<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muhabbet arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/muhabbet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/muhabbet/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:25:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Muhabbet arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/muhabbet/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Muhabbet &#124; Safvet Senih</title>
		<link>https://hizmetten.com/muhabbet-safvet-senih/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2020 18:00:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[safvet Senih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kâinatın her cüzünde muhabbet pırıltıları müşahede ediyoruz. Sanki Kayyumiyet muhabbetle mütecelli Çünkü bir hayat-ı ittisal gibi olan muhabbet aran çekilince herşey dağınık, herşey perişan hale geliyor. Ama muhabbetin görünüşü herşeyde&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/muhabbet-safvet-senih/">Muhabbet | Safvet Senih</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kâinatın her cüzünde muhabbet pırıltıları müşahede ediyoruz. Sanki Kayyumiyet muhabbetle mütecelli Çünkü bir hayat-ı ittisal gibi olan muhabbet aran çekilince herşey dağınık, herşey perişan hale geliyor. Ama muhabbetin görünüşü herşeyde bir başka. Cansız ve şuursuz kütlelerde cazibe halinde kendini gösterirken, hayatlı ve ruhlu olanlarda, arzu, sevgi ve aşk şeklinde tezahür ediyor.</p>
<p>İnsan kâinatın meyvesi olduğuna, insanın kalbi de o meyvenin çekirdeği bulunduğuna göre, mayası muhabbet olan kâinat ağacında ne kadar muhabbet varsa, insanın kalb çekirdeğine de o kadar muhabbet yerleşmiştir. Çünkü çekirdekler, tamamen ağaçlarından sağılmış ve süzülmüş birer hülasadırlar. Öyleyse denilebilir ki; insanın kalbinde, kâinatı kaplayacak kadar bir aşk yatmaktadır.</p>
<p>Acaba bu muazzam sermaye nereye sarf edilecektir? Beş kuruşluk birşeye, bir milyon fiyat biçilmez. Nefere, “Paşam’ denilmez. Herşey yerli yerince gerek. Evet, bu sevgi lâyıkına gitmeli, sonsuz Cemale yönelmelidir. O sermedi Cemal ise, bütün şaşaası ile İlahi Kudretin güzel sanatlarında tecelli etmekte ve kalplerden kendisine çevrilen her muhabbet ve muhabbet ifadesinden haberdar olmaktadır. Halbuki mecazi meşukların nice abayı yakmış dilhunları vardır ki, o mecazların çoğunun, ekseriya aşıklarından haberleri bile olmaz. Sabaha kadar nice yanıp yakılan, feryadına cevap bekleyen, mecazın kapısı önünde ileri geri talim edenler vardır ki, sanki kayalara çarpılmış gibidirler. Hatta çok defa büyük bir nefretle karşılaşırlar. Çünkü biçtikleri fiyat çok büyüktür, öbür taraftan temiz fıtratlar da böyle mübalağa ve nümayişten bizar olurlar.</p>
<p>Mühim bir mesele için yurdundan yuvasından kopup gelen gurbetçiler gibi, ruhlar âleminden buralara, çok mühim sermayeler ile ticarete gelen insanlığın, boşa sarf edecek, mecazlar için saçıp savuracak hiç birşeyi yoktur. Hem hakikat dururken abesle iştigal gibi mecazla meşgul olmanın, ham hayaller peşinde koşmanın sonu takipsizlik değil; saniyelerin ve verilen sermayelerin zerre zerre hesabı var.</p>
