<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Necip Fazıl arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/necip-fazil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/necip-fazil/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:52:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Necip Fazıl arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/necip-fazil/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dert ve sıkıntı ile beraber yeni bir fasıl yaşıyoruz &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/dert-ve-sikinti-ile-beraber-yeni-bir-fasil-yasiyoruz-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Nov 2022 06:11:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Bediüzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üstad Bediüzzaman, &#8220;Ne yapayım acele ettim kışta geldim, sizler cennet asa bir baharda geleceksiniz&#8221; diyerek istikbaldeki hizmet erlerine müjde vermişti. Onun geldiği döneme bakıldığında, gerçekten manevi bir kışın yaşandığı rahatlıkla&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dert-ve-sikinti-ile-beraber-yeni-bir-fasil-yasiyoruz-recep-atici/">Dert ve sıkıntı ile beraber yeni bir fasıl yaşıyoruz | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üstad Bediüzzaman, <strong><em>&#8220;Ne yapayım acele ettim kışta geldim, sizler cennet asa bir baharda geleceksiniz&#8221;</em></strong> diyerek istikbaldeki hizmet erlerine müjde vermişti. Onun geldiği döneme bakıldığında, gerçekten manevi bir kışın yaşandığı rahatlıkla müşahede edilebilir. Çünkü o dönem küfür, bütün dehşetiyle iman cephesini sarsmaya ve yıkmaya odaklanmıştı.</p>
<p>İşte, onun müjdesini verdiği bu bahar bir an önce gelsin diye yıllarca emek verildi. Verilen emekler meyvesini de verdi. Su arığı misali baharın yeşermesi için ülkenin saygın iş adamları ellerini taşın altına koydu. Mantı yaparak, kermesler düzenleyerek burs bulmaya çalışan bacılarımız da bir an önce bahar gelsin diye canhıraş gayret ettiler. Bütün bu gayretlerin sonunda bahar uzaktan uzağa tebessüm etmeye başlamıştı. Baharın yüzündeki bu tebessümü gören ‘<em>er oğlu erler’</em> (Bu tabir merhum Fas’lı Alim Ferid el-Ensari’ye ait) daha bir aşka gelerek gayretlerini ve himmetlerini üçe beşe katladılar. Efendimiz (sav)’in sahabeleri gibi “<em>Geceleri ruhban, gündüzleri fürsan</em>” yani geceleri ibadetle meşgul, sabah olunca da at sırtında hizmete koştular. Günümüze bakan yönüyle modern metal kanatlı atlara binerek kıtalar ve okyanuslar ötesi coğrafyalara ulaştılar. Ancak yürüdükleri yolun telaşından olsa gerek bu er oğlu erler, Yunus Emre’nin; “<em>Bu yol uzaktır menzili çoktur, derin sular var, geçidi yoktur</em>” dediği hakikati birazcık unutmuş olmalıydı ki, Allah (cc) bu yolun çok kolay olmadığını, bu yolda yürüyen herkese yaşanan son hadiselerle tekrar hatırlattı.</p>
<p>Bununla beraber Üstad Necip Fazıl’ın Sakarya şiirinde, “<em>Yol O’nun, varlık O’nun, gerisi hep angarya</em>” dediği gibi yürünen bu çetrefilli yol şayet O’nun yoluysa ne gam diyerek -her şeye rağmen- yola devam ettiler. Bundan öncekilerle kıyaslandığında son yaşanan hadiseler, bu yükün ancak ‘<em>er oğlu erler’</em> tarafından kaldırabilecek ağırlıkta olduğunu bir kere daha hissettirse de “<strong><em>Bi hasebi’l-mağnem, el-mağrem</em></strong>” vecizesindeki ifadesiyle, bir insan ne kadar ganimete mazhar, ne kadar lütuflara serfiraz, neticedeki mükâfat ne kadar büyük ise o nispette meşakkat ve zorluk önemli bir düsturdur. Dolayısıyla insanın varacağı hedefin büyüklük ve kıymeti ölçüsünde maruz kalınan imtihanın şiddeti de elbette farklı olacaktır.</p>
<p>Sözün özü, bunca sıkıntı ve gailenin içinde yiğitçe ve mertçe hizmet yolunda koşturan insanlar, bu gayretleriyle Allah’ın izniyle Hocaefendi’yi sevindirmişlerdir. Hocaefendi’nin “<em>İçimi bir sevinç, inşirah kapladı</em>” dediği bu durumu geçtiğimiz günlerde “Samanyolu Haber” sitesindeki köşesinde Faruk Mercan kardeşimiz şöyle yazdı:</p>
