<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muharrem 10 arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/muharrem-10/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/muharrem-10/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 15 Oct 2023 08:31:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Muharrem 10 arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/muharrem-10/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>CUMA HUTBESİ &#124; Muharrem Ayı ve Aşure</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-muharrem-ayi-ve-asure/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jul 2023 21:14:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Aşure]]></category>
		<category><![CDATA[Aşure Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem 10]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=33821</guid>

					<description><![CDATA[<p>DERLEYEN: DUİSBURG AKADEMİ إِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللَّهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِي كِتَابِ اللَّهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ مِنْهَا أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ  ilâ âhiri-l âyeh… “Doğrusu, Allah’ın gökleri&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-muharrem-ayi-ve-asure/">CUMA HUTBESİ | Muharrem Ayı ve Aşure</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>DERLEYEN: DUİSBURG AKADEMİ</strong></p>
<p style="text-align: right;"><strong>إِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللَّهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِي كِتَابِ اللَّهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ مِنْهَا أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ </strong> ilâ âhiri-l âyeh…</p>
<p style="text-align: right;">“<em>Doğrusu, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü kesin hükmünde, ayların sayısı on iki ay olup bunlardan dördü hürmetlidir. İşte doğru hesap budur. (Tövbe;36)</em></p>
<p>Ebû Hüreyre radıyallahu anh&#8217;den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: <strong>أَفْضَلُ الصِّيَامِ بعْدَ رَمضَانَ: شَهْرُ اللَّهِ المحرَّمُ</strong> “<em>Ramazan orucu dışında en faziletli oruç, Allah&#8217;ın ayı muharremde tutulan oruçtur</em>.” (Muslim, Sıyam, 202, 203; Ebu Davud, Savm, 55)</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></p>
<p style="text-align: center;">Hutbemiz; <strong>Muharrem ayı</strong> ve <strong>Aşure</strong> hakkındadır.</p>
<p>Muharrem; Hicrî takvimin ilk ayıdır, istikamette kalmak suretiyle kendisine hürmet edilmesi gereken haram aylardan biridir. Bu aylarda yapılan ibadet-ü teatin, hayır ve hasenatın sevabı kat kat olduğu gibi, yapılan haramların ve zulümlerin de cezası da kat be kattır. <strong>Bugün, bu yılın</strong> <strong>Muharrem ayının onudur</strong>. Aşûra günü denilen Muharrem ayının onuncu gününde, tarihte pek çok önemli olayın meydana geldiği rivayet edilmektedir. Hazreti Âdem’in tövbesinin kabulü, Hazreti Nuh’un gemisinin tufandan kurtulup Cudi dağının tepesine oturması; Hazreti İbrahim’in ateşten kurtulması, Hazreti Yakub’un oğlu Hazreti Yusuf’a kavuşması ve Hazreti Musa’nın Firavun’un zulmünden kurtulması bunlardan sadece birkaçıdır.</p>
<p><strong>Aşûre Günü Tutulan Oruç </strong></p>
