<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>meşveret arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/mesveret/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/mesveret/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 15 Oct 2023 08:32:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>meşveret arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/mesveret/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>CUMA HUTBESİ &#124;İstişare</title>
		<link>https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-istisare/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Nov 2022 21:49:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cuma Hutbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[İSTİŞARE]]></category>
		<category><![CDATA[meşveret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28022</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konu ile ilgili ayet ve hadis: وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَأَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-istisare/">CUMA HUTBESİ |İstişare</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konu ile ilgili ayet ve hadis:</p>
<p>وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ</p>
<p>وَأَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ</p>
<p>عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : وَمَنِ اسْتَشَارَهُ أَخُوهُ الْمُسْلِمُ ، فَأَشَارَ عَلَيْهِ بِغَيْرِ رُشْدٍ ، فَقَدْ خَانَهُ ، وَمَنْ أَفْتَى بِفُتْيَا غَيْرِ ثَبْتٍ ، فَإِنَّمَا إِثْمُهُ عَلَى مَنْ أَفْتَاهُ &#8221;</p>
<p>Aziz ve Muhterem kardeşlerim; Hutbemizin konusu İstişarenin dinimizdeki yeri ve istişare adabı hakkında olacaktır.</p>
<p>İSTİŞARE; İnsanların cüz’i ve ferdi bir konuda görüş alışverişinde bulunması anlamında bir terimdir. Herhangi bir konuda doğruya ulaşmak veya yaklaşmak için bir başkasının<br />
görüşüne başvurma anlamına gelir.</p>
<p>Danışma, fikir alış-verişinde bulunma işi için “Meşveret” kelimesi kullanılır.</p>
<p>Külli ve genel konularda “Şûra” kelimesini kullanırız.</p>
<p>Kur’ân-ı Kerim, açık ve net olarak, istişareyi Müslümanların zaruri vasfı olarak zikretmiş ve istişarenin, hayatın bütün birimlerinde vazgeçilmez bir esas olarak uygulanmasını inananlara emretmiştir.</p>
<p>Mesela, Şûrâ Sûre-i Celîlesi’nde, وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ</p>
<p>وَأَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ <em> </em><em>“Onlar (öyle kimselerdir) ki, Rabblerinin çağrısına icabet eder ve <strong>1-</strong> namazı dosdoğru kılarlar; <strong>2-</strong> onların işleri kendi aralarında şûrâ iledir; <strong>3-</strong> kendilerine rızık olarak verdiğimizden de infakta bulunurlar</em><sup>  [Şûrâ sûresi, 42/38.]</sup> beyan-ı sübhanisinde, <strong>meşvereti namaz ve infakla birlikte zikretmek suretiyle</strong> onun, mü’min bir toplum için en hayatî bir vasıf ve ibadet ölçüsünde bir muamele olduğunu hatırlatmıştır. <strong>Şûrâyla alâkalı ayetin içinde bulunması</strong> nedeni ile bu <strong>sûreye “Şûrâ</strong>” isminin verilmesi de gayet mânidârdır!</p>
<p>‘’Şûrâ, ilk mirasçılar gibi günümüzün kudsîleri için de en hayatî bir vasıf, en esaslı bir kuraldır. <strong>Kur’ân’a göre o, mü’min bir toplumun en bariz alâmeti ve İslâm’a gönül vermiş bir cemaatin en önemli hususiyetidir.’’</strong></p>
<p>Hatalardan korunmanın, yapılan işlerin istikamet üzere gitmesinin garantisi, meşverettir. Meşveret, yapılacak işlere herkesin iştirakini sağlar.</p>
<p>Hz. Peygamber (s.a.v) istişâreye teşvik etmiştir. Ebû Hureyre (r.a), Rasûlullah&#8217;tan (s.a.v) daha çok ashabıyla<br />