<p>Hem de akl-ı selimle meseleye eğildiğimiz zaman, Hakiki’ Bir’i bırakıp binler faninin peşinde dolaşmanın akıl karı olmadığını da anlamış oluyoruz.</p>
<p><em>Cihan dolu derdin varken<br />
Devran-ı felekle yenilenen<br />
Diyorsun binden birine<br />
Bakmadan geriye<br />
Bırakıp gidenlerin<br />
“Gel gitme, gel gitme,<br />
Beni perişan etme!”<br />
Dönse de ne fayda<br />
Neye, hangi dev<br />
Fani vuslatta!..<br />
Ve kimin düşeceksin peşine<br />
Feryatları döşeyip yol yol<br />
Bir sen,<br />
Ve bu kadar Leyli!<br />
Anla gayri, herşey fani,<br />
Sonu varır yokluğa<br />
Fani dünyada<br />
Çağır da kurtul nida nida<br />
“Gel Hakikat, dol ruhuma!”</em></p>
<p><strong>Safvet Senih</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/muhabbet-safvet-senih/">Muhabbet | Safvet Senih</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhabbet</title>
		<link>https://hizmetten.com/muhabbet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2020 06:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Muhabbet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=11035</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhabbet; sevgi, kalbî alâka, herhangi bir şeye veya herhangi birine düşkünlük mânâlarına gelir ki; insanın duygularını bütünüyle tesiri altına alması itibarıyla aşk, vuslat arzusuyla yanıp-tutuşma şeklinde daha derin buudlara ulaşmasına&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/muhabbet/">Muhabbet</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muhabbet; sevgi, kalbî alâka, herhangi bir şeye veya herhangi birine düşkünlük mânâlarına gelir ki; insanın duygularını bütünüyle tesiri altına alması itibarıyla aşk, vuslat arzusuyla yanıp-tutuşma şeklinde daha derin buudlara ulaşmasına da şevk u iştiyak denir. Muhabbeti, kalbin Mahbûb-u Hakîkîyle münasebeti.. O&#8217;na karşı duyulan, önüne geçilmez şiddetli iştiyak.. gizli-açık her meselede O&#8217;nunla mutlak mutâbakat.. her mevzuda Sevgili&#8217;nin murad ve isteklerinin kollanması.. ve vuslat demine kadar kendinden geçip ayılmama şeklinde de tarif etmişlerdir ki, bunların hepsini bir noktaya ircâ mümkündür: &#8220;Yâ Hak!&#8221; diyerek doğrulup Allah huzurunda durma ve bütün kaygılardan, fânî alâkalardan kurtulma&#8230;</p>
<p>Gerçek muhabbet, insanın, bütün benliğiyle Sevgili&#8217;ye yönelip O&#8217;nunla olması, O&#8217;nu duyması ve topyekün başka arzulardan, başka isteklerden sıyrılabilmesiyle tahakkuk eder ki, böyle bir mazhariyete ermiş babayiğidin kalbi, her an Sevgili&#8217;ye ait ayrı bir mülâhaza ile atar.. hayâli, her zaman O&#8217;nun büyülü ikliminde dolaşır.. duyguları her lâhza O&#8217;ndan, başka başka mesajlar alır.. irâdesi bu mesajlarla kanatlanır ve gönlü sürekli vuslat mesîrelerinde seyahat eder.</p>
