<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>muhacir arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/muhacir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/muhacir/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:18:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>muhacir arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/muhacir/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Allahım, ensar ve muhacirîne mağfiret eyle! &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/allahim-ensar-ve-muhacirine-magfiret-eyle-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2023 04:13:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[ensar]]></category>
		<category><![CDATA[mağfiret]]></category>
		<category><![CDATA[muhacir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rehber-i Ekmel Hep En Öndeydi ve Hali Sözünün Deliliydi!.. *Ashâb-ı Kirâm, en çetin hadiseleri bile yolun kaderi olarak görmüş ve böyle dimdik bir duruş sergilemişlerdi; çünkü İnsanlığın İftihar Tablosu herkesten&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/allahim-ensar-ve-muhacirine-magfiret-eyle-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Allahım, ensar ve muhacirîne mağfiret eyle! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Rehber-i Ekmel Hep En Öndeydi ve Hali Sözünün Deliliydi!.. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Ashâb-ı Kirâm, en çetin hadiseleri bile yolun kaderi olarak görmüş ve böyle dimdik bir duruş sergilemişlerdi; çünkü İnsanlığın İftihar Tablosu herkesten önce o kıvamı sergilemiş ve ashabına örnek olmuştu. O, her zaman korkusuzdu ve en önde bulunuyordu. Mekke’de, Bedir’de, Uhud’da… hep en öndeydi. O önde bulunmasaydı, başkaları da gerekli olan iktihamı göstermezlerdi. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Rehber nasılsa ve tehlikeleri nasıl göğüslüyorsa, arkadan gidenler de öyle olur. Osmanlı Sultanları’nın büyük çoğunluğunun cihad meydanlarında askerin önünde yer almaları onlarda çok büyük bir metafizik gerilimin ve kuvve-i maneviyenin husulüne vesile olmuştur.</span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> Bu ders, İnsanlığın İftihar Tablosu’ndan alınmıştır. Çünkü, o her işte Ashabının yanında ve önünde yer almıştır. Mesela, Hendek kazılırken Rasûl-ü Ekrem Efendimiz de </span><span class="style-scope yt-formatted-string strikethrough" dir="auto">yaşına rağmen</span><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> ashabıyla beraber çalışıyor; hatta onların kuvve-i mâneviyelerini takviye için اَللّٰهُمَّ لاَ عَيْشَ إِلاَّ عَيْشُ اْلآخِرَةِ * فَاغْفِرْ لِلْأَنْصَارِ وَالْمُهَاجِرَةِ “Allahım, ahiret hayatından başka hayat yok. Sen ensar ve muhacirîne mağfiret eyle.” duasını tekrar tekrar seslendiriyor ve sahabe O’nun bu sözleriyle coşuyor: اَللّٰهُمَّ لَوْلاَ أَنْتَ مَا اهْتَدَيْنَا * وَلاَ تَصَدَّقْـنَا وَلاَ صَلَّيْنَا فَأَنْزِلَنْ سَكِينَةً عَلَيْنَا * وَثَبِّتِ اْلأَقْدَامَ إِنْ لاَقَيْنَا “Allahım, Sen nasip etmeseydin biz hidayete eremezdik, namaz kılamaz, zekât veremezdik. Sen üzerimize sekîneni indir ve düşmanla karşılaşırsak bizim ayaklarımızı kaydırma.” diyerek mukabele ediyorlardı. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Huneyn’in başında da, aynen Uhud’un ortasında olduğu gibi zâhiren bir hezimet yaşanmıştı. Ancak Allah Rasûlü, bu en zor durumda dahi fıtrî cesareti ve müthiş fetanetiyle hâdiselerin akışını değiştirmiş ve Cenâb-ı Hakk’ın lütfuyla mutlak bir mağlubiyeti, parlak bir zafere çevirmesini bilmişti. Peygamberimiz, tam İslâm ordusundaki bir anlık panik esnasında ileriye atıldı. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Öyle ki, Hazreti Abbas (radıyallâhu anh), Allah Rasûlü’nün atının gemini zor zaptediyor ve O’nun düşman safları arasına girmesine mâni olmaya çalışıyordu. O ise en gür sesiyle: أَنَا اَلنَّبيُّ لاَ كَذِبْ أَنَا ابْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبْ “Ben nebiyim, bunda yalan yok. Ve ben Abdülmuttalib’in torunuyum…” diyordu. Bunun üzerine Efendimiz’in emrine binaen Hazreti Abbas (radıyallâhu anh), Huneyn’de sesini, yükseltebildiği kadar yükseltip o gür sesiyle “Ey Semure ağacının altında biat etmiş sahabiler! Neredesiniz?!” diyerek nida etti. Daha sonra Hazreti Peygamber’in sesini ve çağrısını duyan bütün Müslümanlar, Allah Rasûlü’nün etrafında toplandılar.. mağlubiyet aşıldı ve zafere ulaşıldı. Müfterî Ne Derse Desin, Aranızda Bana da Yer Vermenizi Vesile-i Necat ve Şeref Bilirim!.. