Semra Hanımefendi’nin elini öptüm. Ben Robert Kolejliyim; belli bir eğitim almışım. First lady konumunda olan bir hanımefendinin eli alınır, hafifçe dudak değdirilerek öpülür. Batılı bir tavır içerisinde Semra Hanım’ın elini öptüm. Turgut Bey’in elini sıktım,” sözleriyle açıklar. Büyük sanatçı, kendisini rencide eden ‘dönek’ ithamına, “Ben döndümse dönek diye memleketime/Döndüm baba/Döndüm işte oh be!” şarkısıyla cevap verir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright td-animation-stack-type0-2" src="https://img.piri.net/mnresize/585/-/resim/imagecrop/2019/02/07/05/48/resized_5d827-a92cae538c81998c7c21423191b98d230f420153.jpg" alt="Cem Karaca kimdir? Ne zaman vefat etti?" width="431" height="431" /></p>
<p>Cem Karaca, müzik çalışmalarına devam eder, bir zamanlar yasaklı olduğu TRT’ye çıkar, tartışma programlarına katılır. O, rock’n roll tarzıyla yine gündemdedir. Tasavvufa doğru kanatlanan sanatçı, Led Zeppelin ile Eşrefoğlu Rumî’yi aynı potada eritir. Kerkük’ün Zindanı’nda yaşanan trajedi de gündemindedir, Şeyh Ahmet Yesevî’nin yaktığı ateş de… Zaten, “Salavatı tüm dünyaya iletmek lazım, bütün dünya bunu dinlemeli. Şu muhteşemliği, insanın içine verdiği huzuru duyuyor musun İlkim? Ve bas bariton sesler olmalı. Kadın sesi fazla olmamalı. Olacaksa alto sesler olmalı,” diyecektir eşine. Vasiyetinde alkış değil, tekbir isteyen Cem Karaca, 8 Şubat 2004’te ardında rock külliyatı ve harikulade fikirler bırakarak ruhunun ufkuna yürür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak: M. Nedim Hazar | Tr724</strong></p>
<div class="td-g-rec td-g-rec-id-content_bottom td_uid_3_604553a5b70b9_rand td_block_template_1 "></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/rockun-yerli-cinari-cem-karaca-m-nedim-hazar/">Rock’un yerli çınarı: Cem Karaca | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kim tam ki? &#124; Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/kim-tam-ki-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2020 16:00:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[kim tam ki]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14182</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah selamet versin Yılmaz Erdoğan’ın meşhur Vizontele filminde Siti Ana oğlunun şehit olmasından sonra gelin adayı genç kız ile karşılaşır. -Nasılsın Asiye? Diye sorar yüreği yaralı kadın. Genç kız iç&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kim-tam-ki-nedim-hazar/">Kim tam ki? | Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Allah selamet versin Yılmaz Erdoğan’ın meşhur Vizontele filminde Siti Ana oğlunun şehit olmasından sonra gelin adayı genç kız ile karşılaşır.</p>
<p>-Nasılsın Asiye?</p>
<p>Diye sorar yüreği yaralı kadın. Genç kız iç çeker ve şöyle der:</p>
<p>-Eksik!</p>
<p>Siti Ana’nın buna cevabı müthiştir:</p>
<p>-Hangimiz tamam ki?</p>
<p>Bu dönemde kiminle karşılaşsam ruhunda (genellikle olumsuz) bir değişim görmem kaçınılmaz oluyor. Hiç kimse tanıdığım o insan değil sanki.</p>
<p>Son dönemde belki sizin de başınıza gelmiştir bilemiyorum.</p>
<p>Hani…</p>
<p>Tuhaf ve anlamını çözemediğimiz bir sıkıntı burup durur ruhumuzu. Gözümüzü kapattığımızda nefesimiz kesilir gibi olur ve dehşetle doğruluruz yatakta. Kimi panik atak diyor buna kimi üst düzey endişe dengesizliği…</p>
<p>İçinden geçtiğimiz süreç ruh kalibrasyonunuza göre etkiliyor sizi elbette ama kötülüğün bitmeden uzun sürmesi bir süre sonra çıkışsızlık ve karamsarlık ile birleşip canına okuyor psikolojinin.</p>
<p>Uzmanlar bu bozukluğa “aşırı kaygı bozukluğu” da diyorlar. En temel özelliği en az 6 ay boyunca, bir dizi olay ya da etkinlik hakkında aşırı evham ve kuruntu duyma, olarak tanımlıyorlar. Anksiyeteyi bazı kuramcılar, yaşanan iç çatışmaların sonucu olarak gösterirken bazıları da öğrenilmiş davranışlar olarak görüyor.</p>
<p>Bazı durum ve riskler bu bozukluğu zirveye taşıyor. Örneğin olası iş riskleri, çocuklarının başına gelebilecek kötü durumlar, kendi sağlığı vs…</p>
<p>Esasen endişelerin çoğunun günlük hayatta yaşanabilecek olağan olaylar, konuşmalar, davranışlar ile ilgili olduğunu vurgulayan işin ehilleri, bir noktadan sonra en sıradan gelişmenin bile ciddi anlamda endişe ve kaygıya sebebiyet vereceğini söylüyor.</p>
<p>Bir standardı, yani normali var bu kaygı derecesinin. Psikolojisi bozuk insanların her gelişmedeki normal sayılabilecek kaygı odağını bulup, abartarak olmayacak ve baş edilemeyecek yeni kaygılar ürettiği de bir gerçekmiş. Fenası ise şu; kaygı odağı hastalığın gidişi sırasında bir konudan diğerine kayarak çoğalabiliyor. Bu halin sürekliliği ise, tedaviyi zorlu kılıyormuş.</p>
<p>Kaygının kontrol altına alınamamasını yine uzmanlar “kafaya aşırı takma” olarak niteliyorlar. Her ne kadar bu rahatsızlığa dûçar olan kişinin çevresinde “Takma kafana!” diyecek birileri varsa da, pek bir etkisi olmuyormuş. Felaket ise, benzer kaygı rahatsızlığı olanların bir arada oluşu…</p>
<p>Sürekli kaygı ciddi bir odaklanma sıkıntısını beraberinde getiriyor maalesef. Bunun sebep olduğu dikkat bozukluğu ise, hakimiyetsizlik ve sürekli huzursuzluğu tetikliyor. Böyle durumlarda ne dinlenme kâr ediyor ne uyku… Fiziksel olarak da kişiyi etkiliyor bu bozukluğun sürekliliği.</p>
<p>Kaygılar, günlük olaylar, söylenen sözler, yapılan davranışların toplamından müteşekkil. Olmamış veya olmuş olsa bile aslında o kadar da önemli olmayan kaygılar büyüyor ve kişinin tüm ruh halini işgal ediyor.</p>
<p>Şu kısmı olduğu gibi uzmanından alıntılıyorum: “Etrafta konuşulan herhangi bir söz, davranış alınganlığa yol açar. Geçmişte söylenmiş bir söz, yüz ifadesi unutulmaz ve sanki o an yaşanıyormuş gibi aynı sıkıntıyı hissettirir. Sanki adeta hep olumsuzluklar hatırlanır, iyi şeyler yaşanmamıştır.”</p>
<p>Kaygının çok ciddi anlamda ümitsizliği tetiklediği eskiden beri bilinir. Dolayısıyla anksiyete bozukluğu olan biri gelecek hakkında ümitsizdir. Enteresan bir ayrıntı: Kaygı bozukluğu olan kişi haddinden fazla öğüt verip, yönlendirmede bulunuyormuş.</p>