<p>Ramazan Bayramının birinci günü ile Kurban Bayramının dört günü hariç, senenin her gününde Allah rızası için oruç tutmak mümkündür. Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, Muharrem ayında oruç tutmanın faziletine dair beyanlarda bulunmuş; <strong>hususiyle bu ayın dokuz, on ve on birinci günlerinde</strong> oruç tutmayı ashabına tavsiye etmiş; Aşûra gününde tutulan orucun, geçen bir yıl boyunca işlenen hata ve günahların bağışlanmasına vesile olabileceğini müjdelemiştir. (Müslim, Sıyâm 197)<br />
İbni Abbas bize şu malumatı aktarır: “Rasulullah Medine&#8217;ye hicret ettiğinde Yahudilerin Aşure gününde oruç tuttuklarını gördü ve: “Bu oruç nedir?” diye sordu. Kendisine şöyle cevap verildi: “Bugün iyi bir gündür. Allah Teâlâ bugün de Musa (a.s.) ile İsrailoğullarını düşmandan kurtarmıştır. Bu sebeple Musa (a.s.) bugün de oruç tutmuştur.” Peygamber Efendimiz: “<strong>Ben Musa&#8217;ya sizden daha yakınım</strong>” buyurdu ve bugün de oruç tutulmasını emretti.”(Buhari, Savm, 69; Müslim, Sıyam, 127,128)</p>
<p>Bu durum Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar devam etti. Daha sonra ise Rasulü Ekrem (Aleyhissalâtü vesselâm) Efendimiz: “<strong>Bugün Aşure günüdür. Bugün de oruç tutmak sizlere farz olmamıştır. Dileyen oruç tutsun, dileyen tutmasın.</strong>” buyurarak Aşure orucu mevzuunda insanları muhayyer bırakmıştır. Önce farz iken sünnete dönüşen bir hüküm, böyle bir geçmişi olmayan sünnetten daha üstündür. Bu sebeple aşûre günü orucuna ihtimam göstermek gerekir. Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz, kendisi hem tutmuş hem de tutulmasını tavsiye etmiştir.</p>
<p>Peygamber Efendimize Yahudilerin ve Hristiyanların sadece onuncu güne tazim ettikleri, bu sebeple o gün oruç tuttukları haber verilince, &#8220;Eğer gelecek seneye kadar yaşarsam dokuzuncu gün oruç tutarım&#8221; buyurmuştur. Ancak Efendimiz gelecek senenin muharrem ayından önce vefat etmiş, muharremin dokuzunda oruç tutamamıştır. Bu sebeple Müslümanların Aşure orucunu muharremin dokuzuncu ve onuncu günlerinde tutmaları müstehaptır. Zira Peygamber Efendimiz&#8217;in niyet ettikleri de ümmet için sünnet sayılır. (R. Salihin Şerhi-5.Cilt/ 225. Bab)</p>
<p><strong>Kerbela</strong></p>
<p>Hicri <strong>61/Milâdi 680 yılı Muharrem ayının onuncu gününde vuku bulan Hazreti Hüseyin’in şehadetinden dolayı o gün bir yönüyle hüzün hislerini de tetikleyen bir gündür.</strong><br />
“Bugün mah-ı Muharremdir, muhibb-i hanedan ağlar.<br />
Bugün eyyam-ı matemdir, bugün âb-ı Revan ağlar.” (Alvarlı Efe)</p>
<p>Hicretin 61. yılında vuku bulan bu elîm olay, bütün Müslümanlar için büyük üzüntü sebebi olmuştur. Şîa için bu tarih, önem kazanmış ve Hz. Hüseyin&#8217;in intikamını alma ahdinin tazelendiği bir matem günü olmuştur.</p>
<p>Muharrem ayı vesilesiyle oruç tutulabilir, iftar sofralarında bir araya gelinebilir, aşure ikram edilip ağızlar tatlandırılabilir. Ehl-i Beyt’in ve Kerbelâ şehitlerinin faziletleri, bilhassa Hazreti Hüseyin’in derinliği anlatılarak onlarla bütünleşme ve onlar gibi olmaya çalışma yolunda bazı meselelerin müzakereleri yapılabilir. Ehl-i Beyt’i hayırla anabilir, onlara dualar edebilir, mevlidler okutabilir, hatimler yapabilir ve daha başka hayr ü hasenât ortaya koyup sevaplarını onlara bağışlayabiliriz. <strong>Kadere taş atma da sayılabilecek şekilde sadece matem havasına bürünmenin ve yas tutmanın bir sevabı söz konusu değildir.</strong> Lü’lülerin, İbn-i Mülcemlerin, Şimirlerin elleri kurusun… Ne var ki, onların yaptıkları şeylerden dolayı –biraz da garaz duygularını işin içine sokup– başkalarına sövmek ve bir zümreyi karalamak insana sevap kazandırmaz.</p>