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Efendimiz’e ait o yüksek ruh, o kıvam, o fevkalade hal sahabe-i kiramda ve onların yolunda giden Osmanlı Sultanları gibi seleflerimizde de kendisini gösteriyordu ki Hazreti Pir buna “insibağ” diyor. O’nun boyasıyla boyanmış ve fırçasıyla şekillenmiş o müminlerdi ki, düşman birliklerini gördükleri zaman telaşlanıp panikleme yerine “İşte bu, Allah ve Rasûlünün bize vâd ettiği…” diyerek iman ve teslimiyet bakımından ziyadeleşiyorlardı.</span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/allahim-ensar-ve-muhacirine-magfiret-eyle-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Allahım, ensar ve muhacirîne mağfiret eyle! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eringerfeld Gymnasium&#8217;dan büyük başarı</title>
		<link>https://hizmetten.com/eringerfeld-gymnasiumdan-buyuk-basari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2020 13:06:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Alman eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[eringerfeld gymnasium]]></category>
		<category><![CDATA[geseke]]></category>
		<category><![CDATA[muhacir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11944</guid>

					<description><![CDATA[<p>Almanya&#8217;daki muhacir öğrenciler başarılarıyla dikkati çekiyor Türkiye&#8217;de 2014 yılından sonra başlayan zulüm ve baskı nedeniyle Almanya&#8217;ya göç etmek zorunda bırakılan muhacir ailelerin çocukları Alman eğitim sistemine hızlı uyumları ve başarılarıyla&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/eringerfeld-gymnasiumdan-buyuk-basari/">Eringerfeld Gymnasium&#8217;dan büyük başarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Almanya&#8217;daki muhacir öğrenciler başarılarıyla dikkati çekiyor</h3>
<p>Türkiye&#8217;de 2014 yılından sonra başlayan zulüm ve baskı nedeniyle Almanya&#8217;ya göç etmek zorunda bırakılan muhacir ailelerin çocukları Alman eğitim sistemine hızlı uyumları ve başarılarıyla göz dolduruyor.</p>
<p>Geseke şehrinde bulunan Eringerfeld Okulları 7&#8217;nci dönem mezunlarını verdi.</p>
<p>Gymnasium Eringerfeld 2019-2020 öğretim yılında, 51 son sınıf öğrencisinden 47’si (yüzde 92) Abitur diploması, 4 öğrenci ise Fachabitur diploması alarak eğitimlerini başarıyla tamamladı.</p>
<p>Söz konusu öğrencilerden 9&#8217;unu göçmen ailelerin çocukları oluşturuyor. Bu öğrencilerden 8&#8217;i Abitur, 1&#8217;i Fachabitur diploması alarak mezun oldu.</p>
<p>Mezun öğrencilerin 7&#8217;si okulu en yüksek not ortalamasıyla bitirirken bunların 4&#8217;ünü ise göçmen öğrenciler oluşturdu.</p>
<p>En yüksek not ortalamasının 1 olduğu eğitim sisteminde, okul birincisi 1,2 not ortalaması ile diplomasını alırken, okul ikincisi de 1,3 not ortalamasıyla okulu bitiren muhacir bir öğrenci oldu.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-11947" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/06/eringerfeld2-700x401.jpg" alt="" width="700" height="401" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/06/eringerfeld2-700x401.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/06/eringerfeld2-768x440.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2020/06/eringerfeld2.jpg 900w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<h3><strong>Abitur Nedir?</strong></h3>
<p><b>Abitur</b> (kısaca Abi), <a title="Almanya" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Almanya">Alman</a> <a title="Ortaöğretim" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Orta%C3%B6%C4%9Fretim">ortaöğretim</a> sisteminde eyalete göre 12 veya 13 yıl eğitim ve son sınıfta yapılan beş ayrı merkezi sınav sonrasında ulaşılabilen en yüksek lise diplomasıdır. <a title="Almanya" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Almanya">Almanya</a>&#8216;da yüksekokul veya üniversite eğitimini mümkün kılan bu diploma, <a title="Avrupa Birliği" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa_Birli%C4%9Fi">Avrupa Birliği</a>&#8216;ndeki başka ülkelerde de (<a title="Birleşik Krallık" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fik_Krall%C4%B1k">İngiltere</a>, <a title="Avusturya" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Avusturya">Avusturya</a>, <a title="İsviçre" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0svi%C3%A7re">İsviçre</a> vb.) tanınmış, üniversite eğitimi için yerel diplomalara (<a title="Matura" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Matura">Matura</a>, <a title="A-level" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/A-level">A-level</a>, <a title="Uluslararası Bakalorya" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Uluslararas%C4%B1_Bakalorya">IB</a> vb.) denk tutulmuştur. Kelime anlamı olarak, başarılı öğrenim dışında, yetişkinlik anlamına da gelmektedir.</p>
