<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muhsin Tarık Arslan arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/muhsin-tarik-arslan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/muhsin-tarik-arslan/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:18:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Muhsin Tarık Arslan arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/muhsin-tarik-arslan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ömrünü Ramazan gibi geçirenlere ahiret bayram olur..&#124; Muhsin Tarık Arslan</title>
		<link>https://hizmetten.com/omrunu-ramazan-gibi-gecirenlere-ahiret-bayram-olur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2021 16:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Tarık Arslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18915</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Ayların sultanı, sultanların ayı, Ramazan yine geldi rahmeti ve bereketiyle kuşattı bizi. Ramazan her teşrifinde, sanki o ilâhî mesajı yeniden getiriyor, onu ruhlarımıza bir daha içiriyor, ruh dünyamızı onunla yeniden&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/omrunu-ramazan-gibi-gecirenlere-ahiret-bayram-olur/">Ömrünü Ramazan gibi geçirenlere ahiret bayram olur..| Muhsin Tarık Arslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Ayların sultanı, sultanların ayı, Ramazan yine geldi rahmeti ve bereketiyle kuşattı bizi. Ramazan her teşrifinde, sanki o ilâhî mesajı yeniden getiriyor, onu ruhlarımıza bir daha içiriyor, ruh dünyamızı onunla yeniden aydınlatıyor, gönül dünyamızı onun nurlu iklimiyle yeniden nurlandırıyor, manevi perişaniyetimizi yeniden tamir ediyor, kulluğumuzu bir daha yada salıyor gibi. Evet orucu büyüklerimizden, dedelerimizden bize tevarüs eden şekliyle hep tuta-geldik. Oruç tutmak&#8230; Acaba biz mi orucu tutuyoruz yoksa oruç mu bizi tutuyor?</p>
<p>Her yıl ramazan ayında orucu tutmaya niyet ederiz. Biz orucu tuttuğumuzu zannederiz aç kalarak. Peki oruç sadece aç kalmakmıdır? Oruç sadece midenin sahur ve iftarından ibaret değildir. Hakiki oruç, bütün uzuvların el-ayak, dil-dudak, göz-kulak, kalp-kafa, his-hafa ve hatta hayallerimizle dahi tutulan oruçtur . İşte insan orucu bütün hücreleriyle ve uzuvlarıyla tutttuğunda, onu duyarak, hissederek ve anlayarak tuttuğunda orucu tutmuş oluyor. Hakiki manada tutulan oruçtur ki insanı tutar. Biz orucu tutunca da o da bizi hakkıyla bütün kötülüklere karşı tutuyor. Hayvaniyetten çıkıp, cismaniyeti bırakıp kalb ve ruhun derecesine çıkmaya vesile nurani bir asansör oluyor. <strong> </strong></p>
<p>Allah (cc) emerettiği için sahurdan iftara yemekten içmekten vs. birçok cismani alışkanlıktan kesiliriz. Oysa Allah`ın (cc) bu manada haram kıldığı bir çok mesele var. Ama nedense onları bu hassasiyetle ele alıp uygulamayız. Allah (cc) ramazandaki oruçla adeta ahireti kucaklayacak ve cennetle neticelenecek bize umumi ve külli bir prova yaptırıyor. Bir umumi talimgahtan geçiyoruz topyekün müslümanlar olarak. Yani adeta nasıl ki bir ay boyunca elinizi, dilinizi ve belinizi tutuyorsunuz. Aynen öylede oruç aslında bir ömür boyu bunu yapmayı salıklıyor bize bütün bu temrinatlarla. Yani Allah`ın (cc) haram kıldığı şeylere karşı hep oruçlu olma. Çünkü bayramın yolu ve erkanı bu.</p>
<p>“Ömrünü ramazan gibi geçirenlere ahiret bayram olur”. Ramazandan sonraki bayramın hikmeti de bu olsa gerek. Yani bir ay siz belli kurallar çerçevesinde hayatınızı tanzim ediyor uzuvlarınıza oruç tutturuyorsunuz ve sonrasında “yeyiniz içiniz” iltifatıyla karşılaşıyorsunuz. İşte ramazan ve oruç bu dersi veriyor bize. Bu manada tutulan oruç inşallah bizi ahirette dik tutar. Sıratta tutar, mizanda tutar, livaül hamdın altında tutar. Ama bunun şartı Allah`ın (cc) haram kıldığı her şeye karşı bir ömür boyu oruç tutmakla mümkün. Bu haramlar dünyada iftarı olmayan oruçlardır. Bunların iftarı ahiret yurdundadır.</p>
<p>Mesela namaz da öyle değilmidir? Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de “namaz insanı fuhşiyattan ve münkirattan alıkor” deniliyor. Namaz hakkıyla ikame edilirse insanı her türlü kötülükten korur. Oruc da hakkıyla tutulursa döner bize mukabelede bulunur ve bizi dünya ve ahirette tutar. Oruçlu bir insan münkerata karşı  kapalı olduğu için haramlara karşı oruçlu olduğu için oruç böyle bir insanı dik tutar. Daha doğrusu böyle bir insanın başı dik, alnı ak, ruhu paktır. Ve ötelere gitmeye en hazır olduğu andır. Azrail ile buluşacak yüz vardır bu insanda. Orucu hakkıyla tubilirsek oruç da bizi en amansız ve imansız hadiseler karşısında dim dik tutar, zamanın çıldırtıcılığına karşı diri tutar, zeminin kayganlığına karşı sabit kadem tutar, dehrin bela ve musibetlerine karşı sabırla zinde tutar.</p>
<p>Ey oruç tut bizi, ne olur bunca zulüm, işkence, mağduriyet, mazlumiyet, mahkumiyet, tehcir ve daha bilemediğimiz nice firavunluklar karşısında bizi sen tut.. Rahmet ayının bile hiçbir şey ifade etmediği sözde müslüman ama hakikatte süper münafıklara karşı sen bizi tut ne olur&#8230; Ramazanı, Oruc’u, Kur’anı, Namaz’ı topyekün her türlü pisliklerine örtü olarak kullanan devrin zalim ve müfsitlerine karşı tut bizi ey Oruç&#8230; Zalimlere, Firavunlara, münafıklara, hırsızlara, haramilere, soysuzlara, köksüzlere, dalkavuk yaltak ve yalakalara ve onların her türlü tuzak, tezgah, fırıldak ve komplolarına karşı sen bizi tut ne olur&#8230;</p>
<p>Tut bizi ne olur dilimizi tut onunla insanları sokmayalım, gıybetle onu kirletmeyelim, yalanla sıdkımıza halel getirmeyelim. Gözümüzü tut ki, onunla harama nazar edip dunyamizi ve ahiretimizi karartmayalım. Kalbimizi tut, tut ki fesada girip bütün vücudumuzu ve dünya ahiret hayatımızı ifsad etmesin. Zihnimizi, hafamızı, ahfamızı tut sırlarımızı sen kontrol altına al ki şeytanın ve nefsin santrali olmaktan kurtulalım. Tahayyüllerimizi sen tut ve süsle. Tasavvurlarımızı sen tut ve doldur. Taakkullerimizi sen tut ve doyur. Yürüdüğümüz yollarımızı ve itikatımızı sen istikamette tut. Kibrimizi, enaniyetimizi, grurumuzu sen tut. Şehvet, şöhret ve hayvani arzu ve iştahalara karşı tut bizi ey oruç. Kin nefret, öfke, gayzımızla sürükleneceğimiz felakete karşı tut bizi ey oruç. Zalimlerin türlü türlü zulümlerine karşı, müfsitlerin binbir türlü fesatlarına karşı sen ey oruç tut bizi ne olur. Şu gurbet diyarında sürekli kurbette tut bizi ey oruç. Ey oruç tut bizi, tut ki edemeyiz sensiz&#8230; Ömrümüzün ramazan, ahiretimizin bayram olması duasıyla&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> Kaynak:Muhsin Tarık Arslan</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/omrunu-ramazan-gibi-gecirenlere-ahiret-bayram-olur/">Ömrünü Ramazan gibi geçirenlere ahiret bayram olur..| Muhsin Tarık Arslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hocaefendi`nin sevgi imparatorluğu &#124;Muhsin Tarık Arslan</title>
