<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mustafa Ertuğrul arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/mustafa-ertugrul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/mustafa-ertugrul/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:06:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Mustafa Ertuğrul arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/mustafa-ertugrul/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Terkedilmiş cennet &#124; Mustafa Ertuğrul</title>
		<link>https://hizmetten.com/terkedilmis-cennet-mustafa-ertugrul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2021 12:00:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Ertuğrul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18803</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Bankta oturuyorum…Bazı apartmanlarda pencere panjurları açılıyor. Kuşların tatlı bir telaşesi var.Karıncalar her zamanki gibi düzenli ve aceleci.  Doğayı dinliyorum. Etrafımı dinliyorum. İşine yetişme telaşesinde tramvaya doğru koşanlar görüyorum. Topuklu&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/terkedilmis-cennet-mustafa-ertugrul/">Terkedilmiş cennet | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Bankta oturuyorum…Bazı apartmanlarda pencere panjurları açılıyor. Kuşların tatlı bir telaşesi var.Karıncalar her zamanki gibi düzenli ve aceleci.  Doğayı dinliyorum. Etrafımı dinliyorum. İşine yetişme telaşesinde tramvaya doğru koşanlar görüyorum. Topuklu ayakkabı giyenlerin sesleri daha uzun duyuluyor. Servis araçları öğrenci taşıyor. Ambulans yine güne bir hasta ile başlamış.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şimdiler Ramazan ayı. Geceler sahur ve teravih, gündüzler oruç. Kur’ân soluklu , Kur’ân edalı günler, geceler…Onbir ay beklenen bir nazlı misafir. Ne söylüyor bana ?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ömür binasından her gün bir taş düşüyor. Ve ben umarsızım bu gidiş karşısında. Çok kitaplar okudum, çok sohbet-i canan dinledim ama nasihat tüm ruhu canımı sarmıyor, cezbeden güzellikler yüksek tonda beni kendilerine çağırmaya devam ediyorlar. Ölümler oluyor etrafımda, bazen sevdiğim bir dost bazen hiç tanımadığım ama aynı duyguları, düşünceleri paylaştığım bir can..Geriye dönemeyeceğimi , gençliğimin geri gelmeyeceğini aklım bana söylüyor ama başka bir ses genç gibi hayatına, yaşamana bak! Diyor, ne tezat bir çelişki..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Doğa ve doğan her yeni gün içinde ünsiyet yok, müthiş bir canlılık ve yenilik var. İnsana ve doğaya karşı bir vefa var. Her yeni gün içerisinde Yaradanın insana sunduğu muhteşem ikramlar var. Keşfedilmeyi bekleyen cennetler var. İçimize doğru keşfi bekleyen sayısız yepyeni dünyalar var. Tanıdığımızı sandığımız ama çok cahili olduğumuz koskoca bir alem var içimizde. Hakim sırlı hikmetler dünyasına, Rezzak zengin ikramlara, Rahim engin merhamete, Latif ince lütuflara çağrıda bulunuyor, sezen, duyan vicdanlara..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Günümüzde terkettiğimiz dışa doğru veya içe doğru yitik cennetler var. Telaşelerimiz ve umarsızlıklarımızla bu cennetleri cehenneme çeviriyoruz. Varlık içinde yokluk yaşıyoruz. Yaradanın bize cömertçe sunduğu bu fırsatları cahilce, acımasızca tüketiyoruz, heba ediyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gelin nazlı misafiri, benliklerimizi keşfe, yitik cennetlerimizi bulmaya, çok uzak sahillerde aradığımız ama yanıbaşımızda olan huzura ve dinginliğe  vesile edelim. Hiç olmazsa bu yıl bu Canan’ı uğurlarken, yıllardır kaybettiklerimize biraz daha yaklaşmış olarak uğurlayalım..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Hizmetten | Mustafa Ertuğrul</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/terkedilmis-cennet-mustafa-ertugrul/">Terkedilmiş cennet | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mihmandarın mihmandarı &#124; Mustafa Ertuğrul</title>
		<link>https://hizmetten.com/mihmandarin-mihmandari-mustafa-ertugrul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2021 10:00:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Ertuğrul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18553</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Batı sizi kabul etmediği gibi, Sahabe de kabul etmeyebilir. &#160; Yıl 1989 ,yer Fatih Koleji, Zürih sohbeti. Gözleri şişmişti ağlamaktan sohbete katılanların. Sanki melekler ve ruhaniler inmişti o gün&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mihmandarin-mihmandari-mustafa-ertugrul/">Mihmandarın mihmandarı | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Batı sizi kabul etmediği gibi,</p>
<p>Sahabe de kabul etmeyebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yıl 1989 ,yer Fatih Koleji, Zürih sohbeti.</p>
<p>Gözleri şişmişti ağlamaktan sohbete katılanların. Sanki melekler ve ruhaniler inmişti o gün koridorlara, büyük salona.</p>
<p>F.Gülen Hocaefendi geceden ağlamaktan şişmiş ,uykusuz gözleri ile çıktı cemaatinin karşısına. Merdivenleri on beş dakikada çıktığını, ciddi rahatsızlığına rağmen geldiğini, ama dırahşan çehreleri görünce takatinin üstünde birşeyler demeye güç bulduğunu ifade ediyordu.</p>
<p>Arkasında bir aralar yurt ve okul salonlarında meşhur olan bütün duvarı kaplayan, söğüt gölgesinde şırıl şırıl akan bir akarsu manzarası vardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Meşhur ayet Hadid suresi 16 ile söze başladı ; İman edenlerin, Allah’ı anmak ve vahyedilen gerçeği düşünmekten dolayı kalplerinin heyecanla ürperme zamanı gelmedi mi?</p>
<p>Yenilenme, hakikatleri duyma, ürperme zamanı gelmedi mi?, heva heveslerinin içinde çırpınan bir topluluğa yardım,inayet nasıl gelecek? Diye sordu karşısındaki kitleye. Efendimiz’in sav hemen devamındaki yıllarda bile rahat ve rehavetin kollarına düşenler oldu, daha sonraları Cihan Sultanlar&#8217;ından cepheyi terkedenler oldu, dünya sevgisi araya girdi. Denizler gibi, menfezler gibi bu Hakk&#8217;tan kopuş hepimizi yutabilir, bu tehdit hepimiz için geçerli diyerek ,daha yüksek bir ses tonunda tehlikeye dikkat çekiyordu.</p>