<p>“Özellikle yakınında bulunan kişilerin sürekli hataları görülür ve alınganlıklar nedeniyle de küslükler olabilir,” diyor doktorlar. İki türlü teşhisten bahsediliyor. Bir, davranışlara bakılarak. İki, hastalığın emarelerinden yola çıkarak. Bayılma ve uyuşma hem belirti hem de ayrı bir sıkıntı olarak geçiyor bu hastalığın literatüründe.</p>
<p>Esas sıkıntı ise, pek çok kez bu rahatsızlığın yapılan tahliller ve muayeneler ile tespit edilememesi. “Tamamen psikolojik” diye özellikle vurguluyor uzmanlar. Ancak tedavinin de şart olduğunu ifade ediyorlar. Kendiliğinden geçmesi mümkün değilmiş. Hatta bazı ağır olgularda tedavinin hiç kesilmemesi gerekiyormuş. Geçici bir iyileşme ile hasta kendini ‘iyileştim’ diye kandırabiliyormuş ama çok kısa süre sonra aniden ve daha şiddetli şekilde hastalık geri dönebiliyormuş.</p>
<p>Hekimler, iyileşen hastalarda, ilaç dozlarının kademeli olarak azaltılması gerektiğini önemle vurguluyorlar.</p>
<p>Sevgili okur, daha önce bazı dostlarımda şahit olduğum bu semptomların pek çoğu bizzat şahsımda da belirince oturup daha derinlemesine araştırma yapmak durumunda kaldım.</p>
<p>Rahmetli Ayşe Şasa ruh sağlığı açısından çok kırılgan bir yapıya sahipti ve meşhur matematikçi John Nash ile sık sık telefon görüşmeleri yapardı. Aynı marazdan muzdaripti Nash de (meşhur, Oscarlı “Beautiful Mind” filminin gerçek kahramanı) saatlerce dertleşirlerdi Şasa-Nash ikilisi. Ayşe Hanım’ın ruhunu nasıl zapt ettiğini merak eden Nash’e verdiği cevap sanırım bu literatürün henüz keşif sahanlığının dışında: “Tek boyutlu bir şekilde mücadele edince çok zayıf kalıyor insan. Mutlaka manevi bir yere yaslamak gerekiyor sırtı…”</p>
<p>Yanlış anlaşılmasın tıp alanını asla küçümsüyor ya da yok sayıyor değilim. Bu konuda rahmetli Haluk Hoca ile dertleştiğimiz de olmuştur.</p>
<p>Yaşadığımız şu zehirli dönem pek çok hassas ruhu darmadağın edebiliyor. Çok güçlü sandığımız karakterler bir anda yer ile yeksan olabiliyor mesela. Özellikle bu tür ortamlara alışmamış ve hayatları hep meşru ve steril bir alanda geçmişler için büyük ihtimalli riskler var. Dr. Murat Eren Özen’in makalesinden size aktardığım bu sinsi rahatsızlığa karşı dikkat ve duaya ihtiyaç var.</p>
<p><strong>Kaynak: Nedim Hazar | TR724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kim-tam-ki-nedim-hazar/">Kim tam ki? | Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ben bir Eylül, sen Haziran!&#124; Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/ben-bir-eylul-sen-haziran-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2020 14:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13507</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yine Eylül’e dayandı hayatımız. Ve ben her Eylül bir yazı yazamasam kendimi eksik hissederim. Bu ayın bitmesine epey var gerçi ama yazmak nasip olur mu emin olamadım. Bu nedenle geçmişten&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ben-bir-eylul-sen-haziran-nedim-hazar/">Ben bir Eylül, sen Haziran!| Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yine Eylül’e dayandı hayatımız. Ve ben her Eylül bir yazı yazamasam kendimi eksik hissederim. Bu ayın bitmesine epey var gerçi ama yazmak nasip olur mu emin olamadım. Bu nedenle geçmişten bir Eylül yazımı ödünç aldım. Tekraren okuyacakların bağışlamasını istirham ediyorum…</p>
<div class="KW7Dkw81"></div>
<p>Mevsim Eylül dedi mi, ayaklanır hislerim…</p>
<p>Serin bir mağara gölgesinde sabır taşı çatlatacak kadar dingin ve sakin damla damla biriken billur pınarlar gibi parıldar derinlerimdeki duygularım. Ve ben her Eylül ayrılıkları hatırlar, tekrar kanarım.</p>
<p>Gerçi ayrılıklar artık eskisi kadar hasar veremiyor bana. Belki bünye alışkanlık yaptı, belki kabullendi asi ruhum.</p>
<p>Asla şikâyetçi de değilim aslında. Çünkü her giden bir boşluk bırakırken ardından, yeni ve -kalışlar kadar olmasa da- güzel hasletlere gebe bırakabiliyor bellekleri.</p>
<p>Sözgelimi hayaller ile sıkı fıkı oluyor sevdalı insan. Ducasse’nin Moldoror’u, Atay’ın Olric’i gibi kendine musahhar bir hizmetkâra dönüşebiliyor hayaller.</p>
<p>Ve bilir misin; hayalin kadar randevusuna sadık kimse yoktur. Ne zaman gözümü kapasam karşımdasın.</p>
<p>Biliyorum en fazla bir ömürlük uzunluğu olacak bu hasretin. Böylesi bir sevdaya, bir ömür, mesafe mi yani?</p>
<p>Sonra… Sonra teselliler anlamsızlaşıyor mesela… ‘Hayat devam ediyor’ sözü de tam olarak doğru değil, hayat hasrete dönüşüyor, bir noktadan sonra.</p>
<p>Şu doğru olabilir belki; sevdayı hayata dönüştürebilirsen devam eder ancak ve o zaman boyu kısa gelir ömrün, ürkütücülüğü kalmaz ölümün. Bir de zorluğu var tabii ayrılığın.</p>
<p>Gidişin bana başka yeni meziyetler kazandırdı. Sözgelimi yine; hayallerden yeni hayatlar inşa edebiliyorum artık. Umudun harcıyla karıyorum hasreti, içine bol miktarda gözyaşı döküyorum, mermer gibi sağlam yeni hayallerim oluyor. Büsbütün kötü değil hani.</p>
<p>Bir duvarını mutlaka eksik bırakıyorum hayallerimin, bir gün döneceksin umuduyla.</p>
<p>Sonra yorgun düşüyor ve ‘bırak’ diyorum, ‘bırak aramıza yalnızlık girsin!’</p>
<p>Ve sen… Benden uzakta, ola ki gezinirken bir yerlerde…</p>
<p>Yorgun bir düş görürsen, bil ki benden düşmüştür.</p>
<p>Eylül geceleri tuhaf oluyor, Eylül sabahları uzak…</p>
<p>Ezanlarla beraber bekliyorum seni, aynı kararlılıkta ve aynı karanlıkta.</p>
<p>Gece ki, en çok hüzün damlatıyor tavan çatlaklarından…</p>
<p>Bir kalemde siliyorum gözyaşlarımı.</p>
<p>Bir kalem de unutturmuyor seni.</p>
<p>Bir şair geliyor sonra başucuma, yastığımın altına iliştiriyor bilmediğim kelimeleri: “Yaşamak… Ne acayip iştir ki… Bu ne mene gidiştir ki…” Fırlıyorum kalk borusunu duymuş siper süvarisi gibi; “He he hey de Tarantababu He he hey, yaşamak ne güzel şey!”</p>
<p>Bölüyor paslı bir bıçak gibi gecelerimi şair…</p>
<p>Yüzeyinde gölgeler besleyen duvarlarda cansız yatıyor elbiselerim.</p>