<p>Abitur diplomasına sahip öğrenciler, tabi oldukları uyruğa bakılmaksızın, <a title="Avrupa Birliği" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa_Birli%C4%9Fi">Avrupa Birliği</a> <a title="Avrupa Birliği vatandaşlığı" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa_Birli%C4%9Fi_vatanda%C5%9Fl%C4%B1%C4%9F%C4%B1">vatandaşı</a> öğrencilerle aynı haklara sahip olur (EU-Bildungsinländer). Bu bağlamda henüz tam üye sıfatını alamamış <a title="Türkiye" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye">Türkiye</a> sınırlarında doğup, sadece bu uyruğa sahip öğrenciler, <a title="Avrupa" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Avrupa">Avrupa</a>&#8216;daki eğitimleri süresince herhangi bir zorlukla karşılaşmamaktadır. Abitur&#8217;un Avrupa&#8217;daki bu geniş çaplı avantajlarının yanında <a title="Amerika Birleşik Devletleri" href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Amerika_Birle%C5%9Fik_Devletleri">ABD</a>&#8216;deki birçok üniversite de başvuru aşamasında Abitur&#8217;u bir artı puan olarak değerlendirmekte, Abitur derslerinin notlarına göre kredi muafiyeti de vermektedir.<sup id="cite_ref-1" class="reference"><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Abitur#cite_note-1">[1]</a></sup><sup id="cite_ref-2" class="reference"><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Abitur#cite_note-2">[2]</a></sup><sup id="cite_ref-3" class="reference"><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Abitur#cite_note-3">[3]</a></sup> Türkiye&#8217;deki çeşitli vakıf üniversiteleri de son yıllarda benzer bir tavır içine girmiştir (ek burs, kredi muafiyeti, hazırlık atlama vb.).(<strong>Wikipedia</strong>)</p>
<p><strong>Hizmetten</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/eringerfeld-gymnasiumdan-buyuk-basari/">Eringerfeld Gymnasium&#8217;dan büyük başarı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kardeşlik Bağları ve Ensar Farkı &#124; Reşit Haylamaz</title>
		<link>https://hizmetten.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki-resit-haylamaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2020 10:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Reşit Haylamaz]]></category>
		<category><![CDATA[ensar]]></category>
		<category><![CDATA[kardeslik]]></category>
		<category><![CDATA[muhacir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11901</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medine’ye gelinmişti; ama bu gelmeyle birlikte Efendi­miz’i, çözülmesi gereken birçok problem bekliyordu. Gelenlerin adedi, üçle beşle sınırlı değildi; Müslüman olduğu halde Mekke’de kalan ender insan vardı ve diğerleri bütünüyle Medine’ye&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki-resit-haylamaz/">Kardeşlik Bağları ve Ensar Farkı | Reşit Haylamaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medine’ye gelinmişti; ama bu gelmeyle birlikte Efendi­miz’i, çözülmesi gereken birçok problem bekliyordu. Gelenlerin adedi, üçle beşle sınırlı değildi; Müslüman olduğu halde Mekke’de kalan ender insan vardı ve diğerleri bütünüyle Medine’ye gelmişti. Üstelik, her bir insan, ailesiyle birlikte buraya geliyor yahut ailesini sonradan getiriyordu. Zaten başka da bir alternatif yoktu, olamazdı… Toplamda yüz seksen altı aile olmuşlardı. Aileler ise, öyle sanıldığı gibi ikişer kişiden oluşmuyordu, eş ve çocuklar itibariyle geniş bir aile yapısı söz konusuydu. Peki, bu kadar insan nerede misafir edilecek ve maişetlerini nereden temin edeceklerdi? Haydi, birkaç günlük çözümler bulunabilirdi; ama bu hicret, üç-beş gün sonra sona erecek bir yolculuk değildi.</p>
<p>İşte, bütün bu soruların cevabını bulmak için, Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ilk yaptığı şeylerden birisi, Mekke’den gelen Muhacirler ile Medineli Ensâr arasında kardeşlik bağlarını oluşturmak oldu. Bugünkü mânâda bir nevi kardeş aile benzeri bu uygulama ile, ilk etapta kırk beş ailenin mesken meselesi ve diğer benzeri sosyal problemleri çözülmüş oluyordu. Enes İbn Mâlik’in evinde, ashâbıyla birlikte bir araya gelmiş;<span id="easy-footnote-1-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-1-3356" data-hasqtip="0" aria-describedby="qtip-0"><sup>1</sup></a></span> onlara şöyle diyordu:</p>
<p>– Allah için ikişer ikişer kardeş olun!</p>
