<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mücahede arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/mucahede/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/mucahede/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:50:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Mücahede arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/mucahede/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Onsuz Olmaz</title>
		<link>https://hizmetten.com/onsuz-olmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Yavuz Şeker]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 May 2023 20:26:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mücahede]]></category>
		<category><![CDATA[Onsuz Olmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=31822</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gayret, efor gibi manalara gelen mücahede, inanan insanın Hak Teala ile olan bağı adına olmazsa olmaz bir değerdir. Dindarlık onun üzerine bina edilir. O olmadan iman, ibadet ve ahlak temelli&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/onsuz-olmaz/">Onsuz Olmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gayret, efor gibi manalara gelen <strong>mücahede</strong>, inanan insanın Hak Teala ile olan bağı adına olmazsa olmaz bir değerdir. Dindarlık onun üzerine bina edilir. O olmadan iman, ibadet ve ahlak temelli bir kulluktan söz edilemez.</p>
<p>Yüce Yaratıcı’ya ibadet etmek ve O’nu tanımak için var edilen insan, bu yaratılış gayesini gerçekleştirebilmek için mücahedeye muhtaçtır. İrade, his, akıl ve gönül, mücahedenin en önemli destekçileridirler.</p>
<p>İrade kulluğu edada, his Allah sevgisine ulaşmada, akıl O’nu tanımada, gönül ise henüz bu dünyada iken Cenab-ı Hakk’ı adeta görüyormuşçasına bir seviye kazanmada insana verilmiş paha biçilmez hediyelerdir.<br />
Mümin, kendisine lütfedilen bu potansiyeli doğru ve yüksek performansta kullanabildiği ölçüde mücahede insanı olur. Gayretli mümin, böylelikle, imanını tahkike yükseltir, Yüce Allah’ı niteliksiz, niceliksiz, tanımlara sığmayacak şekilde duyup idrak eder. İbadetlerinde derinleşir, manevi lezzetlere gark olur. Yüksek ahlaki normlarla donanır, her söz ve davranışından kemalat dökülür hale gelir.</p>
<p>İman, insanın maddi manevi bütün azalarına hayat verici olmasına mukabil, mücahede bu hayattar azaları harekete geçiren biricik vesiledir.</p>
<p>Örneğin, ihlas, riya, süm’a gibi virüslere karşı yapılan bir savaşsa, ki öyledir, mücahede işte bu savaşı müminin kalbinde yaptıran güçtür. Bir başka deyişle, gerçek bir mücahede insanı, aynı zamanda bir ihlas kahramanıdır.</p>
<p>Efendimizin (s.a.s.) bir beyanına göre, din helal haramlardan ibaret ise, mücahede, helal dairede kalma, harama girmeme adına ortaya konan performansın adıdır.  Farzları eda, kebairden içtinap gayretleri en güzel mücahede örnekleridir.</p>
<p>Şeytan ve nefs-i emarenin baskılarına karşı ortaya konan direncin diğer bir adı da mücahededir.<br />
Mefhum-u muhalifiyle de söyleyeceksek, örneğin, riyaya karşı o kavgayı veremeyen insan, tam ihlaslı değildir. Günahların cazibesine karşı durma adına bir gayret ortaya koyamayan insan, sabırlı birisi olamamıştır. Kesretten kendisini kurtarmaya çalışıp ibadetlere odaklanamayan insan, murakabeden uzaktır. Bu insanlar, maalesef mücahede adına ortaya bir şey koyamamakta, dolayısıyla kendilerini geliştirememektedirler.</p>