<p><strong>Birilerini severken başka birilerine düşmanlık etme din değildir; o mevzuda herhangi bir ilahî emir yoktur.</strong> Hatta dinde Firavun gibi tiranlara sövülmesi ve onlara lanet edilmesi gerektiğine dair bir emir de söz konusu değildir; sövüp saymanın hiçbir sevabı yoktur. Sövmeler saymalar, sövüp saymalara neden olmaktadır. Nitekim, Kur’an şöyle buyurmaktadır: “<strong>Onların Allah’tan başka yalvardıkları tanrılarına hakaret edip sövmeyin ki, onlar da cahillik ederek hadlerini aşıp Allah’a hakaret etmesinler!” (En’am, 6/108)</strong></p>
<p>Peygamber Efendimiz de bir hadis-i şeriflerinde kişinin anne ve babasına sövmesinin büyük günahlardan olduğunu ifade etmiş, orada bulunanlar bu durumu yadırgayıp: “Kişi hiç anne ve babasına söver mi?” diyerek izah isteyince, Allah Rasûlü; “Evet, kişi tutar bir başkasının babasına söver, (edebe uymayan sözler söyler), başkasıda söven kişinin babasına, annesine söver.” buyurmuştur. (Buhari, Edeb 4)</p>
<p><strong>Âşûrâ Tatlısı</strong></p>
<p>Âşûrâ tatlısıyla ilgili izahlardan biri şöyledir: Rivayete göre iman edenler sel felaketinden, tufandan kurtulduklarında azıklarını açtılar; buğday, nohut, fasulye vs. yiyecek maddelerinden karıştırarak pişirdiler&#8230; Pişirilen aş öyle bereketlenmişti ki, herkes doymuştu. Aradan nice bin yıllar geçmesine rağmen <strong>iman edenlerin kurtuluş günü</strong>, zamanla aşure denilen bir tatlı yaparak anılır ve yaşatılır oldu. Her yıl 10 Muharrem&#8217;den başlayarak bir ay Müslüman aileler aşure sofralarında bir araya gelir, Hz. Nuh&#8217;a inananların kurtuluşunu ve sapıkların acıklı akıbetini hatırlar, bundan kendilerine ders ve ibret çıkarırlar.</p>
<p>Bu tatlıyla ilgili bir başka izah ise şöyledir: Âşûrâyı Şia&#8217;nın yas günü ilân etmesine karşılık Emevîler Kerbelâ faciasını unutturmak için bir vesile sayarak o günü âdeta bir bayram kabul etmişlerdi. Hatta Fatımî Devleti&#8217;nin yıkılmasından sonra şenlikler düzenlenmiş, tatlı yiyecekler pişirilmiş ikram edilmiştir.<br />
Aşure geleneğimiz bir tatlı ikramı gibi görünmekle beraber, sembolize ettiği manevi hadise ve meydana getirdiği kardeşlik atmosferi bakımından mühimdir. Bizler bir yandan Hz. Nuh&#8217;un ardı sıra yürüyen şuurlu mü&#8217;minlerin kurtuluş gününü aşure sofralarında anarken, Hz. Hüseyin&#8217;i ve ehl-i beytinden o hadisede hayatını kaybedenleri rahmetle anarız. Aşûre orucunun bu olay ile irtibatlandırılması yanlıştır. Böyle bir niyetle oruç tutulması bid&#8217;at olur.</p>
<p>Hutbemizi bir hatırlatma ile bitirelim; Muharrem ayının onuncu gününde, Müslümanların yüreğini yakan Hz. Hüseyin ve ailesinin şehit edilmesi olayı olduğundan, o gün bu tatlıyı yemek <strong>ehl-i beyt sevgisini esas tutan kardeşlerimiz tarafından sevimsiz karşılanmaktadır. Kerbela’da Muharrem ayının on üçünde sadece, Efendimizin torunu Hz. Hüseyin’in oğlu</strong>, Zeynel Abidin’in hayatta kaldığı ve dolayasıyla da Efendimizin neslinin devam edeceği anlaşıldığı için, <strong>Aşurenin şükür amaçlı 13. gün veya sonrasında ikram edilmesi</strong> daha isabetli olabilir. Bu tavsiyemiz, 10. Gün Aşure yapmanın ve yemenin haram olduğu manasında değil, sadece bir anlayış ve nezaketi hatırlatma manasındadır.</p>