<p><strong>“<em>Yeni bir fasıl yaşıyoruz, dert ve sıkıntı ile beraber ve bu arada inşallah mutlu bir gelecek adına hazırlık yapıyoruz… Yaşananlardan dolayı bir köşeye çekilme değil de canhıraşane koşturmak lazım. Yapılması icab eden şeyleri yapmak lazım… Yaşananları inkisar vesilesi saymamak lazım, ümitsizliğe sebebiyet vermemek lazım. Her defasında gadre uğradıysak Cenab-ı Hakk bir lütufta bulundu. Şimdi de ciddi bir gadre uğrandığı söylenebilir… Çok iyi şeyler olacağı ümidini taşıyoruz. Nelere vesile olur bilemeyiz…”</em></strong></p>
<p>Şöyle devam ediyor Hocaefendi: <strong>“<em>Boş durmamalı, harıl harıl koşturma mevsimi… Bazı şeyleri elimizden aldılar. Ona mâni olmak mümkün değildi. Ama dünyanın her tarafında farklı bir gelişim, farklı bir oluşum var. Dünyanın her tarafında açılımlar var… Allah kerim. Siz size düşeni yaptığınız sürece Allah bizi yarı yolda bırakmayacaktır. Cenab-ı Hakk’a müteveccih olanları, O yüzüstü bırakmaz…”</em></strong></p>
<p>Evet bir kargaşa döneminden geçtiğimiz doğru. Fakat, gerçek anlamdaki ‘<em>er oğlu erler’ </em>de bu kargaşa dönemlerinde kendini gösterir. Çünkü bu mesele kargaşa var diyerek ihmal edilecek bir mesele değildir. Erbabının bildiği gibi İslam’ın birinci rönesansı denilen onuncu ve on birinci yüzyıllar aynı zamanda büyük kargaşaların yaşandığı bir dönemdir. İnşallah bu kargaşa dönemini de Hocaefendi’nin özlemini çektiği İslam’ın ikinci rönesansı takip edecektir.</p>
<p>Hocaefendi’nin tabiriyle hizmet kadroları, “<em>tecrübeleriyle, bilgileriyle, dünyayı doğru müşahede etmeleriyle</em>” yeni bir “<em>kıvam</em>” yakalamış durumdadırlar. Bu işin hep en önünde koşuşturanlar Allah’ın izniyle dipdiri, ümitli ve zindedirler. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Artık derlenip toparlanma zamanıdır. Dolayısıyla Üstad Bediüzzaman’ın, &#8220;… <strong><em>sizler cennet asa bir baharda geleceksiniz</em></strong>&#8221; diyerek istikbaldeki hizmet erlerine verdiği müjde Allah’ın izniyle mutlak surette gerçekleşecektir.  Bize düşen ise sadece bu yolda nasibimizi kovalamaktır…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dert-ve-sikinti-ile-beraber-yeni-bir-fasil-yasiyoruz-recep-atici/">Dert ve sıkıntı ile beraber yeni bir fasıl yaşıyoruz | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Bütün çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz” &#124; RECEP ATICI</title>
		<link>https://hizmetten.com/butun-cicekleri-koparabilirsiniz-ama-baharin-gelisini-engelleyemezsiniz-recep-atici/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Recep Atıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2022 08:02:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[#hocaefendi​ #fethullahgulen​]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27591</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pablo Neruda’ya ait bu söz, tam da bu günler için söylenmiş olmalı. Evet, ülkemizde baharın gelişini engellemek isteyen kimseler özellikle yedi yıldır kadın-erkek, genç-ihtiyar, hamile-hasta demeden üç günlük dünya ikballeri&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/butun-cicekleri-koparabilirsiniz-ama-baharin-gelisini-engelleyemezsiniz-recep-atici/">“Bütün çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz” | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pablo Neruda’ya ait bu söz, tam da bu günler için söylenmiş olmalı.</p>
<p>Evet, ülkemizde baharın gelişini engellemek isteyen kimseler özellikle yedi yıldır kadın-erkek, genç-ihtiyar, hamile-hasta demeden üç günlük dünya ikballeri için, ‘<em>bunca yol çiğnedikleri halde bir çiçek çiğnemeyen’ </em>çiçek gibi insanları, dallarından kopardılar.</p>
<p>Üstad Necip Fazıl’ın; İslam’ı kendi çıkarları uğruna ve başkalarının emelleri doğrultusunda, kafalarına göre müslüman portresi oluşturmaya çalışan, bunu da halka yutturarak sonuç itibariyle İslâm düşmanlarının eline müthiş koz veren insanlar için söylediği ‘<em>kaba softa ham yobaz’</em> tipler, çiçek gibi insanları soldurdular. Bunu yaparken de denize düştüklerinde bile yardım istemeyecekleri insanlarla el ele verip (Ergenekoncu, Ulusalcı) ülkenin en temiz, en masum evlatlarına çıplak arama, işkence, insan kaçırma dahil her türlü zulmü reva gördüler.</p>