<p>Salonda üç ilden gelen ,yıllarını,servetlerini, emeklerini, gençliğini Hizmet&#8217;e vermiş şuurlu bir topluluk vardı. Yeniden bir ülkenin ayağa kalkması için eğitim ve ahlâka dayanmak, yaygınlaştırmak gerek diyen vatansever, hamiyetverper, çalışkan, dürüst bir dinleyici kitlesi vardı.</p>
<p>Hocaefendi bamtelinden gelen nağmelerine devam etti; Roma&#8217;yı yutan, Osmanlı&#8217;yı yutan Hakk&#8217;tan kopukluk bizi de yutabilir, öldürebilir,ya da ömrümüz bu münasebete bağlı olarak uzayabilir de dedi. Sanki tarihin içinde yolculuk yapıyor ve gördüklerini aktarıyordu&#8230;İstanbul surları önüne gelen sahabe adeta ölüme koşuyordu. Bazıları kendi elinizle ,kendinizi tehlikeye atmayın diyerek ayeti yorumluyorlardı. Ebu Eyüp el-Ensari ra 80 li yaşlarda  bir arayış içerisinde aylardır at sırtında surların önüne kadar gelmişti. Hiç birimiz iyi bir hayat arayışı içinde değiliz, hepimiz iyi bir ölümün peşindeyiz diyen Süleyman öğretmen geldi aklıma. Seksenli yaşlardaki mihmandarın mihmandarı, ak sakallı piri fani “ hayır ayeti yanlış anlıyorsunuz “ dedi, biz ne zaman mücadeleyi bıraktık, canımızla ,malımızla mücadelemizi bir kenara koyduk, yaptığımız fedakarlık yeter ! dedik işte o zaman bu ayet nazil oldu; Mal ve canlarınızı Allah için infak edin,  başka türlü harcamak suretiyle kendinizi tehlikeye atmayın.</p>
<p>Allah sizi zayi etmez, ama süvari gibi bir kez daha kendimizi yoklayalım, kalp balansımıza bakalım, gecenin zulüflerinde bir damla gözyaşımız var mı? İnsanlık için bir yalvarış, bir seccade ile vuslat var mı? diyerek kendini sorguluyordu hatip.</p>
<p>Salondan iniltiler, hıçkırıklar duyuluyordu. Ve devam ediyordu, Hz İsa&#8217;nın onbir havarisi gibi, Hz. Musa&#8217;nın etrafındaki genç Yuşa gibi “ git sen savaş “ diyenlere inat, biz varız diyen bir avuç adanmışlarla bu günlere bu emanet geldi. Gözlerimiz birilerine takılabilir, sonra da o şahsa takılabilir ve yollarda kalabilirsiniz diye kendi adına ürpertilerini dile getiriyordu.</p>
<p>Sohbet metafizik yönüyle, rasyonel yönüyle, his yönüyle, vecd yönüyle kalbe, akla, hisse çok şeyler söylüyor, çok sezişlere, duyuşlara kapı aralıyordu.hıçkırıklar ise günahına ağlayan samimi insanların dilekçeleri gibi göklere yükseliyordu&#8230;</p>
<p>Ebu Eyüp El-Ensari, Efendimiz’i sav evinde altı ay ağırlamış ve gül kadar incitmemişti ve şimdi İstanbul&#8217;da ev sahibi.</p>
<p>Ya mihmandarın mihmandarını incitiyorsak&#8230;?</p>
<p><strong>Hizmetten | Mustafa Ertuğrul</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mihmandarin-mihmandari-mustafa-ertugrul/">Mihmandarın mihmandarı | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rüya şehir Petersburg &#124; Mustafa Ertuğrul</title>
		<link>https://hizmetten.com/ruya-sehir-petersburg-mustafa-ertugrul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Mar 2021 10:00:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Ertuğrul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18103</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Eğer her şeyin, kesinlikle her şeyin hazır olduğu anı beklersek, hiçbir zaman hiçbir şeye başlayamayız.”       Turgenyev Pedro bataklık üzerine  şehri kurarken kimse bir rüya şehre dönüşeceğini tahmin edemezdi herhalde. Petersburg,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ruya-sehir-petersburg-mustafa-ertugrul/">Rüya şehir Petersburg | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Eğer her şeyin, kesinlikle her şeyin hazır olduğu anı beklersek, hiçbir zaman hiçbir şeye başlayamayız.”       Turgenyev</p>
<p>Pedro bataklık üzerine  şehri kurarken kimse bir rüya şehre dönüşeceğini tahmin edemezdi herhalde. Petersburg, Amsterdam örneklemesi, Neva nehri üzerindeki muhteşem köprüleri ve beyaz geceleri ile bir ilham şehrine dönüşür zamanla.</p>
<p>Dostoyevski’nin başyapıtı olan Karamazov Kardeşler ,Suç ve Ceza&#8217;nın başkahramanı Rodion Raskolnikov bu şehirde yaşıyorlar adeta&#8230;</p>
<p>Dostoyevski’nin mirası bu şehirde pek çok yerde, özellikle de Nevsky Bulvarı’nda yaşıyor.</p>
<p>Tolstoy, Çehov, Turgenyev ve Soljenitsin hala nefes alıp veriyorlar gibi..</p>
<p>Puşkin’in meşhur şiiri Bakır Atlı&#8217;nın ilham kaynağı idi bu sokaklar. Ömrünün son dönemlerini yaşadığı Puşkin Evi dev şairin son ikametgahı idi. Ukrayna asıllı Gogol ,Petersburg Öyküleri ile toplumun içindeki sosyal uçuruma dikkat çekiyordu. Zenginlerin, fakirlerin dünyasına ustaca el atıyordu.</p>
<p>Babalar ve Oğullar’ ın kahramanı Bazarov ümitsiz bir dünyanın çırpınışını yansıtıyordu. Batı ve Doğu arasında sıkışmış, dini kullanmak yerine gerçekliğe ve sosyal olaylara eğilmiş bir münzevi yazar Turgenyev&#8217;in Petersburg yine ilham kaynağı oluyordu.</p>
<p>İlham veren bu şehre ilham yüklü insanların yeniden yüzyıl sonra gelmesi ile başlar bizim hikayemiz. İsimleri Ivan, Anton, Nikolay veya Aleksandr  değildi belki ama İsmail, Selim, Sami, Saffet  veya Ali idi. İsimleri tarihte kayıtlı pek çok kahramanlar vardı.</p>
<p>Belli ki yılların gönüllerde birikmiş ilhamlarını, sağnak olup boşaltacakları toprakları bulmuşlardı. Suyun kurumuş topraklarla buluşması gibi yanan sinelere bir akış oldu.</p>
<p>Petersburg’da ilk defa Türkiye’den gelen eğitim sevdalılarına kucak açan bazı dostlar oldu. Herşeye rağmen komünizmin ağır paletleri o narin vicdanları bozamamıştı. Yollar zamanda bir tünel olup buraya gelen insanlık sevdalıları ile buluşmuşlardı.</p>
<p>Zor olan gerçekleşti ve bir eğitim ocağı tütmeye başladı. Yanılmıyorsam 94 lü  yıllarda başlayan bu ilham verici proje Moskova için de örnek teşkil etti.</p>
<p>664 nolu Okul kısa zamanda çok başarılara imza attı. Olimpiyatlarda köklü uluslararası birçok okulu geride bıraktı.</p>
<p>Petersburg’un en başarılı Fiz-Math sayısal okulunu Fizikçi arkadaşlardan birisi ile ziyarete giderler. Okul yetkilileri, profesörler,akademisyenlerden daha çok Fizikçi arkadaşa inanılmaz hürmet ve ilgi gösterirler.</p>
<p>Bu başarıların sırrı nedir diye sorulduğunda ise okul yetkilileri arkadaşı göstererek; işte bu öğretmenler gibi öğretmenlerden öğreniyoruz gerçek başarıyı derler.</p>