		<link>https://hizmetten.com/hocaefendinin-sevgi-imparatorlugu-muhsin-tarik-arslan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2021 11:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Tarık Arslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16809</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; “Sevgi, dünyaya gelen her varlıkta en esaslı bir unsur, en parlak bir nur, en büyük bir kuvvettir ve bu kuvvetin yeryüzünde yenemeyeceği hiçbir hasım yoktur” diyor sevgi İmparatorluğunun Sultanı&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hocaefendinin-sevgi-imparatorlugu-muhsin-tarik-arslan/">Hocaefendi`nin sevgi imparatorluğu |Muhsin Tarık Arslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><em>“Sevgi, dünyaya gelen her varlıkta en esaslı bir unsur, en parlak bir nur, en büyük bir kuvvettir ve bu kuvvetin yeryüzünde yenemeyeceği hiçbir hasım yoktur”</em> diyor sevgi İmparatorluğunun Sultanı Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi. Bir başka yerde ise <em>“Sevgiyi sevip düşmanlığa düşman olmak, inançla coşan bir kalbin en mümeyyiz vasfıdır. Herkesten nefret ise, ya gönlü şeytana kaptırmışlık veya bir cinnet eseridir. Sen, insanı sev; insanlığa hayran ol..!”</em> diyor. Özellikle son yıllarda İslam kabilelerinin ve bütün insanlığın kin nefret ve gayızla oturup kalktığı bir dünyada Şefkat güneşinin izinde ne muhteşem tespitler ve gönülden samimi beyanlar…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hocaefendi`nin seksen küsur yıllık hayatını incelediğinizde karşınıza O`nun en büyük meselesi ve birinci gündemi olarak “insan” insan da ise “sevgi” karşımıza çıkıyor. O’nun asra yakın ‘İnsan merkezli’ hareket ve faaliyetlerine bakınca Türkiye`yi son elli yılda hangi badirelerden atlatmış ve hangi felaketlerin eşiğinden kurtarmış bunu çok net görüyoruz. O, Peygamberane bir metotla barışın, sevginin ve diyaloğun düşmanlarının planlarını bozmuştur. Topyekün insanlığın hasretle beklediği sulh-u umumiyi sevgi ile ektiği tohumlar yeşerdikçe temin edecek, sevgi düşmanlarının karanlık ve sinsi tuzakları altüst olacaktır. Hocaefendi İnsana ve insanlığa gelebilecek bütün hareket ve faaliyetlerin karşısına en etkili silah olan sevgi, barış ve diyaloğu kuşanarak çıkmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bugün dünyanın “soft power” (yumuşak güç) dediği bu gücünde üstünde bir gücü O, yıllardır kullanıyor. Bugün bütün dünyaca kabul gören, global bir hareket haline gelen “gönüllüler hareketi” bu esaslar üzerine inşa edilmiştir.. Bu manada Hizmet Hareketi adeta baharda betonları delip güneşle temasa geçen ince nazik zarif ve zayıf çimen tanelerinin başını çıkarması gibi bütün sertlikleri, huşunetleri, kin ve nefret betonlarını bir bir delip geçiyor ve geçecek inşaAllah bütün taş sineli granit kalpli insanlar bu zarif ve naif hareket karşısında dize gelecektir.</p>
<p>Başta Türkiye, İslam dünyası ve bütün dünyanın böylesine kinle, nefretle, kaba kuvvetle, adaletsiz ve dengesiz güçle, hakimiyet körlüğüyle bir yere varamayacağı muhakkaktır. Zira yıllar önce dünyanın direksiyonunda oturan Obama`nın ‘manevi güç’ veya düşünce kuruluşlarının ortaya koyduğu ‘soft power’ stratejisini İslam asırlar öncesinden bir usul ve yöntem olarak tespit etmiş, en amansız düşmanlarına karşı bile uygulamıştır ve gönüller fethetmiştir. Bugün koca koca devlet adamlarının sadece lafazanlığını yaptığı evrensel değerlerin Hocaefendi çoktan tohumlarını bütün dünyaya Allahın izni ve inayetiyle ihlasla, azimle, gayretle, gözyaşıyla serpmiştir.</p>
<ol start="21">
<li>Asır yer, gök, hava ve suyun da ittifakla birleştiği bir “yumuşama asrı” olacaktır. Günlerin bahara kaydığı mevsimlerde asfaltların altında başını çıkarmış asfaltı delmiş yeşil, nazik ince otları görürsünüz. Aynen bunun gibi sevgi, şefkat, zerafet, nezaket bütün şiddet, kin, nefret, adavet ve kaba gücün ziften asfaltlarını delecek ve sert betonlarını çatlatıp parçalayacaktır. Zaman bunu gösteriyor ve gösterecek. Dolayısıyla 21. Asır ve sonrası bir ‘sevgi, şefkat, diyalog ve asrı’ olacaktır. Bu enstrumanları kullananlar dünyada hakim olacaktır. Yani yeryüzüne yalandan ve fitneden arınmış gerçek insanlık hakim olacaktır. Onun için diyor ki Hocaefendi “sizin nabzınızı kırk yıl tutacaklar. Ama hep aynı sesi duyacaklar. Sevgi, şefkat, emniyet ve güvenin ritmini duyacaklar”. Hem neye rağmen. Yıllarca tırnaklarınızla kurduğunuz müesselerinize çökmelerine, sizi hapislerde çürütmelerle, işinize son vermekle, size bir yudum suyu çok görmekle, tamamen tenkil ruhuyla sizi bitirip tüketmekle, ve hatta sahsi mal ve mülklerinizi eşkıya gibi çalmakla, sizi yok etmek isteseler bile bütün insanlığa emniyet ve güvenin temsilcileri olduğunuzu göstereceksiniz.</li>
</ol>
<p>Dünyanın birileri tarafından felakete sürüklenmek istenmesine karşı Hocaefendi dünyaya ve bütün insanlığa yeni bir bahar yaşatma sevdasıyla sevgi, diyalog ve barış stratejisi ile adeta bütün insanlığın sulh ve selameti için çırpınmaya ve yanmaya devam ediyor. Mevlana, “gel ne olursan ol gine gel” demişti, ancak Fethullah Gülen Hocaefendi “ne olursan ol geleyim” diyor. Bugün de Onun öğretileri ile yola revan olanlar bütün dünyanın ekmek, su ve hava kadar ihtiyaç duyduğu barışa, sevgiye ve diyaloğa kapılar açıyor, hoşgörü köprüleri kuruyor ve müsamaha rayları döşüyorlar. Yıllar önce M. Luther King&#8217;in &#8220;Bir rüyam var&#8221; hitabına atıfta bulunan Prof. Cantrell, &#8220;Gülen sadece bir millet için değil, tüm insanlık için benzer rüyaları görüyor. Önyargıları yıkmak, herkesin arzu ettiği günlere ulaşmak için Gülen&#8217;in ısrarla tavsiye ettiği diyalog ve barış tavsiyelerine uymak gerekir.&#8221; diyor. Hasılı insanlığın selameti ve dünya barışı ve huzuru adına Hocaefendi’den öğreneceği çok şey var…</p>
<p><strong>Hizmetten | Muhsin Tarık Arslan</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hocaefendinin-sevgi-imparatorlugu-muhsin-tarik-arslan/">Hocaefendi`nin sevgi imparatorluğu |Muhsin Tarık Arslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Hakta Mağlup olanların kuvvete Müracaatı” ve Üstad Said Nursi &#124; Muhsin Tarık Aslan</title>
