<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mektup arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/mektup/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/mektup/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 21:16:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>mektup arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/mektup/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Zindandaki Beyaz Güvercine&#8230; &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/zindandaki-beyaz-guvercine-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Feb 2022 08:01:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[güvercin]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[zindan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24131</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aynı toprakta yeşerip, aynı ışığın başlarımızı okşadığı tohumlardık biz. Gençliğe adım attığımız yıllarda tanışıp aynı mekanların manevi atmosferinde nefes aldık. Beraber büyüdük, omuz omuza birlikte koşturduk Hizmet adımlarıyla… Şimdi sen&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/zindandaki-beyaz-guvercine-ismet-macit/">Zindandaki Beyaz Güvercine&#8230; | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aynı toprakta yeşerip, aynı ışığın başlarımızı okşadığı tohumlardık biz. Gençliğe adım attığımız yıllarda tanışıp aynı mekanların manevi atmosferinde nefes aldık. Beraber büyüdük, omuz omuza birlikte koşturduk Hizmet adımlarıyla…</p>
<p>Şimdi sen zindan karanlıklarında çile yudumluyor ve masmavi göklere kanat çırpacağın günleri sayıyorsun. Ben ise senin belli vakitlerde gördüğün gökyüzünü odamın penceresinden seyrederek bu satırları yazıyorum. Ve gökyüzü böyle maviye boyanınca bu güzelliğe en çok yakışan paslı kafeslerdeki beyaz güvercinler düşüyor aklıma.</p>
<p>Seni çok özledim dostum. Ve anladım ki özlemek; yürekteki yaranın akla hatıralar düştüğünde yeniden her seferinde tekrar tekrar kanamasıymış. Gözyaşı ise yürekten akan kanın tâ kendisiymiş..</p>
<p>Hâtıralarla avunmak tabirinin ne manaya geldiğini şimdi anlıyorum. İsmin, kalbime bir çığ tanesi gibi her düştüğünde Konya’da buluyorum kendimi. Sanki zaman hiç geçmemiş, bizler hala yirmili yaşlardayız. Hukuk fakültesine yeni başlamanın heyecanı, yeni dostluklar, yeni bir şehir… o kadar yenilik içinde hepimizin başına bir talih kuşu gibi konan Hizmet ile tanışma şerefi..</p>
<p>Bazen o mayamızın karıldığı evlere süzülüyorum sessizce. Kaldığın ev nasılda tertemiz olurdu.. Takılırdık sana “seni alan kız yaşadı” diye.. Kaldığın evleri hiç dağınık görmedik.. yaşantın gibiydi.. Tertip düzen sende mana kazanırdı. Sadece fiziki tertip düzen değil gürül gürül tespihatlar, nöbetçilik esnasında dinlenen Kur’an’lar, dinlenen vaazlarda dökülen gözyaşları, yapılan dersler…</p>
<p>Sonra buruk bir tebessüm misafir oluyor yanağımın kenarına. Aklıma alet edevat çantan geliyor. Sadece kendi evinde değil yakın yerdeki arkadaşların tamir işlerine koşturman… Musluk mu patladı, kalorifer mi çalışmıyor, elektriklerde sıkıntı mı var… akla hemen sen gelirdin.. Hatırlar mısın başka bir can dostumuza bir gün hayret ifadeleriyle şöyle demiştin: “Bu patlamış bir ampulü bile değiştiremez. İnşallah bu türlü işten anlayan bir abla ile evlenir de ha bre tamirci çağırmak zorunda kalmaz…”</p>