<p>Muhabbet kanatlarıyla nefsini aşan, aşk u şevk buudunda Rabbine ulaşan muhib, zâhirî uzuvları, bâtınî duygularıyla gönlünün Sultanı&#8217;na ait hak ve mükellefiyetlerini yerine getirirken, kalbi hep O&#8217;nu müşâhede ile meşgul; hüviyeti, Hakk&#8217;ın sübühât-ı vechiyle[1] yanmış ve hayrette; dudağında kâse-i aşk ve önünde bir bir gayb perdeleri aralanırken o, bu perdelerin arkasından sızan baş döndürücü mânâların mütâlaasıyla mahmûr ve erişilmez bir temâşâ zevki içindedir. Yürürken Hakk&#8217;ın emriyle yürür, dururken O&#8217;nun emriyle durur. Konuşurken O&#8217;ndan esintilerle konuşur, susarken de O&#8217;nun hesabına susar. O, kimi zaman &#8220;billâh&#8221;, kimi zaman &#8220;minallah&#8221;, kimi zaman da &#8220;maallah&#8221; ufkundadır.</p>
<p>Muhabbet, Hakk&#8217;a nisbet edildiğinde ihsan, halka isnat edilince de baş eğme, söz dinleme, kayıtsız-şartsız inkıyâd etme mânâlarına da hamledilmiştir ki, Râbiatü&#8217;l-Adeviyye&#8217;nin:</p>
<p><span class="arabic">تَعْصِي اْلإِلَهَ وَأَنْتَ تُظْهِرُ حُبَّهُ<br />
هَذَا لَعَمْرِي فِي الْفِعَالِ بَدِيعُ<br />
لَوْ كَانَ حُبُّكَ صَادِقًا لَأَطَعْتَهُ<br />
إِنَّ الْمُحِبَّ لِمَنْ يُحِبُّ مُطِيعُ</span></p>
<p>&#8220;Allah&#8217;a isyan edip durduğun halde O&#8217;nun muhabbetinden dem vuruyorsun.. kasem ederim bu anlaşılır gibi değil! Eğer muhabbetinde sâdık olsaydın O&#8217;na itâat ederdin; çünkü seven sevdiğine itâat eder.&#8221;[2] sözleri, bu mülâhazayı ifade etme bakımından oldukça ehemmiyetlidir.</p>
<p>Muhabbetin iki önemli rüknü vardır:</p>
<p><strong>1)</strong> Zâhirî ki; her zaman Sevgili&#8217;nin hoşnutluğunu takip etmektir,</p>
<p><strong>2)</strong> Bâtınî ki; iç âlemini O&#8217;nunla alâkalı olmayan her şeye karşı bütün bütün kapamaktır. Hak erleri, muhabbet dediklerinde bu mânâdaki muhabbeti kastederler. Onlara göre, lezzet, menfaat, hatta mânevî hazlara karşı duyulan alâkaya muhabbet denmez; dense dense ona &#8220;mecâzî sevgi&#8221; denir.</p>
<p>Ne var ki, muhabbet-i hakîkî dahi olsa, Mahbûb&#8217;a taalluku itibarıyla, herkeste aynı seviyede değildir:</p>
<p><strong>1)</strong> Avamın muhabbeti, düşe-kalka bir muhabbettir ki, bunlar, Hakikat-i Ahmediye&#8217;nin (a.s.) gölgesinde ihsan rüyâları görür, mârifet şafaklarına dair emâreler müşâhede eder ve yer yer ötelerden şahaplarla ürperir ve uzaktan uzağa hayret ra&#8217;şeleri duyarlar.</p>
<p><strong>2)</strong> Havâssın muhabbeti ki; onlar, muhabbet âleminin üveykleri gibidirler. Hemen her zaman Kur&#8217;ân&#8217;ın aydınlık dünyasında Ahlâk-ı Muhammedî&#8217;yi (s.a.s.) temsille ömürlerine derinlik kazandırır ve onu temsil ederken de, maddî-mânevî, bedenî-ruhî hiçbir beklentiye girmez, hiçbir zevke talip olmazlar.. vazifelerini en seviyeli şekilde yerine getirip başarılı bir temsil sergileyebilirlerse, tıpkı salkımları ağırlaşan meyve ağaçları gibi, tevâzu kanatlarını yerlere kadar indirir ve &#8220;Sevgili!&#8221; der inlerler.. bir falso ve fiyaskoyla sarsıldıklarında da nefislerinin başına çullanır ve onunla yaka-paça olurlar.</p>
