<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>nebevi arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/nebevi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/nebevi/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:19:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>nebevi arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/nebevi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Nebevî Bir Metot: Kişiye Özel Eğitim</title>
		<link>https://hizmetten.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2020 14:00:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[nebevi]]></category>
		<category><![CDATA[peygamberyolu.com]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Koç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11636</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanların karakteri, ruhî ve zihnî kabiliyetleri birbirinden farklıdır. Bu açıdan her insan, müstakil bir âlemdir. Dolayısıyla toplu eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yanında kişisel donanım farklılıklarının gözetilmesi ve her insanın şahsi hususiyetlerine&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/">Nebevî Bir Metot: Kişiye Özel Eğitim</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanların karakteri, ruhî ve zihnî kabiliyetleri birbirinden farklıdır. Bu açıdan her insan, müstakil bir âlemdir. Dolayısıyla toplu eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yanında kişisel donanım farklılıklarının gözetilmesi ve her insanın şahsi hususiyetlerine göre de birebir ele alınması gerekir. Allah Resûlü de insanların karakter ve kabiliyetlerindeki bu farklılığa üç ayrı benzetmeyle işaret etmiş ve eğitimde, kişiye özel hal ve hususiyetlerin dikkate alınması gerektiğini nazara vermiştir:</p>
<ol>
<li><strong>İnsanlar, Madenler Gibidir! </strong></li>
</ol>
<p>Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), insanları madenlere benzetir: “İnsanlar, tıpkı altın ve gümüş gibi madenlerdir.  Onların Cahiliye’de nitelikli olanları İslam’a girdikten sonra da dini kavradıkları ölçüde daha nitelikli olurlar…”<span id="easy-footnote-1-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-1-5490" data-hasqtip="0" aria-describedby="qtip-0"><sup>1</sup></a></span> Dolayısıyla her insan sahip kılındığı istidat ve kabiliyetleriyle elmas, altın, gümüş, demir… gibi bir madendir ve her madenin erime noktası farklı olduğu için hepsi ancak kendi özel potasında eritilip işlenebilir. Madenlerin işlenmesi ve insanlığın istifadesine sunulması, ciddi bir emek ve süreç ister. Bunu da ancak o madeni tam olarak tanıyan, özelliklerini ve değerini bilen kimseler yapabilir. Aksi takdirde sarrafını bulamamış nice madenler, zayi olup gidecektir. Bundan dolayı aile ve eğitimciler, her biri ayrı bir maden olan çocukların kabiliyetlerini keşfetmeli; ona göre bir eğitime tabi tutmalı ve onları, donanımına uygun alanlara göre yetiştirmeli/yönlendirmelidir. Zira her kabiliyet, kendi alanında istihdam edildiğinde daha verimli olacaktır.</p>
<p>2. <strong>İnsanlar, Develer Gibidir!</strong></p>
<p>Allah Resûlü, insanların kabiliyet farklılıklarına dikkat çektiği bir başka beyanında şöyle buyurur: “İnsanlar, develer gibidir. Bazen yüz tanesi bir arada bulunur da binecek bir tane bile bulamayabilirsiniz?”<span id="easy-footnote-2-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-2-5490" data-hasqtip="1" aria-describedby="qtip-1"><sup>2</sup></a></span> Öncelikle Allah Resûlü, konuyu, içinde yaşadığı toplumun çok iyi anlayabileceği bir örnekle anlatmıştır. Zira muhatapları biliyordu ki her deve binek devesi olmaya uygun değildir. İlk bakışta hepsi aynı gibi gözükse de aralarında kabiliyet farklılıkları vardır. Hayvanlar da eğitilip yönlendirilirken hatta onlardan istifade edilirken bu farklılıklar göz önünde bulundurulmalıdır. Tıpkı atlar gibi. Evet at, attır ama her at yarış atı olamaz. Onun için cins atlar özellikle aranır ve belki de binlerce at arasından birkaç tanesi seçilir. Buna göre her deveyi binek devesi yapmaya çalışmak, onların kabiliyet farklılıklarını görmezden gelmektir. Eğitim sonrası yüz deveden bir tanesinin binek devesi olması, diğerlerine verilen eğitimin boşa gittiği anlamına gelmez zira onlar da ehilleştirilmekle yük taşıma vs. gibi farklı noktalarda istihdama hazır hale getirilmiş olur.</p>
<p>3. <strong>İnsanlar, Topraklar Gibidir!</strong></p>