<p>Gülüşün geliyor yine, eski bir çaydanlığın eğimli burnundan tüten bir süt buğusu gibi kıvrılarak süzülüyor odama…</p>
<p>Bana ‘nasılsın’ diye sorma, ağlıyorum yine!</p>
<p>Karanlıktan korkmuyorsam, hayalinle olduğum içindir.</p>
<p>Gitmen ‘olmaman’ demek değil, kalırken olmayanlara nasıl anlatayım ki bunu?</p>
<p>Zaman çok zalim; haftalar, aylar, yıllar… Sırayla ısırıyorlar… Ne çok zehir varmış saatin akrebinde?</p>
<p>Ayrılık anlaşılır bir şey, mesafelere de… Mesafeyi merhametsiz yapan sevdanın büyüklüğü..</p>
<p>Ne kadar uzaksan o kadar yakınlaşmam lazım kendime, bunu temrin olarak belledim. Bir dua bırak mermer avlusuna güzergâhının, belki bir garip yolcu susuzluğunu giderir!</p>
<p>Acı büyütmüyorsa ruhumuzu anlamı kalır mı yaralarımızın? Ve gerçeğe yaklaştırmıyorsa bizi günahlarımız, neye yarardı ki gözyaşlarımız!</p>
<p>Sonra soğuk terler dökülüyor duvarlardan…</p>
<p>Bir sela sızıyor rüyalarımdan, avuçlarımda ettiğim duaların sızısıyla uyanıyorum.</p>
<p>Bak şiir yazdırdı bana yokluğun, her nakaratı suskunluk.</p>
<p>Böyle sulu sepken ağlamak için, yağmurlar gibi Eylül’ü mü beklemeliydim!</p>
<p><strong>Kaynak:Nedim Hazar | TR724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ben-bir-eylul-sen-haziran-nedim-hazar/">Ben bir Eylül, sen Haziran!| Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En sevilen günah &#124; Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/en-sevilen-gunah-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2020 13:00:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12801</guid>

					<description><![CDATA[<p>A’raf Suresi’nde Şeytan’ın ruh topografyasını çıkarırken, Allah’a karşı duruşunun altındaki en önemli sebebi söyler: Kibir. Öyle bir hastalık ki, yaradan karşısında bile –hâşâ- kendine duyduğu müthiş bir özgüven ile ‘bana&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/en-sevilen-gunah-nedim-hazar/">En sevilen günah | Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>A’raf Suresi’nde Şeytan’ın ruh topografyasını çıkarırken, Allah’a karşı duruşunun altındaki en önemli sebebi söyler: Kibir. Öyle bir hastalık ki, yaradan karşısında bile –hâşâ- kendine duyduğu müthiş bir özgüven ile ‘bana mühlet ver, gör bak’ gibisinden diklenir. Ve sonrası malum, insanın aldanması…</p>
<p>Şeytan’ı cennetten kovduran şey küfrü değil kibriydi. İş bu nedenle kibir ve böbürlenme İblis’in en bariz karakteristiğidir.</p>
<p>Bilim her ne kadar meseleyi sebepler dairesine hapsedip, “Para, makam ve gücün getirdiği davranış bozukluğu’ olarak tarif etse de, mesele daha derin ve insanlığın temel problematiklerinden biridir. Belki de bu nedenle Hazreti Mevlana, “Kibir, kendinden habersizliktir” der.</p>
<p>Aslında sahip olunmayan ve belki de hiç olunamayacak olanı varmış gibi gösterme çabası… Elde edilen güç ile bunun desteklenmesi ve üstünlük taşlanması… Belki kısa süreli bir çalım satma, hava atma, hatta bir takım kazanımlar edinilmesi mümkündür ama şunu söylemek mümkündür ki, kibir en fazla zararı sahibine veren insan omuzunun taşımayacağı cam kırığı dolu bir çuvaldır. Ruha yapışan böylesi bir manevi virüs sahibini perişan eder. Kibir öfkeyi, nefreti kısa sürede bulunduğu yere toplar ve manevi bir rende gibi ruhu kemirir durur.</p>
<p>Ego muazzam bir cüretle şişirir kendini ve insan sahip olduğu ile olduğunu zannettiği arasındaki o derin çukurda debelenip durur. Öyle farklı aynalara öyle farklı kostümlerde yansır ki, tevazuu bile bu hastalığa alet edebilir. Kibrin sunduğu yalancı tevazuun ömrü çok kısa sürer bu yüzden. Kibir sahibi o kadar kısa sürede ruhunu şeytana teslim eder ki, kendisi bile inanmaz. İlk cinayetin altında da bu vardır. Kabil, hırsına ve kibrine teslim olur elini kardeşkanına bularken.</p>
<p>Nietzsche, “Kibir ruhu kaplayan deridir” derken tevazu göstermiş bence. İçi çivili bir zırh gibi olsa gerek kibir. Kalın ama delik deşik eden!</p>
<p>Mütemadiyen “Ben” diye sayıklar kibirli kişi, “biz” iğreti durur onun ağzında. Çalım, afra tafra standart donanımdır kibir için. Her meseleyi bir şekilde kendine çevirir ve her olumlu şeyi kendi hissesine atar. “herkes yahşi” değildir onun için, hatta herkes samandır, buğday olan bir tek odur.</p>
<p>Ciddi ve sinsi bir ikiyüzlülüğü de vardır bunlara rağmen. Başka ve daha büyük kibirler karşısında çıkarı için iki büklüm olmaya bile tenezzül eder. Eğilir ve iltifat eder eder hatta! Beklenti, kibrini kısa süreli gizler ve çıkar uğruna yapmadık şebeklik bırakmaz.</p>
<p>Paylaşmaya asla gönlü razı olmaz kibirlinin. Çıkar dışında alçak gönüllülük semtine bile uğramazken, her olumlu tabloya önce kafasını sokmaya çabalar. Resimde bulunmak kibrinin bir parçasıdır. Sonra her şeyi kendine ait kılmak ister. Aksi en ufak bir bakışa bile tahammülü yoktur, velev ki ana-babası bile olsa!</p>
<p>Ne muazzam bir kelimedir “Mütekebbir”!</p>
<p>İnsafı, iz’anı, vasatı yoktur. Merhamet semtinden bile geçmez. Her şeyin ‘En’i kendisidir, başka hayal giremez onun dünyasına, başkası olamaz kibriyet sahasında.</p>
<p>Çıkarıyla çatıştığınız an, rengi değişir. Akla-hayale gelmedik sefilliklere girer; yerinde el-etek öper, yerinde zulmeder, can yakar, hanümanlar yıkar, dahası bütün bu çılgınlıklarını ‘ahvâl-i âdiye’den hadiselermiş gibi görür. Mütekebbirler arasında Karun gibi servetle büyüklük taslayıp “Bu imkânlara ben ilmim ve irfanım sayesinde kavuştum.” (Kasas, 78) diyen, sonra da yerin dibine batırılanlar olduğu gibi, İblis edasıyla, “Ben ondan hayırlıyım..” (A’raf, 12) diyenler, daha da küstahlaşıp “Ben de öldürür ve diriltirim.” (Bakara,258) şeklinde mırıldananlar, büsbütün şirazeden çıkarak, “Ben sizin yüce Rabbinizim.” (Nâziat,24) hezeyanına girenler de olmuştur.</p>
<p>Allah hepimizi bu hastalıktan korusun.</p>
<p><strong>Kaynak:Nedim Hazar | TR724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/en-sevilen-gunah-nedim-hazar/">En sevilen günah | Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalmayacak çekmediğin mel’anet! &#124; M. Nedim Hazar</title>