<p>Müslüman toplumun birbiriyle kaynaşabilmesi için bugün ortaya koyduğu kardeşlik anlayışı, sadece hicret sonrasında ortaya çıkan bir uygulama değildi. Daha Mekke yıllarındayken de O (sallallahu aleyhi ve sellem), Zübeyr İbn Avâm ile Abdullah İbn Mes’ûd gibi kimseleri kardeş ilan etmiş ve böylelikle, çetin şartların en ağır şekilde yaşandığı bu dönemlerde kardeşlikten öte bir tesanütle her türlü sıkıntının üstesinden gelmeyi hedeflemişti.</p>
<p>İlk uygulamayı da, yine kendisi yapacaktı; bunun için, yeğeni Hz. Ali’nin elini kaldırdı ve:</p>
<p>– İşte bu, benim kardeşim, buyurdu. Küçüklüğünden bu yana yanında kalan ve nebevî terbiye ile gelişip boy atan yeğeni Hz. Ali’yi kimseye bırakmıyor ve onu, kendisine kardeş ilan ediyordu. Ardından, amcası ve aslan avcısı Hz. Hamza<span id="easy-footnote-2-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-2-3356" data-hasqtip="1" aria-describedby="qtip-1"><sup>2</sup></a></span> ile cahilî toplumun yanlış bir telakkisine kurban giderek köleleştirilen, ancak kaderin yoluna su serpmesiyle Efendimiz’e hizmet etme şerefine ulaşan azatlı Zeyd İbn Hârise’yi kardeş ilan ediyor ve belli ki bu iki delikanlıyı, özellikle yakınında tutmak istiyordu.</p>
<p>Bir anda Medine’yi saran bu heyecanlı kardeşleşmede artık her bir Ensâr, kendisi için zikredilecek bir Muhâcir’i gözler olmuştu. Çok geçmeden de, Hz. Ebû Bekir, Hârice İbn Züheyr; Hz. Ömer, Itbân İbn Mâlik; Ebû Ubeyde, Sa’d İbn Muâz; Abdurrahman İbn Avf, Sa’d İbn Rebî’; Zübeyr İbn Avvâm,<span id="easy-footnote-3-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-3-3356" data-hasqtip="2" aria-describedby="qtip-2"><sup>3</sup></a></span> Selâme İbn Selâme; Hz. Osmân, Evs İbn Sâbit; Talha İbn Ubeydullah, Ka’b İbn Mâlik; Sa’d İbn Zeyd, Übeyy İbn Ka’b; Ca’fer İbn Ebî Tâlib,<span id="easy-footnote-4-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-4-3356" data-hasqtip="3" aria-describedby="qtip-3"><sup>4</sup></a></span> Muâz İbn Cebel; Mus’ab İbn Umeyr, Ebû Eyyûb Hâlid İbn Zeyd; Ebû Huzeyfe, Abbâd İbn Bişr; Ammâr İbn Yâsir, Huzeyfe İbnü’l-Yemân ve Bilâl-i Habeşî de, Ebû Ruveyha<span id="easy-footnote-5-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-5-3356" data-hasqtip="4" aria-describedby="qtip-4"><sup>5</sup></a></span> ile kardeş olacak, çok geçmeden bu sayı, önce yüz elli,<span id="easy-footnote-6-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-6-3356" data-hasqtip="5" aria-describedby="qtip-5"><sup>6</sup></a></span> ardından da yüz seksen altı aileyi kapsayacak ve kardeş bulamayıp da ortada kalan tek bir Muhacir aile kalmayacaktı.</p>
<p>Şüphe yok ki bu kardeşlikte, karşılıklı fedakârlıklar öne çıkacak ve Mekke’den gelen Muhâcirler, Medineli Ensâr’ın bütün ısrarına rağmen kendi alın terinin ürününü alma yarışına girecekti. Sa’d İbn Rebî’, kendisine kardeş ilan edilen Abdurrahman İbn Avf’ı alıp evine götürmüştü. Evine, Resûlullah gelmiş gibi seviniyor ve onun için daha fazlasını yapmak istiyordu. Bunun için önce onu karşısına aldı:</p>
<p>– Ey kardeşim! Ben, mal ve mülk yönüyle Medine’nin en zenginlerinden birisiyim; malımın yarısı senin olsun, al onu! Ayrıca benim, taht-ı nikâhımda iki tane eşim var; onlardan hangisini beğenirsen bak, ben onu boşayayım, iddetini beklesin ve daha sonra da onunla sen evlen!</p>
<p>Abdurrahman İbn Avf’ın kanını donduracak bir teklifti bunlar! Bir taraftan, Mekke’de karşılaştıkları muameleyi düşünüyor; diğer yandan da Medine’nin kucaklamasına bakıyor; daha dün denilebilecek kadar yeni Müslüman olan Ensâr’ın bu fedakârlığı karşısında hicap duyuyordu. Bir aralık, Muhâcirîn’e kapılarını açan Ensâr’ı anlatan Kur’ân ayetleri geçti zihninden! Elbette Allah (celle celâluhû), onların kalbinde olanlara da muttaliydi ve olanı anlatıyordu:</p>
<p>– Muhâcirlerden önce Medine’yi yurt ve vatan edinip imana sarılanlar, kendi beldelerine hicret edenlere sevgi beslerler; onlara verilen maddi paylardan ötürü herhangi bir kıskançlık göstermedikleri gibi tam aksine, kendileri aşırı ihtiyaç içinde kıvransalar bile hep kardeşlerine öncelik verir ve onları kendi nefislerine tercih ederler!<span id="easy-footnote-7-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-7-3356" data-hasqtip="6" aria-describedby="qtip-6"><sup>7</sup></a></span></p>
<p>Ancak onlar, dünyayı elde etmek için gelmemişlerdi ki Medine’ye!</p>
<p>– Malın da hanımların da senin için mübarek olsun, dedi önce. Ardından da, “Sen bana, çarşı-pazarın yolunu göster!” diye ilave etti. İnanan insan için istiğna, çok önemli bir prensipti ve kendi kazancını kendi alın teriyle kazanmalı, maişetini de bizzat çalışarak temin etmeliydi.</p>