<p>Allah Resûlü hem kabiliyetlerin hem de her insanın eğitim ve öğretimden alacağı hissenin farklılığını başka bir hadislerinde şöyle belirtir:<em> </em>“Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim, sağanak halinde bir araziye yağan yağmura benzer. Arazinin bir kısmı yumuşaktır, suyu emer; bol bitki ve ot yetiştirir. Bir kısmı sert ve kuraktır; suyu (yüzeyinde) tutar. Bu sudan insanlar yararlanır hem kendileri içerler hem de hayvanlarını sular ve ziraat yaparlar. Diğer bir toprak çeşidi de vardır ki, ona da yağmur yağar ama o ne suyu tutar ne de ot bitirir. Allah’ın dinini inceden inceye kavrayan, Allah’ın benimle gönderdiklerinden faydalanan, onları öğrenen ve başkalarına öğreten kimse ile bunu önemsemeyen ve Allah’ın benimle gönderilen hidayetini kabul etmeyen kimsenin misali işte böyledir.”<span id="easy-footnote-3-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-3-5490" data-hasqtip="2" aria-describedby="qtip-2"><sup>3</sup></a></span>Allah Resûlü bu misalde de toprağın sahip olduğu farklı özellikler üzerinden, insanların eğitim ve öğretimden istifadelerinin de kabiliyetlerine göre değişeceğini çok veciz bir şekilde ifade etmiştir. İdeal bir eğitim anlayışında bu farklılıkların hem gözetilmesi hem de bu farklılara göre yeni metotların geliştirilmesi şarttır.</p>
<p><strong>Kişiye Özel Eğitim Metodu  </strong></p>
<p>Kişiye özel eğitimi birebir eğitim olarak isimlendirmek de mümkündür. Bu açıdan baktığımızda Allah Resûlü, toplu ders, hitap ve sohbetlerinin yanında her insanla teke tek yakından da ilgilenirdi.<strong> </strong>Öncelikle risaletin ilk yıllarındaki ferdi davet dönemi, aslında böyle bir eğitim-öğretim sürecini ve tecrübesini beraberinde getirmişti. Zira Mekke’deki şartlardan dolayı toplu halde ashabıyla buluşamayan Efendimiz, onlarla birebir ilgilenmişti. İlerleyen yıllarda üst düzey görevler üstlenen başta raşit halifeler olmak üzere ilklerin çoğu bu süreçte yetişmişti. Hatta O, birebir yetiştirdiği kimselere, insan zimmetlemiş ve geliştirdiği bu sistematikle kişiye özel eğitime yaygınlaştırmıştır. Böylece hem en zor şartlarda eğitim aksatılmamış hem de Allah Resûlü, gelecekte İslam toplumuna rehberlik yapacak, İslam’ı insanlığa ulaştıracak ilk muallim kadrosunu da oluşturmuştu.</p>
<p>Allah Resûlü’nün takip ettiği bu eğitim anlayışının bir yansımasıdır ki, ilgilendiği şahısların soru, sorun ve isteklerine, onların ihtiyaç, kabiliyet, psikolojik yapı ve sosyal durumlarına göre farklı cevaplar vermiş ve farklı tavsiyelerde bulunmuştur:</p>
<p><strong>En Faziletli Amel Hangisidir?</strong></p>
<p>Bu soruyu Allah Resûlü’ne bir çok sahabî merak edip sormuş ve O, çoğu zaman şahısların durumuna göre farklı cevaplar vermiştir. Mesela Abdullah İbn-i Mes’ud’a, “Vaktinde kılınan namaz!”,<span id="easy-footnote-4-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-4-5490" data-hasqtip="3" aria-describedby="qtip-3"><sup>4</sup></a></span> Ebu Zerr’e,  “Allah’a iman ve Allah yolunda cihad!”,<span id="easy-footnote-5-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-5-5490" data-hasqtip="4" aria-describedby="qtip-4"><sup>5</sup></a></span> Hz. Ebû Ümâme’ye “Sen oruç tut. Zira onun dengi bir ibadet yoktur!”,<span id="easy-footnote-6-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-6-5490" data-hasqtip="5" aria-describedby="qtip-5"><sup>6</sup></a></span> Hz. Amr İbn-i Abese’ye “Hacc-ı mebrûr ve umre!”<span id="easy-footnote-7-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-7-5490" data-hasqtip="6" aria-describedby="qtip-6"><sup>7</sup></a></span> Hz. Ebu Mûsa el-Eş’arî’ye “Herkesin, senin dilinden ve elinden emniyet ve güvende olması!”<span id="easy-footnote-8-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-8-5490" data-hasqtip="7" aria-describedby="qtip-7"><sup>8</sup></a></span> Muaz İbn-i Cebel’e “Dilin, Allah’ı zikirle yaş iken ölebilmendir!”<span id="easy-footnote-9-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-9-5490" data-hasqtip="8" aria-describedby="qtip-8"><sup>9</sup></a></span> karşılığını vermiştir.</p>
<p>Dolayısıyla kişiden kişiye şart ve ihtiyaçlar değişebilir. Eğitimde müspet anlamda bir sonuç alınması için bunun gözetilmesi gerekir. Zira bazen belli bir amel, birisi hakkında daha faziletli olabilir. Mesela, zengin bir cimri için infak ve sadaka vermek, oruç ya da cihaddan daha faydalı ve faziletli bir amel sayılabilir. Çünkü infak, onu cimrilikten kurtarır ve iyileştirir. Yine şehvetine tam hâkim olamayan bir kimse için oruç tutmak, onu tedavi etmede sadaka ve umreden daha etkili olabilir ve nefsine ağır da gelse onun için en faziletli bir amele dönüşebilir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Bunun içindir ki Efendimiz, bu kişiye özel eğitim anlayışıyla hareket ederek adeta herkese hususi reçete yazmış ve ümmetine bu yolu uygulamalı olarak talim buyurmuştur.</p>
<p><strong>Bana Öğüt Verir Misiniz? </strong></p>
