<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mescid arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/mescid/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/mescid/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:17:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>Mescid arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/mescid/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mescide bevleden adam &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/14724-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2020 11:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[(s.a.v)]]></category>
		<category><![CDATA[Allah resulü]]></category>
		<category><![CDATA[Mescid]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14724</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir’de üniversitede öğrenciyken, bir hafta sonu Ankara’da oturan teyzemi ziyaret etmek için evden İzmir otogarına doğru yola çıktım. Otogara geldikten sonra akşam 21:00 gibi hareket edecek olan otobüsün yanına geldim&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/14724-2/">Mescide bevleden adam | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’de üniversitede öğrenciyken, bir hafta sonu Ankara’da oturan teyzemi ziyaret etmek için evden İzmir otogarına doğru yola çıktım. Otogara geldikten sonra akşam 21:00 gibi hareket edecek olan otobüsün yanına geldim ve bana ayrılan koltuğa oturdum. Biraz sonra yan tarafımda duran koltuğa oturmak üzere altmış yaşlarında, beyaz sakallı ve güleç yüzlü bir adam geldi. Yan koltuğa geçmek istediğini söyledi ve izin istedi. Adama yer verdim ve koltuklarımıza oturduk.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Güleç yüzlü adamın bana ‘İyi yolculuklar!’ dilemesiyle birlikte, içmiş olduğu alkolün kokusunun yüzüme çarpması bir oldu. Neye uğradığımı şaşırdım. Adam kör kütük sarhoş değildi, ama çok kötü kokuyordu ve ben bundan çok rahatsız olmuştum. İlk önce muavini çağırıp durumu anlatmak ve adamı şikayet etmek istedim. Ama şöyle bir baktım. Otobüs tıklım tıklım doluydu. Ayrıca benim yanımdan kalksa bir başkasının yanına oturacak ve onu rahatsız edecekti. Sustum ve yanımda getirdiğim kitabı okuyarak dikkatimi dağıtmaya çalıştım. Elimdeki kitap, Hocamıza ait olan ‘Sonsuz Nur’du. Daha önceden okumaya başladığım kitabımda, kaldığım yeri açtım. Birde ne göreyim? Allah Resulü’nün başından geçen şöyle bir olay yazıyordu:<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Bir gün Allah Resulü, arkadaşlarıyla birlikte Mescidi Nebevi’de sohbet ediyorlardı. Onun sohbetinde şehirliler de, şehir dışından gelmiş köylüler yani çölde yaşayan bedeviler de bulunuyordu. Bu sohbette bulunan bedevilerden birinin idrar ihtiyacı gelmişti. Adam kalktı ve mescidin gözüne kestirdiği bir köşesine küçük abdestini yapmaya başladı. Orada bulunanlar neye uğradıklarına şaştılar. Adam Peygamber mescidine küçük abdestini yapıyordu. Adama engel olamaya çalıştılar. Kimi dur yapma diye sesleniyor, kimi adamı dışarı çıkarmak istiyor, kimi dövmek istiyordu. Peygamber Efendimiz olaya müdahale ederek: ‘‘Adamı bırakın, hacetini gidersin.’’ buyurdu. Adam ihtiyacını giderdikten sonra Allah Resulü ashabına: ‘‘Gidip bir kova su getirip idrarın üzerine dökün. Su, o pisliği alıp götürür. Orası da temizlenir.’’ buyurdu.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Meseleye bedevi açısından bakılsa aslında bir problem yoktu. Adam çölde yaşıyordu. Çölde yaşayan birisi hacetini yapmak isteyince müsait bir yer bulursa hemen orada ihtiyacını giderirdi. İşte Allah Resulü olağan üstü feraset ve hoşgörüsüyle olayı bir çırpıda çözmüş, bırakın adama mani olmayı, tam aksine işini tamamlamasını söylemişti.