<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mithat TAYYAR arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/mithat-tayyar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/mithat-tayyar/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:10:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Mithat TAYYAR arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/mithat-tayyar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Berat Gecesi&#8221; Ramazan ayına açılan son kapı &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/berat-gecesi-ramazan-ayina-acilan-son-kapi-mithat-tayyar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2021 11:00:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Berat kandili]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18080</guid>

					<description><![CDATA[<p>  Berat yüklerden kurtuluş demektir. Şaban ayının 15. Gecesinde Müslümanların, Allah tarafından affedilerek günah yükünden kurtulacağı umulduğu için bu geceye Berat gecesi denmiştir.  Peygamber efendimiz bugünün hem gecesine hem gündüzüne&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/berat-gecesi-ramazan-ayina-acilan-son-kapi-mithat-tayyar/">&#8220;Berat Gecesi&#8221; Ramazan ayına açılan son kapı | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Berat yüklerden kurtuluş demektir. Şaban ayının 15. Gecesinde Müslümanların, Allah tarafından affedilerek günah yükünden kurtulacağı umulduğu için bu geceye Berat gecesi denmiştir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Peygamber efendimiz bugünün hem gecesine hem gündüzüne önem vererek söyle buyurmuştur, </span><span data-contrast="none">“</span><span data-contrast="none">Şâbanın ortasında</span><span data-contrast="none">,</span><span data-contrast="none"> gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında</span><span data-contrast="none">(rahmetiyle)</span><span data-contrast="none"> tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona âfiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle!’ der” buyurmuştur</span><span data-contrast="none">.</span><span data-contrast="none">1</span><span data-contrast="none"> Yine Allah resulü, </span><span data-contrast="none">“Allah Teâlâ -rahmetiyle- şâbanın on beşinci gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesi koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar</span><span data-contrast="none">.</span><span data-contrast="none">”</span><span data-contrast="none">2</span><span data-contrast="none"> buyurduğu rivayet edilmiştir</span><span data-contrast="none">.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Genel olarak kandil günlerine has bir ibadet olmadığı için bu gecelerin ihyasında şunlar yapılabilir: Allah resulü “Ümmetimin en faziletli ibadeti Kuran okumaktır.”</span><span data-contrast="none">3</span><span data-contrast="none"> Buyuruyor. Hatta Allah “Kim Kuran okuma meşguliyeti sebebiyle dua etmekten geri kalsa, Rabbinin sözlerini anlamaya verdiği ehemmiyet sebebiyle Allah bu kişiye dua edenlere verdiğinden çok daha fazlasını vereceğini”</span><span data-contrast="none">4</span><span data-contrast="none"> kutsi bir hadiste buyuruyor.  Dolayısıyla bu gecede her zaman yaptığımızdan daha fazla olarak Kuran ve Tefsir okunabiliriz. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Bunun dışında</span><span data-contrast="none"> birçok tefsir alimi </span><span data-contrast="none">Duhan</span><span data-contrast="none"> suresi üçüncü ayette bulunan “Biz onu (Kuranı) mübarek bir gecede indirdik.” Ayetinde Kastedilen ‘Kuran’ın ilk defa indirilmesinin’ bu gecede yani Berat gecesinde olduğunu söylemişlerdir. Kuran ilk defa </span><span data-contrast="none">Levh</span><span data-contrast="none">-i Mahfuzdan dünya semasına indirilmiş, daha sonra Ramazan ayında bulunan Kadir Gecesinden itibaren dünya semasından Allah resulüne peyderpey indirilmeye başlamıştır.</span><span data-contrast="none">5</span><span data-contrast="none"> </span><span data-contrast="none">Bu gece mahlukatın bir sene içindeki rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, yaşayıp yaşamayacaklarına, ecellerine ve hacıların sayılarına dair Allah tarafından meleklere malumat verileceği beyan olunmaktadır.</span><span data-contrast="none">6</span><span data-contrast="none"> Dolayısıyla bu gecede bol bol dua ederek Allah’tan bolluk, bereket ve rahmet dilenilmelidir. </span><span data-contrast="none">Ayrıca Rabbimizin, yok mu benden isteyen çağrısına uyarak O’na dua </span><span data-contrast="none">dua</span><span data-contrast="none"> yalvar</span><span data-contrast="none">ılmalıdır</span><span data-contrast="none">.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Bu geceler, aşırı derecede meşguliyetler sebebiyle her zaman ibadet etme imkânı bulamayanlar için kaçırılmayacak fırsat günleridir. Günümüzde bazı kişiler sürekli olarak bu gecelerle alakalı hadislerin zayıflığından bahsederek insanları bu gecelerden ve ibadetlerden soğutuyorlar. Halbuki ilahiyat ilmiyle uğraşanlar bilir ki, en sağlam rivayetler</span><span data-contrast="none">, deliller,</span><span data-contrast="none"> inançla alakalı meselelerde olmazsa olmaz olan</span><span data-contrast="none"> gerekli</span><span data-contrast="none"> delillerdir. İnanç dışında bulunan </span><span data-contrast="none">nafile </span><span data-contrast="none">amel ve ahlakla ilgili meselelerde ise zayıf hadislerle de amel edilir. Zayıf hadis, uydurma hadis demek değildir. Basit bir örnek verecek olursak: “Cennet anaların ayakları altındadır.” Hadisi zayıf bir hadistir. Bu hadisi, kandil gecesinin zayıflığını savunan </span><span data-contrast="none">birçok</span><span data-contrast="none"> kişi de çeşitli konuşmalarında kullanmaktadır. Bu hadis senet veya metin açısından zayıf olsa bile hem Kuran’daki anne babayla ilgili ayetlerle hem de Peygamber efendimizin diğer sözleriyle paralel anlam taşıdığı için herkes tarafından kullanılmakta ve yadırganmamaktadır. Fakat konu kandillere gelince bazı kişiler feveran ediyorlar. Halbuki bu geceler hem ayetlerle &#8211;</span><span data-contrast="none">Duhan</span><span data-contrast="none"> ve kadir sureleri gibi- hem de sahih hadislerle -Allah’ı</span><span data-contrast="none">m</span><span data-contrast="none"> Recep ve Şaban ayını hakkımızda mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır hadisi gibi- uyum içerisindedir. Bu geceleri ihya edenler çok şey kazanırlar, herhangi bir şey yapmayanlarda günah kazanmazlar.  Dolayısıyla Ramazan ayına doğru yaklaşırken son durak kapısı olan ve </span><span data-contrast="none">Bediüzzaman</span><span data-contrast="none"> hazretlerinin </span><span data-contrast="none">ifadesiyle  ‘</span><span data-contrast="none">Bir nevi Kadir Gecesi kutsiyetinde.’</span><span data-contrast="none">7</span><span data-contrast="none"> Olan bu geceyi en güzel şekilde değerlendirmek gerekir. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Hepinize hayırlı kandiller diliyorum.