<p>Allah Resûlü’nün, şahıs merkezli eğitim anlayışının bir yansımasını da kendisinden öğüt isteyenlere verdiği farklı nasihatlerde görmekteyiz. Burada da O, yeri geldiğinde şahısların durumuna, yaşına, seviyesine ve vazifesine göre farklı tavsiyelerde bulunmuştur:</p>
<p>Bir gün Efendimiz’i ziyarete gelen birisi, “Ey Allah’ın Resûlü! Bana öğüt verir misiniz?” demişti. Bunun üzerine Allah Resûlü, ona “Öfkene kapılma!” buyurdu. Adam üst üste talebini tekrar etti. Fakat Efendimiz her seferinde ısrarla “Öfkene kapılma!”<span id="easy-footnote-10-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-10-5490" data-hasqtip="9" aria-describedby="qtip-9"><sup>10</sup></a></span> tavsiyesinde bulundu. Zira onun öfke duygusuyla imtihanı daha ağırdı ki Allah Resûlü ona bunu tavsiye ediyordu.</p>
<p>Başka bir gün Hz. Ebu Zerr gelmiş ve Allah Resûlü’nden öğüt istemişti. Efendimiz, ona “Sana, takvayı tavsiye ederim. Zira takva her işin başıdır.” buyurmuştu. Hz. Ebu Zerr, daha fazla tavsiye isteyince Efendimiz, “Kur’ân okumaya ve Allah’ı çokça zikretmeye bak. Çünkü Kur’ân, yeryüzünde senin için bir nur, ötelerde de azıktır.” tavsiyesinde bulunmuştu.<span id="easy-footnote-11-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-11-5490" data-hasqtip="10" aria-describedby="qtip-10"><sup>11</sup></a></span></p>
<p>Allah Resûlü’nden öğüt isteyenlerden birisi de Hz. Muaz İbn-i Cebel’di. Yemen’e doğru yolculuğa çıkacağı sırada nasihat isteyince ona, “Ey Muaz! Nerede olursan ol Allah’tan kork. Yanlışlıkla bir kötülük işlediğinde arkasından hemen bir iyilik yap ki onu silsin, temizlesin ve insanlara karşı güzel ahlak ile davran…” buyurmuştu.<span id="easy-footnote-12-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-12-5490" data-hasqtip="11" aria-describedby="qtip-11"><sup>12</sup></a></span></p>
<p>Allah Resûlü, kadınlardan da özel öğüt isteyenlere kabiliyet, ihtiyaç ve konumlarına göre nasihatlerde bulunuyordu. Mesela Hz. Enes’in annesi Ümmü Süleym, öğüt isteyince kendisine şu üç tavsiyede bulunmuştu: “Günahlardan hicret et, uzak dur. Zira bu hicretin en faziletlisidir. Farzlara da dikkat et zira bu cihadın en faziletlisidir. Bir de zikri çoğalt, zira sen Allah’a çok zikirden daha sevimli bir şeyle varamazsın!”<span id="easy-footnote-13-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-13-5490" data-hasqtip="12" aria-describedby="qtip-12"><sup>13</sup></a></span></p>
<p><strong>Sana Bazı Kurallar Öğreteyim!</strong></p>
<p>Allah Resûlü’nün kişiye özel eğitim ve öğretim anlayışının bir örneği de bazı sahabileri yolculukları boyunca yakınında tutup bineğine bindirmesi ve seyahat boyunca ona bir şeyler anlatıp öğretmesidir ki bunu yaparken de yine onların şahsi durumlarını nazara almıştır:</p>
<p>Bir gün terkisinde bulunan Abdullah İbn-i Abbas’a, “Yavrucuğum! Sana bazı kaideler öğreteceğim.” buyurmuş ve şunları söylemişti: ‘Sen, Allah’ın emirlerini gözet ki o da seni gözetip korusun. Allah’ın rızasını her işte önde tut ki Allah’ı her işinde yardımcı olarak yanında bulasın. Bir şey isteyeceksen Allah’tan iste. Yardım dileyeceksen Allah’tan dile! Ve bil ki, bütün bir ümmet toplansa ve sana fayda temin etmeye çalışsa ancak Allah’ın senin için takdir ettiği faydayı verebilirler. Yine eğer bütün ümmet, sana zarar vermeye kalkışsa ancak Allah’ın senin hakkında takdir ettiği zararı verebilirler. Çünkü artık kader kalemi yazmaz olmuş, yazıları değişmeyecek şekilde kesinleşmiştir.’”<span id="easy-footnote-14-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-14-5490" data-hasqtip="13" aria-describedby="qtip-13"><sup>14</sup></a></span></p>
<p>Bir başka zaman bire bir ilgilenmek için bineğine aldığı Hz. Muaz’a, yolda giderken “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı nedir bilir misin?” sorusunu yöneltmiş ve peşinden şu cevabı vermişti: “Allah’ın kulları üzerinde sabit olan hakkı, onların Allah’a ibadet etmeleri ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır.” Bir müddet sessizce ilerledikten sonra Efendimiz, ona “Bunu yaptıkları zaman kulların, Allah üzerindeki hakları nelerdir?” diye ikinci bir soru yöneltmiş ve ardından şu cevabı vermişti: “Bunu yaptıkları zaman Allah’ın onlara azap etmemesidir.”</p>
<p><strong>Şahsa Özel Dua ve Yasaklar</strong></p>
<p>Allah Resûlü’nün kişiye özel eğitim anlayışının yansımalarından birisi de ashabından bazılarına yaptığı duayı bir başkasına yapmaması ya da birinden kabul ettiği bir hayrı bir diğerinden kabul etmemesidir. Zira onların, ihtiyaç, kabiliyet ve maddi-manevî durumlarını çok yakından bilen Allah Resûlü, her birine kendi özel şartlarına göre muamele etmiş ve yönlendirmiştir.</p>