<p>3) Havâs ötesi havâssın muhabbetidir ki; bunlar Muhammedî (s.a.s.) semâda yağmurla bütünleşmiş bulutlar gibidirler; varlığı O&#8217;nunla duyar, O&#8217;nunla yaşar, O&#8217;nunla görür, O&#8217;nunla soluklarlar. Hiç bitmeyen bir devr-i dâim içinde sürekli dolar-boşalır; dolarken, hasret, çile ve vuslat arzusuyla dolarlar; boşalırken de ışığa biner, yeryüzüne iner ve canlı-cansız bütün varlığı şefkatle kucaklarlar.</p>
<p>Muhabbet seviyeleri farklı dahi olsa, O&#8217;na aşk u iştiyakla yönelen herkes, alâkasının seviyesine göre mukabele ve iltifâta mazhar olur. Birinciler, hususî rahmet ve inâyet bulurlar O&#8217;nun kapısında.. ikinciler, celâlî ve cemâlî sıfatların idrâk ufkuna ulaşır, beşerî boşluklardan ve karanlıklardan kurtulurlar.. üçüncüler, O&#8217;nun vücudunun nurlarıyla ziyâdâr olup eşyânın hakikatine uyanır ve varlığın perde arkasıyla münasebete geçerler. Yani Cenâb-ı Hak evvelâ, sübühât-ı vechiyle tecelli edip, sevdiği kimselerin cismânî ve zulmânî sıfatlarını yakar-yıkar, sonra da cemâlî nurlarıyla onları, sem&#8217; u basar gibi ilâhî sıfatlar dairesine alır; damlayı derya, zerreyi de güneş yapar. Yani onları, benlik ve nefisleri cihetiyle acz ü fakra uyarır, yok oldukları iz&#8217;ânına ulaştırır ve gönüllerini Zât-ı Ulûhiyetin envâr-ı vücûduyla doldurur.</p>
<p>Bu mazhariyete eren muhib, varlık ve yoklukla izâh edilmeyen bir ebedî hayata erer ve ateşte kızarmış bir demirin, ateş olmadığı halde, kendini ateş zannedip &#8220;ben ateşim&#8221; dediği gibi, o da duyuş ve sezişlerini bu türlü hulûl ve ittihâd şâibeli sözlerle mırıldanır. Bu türlü durumlarda esas olan göz açıklığı ve Sünnet mîzanlarıdır. Ama; hâl&#8217;e mağlup, müşâhede ve hazlarıyla mahmûr hak erleri, bazen bu gerçeğe muhalif beyânda da bulunabilirler. Bu gibi durumlarda, insafla onların niyetlerini araştırmak ve aceleden hüküm vermemek çok önemlidir. Aksine, insan farkına varmadan <span class="arabic">اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ</span> &#8220;Kişi sevdiğiyle beraberdir.&#8221;[3] sözüyle maiyyet-i ilâhiyeye mazhar pek çok kimseye düşmanlık beslemiş ve <span class="arabic">مَنْ عَادَى لِي وَلِيًّا</span> kudsî hadisinde ifâde buyurulduğu gibi, Allah dostlarına düşmanca tavır almakla, Allah&#8217;a karşı ilân-ı harp etmiş olur.[4]</p>
<p dir="rtl"><span class="arabic">اَللَّهُمَّ حَبِّبْ إِلَيْنَا اْلإِيمَانَ وَزَيِّنْهُ فِي قُلُوبِنَا وَكَرِّهْ إِلَيْنَا الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ وَاجْعَلْنَا مِنَ الرَّاشِدِينَ وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ سَيِّدِ الْمُرْشِدِِينَ</span></p>
<p><strong>Kaynak: Kalbin Zümrüt Tepeleri M.Fethullah Gülen</strong></p>
<hr />
<p>[1] Azamet nurlarının tecellisi.<br />
[2] el-Beyhakî, Şuabü&#8217;l-îmân 1/386.<br />
[3] Tirmizî, zühd 50.<br />
[4] Buhârî, rikak 38.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/muhabbet/">Muhabbet</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhabbetin Dozunu Ayarlama</title>