		<link>https://hizmetten.com/kalmayacak-cekmedigin-melanet-m-nedim-hazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 17:00:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[mel’anet]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=6947</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yusuf Suresi’nin 187. Ayeti şöyle buyuruyor: “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz; çünkü Allah’ın rahmetinden ümidini kesen ancak kafirler güruhudur.” Ümit bir mecburiyet mümin için. Aynı zamanda ulvi bir merhem. Ki bu&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kalmayacak-cekmedigin-melanet-m-nedim-hazar/">Kalmayacak çekmediğin mel’anet! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yusuf Suresi’nin 187. Ayeti şöyle buyuruyor: “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz; çünkü Allah’ın rahmetinden ümidini kesen ancak kafirler güruhudur.”</p>
<p>Ümit bir mecburiyet mümin için. Aynı zamanda ulvi bir merhem. Ki bu nedenle tarih boyunca hiç yakışmaz ümitsizlik mümin olana. Merhum Meriç, ‘inanan insan ümitsizlikten bahsedemez’ diyor kesin bir kanaatle.</p>
<p>Aksi durum, bir felç oluş, kötürüm kalma hali. Ümitsiz insan yatalaktır ruhen. Koca Akif’i hatırlayalım; “Ye’s öyle bir bataktır ki, düşersen boğulursun.” Ve hemen reçeteyi de uzatıyor: “Azmine sarıl sımsıkı, bak ne olursun!” Yaşayanlar hep ümitle yaşamış, ruhunu ve vicdanını kilitlemiş me’yus olanlar.</p>
<p>Daha ilerisi var elbette. Hazret-i Üstad, ümitsizler için bir tür ölü benzetmesi yapar, şair de öyle: “”Ey dipdiri meyyit iki el bir baş içindir./ El de senin baş ta senindir./Kurtarmaya azmin niçin böyle süreksiz,/ Sen mi yoksa ümidin mi yüreksiz.” “Canlı cenaze” der işin künhüne vakıf olanlar, ümitsizler için.</p>
<p>Bir pusula, ebedi rota olduğu kadar bir göstergedir de…</p>
<p>Ümitle başlar her şey, ümit besler hayalleri ve ümit vardırır menzile. Ümitsizlik koşuyu tamamlayamayacak yüreksizlerin defosudur ancak. itimat, sadakat, feragat ümit ile anlam ifade eder. Ümit, dikey ve yatay genişlik demek, kendini çepeçevre saran tüm bağların çözülmesi, alanların ferahfezaya dönüşmesi demek. Zira aksi durum bizi sınırlayan nefsani kayıtların varlığı kadardır cürmümüz. Dahası, sebep/sonuç itibarıyla ciddi bir sıkletten arınma, yükten kurtuluştur da. Bu manada ümitsizlik cüceleşmesidir insanın. Ümit devleştirir âli ruhları! Ümitsizlik ayak bileklerine bağlı külçe külçe moloz, malayani ağırlık. Dibe doğru çeker insan olanı.</p>
<p>Biliyorum, mevsim yanılgısı farkedildiği an böylesi bir perspektif biraz hamhayalcilik gibi geliyor olabilir kimilerine. Kışı hesaplayamamak yanılgı değil, aksine ümit eksikliğidir. Her baharın ‘cennet-asâ’ olacağına dair ilahi bir garantiden kim söz edebilir ki? Hatırla asrın beyin yapıcısının o muazzam haykırışını: “Evet ümitvar olunuz!”</p>
<p>Kışta geldiğini bizzat söyleyen bir uzun mesafe koşucusunun sözleri bunlar, senin/benim değil! Karanlığın koyuluğu ne derece olursa olsun her cümlesindeki şafak ve şafağın emarelerinden bahsedişi bu projeksiyon uzunluğundandır. En sıkışık, tazyik altında kalış, mağduriyet ve mazlumiyet anında bile yitirilmeyen ebedi bir konumdur bu. Cebanet, miskinlik ile işi olmaz inanan insanın. Ruhu şad olsun Akif bizzat ‘Kitabullah’ı şahit gösterir buna.</p>
<p>Esasen tarih bu mevzunun münadileriyle dopdoludur. ikbal’den Bediüzzaman’a, Akif’en Meriç’e kadar yüzlerle kelam sahibi aynı meseleyi farklı tellerden titretir dururlar.  Üstelik fenalıkları da bilir hemen hepsi, ‘kalmayacak çekmediğin mel’anet’ derler.</p>
<p>Derdi güzel olana yenilgi ne gâm! Ödül bile sayılır, zira esas perişanlık dertsizliktir bizim mümin için. Tasasız geçen hayata hayat mı denir Allah aşkına! Dert büyük olacak ki ümit büyüsün, yakarış arş-ı alayı titretsin!</p>
<p>Dert diyorum yanlış anlaşılmasın, gündelik ve nefsi kaygılar, endişeler ile karıştırılmasın ki karışmasın ruh dünyamız. Medar-ı maişet, evlad u iyal, makam, mansıp… Yanlış özneler bunlar. O kadar ki, küçülüp minnacık kalır büyük derdin yanında bunlar, hatta çoğu durup düşünecek vakit bile bulamaz ve bunu dert bile etmez! Şah-ı Geylani’nin derdi ile dertlenmek varken uyduruktan gündelik tasaları kim umursar ki!</p>
<p><a href="https://www.tr724.com/kalmayacak-cekmedigin-melanet/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak: Tr724 | M. Nedim Hazar</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kalmayacak-cekmedigin-melanet-m-nedim-hazar/">Kalmayacak çekmediğin mel’anet! | M. Nedim Hazar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uçurtma düşmanları</title>
		<link>https://hizmetten.com/ucurtma-dusmanlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Dec 2019 19:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Hazar]]></category>
		<category><![CDATA[Uçurtma düşmanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=6299</guid>

					<description><![CDATA[<p>Minik Alper henüz 9 aylıkken annesiyle beraber hapse atıldı. Ve 5 yıla yakın hapishanede yaşadı. Hapishanede yaşayıp hapishanenin ne olduğunu bilememek tuhaf bir durum değil mi? Alper öyleydi. Çünkü başka&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ucurtma-dusmanlari/">Uçurtma düşmanları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Minik Alper henüz 9 aylıkken annesiyle beraber hapse atıldı. Ve 5 yıla yakın hapishanede yaşadı. Hapishanede yaşayıp hapishanenin ne olduğunu bilememek tuhaf bir durum değil mi?</p>
<p>Alper öyleydi.</p>
<p>Çünkü başka dünyası yoktu ve hayatı mahpustan ibaret görüyordu. Hayvanları, bitkileri tanımıyordu. Hiç araba görmemişti mesela.</p>