<p>Mesela kendisini ziyarete gelen Enes İbn-i Malik’in annesi, oğlunun çok mal sahibi olması için Allah Resûlü’nden dua talep edince, “İyi bir mal, iyi bir insan için ne güzeldir!”<span id="easy-footnote-15-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-15-5490" data-hasqtip="14" aria-describedby="qtip-14"><sup>15</sup></a></span> buyurarak ellerini açıp ona “Allahım! …Onun malını ve evladını çoğalt.” diye dua etmişti. Ancak Sa’lebe İbn-i Hatîb’in aynı istikamette talebine ise, “Şükrünü eda ettiğin az mal, şükrüne güç getiremeyeceğin çok maldan daha hayırlıdır.” karşılığını vermekle yetinmişti.<span id="easy-footnote-16-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-16-5490" data-hasqtip="15" aria-describedby="qtip-15"><sup>16</sup></a></span></p>
<p>Bütün malını bağışlamak için getiren Hz. Ebu Bekir’den bu hayrını kabul ettiği halde<span id="easy-footnote-17-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-17-5490" data-hasqtip="16" aria-describedby="qtip-16"><sup>17</sup></a></span> aynı şekilde davranmak isteyen Ka’b İbn-i Mâlik’e ise “…Malından bir kısmını alıkoy, bu senin için daha hayırlıdır.”<span id="easy-footnote-18-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-18-5490" data-hasqtip="17" aria-describedby="qtip-17"><sup>18</sup></a></span> buyurmuştu. Yine Ebu Lübâbe, Allah yolunda bütün malını bağışlamak isteyince, “Malının üçte birini sadaka olarak dağıtman senin için kâfidir.”<span id="easy-footnote-19-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-19-5490" data-hasqtip="18" aria-describedby="qtip-18"><sup>19</sup></a></span> demiş ve onu bu isteğinden men etmişti. Yine Hz. Ebu Bekir çizgisinde hareket ederek malının hepsini infak etmek isteyen Sa’d İbn-i Ebî Vakkas’ın da bu isteğini onaylamamış ve ona “…Varislerini zengin bırakman, onları muhtaç ve insanlara el açar bir vaziyette bırakmandan daha isabetlidir.”<span id="easy-footnote-20-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/#easy-footnote-bottom-20-5490" data-hasqtip="19" aria-describedby="qtip-19"><sup>20</sup></a></span> buyurmuştu.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Görüldüğü üzere Allah Resûlü’nün eğitim ve rehberlik sisteminde takip ettiği strateji ve metodolojilerden biri de kişiye özel eğitimdir. Ashabını fert fert çok iyi tanıyan Efendimiz, onları yetiştirme adına kabiliyetlerini ve ihtiyaçlarını nazara alarak onlara hitap etmiş, ilgilenmiş, görevler vermiş, gerekli telkin ve tavsiyelerde bulunmuştur. Bunun için herhangi bir konuda kendisine soru soran sahabînin iman, ibadet ve ahlaki alandaki gelişimine katkı sağlayacak cevaplar vermiştir. O, cevap ve öğütlerinde muhatap olduğu insanın kabiliyet, yaş, özür, görev, sorumluluk vs. gibi durumlarını dikkate almıştır. Dolayısıyla eğitimde başarılı olmanın en önemli dinamiklerinden bir tanesi de kişinin şahsi durumunu ve seviyesini gözetmek; kabiliyet ve ihtiyaçlarına odaklanmaktır. Bu sünnet, eğitim hayatına imkân verdiği ölçüde taşınmalı ve yaşatılmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="easy-footnote-title">
<h4>Dipnot:</h4>
</div>
<ol class="easy-footnotes-wrapper">
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-1-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Müslim, Birr 49 (2638); Buharî, Menâkıb 1 (3493, 3496)</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-2-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buhari, Rikâk 35 (6498)</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-3-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buharî, İlim 20; Müslim, Fedâil 15</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-4-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Buharî, Mevâkît 5, Cihad 1, Edeb 1, Tevhid 48; Müslim, İman 137-139</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-5-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Buharî, Itk 2; Müslim, İman 136</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-6-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Nesâî, (2222)</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-7-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Müsned, (17027)</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-8-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buharî, İman 5 (11); Müslim, (42)</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-9-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn Hıbban, Sahih, (818); Heysemî, Zevâid, 10/77; Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, 2/326</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-10-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buharî, Edeb 76; Tirmizî, Birr 