		<link>https://hizmetten.com/muhabbetin-dozunu-ayarlama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 15:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[safvet Senih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=5437</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhabbetin Dozunu  Ayarlama  M. Fethullah Gülen Hocaefendi Muhabbetin dozunun ayarlanması hususunda şöyle diyor: “Cenab-ı Hak bir çocuk ihsan edince, -Kur’an’ın bir âyetinde ifade edildiğini gibi- bütün kalbimizle ve sınırsız bir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/muhabbetin-dozunu-ayarlama/">Muhabbetin Dozunu Ayarlama</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div><b>Muhabbetin Dozunu  Ayarlama </b></div>
<div></div>
<div>M. Fethullah Gülen Hocaefendi Muhabbetin dozunun ayarlanması hususunda şöyle diyor:</div>
<div>“Cenab-ı Hak bir çocuk ihsan edince, -Kur’an’ın bir âyetinde ifade edildiğini gibi- bütün kalbimizle ve sınırsız bir muhabbetle ona yönelerek –hâşâ ve kellâ-  Allah’ı (c.c.) sevme ölçüsünce bir alâka İFRATINA  girmemeliyiz.</div>
<div>“ALLAH  (c.c.) nazarında bu bir nevi ŞİRK sayılabilir. Evet doğrudan doğruya evlat sevgisine inhimak edip ALLAH’ı (c.c.) unutmanın büyük bir yanlış olduğu şüphesizdir. Ayrıca, bir yönüyle çocuğa karşı sizi böyle hesapsız hareketlere sevk edecek bir sevgi de zararlıdır. İşte Allah (c.c.) nezdinde yasak olan sevgi bu olsa gerek. Allah’a (c.c.) karşı göstereceğiniz muhabbeti, herhangi bir faniye yönelttiğinizde o sevgi bazen GAYRETULLAH’a dokunabilir.</div>
<div>“Evet şu hususlardan ötürü sevgide itidal çok önemlidir: 1. Gönüllerin Sultanı, ALLAH’tır  (c.c.). Gönülde O’nun muhabbetinin yerini hiçbir muhabbet almamalıdır. 2. Katiyen bilmeliyiz ki, bu yavru, ALLAH’ın (c.c.) bize emanetidir. Bizim o yavruya duyduğumuz sevgi ve alâka, o EM NETİN bakım ve görümü için verilmiş bir avans be bir TEŞVİK  PRİMİ’dir. Evet, sizin o yavruya karşı sevginiz, sadece Rahman ve Rahim olan ALLAH’ın (c.c.) bir hediyesidir ve ALLAH’ın (c.c.) size tevdi ettiği o emanete kusursuz  bakmanız için verilmiştir.”</div>
<div>Hareket ve tavırlarımızda DOZ meselesi çok mühimdir.  Zehiri bile İLAÇ yapan DOZ’unun ayarlanmasıdır. Üstad Bediüzzaman Hazretleri, insanın kalbinin aslında Allah’ın muhabbetinin yerleşmesi için bir TAHT olduğunu söylüyor. O tahta Muhabettullahtan başka hiçbir şeyin oturtulmaması gerekmektedir. Ama, acelecilik, hırs, aşk-ı mecazi ve siyaset gibi şeylerin yırtıcı ve delici oldukları için kalbi delip parçalayarak girip o tahta oturduklarını bu yüzden Cenab-ı Hakkın darılıp aksiyle tokat vurduğunu ifade ediyor.</div>
<div>Bir misal olarak bir valide, Allah’ın lütfu olarak güzel ve gürbüz evlad dünyaya getirir… Her nazarı onun üzerindedir. Validenin de bütün sevgisi ona odaklanmıştır. Dayısı bu valideye “Bu çocuğa nazar değdireceksin, nereye gitmişsem senin oğlundan bahsediyorlar!..”  der. Gerçekten birkaç gün sonra on aylık iken bu güzel çocuk bir anda vefat eder. Bunun üzerine dünyası yıkılan vâlide, “Dünya madem büsbütün fâni imiş. Öyleyse ben fâni olmayan Bâkiye dönüyorum” diyerek tamamen Cenab-ı Hakka yönelir…</div>