<p>Petersburg&#8217;da 664 nolu okulu gezmeye gelen Fransız Başkonsolosu ,bizim de okulumuz vardı kapattık,bu işi nasıl yapıyorsunuz diyerek hayranlığını ifade eder.</p>
<p>Vefat eden bir kız öğrencinin cenazesine katılan eğitimciler ailesinden daha çok üzülürler. Bir öğretmen ve belletmenin takım elbiseleri ile çamurlu mezara öğrencilerini son yolculuğuna uğurlamak için gözyaşları ile girmeleri, mezar başındaki Ruslar&#8217;ı gözyaşlarına boğar.</p>
<p>Petersburg 300 yıl kutlamalarında iki çok önemli şeref madalyası verilir.Ömürlerinin en verimli yıllarını bir idealist projeye bağlayıp,iki ülke eğitimine kendilerini adamış, iki önemli eğitimciye İsmail ve Ali Beyler’e verilen  şeref madalyası,aslında Anadolu insanının fedakar çalışmalarına takdim edilmişti.</p>
<p>Çaykovski&#8217;nin nağmeleri  Senato Meydanı’ndaki Pedro&#8217;nun Bakır Atlı heykelinin üzerinden Neva nehrine doğru daha ahenkli akıyordu artık.</p>
<p><strong>Hizmetten | Mustafa Ertuğrul</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ruya-sehir-petersburg-mustafa-ertugrul/">Rüya şehir Petersburg | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gemileri yakmak &#124; Mustafa Ertuğrul</title>
		<link>https://hizmetten.com/gemileri-yakmak-mustafa-ertugrul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2021 11:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Ertuğrul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17935</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Cafe el Hafa&#8217;da oturmuş Cebelitarık Boğazı&#8217;nı ve İspanya&#8217;yı gören tepenin yamacında, nane yaprakları ile demlenmiş mis gibi kokan, yeşil Fas çayını yudumluyorum. Avrupalılar &#8220;Morocco&#8221; demişler Müslüman anlamına gelen; Arap&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gemileri-yakmak-mustafa-ertugrul/">Gemileri yakmak | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Cafe el Hafa&#8217;da oturmuş Cebelitarık Boğazı&#8217;nı ve İspanya&#8217;yı gören tepenin yamacında, nane yaprakları ile demlenmiş mis gibi kokan, yeşil Fas çayını yudumluyorum.</p>
<p>Avrupalılar &#8220;Morocco&#8221; demişler Müslüman anlamına gelen; Arap âlemi &#8220;El-Mağrib&#8221; demiş kendilerine göre en batıda yer alan ülke olmasına istinâden, Türkler ise ülkedeki Fes şehrinden hareketle &#8220;Fas&#8221;…demişler.</p>
<p>Tanca, 14 km sonra İspanya&#8217;ya açılan Atlas Okyanusu ve Akdeniz&#8217;in buluştuğu Afrika&#8217;nın Avrupa gerdanı gibi adeta. Beattles ve Rolling Stones gibi efsane müzik gruplarına ve ressam  Matisse&#8217;ye  ilham kaynağı olmuş bir şehir.</p>
<p>Küçük esnaf arastaları, hamur pişiren küçük fırınları, Fas halı, kumaş ve takıları ile Arapça ve Fransızca rahatlıkla anlaşabileceğiniz bir özel şehir.</p>
<p>Tarihin esintisi bir yerden Endülüs&#8217;e, bir yerden Ukbe bin Nafi&#8217;nin haykırışına götürüyor beni; Allah’ım! Bu uçsuz bucaksız deniz karşıma çıkmasaydı senin adını öteler ötesine duyuracaktım! &#8221;</p>
<p>Bu Arslan yürekli kumandanın haykırışı sanki hâlâ bu kıyılarda yankılanıyor.</p>
<p>Fransız ve İspanyol sömürü yılları bile bu haykırışı ve imzayı silememiş.</p>
<p>Tanca havalimanına indiklerinde ikindinin kızıllığı çökmüştür. İki eğitim gönüllüsü daha önceden hiç gelmedikleri Tanca şehrine Rahmetli İşadamı Hacı Kemal Erimez&#8217;in referansı ile gelirler. Bir aile ile tanışıp fikir alış verişi yapacakalardır. Afrika’ya düzenlenen ilk şefkat seferlerinden birisidir.</p>
<p>Ama bekledikleri aile havalanına karşılamaya gelmez. Çaresiz ve morallari bozuk, yakında bulunan mescide geçerler. İçeride namaz kılan babacan görünüşlü birisinin ilgisini çekerler. Kahramanlarımızın çaresiz hallerini gören  Muhammed  yanlarına yaklaşır ve selam verir. Bu yürekten selam bir anda eğitim gönüllülerinin yüreğinde yeniden ümit olur. Hızlıca tanışırlar, Muhammed “ benim şuracıkta bir demirci dükkanım var “ der.</p>
<p>Muhammed   yakındaki  kendine ait demirci dükkanına davet eder ve onlara dertlerini beraber paylaşalım diye ısrar eder. Bu işlerin serancamesini, gelinen noktayı ve buralarda da bir vefa duygusu ile eğitim faaliyetleri yapmak istediklerini ifade ederler.</p>
<p>Yıllardır bir bekleyişi vardır Muhammed&#8217;in ,Fas gençliğinin eriyip gitmesi karşısında O&#8217;da erimektedir. Züğürtlük ve bohemlik arasında bir kayboluştur bu aslında.</p>
<p>-Zamane gençlerinin dinlenme saatleri, çalışma saatlerini geçiyor diye dert yanar.</p>
<p>-Halbuki ben her sabah erkenden yıllardır dükkanıma gelir, güneşin doğuşuna ve muhteşem senfoniye eşlik ederim, der.</p>
<p>&#8211; Ağaçlar zehirli meyve veriyorlar artık diyerek sitemini dile getirir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Orta Asya ve Türkiye’den gelen tecrübeli eğitimciler, Muhammed&#8217;e hayran kalırlar. Tam da aradıkları ,aynı derdin ortağı oldukları bir sinesi yanık adam bulmuşlardır Atlas Okyanusu kıyılarında, Afrika&#8217;nın en uç sancağında.</p>
<p>Uzaklık mesafelerde değil günümüzde, uzaklık fedakarlıkta, kardeşim dediler.</p>
<p>Sonrası neler mi oldu?</p>
<p>Muhammed aradığını bulmanın inşirahı ile bu delikanlılara sahip çıktı.</p>
<p>Onları tanıdı, tanıdıkça sevdi ve sevdikçe güvendi.</p>
<p>Dükkanı, çalışanları, iki evi ve arabası ile Afrika&#8217;ya girişin sembolü oldu. Bir çok okulların açılmasına yüreği yanık bir demirci farkında olmadan sebeb oldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dilde keder var lütfedip gelme ey sûrur</p>
<p>Bulunmaz bir gönülde mihman (misafir) mihman üstüne&#8230; Rasih</p>
<p><strong>Hizmetten | Mustafa Ertuğrul</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gemileri-yakmak-mustafa-ertugrul/">Gemileri yakmak | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öğretmenden terörist olur mu? &#124; Mustafa Ertuğrul</title>