<p>Hz. Sa’d’ın tekliflerine evet demeyen Hz. Abdurrahman, ertesi gün Benî Kaynukâ pazarındaydı. Bundan sonra da hep çarşı-pazarda olacaktı. Kendi ifadesiyle, elini değdirdiği her taş adeta altın ve gümüş oluyordu.<span id="easy-footnote-8-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-8-3356" data-hasqtip="7" aria-describedby="qtip-7"><sup>8</sup></a></span> Demek ki Allah, olayları iyi okuyan ve rızası istikametinde irade beyan edenlerin yoluna su serpiyordu.</p>
<p>Bir gün huzur-u risalete gelmişlerdi. Çok geçmeden Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem):</p>
<p>– Bu ne iş, diye sormuştu. Çünkü Abdurrahman İbn Avf, za’feran kokusu sürmüş ve meclise öyle gelmişti.</p>
<p>– Ensâr’dan bir kadınla evlendim, yâ Resûlallah, diye cevapladı Abdurrahman İbn Avf. Efendiler Efendisi, kısa zamanda geldiği yeri öğrenmek için sordu:</p>
<p>– Mehir bedelini de verdin mi?</p>
<p>– Evet, beş dirhem ağırlığında altın verdim, dedi.</p>
<p>Demek ki Abdurrahman, işlerini yoluna koymuş ve ticarî hayatı adına belli bir yere gelmişti. Aynı zamanda böyle bir başarının, diğer insanlarla da paylaşılması ve aynı yolda yürüyenlere moral olması gerekiyordu. Öyleyse sıra, bu nikâhı ilan etmeye gelmişti ve Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem):</p>
<p>– Bir koyun bile olsa velime adına yemek ver, buyurdu.<span id="easy-footnote-9-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-9-3356" data-hasqtip="8" aria-describedby="qtip-8"><sup>9</sup></a></span></p>
<p>Sa’d İbn Rebî’ ve Abdurrahman İbn Avf’ta olduğu gibi bazı insanlar, Muhâcir ve Ensâr arasında kurulan bu kardeşliğin, miras hakkını da doğuracağı sonucuna varmışlar; Efendimiz’in huzuruna gelip de:</p>
<p>– Hurmalıkları da onlarla bizim aramızda bölüştür, teklifinde bulunuyorlardı. İşin garip tarafı, bu teklifi yapanlar, Medineli Ensâr’dı.</p>
<p>– Hayır, dedi önce. Ardından da:</p>
<p>– Çalışıp alın teri dökmede müşterek hareket edin ve ortaya çıkan meyveleri de aranızda pay edin, buyurdu.<span id="easy-footnote-10-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-10-3356" data-hasqtip="9" aria-describedby="qtip-9"><sup>10</sup></a></span> Bunun anlamı açıktı; bundan böyle herkes, elinden geleni yerine getirmek için alın teri döküp gayret gösterecek ve Mekkeli Muhâcirlerle Medineli Ensâr aileler, elde ettikleri ürünü aralarında paylaşarak bir hayat yaşayacaklardı. Sahabeyi, sahabe yapan cevap gecikmedi:</p>
<p>– İşittik ve itaat ettik!<span id="easy-footnote-11-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-11-3356" data-hasqtip="10" aria-describedby="qtip-10"><sup>11</sup></a></span></p>
<p>Bu arada, Nisâ suresi 33. ayet de gelmişti ve zaten, akrabalık bağlarının dışında böyle bir miras anlayışının olamayacağını anlatıyordu.</p>
<h5>Ensâr Farkı</h5>
<p>Görüldüğü gibi, Muhacir kendi üzerlerine düşeni yapıyor Ensâr da daha fazla ne yapabileceğinin heyecanını yaşıyordu. Mekke’den kopup gelen kardeşleri istemese de onlar, mutlaka bir şeyler yapmak istiyor ve bu konuda ısrarcı oluyorlardı.</p>
<p>Bir gün oturmuş aralarında şunu konuşuyorlardı:</p>
<p>– Allah Teâlâ, kız kardeşinizin oğlu bu Zât sebebiyle sizi hidayete erdirdi. O ise, herkesin işlerini omzuna almış, bütün sıkıntıları deruhte ediyor. Hâlbuki O’nun, bütün bunları yapabilmek için elinde imkânları da yok! Öyleyse siz, elinizden geldiği kadar aranızda mal-mülk toplayın ve O’na verin ki yapageldiği bu hayır işlerinde elini güçlendirmiş olursunuz!</p>
<p>Durumu tam olarak anlatan bir fikirdi. Zira gerçekte durum, bundan farklı değildi. İşte bu, Ensâr farkıydı ve çok geçmeden, meselenin sadece sözde kalmadığını da gösterecek ve gidip gerekli olan mal ve mülkü toplayıp huzura geleceklerdi. Şöyle diyorlardı:</p>
<p>– Yâ Resûlallah! Sen bizim, kardeşimizin oğlusun! Allah (celle celâluhû) bizi, Senin vesilenle hidayete erdirdi! Sen ise, bütün hayır işlerini kendi omuzların üstüne almış her türlü sıkıntıyı deruhte ediyorsun. Halbuki Senin elinde, bunu yapabilmek için imkânların da yok! Bizler, kendi aramızda oturup konuştuk ve bunları toplamaya karar verdik; umulur ki böylelikle Sana bir nebze yardım etmiş, hayır yarışında da elini güçlendirmiş oluruz. İşte, bunları bizden kabul buyur!</p>
<p>Bu ne hassasiyet ve bu ne nezaketti? Ancak, hayır adına mesafe alırken hak yolcusu, aynı zamanda müstağni olmalıydı ve attığı adımlara mukabil kimseden bir şey istememeliydi. Sahaya inilmiş; bizzat ve fiili bir terbiye örneği sergileniyordu. Çok geçmeden Cibril geldi:</p>