istişâre eden kimse görmediğini belirtmektedir. (Tirmizî,Cihâd,34)  Bundan dolayı ibn Teymiyye idareciler istişâreden muaf olamazlar. Çünkü Allah onu peygamberine emretmiştir, demektedir.</p>
<p>Peygamber (s.a.v), istişâre’nin toplumsal hayata<br />
getireceği huzur ve saadeti ifade için de şöyle buyurmuştur:<br />
“İdarecileriniz, içinizden iyi kişiler, zenginleriniz ise cömert kişiler olduğu ve işleriniz de müşavere ile yürütüldüğü takdirde, sizin için toprağın üstü altından daha hayırlıdır” (Tirmizî, Fiten, 78)</p>
<p>Bir rivâyette Hz. Peygamber: “Sizden biriniz kardeşiyle istişâre etmek isterse kardeşi görüşünü söyleyerek ona yol göstersin” (İbn Mâce, Edeb, 37.) buyurmuştur.<br />
<em>“İstişare eden zarar görmez.” “İstişare edip doğru neticeye <strong>ulaşmamış </strong>bir topluluk yoktur.”</em></p>
<p>Evet, Allah Resûlü, her meseleyi ashabıyla istişare ederek onların düşünce ve görüşlerini alıyor, planladığı her işi topluma mâlediyordu. Planlanan işlere, herkesin ruhen ve fikren iştirakini sağlayarak projelerini en sağlam statikler üzerinde gerçekleştiriyordu.</p>
<p>Uhud Harbini müteakip: <em>“Bu iş hususunda onlarla istişare et!” </em>fermân-ı sübhanisi nazil olunca, Allah Resûlü’nün şöyle buyurduğu nakledilir: <em>“Şüphesiz ne Allah’ın ne de Resûlü’nün meşverete ihtiyacı vardır. Ne var ki Allah onu, ümmete bir rahmet vesilesi kılmıştır. Kim istişarede bulunursa, o doğruya ulaşmaktan mahrum kalmaz. Kim de onu terk ederse<br />
sapıklığa düşer.” </em>Bu ifadeden de anlaşıldığı gibi <strong>Allah, meşverete ihtiyacı olmayan Nebisine istişareyi emretmekle, idarecilere şûrânın önemini hatırlatmak istiyordu</strong>.</p>
<p>O&#8217;nun meşverete verdiği önemi aksettiren bazı tablolar; Hendek harbi öncesi yapılan istişarede, Selmân-ı Fârisî&#8217;nin düşüncelerine temâyül göstermeleri ve düşmanın Medine&#8217;ye sızması muhtemel noktalarda hendekler kazdırması, Hudeybiye anlaşması esnasında herkesin görüş ve düşüncelerini aldıktan sonra Ümm-ü Seleme Vâlidemizin temâyülleri istikametinde ortaya konan görüşlere göre bir yol ve strateji belirlemesi ve muhakkak bir hezimeti zafere çevirerek Medine&#8217;ye öyle dönmesi.</p>
<p>En akıllı insan, meşverete en çok saygılı ve başkalarının<br />
düşüncelerinden de en çok yararlanan insandır. İş ve planlarında kendi fikirleriyle yetinen, hatta onları zorla diğer insanlara da kabul ettirmeye çalışanlar, önemli bir dinamizmi elden kaçırdıkları gibi, çevrelerinden de sürekli nefret ve istiskal görürler. Evet, herhangi bir işe teşebbüs etmeden evvel, her türlü danışma ve araştırma yapılmak suretiyle, sebepler bazında ve tedbir planında kusur edilmemelidir ki, neticede kaderi tenkit ve çevreyi suçlama gibi, musibeti ikileştiren zararlı davranışlara girilmesin.</p>
<p>İstişare’ye katılacakların vasıfları: <strong>«Ehlü&#8217;-hall ve&#8217;lakd&#8221; </strong>denilen her meseleyi çözebilecek bir baş yüceler heyeti olmalı. İstişare edilen kişi ya da kişiler Allah in rızasını hedeflemeli, liyakat sahibi, anlayışlı, güvenilir, itimat isteyen hususlarda ihanet etmeyecek, içten, samimi, doğru sözlü bilgili, görgülü ve tecrübe sahibi olmalı. Hakkında istişare edilen kişilerle arasında düşmanlık olmamalı.</p>
<p>İstişarede görüşlerimizi devamlı nezaket çerçevesi içerisinde ifade etmeli. İtiraz ediyor gibi bir tavırla sorular sormak muhatapta gerginlik hali meydana getirir. Hatta belki onda da isyan duygularını tetikler. Dolayısıyla olan hakikate olur. Birisindeki soru üslupsuzluğundan ve diğerindeki tavır bozukluğundan dolayı, hakikat zarar görür. Hakikatin gadre uğraması ve zulüm görmesi de bütün insanlık için büyük bir zarar olur.</p>