		<link>https://hizmetten.com/hakta-maglup-olanlarin-kuvvete-muracaati-ve-ustad-said-nursi-muhsin-tarik-aslan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2020 11:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Tarık Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Bediüzzaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15867</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu muhteşem cümle yaşadığı döneme tevhidin mührünü vuran Bediüzzaman`a ait. Aşağıdaki yazıda kendi devrinin zalim diktatör ve onların arkasındaki dinsiz komitelere söylediği enfes soruları ve yorumları göreceksiniz. Bu yazıda Bediüzzaman`ın&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hakta-maglup-olanlarin-kuvvete-muracaati-ve-ustad-said-nursi-muhsin-tarik-aslan/">“Hakta Mağlup olanların kuvvete Müracaatı” ve Üstad Said Nursi | Muhsin Tarık Aslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu muhteşem cümle yaşadığı döneme tevhidin mührünü vuran Bediüzzaman`a ait. <strong>Aşağıdaki yazıda kendi devrinin zalim diktatör ve onların arkasındaki dinsiz komitelere söylediği enfes soruları ve yorumları göreceksiniz. Bu yazıda Bediüzzaman`ın hemen her devrin müfsit, münafık, şeddat zalimlerine cevabını bulacaksınız.</strong> Bugün Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi`nin maruz kaldığı eza, cefa ve iftiralara Said Nursi de kendi döneminde maruz kalmış ve o devrin diktatörlerine karşı kaleme aldığı Es’ile-i Sitte ve Hücumat-ı Sitte adlı eserlerinde inananların en büyük imtihanlarını ve devrin islam düşmalarına altı can alıcı sual yöneltiyor ve cevap istiyor.</p>
<p>Esasen arada hiç fark yok diyemeyeceğim. <strong>Çünkü bence ne Bediüzzaman nede bir başka İslam alimi bu türden glocal bir tenkile, küresel bir ihanete, medyatik bir linçe ve psikolojik asimetrik bir taarruza maruz kalmamıştır.</strong> <strong>Ben şahsen ne bu çağın yarınsız Firavun, Yezit ve Zalimlerine ve nede ailelerine acırım.. Ama islam dünyasının yıkılan ve yok edilen ümitlerine yanarım. İslam`ın kirletilen imajına ağlarım&#8230; Bütün insanlığın kurtuluşuna ferman ve reçete Kainatın İftihar Tablosunun nurdan evrensel mesajının söndürülme gaflet ve dalaletine yanarım.. Bu küresel ihanet çerçevesinde aşağıdaki kükreyişleri okuyunca aslında ülkemizde bu manada çok fazla bir şeyin değişmediğini görecekseniz.  </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong><strong>Hakikat-i Kur’âniyeye feda olan bu baş size eğilmeyecektir!</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong><strong><em>“Ey efendiler! Bilirim ki, hak noktasında mağlûp olduğunuz zaman kuvvete müracaat edersiniz. </em></strong><em>Kuvvet hakta olduğu, hak kuvvette olmadığı sırrıyla, <strong>dünyayı başıma ateş yapsanız, hakikat-i Kur’âniyeye feda olan bu baş size eğilmeyecektir!</strong> Hem size bunu da haber veriyorum ki, değil sizler gibi mahdut, mânen millet nazarında menfur bir kısım adamlar, belki binler sizler gibi bana maddî düşmanlık etseler, ehemmiyet vermeyeceğim. Yapacağınız iş, ya hayatıma hâtime çekmekle veya hizmetimi bozmak suretiyle olur. Bu iki şeyden başka dünyada alâkam yok.”</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tuh o asrın gayretsiz adamlarına!.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>“İstikbalde gelecek nefret ve tahkirden sakınmak için, şu mahrem zeyil yazılmıştır. Yani, <strong>“Tuh o asrın gayretsiz adamlarına!” denildiği zaman yüzümüze tükürükleri gelmemek için veyahut silmek için yazılmıştır. </strong>Avrupa’nın insaniyetperver maskesi altında vahşî reislerinin sağır kulakları çınlasın! <strong>Ve bu vicdansız gaddarları bize musallat eden o insafsız zalimlerin görmeyen gözlerine sokulsun! </strong>Ve bu asırda, yüz bin cihette <strong>“Yaşasın Cehennem” dedirten mim’siz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış</strong> bir arzıhaldir. Bu yakınlarda <strong>ehl-i ilhâdın perde altında tecavüzleri gayet çirkin bir suret aldığından,</strong> çok biçare ehl-i imana ettikleri zalimâne ve dinsizcesine tecavüz nev’inden, bana, hususî ve gayr-ı resmî, müdahale edildi. Kabil-i hitap olmayan öyle vicdansız alçaklara değil, belki milletin mukadderâtıyla keyfî istibdatla oynayan firavunmeşrep komitenin başlarına derim ki: Ey ehl-i bid’a ve ilhâd! Altı sualime cevap isterim.”</em></p>
<p><strong> </strong><strong> </strong></p>
<p><strong>Yamyamların, hattâ vahşî, canavar bir çete reisinin bir usulü var, ya sizin?!</strong></p>
<p><strong> </strong><strong><em>“Dünyada hükûmet süren, hükmeden her kavmin, hattâ insan eti yiyen yamyamların, hattâ vahşî, canavar bir çete reisinin bir usulü var, bir düsturla hükmeder. Siz hangi usulle bu acip tecavüzü yapıyorsunuz?</em></strong><em> Kanununuzu ibraz ediniz. Yoksa bazı alçak memurların keyiflerini kanun mu kabul ediyorsunuz? <strong>Çünkü böyle hususî ibâdâtta kanun yapılmaz ve kanun olamaz.</strong> Nev-i beşerde, <strong>hususan bu asr-ı hürriyette ve bilhassa medeniyet dairesinde, hemen umumiyetle hükümfermâ hürriyet-i vicdan düsturunu kırmak ve istihfaf etmek ve dolayısıyla nev-i beşeri istihkar etmek ve itirazını hiçe saymak kadar cür’etinizle, hangi kuvvete dayanıyorsunuz?</strong> Hangi kuvvetiniz var ki, ehl-i dine böyle tecavüz, elbette saklı kalmayacak, sizden sorulacak. Ne cevap vereceksiniz?”</em></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong>Canilere af Masumlara Eziyet..</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><em>“Eşhâsın keyfine tebaiyet edilmez ve etmeyiz</em></strong><em>! İşte, madem vatana ve millete hiçbir zararım dokunmadığı halde, beni sekiz senedir, en yabanî ve hariç bir milletten câni bir adama dahi yapılmayan bir esaret altına aldınız. <strong>Cânileri affettiğiniz halde</strong>, hürriyetimi selb edip hukuk-u medeniyeden iskat ederek muamele ettiniz. “Bu da vatan evlâdıdır” demediğiniz halde, hangi usulle, hangi kanunla biçare milletinize rızaları hilâfına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usulünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz? <strong>Ve biçare milletin hüsn-ü ahlâkını muhafaza ve saadet-i dünyeviye ve uhreviyelerinin teminine pek ciddî ve tesirli çalışmayı hıyanet saydınız.” </strong></em></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Huzur-u </strong><strong>İlahide yakalarınızı tutacak ve intikamımı alacağım&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>“Madem sizlerle, itikadınızca ve bana edilen muameleye nazaran, küllî bir muhalefetimiz var. <strong>Siz dininizi ve âhiretinizi dünyanız uğrunda feda ediyorsunuz.</strong> Elbette, mâbeynimizde, tahmininizce bulunan muhalefet sırrıyla, biz dahi hilâfınıza olarak, dünyamızı dinimiz uğrunda ve âhiretimize her vakit feda etmeye hazırız. <strong>Sizin zalimâne ve vahşiyâne hükmünüz altında bir iki sene zelîlâne geçecek hayatımızı, kudsî bir şehadeti kazanmak için feda etmek, bize âb-ı kevser hükmüne geçer.