<p>Kumral saçlarını kulaklarını kapatacak şekilde uzatırdın da masmavi gözlerine nasıl da yakışırdı… “Utanmak (haya) imandandır” ya sen tepeden tırnağa haya abidesiydin. Bir gün direğe çarpacak diye endişe ederdik zira kafanı hiç kaldırmaz, adeta kaldırım taşlarını sayarak yürürdün.</p>
<p>İmam hatipliydin. Kur&#8217;anı çok güzel okurdun. Namazlarda ise genelde Rahman Suresi’ni okurdun da biz kim bu ‘Kezban’ diye kızdırırdık seni.</p>
<p>Hatırlar mısın? Musalla mezarlığının yakınındaki evde finallere çalıştığımız bir gece seninle alakalı konuşuyorduk. Ben dedim ki; “bu gece vakti mezarlıktan geçer ve bize baklava alır gelir. Zira korku nedir bilmez..” diğer arkadaş ise “zannetmem geçemez..” deyince atlayıp “elbette geçerim..” deyip gece mezarlıktan otogara kadar gidip bize baklava almıştın. Yıllarca konuşmuştuk bu hatırayı tatlı tebessümlerle.</p>
<p>Bak şimdi ağlıyorum dostum. İçerde çocuklar duymasın diye içime hıçkırıyorum. Zaman nasılda geçmiş, senin yavruların da bizim çocuklar da bizim bu hatıraları yaşadığımız yaştalar.</p>
<p>Kahrolası bir darbe bahanesi ile sana ve senin gibi memleketin yağız delikanlılarına kıydılar. Kör testerelerle dal budak ne varsa kanattılar. Sizi sevdiklerinize, ülkeyi ise huzura hasret bıraktılar.</p>
<p>Neydi suçumuz diye düşünme dostum. Sen ve senin gibilerin suçu memleketinizi ve insanını sevmenizdi. Asıl suçlular ise, kutsalı boşluklarını doldurmada bir dolgu maddesi, halkı uyutmada bir ilaç gibi kullanan menfaat şebekesidir. Anayasasını şeytanın yazdığı, kan ve gözyaşı üzerine kurulan kötülük imparatorluğu memlekette iyi olan ne varsa tarumar etti..</p>
<p>Elli yıldır dertli bahçıvanların gözyaşlarıyla suladıkları bahçelerde ayaz olup estiler dostum. Gülleri kuruttular, lalelerin boynunu kırdılar, menekşeleri çiğnediler, papatyaları ezdiler… Hasılı demirden sopalarla çemanzârı harap ettiler.</p>
<p>Hani izleye izleye ezberlediğimiz Reis Bey filminde bir hapishane sahnesi vardı. Bir aşık sazıyla bir türkü söylüyordu:</p>
<p>“Kar mı yağdı güvendiğin dağlara<br />
San mı değdi de mor sümbüllü bağlara..”</p>
<p>İşte dostum tam da böyle oldu.. dağlarımıza kar yağdı, bağlarımızdaki sümbüller ise bir zemheri soğuğuyla kavruldu.</p>
<p>Öfkeden beslenen, hasetten sulanan, cehaletten cesaret alan karanlık seviciler güneşi balçıkla sıvamaya kalksalar da adalet rüzgarı o çamurları bir gün yüzlerine yapıştıracak ve küsuf yaşayan hakikat güneşi memleketin ovasını obasını, dağını yamacını yeniden aydınlatacak inşallah…</p>
<p>Gözyaşlarınız dostum… suyu çekilmiş vadileri suluyor şimdilerde. Onlar bitirdik deseler de fidanlar boy veriyor dünyanın dört bir yanında…</p>
<p>Kanatlarını hazırla dostum mavi gökler sizleri bekliyor. Bu topraklar bu gökyüzü sizin onları özlemenizden daha fazla özlediler sizi… Nefes nefese koşturacağınız şimdilerde sizlerden yetim kalmış ülkeniz süvarisini özlemiş bir kısrak gibi&#8230; O zindan kapılarının paslı kilitleri çözülecek ve siz sevinç gözyaşlarıyla sevdiklerinizin omuzlarını ıslatacaksınız. Rabbimizin sonsuz rahmetinden bunu diliyoruz…</p>
<p>Hayal et, iste.. Allah vermeyeceği şeyi istetmez kulundan..</p>