<p>Minik Alper bir gün hapishanenin avlusunda tek başına oynarken gökyüzünde bir şey gördü. Garipti, rüzgâra inat sanki yukarı tırmanıyor ve uzun kuyruğu salınırken tuhaf bir tıslama sesi çıkarıyordu. Ürktü küçük çocuk ve koşarak hapishaneden içeri girdi. İçerde bir süredir dostluk kurduğu genç tutuklu Feride vardı. Feride’ye gördüğü şeyi sordu. Kuş gibi bir şeydi ama kuş değildi belli ki. Elinden tutup zorla avluya çıkardı genç kızı.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_58633"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/cQ6KoaiGMTQ?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>Çıktıklarında hayal kırıklığı yaşadı, çünkü gökyüzünde uçan şey kaybolmuştu. Feride’ye tarif etti hayatında ilk kez gördüğü o nesneyi. Feride eline bir tebeşir parçası alıp hapishanenin avlusuna kocaman bir uçurtma çizdi.</p>
<p>Uçurtma o günden sonra Alper’in hayali oldu.</p>
<p>Bir süre sonra serbest kalan Feride Alper’e dışarıdan hapishanenin üstünde uçurtma uçuracağına dair söz verdi.</p>
<p>Ve öyle de yaptı…</p>
<p>Fakat hapishane müdürü binanın üzerinde uçan bu masum şeyin gizli mesajlar taşıyan bir aracı olduğuna inandı ve askerlere, ateş ederek uçurtmayı düşürme emri verdi.</p>
<p>Yazar Feride Çiçekoğlu’nun 12 Eylül döneminde yaşadığı gerçek olaylara dayanarak kaleme aldığı Uçurtmayı Vurmasınlar isimli hikaye kitabının gerçek boyutu böyle.</p>
<p>Daha sonra bu eser Yeşilçam’ın usta ismi Tunç Başaran tarafından filme alındı ve pek çok festivalde ödüle boğuldu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/12/ucurtmay%C4%B1-vurmasinlar.jpg" /></p>
<p>Büyük usta Başaran, önceki gün 81 yaşında hayata veda etti.</p>
<p>Bir süre önce iktidarın medyası Başaran’a bir şekilde “Uçurtmayı Vurmasınlar politik film değildi” diyerek epey eleştiri almasına neden olsa da, Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden birini yitirdik.</p>
<p>Bugün kendisi de yönetmenlik yapan Alper, bir söyleşisinde hapishane anılarını anlatırken en çok canını yakan anlardan birinin simit yediği zamanlar olduğunu söylüyor. Meğer, hapishane ve emniyette Alper’in annesine işkence yapılırken, askerler küçük çocuğa simit ısmarlıyorlarmış.</p>
<p>Sadece bu durum bile geçmişin zalimlerinin bugünkülerden nispeten daha insaflı olduğunu gösteriyor. Bugün hapishanedeki masum insanların çocukları rehin tutulurken, bırakınız simit ısmarlamayı tam tersine “Annenin-babanın yerini söylemezsen seni yetiştirme yurduna göndeririz” diye tehdit ediyorlar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-182419 td-animation-stack-type0-2" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/03/bursa-yeni%C5%9Fehir-cezaevi-kad%C4%B1n-ve-bebekler-2019-2.jpg" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" srcset="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/03/bursa-yenişehir-cezaevi-kadın-ve-bebekler-2019-2.jpg 700w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/03/bursa-yenişehir-cezaevi-kadın-ve-bebekler-2019-2-300x190.jpg 300w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/03/bursa-yenişehir-cezaevi-kadın-ve-bebekler-2019-2-100x63.jpg 100w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/03/bursa-yenişehir-cezaevi-kadın-ve-bebekler-2019-2-696x441.jpg 696w" alt="" width="700" height="444" /></p>
<p>Bugün Türkiye cezaevlerinde 703 bebek anneleriyle beraber çok ağır koşullar altında yaşamaya çalışıyor. 350’den fazla cezaevinde yaklaşık 17 bin kadın çile dolduruyor. Bu çocukların çoğu anne karnındayken cezaeviyle tanışmak zorunda kalanlar. Ve belki çoğu kişi farkında değil belki ama bu insanların çoğu insanlık dışı ortamlarda yaşamak zorunda. Su verilmiyor, ısıtılmıyor, kırılan camlar onarılmıyor, yemekleri yerde yemek zorunda kalıyorlar. 5 kişilik koğuşlarda onlarca kişi yaşamaya çabalıyor. İktidar yeni cezaevleri yapmakla övünüyor, gelecek yıl en az yirmi tane daha hizmete girmiş olacak ve bu yeni nesil cezaevleri o kadar insanlık dışı inşa edildi ki uçurtmalara bakacak bir avlusu bile yok.</p>
<p>Üstüne üstlük paranoyada, akıl dışılıkta tarihteki en psikolojisi bozuk iktidara taş çıkarak bir güruh var milletin tepesinde. Hani hapishanelerin üzerinde bir uçurtma görülse anında İHA’larla filan bombalanır emin olun…</p>
<p>Uçurtmaya, gökyüzüne, özgürlüğe düşman bir zihniyetin elinde inliyor memleket. Allah rahmet eylesin Tunç başaran, kalemine sağlık Feride Çiçekoğlu…</p>
<p><a href="https://www.tr724.com/ucurtma-dusmanlari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak : Tr724 | M. Nedim Hazar</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ucurtma-dusmanlari/">Uçurtma düşmanları</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zalime atılacak büyük bir şamar: Tenkil Müzesi</title>
		<link>https://hizmetten.com/zalime-atilacak-buyuk-bir-samar-tenkil-muzesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Dec 2019 16:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Hazar]]></category>
		<category><![CDATA[tenkil müzesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=6231</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Bugün mülteci sorunu diye genelleştirdiğimiz meselenin arka planında büyük bir dram acı bir hikâye vardır. Sahile vuran çocuk cesetleri bu sorunun artık daha fazla görmezden gelinemeyeceğini göstermiştir.” Bu cümleleri söyleyen&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/zalime-atilacak-buyuk-bir-samar-tenkil-muzesi/">Zalime atılacak büyük bir şamar: Tenkil Müzesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Bugün mülteci sorunu diye genelleştirdiğimiz meselenin arka planında büyük bir dram acı bir hikâye vardır. Sahile vuran çocuk cesetleri bu sorunun artık daha fazla görmezden gelinemeyeceğini göstermiştir.”</p>
<p>Bu cümleleri söyleyen şahsın sebep olduğu trajediler siyasetin nasıl ikiyüzlü ve bayağı bir alan olduğunu bir kez daha gösteriyor maalesef.</p>
<p>Birkaç gün önce Kassel’de tanık olduğumuz manzara bizzat Erdoğan ve iktidarının sorumlusu olduğu cinayetlerin kanlı ve ölümcül kanıtlarıyla bezenmişti.</p>
<p>Almanya’nın Kassel kentinin merkez istasyonu aynı zamanda şehrin en büyük kültürel alanlarından biri. Burada sergiler, sanat aktiviteleri ve sair faaliyetler yürütülüyor. Kassel sakinleri üç gün boyunca Türkiye’de yokluğa mahkum edilen Tenkil mağdurlarının geride bıraktıklarına şahit oldular.</p>