</strong> Fakat <strong>Kur’ân-ı Hakîmin feyzine ve işârâtına istinaden, sizi titretmek için, size kat’î haber veriyorum ki: Kahhar bir el ile, cennetiniz ve mahbubunuz olan dünyadan tard edilip ebedî zulümata çabuk atılacaksınız. Ben de huzur-u İlâhîde yakalarını tutacağım. Adalet-i İlâhiye onları esfeli sâfilîne atmakla intikamımı alacağım.”</strong></em></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong>‘Allah bize yeter; O ne güzel vekildir’..</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><em>“Ey din ve âhiretini dünyaya satan bedbahtlar!</em></strong><em> <strong>Yaşamanızı isterseniz bana ilişmeyiniz. İlişseniz, intikamım muzaaf bir surette sizden alınacağını biliniz, titreyiniz! Cesaretiniz varsa ilişiniz! Yapacağınız varsa göreceğiniz de var. </strong>Ben bütün tehdidâtınıza karşı, bütün kuvvetimle bu âyeti okuyorum: <strong>“Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar onlara ‘Düşman size karşı büyük bir kuvvet topladı; onlardan korkun’ dedikleri zaman onların imanı ziyadeleşti ve ‘Allah bize yeter; O ne güzel vekildir’ dediler.” </strong></em><strong><em>(Âl-i İmrân Sûresi)</em></strong><strong><em>  “O bize yollarımızı dos doğru gösterdiği halde, bize ne oluyor ki Allah’a tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız ezâlara kesinlikle sabredeceğiz. Tevekkül etmek isteyenler sadece Allah’a güvensinler.” </em></strong><strong><em>(İbrahim Sûresi)”</em></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sözün özü nifak ve şikak şebekesi, zındıka komitesi ve şirzime-i kalil süzme sızmışların Peygamber torunlarına yaptığı imansız ve insafsız saldırılar bu gerçek dava adamlarının ancak imanlarının ve sadakatlerinin kavileşmesine vesile olacaktır.</p>
<p><strong>Hizmetten | Muhsin Tarık Arslan</strong></p>
<p><strong>iletişim : muhsintarikarslan@gmail.com</strong><br />
<strong>                    @MTarikarslan</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hakta-maglup-olanlarin-kuvvete-muracaati-ve-ustad-said-nursi-muhsin-tarik-aslan/">“Hakta Mağlup olanların kuvvete Müracaatı” ve Üstad Said Nursi | Muhsin Tarık Aslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hocaefendi karanlık ve sinsi planları tersyüz etti &#124; Muhsin Tarık Aslan</title>
		<link>https://hizmetten.com/hocaefendi-karanlik-ve-sinsi-planlari-tersyuz-etti-muhsin-tarik-aslan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2020 11:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Tarık Arslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14997</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hocaefendi karanlık ve sinsi planları tersyüz ve tuz-buz etti… Yıllar önce Bediüzzaman için bir gazete manşetten şu büyük hakikatı duyuruyordu. “Dinsizlerin planlarını alt üst eden adam”. O gün etrafında henüz 5-10&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hocaefendi-karanlik-ve-sinsi-planlari-tersyuz-etti-muhsin-tarik-aslan/">Hocaefendi karanlık ve sinsi planları tersyüz etti | Muhsin Tarık Aslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hocaefendi karanlık ve sinsi planları tersyüz ve tuz-buz etti…</strong></p>
<p>Yıllar önce Bediüzzaman için bir gazete manşetten şu büyük hakikatı duyuruyordu. <strong>“Dinsizlerin planlarını alt üst eden adam”. O gün etrafında henüz 5-10 adam varken “kardeşlerim küfrün beli kırılmıştır” diyen ve bütün dünya ile oynayan hakikatın şanlı süvarisi dev bir kamet&#8230;</strong> O günün menfaat odakları ve dinsiz şebekesi O`nu ve davasını bitirmek için yapmadıkları eza ve cefa, kurmadıkları tezgah, çevirmedikleri film, oynamadıkları oyun, sahnelemedikleri tiyatro, atmadıkları iftira, yapmadıkları aldatma, söylemedikleri yalan kalmamıştı. <strong>Bugün Hocaefendi`ye “Amerika ajanı” diyen kafir, münafık ve alçaklar o gün Bediüzzaman`a “Alman ajanı” Mevlana`ya da &#8220;Moğol ajanı&#8221; diyorlardı. </strong>Bugün medya yoluyla yaptıkları “algı opersayonu”nun aynısını o gün de yapmışlardı. Defaatle zehirlemişler ve yıllarca hapishanelere mahkum etmiş ve sürgünlere göndermişlerdi. Ama <strong>O, sürgün edildiği her yerde adeta öyle sürgünler veriyordu ki ayak bastığı bütün zemin yemyeşil, kuru odunlar fidan, fidanlar ağaç, ağaçlar ise meyveye duruyordu.</strong> İnsanlar adeta kovanın etrafındaki arılar gibi etrafında pervane dönüyorlardı..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Barlaya sürgün ettiklerinde kuş uçmaz kervan geçmez bu köyde <strong>‘güya perperişan’ halini fotoğraflayıp bütün Türkiye`ye ve İslam düyasına ‘Bediüzzaman`ın bitmiş halini’ göstereceklerdi..</strong> Ama O, omuzuna attığı yorgan ve başına sardığı sarık ile <strong>adeta bütün dünyaya hükmeden bir Padişah gibi, o kartal bakışlarıyla hususi bir poz veriyor, adeta “İman hem nurdur hem kuvvettir. Hakiki imanı elde eden adam bütün kainata meydan okuyabilir”</strong> edasıyla dinsiz komiteye fotoğrafını gönderiyor, <strong>ödlerini koparıyor ve devrin dinsiz komitesinin planlarını kursaklarında bırakıyordu. “Ben dimdik ayaktayım ve vazifemin başındayım” diyordu&#8230;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bugün aynı baskı, zulüm ve çeşit çeşit tuzaklarla bitirilmek istenen Hizmet ve Hocaefendi`ye de aynı operasyon yapıldı ve yapılıyor.. Günümüz Firavun, Nemrut, Yezit, süper munafik, dinsiz komite ve zındıka Peygamber torunlarına yaptığı kahpece hamleler neticesinde aynı tabloyu görme hayaliyle yaşıyordu. Dinsiz şebekenin elinde oyuncak haline gelen bazı zavallı hainlerin “Hocaefendi ve bu iş bitmiştir” diye höykürdüğü bir anda siz aynı fotoğrafı aynı dik duruşu yıllar önce Ekrem Dumanlı`nın Hocaefendi ile yaptığı röportajda verdiği o muhteşem duruşta görebilirsiniz. <strong>Hocaefendi o fotoğrafta “Hizmet`e bitti diyenin kendisi bitmiştir” diyordu adeta.  Asrın Firavunları ve dalkavuk avaneleri bitirdik dedikleri zamanda Hocaefendi çıkıyor ve adeta Yezitler ve bütün dalkavuk avanelerine “ben burdayım ve dimdik ayaktayım vazifemin başında”</strong>. <strong>Hocaefendi yaptığı hamle ile ak ile karayı, nur ile zulmeti, mümin ile münafığı adeta birbirinden ayırıyor, hak ile batıl arasını kalın ve derin bir hat ile çiziyordu.</strong>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yani dava hep aynı dava idi. Hak ile batılın davası. Asırlar önce Efendimiz`e (ASV) dinsiz şebeke aynı oyunları oynamış ve aynı teklifi yapmıştı. Yani <strong>biat etmesini, daha türkçesiyle teslim olmasını istemişlerdir.