		<link>https://hizmetten.com/ogretmenden-terorist-olur-mu-mustafa-ertugrul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 15:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17777</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yalnızlığın, başarısızlıkların, yetersizliklerin ve daralmışlıkların ile de değerlisin, güzelsin&#8230; Okula baskına geldiklerinde ikindi vaktini geçiyordu. Bir kamyon asker herhalde ilk defa bu şehirde bir okula baskına geliyorlardı. Mali, yüzölçümü olarak&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ogretmenden-terorist-olur-mu-mustafa-ertugrul/">Öğretmenden terörist olur mu? | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yalnızlığın, başarısızlıkların, yetersizliklerin ve daralmışlıkların ile de değerlisin, güzelsin&#8230;</p>
<p>Okula baskına geldiklerinde ikindi vaktini geçiyordu. Bir kamyon asker herhalde ilk defa bu şehirde bir okula baskına geliyorlardı.</p>
<p>Mali, yüzölçümü olarak Afrika’nın sekizinci büyük ülkesi. Yirmi milyon nüfusun çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu bir Batı Afrika ülkesi. İslamiyet çevre ülkelere buradan yayılmış.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-17780" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/03/ogretmen1-700x394.png" alt="" width="700" height="394" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/03/ogretmen1-700x394.png 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/03/ogretmen1-768x432.png 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/03/ogretmen1-390x220.png 390w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/03/ogretmen1.png 1024w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<p>Hakan Bey altı yıldır bu ülkede yaşıyordu. İyi bir eğitimci ve idareci idi. Bulunduğu okulda pek çok Bakan ve önemli insanların çocukları eğitim görüyorlardı. Velileri ile samimi diyalogları vardı. Okul ise ülkeye pek çok başarı ve ödül kazandırmıştı.</p>
<p>Hakan Bey heyecanla alelacele evinden okula geldi . Bir kamyon askeri karşısında görünce çok şaşırdı. Bazı veliler ve öğretmenler de haberi duyup , okula gelmişlerdi.</p>
<p>Hakan Bey bir süredir devam eden, Türkiye kaynaklı sıkıntı ve yıldırma politikalarının Mali’ye kadar ulaşacağına, ve yetkililer üstünde bu boyutta menfi bir tesiri olacağına pek ihtimal vermiyordu.</p>
<p>Ama maalesef bu kara propaganda devleti yönetenlerin de aklını karıştırmış, bazı menfaat odaklarının satın alınmasına ve ülkenin gençlerinin geleceğini karartma uğruna karar vermelerine sebep olmuştu.</p>
<p>Eğitimci arkadaşlara önce ev hapsi cezası verildi. Okulu geçici bir süre durdurdular. Sonra velilerin ısrarı ile okul tekrar açıldı. Tam eğitim dönemi başlayacaktı ki, bu sefer lisans iptali yaptılar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hakan Bey okulun açıldığı gün, bu lisans iptali karşısında bunca mücadelelerinin sonuç vermediğine üzüldü. Devlet bunca yıldır eğitim ve ahlâktan başka gayeleri olmayan bu tertemiz insanlara terörist damgası vurmuştu, hem de bu insanların en az kendileri kadar masum olduğunu bile bile&#8230;</p>
<p>Hakan Bey kürsüye çıktı, ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Veliler ve öğrenciler karmaşık duygular içerisinde Müdür Bey&#8217;i izliyorlardı. Konuşmasına başlamakta zorlandı, bunca yıllarını adadıkları öğrencileri karşılarında çaresiz ve yalvaran gözlerle bizleri bırakmayın diyorlardı adeta. Hakan Bey&#8217;in konuşması çok uzun sürmedi;</p>
<p>-Sizler için çok mücadele verdik, sizler de çok destek verdiniz ama maalesef menfaatini ülkesi ve neslinin önünde gören dar düşünceli, ufuksuz insanlar, bu pırıl pırıl gençleri hiçe sayarak okulu kapatma, bizi de sınır dışı etme kararı verdiler.</p>
<p>Okulu terk edin, artık devlet olarak okula el koyuyoruz diyordu askerler. Hakan Bey son bir çaba ile Bakanları aradı ama maalesef her zaman telefonuna çıkan bu dostları bu sefer cevap vermediler. Neyse sabah olsun tekrar ararım diye düşündü. Çaresiz, öğrencilerinin ve velilerin gözyaşları içerisinde okulu terk ettiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sabah güneşin ilk ışıkları ile okula geldi. Ama bu sefer kapıdaki askerler girişlerine müsaade etmediler. Bir kaos ve kargaşa vardı. Her zaman huzur ve eğitim solukladıkları bu güzide eğitim yuvası bir kirli oyunun parçası haline getirilmişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tekrar yerli dostlarına telefonla ulaşma çabaları boşa gitti. Adeta vicdanlar lâl kesilmişti. Kulaklar duymaz olmuştu. Yazık dedi! Yazık hem ne yazık! Bunca gencin geleceği ile oynuyorlar, bunca gayret ve özverimiz var bu okullarda, diyerek çok kederlendi, gözyaşlarına hakim olamadı. Arkadaşları da benzer duygular içinde hayal kırıklığı yaşıyorlardı.</p>
<p>Sonraki günler karabasan gibi çöktü üzerlerine. Okula el koydukları yetmiyor gibi, bu seferde ülkeyi terk etmeleri isteniyordu. Tehditler savruluyordu.</p>
<p>Yaklaşık otuz aile kamyondan çevirme iki otobüse, yanlarına müsaade edilen az bir eşya ile adeta istiflendiler. Daha düne kadar başarılarına ödüller verdikleri, el üstünde tuttukları eğitim gönüllülerini bir cani gibi sürdüler. Yusuf as gibi hastalık, ihanet, tehdit dolu 30 saat süren bir yolculuktan sonra Senegal’e ulaşabildiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hakan Bey ve ailesi Senegal’de geçici bir dostun evine sığındılar. Mali&#8217;de son günlerde hayata küsmüş , sahipleri Fransa’ya gitmek zorunda kalmış bir kedi ile tanışmışlardı. Terkedilmiş, bir ayağı yaralı bu yeni dostlarına Fındık ismini takmışlardı. Veterinere götürüp, bakımını yapmışlar ve Fındık yeniden hayata dönmüş, yeni sahipleri ile can bulmuştu tekrardan.</p>
<p>Hakan Bey&#8217;ler bu arada Avrupa’ya gitmek için bin bir zorlukla, belki defalarca havaalanından geri dönerler. Bir hayli masrafa girerler. Sonunda Avrupa’ya giden bir uçağa, üç tanıdık aile ile binmeyi başarırlar. Türkiye en doğal hakları olan pasaport gibi evraklarını da vermediği için ayrıca katmerli sıkıntılar çekerler. Polisiye romanları aratmayacak korku dolu anlar yaşarlar. Polislerin sorguları, evrakları ile ilgili problemleri, bebek denecek yaştaki çocukların yaşadıkları korku ve endişeler ile aktarmalı şekilde sağ salim Avrupa’ ya ulaşmayı başarırlar. Derin bir nefes alırlar ve havaalanında çaresiz iltica ederler. 10 gün kadar havaalanında bulunan mülteci kampında kalırlar. Zor anlar yaşarlar ama görevlilerin sevecen tavrı o zor günlerin acılarını hafifletir.</p>