<p>Hürriyetini, sevdiklerini, gece gündüz koşturacağın Hizmet günlerini… İste dostum Hz Yusuf misal Kudreti Sonsuz’dan.</p>
<p>Birileri sizi zindanla korkuttu ama siz Yusuf adımlarıyla yürüdünüz oralara… Ve Yusuf misal çıkacaksınız o karanlıklardan…</p>
<p>Ve bir gün mutluluk gözyaşları döktüğümüz sohbetlerde buluşacak, demlik başında o tarihe bir baht gibi düşen hatıralarınızı dinleyeceğiz… Çıktığında göreceksin dostum döktüğünüz her bir damla gözyaşı ne fidanlar sulamış ve cennet yamaçlarında ne fidanlar yeşertmiş…</p>
<p>Tüm ülke, sevenleriniz, gözlerini zindan kapılarına dikmiş sizleri intizar ediyor…</p>
<p>Görüşmek, kucaklaşmak ve nurlu geleceğe birlikte yürümek ümidiyle..</p>
<p>Sana ve size hasret pür kusur kardeşin…</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/zindandaki-beyaz-guvercine-ismet-macit/">Zindandaki Beyaz Güvercine&#8230; | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gergerlioğlu&#8217;ndan mektup var</title>
		<link>https://hizmetten.com/gergerlioglundan-mektup-var-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 May 2021 12:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Medrese-i Yusufiye]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19812</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Gergerlioğlu, “Ben vekilliği gasp edilmiş bir insanım. Haramice gaspa boyun eğmem. Mahpusken de vekilliğin yürütülebileceğini göstermeye çalışıyorum.” dedi. Twitter hesabından paylaştığı bir haberden dolayı “örgüt propagandası”ndan dava açılan ve &#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gergerlioglundan-mektup-var-2/">Gergerlioğlu&#8217;ndan mektup var</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Gergerlioğlu, “Ben vekilliği gasp edilmiş bir insanım. Haramice gaspa boyun eğmem. Mahpusken de vekilliğin yürütülebileceğini göstermeye çalışıyorum.” dedi.</p>
<p>Twitter hesabından paylaştığı bir haberden dolayı “örgüt propagandası”ndan dava açılan ve  2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan, sonrasında da milletvekilliği düşürülen HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, cezaevinden mektup gönderdi.</p>
<p>Gergerlioğul, “Ben vekilliği gasp edilmiş bir insanım. Haramice gaspa boyun eğmem. Mahpusken de vekilliğin yürütülebileceğini göstermeye çalışıyorum. Boşuna buralara Medrese-i Yusufiye denmiyor. Yusuf’un azmi, iradesi, sabrı lazım, gevşemek yok” dedi.</p>
<p>Cezaevinden Kronos’tan Selahattin Sevi’nin sorunlarını cevapladığı mektubunda,  Gergerlioğlu, ‘içeriden’ iktidarın çürümüşlüğünün daha net göründüğünü ifade etti. Milletvekilliği görevini yaparken seslerini duyurduğu, yaşadıklarını gündeme getirdiği KHK’lıların gönderdiği mektupların kendisini duygulandırdığını anlatan Gergerlioğlu, cezaevinde okuyup yazarak vakit geçirdiğini ve kitap yazmak istediğini söylüyor. İşte Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Sincan Cezaevi’nden kendisi hakkındaki sorulara verdiği cevaplar;</p>
<p><strong>Siz tutuklandıktan sonra -birkaç isim dışında- Meclis sanki sustu. TBMM, dolayısıyla Türkiye’nin gündeminde insan hakları ihlalleri yok gibi. Amaç bu muydu sizce?</strong></p>