73</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-11-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>İbn Hıbban, Sahîh, II/78; Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, II/298</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-12-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Tirmizî, Birr 55</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-13-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Münzirî, et-Terğîb, II/331</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-14-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Tirmizi, Birr 59</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-15-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Müslim, Fedâilu’s-Sahabe 142</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-16-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz, İbnu’l-Esîr, Üsdü’l-Ğâbe</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-17-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Tirmizî, Menâkıb 40; İbn Mâce, Mukaddime 11</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-18-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buharî, Zekat 18; Eymân 24</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-19-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Ebu Davud, Eymân 31; Muvatta, Nuzûr 16</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-20-5490" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buharî, Cenâiz 37; Vesâya 2; Nefâkât 1; Müslim, Vesâya 5, 8</li>
</ol>
<p><strong><a href="https://www.peygamberyolu.com" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynak: Peygamberyolu.com</a> | Dr. Selim Koç</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nebevi-bir-metot-kisiye-ozel-egitim/">Nebevî Bir Metot: Kişiye Özel Eğitim</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nebevî Eğitimin İlkeleri 1 : “Sakin ol!”</title>
		<link>https://hizmetten.com/nebevi-egitimin-ilkeleri-1-sakin-ol/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2020 12:00:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[nebevi]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber yolu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=9176</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah Resûlü’nün, çocuk ve gençlerin eğitiminde, ashabının yetiştirilmesinde takip ettiği birçok ilkeler vardır. Bunlardan bir tanesi de yapılan yanlışlar karşısında hatayı büyütmeme, yanlış bir yola girmeme, iletişim köprülerini yıkmama, doğru&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nebevi-egitimin-ilkeleri-1-sakin-ol/">Nebevî Eğitimin İlkeleri 1 : “Sakin ol!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Allah Resûlü’nün, çocuk ve gençlerin eğitiminde, ashabının yetiştirilmesinde takip ettiği birçok ilkeler vardır. Bunlardan bir tanesi de yapılan yanlışlar karşısında hatayı büyütmeme, yanlış bir yola girmeme, iletişim köprülerini yıkmama, doğru davranışı öğretme ve muhatabı kazanma adına “sakin olma ve sükûneti koruma” ilkesidir. Bu yaklaşımın bir adı da “teenni”dir. Teenni, acelecilikten ve öfkeden sakınmak; hilm, vakar, sabır, sağduyu ve yumuşaklıkla hareket etmek demektir. Efendimiz’in beyanıyla, <strong>“Teenniyle hareket etmek Allah’tan, aceleyle hareket etmek şeytandandır…”</strong><span id="easy-footnote-1-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-egitimin-ilkeleri-1-sakin-ol/#easy-footnote-bottom-1-5455" data-hasqtip="0" aria-describedby="qtip-0"><sup>1</sup></a></span> Zira teenni, beraberinde itidali ve çözüm endeksli düşünmeyi getirir ve böylece en isabetli olan çözümün bulunmasına vesile olur. Acelecilik ise aklı ve düşünceyi değil duyguları ön plana çıkarır ve çözüme katkı sunmadığı gibi birçok yanlışın daha işlenmesine sebebiyet verir. Bunun içindir ki acelecinin harmanında en çok bulunan şey hikmet değil hatadır.</p>
<p>Bununla birlikte teenni ile hareket edildiğinde öfke, ses tonu, jest ve mimiklere kadar her şeye hâkim olunur, iletişim kanalları açık tutulur ve böylece çocukla/gençle ya da muhatapla tam bir sükûnet içinde konuşma imkanına kavuşulur. Böyle bir sakin bir ortamda hem onlar kendilerini rahat ifade eder hem de yanlışlarına rağmen ebeveyn/muallim/idareci tarafından karşılıksız sevildiğinin ve kendisine şefkatle yardımcı olunmaya çalışıldığının farkına varırlar. His ve duyguların değil akıl, mantık ve merhametin hâkim olduğu bu ortamda artık yapılması gerekenler birlikte düşünülüp konuşulur, böylece karşı tarafı içine düştüğü yanlıştan kurtarma imkânı kendiliğinden doğar. Aksi takdirde yangına körükle gidilmiş olur, çözüm adına doğru zaman kaçırılır ve muhataplara rehberlik yapma ihtimali tamamen kaybedilir.</p>