<p>Sığınma yaptıkları Batı Avrupa ülkesi Portekiz,  denizi, alçak gönüllü insanları ile yarı Avrupa yarı Afrika’dır. Akdeniz iklimini, sevecen, ırkçılıktan uzak insanlarını daha ilk görüşte çok severler.</p>
<p>Geride bıraktıkları macera dolu kederli günler kolay kolay hafızalarından silinmeyecektir.</p>
<p>Evlerine geçerler, imkanları kadar ev eşyalarını almaya başlarlar. Evlerindeki ilk gece Hakan Bey’in oğlu Ömer’in ilk sorusu şudur ; Baba Fındık ne yapıyordur şimdi ?</p>
<p>Dokuz ay süren uzun işlemlerden sonra Fındık’ın izinleri alınarak, bir takım masraflarına rağmen Senegal&#8217;den Avrupa’ya getirirler. Fındık bu vefalı sahiplerine kavuşmanın verdiği mutlulukla sermest olmuştur.</p>
<p>Hakan Bey ve ailesi yeni ufuklara yelken açarlar ama ya geride bıraktıkları kara kıtanın incileri ne olacaktı?</p>
<p>Bir kediye bile kıyamayan bu öğretmenlere kıyanlara ne demeli&#8230;</p>
<p>Kaçmak lazım hayattan, biraz daha büyük kaçışlara hazırlanmak için./Sabahattin Ali</p>
<p><strong>Hizmetten | Mustafa Ertuğrul</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ogretmenden-terorist-olur-mu-mustafa-ertugrul/">Öğretmenden terörist olur mu? | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dört cahil yirmisekiz okul &#124; Mustafa Ertuğrul</title>
		<link>https://hizmetten.com/dort-cahil-yirmisekiz-okul-m-ertugrul-incekul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2021 11:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Ertuğrul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17505</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Yaraların, ışığın içeriye girdiği yerdir.   Mevlana Kazakistan&#8217;a dört kişi ile 1991 yılında ilk giden öncülerden. Kendi deyişi ile biz dört cahildik, diyor Yusuf Pekmezci. Kazak diyarında 15 yıl mücadele&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dort-cahil-yirmisekiz-okul-m-ertugrul-incekul/">Dört cahil yirmisekiz okul | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Yaraların, ışığın içeriye girdiği yerdir.   Mevlana</p>
<p>Kazakistan&#8217;a dört kişi ile 1991 yılında ilk giden öncülerden. Kendi deyişi ile biz dört cahildik, diyor Yusuf Pekmezci. Kazak diyarında 15 yıl mücadele dolu ama çok bereketli yıllar geçirir ve arkasında 28 okul ve nice mezunlar bırakarak Türkiye’ye istemeyerek geri döner.</p>
<p>Kazakistan&#8217;a gider gitmez Eğitim Bakanlığı&#8217;nın yolunu tutarlar ve okul açmak için hummalı bir çalışmaya girişirler. Yetkilileri  Türkiye’ye getirirler ,özel okulları gösterirler. Hem Türkiye resmi müfredatına uyumlu, hem de Kazak tarihi ve kültürüne uygun olan okullar açılmasının ilk adımlarını atarlar. Maddi bir beklentileri yoktur, pragmatik değillerdir. Tek çıkarları; rızasına talip oldukları Rabbi hoşnut etmek, insanlara faydalı bir hayat yudumlamaktır.</p>
<p>Yaradanı gerçekten seviyorsan, insan olarak her varlığa samimi bak! Kalp kırma, insanı olduğu gibi kabul et! Biz Komünisti de, ateisti de kendi evladımız gibi kabul ettik, diyor gönlü güzel, nebi gönüllü diğergam adam.</p>
<p>30 ülke ve nerede ise Türkiye’de gezmediği il kalmayan bu Okul Adam, hep gençlere sahip çıkma, imkan sunma peşinde ömrünü geçirmiş. İnsanlığa nakış nakış huzur ve saadet projeleri sunma yolunda çırpınıp durmuştur.</p>
<p>Yusuf Pekmezci gibiler ıssız dağ başlarında insanlık türküleri söyleyen karasevdalılardır. Kendi olarak varolan, kendi nakşını günümüze çalan hem olgun bir birey, hem de arkadan gelenlere yol açan takım adamlarıdır. Damla iken derya olmanın, dolayısıyla da ölümsüzlüğe ermeninin biricik yoludur.</p>
<p>Kendini anlama yolunda tepeler aşmış, başkalarını anlamaya kendini adamış hasbi ruhlardır. Zenginliğin mal biriktirmek, yığmak değil ,cömertce insanlara harcamak olduğunun bilincinde gerçek zenginlerdir.</p>
<p>Şimdi 81 yaşını aşkın, alzheimer,tansiyon ve kemik erimesi hastalıkları ,ciddi bilinç kaybı ile günümüz güce tapanları tarafından, ismi ile aynı medresede alıkoyulmaktadır. Özgürlüğü ve en temel insani hakları elinden alınarak en zirve noktada zulme maruz bırakılmaktadır.</p>
<p>Evet güç insanı tutarsızlaştırabilir ,ahlaki değerlerini yedirebilir sözü bir kez daha gerçek oluyor.</p>
<p>Derdimi  Ergüler&#8217;in şu mısraları ile özetleyeyim; Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır .</p>
<p><strong>Hizmetten |Mustafa Ertuğrul</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dort-cahil-yirmisekiz-okul-m-ertugrul-incekul/">Dört cahil yirmisekiz okul | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezo &#124; Mustafa Ertuğrul</title>
		<link>https://hizmetten.com/cezo-mustafa-ertugrul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2021 11:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Ertuğrul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17289</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Söylemediklerin kadar özgürsündür, söylediklerin kadar tutsak ! Nedim Hazar &#160; Antananarivo prinç tarlaları arasında, dar sokakları ve kalabalık kaldırımları ile dünyanın en sıcak kanlı ve rengin giyimli insanlarının yaşadığı&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cezo-mustafa-ertugrul/">Cezo | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Söylemediklerin kadar özgürsündür, söylediklerin kadar tutsak ! Nedim Hazar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Antananarivo prinç tarlaları arasında, dar sokakları ve kalabalık kaldırımları ile dünyanın en sıcak kanlı ve rengin giyimli insanlarının yaşadığı bir eski şehirdir. Ada ülkesi insanlarına mahsus ;dünya, seninle ilgilenmiyorum tavrı hakimdir. Muhtemelen binlerce yıl evvel Afrika kıtasından ayrılırken de bu umarsız tavrının etkisi vardır.</p>