</strong> Yani şunu demişlerdi. <strong>“Bizim menfatlerimize ve putlarımıza dokunma, bizim efendilik tahtımıza el uzatma, bizim asırlık kölelik sistemimize dil uzatma, bizim dönen çarkımıza çomak sokup bizim kölelerimizi uyandırıp  hürriyete kavuşturma”.</strong> Putlardan maksat kendi kurdukları sistemdi. Kendi elleriyle kurdukları sisteme tapıyorlardı. <strong>O sistemde kendileri sürekli ‘efendi’ diğerleri ise ‘köle’ idi. O sistemde bohemce, nefsani, ahlaksız ve firavunane  hayatları vardı. İslam ise bütün kölelikleri ayağının altına alıyordu.</strong> <strong>Uyuyan insanlığı uyarıyor ve uyandırıyor, kölelikten kamil insan seviyesine çıkarıyordu.</strong> Menfaat çarkları dönerken o çarka çomak sokanlar en büyük tehlike olarak anında ötekileştirilip refüze ediliyordu. Bu menfaatlerin haricindeki kavgaların hepsi teferruattır ve tiyatrodur&#8230; İşte <strong>bugün de başta Türkiye`de, Mısır`da, Suriye, Irak ve islam dünyasında ve bütün dünyada olup biten olayların arkasında yine aynı şeytani dert ve plan vardır.</strong> Dünyayı idare eden Firavunlar, Karunlar, Zalimler ve tırsak Tiranlar insanlığın eğitimle uyanmasını, çalışma ile zengin olmasını, kardeşlik ve muhabbetle vifak ve ittifak içerisinde olmasını, kardeşçe yaşamasını istemiyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Hizmet Dinsiz Komite ve Nifak Şebekesinin Fendini Paramparça Etmiştir&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Bugün sadece Türkiye`de değil bütün İslam dünyasında ve dünyada İslam`ın en gür sedası olan, en masum, en temiz, en nezih, kökü mazide Asr-ı saadete uzanan bir Hizmet hareketi ve Hocaefendi, Bediüzzaman`ın izinde aynı dik duruşu sergiliyor.. İçerden dışardan kim en derse desin.. Bu süreçte herkes kendi kaderini yaşayacaktır.. Ve dün dünyalıklarıyla imtihan olanlar bugün ve yarın ahiretlikleriyle imtihan olacaklar..</strong> Hocaefendi, İslam`ın 180 ülkedeki hizmetlerinin menbağı mahiyetindeki Türkiye`de Hizmet`i bitirmeye ahd etmiş müfsit, Tiran bozması, dalkavuk avaneleri, kul ve köleleri ve onları bir maşa gibi kullanan kafir, münafık ve kirli uzun ellere hem lokalde Türkiye`deki bu karanlık oyuna, hemde İŞID çerçevesinde küresel operasyona karşı çok net bir çıkış yapmıştı. IŞİD başta olmak üzere bütün terör örgütlerine meydan okuyarak onlara ve onların arkasındaki derin dinsiz komitelere mesajını çok net vermişti. Aynı karanlık terör odaklarının ve onların küresel uzantılarının tiyatrosu olan 11 Eylül terör hadisesi olduğunda da yine bütün dünyada tek İslam alimi olarak çıkıp <strong>“Müslüman terörist olamaz, terörist müslüman olamaz” demişti. </strong></p>
<p><strong>Bugün Amerika ve Avrupa basınında artık iradi olarak sadece “İslamic state” olarak adlandırılan ancak İslam, Kur`an ve Efendimiz (sav) ile zerre kadar alakası olmayan bir kafir terör örgütü için ise  “IŞİD zulmü en ağır şekilde lanetlenmeli”</strong> diyerek bir yandan küfür cephesine ve taşeronlarına mesajını çok net vermişti. <strong>Bütün dünya hak ile batılın kesin bir hat ile birbirinden ayrılışını Hocaefendi`nin verdiği ilanlarda gördü.</strong> Hocaefendi yıllardır kendisine, davaya gönül vermiş, yeryüzünü Hızıri adımlarla dolaşan, islamın özüne bağlı, Ehli Sünnetin yeryüzü mirascısı camiayı da müjdeliyordu. Hocaefendi  <strong><em>“Allah, Hizmetlerinizi Zayi Etmeyecek, Tamamına Erdirecektir!”</em></strong> <strong><em>“Hiç tereddütünüz olmasın. Allah (cc) şimdiye kadar böyle makul götürülen bir işi hiçbir zaman yarıda bırakmak sureti ile o işi yapan insanları inkisara uğratmamıştır.</em></strong> diyordu.</p>
<p><strong>Şeytanın hileleri Hadisinde, Efendimizin (ASV) şeytana &#8220;En sevmediğin ve düşman olduğun kimdir?&#8221; diye sorunca..</strong></p>
<p><strong>&#8211; &#8220;Dünyada en çok sevmediğim ve düşman olduğum kimse, başta sensin&#8221; der. Bugün aynı cibilli hastalıkla Hocaefendi ve Hizmet hareketine karşı sürdürülen şeytanı savaşı anlayamayan veya anlamak istemeyenler var.. Bugün küresel arenada şeytani bir kin, nefret ve zulümle kökü kazınmak istenen Peygamber torunlarına açılan savaşı hala hatalara bağlayanlar var.. Yahu Hocaefendi ve Hizmetin zerre kadar bir hatası olmasaydı bile bunlar inanan her dava adamının başına gelecekti.. Yapılan hatalar ayrıdır Şeytanın Müminlerle savaşı ayrı.. Hataları, muhasebe, murakebe, muvazene, tevbe, evbe ve inabe ile herkes kendisinden başlayarak temizleye başlasın.. Kendinden başlamayan hiç bir kimsenin bu konuda bir cümle dahi kurmaya hakkı yoktur.. </strong></p>
<p><strong>Hala Hizmet Hareketi ve Hocaefendinin başına gelenlerin Hocaefendi ve Hizmetin yanlışlarından dolayı geldiğini düşünenler var.. Yazının başlığında bütün meselenin özü ve özeti var. Evet Hizmet ve Hocaefendi altı değil altı yüz cihetten taarruza maruzdur çünkü Hocaefendi sadece Türkiye`deki, İslam dünyasındaki değil bütün dünyadaki dinsiz komitenin, zındıkanın, şeytan ve avanelerinin, nifak ve şikak cephesinin, dünyayı idare eden bir avuç şirzime-i kalilin planlarını alt üst ettiği için hedefe alınmıştır.. Unutmayın netice itibariyle dünya sahnesindeki bu filmin senaryosunu ezel ve ebed kalemleriyle yazan Allah`tır (cc).. Ve filmin sonu O’nun mührünü vurduğu şekliyle son bulacaktır.. </strong><strong>Bu senaryoda yarınsız olanlar korksun ve titresin.. </strong><strong>Sonunu iman, sabır ve ümitle bekleyelim ve görelim&#8230;</strong></p>
<p><strong> Hizmetten | Muhsin Tarık Arslan<br />
</strong>muhsintarikarslan@gmail.com</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hocaefendi-karanlik-ve-sinsi-planlari-tersyuz-etti-muhsin-tarik-aslan/">Hocaefendi karanlık ve sinsi planları tersyüz etti | Muhsin Tarık Aslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban ve İsmailleri Yaşatma Sevdası &#124; Muhsin Tarık Arslan</title>
		<link>https://hizmetten.com/kurban-ve-ismailleri-yasatma-sevdasi-muhsin-tarik-arslan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Aug 2020 19:05:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Tarık Arslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. İbrahim`e (as) rüyasında bir emirle seneler önce verdiği söz hatırlatılıyor ve “Ey İbrahim İsmail`ini kurban et” deniliyordu. Hz. İbrahim ise hiç tereddüt etmeden Rabb`ine karşı verdiği sözü hatırlıyor ve&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kurban-ve-ismailleri-yasatma-sevdasi-muhsin-tarik-arslan/">Kurban ve İsmailleri Yaşatma Sevdası | Muhsin Tarık Arslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. İbrahim`e (as) rüyasında bir emirle seneler önce verdiği söz hatırlatılıyor ve “Ey İbrahim İsmail`ini kurban et” deniliyordu. Hz. İbrahim ise hiç tereddüt etmeden Rabb`ine karşı verdiği sözü hatırlıyor ve teslimiyetin gereğini yapıyor, İsmail`ini boğazlamaktan geri kalmıyordu. Ancak ne var ki O, İsmail`inin boğazına bıçağı çekmeden önce çoktan kendi nefsini, benliğini boğazlamıştı. Bizim de Rabbimize ruhlar aleminden bir sözümüz var. O`nu Rab olarak bilecek, O`ndan başkasına bel kırıp boyun bükmeyecektik. O`na teslim olup teslimiyetin avantajlarını bir ömür boyu yaşayacaktık. Sahip olduğumuz dini değerlerimize, bize emanet edilen değerlere sahip çıkacak ve hiçbirini dünyaya kurban etmeyecektik.<br />