<p>Yanlış istek ve davranışlar karşısında sükûneti koruma hususunda Allah Resûlü’nün hayatında birçok örnek vardır. İşte onlardan birkaçı:</p>
<p><strong>Hurma Ağacını Taşlayan Çocuk: Rafi’ İbn-i Amr</strong></p>
<p>Rafi’ İbn-i Amr, bir gün Ensar’dan bir sahabînin bahçesine girer ve hurma ağaçlarından birine taş atar ve düşürdüğü hurmalardan yer. Bu esnada bahçe sahibi kendisini görür ve yakalayarak Efendimiz’in huzuruna getirir; şikayetçi olur ve onun cezalandırılmasını ister. Allah Resûlü ise sakin bir şekilde kendisine yaklaşır ve şefkat dolu bir ses tonuyla, “Yavrum! Hurma ağacını niçin taşladın?” diye sorar. Çocuk “Karnım açtı, yemek için taşladım.” cevabını verir. Bunun üzerine Allah Resûlü, “Bir daha ağacı taşlama! Fakat dibine dökülenlerden yiyebilirsin!” buyurur. Bununla da yetinmeyen Allah Resûlü, ona biraz daha yaklaşır ve bir taraftan başını okşarken diğer taraftan şöyle dua eder: “Allahım! Buna karnını doyuracağı rızık lütfet.”<span id="easy-footnote-2-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-egitimin-ilkeleri-1-sakin-ol/#easy-footnote-bottom-2-5455" data-hasqtip="1" aria-describedby="qtip-1"><sup>2</sup></a></span></p>
<p>Görüldüğü üzere Allah Resûlü, olayı sakin bir şekilde dinliyor, öfkelenip çocuğu azarlamıyor, “Sen nasıl böyle bir şey yaparsın?” diye çıkışmıyor ve onu korkutmuyor. Bilakis ona sevgi ve şefkatle yaklaşıyor, “Yavrum!” diyerek hitap ediyor, onunla sakin bir şekilde konuşuyor ve “Bir daha acıktığında ağacın dibine düşenlerden yiyebilirsin.” diyerek alternatif de gösteriyor. Hatta bununla da yetinmeyip başını okşayarak duayla da kucaklıyor. Dolayısıyla eğitimin mayası sukûnet, sevgi ve şefkattir. Bu yönüyle anne, baba ve muallimlerin her şeyden önce sakin olmayı başarmaları şarttır. Zira çocuklar, çok defa yaptıkları yanlışın ya da yaptıklarının yanlış olduğunun farkına varamazlar. Bu durumda çocuğa kızmak, bağırmak ve cezalandırmak onların psikolojilerinde bir daha onarılamayacak yaralar açabilir. Onun için böyle bir olay anında insanın, muhatabını (anne, baba, muallim, rehber, idareci…vb.) sığınabileceği sakin ve güvenli bir liman olarak görmesi her şeyden önce gelir.</p>
<p><strong>Zina İçin İzin İsteyen Genç: Cüleybib </strong></p>
<p>Allah Resûlü’ne bir genç gelir ve zina etmek için izin ister. Bu isteği duyan ashab-ı kiram hemen öfkelerine kapılır ve ona haddini bildirmek ayağa kalkarlar. Bu manzaraya şahit olan Allah Resûlü ise hem sukûnetini muhafaza eder hem de “Onu bana bırakınız!” buyurarak onları yatıştırır. Ardından gençten önüne oturmasını ister ve onunla sakin bir şekilde şu soruyu sorar: “Ey genç! Birinin, senin annenle ya da kız kardeşinle böyle bir şey yapmasını ister misin? Bu çirkin fiilin onlarla işlenmesi hoşuna gider mi?” Bu soru karşısında hiddetlenen genç, “Hayır asla istemem!” diye cevap verir. Bunun üzerine Allah Resûlü, “Bil ki hiç kimse böyle çirkin bir işin, kendi akrabalarıyla yapılmasını istemez!” buyurur.</p>
<p>Bu örnekte de görüldüğü üzere yine Allah Resûlü, genci sakin bir şekilde karşılıyor, ortamı yatıştırıyor, sonra genci yakınına oturtuyor “Sen nasıl böyle bir istersin?” diye azarlamıyor. Tam aksine soru ve açıklamalarıyla genci, aklen ikna ediyor ve bununla yetinmeyip elini şefkatle göğsünün üzerine koyuyor: “Allahım! Sen bu gencin kalbini temiz kıl! Namus ve şerefini muhafaza eyle ve günahlarını bağışla.”<span id="easy-footnote-3-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-egitimin-ilkeleri-1-sakin-ol/#easy-footnote-bottom-3-5455" data-hasqtip="2" aria-describedby="qtip-2"><sup>3</sup></a></span> diyerek duygularına da sesleniyor. Bu yaklaşımla kendini toparlama imkanına kavuşan delikanlı daha sonra Medine’nin en iffetli gençleri arasında yerini almış, Allah Resulü tarafından da evlendirilmişti. Onun için eğitici konumunda bulunan kimseler, muhataplarının en olumsuz arzu ve istekleri karşısında bile sakinliğini korumalı; olayı, akıl, mantık ve duygulara birlikte hitap ederek çözmeye çalışmalı, öfke, tehdit ve şiddet ile onları yanlışın kucağına itmemelidir.</p>
<p><strong>Mescid-i Nebevî’ye Bevleden Bedevî</strong></p>
<p>Allah Resûlü, mescidinde iken bir bedevî gelir, mescidin bir köşesine çekilir ve bevletmeye başlar. Manzaraya şahit olanlar, adamın hemen üzerine yürür ve onu engellemeye kalkışırlar. Durumu fark eden Allah Resûlü, “Bırakın onu, rahatsız etmeyin!” der. Adam bevlini bitirince orada bulunanlara, “Şimdi kalkın ve idrarını yaptığı yere bir kova su dökün. Siz zorlaştırıcı değil kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz.” buyurur.<span id="easy-footnote-4-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-egitimin-ilkeleri-1-sakin-ol/#easy-footnote-bottom-4-5455" data-hasqtip="3" aria-describedby="qtip-3"><sup>4</sup></a></span> Ardından bedeviyi yanına çağırır, sakin ve yumuşak bir üslupla, “Mescitler, bevletmek için uygun yerler değildir. Zira buralar, sadece Allah’ı zikir, namaz ve Kur’ân okumak için tahsis edilmiş mekanlardır.” nasihatinde bulunur.</p>