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">     </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> <strong>Hizmetten | Mithat Tayyar</strong></span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/berat-gecesi-ramazan-ayina-acilan-son-kapi-mithat-tayyar/">&#8220;Berat Gecesi&#8221; Ramazan ayına açılan son kapı | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah fakiri mi daha çok sever zengini mi? &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/allah-fakiri-mi-daha-cok-sever-zengini-mi-mithat-tayyar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Jan 2021 11:00:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16408</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Eskiden beri tasavvuf veya kalp hayatı denilince dünyadan yüz çevirme, uzak durma ve  ‘’bir lokma, bir hırka’’ ana prensip olarak söylenmiştir. Bir de buna uygun, “Muhâcirin fakirleri, onların zenginlerinden cennet’e 500&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/allah-fakiri-mi-daha-cok-sever-zengini-mi-mithat-tayyar/">Allah fakiri mi daha çok sever zengini mi? | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><span data-contrast="auto">Eskiden beri tasavvuf veya kalp hayatı denilince dünyadan yüz çevirme, uzak durma </span><span data-contrast="auto">ve  ‘</span><span data-contrast="auto">’bir lokma, bir hırka’’ ana prensip olarak söylenmiştir. Bir de buna uygun, </span><span data-contrast="auto">“Muhâcirin fakirleri, onların zenginlerinden cennet’e 500 sene önce girerler.”</span><span data-contrast="auto">1</span><span data-contrast="auto"> Ve </span><span data-contrast="auto">“Cennet’in kapısında durup baktım. Bir de gördüm ki, içeri girenlerin çoğu miskinlerdi (yoksullardı). Zenginler ise hesap vermek için alıkonulmuşlardı. Cehennemlik olduğu kesinleşenlerin de ateşe girmesi emrolunmuştu.”</span><span data-contrast="auto">2</span><span data-contrast="auto"> Ayrıca </span><span data-contrast="auto">“Çiftlik ve akar edinerek dünyaya rağbet etmeyin.”</span><span data-contrast="auto">3</span><span data-contrast="auto"> Hadisler</span><span data-contrast="auto">i</span><span data-contrast="auto"> arka arkaya getirilince, sanki İslam dini fakirliği ve dünya işlerinden tamamen uzak durmayı teşvik ediyormuş gibi bir anlam çıkmaktadır. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İlk olarak şunu ifade etmeliyim ki; </span><span data-contrast="auto">Bediüzzaman</span><span data-contrast="auto"> Said Nursi hazretleri, ‘’Bir lokma bir hırka’’ meselesi</span><span data-contrast="auto">nin</span><span data-contrast="auto"> yanlış anlaşıldığını, ‘Dünya’nın terkedilmesinin çalışma olarak değil, kalben olması gerektiğini söylemektedir. Ve sonra Kalbin Dünya’ya bağlanmaması gerektiğini, dünyanın zehirli bir bala benzediğini, lezzeti kadar acısının olduğunu ve nihayet sonsuz olmayıp yok olacağını söyler.</span><span data-contrast="auto">4</span><span data-contrast="auto"> Yani ‘Bir lokma, bir hırka’ kişinin şahsi olarak dünyaya meyletmemesini hatırlatan özlü bir cümledir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yukardaki hadislerin izahına gelince; ilk hadis, fakirlerin önce cennete girmesi, zenginlerin mallarının hesabının çetin olacağıyla alakalıdır. Bu hesap bittikten sonra zenginlerin cennette fakirlerden daha aşağıda olacağını göstermez. Bunun aksine Allah resulü:</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto">“ Kuvvetli mü’min, zayıf mü’minden daha hayırlı ve daha sevimlidir”</span><span data-contrast="auto">5</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">“Üstteki el(veren el), alttaki elden(alan el) daha hayırlıdır.”</span><span data-contrast="auto">6</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">“ İyi bir mal iyi bir insan için ne kadar güzeldir.”</span><span data-contrast="auto">7</span><span data-contrast="auto"> Buyurmuştur.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İkinci hadisin izahına gelince, Allah Resulünün, çiftlik akar gibi şeylerin edinilmemesini, kişinin bu gibi şeylerle meşgul olarak Allah’tan uzaklaşmasına bağlamıştır. Hem ticaret yapıp hem de Allah’ı devamlı hatırlayanlarla ilgili Kuran’da, ‘</span><span data-contrast="none">Oralarda, sabah akşam O’nun şanını yücelterek tenzih eden öyle yiğitler vardır </span><span data-contrast="none">ki</span><span data-contrast="none"> ne </span><span data-contrast="none">ticaretler,</span><span data-contrast="none"> ne alım ve satımlar onları Allah’ı zikretmekten, namazı hakkıyla ifa etmekten, zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin dehşetten halden </span><span data-contrast="none">hale döneceği, alt üst olacağı bir günden endişe ederler.</span><span data-contrast="none">’’</span><span data-contrast="none">8</span><span data-contrast="none"> Buyurulmaktadır. Burada ticaret yapan ve zekât veren ‘ZENGİN’ ama Allah’ı anmaktan uzak durmayan kişilerden bahsetmektedir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Bir</span><span data-contrast="none"> de</span><span data-contrast="none"> şu hadisi izah ederek yazıyı sonlandıralım. Allah Resulü, </span><span data-contrast="auto">kendisini sevdiğini –üç defa- söyleyen bir sahabiye şöyle der: “Eğer beni seviyorsan, o halde fakirliğe karşı kendine bir zırh hazırla. Çünkü fakirlik, beni sevene yüksekten inen bir selden daha çabuk ulaşır.”</span><span data-contrast="auto">9</span><span data-contrast="auto"> Buyurmuştur.</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto">Efendiler efendisi</span><span data-contrast="auto"> bununla âdete şunu söylemek istemiştir: Beni seveceksen, benimle beraber olacaksan, o zaman İslâm davasından dolayı benim başıma gelecek olan tehlikelere, sıkıntılara, zorluklara ve problemlere dayanmalısın ki, bunlar senin de başına gelebilir. İşte bu sıkıntılardan birisi de başa geldiği zaman sabredilecek, isyan edilmeyecek olan fakirliktir.</span><span data-contrast="auto">10</span><span data-contrast="auto"> Bu davaya baş koyduysan Yunus Emre’nin ded</span><span data-contrast="auto">iği şu sözü unutmayacaksın</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">B</span><span data-contrast="auto">u yol uzundur</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">M</span><span data-contrast="auto">enzili çoktur</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">G</span><span data-contrast="auto">eçidi yoktur</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">D</span><span data-contrast="auto">erin sular var</span><span data-contrast="auto">…</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_21062"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/RTXNv9L0ZVI?