<p>Halbuki mücahede, insanı diğer varlıklardan ayıran, onu gerçek insanlık seviyesine yükselten büyük bir armağandır. Bu potansiyelini doğru yerde ve doğru şekilde kullanabilen müminler, kalbin zümrüt tepelerinde otağlarını kurmuş ve biiznillah yaratılış gayelerini tahakkuk ettirmişlerdir.</p>
<p>Bu ifadeler, cihad-ı ekber diye bilinen bir manayı da çağrıştırmaktadır aslında. Bu yüzden mücahededen bahsedilen hemen her yerde büyük cihaddan da bahsedilir. Çünkü ikisinin hedefi de müminin ukba buutlu bir hayat yaşamasına vesile olabilmektir.</p>
<p>Mücahede, inanan insana, çileli, zorlu ama bir o kadar da huzurlu bir hayat vaat eder. İnsana hürriyet kadar saadet ve huzur veren bir başka his yoktur ve mücahede, insanın nefsinden hürriyetini alma gayretinden başka bir şey değildir. Gerçek özgür müminler, aynı zamanda olağanüstü birer mücahede insanlarıdır.</p>
<p>İmam Kuşeyri’nin mücahedeyi zihinlere yerleştirme adına seçtiği anekdotlardan birisiyle yazıyı sonlandıralım: &#8220;<em>Büyüklerden birisi namazlarını, mahallesindeki mescitte, senelerce, hep ilk safta eda ediyordu. Bir defasında hastalığından dolayı gecikmeli olarak mescide gelebilmiş, arka saflarda ancak yer bulabilmişti. Sonra bu zat bir müddet ortalıkta gözükmedi. Neden sonra ortaya çıkınca nerelerde olduğunu sordular. Şöyle cevap verdi: “Ben ortalıkta gözükmediğim süre zarfında şu kadar yıl namazımı iade ettim. Çünkü o gün ben mescide geç gelip arka safta namaz kılınca insanlardan çok utanmıştım. Anladım ki benim en ön safta namaz kılma gayretim insanlara gösteriş içinmiş. Bundan ötürü o kadar namazımı tekrar kıldım.”</em></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/onsuz-olmaz/">Onsuz Olmaz</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mücâhede</title>
		<link>https://hizmetten.com/mucahede/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2020 06:00:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[M.Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Mücahede]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12791</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanın teşebbüslerinde ciddî olması, güç ve tâkatını tam olarak ortaya koyması diyebileceğimiz mücâhede; gönül erbabınca, iradenin hakkını vermek, nefis ile savaşmak, onu yenebilme yollarını araştırmak, bedenin istekleriyle dinin emirleri -velev&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mucahede/">Mücâhede</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın teşebbüslerinde ciddî olması, güç ve tâkatını tam olarak ortaya koyması diyebileceğimiz mücâhede; gönül erbabınca, iradenin hakkını vermek, nefis ile savaşmak, onu yenebilme yollarını araştırmak, bedenin istekleriyle dinin emirleri -velev müstehab ve âdâb olsun- çakıştığında tercihlerini her zaman din istikametinde gerçekleştirmek; yemede, içmede, uyumada, konuşmada zarurî olanla iktifâ edip, ibadet ü taat ve hayrât u hasenâtta iyiliğe doymamak demektir.</p>