<div>Meşhur Merv  Sultan  İbrahim Edhem, İlahi bir ikaz ile saltanatı terk edip Allah’a teveccüh eder. Dolaşa dolaşa Kâbe’ye ulaşır. Seneler sonra oğluna kavuşur. Ona hasret ve muhabbetle kucaklayıp sarılınca, bir ses duyar “Yâ İbrahim Edhem bir kalbde iki muhabbet olmaz!” Nidası üzerine İlahî muhabbeti tercih etmesi neticesi oğlu kucağında can verir ve yere serilir!..</div>
<div>Cenab-ı Hakkın VEDÛD  ismi cansız, câmid varlıklara tecelli edince (ister atom zerrelerine, ister kürrelere, seyyarelere olsun), câzibe yani çekim kanunu olarak tezahür eder. En küçükten en büyüğe herşeyi birbirine bağlar. Eğer VEDÛD  ismi insan gibi şuurlu varlıklara tecelli ederse  derecesine göre muhabbet ve aşk olarak kendisini gösterir.</div>
<div>Cenab-ı Hak, insanın kalbini, Kendisinin sevgi ve aşkı için bir TAHT yapmıştır. O tahta başkalarının oturmasına razı olmaz. Ancak, yaratılanı, Yaradan’dan dolayı sevenler müstesnadır.</div>
<div>Fakat acelecilik, hırs, aşk-ı mecâzî ve siyaset, parçalayıcı bir özelliğe sahip oldukları için kalbi delip, o tahta otururlar. Bundan dolayı Cenab-ı Hak, darılır ve aksiyle tokat vurur. Dikkatli olmalıyız.</div>
<div>Üstad Hazretleri Yirmi Dördüncü Söz’ün Beşinci Dalı’nın Birinci Meyvesinde şöyle diyor: “Ey nefis-perest nefsim!.  Ve ey dünya-perest arkadaşım!  MUHABBET, şu kainatın varlık sebebidir. Hem şu kainatın râbıtasıdır. Hem şu kainatın nurudur. Hem hayatıdır. İnsan, kainatın en câmî (her türlü özelliği içinde barındıran) bir meyvesi olduğu için, kainatı istilâ edecek bir Muhabbet o meyvenin çekirdeği olan KALBİNE  yerleştirilmiştir. İşte, şöyle nihayetsiz bir muhabbetle lâyık olacak, nihayetsiz bir KEM L  SAHİBİ olabilir.”</div>
<div>Muhabbetin DOZ’u iyi ayarlanmalıdır: “Öyle insanlar vardır ki, Allah’tan başkasını Allah’a denk tutar, tıpkı Allah’ı severcesine onları  severler. Müminlerin Allah’a olan sevgileri ise, herşeyden daha kuvvetli ve daha ileridir.”  (Bakara Suresi, 2/265)</div>
<div>“Kadınlar, oğullar, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüş, güzel cins atlar (binekler), davarlar ve ekinler gibi nefsin hoşuna giden şeyler insanlar için süslenmiştir; onlara câzip gelmektedir. Bunlar dünya hayatının geçici bir nimetinden ibarettir. Asıl varılacak güzel yer ise, Allah’ın katındadır.” ( l-i İmrân Suresi, 3/14)</div>
<div>Onun için muhabbetin dozunu iyi ayarlamak gerekmektedir.</div>
<div></div>
<div><a href="http://www.samanyoluhaber.com/muhabbetin-dozunu-ayarlama-haberi/1338425/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kaynak: Samanyoluhaber | Safvet Senih </strong></a></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/muhabbetin-dozunu-ayarlama/">Muhabbetin Dozunu Ayarlama</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