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><span data-contrast="auto"> </span><span data-ccp-props="{}"> <strong>Hizmetten | Mithat Tayyar</strong></span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/allah-fakiri-mi-daha-cok-sever-zengini-mi-mithat-tayyar/">Allah fakiri mi daha çok sever zengini mi? | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazoz kapağının değeri ve Pierre Cardin &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/gazoz-kapaginin-degeri-ve-pierre-cardin-mithat-tayyar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2021 11:00:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=16300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocukluğumda en sevdiğim oyun misket oynamaktı. Biz, bilye derdik ona. Üç beş arkadaş sokakta toplanır, saatlerce bıkmadan usanmadan oynardık. Misket haricinde, ceplerimizde gazoz kapakları olurdu. Yenilen, cebindeki gazoz kapaklarını çıkarıp&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gazoz-kapaginin-degeri-ve-pierre-cardin-mithat-tayyar/">Gazoz kapağının değeri ve Pierre Cardin | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span data-contrast="auto">Çocukluğumda en sevdiğim oyun misket oynamaktı. Biz, bilye derdik ona. Üç beş arkadaş sokakta toplanır, saatlerce bıkmadan usanmadan oynardık. Misket haricinde, ceplerimizde gazoz kapakları olurdu. Yenilen, cebindeki gazoz kapaklarını çıkarıp verirdi. Ne kıymetliydi ama. Hele bir de farklı markalara aitse, rengarenk bayılırdık.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sonra yavaş yavaş büyüdük. Küçükken ner</span><span data-contrast="auto">e</span><span data-contrast="auto">den bilebilirdik ki ‘’Gazoz Kapaklarının’’ hiçbir değerinin olmadığını.  İnsan, on yaşında olunca çok kıymetli geliyor gözüne.  </span><span data-contrast="auto">Şimdi hayalimde gidiyorum o yıllara da ne kadar aldanmışız.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Gülmeyin lütfen bu anlattıklarıma. Çocukluk deyip geçmeyin. Farklı mı insanlar şu anda? Kibir, hırs ve kıskançlık bir olunca, bu duyguları taşıyan </span><span data-contrast="auto">dünyaperest</span><span data-contrast="auto"> insanları etrafınızda görmüyor musunuz?</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dünyanın geçici heveslerine takılan şehvetinin, makam ve mal hırsının peşinde koşan, sanki ilelebet dünyada kalacakmış gibi dünyaya gereğinden fazla değer veren insanları görmüyor musunuz?</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">K</span><span data-contrast="auto">oca koca! insanların</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto">makam adına</span><span data-contrast="auto"> koltuk kavga</span><span data-contrast="auto">ların</span><span data-contrast="auto">a</span><span data-contrast="auto"> şahit oluyoruz.</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto">N</span><span data-contrast="auto">e farkı var</span><span data-contrast="auto"> ki </span><span data-contrast="auto">gazoz kapaklarından.</span><span data-contrast="auto"> G</span><span data-contrast="auto">üç peşinde koşan bir sürü avare.</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto">Bir virüsle bile baş edemeyen, su içerken bile diğer elinden yardım alarak bardağı ağzına zar zor götüren aciz insanların dünyayı yönetme hırsı ne kadar şaşırtıcı. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Allah resulü </span><span data-contrast="auto">bir gün etrafında bulunan ashabına </span><span data-contrast="none">“Eğer </span><b><span data-contrast="none">D</span></b><b><span data-contrast="none">ünya</span></b><b><span data-contrast="none">’</span></b><b><span data-contrast="none">nın</span></b><b><span data-contrast="none"> Allah katında</span></b><span data-contrast="none"> bir sineğin </span><b><span data-contrast="none">kanadı</span></b><b><span data-contrast="none"> kadar değeri</span></b><span data-contrast="none"> olsaydı</span><span data-contrast="none">,</span><span data-contrast="none"> </span><b><span data-contrast="none">Allah</span></b><span data-contrast="none"> Teâlâ o dünyadan hiçbir kâfire bir yudum su dahi içirmezdi.”</span><span data-contrast="none">1</span><span data-contrast="none"> </span><span data-contrast="none">Buyuruyor. </span><span data-contrast="none">Üstad</span><span data-contrast="none"> </span><span data-contrast="none">Bediüzzaman</span><span data-contrast="none">, bu hadisi açıklarken dünyanın üç yüzünden bahsediyor</span><span data-contrast="none">:</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto">‘’</span><span data-contrast="auto">D</span><span data-contrast="auto">ünyanın birinci yüzü kendisine bakar. Yani Dünya geçici bir yaşam</span><span data-contrast="auto"> alanıdır</span><span data-contrast="auto">, fanidir</span><span data-contrast="auto">. Elde ettiğiniz bütün mal, makam</span><span data-contrast="auto">, servet</span><span data-contrast="auto"> ve başka</span><span data-contrast="auto"> değerler ölümünüzle birlikte yok olup gider. Yani dünya sadece eğlence için </span><span data-contrast="auto">sınırlı ve </span><span data-contrast="auto">geçici bir yaşam </span><span data-contrast="auto">yeridir.</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto">A</span><span data-contrast="auto">hirete ve sonsuz yaşam </span><span data-contrast="auto">alanı </span><span data-contrast="auto">ola</span><span data-contrast="auto">n</span><span data-contrast="auto"> Cennet’e kıyasla </span><span data-contrast="auto">sineğin kanadı kadar </span><span data-contrast="auto">bile değeri olmayan </span><span data-contrast="auto">basit bir yerdir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dünyanın </span><span data-contrast="auto">ikinci yönü vardır ki, bu da ahirete bakar</span><span data-contrast="auto">. Kişi bu dünyayı ahiretin</span><span data-contrast="auto"> tarlası olarak kullanırsa</span><span data-contrast="auto">, b</span><span data-contrast="auto">u takdirde burası, az bir sermaye ile sonsuz hayatın sa</span><span data-contrast="auto">t</span><span data-contrast="auto">ın alındığı</span><span data-contrast="auto">, çok karlı bir sermayeye dönüşür ki bu yönüyle dünya </span><span data-contrast="auto">çok </span><span data-contrast="auto">kıymetli ve </span><span data-contrast="auto">gayet güzeldir. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dünyanın ü</span><span data-contrast="auto">çüncü yönü ise Allah’a bakar. Kişi yeryüzün</span><span data-contrast="auto">ün güzelliklerine,</span><span data-contrast="auto"> Allah’ın sıfatlarını yansıtan</span><span data-contrast="auto">, O’nun sanat eserlerinin bulunduğu</span><span data-contrast="auto"> bir </span><span data-contrast="auto">teşhir alanı</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-contrast="auto"> bir </span><span data-contrast="auto">vitrin olarak bakarsa bu yönüyle dünya gayet kıymetli ve değerli bir yerdir.</span><span data-contrast="auto">’’</span><span data-contrast="auto">2</span><span data-contrast="auto"> Diyor.</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Evet. Yaşını başını almış ama dünya hır</span><span data-contrast="auto">sı adına çocuk ruhlu kalmış basit insanların </span><span data-contrast="auto">elde etmeye çalıştıkları makam, koltuk ve servetlerin dünya itibariyle</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-contrast="auto"> gazoz kapakları</span><span data-contrast="auto"> kadar değeri yok</span><span data-contrast="auto">tur</span><span data-contrast="auto">. </span><span data-contrast="auto">İnsanoğlu k</span><span data-contrast="auto">eşke bu hırsları</span><span data-contrast="auto">n</span><span data-contrast="auto">ı, insanlara fayda uğrunda kullanabilse</span><span data-contrast="auto">ydi</span><span data-contrast="auto">.