<p>Rabbimizden niyazımız; Müslümanlar olarak bu aydaki tarihi olayları iç yüzü ile öğrenmeyi ve bunlardan gereken dersleri çıkarmayı bizlere lütfeylesin. Günümüzde farklı renk ve desenleri ile yaşanan Kerbelaları bitirsin. Hz. Hüseyin ve İmam Zeynelabidin’in yolundan gidenlere ferec ve mahreç lütfeylesin, rahat nefes alanlara ve imkanı olanlarımıza, madur ve mazlumların imdadına koşabilme fırsatını bahşeylesin.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/07/MUHARREM-AYI-VE-ASURE.28.07.2023.pdf">MUHARREM AYI VE AŞURE.28.07.2023 </a>(pdf)</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/07/MUHARREM-AYI-VE-ASURE-28.07.2023.docx">MUHARREM AYI VE AŞURE 28.07.2023</a> (word)</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-muharrem-ayi-ve-asure/">CUMA HUTBESİ | Muharrem Ayı ve Aşure</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Semavi Dinlerde Pek Çok Mucize ve Kurtuluşun Yaşandığı &#8216;Aşure Günü&#8217;</title>
		<link>https://hizmetten.com/semavi-dinlerde-pek-cok-mucize-ve-kurtulusun-yasandigi-asure-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Jul 2023 08:49:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Aşure Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş]]></category>
		<category><![CDATA[Mucize]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem 10]]></category>
		<category><![CDATA[Semavi Dinleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=33812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Semavi dinlerde birçok mucizenin yaşandığı ve kurtuluş ayı olarak da bilinen Muharrem ayının 10. günü Aşure Günüdür. Aşure Günü, miladi takvime göre bu sene 28 Temmuz Cuma gününe denk geliyor.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/semavi-dinlerde-pek-cok-mucize-ve-kurtulusun-yasandigi-asure-gunu/">Semavi Dinlerde Pek Çok Mucize ve Kurtuluşun Yaşandığı &#8216;Aşure Günü&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Semavi dinlerde birçok mucizenin yaşandığı ve kurtuluş ayı olarak da bilinen Muharrem ayının 10. günü Aşure Günüdür. Aşure Günü, miladi takvime göre bu sene 28 Temmuz Cuma gününe denk geliyor.</p>
<p><a href="https://hikmet.net/asure-gunu-uzerine-2/">Hikmet.net</a> sitesi efendimiz Hz. Muhammed&#8217;in (s.a.s) hadislerinin de yer aldığı Aşure Gününün önemini anlatan bir makale yayınladı.</p>
<p>Makalede, Hz Nuh ve Hz Musa&#8217;nın (a.s) bugünde gerçekleşen mucizelerine ve Peygamber Efendimizin (s.a.s) Aşure Günü ile ilgili verdiği müjdeler de yer veriliyor.</p>
<p>Makalede ayrıca, Sahabe ve Tabiinin büyüklerinden bazı isimlerin Efendimizin (s.a.s) bugün ile ilgili tavsiyelerine uyarak aldıkları neticeler de bulunuyor. Makale,  Kulubu’d Daria’dan alınan Aşure Duası ile son buluyor .</p>
<p><strong><em><a href="https://hikmet.net/asure-gunu-uzerine-2/">Hikmet.net</a> sitesinde yayınlanan makalenin tamamı şöyle:</em></strong></p>
<p>Aşûre günü, kamerî ayların birincisi olan Muharrem ayının 10. günüdür. Bugünle alakalı üzerinde durulan iki önemli husus vardır:</p>
<p><strong>1. Hazreti Musa ve Yahudilerin Firavun’un zulmünden bugün kurtulması.</strong></p>