<p>– Bunun için Ben sizden, ücret talep etmiyorum; Benim talep ettiğim tek şey, ehl-i beyte muhabbet beslemenizdir,<span id="easy-footnote-12-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-12-3356" data-hasqtip="11" aria-describedby="qtip-11"><sup>12</sup></a></span> mânâsındaki ayeti indiriyordu. Demek ki mesele, karşılık beklemeden yürüme hassasiyeti gerektiren bir meseleydi. Muhataplar nezdinde önemsenmenin yolu da buradan geçiyordu. Aynı zamanda bu, açık arayan müşrik ve kâfir gruplara, isteklerine nail olabilecekleri zemini bırakmama mânâsına geliyordu. Zira istiğna, ne kadar çok olursa olsun dünya malından daha güçlü bir dinamizim demekti.<span id="easy-footnote-13-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span><span class="easy-footnote"><a title="" href="https://www.peygamberyolu.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki/#easy-footnote-bottom-13-3356" data-hasqtip="12" aria-describedby="qtip-12"><sup>13</sup></a></span></p>
<hr class="wp-block-separator" />
<p>Yazar: Dr. Reşit Haylamaz</p>
<div class="easy-footnote-title">
<h4>Dipnot:</h4>
</div>
<ol class="easy-footnotes-wrapper">
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-1-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/111 (12110)</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-2-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Daha sonra, Uhud gününde Hz. Hamza, hicretteki kardeşini kendisine mirasçı olarak vasiyet edecekti. Bkz. İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 3/226</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-3-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Zübeyr İbn Avvâm’ın kardeşi, bazı kaynaklarda Abdullah İbn Mes’ûd olarak da geçmektedir.</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-4-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bu sırada Hz. Ca’fer İbn Ebî Tâlib, hâlâ Habeşistan’da bulunuyordu.</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-5-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Hz. Bilâl, Hz. Ömer’in oluşturduğu Divan’da kütüğü tespit edilirken, “Resûlullah’ın ilan ettiği kardeşlikten asla ayrılmam.” diyerek hicretteki kardeşi Ebû Reveyha ile adını birleştirecek ve bundan böyle Habeşlilerin adı hep, Has’amoğullarıyla birlikte anılacaktır. Zaten mezarı da, Şam’da Has’am mahallesindedir. Bkz. İbn Sa’d, Tabakât, 3/234</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-6-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. İbn Sa’d, Tabakât, 1/238</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-7-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Haşir, 59/9</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-8-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/190, 271; İbn Sa’d, Tabakât, 3/126</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-9-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Buhâri, Sahîh, 3/1378 (3569-3571); Müslim, Sahîh, 2/1042 (1428); İbn Sa’d, Tabakât, 3/126</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-10-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Buhâri, Sahîh, 3/1378 (3571)</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-11-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Hâkim, Müstedrek, 2/199 (4833); İbn Teymiye, Mecmûatu’l-Fetâvâ, 14/157</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-12-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Bkz. Şûrâ, 42/23</li>
<li class="easy-footnote-single"><span id="easy-footnote-bottom-13-3356" class="easy-footnote-margin-adjust"></span>Vâhidî, Esbâbü Nüzûli’l-Kur’ân, s. 389</li>
</ol>
<p><strong>Kaynak:Peygamberyolu.com</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kardeslik-baglari-ve-ensar-farki-resit-haylamaz/">Kardeşlik Bağları ve Ensar Farkı | Reşit Haylamaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cenâb-ı Hakk’ın tebessümüne vesîle bir hareket: “Muhâcire ikram” &#124; &#124; Prof. Dr. Muhittin Akgül</title>
		<link>https://hizmetten.com/cenab-i-hakkin-tebessumune-vesile-bir-hareket-muhacire-ikram/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2020 14:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[ensar]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[ikram]]></category>
		<category><![CDATA[muhacir]]></category>
		<category><![CDATA[Muhittin Akgül]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhâcir, her dönemdeki mü’minlerle özdeşleşen bir kavram. İnsanlık tarihi aynı zamanda bir hicret tarihi olmakla beraber, mutlak anlamdaki hicret ve muhacirlik, Son Nebi ile zirveye taşınmıştır. Tarihteki her peygamber ve&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cenab-i-hakkin-tebessumune-vesile-bir-hareket-muhacire-ikram/">Cenâb-ı Hakk’ın tebessümüne vesîle bir hareket: “Muhâcire ikram” | | Prof. Dr. Muhittin Akgül</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>Muhâcir, her dönemdeki mü’minlerle özdeşleşen bir kavram. İnsanlık tarihi aynı zamanda bir hicret tarihi olmakla beraber, mutlak anlamdaki hicret ve muhacirlik, Son Nebi ile zirveye taşınmıştır. Tarihteki her peygamber ve onların arkasından giden bütün hak yolcuları, benzeri hicretleri yapmak mecburiyetinde kalmış ve ülkelerini terketmişlerdir.</div>