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dünya ded</span><span data-contrast="auto">iğin bir yere kadar. Dünya senin olsa</span><span data-contrast="auto">, sonuçta</span><span data-contrast="auto"> yolun bir sonu var. </span><span data-contrast="auto">On yıl kadar önce</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-contrast="auto"> 2020’nin sonunda ölen</span><span data-contrast="auto"> Pierre Cardin’le alakalı bir hatıra okumuştum. </span><span data-contrast="auto">Meşhur Fransız Modacı </span><span data-contrast="auto">Pierre Cardin çok zengin birisiydi.</span><span data-contrast="auto"> Bir gün yardımcısıyla birlikte </span><span data-contrast="auto">P</span><span data-contrast="auto">aris</span><span data-contrast="auto">’</span><span data-contrast="auto">te </span><span data-contrast="auto">gezerken bir villaya rastlamış ve bu onun çok hoşuna gitmiş. </span><span data-contrast="auto">Yardımcısına dönmüş ve bu villanın sahibini araştırıp evi satın alma</span><span data-contrast="auto">s</span><span data-contrast="auto">ını istemiş. </span><span data-contrast="auto">Yardımcısı hafif şaşkın bir şekilde Pierre Cardin’e dönerek </span><span data-contrast="auto">‘’Efendim orası</span><span data-contrast="auto"> zaten</span><span data-contrast="auto"> sizin eviniz’’ demiş. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Pierre Cardin’le yardımcının </span><span data-contrast="auto">bu konuşmayı yaptığı zamanlarda</span><span data-contrast="auto">, P</span><span data-contrast="auto">ierre </span><span data-contrast="auto">Cardin’e ait yüz elliden fazla </span><span data-contrast="auto">evi</span><span data-contrast="auto"> bulunuyormuş</span><span data-contrast="auto">…Ve şu anda kendisi aramızda bulunmuyor</span><span data-contrast="auto">. </span><span data-contrast="auto">Karun kadar </span><span data-contrast="auto">malı olan</span><span data-contrast="auto"> bir</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto">çok kudretli kişinin şu an da aramızda bulunma</span><span data-contrast="auto">yış</span><span data-contrast="auto">ı</span><span data-contrast="auto"> gibi. Eğer</span><span data-contrast="auto"> kişi,</span><span data-contrast="auto"> insanlara faydalı bir işle meşgul değilse veya ahirete yönelik baki bir eseri </span><span data-contrast="auto">yoksa, yaşa</span><span data-contrast="auto">nılan</span><span data-contrast="auto"> bu hayatın bir ‘Gazoz kapağı kadar önemi yok</span><span data-contrast="auto">.</span><span data-contrast="auto">’</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İsteyenler yazarımızın Youtube kanalından</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto">bu yazının videosunu izleyebilir. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">https://youtu.be/f3hEF-fIsIo</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><strong>Hizmetten | Mithat Tayyar</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gazoz-kapaginin-degeri-ve-pierre-cardin-mithat-tayyar/">Gazoz kapağının değeri ve Pierre Cardin | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yok mu güzel bir haber? &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/yok-mu-guzel-bir-haber-mithat-tayyar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2020 11:00:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15852</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsanın en güçlü anı, acziyetini hissettiği andır. Acizliğini, fakirliğini ve kendini bildikçe yükselir insan. Hiç olduğunu, güçsüzlüğünü hissettikçe kendi benliğinden sıyrılır ve Yaradanına, sahibine doğru kanatlanıp uçmaya başlar. Allah Resulü’nün&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yok-mu-guzel-bir-haber-mithat-tayyar/">Yok mu güzel bir haber? | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın en güçlü anı, acziyetini hissettiği andır. Acizliğini, fakirliğini ve kendini bildikçe yükselir insan. Hiç olduğunu, güçsüzlüğünü hissettikçe kendi benliğinden sıyrılır ve Yaradanına, sahibine doğru kanatlanıp uçmaya başlar. Allah Resulü’nün ifadesi olarak rivayet edilen ‘‘Ey insanoğlu, nefsini (kendini) bilen rabbini bilir. Beni arayan beni bulur. Beni bulan bütün arzularına ve dahasına nail olur. Nail olur ve benden başkasını tercih etmez. Ey insanoğlu, mütevazi ol ki, beni bilesin… Açlığa alış ki, beni göresin… İbadetinde halis ol ki bana eresin.’’<sup>1</sup> şu kutsi hadisi bunu ne kadar güzel ifade eder. Maddi anatomisiyle, manevi hislerinde derinleşmesiyle kendini bilen, Rabbini bilir. Bunun aksine insan, benliğine takıldığı ölçüde şeytana yaklaşır, Allah’tan uzaklaşır.</p>
<p>Maddi olarak asfalta yapıştığımız, debbağın sevdiği deriyi yerden yere vurması gibi adeta yerlere pelesenk olduğumuz, sıkıntı üstüne sıkıntı yaşadığımız şu birkaç yıldır, acziyetimizi iliklerimize kadar hisseder olduk. Ne hapiste olan masumları, Yusufları dışarı çıkarabiliyor ne arafta kalmış muhacirlere tam yardım edebiliyor ne de kendimize ait maneviyatımızdaki sökükleri tam dikebiliyoruz. Şu an Yaradana olan itimadımızla, kozanın içinde vaktini bekleyen kelebekler gibi kanatlarımızın hür olacağı zamanı bekliyoruz.</p>
<p>Kimisi, her yeni günde sesleniyor etrafa, yok mu şafağı gören, ne zaman doğacak bu güneş diye. Kimisi de kendi içine doğru bir çığlık atıyor, en yüksek perdeden Rabbine ulaşsın diye. Heyhat ki; mal da O’nun, mülkte, dava da O’nun, biz de. Bu noktadan itibaren hikmet konuşur, bize de susmak.</p>
<p>Bütün bu uzun girişten sonra meseleleri şöyle izah edeyim. Füsusul Hikemde, Muhyiddin Arabi hazretleri, din anlatanların acziyetinden bahsediyor. Din anlatan kişi, Rabbini anlatmaya başlar. Derken davası büyür ve etrafa yayılmaya başlar. Bir süre sonra bazı sıkıntılar görülür. Ve artık sorunlar çözülemez hale gelir. Derken din anlatan kişi anlar ki dava ona ait değil, dava Allah’ın davası.<sup>2</sup> Onun vazifesi gösterişsiz bir şekilde dini anlatmak ve tohum saçmaktır. Karışmaz Allah’ın işine. Kul O’nun, dava O’nun, her şey O’nun. Perde olmamalı kişi Allah’ın davasına.</p>
<p>Bir gün Bilal Habeşi hazretleri Mescidi Nebevide otururlarken, arada bir kendinden geçer ve Allah diye inleyiverir. Etrafta bulunanlar bundan rahatsız olur, ama kimsede ona bir şey demez. En sonunda Hz. Ömer durumu Allah Resulü’ne bildirir. Resuli Ekrem Efendimiz, Bilal’i çağırtır ve neden böyle davrandığını sorar. Bunun üzerine Bilal habeşi, ‘‘Ya Resulullah, mescitte oturmuş ve Rabbimizin hidayeti üzerine tefekkür ediyordum. ‘‘Ey Resulüm, Sen sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin. Fakat Allah’dır ki kimi dilerse ona hidayet verir ve O hidayete erecekleri daha iyi bilendir.’’<sup>3</sup> Bu ayeti düşündüm. Sonrasında aklıma şu geldi. Hidayeti vermek Allah’ın elinde, şayet hidayet vermek sizin elinizde olsaydı, benim gibi zenci bir köleye hidayet sırası acaba ne zaman gelirdi. İnsanlara hidayeti vermek, Allah’ın elinde olduğu için buna şükrediyordum. İşte buna hayret ediyordum’’ dedi.</p>