<p>İstişare etmek kavga etmek, uygunsuzca birbirimizi eleştirmek değildir. Hele istişare hiçbir zaman tartışma demek değildir.</p>
<p>Rabbimizden niyazımız bizleri istişareyi hayatlarına her alanda rehber yapan kâmil kullarından eylesin</p>
<p><strong>Hutbeyi PDF formatında görüntülemek ve indirmek için tıklayınız</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2022/11/CUMA-HUTBESI-ISTISARE.pdf">CUMA HUTBESİ İSTİŞARE</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/cuma-hutbesi-istisare/">CUMA HUTBESİ |İstişare</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ey meşveretsiz iş yapan Yezidler! &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/ey-mesveretsiz-is-yapan-yezidler-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2022 04:30:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[meşveret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hudeybiye Antlaşması, Müslümanlara çok ağır gelmişti. Öyle ki, herkes öldüren bir gerginlik içine girmişti. Bu arada Allah Rasûlü, kendisiyle umreye gelenlere, kurbanlarını kesmelerini ve ihramdan çıkmalarını emretmişti. Ancak sahabe, acaba&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ey-mesveretsiz-is-yapan-yezidler-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Ey meşveretsiz iş yapan Yezidler! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hudeybiye Antlaşması, Müslümanlara çok ağır gelmişti. Öyle ki, herkes öldüren bir gerginlik içine girmişti. Bu arada Allah Rasûlü, kendisiyle umreye gelenlere, kurbanlarını kesmelerini ve ihramdan çıkmalarını emretmişti. Ancak sahabe, acaba verilen kararda bir değişiklik olur mu diye, meseleyi biraz ağırdan alıyordu. Allah Rasûlü, emrini bir kere daha tekrarladı. Ancak, sahabedeki o ümitli bekleyiş tavrı değişmedi. Aslında bu ağırdan alma, Allah Rasûlü’ne karşı asla bir muhalefet değildi; sadece başka bir alternatifin olup olmadığını öğrenmekti. Zira Kâbe’yi tavaf etmek üzere yola çıkmışlardı ve bu mülâhaza ile Hudeybiye Antlaşması’ndaki şartlarda bir değişiklik beklentisi içinde bulunuyorlardı. İki Cihan Serveri, sahabedeki bu durumu sezince hemen çadırına girdi ve zevcesi Ümmü Seleme validemizle istişarede bulundu. Bu ufku geniş annemiz, istişarenin hakkını vermek için fikrini beyan etti. Çünkü o da biliyordu ki, Allah Rasûlü onun diyeceklerine muhtaç değildi; ne ki, böyle bir istişare ile bize içtimaî bir ders veriyordu. Validemiz, Allah Rasûlü’ne şu mealde sözler söyledi: “Yâ Rasûlallah! Emrini bir daha tekrar etme. Belki muhalefet eder ve mahvolurlar. Fakat Sen, kendi kurbanlarını kes ve onlara bir şey demeden ihramdan çık. Onlar verdiğin emrin kesinliğini anlayınca, ister istemez Sana itaat edeceklerdir.” Allah Rasûlü de zaten böyle düşünüyordu. Hemen bıçağını eline aldı ve çadırından çıkarak kendine ait kurbanları kesmeye başladı. Onu böyle gören sahabe de kendi kurbanlarını kesmeye koyuldu. Çünkü artık verilen karardan dönüş olmadığını anlamışlardı.</p>
<p>*Ey meşveretsiz iş yapan Yezidler, Haccaclar, Tiranlar, Nemrutlar; bildiğine hareket eden ve müstebidâne hareket eden bahtsızlar; tagallüpte, tahakkümde, tasallutta bulunan, haknâşinas, hak bilmez talihsizler!.. Bu tablolar nuranî birer levha gibi sizin kör gözlerinize, sağır kulaklarınıza sokulsun!.. Belki kalblerinizde İslamî bir heyecan uyarır; yanlışlardan vazgeçer ve istikamete yönelirsiniz!..</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ey-mesveretsiz-is-yapan-yezidler-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Ey meşveretsiz iş yapan Yezidler! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meşveretin hakkını vermek! &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/mesveretin-hakkini-vermek-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jun 2022 06:17:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[meşveret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26160</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kur’an-ı Kerim, وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَأَمْرُهُمْ شُورَى بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ “Onlar (öyle kimselerdir) ki, Rabbilerinin çağrısına icabet eder ve namazı dosdoğru kılarlar; onların işleri kendi aralarında şûrâ&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mesveretin-hakkini-vermek-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Meşveretin hakkını vermek! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kur’an-ı Kerim,</p>
<p>وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَأَمْرُهُمْ شُورَى بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ</p>
<p>“Onlar (öyle kimselerdir) ki, Rabbilerinin çağrısına icabet eder ve namazı dosdoğru kılarlar; onların işleri kendi aralarında şûrâ iledir; kendilerine rızık olarak verdiğimizden de infakta bulunurlar.” (Şûrâ, 42/38) beyan-ı sübhanisiyle, meşvereti namaz ve infakla birlikte zikretmek suretiyle onun, mü’min bir toplum için en hayatî bir vasıf ve ibadet ölçüsünde bir muamele olduğunu hatırlatmıştır. “Seni dinlemiyoruz ve sana itaat etmiyoruz!..”</p>
<p>*Hazreti Ömer (radıyallâhu anh) bir gün üzerinde yeni bir elbiseyle hutbeye başlayıp “Dinleyin ve itaat edin!..” deyince, cemaatten biri “Ey Ömer, seni dinlemiyoruz ve sana itaat de etmiyoruz!” diye bağırmış ve sözüne şöyle devam etmişti: “Ganimetten herkese eşit kumaş düştüğü halde, ben o kumaşı evde evirdim çevirdim kendime bir elbise çıkartıp diktiremedim. Ama bakıyorum ki sen kendine o kumaştan bir elbise diktirebilmişsin. Milletin malından bana yarım, sana tam; bu nasıl oluyor?” Hazreti Ömer, minberde hiç tavrını bozmadan meseleyi açıklaması için oğlu Abdullah’a söz vermiş; o da, babasına kendi hissesini verdiğini ve bu iki pay birleştirilerek halifeye bir elbise diktirildiğini anlatmıştı. İtiraz eden adam bu açıklamayla tatmin olmuş, adeta coşmuş ve memnuniyetle “Şimdi konuş ey Ömer, artık seni dinler ve sana itaat ederiz!” demişti.</p>
<p>*Seyyidina Hazreti Ömer, evlilik akdi esnasında tesbit edilen mehir miktarı hakkında üst sınır belirlenmesi gerektiğini söylüyordu. (Bu, Ömer’ce bir zühul sayılabilir, bize göre bir zühul da değildir. Çünkü evlenmeyi kolaylaştırmak adına çok önemli bir husus olduğundan bunu hemen her aklı başında insan düşünmüştür.) O, bunu mehir miktarının evliliğe engel olmaması için yapıyordu. Bir hutbe esnasında mescidde irad edilen bu beyan karşısında, bugün adını sanını dahi bilmediğimiz bir kadın şöyle demişti: “Ya Ömer! Bu konuda Efendimiz’den duyduğun bir söz, senin bilip de bizim haberdâr olmadığımız bir ifade mi var? Çünkü Cenâb-ı Allah, Kur’an’da, وَإِنْ أَرَدْتُمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَكَانَ زَوْجٍ وَآتَيْتُمْ إِحْدَاهُنَّ قِنْطَارًا (Nisâ, 4/20) buyuruyor. Demek ki, kantar kantar mehir verilebilir.” Hazreti Ömer, o kadının itirazını yerinde bulmuş; kendi kendine “Yaşlı bir kadın kadar dahi dinini bilmiyorsun!” diyerek sözünü geri almış ve hak karşısında hemen boyun eğmişti.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mesveretin-hakkini-vermek-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Meşveretin hakkını vermek! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