<p>Tana sokaklarında göreceğiniz; acelesi olmayan ,gününü kurtarmaya çalışan ,hayatı ve fakirliği olduğu şekli ile kabullenen insan manzaralarıdır &#8230; ”Mora mora”   en meşhur deyişlerden birisidir. Takma kafana, yavaş yavaş anlamlarına gelir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Işık Koleji ise ada ülkesine doğan en güzel aydınlık olaylardan birisi olsa gerek. Türkçe konuşulmayan bir ada ülkesine okul açmaya gelen iki delikanlının hikayesidir. Hikayenin özü, havalanına başka misafirleri karşılamaya gelen, zengin bir işadamı olan Yaverhoussen Bey&#8217;in yanında çalışan, Türkçe bilen Kerkük’lü birisinin bizim kahramanlarımızla karşılaşmasıdır. Milyonda bir olma ihtimali bile düşük olan bir senaryo bizim delikanlıların başına gelmiştir. Apayrı hikayelere gebe bu ilk günleri geçip, zamanı yıllar sonraya alalım&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hasan Van doğumlu, ailesi İzmir&#8217;de yaşayan bir belletmendir. Ada ülkesine hem üniversite okumaya hem de belletmenlik yapmaya gelmiştir. Diğer arkadaşları ile beraber hem Fransızca öğreniyor, hem de idealist düşüncelerle ülke gençlerine rehberlik hizmeti veriyordur. Uluslararası Işık Koleji iki ayrı kampüste hizmet vermektedir. Ülkeye matematik ve çevre olimpiyatlarında ilk uluslarası başarıyı getiren okuldur. Ülke içinde de yaptığı eğitim ve sosyal faaliyetleri ile kısa zamanda göze gelmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Cezo yatılı ve burslu bir öğrencidir. Ailesini yılda iki kez görme imkanı vardır. Genelde arkadaşları haftasonu evlerine giderken o mahzun, birazda da mahcup arkalarından gıpta ile bakmaktadır. Gözü yaşlansa da kimse görmesin diye saklamaktadır. Yine böyle mahzun iken, bir haftasonu çok dertlenir. Adeta hayata isyan eder. Nedenler ve niçinler kafasında dayanılmaz bir hâl alır. Yaşamak anlamını yitirir&#8230; artık dayanamıyorum dediği bir noktada, Hasan Abi&#8217;si çıka gelir, yanına oturur.</p>
<p>-Cezo&#8217;m ne bu halin? diye sorar. Bu samimi soru ve tavır aslında yılların birikmiş ,içe atılmış, bastırılmış duygularını da uyandırır.</p>
<p>-Ne oldu sana? Ne derdin var? Cezo bu yürekten yaklaşım karşısında bir anda kapakları açılan bir nehir gibi çağlamaya ve içini dökmeye başlar. Yılların verdiği yorgunluğu anlatır, parasızlığın ve fakirliğin dayanılmaz yaralarını açar, ülkesindeki imkansızlıkların kendisinde nasıl bir hayal kırıklığı oluşturduğunu dertli dertli anlatır. Bir de üstüne aileden ayrılık geldi, özlem, hasret sardı beni der&#8230;Hasan bu inleyiş karşısında yürekten bir ah çeker ! Gözleri dolar, dudakları titrer&#8230;Ama bir heykeltraş edası ile karşısındaki yüreği yoğurmaya başlar.</p>
<p>-Bak  Cezo&#8217;m ,ben de ailemden ayrıyım hem de çok uzaklardayım. Ben de onları çok özlüyorum, yüreğim yanıyor bazen ama geleceğimiz adına bunlara katlanmalıyız.Sen şanslı bir çocuksun ki karşına böyle bir okul ve burs imkanları çıktı. Bak bizler sizin için buradayız, ben de bir abin sayılırım, ne olur üzülme! Bu zor günler ileride tatlı bir hatıra olarak kalacak&#8230;</p>
<p>Cezo çoktan ağlamaya başlamıştı bile, hem ağlıyor hem de yılların mağduriyet ve bastırılmış duygularını adeta haykırıyordu. Bu haykırışlar aslında bir ülkenin geleceğe umutla bakabilmesi adına tam da kalp damarları açılsın diye atılmış hayati bir neşterdi&#8230;</p>
<p>Herşeye rağmen sizler için buradayız, yanınızdayız demenin en güçlü söyleniş biçimiydi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Hizmetten | Mustafa Ertuğrul </strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cezo-mustafa-ertugrul/">Cezo | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayatın rengi Senegal &#124; Mustafa Ertuğrul</title>
		<link>https://hizmetten.com/hayatin-rengi-senegal-mustafa-ertugrul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Feb 2021 11:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Ertuğrul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17150</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Senegal ,Batı Afrika&#8217;nın kalbi. Siyahın tonlarının en koyuya çaldığı mutlu insanların ülkesi. Fakirliğin, hayatın sunduğu müthiş fırsatlara engel olamadığı bir coğrafya. Rengarenk kıyafetler ve heybetli insanların ülkesi. Türkiye ve&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayatin-rengi-senegal-mustafa-ertugrul/">Hayatın rengi Senegal | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Senegal ,Batı Afrika&#8217;nın kalbi. Siyahın tonlarının en koyuya çaldığı mutlu insanların ülkesi. Fakirliğin, hayatın sunduğu müthiş fırsatlara engel olamadığı bir coğrafya. Rengarenk kıyafetler ve heybetli insanların ülkesi.</p>
<p>Türkiye ve Orta Asya ülkelerinden gelen eğitimciler, Dakar&#8217;da Yavuz Selim Koleji&#8217;ni açmaya muvaffak olurlar. Yılların emeği, özverisi vardır, böyle bir cümlede yazılıveren bu okul açma macerasında, halbuki ne canlar yakmış, ne ömürler eskitmiştir.</p>
<p>Afrikalı insanların beyazlarla olan acılı tarihi malum; Portekiz, Fransa gibi ülkelerin sömürüsüne maruz kalmıştır. Amerika&#8217;ya ilk köle ticareti Goree Adası üzerinden gerçekleşmiştir. Günlerce gemilerde vahşi hayvanlara reva görülmeyecek şekillerde taşınmışlar, hasta olanlar denizlere atılmışlardır. Bir Senegalli&#8217;nin kalbinde aslında acılar tarihi gömülüdür.</p>
<p>Amin Maalouf Ölümcül Kimlikler adlı eserinde ruhun genlerinden bahseder. Aidiyetlerimiz çoğaldıkça ,kimliğimiz de özel bir durum olarak ortaya çıkar, der. Afrikalı olmak hep özel bir durumdur aslında. Önceki yıllarda o coğrafyalara Rahibe Terasa ki asıl ismi Agnes Gonca Boyacı , Üsküp doğumludur, insanların yüreklerine bir dokunuş gerçekleşmiştir. Aslında tarihi özür mahiyetinde mütevazi girişimlerdir bu çalışmalar. Bir röportajında Rahibe Terasa; “Ben kendimi Üsküp&#8217;ün bir vatandaşı hissediyorum, doğduğum şehir burası, ancak ben dünyaya aitim.&#8221; şeklinde yanıt vermiştir. Fedakarlıkları ile tarihe geçmişlerdir, en azından sömürünün yıktığı ahlaki, içtimai, ruhsal yıkıntılara bir nebze deva olmaya çalışmışlardır. Ama yakın tarih itibari ile kara kıtayı ve insanını bugüne dek en çok ciddiye alan ve yürekten dokunuşlar yapan gönüllüler; Hizmet Hareketi gönüllüleridir şüphesiz.</p>
<p>Yavuz Selim Koleji, Senegal için çok anlamlar ifade eder, kaliteli mezunlar hediye etmiştir bu fakir ülkeye, geleceğin fikir işçilerini cömertce saçmıştır ülkenin dört bir yanına. Bu ülkeler için altın kıymetindeki öğrencileri, hayatlarının bir parçasını meccanen feda eden birbirinden değerli öğretmenler ,belletmenler yetiştirmişlerdir. Yaşadıkları zorluklar ve o ülkelere kattıkları değerler maddi kıstaslarla asla ölçülemez.</p>