<p>Öteden beri erbab-ı mârifetin; maddî mücâhede, mânevî mücâhede; diğer bir tasnifle &#8220;cihad-ı asğar&#8221;, &#8220;cihad-ı ekber&#8221; diye tahlil edegeldiği mücâhede, nefis ve şeytana karşı, mesâvi-i ahlâk diyebileceğimiz fena huy ve fena davranışlara karşı ve kendi şartları içinde zarurî hâle gelince, düşmana karşı savaşın, direnmenin, tetikte olmanın, teyakkuzun ve hazırlıklı bulunmanın unvanı olmuştur. Nefis, şeytan ve mesâvi-i ahlâka karşı; hatta iman, ibadet ve güzel ahlâk duygusunu yerleştirme istikametindeki gayretlerin bütünü &#8220;cihad-ı ekber&#8221;, diğerleri de &#8220;cihad-ı asğar&#8221; olarak mütalâa edilmek suretiyle konu iki ana bölüme ircâ edilmiştir. İlim ve fikir yoluyla insanlara hizmet etmemiz, söz veya davranışlarımızla iman, İslâm hakikatlerini ve Muhammedî ahlâkı içimize sindirerek, vicdanlarımızda duyarak önce temsil sonra da tebliğ etmemiz, her iki cihad ruhunun da halitası olması itibarıyla, her iki mücâhedeye ait hususî meziyetlerin bütününü birden ihtiva eder.</p>
<p>Riyâzet, irşad, tebliğ veya maddî cihadla alâkalı yazılmış hemen her eserde <span class="arabic">وَجَاهِدُوا فِي اللهِ حَقَّ جِهَادِهِ</span> &#8220;Allah uğrunda tam hakkını vererek cihad edin!&#8221; (Hac, 22/78) gibi âyetler serlevha yapılarak, mücâhede bu umumî espri içinde ele alınmıştır. Ne var ki, burada biz daha çok cihad-ı ekber üzerinde durmak istiyoruz:</p>
<p>Cihad-ı ekber veya sofiyece mücâhede -başta da işaret ettiğimiz gibi- nefs-i hayvanînin çirkin ve sevimsiz isteklerine, şeytanın sinsi vesveselerine, cismaniyet ve bedenin aşırı arzu ve &#8220;dayatma&#8221;larına karşı birer iradeli varlık olduğumuzu ortaya koymak, his, şuur, idrak ve kalb-i insanînin bir diğer unvanı sayılan &#8220;latife-i Rabbaniye&#8221;ye karşı da saygılı olma savaşını vermektir. Evet, işte bu mânâda bir cihad, cihadların en büyüğüdür; böyle bir büyüklüğü ihraz eden insan da Allah nezdinde, kadri yüce, O&#8217;nun maiyetine mazhar olma mânâsına çok büyük sayılabilir. Zira, nefis ve bedenin arzularına bu ölçüde baş kaldırıp ömrünü, rızâ hedefli, ihlâs yörüngeli, ibadet ü taat, zühd ü takvâ dairesi içinde devam ettirebilmek, düşman hattında, gülle, bomba altında hasımlarla yaka-paça olmaktan daha zor olsa gerek&#8230; İşte böyle bir zorluktan ötürüdür ki, Allah Rasûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), bir gazâdan avdet ederken: <span class="arabic">رَجَعْتُمْ مِنَ الْجِهَادِ اْلأَصْغَرِ إِلَى الْجِهَادِ اْلأَكْبَرِ </span>&#8220;Küçük cihaddan büyük cihada döndünüz.&#8221;<sup>[1]</sup> buyurarak, ashabını böyle çok önemli bir meselede irşad etmek istemiştir. Bir başka defa da; <span class="arabic">اَلْمُجَاهِدُ مَنْ جَاهَدَ نَفْسَهُ فِي اللهِ </span>&#8220;Gerçek mücâhid, Allah rızâsı yolunda kendi nefsiyle mücâhede eden kimsedir.&#8221;<sup>[2]</sup> tembihiyle, cihad-ı ekberin, şeytan ve hevâ-i nefisle mücâdele etmekten ibaret olduğuna dikkatleri çekmiştir.</p>
<p>Ayrıca, cihad-ı asğarın, ara sıra vacib olmasına karşılık, cihad-ı ekberde bir süreklilik söz konusudur. Dahası, cihad-ı asğardaki muvaffakiyet, büyük ölçüde cihad-ı ekberdeki başarıya bağlıdır. Bu itibarla her fert evvelâ, kendi içini temizleyip orada enfüsî âhengi tesis etmelidir ki, oturması, kalkması, düşünmesi, konuşması, işlemesi, başlaması da Allah için olsun; olsun da tesirin gerçek kaynağı bulunan ilâhî meşieti yanına alabilsin. Zaten, böyle bir maiyete mazhar olmaksızın başarı elde etmek de mümkün değildir.</p>