Kurban yaklaşmak demektir. En son ki kurbandan bu güne gün geçtikçe Allah`tan (cc) uzaklaşan, hak ve hakikatten kopan, insanlıktan uzaklaşan, iyilik doğruluk ve güzellikle münasebetlerini koparan Hakk`ın kullarına, bir ses, ilahi bir sada, bir uyarı ve ilahi bir çağrıdır. Kurban, Hakka yakınlaşmanın önünde en büyük engel olan nefsin boğazlandığı gündür. O şeytanların taşlanıp kovulduğu, meleklere davetiyelerin sunulduğu bir gündür. Kurban kalbin, gönlün, vicdanın tahliye edilip temizlendiği gündür. Aynı zamanda bu vesile ile, anne, baba, akraba, dost, komşu hemen herkesle bütün kırgınlıkları bir kenera bırakarak, birbirimize yakınlaşmak, sarmaş-dolaş olmak demektir. Kurban gönül almak, gönül yapmak, gönül koymak yerine ‘gönle koymak’ demektir.<br />
Yanı başımızda yaşayan dini, dili, rengi ne olursa olsun bütün komşularımıza el uzatma, bir adım atıp selamlaşma demektir. Mazeretleri bir kenara atarak, nefsin mırıltılarını duymayarak, şeytanın fısıltılarını yok sayarak kapı kapı dolaşarak Allah için kesilen etlerimizi komşularımızla paylaşarak onları gönlümüzde yerleştirdiğimiz sandalyelere buyur etmektir. İbrahim (as) bütün dinlerin ortak atasıdır. Üç büyük dinin atası olan Hz. İbrahim`i ve O`nun Hakka teslimiyetteki şuurunu, fedakarlığını, kurbanın asıl mahiyetini komşularımıza anlatmaya bundan daha güzel bir vesile, bundan daha büyük bir vasıta var mıdır?</p>
<h3>“Kurban kesen bir mümin şayet nefsinin bütün arzularını boğazlamazsa kurban kesmiş olmaz”</h3>
<p>Kurban Hakk`a tesimiyetin en muhkem karinesi. Kurban Hakk`a esaretin en sağlam işareti. Kurban nefsini Hak için boğazlamanın adı. Cüneyd Bağdadi, “kurban kesen bir mümin şayet nefsinin bütün arzularını boğazlamazsa kurban kesmiş olmaz” der. İbn Arabi ise, “en büyük kurban nefistir, esas mesele onu boğazlamaktır” buyurur. Bugün adeta nefsaniliğin zirvelerinde dolaşan insanlık, kurban keserken o kurbanın yanı başında içinde gelişip büyüyen, boy salan, kök salan ne kadar kötü duygu ve düşünce varsa bunların hangisini kesip atabiliyor? Kurban bütün kötülükleri boğazlamaktır. Kurban düşmanlıkları ortadan kaldırmaktır. Kurban Hak ile insanların arasındaki putları yıkmaktır. Kurban insanları Allah`a (cc) yaklaştırma cehdi ve gayretidir. Kurban İsmailleri bıçaktan kurtarmaktır. Kurban dünyada sevgiyi, muhabbeti, saygıyı ikame etmektir. Kurban bütün şeytani duygu ve düşüncelerin kökünden koparıp atmaktır.<br />
Bugün evlat İsmailleri Hakk`a değil, nefsine kurban edenler, sokağa kurban edenler, ahlaksızlığa ve daha bilmem ne felaketlere kurban edenler var. Kurbanlar çeşit çeşit&#8230; Kurbanlıklar ise boy boy&#8230; Bıçaklar bilenmiş ne İsmailler şeytana kurban gidiyor. ..İsmailler bıçakların gölgesinde inim inim inliyor&#8230; Onlara bir İbrahim lazım ki boğazlamaktan kurtarsın. Evet, ‘Kurban İsmailleri ve İbrahimleri kurtarma operasyonudur’. ‘Kurban bütün İbrahimleri ve İbrahim nesillerini ateşten kurtarma hamlesidir’. Yeryüzünde bundan daha masum daha samimi daha insani bir faaliyet ve hareket yoktur.<br />
21. asrın İbrahimleri, ne zannediyorsunuz. Hz. İbrahim`e (as) nida edilen o çağrı bize yapılmış değil mi? O çağrıyı her vicdan sahibi, her teslimiyet kahramanı, her fedakar ruh, ve bu devrin putlarını ayaklarının altına almış bütün İbrahimler duyuyorlar/duymalılar. Bu sese bütün İbrahimler kulak kesilmelidir. İsmaillerine aşık İbrahimler, İsmaillerinizin kurtuluşu elinizdeki bıçağı kendi nefsinizin boğazınıza çekmekten geçiyor.<br />
Bütün yeryüzünde ve İslam dünyasında her gün nice çocuklar, kadınlar, gençler, yaşlılar masum insanlar kurban ediliyor. Topyekün insanlığın ve İslamın bağrına saplanan tefrika, cehalet ve fakirlik illetleriyle bilmem ki geçirilen kaçıncı kanlı bayram bu. İslam coğrafyasının kalbini dağlayan bilmem ki kaç bininci sinsi ve kalleş oyun bu iç çatışmalar, ayrışmalar, vuruşmalar, çekememezlikler, ön yargılar, görememezlikler ve daha nice insanlıktan yoksun haller&#8230; Oysa Kurban herkesle ve her kesimle yakınlaşmak, herkesi ve her şeyi derin bir samimiyetle kucaklamak demek. Kurbanı sadece bir hayvanı boğazlamak, sonrada oturup afiyetle etini yemek olarak görenler ne büyük gaflettedirler. Kurbanla yakınlaşıp kucaklaşalım.. Bayramsa Bayramınız mübarek olsun&#8230;</p>
<p><strong>Hizmetten | Muhsin Tarık Aslan</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kurban-ve-ismailleri-yasatma-sevdasi-muhsin-tarik-arslan/">Kurban ve İsmailleri Yaşatma Sevdası | Muhsin Tarık Arslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cemiyyet-i Dalkavuklar &#124; Muhsin Tarık Arslan</title>
		<link>https://hizmetten.com/kaypak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2020 16:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Dalkavuk]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Tarık Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[Yalaka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cemiyyet-i Dalkavuklar ve Kaypak Karakterler “Bazı insanlar alçak gönüllüdür. Bazıları ise alçak olmaya gönüllüdür” der usta ve çilekeş  şairimiz Necip Fazıl. Bazı insan görünümdeki yaratıklar ruhları, mana ve muhtevaları itibariyle &#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kaypak/">Cemiyyet-i Dalkavuklar | Muhsin Tarık Arslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Cemiyyet-i Dalkavuklar ve Kaypak Karakterler</h3>
<p>“Bazı insanlar alçak gönüllüdür. Bazıları ise alçak olmaya gönüllüdür” der usta ve çilekeş  şairimiz Necip Fazıl. Bazı insan görünümdeki yaratıklar ruhları, mana ve muhtevaları itibariyle  Lut gölünün çukurlarında kendi zirvelerini yaşarlar. Ama görüntüleri, riyakar hal ve tavırları  itibariyle kaf dağının tepesinde bir yiğit sanırsın. Yıllanmış, asırlık bir meslektir dalkavukluk nesilden nesile ulaşan. Tarihi bir misyondur yalakalık her devirde mutlak hükmünü<br />
sürdüren. Makam, mansıp, rütbe, şan ve şeref`in tek teminatıdır dalkavukluk hemen her dönemde, müessese, kurum ve dairede&#8230;</p>