<p>Afrika&#8217;da on iki yıl yaşamış birisi olarak şunu bilirim ki; bu uçsuz bucaksız kıta size cömertce tüm imkanlarını sunar. Hele beyaz olmak hem bir ayrıcalık ve bir imtiyaz hem de hedef halinde olmak demektir. Çok keyifli, müreffah bir hayat sunar size ama başka coğrafyalarda yaşama ihtimaliniz çok düşük olan bir sebeble hayatınızdan da olabilirsiniz.</p>
<p>İşte bu isimsiz kahramanlardan bir öğretmen arkadaşım Afrika&#8217;nın hâlâ geçerli hastalığı olan, diğer kıtalarda unutulan sıtma hastalığına tutulur. Şiddetli sarsılmalar, yüksek ateşler içerisinde günlerce kıvranır. Ölümle yüz yüze gelir.Sonunda kurtulur ve aşkla heyecanla öğrencileri ile eğitime devam eder.</p>
<p>Bu kahraman öğretmenimiz çok geçmeden tekrar sıtma ile yüzleşir. Sinsi bir hastalıktır, kolay kolay bedeninizi terk etmez. Tekrardan yataklara düşer ,ateşlere boğulur ,öğrencilerini sayıklar, durumun ciddiyetini anlayan yetkili arkadaşlar sağlık şartları yeterli olmadığı için Türkiye’ye sevkederler .Orada tedavisi yapılır. Ve tekrardan uzun tedaviler sonucu hayata tutunmayı başarır. Ama artık arkadaşımızın o ortama dönmesi kesinlikle doktorlar tarafından yasaklanır. Üçüncü kez sıtmaya yakalanması ölüm demektir.</p>
<p>Kahramanımız bu haberi alınca adeta bacağı kesilmiş gibi bir acı duyar.Kalbine bir neşter saplanmışır. İnci taneleri O&#8217;nun hayatının en değerli anlamlarıdır. Ömrünü adayabileceği eğitim ve öğrencileri ,O&#8217;nun yaşam felsefesidir adeta.</p>
<p>Günlerce iştahsız ,uykusuz kalır. Hayat ışığı iyice sararmıştır. Ama en azından herşeye rağmen Senegal’e gidip öğrencilerini yeni meslektaşına devretmelidir. Nasihat kâr etmez ve ölümüne bir sevdayla ilk uçakla kara kıtaya döner. Öğrencileri ile gözyaşları içinde veda programına katılır. Gönül diliyle, hal  şivesiyle çok şeyler anlatır, gözünün önünden bir tiyatro gibi tatlı, kederli sahneler süzülür.</p>
<p>Dönüş için uçağa bindiğinde mazinin hatıraları ile beraber başka coğrafyalarda tanışacağı yeni öğrencilerinin hayaline dalmış,  gözleri ufuklarda çakılı kalmıştır ve Eflatun&#8217;un şu sözlerini mırıldanır ; Bilmek sadece evvelce bilinen şeyleri hatırlamaktır.</p>
<p><strong>Hizmetten | Mustafa Ertuğrul </strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hayatin-rengi-senegal-mustafa-ertugrul/">Hayatın rengi Senegal | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet ve birey olgusu-2 &#124; Mustafa Ertuğrul</title>
		<link>https://hizmetten.com/hizmet-ve-birey-olgusu-2-mustafa-ertugrul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2021 11:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Ertuğrul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16997</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; İlk yazıda kaleme aldığım, Hizmet ve birey ilişkisinin üzerinde durmaya devam edelim. Soru şu; birey ve bireysellik nedir ? Birey, psikoloji terimi olarak;  topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmet-ve-birey-olgusu-2-mustafa-ertugrul/">Hizmet ve birey olgusu-2 | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>İlk yazıda kaleme aldığım, Hizmet ve birey ilişkisinin üzerinde durmaya devam edelim. Soru şu; birey ve bireysellik nedir ?</p>
<p>Birey, psikoloji terimi olarak;  topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri taşıyan ferttir.</p>
<p>Sosyolojik olarak da, toplumları oluşturan duygu, düşünce ve özgür iradeyle boy göstermek, var olmak demektir.</p>
<p>Bireysellik ise; bulunduğumuz toplum içerisinde kendi rengimizi ortaya koyarak yaşadığımız çağa, topluma bir katkıda bulunmaktır.</p>
<p>İnsan geçmişe ait hüviyeti ile gelecekle bağlantı kurabilir. Geçmişe basıp geleceğe sıçrayabilir. Geçmişin hüznünü, geleceğin korkularını üzerinde taşır.</p>
<p>Birey sosyalleşmek, özgürleşmek ister. Sosyal ilişkileri, özgürlük sınırlarını belirler aslında. Ama başkalarının haklarının ve özgürlüklerinin başladığı yerde bizim özgürlüğümüz biter.</p>
<p>Hizmet bir sosyal oluşum olarak bireylerden meydana gelir. Bireyler  ulvi, evrensel düşünceler, değerler etrafında bir araya gelmişlerdir. Bazen fertlerin şahsi çıkarları geri planda kalabilir. Aslında devlet bile bazen vatandaşlarına kısıtlamalar getirebiliyor.</p>
<p>Hizmet evrensel bir açılım sağlamıştır. Önce Türkiye içinde hayatın her alanında varlık göstermiştir. Çok kaliteli ve donanımlı bireyler yetiştirmiştir. Sonrası da global çapta hizmete gönül veren insanlar yüksek bir motivasyonla dünyanın değişik coğrafyalarına açılmış, bulundukları toplumlarla alıcı ve verici konumunda entegrasyon sağlamışlardır. Avrupa ve Amerika gibi toplumlarda entegrasyon daha yavaş gerçekleşmiş olabilir. En büyük sermayesi de insan gücüdür aslında.</p>
<p>Cemaatler, hareketler, gruplar insana düşünce vermezler, eserler ve aydınları verirler. Bireyler okumak, dinlemek ve öğrendiklerini içselleştirmekle mükelleftirler. Bu, nerede ve hangi aidiyet içinde olursa olsun böyledir !</p>
<p>Liderler  hedef gösterirler ama hedefe gitme noktasında yol ve yöntemler bizim donanımımızla ilgilidir. Beni taşısınlar, ben hiçbir cehd içinde bulunmayayım anlayışı karıncalar, arılar dünyasına bile terstir.</p>
<p>Kula kulluk olmaz. Gerçek bir inanan iseniz bu zaten böyledir! Diğer türlü, her gün kırk defa söylenen ahde vefasızlık olur.</p>
<p>Günümüzde de nice entellektüel veya lider olduğunu iddia eden insanlar var, ama bakıyorsunuz tumturaklı laflarına rağmen peşinden gideni göremiyorsunuz.</p>
<p>Kaç aydın gösterebilirsiniz ki, düşünceleri daha hayatta iken eyleme ve müesseseye dönüşmüş, her milletten fikri takipçileri çıkmıştır?</p>
<ol>
<li>Gülen’in hür düşünceye, fikir hürriyetine ne kadar çok değer verdiğini geçen yazıda ele almıştık. Böyle bir liderin bireylere, global ölçekte toplumların özgürleşmesine katkıları da ortadadır. Devlet baskısına ve zulmüne rağmen Hizmet içindeki bireyler, inandıkları hakikatleri yazmakta, anlatmakta ve yaşamaktadırlar. Böylesine renkli bir gönül birlikteliği ender olsa gerek..</li>