<p>Evet, imanla belli bir hedefe doğru yönlendirilmeyen, İslâmî ruhla disipline edilmeyen, ihsanla derinleşip Hak murakabesine açılmayan kimselerin ne hakikat eri olmaları, ne ihkâk-ı hak etmeleri ne de beşerî münasebetlerde tutarlı bir tavır sergilemeleri mümkündür. Evet, hayatlarını, yeme-içme-uyuma üçgenine bağlamış beden insanları, cismaniyetlerine söz geçiremedikleri gibi ruhlarını yükseltip ona zaferler yaşatmaları, Hak&#8217;la hemhâl olup O&#8217;na karşı vicdan menfezlerini açık tutabilmeleri de imkânsızdır.. ve hele bunların kinden, nefretten, iğbirardan bütün bütün sıyrılarak, Allah&#8217;tan ötürü topyekün varlığı kucaklamaları kat&#8217;iyen söz konusu değildir.</p>
<p>Kusursuz bir toplum ancak kusursuz fertlerden meydana gelir; böyle fertler de bugüne kadar hep, iyi bir ruhî terbiye eseri olagelmişlerdir. Bu itibarla da biz, fikrî, ruhî, zihnî bir sürü teşevvüş ve problemi olan insanlardan sağlam bir millet inşâ etme gayretlerini beyhûde buluyoruz. Kâmil topluma gitmenin yolu kâmil fertlerden geçer; kâmil fertlerin ise ancak, yukarıdaki tarifler çerçevesinde, mücâhede potasında kaynaya kaynaya şekillenebileceğini düşünüyoruz.</p>
<p>Böyle bir mücâhedenin en önemli esası da hiç şüphesiz cismanî ve nefsânî arzuları zabt u rabt altına alıp vicdan mekânizmasının manevra kâbiliyetini artırmaktır. Kendi esasları içinde &#8220;seyr u sülûk-i ruhanî&#8221; bu ehemmiyetli işin bilinen en selametli yoludur. Şimdilik bu hususların tahlilini tayyederek, nefsin ne can alıcı bir hasım olduğunu Hakim Busayrî&#8217;nin:</p>
<p dir="rtl"><span class="arabic">كَمْ حَسَّنَتْ لَذَّةً لِلْمَرْءِ قَاتِلَةً<br />
مِنْ حَيْثُ لَمْ يَدْرِ أَنَّ السَّمَّ فِي الدَّسَمِ</span></p>
<p>&#8220;Nefis insana, nice öldürücü lezzetleri şirin göstermiştir ki, kimse (onun) yağın içinde zehir (sunduğunu) bilememiştir.&#8221; sözleriyle hatırlatıp, konuyu, Hüdâî&#8217;nin, seyr u sülûke köprü sayılan bir manzumesiyle noktalayalım:</p>
<p>&#8220;Ey nefs yeter sehv ü zelel,<br />
İnsafa gel, insafa gel!<br />
Terk et gitsin tûl-i emel!<br />
İnsafa gel, insafa gel!</p>
<p>Bu adet ü bid&#8217;at nedir?<br />
Bu şöhret-i ziynet nedir?<br />
Bu kuru kermiyet<sup>[3]</sup> nedir?<br />
İnsafa gel, insafa gel!</p>
<p>Bir gün eser bâd-ı ecel,<br />
Ten bağına verir halel,<br />
İhlas ile eyle amel!<br />
İnsafa gel, insafa gel!</p>
<p>Etme Hüdâîyâ inâd!<br />
Fermana eyle inkiyâd!<br />
Gel eyle kıl Mevlâ&#8217;yı yâd!<br />
İnsafa gel, insafa gel!&#8221;</p>
<p dir="rtl"><span class="arabic">اَللَّهُمَّ عَفْوَكَ وَعَافِيَتَكَ وَرِضَاكَ وَتَوَجُّهَكَ وَنَفَحَاتِكَ وَأُنْسَكَ وَقُرْبَكَ، وَصَلِّ اللَّهُمَّ عَلَى سَيِّدِ الْمُقَرَّبِينَ مُحَمَّدٍ حَبِيبِكَ وَرَسُولِكَ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ الْمُشْتَاقِينَ إِلَيْكَ.</span></p>
<p><strong>Kaynak: Kalbin Zümrüt Tepeleri / M.Fethullah Gülen</strong></p>
<hr />
<p>[1] el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, 13/523; el-Aclûnî, Keşfü&#8217;l-hafâ 1/424<br />
[2] Tirmîzî, fedâilü&#8217;l-cihad 2; Müsned 6/20<br />
[3] Hummalı ve hararetli çalışma</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mucahede/">Mücâhede</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