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Daha sonra sahabelerden birine o bedeviyi çağırmasını istedi. Bedevi yanına gelince onu dizlerinin dibine oturttu ve gayet yumuşak bir ifadeyle. ‘‘İdrar ve pislik cinsinden şeyler bu mescitlere yakışmaz. Bu mekanlar ancak Allah’ı anmak, namaz kılmak ve Kur’an okumak için yapılmıştır.’’ Kendisine mescidin fonksiyonunu anlattı.<sup>1</sup><span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Allah Resulü, hoşgörülü davranışıyla hem ortamı yumuşatmış hem de sahabeler arasında gerçekleşen olayları saygı ve hoşgörü çerçevesinde çözülmesi gerektiğini onlara göstermişti. Ve onlara: ‘‘Sizler, kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz, zorlaştırıcı olarak gönderilmediniz.’’ buyurmuşlardı.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p>Kitaptaki bu bölümü okuyup başımı kaldırdığımda yüzümde hafif bir tebessüm vardı. Allah’tan, Efendimizin güzel ahlakıyla beni donatmasını diledim. Sonra sırtımı koltuğa dayadım, gözümü kapadım ve yüzümde hala devam eden tebessümle yolculuğa devam ettim.<span class="Apple-converted-space"> </span></p>
<p><sup>1</sup> Buhari, Vudu 57, 58; Müslim, Kitabüt-Tahare 100.</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/14724-2/">Mescide bevleden adam | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Peygamberimizin Yıktığı Mescid &#124; Mithat Tayyar</title>
		<link>https://hizmetten.com/peygamberimizin-yiktigi-mescid-mithat-tayyar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Egeli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2020 14:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Mescid]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat TAYYAR]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12336</guid>

					<description><![CDATA[<p>Allah Resulü Medine’ye hicret ettikten sonra münafıklar, İslâmiyet’in Medine’de güçlenerek yayılmasından rahatsız oluyor ve bu gelişmeyi önleyemedikleri için hayıflanıyorlardı. Hz. Bilâl’in okuduğu ezanın ardından mü’minlerin Mescid-i Nebevî’de saf tuttuğunu, birlik&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/peygamberimizin-yiktigi-mescid-mithat-tayyar/">Peygamberimizin Yıktığı Mescid | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Allah Resulü Medine’ye hicret ettikten sonra münafıklar, İslâmiyet’in Medine’de güçlenerek yayılmasından rahatsız oluyor ve bu gelişmeyi önleyemedikleri için hayıflanıyorlardı. Hz. Bilâl’in okuduğu ezanın ardından mü’minlerin Mescid-i Nebevî’de saf tuttuğunu, birlik ve dayanışmalarının giderek arttığını görüyor, Hz. Peygamber’in sohbetlerine katılan mü’minlerin sayısının çoğalmasını hüzünle seyretmekten başka ellerinden bir şey gelmediğini söylüyorlardı. Ancak bu sırada içlerinden Vedîa b. Âmir onları teselli edebilecek bir haber verdi. Vedîa’ya câhiliye devrinde hıristiyan olan ve o sırada Suriye’de bulunan Ebû Âmir er-Râhib’den bir mektup gelmişti. Ebû Âmir münafıkların reisi Abdullah b. Übey b. Selûl’ün yakın akrabasıydı. Müslümanlara karşı hilelerinden dolayı Resûl-i Ekrem’in “Ebû Âmir el-Fâsık” dediği bu kişi Bedir Gazvesi’ne müşriklerle beraber katılmıştı (İbn Sa‘d, III, 540-541). Uhud’da da müşriklerin safında yer almış, Medineli hemşerilerini tahrik ederek onları yanına çekmek istemişse de başarılı olamamıştı. Daha sonraki savaşlarda da müslümanlara karşı olumsuz tavrını sürdürmüş, Mekke fethedildikten sonra Tâif’e sığınmış, Huneyn (Hevâzin) Gazvesi’nden ve Tâif Seferi’nin ardından burada duramayarak Suriye’ye gitmişti. Giderken de