<p>Allah Resulü aleyhisselatü vesselam, Mekke’nin sıkıntılı yıllarındayken, bir gün yolda gidiyordu. İleride Yasir ailesine eziyet edildiğini gördü. Onları bu durumdan kurtaramıyordu. Ümmetin firavunu Ebu Cehil onlara eziyet ediyordu. Allah Resulü, onlara sabır diledi ve ‘‘Allah’ım, Sen, Yasir ailesini bağışla!’’ diyerek dua etti. Ardından ‘‘Sabredin ey Yasir ailesi, size müjdeler olsun. Sizin mükafatınız Cennettir.’’<sup>4</sup> buyurdu. İnsan mükafatı bu dünyada da bekliyor, ama elden ne gelir. Yasir ailesi orada şehit olmuştu.</p>
<p>Dünyanın en yakışıklı, en zeki insanı olmak da kişiyi kral yapmıyor. Bazen Yusuf gibi hapiste kalıyor insan. Ama her şeyi takdir eden Zat, zamanı gelince küçücük bir sebeple, devrin kralına gösterdiği bir rüya ile Yusuf’u kozasından çıkarıveriyor.</p>
<p>Son olarak şunu söyleyeyim ki: Allah Resulü Taif’ten dönerken ki anını, en aciz, en sıkıntılı anı olarak ifade ediyor. Ama gelin görün ki, Allah’ın en büyük yardımı da o zaman geliyor. Hiçliğe erdikçe, Rabbine sığınıp O’nu bildikçe yükseliyor. Şu an bize düşen vazife de acziyetimiz içinde hiçliğe erip, içimize doğru derinleşerek, elimizden gelenin en iyisini ortaya koymaktan başka bir şey olmasa gerek. Kozadaki kelebekler gibi uçmayı bekliyoruz. Ama kimi bu dünyada uçacak, kimi ahirete kanat çırpacak.</p>
<p>Her şey Sen’den, Sen Ganiysin.</p>
<p><strong>Hizmetten | Mithat Tayyar</strong></p>
<p>Dipnotlar:<br />
<sup>1</sup> Acluni, Keşfül Hafa, 2/276.<br />
<sup>2</sup> Füsusul Hikem MEB. Yayınları.<br />
<sup>3</sup> Kasas Suresi 56.<br />
<sup>4</sup> İbn Sad, Tabakat, 3/249; İbn Hişam, Sire 1/342.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/yok-mu-guzel-bir-haber-mithat-tayyar/">Yok mu güzel bir haber? | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Duyduğunu söylemek! &#124; Barış Cem Kaya sordu Mithat Tayyar cevapladı</title>
		<link>https://hizmetten.com/duydugunu-soylemek-baris-cem-kaya-sordu-mithat-tayyar-ceevapladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2020 11:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[barış cem kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<category><![CDATA[Söylemek]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15610</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat, 49/6.) “Her duyduğunu söylemesi kişiye yalan olarak&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/duydugunu-soylemek-baris-cem-kaya-sordu-mithat-tayyar-ceevapladi/">Duyduğunu söylemek! | Barış Cem Kaya sordu Mithat Tayyar cevapladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><strong>“Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat, 49/6.) </strong></p>
<p><strong>“Her duyduğunu söylemesi kişiye yalan olarak yeter!” (Müslim, Mukaddime, 5.) </strong></p>
<p>Hizmetten.com YouTube kanalı Perşembe akşamları CANLI sohbetlerine devam ediyor. Birbirinden değerli konukların yer aldığı programımızın konuğu İlahiyatçı Yazar Mithat Tayyar idi.</p>
<p>Barış Cem Kaya&#8217;nın moderatörlüğünde gerçekleşen programın konusu &#8220;Duyulan meselelere&#8221; ne kadar itibar edilmesi gerektiği idi.</p>
<p>İlginç anektod ve kıssaların yer aldığı bu muhteşem sohbeti YouTube ve Podcast kanallarımızdan izleyebilirsiniz.</p>
<div class="epyt-video-wrapper"><iframe  id="_ytid_85420"  width="1170" height="658"  data-origwidth="1170" data-origheight="658" src="https://www.youtube.com/embed/YRYblxWSd3M?enablejsapi=1&#038;autoplay=0&#038;cc_load_policy=0&#038;cc_lang_pref=&#038;iv_load_policy=1&#038;loop=0&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;playsinline=1&#038;autohide=2&#038;theme=dark&#038;color=red&#038;controls=1&#038;disablekb=0&#038;" class="__youtube_prefs__  epyt-is-override  no-lazyload" title="YouTube player"  allow="fullscreen; accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen data-no-lazy="1" data-skipgform_ajax_framebjll=""></iframe></div>
<h3>SOUNDCLOUD</h3>
<p><iframe src="https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/tracks/949603708&amp;color=%23ff5500&amp;auto_play=false&amp;hide_related=false&amp;show_comments=true&amp;show_user=true&amp;show_reposts=false&amp;show_teaser=true" width="100%" height="166" frameborder="no" scrolling="no"></iframe></p>
<div style="font-size: 10px; color: #cccccc; line-break: anywhere; word-break: normal; overflow: hidden; white-space: nowrap; text-overflow: ellipsis; font-family: Interstate,Lucida Grande,Lucida Sans Unicode,Lucida Sans,Garuda,Verdana,Tahoma,sans-serif; font-weight: 100;"><a style="color: #cccccc; text-decoration: none;" title="Hizmetten" href="https://soundcloud.com/hizmetten" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Hizmetten</a> · <a style="color: #cccccc; text-decoration: none;" title="&quot;Duyduğunu anlatmak günah olarak yeter&quot; | Mithat Tayyar-Barış Cem Kaya" href="https://soundcloud.com/hizmetten/duydugunu-anlatmak-gunah-olarak-yeter-mithat-tayyar-baris-cem-kaya" target="_blank" rel="noopener noreferrer">&#8220;Duyduğunu anlatmak günah olarak yeter&#8221; | Mithat Tayyar-Barış Cem Kaya</a></div>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/duydugunu-soylemek-baris-cem-kaya-sordu-mithat-tayyar-ceevapladi/">Duyduğunu söylemek! | Barış Cem Kaya sordu Mithat Tayyar cevapladı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olumsuz Davranışlar Karşısında Peygamberimizin Tavrı-4 &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/15562-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Dec 2020 11:00:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15562</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz. Peygamber ise bu madde üzerinde henüz anlaşmadıklarını söyleyince Kureyş delegesi: ‘‘Oğlumun geri verilmemesi durumunda hiçbir şey üzerinde seninle anlaşmayacağım’’ dedi. Daha sonra Ebû Cendel, “Ey Müslümanlar! Müslüman olarak geldiğim&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/15562-2/">Olumsuz Davranışlar Karşısında Peygamberimizin Tavrı-4 | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Peygamber ise bu madde üzerinde henüz anlaşmadıklarını söyleyince Kureyş delegesi: ‘‘Oğlumun geri verilmemesi durumunda hiçbir şey üzerinde seninle anlaşmayacağım’’ dedi. Daha sonra Ebû Cendel, “Ey Müslümanlar! Müslüman olarak geldiğim halde dinim konusunda beni fitneye düşüren, bana her türlü işkenceyi yapan müşriklere beni iade mi edeceksiniz?” dedi. Ebû Cendel&#8217;in konuşması ve görüntüsü Müslümanları derinden sarsmıştı. Babası tarafından yıllarca zincirlere vurularak hapsedilmişti. İşkenceye maruz kalmıştı. Allah Resulü: ‘‘Ey Ebû Cendel! Sabret. Allah sana sabretmenin karşılığını verecektir, sen ve seninle birlikte olan mazlumlara Allah yakında bir kurtuluş yolu verecektir. Biz bu kavimle bir sulh antlaşması yaptık. Bundan dolayı seni onlara veriyoruz” dedi. duruma çok içerleyen Hz. Ömer, Rasûlüllah’a gelerek: “Sen gerçekten Allah’ın Peygamberi değil misin?” dedi. Hz. Peygamber: “Evet, Allah’ın peygamberiyim” dedi. Yine Hz. Ömer “Bizler hak yolda, düşmanlarımız ise batılda değil mi? diye sorunca Efendimiz: “Evet” dedi. “Ben Allah’ın Rasûlüyüm, hiçbir konuda ona isyan edemem, o bana yardım edecektir” diyerek sözlerine devam etti. Allah Resulünün verdiği cevaptan tatmin olmayan Hz. Ömer, aynı soruyu Hz. Ebû Bekir’e sordu. Ebû Bekir de Efendimizin verdiği cevaba benzer cevap verdi.<br />