</ol>
<p>İtirazları duyar gibi oluyorum, mantıki muhabbet; idealler ve erdemler etrafında bir araya gelebilme imtiyazıdır, ayrı bir yazıda ele alalım.</p>
<p>Yaşamlarımızın ruhsal özü aslında dilbeste olduğumuz hakikatlerde gizli ve bizler hikayelerimizle varoluyoruz, bulunduğumuz toplumlara değer katıyoruz. Ve unutmayalım içinde bulunduğumuz topluluk erdemli ise, kendi gayretlerimizle ulaşamayacağımız ekstra kazanımlar ediniyoruz. Sosyal bir varlık olan insan için verilecek en büyük ceza da, yalnızlığa mahkum etmek olacaktır herhalde.</p>
<p><strong>Hizmetten | Mustafa Ertuğrul </strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmet-ve-birey-olgusu-2-mustafa-ertugrul/">Hizmet ve birey olgusu-2 | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hizmet ve birey olgusu-1 &#124; Mustafa Ertuğrul</title>
		<link>https://hizmetten.com/hizmet-ve-birey-olgusu-1-mustafa-ertugrul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2021 11:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Ertuğrul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16827</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Aklın en temel ilkesi çelişmezliktir. Bir insan hem düşüncelerini yazacak, hem bunu hayata geçirecek sonra da tüm bu eylem ve sözlerini yalanlayacak.. bu akla, mantığa terstir. Ziya Paşa&#8217;nın özet&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmet-ve-birey-olgusu-1-mustafa-ertugrul/">Hizmet ve birey olgusu-1 | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Aklın en temel ilkesi çelişmezliktir.</p>
<p>Bir insan hem düşüncelerini yazacak, hem bunu hayata geçirecek sonra da tüm bu eylem ve sözlerini yalanlayacak.. bu akla, mantığa terstir. Ziya Paşa&#8217;nın özet ifadesi ile, ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.</p>
<p>Gülen&#8217;in eserlerinde hür düşünce 73 kez , fikir hürriyeti 27 kez, düşünce hürriyeti 65 kez, düşünce kelimesi ise 1896 kez geçiyor. Düşünce Helezonunda İnsan, Düşünce Aksiyon İçiçeliği, Aksiyon ve Düşünce, Sosyal Çalkantılar ve Alternatif Düşünce ,İslam Düşüncesinin Ana Karakteristiği,  Düşünce ve İfade Üzerine ,İlim Düşüncesi, Düşüncenin Edebiyatla Sunulması, Musiki Üzerine Düşünceler,Hak Düşüncesi ve  Dar Bir Zaviyeden Düşünce Sistematiğimiz gibi 44 adet başlığında düşünce geçen makalesi vardır.</p>
<p>Ayrıca Yeşeren Düşünceler ve Fikir Atlası isimli kitapları da vardır.</p>
<p>Düşünce, fikir hürriyeti, akıl, kalp, insan hissiyatı bir madalyonun iki yüzü gibidir diyen, hür düşünceye bu kadar önem veren bir entellektüel ve kanaat önderi neden takipçisi olan insanlara dar kalıplara hapsolmayı, içe kapanmayı, başkalarına kulluk etmeyi, yeni düşüncelerden uzak durmayı tavsiye etsin?</p>
<p>Bu yönde baskıcı ve düşünce hürriyetini hiçe sayan bir yapıya niye onay versin?</p>
<p>Biz Orta Doğu toplumlarında baskıcı, totaliter uygulamalar gerek aile gerek devlet ölçeğinde sıkça görülür. Böyle toplumlardan hür düşünceli, aklın makuliyetini kullanabilen bireyler çıkması batı toplumlarına göre daha zordur. O yüzden Doğu’dan Batı&#8217;ya göçler hep olagelmiştir. Fazlurrahman Amerika&#8217;ya sürgün yemiş, İkbal uzun yıllar Londra&#8217;da yaşamış, düşüncelerinde ve ideallerinde çile ile olgunlaşmış, Ali Şeriati Fransa&#8217;da , Edward Said İngiltere ve Amerika&#8217;da , Mehmet Akif Mısır’da, Nazım Hikmet Moskova’da fikir çilesini tamamlamıştır.  Neşet ettikleri ortamlar kendi düşüncelerini hürce yaşamaya ve yazmaya müsade etmemiştir.</p>
<p>Hizmet oluşumu da bu anlamda diğer cemaat ve hareketler gibi hep baskılar yemiş, askeri darbelerle büyük baskılara maruz kalmışlardır. Düşünce ve inançlarından dolayı ülkesini terketmek zorunda kalmak bizim topraklara yabancı değildir. Bir anlamda tegallüpler, esaretler, tahakkümler olan bir coğrafyanın çocuklarıyız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kant’ın sözüne atıfta bulunursak , Hizmetin temel felsefelerinden birisi fedakarlıktır. Bu da akıl ve mantıkla çelişmez. Hür düşünceye saygı,ahlaki düşünce ve bireyin gelişimi de Hizmetin ana felsefelerinden birisidir.</p>
<p>Bu anlamda Anadolu insanı hiç bilmediği nerede ise dünyanın bütün ülkelerine bu motivasyonla gitmiştir.Ülkemizdeki binlerce kolej, üniversite, kültür merkezleri haricinde, bilmediği tanımadığı kültürlerde, coğrafyalara göç edenler, bir birey olarak varolmaya ,kendi renk ve deseninden birşeyler katmaya ve o toplumları anlamaya çalışmışlardır. Bizim gibi toplumlarda bireylerin tek başına birşeyler başarması oldukça zordur, ama hizmet felsefesine gönül veren bireyler  dünyaya açılarak zor olanı başarmışlardır.</p>
<p>Ama bu şimdilerde yeterli midir ? Yenilenme sihirli sözcüğü herkesin dilinde ama nasıl olacak ?, hür düşünceye, fikre bu kadar vurgu yapan,okuduğu eserlerde yüzlerce kez bunları okuyan bir hareketin şimdi nasıl hareket etmesi gerekir? Okuduklarımızı yine yeniden ama yenileyerek hayata geçirmek nasıl olacak ?</p>
<p>Bu sorular çok müzakere ve sentezlere muhtaçtır. Bir sonraki yazı dizime rotasyon yaparak noktalı virgül koyalım ve şunu ifade edeyim; içimizdeki değişim denen şey ne Musa’nın asası ile, ne Mesih’in nefesi ile olacaktır, Vesselam!</p>
<p>Bir değişim olacaksa kendi içimizdeki ucu bucağı olmayan definelere malik vicdanımız, zihnimiz, kalbimiz, hissiyatımızdaki yenilenme cehdi ile olacaktır. Ezberlerimizi bozarak, çöldeki aç, susuz insanlar gibi yeniden hikmete ,marifete yönelerek olacaktır. Taze tergipler ve sentezlerle yeni ufuklara yelken açarak, bu iç sezişleri hayatın her alanında adeta gök kuşağının her tonu gibi görünür kılmaya çalışarak gerçekleşecektir. Bu sistemli düşünme sayesinde  Newton yerçekimini bulmuş, Handel büyük ve ilham yüklü eseri Messiah – Hallelujah’ ı bestelemiş ve Hz. Mevlana  asırlara damgasını vuran ,Batı’da her geçen gün hayranlığı artan Mesnevi&#8217;yi yazmıştır.</p>
<p><strong>Hizmetten | Mustafa Ertuğrul </strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hizmet-ve-birey-olgusu-1-mustafa-ertugrul/">Hizmet ve birey olgusu-1 | Mustafa Ertuğrul</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