münafıklara işlerini görüşebilecekleri bir mescid yapmaları ve güçlerinin yettiği kadar silâh ve mühimmat toplamaları için haber yollamış, kendisinin Bizans makamlarına gidip oradan asker getireceğini ve Muhammed’le ashabını Medine’den çıkaracağını bildirmişti. Ebû Âmir mektubunda Bizans valisiyle görüştüğünü, kendileri destek olurlarsa Bizanslılar’ı Medine’yi kuşatmaya ikna edebileceğini söylüyordu. Münafıkların bu konuyu görüşebilmeleri için dikkat çekmeyecek bir mekâna ihtiyaçları vardı. Vedîa bu mekânın nasıl yapılacağı konusunda şeytanca bir öneride bulundu. Buna göre bir mescid inşa edip cemaate devam etmeyi kolaylaştırdıkları izlenimi uyandıracaklar, böylece hem Mescid-i Nebevî ile Mescid-i Kubâ cemaati arasında bir tefrika çıkarmış olacaklar, hem de Ebû Âmir ile gizlice görüşebilecekleri bir mekâna kavuşmuş olacaklardı. Vedîa b. Âmir’in teklifinin kabul edilmesinin ardından münafıklar süratle Kubâ’da bir mescid yaptılar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Allah Resulü, Medine dışında Zûevan denilen yerde Tebük Seferi’nin son hazırlıklarıyla meşgulken münafıklardan beş kişilik bir heyet gelip yağmurlu ve soğuk kış gecelerinde hasta ve özürlü olanların namaz kılması için bir mescid inşa ettiklerini ve kendilerine namaz kıldırarak burayı ibadete açmasını istediler. Resûl-i Ekrem Efendimiz sefere çıkmakta olduğunu, dönüşte orada namaz kıldırabileceğini söyledi. Sefer dönüşü ordusuyla birlikte Zûevan’da konakladığında bazı münafıklar gelerek Allah Resulünü mescidlerine götürüp namaz kıldırmak istediler. Bu sırada mescid ve onu yapanların niyetleri hakkındaki âyetler nâzil oldu (et-Tevbe 9/107-110). Bu âyetlerde mescidi inşa edenlerin niyetlerinin müminlere zarar vermek, hakkı inkâr etmek, müminlerin arasına nifak sokmak ve daha önce Allah ve Resulüne karşı savaşmış olan bir kişiyi (Ebû Âmir er-Râhib) beklemek olduğu belirtiliyor, bunların gayelerinin iyilik olduğuna dair yemin bile edebilecekleri, halbuki yalancı oldukları vurgulanıyor, Hz. Peygamber’e Mescid-i Dırâr’da yani insanlara zarar vermek için kurulan bu mescidde asla namaza durmaması, buna karşılık takvâ üzerine kurulmuş mescidde (Mescid-i Kubâ veya Mescid-i Nebevî) namaz kılmasının daha uygun olacağı bildiriliyordu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Medine’ye ulaşınca Âsım b. Adî el-Aclânî ile Mâlik b. Duhşüm es-Sâlimî’ye mescidi yıkmaları için emir verdi (Vâkıdî, III, 1046; İbn Hişâm, IV, 530). Âsım ve Mâlik yatsı vakti sıralarında Mescid-i Dırâr’ı yaktılar. Çıkmamakta direnen Zeyd b. Câriye’nin vücudunun bir kısmının yandığı söylenir. Münafıklar ertesi sabah mescidin yıkılmış olduğunu görünce Allah’ın, sırlarını ifşa ettiğini ve gizledikleri gerçek amacın Peygamber’e bildirildiğini anladılar. (Taberi, 23-26; Hüseyin Algül, ‘‘Mescidi Dırar’’, İFAV Ans.,III, 206-207)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yukardaki olaydan anlaşıldığı üzere, esas olan bir mekânın mescid veya cami olarak yapılması değildir. Esas olan bir iş veya cami yapılırken sadece Allah rızası için yapılması ve takva dairesinde hareket edilmesidir. İbadetlerde olduğu gibi, bir taş ve duvardan ibaret olan camiler de yapılırken Allah rızası dışında başka niyet veya menfaat gütmek amacıyla yapılıyorsa, bu işin yapana sevabı olmadığı gibi bir de riyakarlığına karşılık cezası vardır.</p>
<h1 class="post-title entry-title"><span style="font-size: 14pt;">Mithat Tayyar</span></h1>
<p><a href="https://hizmetten.com/peygamberimizin-yiktigi-mescid-mithat-tayyar/">Peygamberimizin Yıktığı Mescid | Mithat Tayyar</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