Hudeybiye antlaşmasında Hz. Ali’nin, Hz. Peygamber’in ‘‘Bismikellâhümme ve Muhammed b. Abdillah’’ yaz emrini yerine getirmekten kaçınması, Allah Rasûlü’ne karşı olduğu için değildir. Onun böyle davranması, nübüvvet makamına saygısı, Allah Rasûlü’ne sevgisi ve İslâm’a bağlılığındandır. Hz. Ömer’in davranışında etkili olan nokta ise, İslâm’a girdiği için zulme uğrayan ve bu durumdan kurtulmak için bir yolunu bularak zincirli bir şekilde Müslümanlara sığınan Ebû Cendel’in antlaşma gereğince iade edilmesidir. Aslında bu hâdise bütün Müslümanlara ağır gelmiştir. Herkes bu meseleyi kendi içerisinde tartışırken Hz. Ömer toplumun sözcüsü niteliğinde durumu Efendimizle konuşmayı tercih etmiştir. Onun ‘Sen gerçekten Allah’ın peygamberi değil misin? sorusu ağır bir ifadedir. Ancak Allah Resulünün ona verdiği ‘Evet’ cevabı bir o kadar anlamlıdır. Çünkü Efendimiz, Hz. Ömer’in olayın etkisi altında duygu ve hislerine hâkim olamadığını düşünerek bu davranışından dolayı kendisini kınamamıştır. Olayın sıcaklığından dolayı yaptığı hatanın farkında olmayan Hz. Ömer daha sonra ‘‘Söylediğim sözden korktuğum için, Allah’ın affına mazhar olmayı ümit ederek o gün yaptığım hareketten dolayı sadaka verir, oruç tutar, namaz kılar ve köle azat ederdim.’’ Demiştir.<br />
Hudeybiye antlaşması imzalandıktan sonra Allah Resulü: ‘‘Kalkınız, kurbanlarınızı kesiniz sonra da tıraş olunuz’’ dedi. Hatta bu uyarıyı üç defa tekrarlamasına rağmen hiç kimse bu yönde bir harekette bulunmadı. Bunun üzerine Efendimiz, hiç kimse emri yerine getirmeyince hanımı Ümmü Seleme’ye gelerek durumu anlattı. Ümmü Seleme: ‘‘Ey Allah’ın Nebisi! Bunun olmasını istiyorsan, hiç kimseyle konuşmadan kurbanını kes, tıraşını ol’’ önerisinde bulundu. Allah Resulü, hiç kimseyle konuşmadan kurbanını kesip tıraş oldu. Ashâb, Efendimizin bu hareketini görünce kurbanlarını kesip tıraş oldular. Hatta üzüntü ve kederlerinden dolayı neredeyse birbirlerini öldüreceklerdi.<br />
Kabe’yi tavaf edeceklerine dair Efendimizinin rüyasının gerçekleşeceğine kesin gözüyle bakan, bu amaçla Medine’den hareket eden Müslümanlar, ümitlerinin boşa çıkmasından dolayı hayal kırıklığına uğramışlardır. Bu durum Müslümanların, Hz. Peygamber’in emrini geciktirmelerine sebep olmuştur. Şartları zorlamışlar belki bir ümit tavaf yaparız diye düşünmüşlerdi.<br />
Görüldüğü üzere Allah resulü hiçbir zaman emrine yüzde yüz harfiyen uyulan biri değildi. Etrafında ister mümin olsun ister müşrik olsun olumsuz tavır takınan kişiler vardı. Ama O, bu meseleleri en güzel şekliyle karşılık vererek çözüyordu.</p>
<p>Buhari, Şurut 15.<br />
İbn Hişam, es-Siretü’n-Neeviyye, III-IV, 317.<br />
İhsan Arslan, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi C.12, Sayı 3.</p>
<p><strong>Hizmetten | Mithat Tayyar</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/15562-2/">Olumsuz Davranışlar Karşısında Peygamberimizin Tavrı-4 | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olumsuz davranışlar karşısında peygamberimizin tavrı-2 &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/olumsuz-davranislar-karsisinda-peygamberimizin-tavri-mithat-tayyar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2020 11:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Peygamberimizin, zina yapmak isteyen gence karşı tavrı: Bir gün Resulüllah’ın huzuruna genç bir delikanlı gelerek zina etmek için izin istedi. Orada bulunanlar, hayretler içinde genci ayıplamaya, terslemeye, hatta bağrışmaya başladılar.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olumsuz-davranislar-karsisinda-peygamberimizin-tavri-mithat-tayyar/">Olumsuz davranışlar karşısında peygamberimizin tavrı-2 | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamberimizin, zina yapmak isteyen gence karşı tavrı:</p>
<p>Bir gün Resulüllah’ın huzuruna genç bir delikanlı gelerek zina etmek için izin istedi. Orada bulunanlar, hayretler içinde genci ayıplamaya, terslemeye, hatta bağrışmaya başladılar. Resulüllah ise, yumuşak bir sesle “yaklaş” buyurdu. Sonra gencin doğruyu bulması için şu soruları sordu: “Annenle zina yapılmasını ister misin?” Genç: “Yoluna kurban olayım, hayır istemem ya Resulallah!” diye cevap verdi. Hz. Peygamber: “Diğer insanlar da anneleriyle zina yapılmasını istemezler” diyerek gence soru sormaya devam etti: “Peki, kızın için böyle bir şey düşünür müsün?” Genç: “Olamaz, ya Resulallah!” dedi. O, insanların da kızları için zinadan hoşlanmayacaklarını belirtti ve aynı şekilde kız kardeşi, halası ve teyzesi için de benzeri soruları sordu, aldığı cevaplar üzerine insanların da bu mahremleri hakkında zinaya razı olmayacaklarını ifade ettikten sonra elini gencin göğsüne koyup: “Ya Rabbi! Bunun günahını bağışla, kalbini temizle ve namusunu muhafaza et!” diye duada bulundu. Genç tam manasıyla ikna olmuş ve onun duasıyla itmi’nâna kavuşmuş olarak Resulüllah’ın huzurundan ayrıldı; bir daha kesinlikle herhangi bir kötülüğe meyletmedi.<sup>1</sup></p>
<p>Kaynaklar bu gencin ‘Cüleybib’ olduğunu söylüyor. Delikanlı, Allah Resulünün huzuruna gelmiş ve özgür bir ortamda soru sormuştu. İçinden geçenleri özgürce ifade etmişti. Mescitte bulunanların gence kızmasına rağmen, Allah Resulü delikanlıyı ikna edici bir şekilde sorularını cevaplamıştı. Efendimizin sadece Cüleybib’in sorusuna cevap vermemiş, işi tamamen neticeye erdirip sorunu çözme adına, onu evlendirmek istemişti. Bu olaydan sonra Allah Resulü, Cüleybîb’i evlendirmek için bir sahâbîye: ‘‘Kızına talibim’’ dedi. Kızını kendisi için istediğini zanneden sahâbî: ‘‘İsteğin başım gözüm üzerine, onur ve şeref duyarım Ya Resulallah’’ diyerek sevincini belirtti. Yanlış anlaşıldığını düşünen Efendimiz, kızını kendim için değil Cüleybîb için istiyorum değince, sahabî durakladı ve: ‘‘Annesiyle görüşmem ve onun iznini almam’’ gerekir diyerek evine gitti. Kızına Peygamberimizin talip olduğunu söyleyince hanımı bu habere çok sevindi. Onun bu sevincini gören eşi, kızımızı Peygamberimiz kendisi için istemiyor deyince, eşinin sevinci yarıda kaldı ve şaşkınlık içerisinde ‘‘Kim için istiyor’’ diye sordu. Eşi: ‘‘Cüleybîb’’ diye cevap verdi. Hanımı, Cüleybîb’in daha önceki hayatına nispetle ‘‘Ne Cüleybîb mi? Kızımızı kimler istedi de hiçbirine vermedik. Hz. Peygamber Cüleybîb’den başkasını bulamamış mı? diye ileri geri söylenmeye başladı. Eşinin bu olumsuz tavrını gören sahâbî, Resulüllah’a Cüleybîb’e kızlarını vermeyeceklerini söylemek üzere ayağa kalktı. Anne ve babasının konuşmalarını duyan genç kız: ‘‘Kendisini evlendirmek için aracılık yapanın kim olduğunu’’ sorunca annesi: ‘‘Resulüllah’’ diye cevap verdi. Bunun üzerine genç kız: ‘‘Resulüllah beni birine uygun görüyor, siz buna karşı çıkıyor ve bu teklifi reddediyorsunuz, öyle mi? Resulüllah beni birine uygun görüyorsa, siz de uygun görün. Zira o, benim aleyhime olacak bir şeyi yapmaz’’ diyerek Efendimize olan bağlılığını ortaya koydu. Aile, Peygamberimize haber göndererek kızlarının Cüleybîb ile evlenebileceğini bildirdi. Bu duruma çok sevine Allah’ın elçisi, bu iki çifti evlendirdi. Çıktığı bir savaşta şehit düşen Cüleybîb hakkında Allah Resulü: ‘‘O bendendir, ben de ondanım’’ diyerek ona olan sevgisini ortaya koymuştur.<sup>2</sup></p>