<div>Mekke’nin azgınları da, az sayıdaki Müslümana hayat hakkı tanımayınca, onlar da Mukaddes Belde Mekke’de derin hatıralar bırakarak, oradan ayrılmak zorunda kalmışlardı. Bütün mallarına gaspçılar el koymuş ve oldukça ağır ve zor şartlar altında hicret etmek mecburiyeti hâsıl olmuştu.</div>
<div>Medine-i Münevvere, Mekke’den ayrılanların artık yeni vatanları olmuştu. Ancak muhacirler bütün varlıklarını geride bırakarak geldikleri için, barınma ve geçim imkânları zaman zaman onları zora sokuyordu. İffetin zirvesini yaşayan bu kutlular, asla iffet perdesini yırtıp da isteme durumuna gitmiyor; başta Allah Resûlü olmak üzere, ferasetli Ensar tarafından keşfedilerek ihtiyaçları çoğunlukla gideriliyordu. Zaman zaman keşfedilemeyen, bunun için de muhtaç olduğu farkedilemeyen muhacirler de vardı. Bunlar da en son âna kadar sabredip katlanıyor; ancak sıkıntıları, açlık ve ihtiyaçları dayanılmaz bir hâle gelince, Allah Resûlüne (s.a.s.) giderek, dertlerini açıyorlardı. Şefkat Peygamberi de hepsinin derdiyle ilgileniyor; çözebildiklerini başkasına bırakmadan bizatihi kendisi hallediyordu.</div>
<div>İlk hicret esnasında zaten Hz. Peygamber muhacirle ensar arasında kardeşlik ilan etmiş, ensar evlerini ve topraklarını ikiye ayırarak muhacirlerle paylaşmıştı. Hatta ilk senelerde aralarında kan bağı olmamasına rağmen miras bile cereyan etmekteydi.</div>
<div>Ensar’ın muhacir kardeşlerine sahip çıkmaları o kadar candan ve isteyerek idi ki, zaman zaman kendi ihtiyaçlarını bile erteleyerek, muhacirleri kendilerine tercih ediyor ve bundan dolayı içlerinde onlara karşı menfi herhangi bir duyguyu da taşımıyorlardı.</div>
<div>Ebu Hureyre (r.a.)’dan gelen bir rivayette, yaşanması gerçekten zor olan şu olay aktarılmaktadır. Resulullah (s.a.s)’e bir adam geldi ve: “Ya Resûlellah! Dayanamayacak kadar açım, açlıktan artık dermansız kaldım” dedi.</div>
<div>Allah Resûlü (s.a.s.) eşlerine haber gönderdi fakat onların yanlarında hiçbir şey yoktu. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “Bu kardeşinizi bu gece misafir edecek kimse yok mu? Ki Allah ona rahmet buyursun.” dedi.</div>
<div>Derhal Ensâr&#8217;dan bir zât -ki Ebu Talhâ olduğu belirtilmektedir- ayağa kalktı ve: “Ben Ya Resûlullah&#8221; diye cevap verdi. Ve bu kişiyi alıp hemen evine götürdü. Sonra da hanımına “Resulullah’ın misafirine ikram et” diye tembihte bulundu. Hanımı, “Vallahi benim yanımda bir iki çocuğun yiyeceğinden başka bir şey yoktur.” dedi.</div>
<div>Kocası da ona: “O halde çocuklar akşam yemeği istediklerinde onları uyut, kandili de söndürüver, karanlıkta bizi sanki yiyor zannetsin. Resûlullah&#8217;ın misafiri için biz bu geceyi aç geçiştiriverelim.” dedi. Ve gerçekten de söylediklerini aynen hayata geçirdiler. Ev sakinleri aç, misafirleri de tok olarak sabahladılar.</div>
<div>Sonra misafir, Resûlullah’ın yanına gitti. Allah Resûlü (s.a.s.): “Bu gece Allah Teâla falan ve filandan (yani Ebû Talha ve eşinden) son derece hoşnut oldu ve onlara tebessüm etti.” buyurdular. Ve Allah Teâlâ da onlar hakkında şu âyeti indirdi:</div>
<div>“Bunlardan önce Medine’yi yurt edinip imana sarılanlar ise, kendi beldelerine hicret edenlere sevgi besler, onlara verilen ganimetlerden ötürü içlerinde bir kıskanma veya istek duymazlar. Hatta kendileri ihtiyaç duysalar bile o kardeşlerine öncelik verir, onlara verilmesini tercih ederler. Her kim nefsinin hırsından ve mala düşkünlüğünden kendini kurtarırsa, işte felah ve mutluluğa erenler onlar olacaklardır.” (Haşr Sûresi 9) (Buhârî, Tefsir).</div>
<div>Kur’ân, evrensel bir kitap ve hitaptır. Âyette haber verilen müjde de her zaman ve her coğrafya için geçerlidir. Aynı nitelik, kimler tarafından, nerede ve hangi zamanda yaşanırsa yaşansın, Allah (c.c.) o kişi/kişilerden memnun kalır; onlara tebessüm eder ve haklarında, belirtilen âyetin indiği kutlu kişilerden biri olur.</div>
<div>İstemez misiniz yaptığınız işlerden Cenab-ı Hakk’ın memnun olup da, sizlere tebessüm etmesini?</div>
<div></div>