<p>Bütün dünya ve Türkiye son yıllarda yalan rüzgarları, dalkavuk tezgahları, yalaka palavralarıyla  savruluyor. Hakikat deryasına atılan bir yalan taş mütedahil daireler şeklinde doğrular  üzerinde tesirini icra ediyor. Bütün insanlık ve yeryüzü vatandaşları koca koca yalanların  birer çocuğu olarak büyüdü ve büyüyor. Bunları derken hemen kendimizi kenara çekip “evet  gerçekten de öyle” demeyelim. Yalanın, dalkavukluğun, yalakalığın, sözünde durmamanın,<br />
riya`nın, suma`nın ikiyüzlülüğün, dönekliğin, aldatmanın, örtülü iftiraların, süslü gıybetlerin ve  mübalağaların kendimizden (istisnalar olabilir) çok da uzak yanı yok. Öyle dünya, Türkiye , Ankara derken kendimizi unutmayalım diyorum yani&#8230;</p>
<p>Dalkavukluk mesleğiyle nice imparatorluklar tarihin sayfalarında yerini almıştır. Nice yıkılmaz saltanatlar ve hükümranlıklar yerle bir olmuştur. Nice Firavunlar çocuk Musalar karşısında yok olup gitmiştir. “ Dalkavukluk, devlet adamlarının çevresini sarmış bir çemberdir ” der Montesquieu. Devlet-i Aliyye-i Osmaniye`yi bin bir dalkavukluk, yalan, fitne ve oyun yıkmıştı Yani ali olan her şeyi adi ve süfli yapmak için en değerli enstrümandı dalkavukluk. İşte buradan başlayacak olursak bizde bir ‘yalan ahlakı’ oluştu ve oluşturuldu. Yalan okulunda<br />
dalkavuk ve yalaka nice öğrenciler yetişti. Yani kaypak karakterleri biz kendi bünyemizde yetiştirdik. Başbakanı, Başkanı, müdürü, patronundan korktuğu kadar Allah`tan (cc), anayasa ve kanundan korkmayan, korkak nice sünepe zibidiler yetiştirdik kendi elimizle.  Hakikatın naşiri nice yiğitlerde bu mevsimde soldu gitti&#8230;</p>
<p>Dalkavukların en önemli görevlerinden birisi efendilerini rahatlatmak, sıkıntıya sokmadan huzur ve mutluluklarını temin etmektir. “Nasıl emrederseniz efendim?.. Siz emredin biz  her türlü uydururuz efendim.. Merak buyurmayınız efendim.. Derhal efendim..vs..” Zira  bulunduğu konumu muhafazası buna bağlıdır. Bin bir çeşit yalan, yalaka, yorum ve  fırıldak yapmanın yegane sebebi kendine aşık ve makamına tapmasıdır. Rütbelere ve mansıplara kul olup serfüru etmesi kendi pırpırlarını sabit tutmak ve yükseltmek içindir. Dolayısıyla dalkavuklar kendi konumlarını muhafaza için, efendilerinin huzur ve selameti  için insanlara zulmün bin bir çeşidini yaparlar. Dalkavuklar bir Efendiyi rahatlatmak için bin garibi heba eder. Bir Başkanı huzurlu etmek için bin masumun kanına girer. Bir müdürü hoşnut etmek için bin mazlumu inim inim inletir. Evet dalkavuklar ve yalanın sahipleri yıllandı. Ustalaştı. Öyle çıraklar yetiştirdiler ki şeytanlar bile şaştı. Ama biz onlara ne sövdük, ne dövdük ne de yanımızdan kovduk.  Bu  dalkavuk münafıklar yanımızda bizden görünürler. Gider başka bir yerde onlardan görünürler. Bir gün yerde, bir gün gökte, bir gün denizde, bir gün karada, bir gün sonbahar, bir gün kış, bir başka gün baharı yaşarlar. Mevsime göre elbise giyip şapka takarlar. Sözleri toptan ve bitevi yalan. Bakışları külliyen aldatmaca. Hisleri bütünüyle menfaat yüklü. İltifat ilgi ve alakaları tamamiyle beklenti edalı…</p>
<p>İşte böylesine her tarafı yalanlarla kuşatılmış bir yalan  hayatı yaşadık ve yaşıyoruz. Ne bir ülke, ne bir millet ne bir kurum, ne bir toplum, nede bir aile ve insan böylesine ustalaşmış dalkavuklarla, kaypak karakterli şahsiyetsizlerle, riyakarlarla, yalanlarla yol alamaz. Bunca yalanlar halı altına süpürülemez. “Yalancıların mumu yatsıya kadar yanardı” eskiden ama yalancılar, dalkavuklar, yalakacılar ‘jeneratör takviyesi’ yaptılar. Hemen her alanda ve  kurumda dalkavuk ve yalancıların yolu aydınlandı. Hırsızlığa kılıf uyduranlara yol verildi. Hortumlamalara göz yumuldu. Adam satın alma ve köleleştirmelere imkan verildi. Kısaca insanlık bir ‘yalan’ vakumunun içine itildi. Dalkavukluğun tahtına yalanla kurulanlar sadıkları ve doğruları sindirdi. Keşke doğrunun sahipleri, yalan ve sahipleri kadar cesur ve yürekli olabilselerdi… İki nükte ve Ali Parlak isimli arkadaşımızın bir şiiri ile noktalayalım.<br />
Kral, akşam yemeğinde sofraya konan patlıcan oturtmayı pek beğenmiş ve başlamış patlıcanı övmeye; övmüş de övmüş&#8230;Kralı dinleyen dalkavuk hem kralın tüm söylediklerini onaylamış, hem de patlıcanın önemi üzerine bir de konuşma yapmış.<br />
Meğer kral hazretleri fazla kaçırmış yemeği; midesine oturmuş. Sabaha kadar kıvranmış. Sabah  dalkavuğu görür görmez de başlamış patlıcana atıp tutmaya&#8230;<br />
Dalkavuk da arkasından: Vermiş veriştirmiş patlıcana. Tabi ki herkes aynı değil. Bu  konuşmaları duyan biri dayanamamış ve padişahın olmadığı ortamda dalkavuğa sormuş:</p>
<p>-Akşam  yemeğinde patlıcanı öve öve göklere çıkaran sen değil miydin?<br />
Dalkavukta hemen cevaplamış.<br />
-Bendim<br />
-Peki şimdi neden aleyhine konuşuyorsun?<br />
-Kardeşim der, çünkü ben patlıcanın değil kralın dalkavuğuyum.<br />
Vaktiyle gariban bir dervişin yolu kuraklıktan ekinleri mahvolan bir köye düşmüş. Tam o sırada  da halk yağmur duasına hazırlanıyormuş. Gariban dervişi aralarına almışlar ve yağmur duasına  başlamışlar. Yağmur yağmaya başlayınca dalkavuk mizaçlılar öyle bir övmeye başlamışlar ki gariban dervişi, kerametine kendisi de inanmış. Ve gurur ve kibirle dikilip önlerine, sormuş:<br />
-İsterseniz biraz da kar savurtturayım”.</p>
<p>Yalakalık mektebi<br />
Yalakalık mektebi, tıka basa doludur,<br />
İlk dersin ilk cümlesi; O ne derse doğrudur!<br />
Sınıf sınıf yalaka, ayrı şekil ve renkte,<br />
Tek kusursuz yönleri, uyumda ve ahenkte.<br />
Sayıları öyle çok sayamam teker teker,<br />
Kimi el, kimi ayak…Kimisi etek öper!<br />
Orijinal iltifatlar, cafcaflı sözleri var,<br />
Şeytandan iyi gören, kocaman gözleri var!<br />
Devir onların devri ve meydanlar onların,<br />
Her yerleri yalama olmuş gardaş bunların…<br />
Köpüklü ağızlardan yere damlar salyalar,<br />
Eğilerek yerleri tükürürler, yalarlar!<br />
Yalakalık revaçta, makamlar yalakanın,<br />
Yanar döner koltuklar, ağzından bal akanın!<br />
Yalakalık mektebi, tıka basa doludur,<br />
İlk dersin ilk cümlesi; O ne derse doğrudur!<br />
Her yerde, her yörede, her zaman, ve her zeminde, her devlet, her millet, her halk, her cemiyet, her insan bu türden dalkavuk, yaltak, yalaka, mürai, münafık, çukur, haysiyetsiz ciğeri beş para  etmez mahluklarla mücadele etmediği sürece topyekün insanlık daha çok acılar çekecektir,<br />
vesselam&#8230;</p>
<p><strong>Hizmetten | Muhsin Tarık Arslan</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kaypak/">Cemiyyet-i Dalkavuklar | Muhsin Tarık Arslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Süper Münafıklar &#124; Muhsin Tarık Aslan</title>