<p><sup>1</sup> Ahmed B. Hanbel, V, 256-257.</p>
<p><sup>2</sup> Ahmed b. Hanbel, III, 136; IV,422, 425; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 131; Muhammed Yusuf el- Kandehlevî, Hayâtü’s-Sahâbe, Dâru’l-Kalem, Beyrut 1993, II, 671-672.</p>
<p><strong>Hizmetten | Mithat Tayyar</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olumsuz-davranislar-karsisinda-peygamberimizin-tavri-mithat-tayyar/">Olumsuz davranışlar karşısında peygamberimizin tavrı-2 | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Olumsuz davranışlara karşı peygamberimizin tavrı-1 &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/olumsuz-davranislara-karsi-peygamberimizin-tavri-1-mithat-tayyar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2020 11:00:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15065</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah Resulü, meleklerin içine değil, hatasıyla sevabıyla normal insanların içine gönderildi. Etrafında bulunanlar içinde sabırlısı, sabırsızı, güçlüsü, zayıfı, genci ve yaşlısı vardı. Bu kişiler yani sahabe efendilerimizin bir kısmı şehir&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olumsuz-davranislara-karsi-peygamberimizin-tavri-1-mithat-tayyar/">Olumsuz davranışlara karşı peygamberimizin tavrı-1 | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Allah Resulü, meleklerin içine değil, hatasıyla sevabıyla normal insanların içine gönderildi. Etrafında bulunanlar içinde sabırlısı, sabırsızı, güçlüsü, zayıfı, genci ve yaşlısı vardı. Bu kişiler yani sahabe efendilerimizin bir kısmı şehir ve medeniyet görmüşken bir diğer kısmı köyde veya çölde yaşıyordu. Bu sebeple Peygamber Efendimiz farklı zamanlarda, insanların farklı muameleleriyle karşılaşıyor ve onların davranışlarına kendine has tavırlarla karşılık veriyordu. Efendimizin, ashabını yetiştirirken ki gösterdiği metotlar bizim üzerinde hassasiyetle dikkat etmemiz gereken hususlardır. Allahü Teala, Kuran’da peygamberimizin davranışlarını övmüş ve bizim de onu örnek almamızı buyurmuştur.<sup>1</sup> Bu yazıyı farklı örneklerle birkaç seri halinde devam ettirmeye çalışacağım.</p>
<p>Peygamberimizin, ezana saygısızlık eden gence karşı tavrı:</p>
<p>İlerde Müslüman olacak, sahâbeden Ebû Mahzûre başından geçen olayı şöyle anlatıyor: Allah Resulü, Huneyn savaşından dönüyordu. Ben de hepsi Mekkeli olan on kişilik bir grup gençle beraberdim. Gönlüm gerçek anlamda İslâm’a ısınmamıştı. Bu esnada Resulüllah’ın müezzini Bilal ezan okumaya başladı. Biz de bir köşeye saklanıp müezzinin sesini alay ederek tekrarlamaya başladık. Yaptıklarımızı Resulüllah da duymuştu. Ezan bittikten sonra ‘Şunların içinde güzel sesli biri var’ diye gönderdiği adamlar bizi alıp onun huzuruna götürdüler. Yanına vardığımızda: ‘‘Güzel sesli hanginiz’’ diye sordu. Arkadaşlarım beni gösterdiler. Resulüllah beni yanına çağırdı ve ezan okumamı istedi. Bu esnada Allah Resulünden hiç hoşlanmadığım halde çaresizlik içerisinde önünde ezan okudum. Ezanı bitirdiğim zaman bana bir miktar para verdi. Daha sonra da alnımı öpüp sırtımı sıvazladı. Bunun üzerine ben de: ‘‘Ey Allah’ın elçisi, Mekke’de ezan okumama izin verir misin’’ dedim. O da izin verdiğini söyledi. İşte o anda bende Resulüllah’a karşı duyduğum hoşnutsuzluktan eser kalmadı, gönlüm ona karşı sevgi ile doldu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Allah Resulü, Mekke’yi fethettiğinde herkes İslam’a girmemişti. Hatta bırakın İslama’a girmeyi, birde içlerinde ona karşı kin duyanlar vardı. İçlerinde hissettikleri bu sıkıntıyı, okunan ezanı sabote ederek ortaya çıkaran gençleri, Peygamber efendimiz fark ettiğinde, ‘‘Siz nasıl olurda İslam’a, ezana saygısızlık edersiniz.’’ deyip cezalandırmamış, dövdürmemiş ve öldürmemişti. Halbuki bunu yapacak güç ve kudreti vardı. Ama o bunun yerine gençlerin içindeki güzel sesli olana odaklanmış, ona hediyeler, gümüş paralar vermiş ve ona iltifat etmiş. Onun kalbini kazanmıştı. Efendimiz, Ebu Mahzure’nin başını okşamıştı. Ebu Mahzure, Resulullahın okşadığı alnına düşen saçını ölene kadar kestirmemişti. Efendimizin başını okşadığı yer ölene kadar ağarmamıştı.<sup>2</sup></p>
<p><sup> </sup><sup> </sup><sup>1</sup> Ahzab 21.</p>
<p><sup>2</sup> İbn Mace, Ezan 2; Nesai, Ezan 3-6; Ahmed B. Hanbel, Müsned,III, 408-409.</p>
<p><strong>Hizmetten | Mithat Tayyar</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/olumsuz-davranislara-karsi-peygamberimizin-tavri-1-mithat-tayyar/">Olumsuz davranışlara karşı peygamberimizin tavrı-1 | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ebu Cehil Sessizce Kur&#8217;an Dinlerken &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/ebu-cehil-sessizce-kuran-dinlerken-mithat-tayyar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2020 11:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu Cehil]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14932</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah Resulü &#8216;ne peygamberlik gelmişti. Allah, ondan İslam’ı insanlara tebliğ etmesini istiyordu. Bir süre, yakınlarından başlayarak, insanları gizli gizli İslam’a davet etti. Daha sonra açıktan tebliğ dönemi başladı. Artık herkese&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ebu-cehil-sessizce-kuran-dinlerken-mithat-tayyar/">Ebu Cehil Sessizce Kur&#8217;an Dinlerken | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Allah Resulü &#8216;ne peygamberlik gelmişti. Allah, ondan İslam’ı insanlara tebliğ etmesini istiyordu. Bir süre, yakınlarından başlayarak, insanları gizli gizli İslam’a davet etti. Daha sonra açıktan tebliğ dönemi başladı. Artık herkese açıktan İslam’ı anlatıyor ve Kabe’ye giderek orada namaz kılıyordu. Mekke’nin önde gelenleri ise bu olaya çok kızıyor ve onun her adımını takip ediyorlardı. Onun okuduğu Kur’an çok hoşlarına gidiyordu. Bu okuduğu şiir değildi, ama sihir gibi bir şeydi. Ebu Cehil ve Ebu Süfyan gibi Mekke’nin önde gelenleri Kur’an’ı dinlemek istiyor, ama diğer insanların bunu görmesinden ve İslam’a girmesinden korktuklarından oradan hemen ayrılıyorlardı.</p>
<p>Allah Resulü ’ne, gece namazları kendisine farz kılınmasından itibaren, geceleri kalkıp evinde veya evinin bahçesinde namaz kılıyor ve namazda Kur’an’ı sesli okuyordu. Öyle bir Kur’an okuyuşu vardı ki, adeta bülbüller bile susuyordu. Onun Kur’ân okuyuşu, bazen şafak atıncaya kadar sürerdi. Mekkeli müşrikler her ne kadar onun peygamberliğini inkâr etseler de güzel sesinden ve Kur’ân’ın cezbesinden kendilerini alamıyorlardı. Bir gece, Mekke’nin ileri gelen müşriklerinden Ebu Süfyan, Ebu Cehil ve Ahnes birbirlerinden haberleri olmaksızın evlerinden çıkmışlar ve Efendimiz’in evinin yakınlarına gelerek gizlenmişlerdi. Allah Resulü’nün Kur’ân okuyuşunu dinlemek istiyorlardı. Fakat bunu yaparken de kimseye görünmek istemiyorlardı. Gidip Efendimiz’in evinin etrafına oturdular. Her biri, diğerinin orada bulunduğunu bilmiyordu. O sırada Peygamber Efendimiz de evinde namaz kılmaktaydı. Gecenin karanlığında, yıldızların altında, içleri aydınlatan bir nur gibi güzel sesiyle açıktan Kur’ân okuyordu. Şafak atıncaya kadar onun Kur’ân okuyuşuna mest olarak, onu dinlediler, sonra oradan ayrıldılar. Yolda birbirlerine rastlayınca, birbirlerini ayıpladılar. Yazıklar olsun bize, biz neler yapıyoruz böyle, dediler ve:</p>