<p>Bu olayda da Allah Resûlü, bedeviye “Sen nasıl mescitte böyle bir şey yaparsın?” diye bağırmıyor ve anlayabileceği bir dille ona yol gösteriyor. Ashabına da yanlış yapan kimseye öfke ve sertlik yerine mülâyemetle yaklaşmayı ders veriyor. Öbür taraftan Nebevî eğitimin temel ölçülerinden birisi olan <strong>“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın!”</strong><span id="easy-footnote-5-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-egitimin-ilkeleri-1-sakin-ol/#easy-footnote-bottom-5-5455" data-hasqtip="4" aria-describedby="qtip-4"><sup>5</sup></a></span> prensibine de atıfta bulunarak ancak böyle davranılırsa muhataplara yardımcı olunabileceğine işaret ediyor.</p>
<p><strong>Hz. Aişe’ye “Sakin ol!” Çağrısı</strong></p>
<p>Bir grup Yahudi, Allah Resûlü’nü evinde ziyarete gelir ve “es-Sâmu aleyküm!” şeklinde selam verir. Onlar, bu selam ile, “es-Selâmu aleykum” cümlesindeki “selam” kelimesi telaffuz oyunuyla ölüm manasına gelen “es-Sâmu” kelimesiyle değiştirir ve Efendimiz’e ölüm dilerler. Oyunu fark eden Hz. Âişe validemiz, öfkelenir ve onlara “Ölüm ve lanet sizin üzerinize olsun!” diye sert bir şekilde tepki gösterir. Buna şahit olan Allah Resûlü ise ziyaretçilere sakince “Ve aleykum” der. Sonra da eşine dönüp “Sakin ol ey Âişe! Allah, bütün işlerde yumuşak davranmayı (rıfkı) sever.” buyurur.</p>
<p>Ziyaretçiler ayrıldıktan sonra ise Allah Resûlü tekrar Hz. Aişe validemize yönelir ve “Ey Âişe! Neydi o sertlik ve beddua. Şüphesiz ki Allah kötü sözü ve kötü söz söylemeyi bir de sertliği sevmez.” buyurur. Hz. Âişe validemiz, “Fakat ey Allah’ın Resûlü! Onların ne dediklerini duymadın mı?” diye sorar. Bunun üzerine Efendimiz, şu hikmetli cevabı verir: “Evet! Senin duyup anladığın gibi Ben de onların ne söylediğini işittim ve ne kastettiklerini de anladım. Ancak sen, benim onlara nasıl cevap verdiğimi duymadın mı? Ben de onlara ‘ve aleykum’ yani ‘sizin üzerinize olsun’ dedim. Şüphesiz Ben, kötü sözlü birisi olarak gönderilmedim. Onlar bize dua ettiği şeyle biz de onlara dua ettik. Şu kadar var ki onların bedduasına icabet edilmez bizim duamıza ise Allah icabet eder.”<span id="easy-footnote-6-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-egitimin-ilkeleri-1-sakin-ol/#easy-footnote-bottom-6-5455" data-hasqtip="5" aria-describedby="qtip-5"><sup>6</sup></a></span></p>
<p>Bu hadisede de görüldüğü üzere Allah Resûlü, ziyaretçilerine “Siz nasıl bana üstelik de evimde, ailemin yanında böyle bir dil oyunuyla beddua edersiniz?” diye çıkışmadığı gibi Hz. Âişe validemize de öfkelenerek “Sen, ben varken niye araya giriyorsun?” dememiş; hem sükunetini korumuş hem de Hz. Âişe’ye sükûneti tavsiye etmiştir. Zira bu tür olaylarda sukûneti muhafaza etmek, ortamın gerilmesini ve olayın büyüyüp kavgaya dönüşmesini engeller. Aksi takdirde duygusal davranıp kötülüğe ya da yanlışa, kötülükle karşılık vermek her iki tarafa da bir şey kazandırmaz, kaybettirir.</p>
<p>Bir seferinde de Ensar kadınlarından Esma bint-i Yezid, Allah Resûlü’nü, Hz. Aişe validemizin yanındayken ziyarete gelir ve bir meselesini ona sormak ister. Efendimiz, kendisine müsaade edince o da “Hayızlı bir kadın nasıl gusül abdesti alır?” diye sorar. Hz. Aişe validemiz bu soruyu duyunca canı sıkılır ve sert bir şekilde araya girer, “Dur, hay anası ölesice! Kadınları rezil ettin!” diye ona çıkışır. Bunun üzerine Efendimiz, “Sakin ol ey Âişe!”diyerek onu sukûnete davet eder ardından da <strong>“Ensar kadınları fıkıhtan soruyorlar. Ensar kadınları ne basiretli kadınlardır ki hayaları, dinlerini öğrenmelerine mâni olmuyor.” </strong>buyurur.<span id="easy-footnote-7-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-egitimin-ilkeleri-1-sakin-ol/#easy-footnote-bottom-7-5455" data-hasqtip="6" aria-describedby="qtip-6"><sup>7</sup></a></span> Hz. Esma’ya kızmadığı gibi hem onu hem de onun şahsında bütün Ensar kadınlarını takdir de eder.</p>
<p><strong>Namazda Konuşan Sahabî: Muaviye İbn-i Hakem</strong></p>