		<link>https://hizmetten.com/super-munafiklar-muhsin-tarik-aslan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2020 12:00:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Muhsin Tarık Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Münafıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12206</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kur`an-ı Kerim`de 300 ayeti kerimede Münafıkları anlatılmış. Haklarında hususi bir sure bile vardır. Münafıklar hayatlarını yalan, aldatma, hile, huda, riya, sum`a üzerine kurmuştur. Onlar görünüş, davranış, sözleri itibariyle namazsız, amelsiz,&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/super-munafiklar-muhsin-tarik-aslan/">Süper Münafıklar | Muhsin Tarık Aslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kur`an-ı Kerim`de 300 ayeti kerimede Münafıkları anlatılmış. Haklarında hususi bir sure bile vardır. Münafıklar hayatlarını yalan, aldatma, hile, huda, riya, sum`a üzerine kurmuştur. Onlar görünüş, davranış, sözleri itibariyle namazsız, amelsiz, ilimsiz dini en iyi yaşayan, gibi görünürler. Münafıklar öylesine aldatmaya kilitlenmişlerdir ki insanları aldatmakla tatmin olmaz, doymaz gider, ayetin ifadesiyle Allah`ı (cc) bile aldatmaya kalkarlar. “Münâfıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar, Allah da onların hilelerini ve oyunlarını bozar.” (Nisa-142) Çünkü münafıklar kafirlerden daha şiddetlidir. Günümüz süzme Münafıklarının durumu aynen budur. Münafıklık bir sosyal hastalıktır. Ve denebilir ki İslama asırlarca bayraktarlık yapmış bir millet ve ülke tarihte hiçbir devirde bu denli bu hastalığın ağına düşmemişti. Türkiye ve İslam dünyası hiçbir devirde kendi içinden bunca münafığın taarruzuna maruz kalmamıştı. Ve ihtimal ki, tarihte hiçbir devirde İslama ve Müslümanlara lokalde ve globalde böylesine zarar veren bir münafık güruh görülmemiştir.</p>
<h3>Nifak ve Münafıklar</h3>
<p>Nifak, ‘Ne-Fe-Ka’ fiil kökünden gelir. Arapça (nfk) kökünden türetilen münafık kelimesinin dehliz anlamındaki “en-Nefak” kelimesinden geldiğini söyleyenler olduğu gibi “köstebek yuvası” anlamındaki “Nafıkau`l-Yerbu” kelimesinden türetildiğini söyleyenler de vardır. Diğer bir görüşe göre köstebek yuvasına bir tarafından girip başka tarafından çıktığı gibi münafık da İslam`ın bir tarafından girer başka tarafından çıkar. İnanmadığı halde inanmış görünen insanlara münafık, böyle bir amele de nifak denmiştir.<br />
İslamı ferd, aile, toplum, millet ve devlet açısından düşünüp aileyi bir çekirdek gibi ele alırsanız bu çekirdek denebilir ki tarihte hiçbir devirde bu denli paramparça olmamıştı. Bu tohum tarihte hiçbir dönemde bu kadar çürüme ile karşı karşıya kalmamıştır. İslam birliği adeta köstebek yuvaları gibi delik deşik edilmiştir. Her taraftan hava almaktadır. Asırlık İslam kalesi delik deşik edilmiştir. Ve çok acıdır bütün bu köstebek operasyonları İslamı, dini, Osmanlı`yı, vatan millet Sakarya edebiyatını dillerine pelesenk eden bir şirzime-i kalil tarafından yapılmaktadır. Bundan daha acısı ise bir takım saf yığın Müslümanlar ise bunlara inanmaktadırlar.<br />
Münafıklar çıkarlar elde etmek, bir kısmı kendilerine gelmesi muhtemel zararları engellemek, bir kısmı ise Müslümanlarla iyi ilişkiler geliştirmek ve toplum içindeki itibarlarını kaybetmemek için Müslüman görünüyorlardı. Müslümanlar için en tehlikeli Münafıkların hemen her devirde siyasilerden çıktığını görürüz. Çünkü pis emellere ulaşıp menfaatleri elde etmenin en kestirme yolu ve toplumu aldatma ve iğfal etmenin en kestirme yolu siyasi makamlarla mümkündür. Üstad Bediüzzaman Hazretleri “Siyasetin dilinde lafız mananın tersidir” der. Yani bir siyasi bir şey söylediği zaman onun tam tersinin hakikat olduğunu, söylediğinin tam tersini yaptığını yapacağını anlayabiliriz.</p>
<h3>
Münafıkların Hedefleri</h3>
<p>Maddi kazanç elde etmek veya mevcut maddi imkanlarını kaybetmemektir.<br />
Toplumdaki konumlarını korurlar yada Müslüman toplumda bir yer edinmeyi hedeflerler.<br />
Çıkarları için iktidarı ele geçirmeyi veya yönetimde söz sahibi olmayı amaçlarlar.<br />
Mallarına ve canlarına gelebilecek zararları bertaraf etmeyi hedeflerler.<br />
Müslüman görünmek suretiyle İslam dışı bir yaşam tarzını ve İslami olmayan inançları yaymayı hedeflerler.<br />
İnancı zayıf olan bazı kimseleri dinden soğutarak uzaklaştırmayı amaçlarlar.<br />
İslami prensiplerin yara almasını sağlayarak zamanla özden sapmayı hedeflerler.<br />
Zahiren İslamın tek sahibi, muhafızı ve temsilcisi gibi görünürler. Bu şekilde İslama en büyük zararı verirler. Çünkü onların dış görünüşlerinden ötürü aldananlar onlardan İslama ve Müslümanlara zarar geleceğini akıllarından bile geçirmezler.</p>
<h3>
Spekülasyonlar ve İftiralar</h3>
<p>Efendimiz (sav) döneminde nifakın etkilerinin en çok savaşlarda ortaya çıktığı görülür. Bedir savaşında münafıklar Yahudilerle birlikte bir “senaryo” uydurarak Efendimiz`in (sav) öldürüldüğünü ve Müslümanların hezimete uğradığını hararetle etrafa yayıyorlardı. Normal zamanlarda da toplumu etkileyecek farklı “spekülasyonlarla” Efendimiz`e (sav) ve İslama zarar veriyorlardı. Abdullah b. Ubey b. Selul rivayetlere göre hicretten önce Medine`de krallığını ilan etmeye hazırlanıyordu. Bunun için bir de taç bile yaptırmıştı ve Yahudiler tarafından da destekleniyordu. Münafıkların önemli faaliyetlerinden biri Müslümanlar aleyhine “yalan haberler” uydurmak, onların inançlarını ve sebatlarını sarsıcı dedikodular üretmekti. Daha hicretin 2. Yılında Bedir savaşı dönüşü “yalan haberler” uydurdukları gibi sonraki zamanlarda da bu faaliyetlerine devam etmişlerdir. İfk Hadisesi, Efendimiz`in Hz. Zeynep bt. Cahşla evliliği üzerine yapılan iftira, yalan ve dedikodular, Münafıkların İslamı değerlerle alay etmeleriyle devam etti…<br />
Hasılı, bugün başta ülkemiz olmak üzere bütün islam coğrafyasında nifak ve münafıklar altın çağını yaşıyor. “Onları gördüğünde kalıpları kıyafetleri senin hoşuna gider, onları beğenirsin. Konuştuklarında sözlerine kulak verirsin. Gerçekte ise onlar, âdeta duvara dayatılan, ruhsuz kütüklere benzerler. İçleri boş, ödlek olduklarından çıkan her sesten pirelenir, her yeni haberi kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah belalarını versin onların!” (Münafikun-4)<br />
Evet Allah Münafıkların belasını dünya ve ahirette verdi, veriyor ve verecek&#8230; Bundan ötürü tarihte hiçbir münafık özellikle nifak şebekesi lideri yaşamını olağan bir şekilde yitirmemiştir. Dünyada hepsinin sonu çok feci şekilde olmuştur. Allah (cc) bütün masumları münafıklardan muhafaza buyursun.</p>
<h4>Hizmetten | Muhsin Tarık Arslan</h4>
<p><a href="https://hizmetten.com/super-munafiklar-muhsin-tarik-aslan/">Süper Münafıklar | Muhsin Tarık Aslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