<p>Bir kırık öğretmen gözlüğü, hapishanede çocukları oyalamak için yapılmış basit oyuncaklar ve ille de Deniz ya da nehirde hayatları son bulan mazlumların geride bıraktığı eşyalar.</p>
<p>https://twitter.com/i/status/1206911647950000128</p>
<p>Hepsinde zulmün, zalimliğin, insafsızlığın izleri vardı.</p>
<p>Tenkil Müzesi bana göre bu çağın en önemli organizasyonlarından birini yapıyor. Türkiye’de yaşanan zulmün boyutlarını ve dehşetini tüm dünyaya göstermeye çabalıyor. Avrupa’nın henüz birkaç kentinde sergilenebilen eşyalar, Siyasal İslam’ın en karanlık ve korkutucu yüzünü de gösteriyor modern dünyaya.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-219757 td-animation-stack-type0-2" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/12/tenkil-kassel.jpg" sizes="(max-width: 656px) 100vw, 656px" srcset="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/12/tenkil-kassel.jpg 656w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/12/tenkil-kassel-300x167.jpg 300w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/12/tenkil-kassel-100x56.jpg 100w" alt="" width="656" height="365" /></p>
<p>Bizzat şahitlerin anlatımlarıyla desteklenen Müze eserleri, her ayrıntısında kocaman bir acı barındırıyor.</p>
<p>Tenkil kelimesi çoğumuza yabancı gelebilir.</p>
<p>Vaktiyle Holokost da dünyanın bilmediği bir kelimeydi eminim.</p>
<p>Kelime anlamı itibarıyla soykırım ile eşdeğer. Ancak soykırım denildiğinde genelde geçmişte yaşananlar akla geldiği için, henüz taze olan yaraların sızısı çok düşük kalıyor.</p>
<p>Tenkil, Hizmet Hareketi’ne yapılan soykırımın özel ismi adeta.</p>
<p>Siyasal iktidardan hemen hepsinin de zaman zaman ifade ettiği gibi, toplumun bir kesiminin bilinçli olarak yok edilmesi söz konusu.</p>
<p>İşinden edilen insanlar, hiçbir hukuku norma uymayan yagılamalarla insafsızca cezalandırılıyor. Gözaltında işkenceler, zor kullanmalar, kötü davranmaları modern dünyanın duyduğu filan yok.</p>
<p>Ülkedeki birkaç siyasetçinin dışında iktidarıyla, muhalefetiyle adeta tüm siyasi tablo yaşanan bu zulmü görmezden geliyor.</p>
<p>Bırakınız görmezden gelmeyi, gizli-aleni destekleyen, alkışlayanlar hiç az değil.</p>
<p>Daha birkaç gün önce CHP’den bir milletvekili –utanıp sıkılmadan- gururla Kazakistan yetkililerinden cemaat mensuplarının iadesini istediklerini açıkladı.</p>
<p>Ne için?</p>
<p>Bir öğretmen ne için zorla iade ettirilmek istenir ki?</p>
<p>İşkence görsün, hayatı karartılsın, öldürülsün diye sanırım.</p>
<p>CHP mensuplarının bile ortak olduğu insani bir trajedi var karşımızda.</p>
<p>Bugün Türk insanı bunu çok önemsemiyor gibi görünüyor ama yarın utanılacak çok şey olacak emin olun. Ancak yaşanan acılar ve kayıplar da geri döndürülemeyecek maalesef.</p>
<p>İşte Tenkil Müzesi bu noktada önemli bir vakanuvistlik sergileyip adeta tarihi kayıt tutuyor.</p>
<p>Müzeyi ziyaret eden herkes büyük bir darbe yemişçesine sarsılıyor ve acıyı hissediyor.</p>
<p>Küçücük çocukların, kadınların, masum insanların geride bıraktığı eşyalar uluslararası platformlarda vicdanı varmış gibi rol yapan ikiyüzlülerin suratlarına patlatılacak birer tokat niteliğinde.</p>
<p>Bir sergi düşünün ki sergilenen her eserde acı, kan ve gözyaşı var.</p>
<p>Bir sergi düşünün ki, ortalıkta koşuşan çocukların hemen hepsinin anne ya da babasından geriye kalan hatıralar teşhir ediliyor.</p>
<p>Sergiyi hazırlayan arkadaşları hassaten tebrik etmek isterim. Birkaç dilde hazırlanan zulüm hikayelerini “kare kod” sayesinde tüm ayrıntılarıyla akıllı telefonlardan okumak mümkün kılınmış. Bizzat eşyaları, hikayeleri ve hazırlanan filmler ile bu çağın en büyük soykırımlarından biri Kassel’de üç gün boyunca özgür dünyaya seslendi.</p>
<p>Rahmetli Esma Uludağ’ın çocuklarıyla biraz vakit geçirirken acıların zamanla belki biraz hafifleyebileceğini ama asla tamamen kapanmayacağını bir kez daha anlıyorsunuz.</p>
<p>Ağızlarından adalet, insanlık, vicdan ve merhamet gibi kelimeleri düşürmeyen zalimlerin ne tür birer canavara dönüşebileceğini görmek istiyorsanız <a href="http://www.tenkilmuseum.com/">www.tenkilmuseum.com</a> adresine bir göz atın…</p>
<p>İnanın sonra da tıpkı Rahmetli Cahit Zarifoğlu gibi diyeceksiniz:</p>
<p>“Biliyor musunuz? Ben bu çağdan nefret ettim. Etimle, kemiğimle, hücrelerimle nefret ettim…”</p>
<p><a href="https://www.tr724.com/zalime-atilacak-buyuk-bir-samar-tenkil-muzesi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak : Tr724 | Nedim Hazar</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/zalime-atilacak-buyuk-bir-samar-tenkil-muzesi/">Zalime atılacak büyük bir şamar: Tenkil Müzesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüreğimde ıslak ayak izleri!</title>
		<link>https://hizmetten.com/yuregimde-islak-ayak-izleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Nov 2019 17:00:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Hazar]]></category>
		<category><![CDATA[tenkil müzesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=5303</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadim ve tescilli cemaat karşıtı ve hizmet harekatı düşmanlarından olan Ruşen Çakır, her fırsatta olduğu gibi Altan ve Ilıcak’ın serbest bırakılmasından sonra da çektiği videoda da hizmete nefret kusmayı fırsat&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yuregimde-islak-ayak-izleri/">Yüreğimde ıslak ayak izleri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadim ve tescilli cemaat karşıtı ve hizmet harekatı düşmanlarından olan Ruşen Çakır, her fırsatta olduğu gibi Altan ve Ilıcak’ın serbest bırakılmasından sonra da çektiği videoda da hizmete nefret kusmayı fırsat bildi ve aynen şu cümleyi kurdu:  “Fethullahçılığın Türkiye’den kazınması olayı alabildiğine abartılıp…”</p>
<div class="ECU8o4nH"></div>
<p>Lügatler Tenkil’i tam da böyle tanımlıyor.</p>
<p>Tenkil: Kazımak…  Uzaklaştırmak. Tepeleyip sindirmek. Başkalarına ders ve ibret olacak şekilde ceza vermek. Yokluğa mahkum etmek. Zincire vurmak.</p>