<p><strong>2. Hazreti Nuh aleyhisselam’ın gemisinin Cudi dağının başına oturması ve o günden bu yana bütün Sami dinlerinde oruç tutulması.</strong></p>
<p>Hatta müşriklerin de Hazreti İbrahim’den bu yana bu orucu tuttuğu, dolayısıyla peygamberimizin de bu oruca iştirak ettiği, bir ara bıraksa da Medine’ye geldiğinde tekrar tutmaya başladığı rivayet edilir. Arapların bugün yaptığı işlerden biri de Kabe’nin örtüsünün değiştirilmesidir.(Buhari, Savm, 69; Müsned, 6/244.)</p>
<p>Aşûre gününün orucu hakkında İbni Abbas (r.a.) bize şu malumatı aktarır:</p>
<p><em>“Rasulullah aleyhissalatu vesselâm Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilerin Aşure gününde oruç tuttuklarını gördü ve: “Bu oruç nedir?” diye sordu. Kendisine şöyle cevap verildi: “Bu gün iyi bir gündür. Allah Teâlâ bu günde Musa (a.s.) ile İsrailoğullarını düşmandan kurtarmıştır. Bu sebeple Musa (a.s.) bu günde oruç tutmuştur.</em>”</p>
<p>Peygamber Efendimiz de aleyhissalatu vesselâm: “<em><strong>Ben Musa’ya sizden daha yakınım” buyurdu ve bu günde oruç tutulmasını emretti.”</strong></em> (Buhari, Savm, 69; Müslim, Sıyam, 127; Ebu Davud, Savm, 63.)</p>
<p>Bu durum Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar devam etti. Daha sonra ise Resulü Ekrem (s.a.s) Aşure orucu mevzuunda insanları muhayyer (serbest) bıraktı. Şu hadis-i şerif bu muhayyerliği ifade eder: “<em><strong>Bu gün Aşure günüdür. Bu günde oruç tutmak sizlere farz olmamıştır. Dileyen oruç tutsun, dileyen tutmasın.</strong></em>” (Buharî, Savm, 69; Müslim, Sıyam, 116; Muvatta, Sıyam, 34.)</p>
<p>Evet, aşure günü oruç tutmak ve o gün Hazreti Musa aleyhisselam ve ümmeti, firavunun zulmünden kurtulduğu için oruç tutarak Allah’a şükretmek, Peygamberimiz tarafından tavsiye edilen nafile ibadetlerdendir. Şu kadar var ki, sadece aşure gününü oruçlu geçirmek mekruh görülmüş, önceki veya sonraki günle beraber tutulması tavsiye edilmiştir. Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:</p>
<p>“<em><strong>Aşure orucunu tutun; ancak bir gün önce veya bir gün de sonra tutarak Yahudilere muhalefet edin.</strong></em>”(Müsned, 1/241.)</p>
<p>Burada, her ne kadar Yahudilerin tutmuş olduğu bir oruç devam ettirilse de, bize ait bir renkle bir üslupla devam ettirilmesi gayreti görülmektedir Efendimiz’de. İbni Abidin, bizden önceki ümmetlere ait hükümlerden bizim için de geçerli olanlara örnek verirken kısasla beraber, aşure orucunu da zikreder.[1] Bu oruç kitaplarımızda bazen sünnet, bazen müstehap bazen de nafile olarak zikredilir. Her üçü de doğru olmakla beraber aşure orucu, sünnetin nafile kısmındandır. Sahabe efendilerimiz, aşure orucuna çok ehemmiyet verirler, çocuklarına da tuttururlardı. Hatta çocukları acıktığında onları oyuncaklarla oyalamaya çalışırlardı. (Buhari, Savm 47.)</p>
<p>Bugün Yapılabilecek Diğer Ameller</p>
<p>Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, İbn-i Mesud’dan rivayet edilen bir hadislerinde şöyle buyururlar:</p>
<p>“<em><strong>Kim ailesine Aşure günü geniş (cömert) davranırsa Allah da ona senenin geri kalan günlerinde lütuf ve ihsanlarını yağdırır</strong></em>.” (Cami’üs-Sağîr, 6/ 235.)</p>
<p>Sahabe’den Cabir (r.a.) diyor ki: “<em>Ben bunu kırk yıl denedim, hiç aksamadı.” Tabiînin büyüklerinden Süfyan Sevrî de der ki: “Biz bunu denedik ve öyle olduğunu gördük</em>.” Bu konuda pek çok hadis rivayeti mevcuttur. Bazıları zayıf olsa da sahih olanları da vardır ve İbn-i Abidin, çok yoldan rivayet edilmesinden dolayı, bunların hepsinin “hasen hadis” derecesine çıktığını söyler. [2]</p>