<p>Dün <em>Sevgi Okulları</em> diyerek her platformda alkış tutanlar, şimdilerde o okullarda çiçek gibi öğrenci yetiştiren bahçıvanları kovarak bahçeleri kuruttular. O bahçeleri ve bahçıvanları besleyen su arığı misali ülkenin saygın iş adamlarının el emeği, göz nuru büyüttüğü çiçek gibi işyerlerine de el koyarak, oraları kırk haramîlere peşkeş çektiler. Mantı yaparak, kermesler düzenleyerek burs bulmaya çalışan bacılarımızın ablalarımızın o bereketli ellerine kelepçeler takarak çiçek yetiştirmelerine mâni oldular.</p>
<p>Daha dün denecek kadar yakın zaman önce her gittikleri ülkede çiçek yetiştirip ülkemize armağan eden gurbetteki öğretmenleri de mafyaların eliyle tırpanladılar. Tenleri gibi bahtları da kararmış mazlum milletlerin ufkuna bir şafak pırıltısı gibi doğan bu çiçek ruhlu insanları bahçelerinden kovdurdular. Oralarda çiçek yetiştirme imkânı bulamayan bu bahçıvanlar, canları pahasına derin suları geçerek bulundukları ülkeleri terk ettiler.</p>
<p>Bütün çiçekleri kopardıkları halde baharın gelişini durduramayan bu ‘<em>kaba softa ham yobazlar’ </em>en son kurumaya yüz tutmuş çiçekleri yeniden canlandırabilmek için insani yardım yapan 550 çiçek insanı da bir sabah vakti çocuklarının gözleri önünde topladılar. Yaptıkları bu hoyratça tavırlarıyla kendi sonlarının gelişini hızlandırdıklarının farkına bile varmıyorlar. Zira Cenab-ı Hakkın koyduğu fıtri kanunları hesaba katmadan yaptıkları bu en son hadise öyle tahmin ediyoruz ki onların sonu olacaktır. Çünkü, O’nun koyduğu fıtri kanunların gereği kim ne kadar uğraşırsa uğraşsın baharın gelişi hiçbir zaman engellenemez.</p>
<p>Bununla beraber, baharda esen fırtınalar bazen önüne kattığı her şeyi savurur. Bu da Cenab-Hakk’ın koyduğu fıtri bir kanun olup Hicr suresi 22’nci ayette şöyle ifade edilmektedir; “<strong><em>Rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik.</em></strong>” İşte bu aşılayıcı rüzgarlar, bitkilerdeki erkek ve dişi unsurların döllenmesini sağlar ve bu sayede savrularak yok oluyor gibi görünen tohumlar yedi veren başaklar halinde yeniden hayat bulurlar.  Yedi yıldır çiçek renkli insanları dünyanın dört bir tarafına savurmakla baharın gelişini engellemek isteyenler, Cenab-ı Hakkın koyduğu bu fıtri kanunu hesaba katmadılar.</p>
<p>Evet, son yaşanan fırtına bugüne kadar esen fırtınalarla kıyaslandığında gerçekten çok sert esti. Hocaefendi’nin dün yayınlanan Bam Teli’nde dediği gibi; “<em>Bunun gelecekteki mükafatı Allah’ın izni inayetiyle baş döndürücü olacaktır. Onda hiç şüphemiz yok! Bir gadre uğradıksa şayet, her defasında Cenâb-ı Hak birkaç türlü lütufta, berekette bulundu.”</em></p>
<p>Hocaefendi sohbetine şöyle devam ediyor: “<em>Olan şeylerden dolayı üzülüyoruz tabi. Ama Cenâb-ı Hakk’ın takdiri! Dediğim gibi 27 Mayıs oldu, Haziran oldu, Temmuz oldu. Bütün gadr ayları, gadr seneleri peşi peşine cereyan etti. Her defasında sizin arkadaşlarınız, sizin gibi düşünenler gadr u efgana maruz kaldılar. Bunun da nasıl sonuçlanacağını Cenâb-ı Hak bilir, biz bilemeyiz! Nasıl bir lütf-u ilahi var bilemeyiz! Cenab-ı Hak bazen böyle cebr-i lütfî ihsanlarda bulunur, bunu takdirle karşılamak lazım. … Talip olunan şeylerin büyüklüğüne göre bazen bu türlü şeylerin büyüklüğü de mebsuten mütenasip olur</em>.”</p>
<p>Evet, bilindiği üzere ‘Bing Bang’ denen büyük patlama olmasaydı bu günkü yaşadığımız dünya olmazdı. Dolayısıyla büyük inkılaplardan, büyük patlamalardan ve bu patlamaların sonunda ortaya çıkan bereketli su kaynaklarından doğar. Yukarıda bahsini ettiğimiz ayetin devamında da Cenab-ı Hak, şöyle buyuruyor: “<em>Derken gökten yağmur indirip onunla sizi suladık. Halbuki o suyu hazinelerde depolayan da sizler değilsiniz</em>.”</p>
<p>Yazının sonunu da yine Hocaefendi’nin dünkü sohbetindeki bize ümit olarak yeten bir cümlesi ile noktalayayım:</p>
<p>“<em>Çok iyi şeyler olacağı ümidini besliyoruz. Elhamdülillah arkadaşların çehrelerine bakınca, onların yüzlerindeki ümidi okuyunca, ben de ümitleniyorum</em>.”</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/butun-cicekleri-koparabilirsiniz-ama-baharin-gelisini-engelleyemezsiniz-recep-atici/">“Bütün çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz” | RECEP ATICI</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