<p>Allah Resûlü, namaz kıldırırken cemaatten biri hapşırır. Hz. Muaviye İbn-i Hakem de hemen kendisine “Yerhamukellah” yani “Allah, sana merhamet etsin!” der. Ancak cemaat ona öfkeli bir şekilde göz ucuyla bakmaya başlar. Bu bakışlardan rahatsız olur ve onlara “Vay başıma gelenler! Niye bana böyle bakıyorsunuz ki?” diye sorar. Onlar kendisine cevap vermediği gibi ellerini de uyluklarına vurmaya başlarlar. Hz. Muaviye, bu hareketle onların kendisini susturmak istediğini anlar, kızar ve susar! Biraz sonra namaz biter ve Allah Resûlü, sakince “O konuşan kimdi?” diye sorar. Cemaat, Hz. Muaviye’yi işaret edince Efendimiz, onu yanına çağırır ve kucaklayıca bir üslupla “Ey Muaviye! Bu ibadetin adı namazdır. Namaz kılarken konuşulmaz.  Namaz sadece tesbih, tekbir ve Kur’ân okumaktan ibarettir.” buyurur. Bunun üzerine Hz. Muaviye, “Ey Allah’ın Resûlü! Ben yeni Müslüman oldum.” der ve hoşgörüsünden hareketle Efendimiz’e başka sorular da sorar.<span id="easy-footnote-8-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-egitimin-ilkeleri-1-sakin-ol/#easy-footnote-bottom-8-5455" data-hasqtip="7" aria-describedby="qtip-7"><sup>8</sup></a></span></p>
<p>Görüldüğü üzere Efendimiz, Hz. Muaviye’ye “Sen nasıl namazda konuşur ve cemaatin huzurunu bozarsın?” diye çıkışmamış ve sakin bir şekilde kendisiyle konuşmuş ve namazda bunun doğru olmadığını anlatmıştır. Bu rıfkla muamele karşısında çok etkilenen Hz. Muaviye, o anı unutmaz ve Efendimiz anıldığında şöyle derdi: “Anam babam O’na feda olsun! Hayatımda ondan daha sakin, daha iyi bir öğretici görmedim. Vallahi yaptığım bu şeyden dolayı beni ne azarladı ne kınadı ne de dövdü. Sadece sakin ve yumuşak bir şekilde namazda dünya kelamı konuşulmayacağını bana öğretti!”</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Eğitim ve öğretimde “sakin olma” prensibinin değeri tahmin edilenin çok ötesindedir. Zira problemi çözme ve yanlışı düzeltme adına en isabetli metodoloji ve yaklaşım tarzları, sukûnet muhafaza edildiğinde belirlenebileceği gibi en sağlıklı kararlar da ancak böyle bir ortamda alınabilir. Bu anlamda sukûneti muhafaza, çözümün yarısıdır denilebilir. Bunun için çocuklar ve gençler başta olmakla muhataplarda karşılaşılan menfi tutum ve davranışlar karşısında olaya sakince ve onlara şefkatlice yaklaşma en isabetli yoldur. Aksi takdirde acelecilik ve öfkeyle atılan adımlar ve verilen kararlar sonucunda, ebeveyn/muallim/idereci/rehber zararla oturur.</p>
<p>Bunun için anne, baba ve muallim, çocuk yanlış bir iş yaptığında ya da hatalı bir davranışta bulunduğunda hemen ona kızıp bağırmamalı, onu tedirgin etmemelidir. Zira kendisine bağırılan çocuk korkar, kendisini emniyet ve güvende hissetmez. Üstelik buna karşılık çocuklar ya da gençler de içinden ebeveynini/öğretmenini suçlayarak onlara karşı içinde öfke ve kin biriktirir. Hatta bununla yetinmez bir de içine kapanır. Dolayısıyla sakinliği muhafaza edip çocuklara/gençlere yumuşaklıkla yaklaşma onlarda sevgi ve saygıyı artırıp güven duygusunu pekiştirirken acele edilerek öfkeyle yaklaşılması tam tersi bir etkiyi meydana getirir.  Elhasıl, sakinlik, sonunda yuvada kaynaşmayı/kucaklaşmayı, acelecilik ve öfke ise birbirinden uzaklaşmayı ve içe kapanmayı sonuç verir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="easy-footnote-title">
<h4>Dipnot:</h4>
</div>
<ol class="easy-footnotes-wrapper">
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-1-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Tirmizî, Birr 66 (2012; Beyhakî, Sünenu’l-KübraX/104 (20270)</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-2-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Tirmizî, Büyu’ 54; İbn Mâce, Ticaret 67</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-3-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, V/256,257</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-4-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buharî, (636); Müslim, ; Ebu Davud, (381)</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-5-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buharî, İlim 12, Edeb 80; Müslim, Cihad 6,7 (1732, 1733)</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-6-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buharî, Edeb 38 (6030); Müslim, Birr 79 (4144) ya da bak, 2592</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-7-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Buharî, İlim 32; Ali el-Muttakî, Kenzu’l-Ummal, IX/27765</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-8-5455" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Müslim, Mesâcid 33; Ebu Davud, Salât 167 (931)</li>
</ol>
<p><a href="https://www.peygamberyolu.com/nebevi-egitimin-ilkeleri-1-sakin-ol/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak : Peygamberyolu.com |  Dr. Selim Koç</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/nebevi-egitimin-ilkeleri-1-sakin-ol/">Nebevî Eğitimin İlkeleri 1 : “Sakin ol!”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