<p>“Artık bir daha buraya gelip Kur’ân dinlemeyelim. Eğer aramızdaki bazı beyinsizler bizi görecek olurlarsa kalplerine şüphe düşer.” dediler. Sonra da oradan ayrıldılar. Ertesi gece yine hepsi aynı yere gelip Peygamber Efendimiz’in evinin etrafında toplandılar ve Kur’ân-ı Kerim’i dinlemeye başladılar. Hepsi de: “Nasıl olsa dün sözleştik. Birbirimizi ayıpladık. Bugün gelmezler.” diye düşünüyordu. Şafak ağarıncaya kadar orada durdular. Tam evlerine gitmek için ayrılmışlardı ki yolda yine birbirleriyle karşılaştılar ve aynı davranışları tekrarlamamak üzere birbirlerine yeniden söz verdiler ve oradan uzaklaştılar. Üçüncü gece herkes yine aynı yere geldi. Ve yine Peygamber Efendimiz’i şafak ağarıncaya kadar dinleyip oradan ayrıldıklarında yine birbirleriyle karşılaşınca:</p>
<p>“Tekrar Muhammed’in evinin yanına gelip Kur’ân dinlememek üzere birbirimize yemin etmeden buradan ayrılmayalım.” diyerek yeminleştiler ve oradan ayrıldılar.</p>
<p>Evet, Kur’ân mucizeydi, çok güzeldi. Allah Resulü de güzel sesiyle onun hakkını veriyor, onu sesiyle güzelleştiriyordu. Onlar müşrik de olsalar Kur’ân’ın cazibesinden kendilerini alamıyorlardı. Bir çalgı aletinin usta ellere geçince, güzel notalarla sıralandığı gibi Kur’ân’da Efendimiz’in dilinden dökülünce etrafındakileri mest ediyordu. Bir de bu okuyuşu, hal ve tavrına aksedip, Efendimiz ahlakıyla Kur’ânlaşınca, etrafındakilerin yanında bir güneş gibi parlıyordu.</p>
<p><strong>Hizmetten | Mithat Tayyar</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ebu-cehil-sessizce-kuran-dinlerken-mithat-tayyar/">Ebu Cehil Sessizce Kur&#8217;an Dinlerken | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kötülüğün içinde doğanlar &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/kotulugun-icinde-doganlar-mithat-tayyar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Nov 2020 11:00:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazen bir film izlersiniz. Filmde, etrafı haydut, hırsız ve katillerle dolu bir çocuk vardır. Nereye dönse onları görür. Onlar her yerdedir. Bir meclise otursa, iki kişinin: ‘‘Ya kardeşim, geçen gün&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kotulugun-icinde-doganlar-mithat-tayyar/">Kötülüğün içinde doğanlar | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen bir film izlersiniz. Filmde, etrafı haydut, hırsız ve katillerle dolu bir çocuk vardır. Nereye dönse onları görür. Onlar her yerdedir. Bir meclise otursa, iki kişinin: ‘‘Ya kardeşim, geçen gün ne oldu biliyor musun? Halı fabrikasında çalışan gece bekçisi arkadaşımla konuştuk. Daha sonra anlaştığımız gibi, salı akşamı fabrikayı soymaya gittik. O gece tesadüfe bak, iş yeri sahibi fabrikayı denetlemeye gelmesin mi? Az kalsın yakalanıyorduk. Neyse ki ucuz atlattık. O gidince malları alıp kaçtık.’’ gibi bir konuşmaya şahit olur ya da ‘‘Dayı, o işler bizden sorulur. Geçen gün falan yere usulsüz bir akaryakıt istasyonu açacaktık. Belediye izin vermiyordu. Biz de bakana rüşvet verdik. İşi tepeden hallettik.’’ türünden konuşmalarıyla büyür. Peki bu çocuk büyünce nasıl biri olacaktır? Tahmin etmek zor değil, tabi ki işini çok kolay halleden, kabadayı, eli silahlı biri olur. Peki gerçek hayatta kötülüğün içinde doğanlar ne olacak. Bu bir kader mi?</p>
<p>Allah, bu dünyada adalet, hikmet ve rahmetiyle muamelede bulunur. İnsanları farklı cinsiyette, farklı özellikte, farklı zaman ve mekânda yaratmakla birlikte onlara kendi şartlarına uygun seçenek sunar ve ona göre hesaba çeker. Ve yine her şahsa akıl ve vicdan verilmiştir. Herkes aklıyla iyiliği ve kötülüğü bilir. Herkes yalan söylese de vicdan yalan söylemez. Hırsızlığın kötü olduğunu herkes bilir. Hatta çete reislerinin, elemanlarına karşı söylediği klişe bir sözü vardır: ‘‘Ey hırsız kardeşlerim! Şunu iyi bilin. Hayatta en sevmediğim şey; benden bir şeyin çalınmasıdır. Herkesi affederim, ama benden çalanı asla.’’ İşte bu ortamda yaratılanların da seçme ve tercih fırsatları vardır. Firavunun sarayında bile olsa, vicdanının güzelliklerini takip eden Musalar ve Asiyeler her zaman olmuştur ve olacaktır. Allah Resulü, kötülük ortamında olanların, bulundukları ortamdan sıyrılmaları gerektiğini ısrarla vurgular. Çünkü kötülük ikliminde bulunanlar, vicdanlarıyla doğruyu bulsalar bile bir süre sonra bu ortamın olumsuzluklarından etkilenirler ve yeniden kötülüğe dönmeleri kuvvetle muhtemeldir. Peygamber Efendimiz, kötü ortamlardan uzak kalmayla ilgili arkadaşlarına şöyle bir olay anlatır:</p>
<p>&#8220;Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir râhib tarif edildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânının olup olmadığını sordu. Râhib: &#8217;Hayır yoktur!&#8217; dedi. Herif onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı.&#8221;</p>
<p>&#8220;Adamcağız, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine âlim bir kişi tarif edildi. Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tövbe imkânı olup olmadığını sordu. Âlim: &#8217;Evet, vardır, seninle tövben arasına kim perde olabilir?&#8217; dedi. Ve ilâve etti: &#8217;Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zîra orada Allah&#8217;a ibadet eden kimseler var. Sen de onlarla Allah&#8217;a ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer.'&#8221;</p>
<p>&#8220;Adam yola çıktı. Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilâfa düştüler. Rahmet melekleri: &#8217;Bu adam tövbekâr olarak geldi. Kalben Allah&#8217;a yönelmişti.&#8217; dediler. Azab  melekleri de: &#8217;Bu adam hiçbir hayır işlemedi.&#8217; dediler.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Onlar böyle tartışırken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar. Hakem onlara: &#8217;Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin.&#8217; dedi. Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri aldılar.&#8221;<sup>1</sup></p>
<p>Üstad hazretlerinin güzel bir sözü var: ‘‘Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.’’ diye. İnsan, hep iyiyi ve güzeli tercih etmeli. İyi olana fokuslanmalı. İyi insanlarla birlikte olmalı. İyilik atmosferinden uzak kalmamalı. Aksi takdirde insan her an günah deryalarına dalabilir. İsyan denizlerine yelken açabilir…</p>
<p><sup>1</sup> Buharî, Enbiya 50; Müslim, Tövbe 46, (2766); İbnu Mâce, Diyât 2, (2621)</p>
<p><strong>Hizmetten | Mithat Tayyar</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kotulugun-icinde-doganlar-mithat-tayyar/">Kötülüğün içinde doğanlar | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