<div><span style="font-size: 12pt;"><strong>Kaynak : Samanyoluhaber | Prof. Dr. Muhittin AKGÜL</strong></span></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/cenab-i-hakkin-tebessumune-vesile-bir-hareket-muhacire-ikram/">Cenâb-ı Hakk’ın tebessümüne vesîle bir hareket: “Muhâcire ikram” | | Prof. Dr. Muhittin Akgül</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siegen&#8217;de Muhacirlerden Ensarlara “Vefa Yemeği”</title>
		<link>https://hizmetten.com/siegende-muhacirlerden-ensarlara-tesekkur-yemegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Feb 2020 18:23:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ensar]]></category>
		<category><![CDATA[muhacir]]></category>
		<category><![CDATA[NRW]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Almanyalılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=7331</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vefa&#8217;nın İstanbul&#8217;da bir semt adı olmadığını bir kere daha gösterdiler. Evlerini, aşlarını, düşlerini, kısacası her şeylerini paylaştılar.Türkiye&#8217;deki zulümden kaçıp gelen kardeşlerine hem kapılarını hemde gönüllerini açtılar. Dünyanın dört bir yanında&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/siegende-muhacirlerden-ensarlara-tesekkur-yemegi/">Siegen&#8217;de Muhacirlerden Ensarlara “Vefa Yemeği”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Vefa&#8217;nın İstanbul&#8217;da bir semt adı olmadığını bir kere daha gösterdiler.</h2>
<p>Evlerini, aşlarını, düşlerini, kısacası her şeylerini paylaştılar.Türkiye&#8217;deki zulümden kaçıp gelen kardeşlerine hem</p>
<p>kapılarını hemde gönüllerini açtılar.</p>
<p>Dünyanın dört bir yanında uzun zamandır, deyim yerindeyse kardeşlik destanları yazılıyor.</p>
<p>Vefanın ete kemiğe büründüğü adreslerden biri de bu sefer Almanya&#8217;nın NRW eyaletinde bulunan Siegen şehriydi.</p>
<p>Muhacir aileler kendilerine zor günlerde sahip çıkan Ensar(yerli) aileleri unutmadılar.Yeni Almanyalılar İnisiyatifi öncülüğünde Ensar ailelerin onuruna yemek düzenledi.</p>
<p>Teşekkür yemeğinde buluşan aileler bir kere daha birbirlerine kenetlendiler.</p>
<p>Muhacir aileler Ensar ailelerine güle ve küçük hediyeler armağan ettiler.</p>
<p>Duygu dolu anların yaşandığı programda birlik ve beraberlik vurgusu yapıldı.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/siegende-muhacirlerden-ensarlara-tesekkur-yemegi/">Siegen&#8217;de Muhacirlerden Ensarlara “Vefa Yemeği”</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhacirlerden Ensarlara teşekkür yemeği</title>
		<link>https://hizmetten.com/5260-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Nov 2019 09:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ensar]]></category>
		<category><![CDATA[Köln]]></category>
		<category><![CDATA[muhacir]]></category>
		<category><![CDATA[NRW]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=5260</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evlerini ve aşlarını paylaştılar, dertleriyle dertlendiler.Tıpkı geçmişte olduğu gibi sahabeleri örnek alıp Ensar oldular. 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından binlerce suçsuz insan ülkesini terk etmek zorunda bırakıldı.Öyle ki pek çok&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/5260-2/">Muhacirlerden Ensarlara teşekkür yemeği</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evlerini ve aşlarını paylaştılar, dertleriyle dertlendiler.Tıpkı geçmişte olduğu gibi sahabeleri örnek alıp Ensar oldular.</p>
<p>15 Temmuz darbe teşebbüsünün ardından binlerce suçsuz insan ülkesini terk etmek zorunda bırakıldı.Öyle ki pek çok insan hayatını bir sırt çantasına sığdırmak zorunda kaldı.</p>
<p>Tenkil Sürecinde Türkiye&#8217;den göç etmek zorunda bırakılanlara kardeşleri, dünyanın dörtbir yanında kucak açtı.Ensar-Muhacir dayanışmasına tarih bir kere daha tanıklık etti.</p>
<p>Almanya&#8217;nın NRW eyaleti Köln şehrinde yeni yuvalarına kavuşan muhacirler teşekkür maksadıyla  Ensar ailelere hizmet etti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Mevlid Kandili&#8217;nde yapılan etkinlikte Ensar ve Muhacir aileler birlikte yemek yedi.Çocuklar için ise pasta kesildi.</p>
<p>Duygusal anların yaşandığı , sıcak ve samimi bir ortamda gecen programda Ensar-Muhacir kardeşliği pekiştirilmiş oldu. Muhacirlikten yeni Ensarlığa geçtiklerini belirten aileler bundan sonra kendileri de evlerini ve gönüllerini yeni muhacirler için açacaklarını dile getirdiler.</p>
<p>Peygamber Efendimizin doğumuyla ilgili sohbetin de yapıldığı ortamda çocuklarda Mevlid Kandilini kutladı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/5260-2/">Muhacirlerden Ensarlara teşekkür yemeği</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