<p>Ruşen Çakır, Nedim Şener, Soner Yalçın gibi muvazzaf gazeteci kimlikli kişiler de yapılanın bir soykırım olduğunu çok iyi biliyorlar.</p>
<p>Türkiye son 5 yıldan beri bir sosyal gurubun planlı ve bilinçli bir şekilde yok edilmesine şahit oluyor. Yüzbinlerce insanın hayatı paramparça edildi.</p>
<p>Elbette bunda en büyük vebal iktidar ve gizli ortaklarının. Ancak Çakır ve onun gibilerin gizli-açık desteği, alkışlamasının da bu soykırımdaki payı yadsınmayacak kadar büyük.</p>
<p>Tarih elbette bu tipolojiyi ele alıp layık olduğu yere yerleştirecektir. Ancak yaşanan acıları dile getiren birkaç cılız ses dışında neredeyse kimsenin olmaması Tenkil sürecini uzattığı gibi, ortaya çıkan manzaranın dehşetini de büyütüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-216988" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-1.jpg" sizes="(max-width: 665px) 100vw, 665px" srcset="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-1.jpg 665w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-1-300x222.jpg 300w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-1-100x74.jpg 100w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-1-80x60.jpg 80w" alt="" width="665" height="493" /></p>
<p>İşte tam bu noktada Tenkil Müzesi’nin önemi çok büyük.</p>
<p>Henüz daha başlangıç evresinde olan müzede biriken acılar o kadar büyük ve dehşetengiz ki, vicdanı olan kimsenin yüreğinin paramparça olması mümkün değil.</p>
<p>Müze ile ayrıntılı malumatı <a href="https://tenkilmuseum.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://tenkilmuseum.com/</a> adresinden edinebilirsiniz.</p>
<p>Müze, 1 Kasım Cuma-10 Kasım 2019 Pazar günleri arasında Belçika, Eski Limburg Adalet Sarayı’nda açtığı sergide Türkiye’de yaşanan Tenkil’in boyutları hakkında bir fikir edinmemizi sağladı.</p>
<p>Sergide Tenkil boyunca yaşanan zulümden geriye kalan sessiz tanıklar olan kurbanların eşyaları ve mektupları sergilendi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-216990" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-zeynep-vildan.jpg" sizes="(max-width: 462px) 100vw, 462px" srcset="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-zeynep-vildan.jpg 462w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-zeynep-vildan-224x300.jpg 224w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-zeynep-vildan-75x100.jpg 75w" alt="" width="462" height="620" /></p>
<p>Öyle bir sergi ki, ne yana dönseniz acı ve yürek yakan bir öyküye değiyorsunuz.</p>
<p>Uluslararası Gazeteciler ile İnsan Hak ve Özgürlükleri İnsiyatifi tarafından oluşturulan müzenin Hasselt sergisi iki de panel gerçekleştirildi. Panellerde Tenkil sürecinde zulme maruz kalan şahitlerin bizzat birinci ağızdan hikayeleri dile getirildi. Ayrıca Uluslararası Af Örgütü’nün desteğiyle de Türkiye’deki mağdurlara yönelik bir imza kampanyası başlatıldı.</p>
<p>Her parçası ayrı bir acının bakiyesi olan sergilenen eşyaların arasında gezinirken insan kendini tuhaf hissediyor. Bunun için biraz vicdanlı olmak yeterli sanırım. Minicik çocuk giysileri, kadınlardan geriye kalan örgüler, erkeklerden işkence neticesinde kırılmış gözlükler, saatler ve yüzlerce zulmün şahidi olan eşya.</p>
<p>Her biri kendi lisanı haliyle yaşanılan zulmü tüm dünyaya haykırıyor.</p>
<p>Öylesi bir çığlık ki, eski Adliye sarayının yüksek tavanlı salonunda yürüdükçe ciğerlerinize Meriç’in yosunlu suları doluyor ve nefesiniz tıkanıyor. Yüreğinizin üzerinden çıplak ve ıslak ayaklı minicik bebeler geçiyor adeta.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-216989" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-2.jpg" sizes="(max-width: 595px) 100vw, 595px" srcset="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-2.jpg 595w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-2-300x226.jpg 300w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-2-100x75.jpg 100w, https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/11/tenkil-2-80x60.jpg 80w" alt="" width="595" height="449" /></p>
<p>Zalimin zulmü altında inim inim inleyen mazlumların sesini duyan yok belki.</p>
<p>Bırakanız sessiz haykırışlara kulak kabartmayı içten içe oh olsun diyen, ya da “ama siz de” diye cümleye başlayan milyonlar, zalimin ekmeğine yağ sürdüklerinin farkında değil belki.</p>
<p>Ancak merhum Mehmet Akif Sanki bugünleri görerek de yazmış şiirini:</p>
<p>“Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan!</p>
<p>Hey sıkılmaz! Ağlamazsan, bari gülmekten utan!”</p>
<p><a href="https://www.tr724.com/yuregimde-islak-ayak-izleri/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak:TR724-Nedim Hazar</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yuregimde-islak-ayak-izleri/">Yüreğimde ıslak ayak izleri!</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toprağın dili!..</title>
		<link>https://hizmetten.com/topragin-dili/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 06:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet Movement]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Hazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=4116</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Hizmet Hareketi’ne yakın olduğu gerekçesiyle hakkında arama kararı bulunan M.A. (39) bayram ziyareti için gittiği memleketi Kahramanmaraş’ta akrabalarının ihbarı üzerine gözaltına alındı. M.A. tutuklanarak cezaevine gönderildi.”</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/topragin-dili/">Toprağın dili!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Koca Mevlana, Mesnevi’sinde evi yıkılan bir adamdan bahseder. Adam, güçlü bir fırtına karşısında çöken evinin karşısına geçmiş ağıt yakmakta bir yandan da evin şahs-ı manevisine kendisini aç ve açıkta bıraktığı için bela okumaktadır.<ins></ins></p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevlana Hazretleri evi dile getirir ve konuşturur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ev der ki;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duvarlarım çatladı… Yıkılıyorum, diye ağzımı açtım, sen balçıkla tıkadın ve beni susturdun. Çatımdan kiremitler uçtu, dişlerim dökülüyordu, sen yama yaptın susturdun. Şimdi konuşma, sen de sus!