<p>Ayrıca Peygamber Efendimiz aleyhi ekmelüt tehayâ, aşure günü göze sürme çekmeyi tavsiye buyurmuş ve faydasını da şu şekilde beyan etmiştir: “<em><strong>Kim aşure günü sürme sürünürse, ebediyyen göz ağrısı çekmez.</strong></em>” [3]</p>
<p>Bazı fıkıh kitaplarımız, bu mevzunun Peygamberimiz tarafından teşvik olarak beyan edildiğini belirtmişlerdir.[4]</p>
<p>Bugünde pişirilen aşure tatlısı tahminimizce, Peygamberimizin bugün “aileye karşı cömertçe davranmamızı” teşvik etmesini yorumlayan geçmiş büyüklerimizin, atalarımızın bir uygulamasıdır ve güzeldir de. Aşure tatlısı, Osmanlılar döneminde sarayda da pişirilirdi. Helvacıların nezaretindeki aşçılar ve kiler ağaları tarafından hazırlanan aşure, muharremin onundan itibaren “aşure testisi” adı verilen özel kaplarla saray dairelerine ve halka birkaç gün süreyle dağıtılırdı. Anadolu’da zengin aileler ve esnaf teşkilatları tarafından pişirilen aşure, sebilciler, duagûlar ve halkın iştirak ettiği merasimlerle dağıtılır, bazı bölgelerde aşure dağıtımından sonra kurban kesilirdi.</p>
<p>Evet, bizde de bu vesileyle, aile içinde bir bayram havası tüter, çocuklar kendilerine değer verilmesinin hazzını duyar, güzel duygularla dolu bir gün geçirilir. Belki de gelecekte yaşanacak güzellikler için bugün bir başlangıç olur. Bugün akraba ve komşulara ikramda bulunulur, böylece hal hatır sormak için güzel bir vesile elde edilmiş olunur. Bu zamana kadar yaşanan tecrübelerden hareketle söyleyecek olursak, aşure tatlısı akrabaların kaynaşmasına, uzak yakın komşuların birbirlerini hatırlamasına, güzel tanışmalara ve yumuşamalara vesile olmuştur. Hatta, yurt dışında yaşayan gönül erleri, aşure aşı vesilesiyle pek çok gönle girmesini bilmişlerdir.</p>
<p><strong>Bugünün Duası</strong></p>
<p>Bir kere daha aşure gününün, milletçe ve insanlık olarak güzel günlerin yaşanmasına vesile olması dileğiyle, makalemizi Kulubu’d Daria’da geçen aşure duasıyla bitirelim. Gümüşhanevi hazretleri’nin derlemiş olduğu Mecmuatü’l Ahzab’ta, İbni Arabi cildinin 600. sayfasında, bu eserin muhtasarı olan Kulubu’d- Daria’nın da 737. sayfasında geçen duanın meali şöyledir:</p>
<p><em>Bismillahirrahmanirrahim. Allahım, Sen, Ebedî’sin, Kadîm’sin, Evvel’sin. Sonsuz keremin ve fazlın hürmetine, önümüzdeki yeni yıl içinde bizi, şeytandan, onun avenelerinden ve dostlarından korumanı isterim. Sürekli kötülüğü emreden, fenalık isteyen nefsime karşı yine Sen’den yardım dilerim. Beni Sana yaklaştıracak benim her türlü derdime deva bahşetmeni ümid ederim. Ey Celal ve İkram Sahibi, Ey Merhametlilerin en Merhametlisi, rahmetini beklerim!</em></p>
<p><em><strong>Dipnotlar</strong></em><br />
1 İbni Abidin, Terc. 1/114.<br />
2 İbni Abidin, Terc. 15/557.<br />
3 -Beyhaki Şuabü’l İman’da, (3797). İbni Abbas’tan zayıf isnadla merfu hadis olarak rivayet etmiştir. Ayrıca bkz: Nasbu’r Raye, 2/455-456).<br />
4 Hidaye, Kitabu’s Savm, 1/151.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/semavi-dinlerde-pek-cok-mucize-ve-kurtulusun-yasandigi-asure-gunu/">Semavi Dinlerde Pek Çok Mucize ve Kurtuluşun Yaşandığı &#8216;Aşure Günü&#8217;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