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, dili vardır her şeyin. Elbette dinleyebilmek esas marifet.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yoksa tüm kainat konuşuyor Bediüzzaman’ın Meyve Risalesi’nde buyurduğu gibi. Muallimleri değil sadece onları dinlemek bile hakikati öğrenebilmek adına yeterli. Koskoca Risale-i nur Külliyatı bunun binlerce örneğiyle dolu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zafer dergisi vardı, hala yayınlanıyor mu emin değilim. O muhteremler pek severlerdi; petekte Allah lafzı, kurbanlık koyunun üzerinde kelime-i şahadet, kesilen kabağın içinden çıkan ismi azam vesair.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/08/17-a%C4%9Fustos-deprem-e1565996484395.jpg" alt="17 ağustos deprem-tr724" class="wp-image-209795"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Vaktiyle yazmıştım sanırım, görebilen için zaten yaratılmış olan her şeyin üzerinde Allah lafzı celili bir şekilde yer alıyor. Ayrıca kolaylaştırıp, bayağılaştırmanın ne anlamı olabilir ki? Baldaki mucizeyi göremiyorsanız, üzerinde lafzı celil olunca mı göreceksiniz?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanmam…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine Risalelerden örnek verecek olursak, Hazreti Bediüzzaman sıklıkla “Dinle bak kainat kitabı ne anlatıyor” der çok yerde. Mübarek Kur’an’da da işin kaynağını görürüz. Yüzlerce ayet, “neden” sorusuyla biter; düşünmüyorsunuz, görmüyorsunuz, işitmiyorsunuz…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Depremlerin de bir konuşma şekli olduğuna hep inandım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir kere insanoğluna bin yıllardan beri anlatmak istediğini anlatamamış, insanlık tarafından neredeyse hiç anlaşılmamış bir dil. En kadim ve pinhan bir dil. En önemlisi gelmiş geçmiş en sahici, gerçek bir dil.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki bu dil neler anlattı bu zamana kadar?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne söyledi depremler?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Salt bir afet olarak algılanıp, toplum üzerinde oluşturduğu etkilerin zaman içinde silikleşmesiyle hatırlanmak istemeyen büyük bir felaket midir depremler?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evleri yıkan, şehirleri alt üst eden, denizlerde devasa dalgalandırmalara sebep olan, ardında kimi zaman yüzbinlerce acı dolu ölümcül hatıralar bırakan bir olgu mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birkaç hırsız müteahhit, birkaç sorumsuz belediye, çokça vurdumduymaz halk ve bir miktar da zamanlama tartışmasıyla tarihin tozlu sayfalarına kaldırılacak bir şey midir depremler?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa bunların çoğu sebep değil sonuçla ilgili şeylerdi.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/08/17-a%C4%9Fustos-depremi.jpg" alt="" class="wp-image-209797"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Depremin zamanlaması, şiddeti, etkisi ve neticeleri hep bu dilin bilinmesi ve künhüne varılmasıyla ilgiliydi bence.</p>



<p class="wp-block-paragraph">A’raf 99 ne çarpıcıdır oysa; “…Onlar Allah’ın tuzağından emin miydiler? Allah’ın tuzağından, hüsrana uğrayan topluluktan başkası emin olmaz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın neresinde bir deprem yaşansa anında ekrana çıkarılan uzmanlara hep aynı soru sorulur:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bu depremler bizim beklenen depremi tetikler mi?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ya da;</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Beklenen büyük deprem ne zaman olacak?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanki bu sorunun cevabı bilinse bir şey değişecekmiş gibi!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hz. Nuh söyledi de ne oldu ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne yaptı kavmi?</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://tr724-wpengine.netdna-ssl.com/wp-content/uploads/2019/08/17-a%C4%9Fustos-y%C4%B1kt%C4%B1.jpg" alt="17 Ağustos deprem" class="wp-image-209798"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Nahl 45 ne diyor bakın:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Artık ‘kötülüğü örgütleyip düzenleyenler’, Allah’ın, kendilerini yerin dibine geçilmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler?”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyle ayetler var ki, hatırlatınca en takva olanımız bile kaldıramayabiliyor ne yazık ki!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buyrun Ankebut 40: “İşte biz, onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ya da A’raf 78: “Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Meseleye devam edeceğiz bakınız dünkü sıradan bir haberi okuyarak bitirelim yazıyı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Hizmet Hareketi’ne yakın olduğu gerekçesiyle hakkında arama kararı bulunan M.A. (39) bayram ziyareti için gittiği memleketi Kahramanmaraş’ta akrabalarının ihbarı üzerine gözaltına alındı. M.A. tutuklanarak cezaevine gönderildi.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunca haksızlığın, hırsızlığın, ahlaksızlığın, arsızlığın, yolsuzluğun, zulmün, vicdansızlığın vuku bulduğu bir memlekette masum insanlara yapılanlar gayretini dokunmaz mı merhameti yüce olanın?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyle sanıyorsanız-sak yanılıyorsunuz, yanılıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve maalesef bunu kendi diliyle bize yine anlatacaktır toprak…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Nedim Hazar-TR724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/topragin-dili/">Toprağın dili!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