<p>Vekil olduğum süre içinde canla başla, gece gündüz bana ne yafta takarlarsa taksınlar doğru bildiğimi söylemeye çalıştım. Ben tutuklandıktan sonra TBMM’de insan hakları alanında arkadaşlarımızın bayrağı devralması lazım. İnsan hakları alanında bu kadar kötü bir dönem yaşanmadı. TBMM’yi kısıtlı koşullarda takip ediyorum. Umarım insan hakları alanından bir eksiklik olmaz.</p>
<h4><strong>“MUHALEFET MAHCUP BİR EDADA İDİ”</strong></h4>
<p><strong>Vekilliğiniz düşürüldükten sonra liderleri evinize çaya davet ettiniz, kırgın mısınız? Neden beklediğiniz destek gelmedi?</strong></p>
<p>Liderleri Adalet Nöbeti’ne davet etmiştim, gelmediler. Hangi kaygıları vardı bilemiyorum. Apaçık bir yargı ayak oyunu olduğunu herkes biliyor. Defalarca anlattım, bu karar siyasi bir karardır. Defalarca ben, anayasa hukukçuları, ceza hukukçuları hukuksuzluğu anlattık. Bir vekilliğin ayak oyunu ile düşürülmesi sadece o vekilin veya partisinin meselesi değildir, demokrasi meselesidir. Parti farkı gözetmeksizin gelmeliydiler. Bu hukuksuzluğu yüksek sesle söylemeyenler bir daha demokrasi ve hukuktan bahsetmesin. Demokrasi nöbeti, milli irade diyenler bu ayak oyununu tezgâhladı, direnişimize karşı çıktı. Muhalefet ise mahcup bir edada idi. Kısmi destekler geldi ama çok daha etkili, lider düzeyinde gelmeliydiler. Demokrasi, korkular ve kaygılarla gelmez.</p>
<p><strong>Partiniz HDP’den beklediğiniz desteği gördünüz mü?</strong></p>
<p>Partim HDP ilk baştan itibaren bana “Tercihin hangi yönde ise sonuna kadar yanındayız” dedi. TBMM ve Genel Merkez’deki nöbetlerimde sonuna kadar yanımdaydılar, sağ olsunlar.</p>
<h4><strong>“İKTİDAR ÇÜRÜMÜŞ, MUHALEFET DAHA AKTİF OLMALI”</strong></h4>
<p><strong>Bugüne kadar hep “dışarıdan” içeriyi anlattınız. Şimdi ise “içeridesiniz”. İçeriden bakınca “dışarısı” nasıl görünüyor?</strong></p>
<p>İçeriden görünen şu: Çürümüş iktidar, hâlâ kabul edilemez oranda desteklenmesi ve muhalefetin bir silkiniş yaşayarak muhalefet dozunu yükseltmesi. Ama bu yeterli değil. “128 milyar dolar” tepkisinin tuttuğunu görüyorum. Ruhsar Pekcan, Sedat Peker konuları gibi çok bariz konularda muhalefet daha yaratıcı fikirler bulmalı. İktidardan muhalefete yeterli oy gitmiyor. Bu çürümüşlük çok daha fazla oy kaybı gerektiriyor. Aşı beceriksizliği mesela, binlerce insanın ölümünden aşı teminini geciktiren iktidarın sorumlu olduğu belli, çok daha aktif muhalefet yapılmalı. Kabullenilmiş bir hal muhalefet için zaaftır. İnsan hakları ihlalleri bitmedi ama güçlü medyasıyla iktidar örtbas etmeyi başarıyor.</p>
<p><strong>Dışarıdayken anlatmaya çalıştığınız içerisini nasıl buldunuz? Fiziki şartlardan insanların durumuna kadar neler söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Ben zaten cezaevlerini yakından takip eden bir vekildim. Binlerce kişiden ileti alıyordum ve gündem ediyordum. TBMM Cezaevi Komisyonu pek çok cezaevi ziyareti yaparak yüzlerce koğuşta, yüzlerce mahpusla uzun uzun konuşmuştuk. Nasıl bir yere gireceğimi biliyordum. Karantina koğuşuna alındım ilk olarak. Yıllardır boyanmayan dolap, çerçeve, kap, kalorifer peteklerinden pas akıyordu. Bir kalorifer yeterli ısıyı vermiyordu, daha sonra bahar geldi diye erken kapatıldı. Ramazanda oruç tutan insanların direnci düştüğü için rutubetli ve serin bir ortamda tekrar kalorifer açılmadı. İki kez verdiğim dilekçelere olumsuz cevap verildi. Karantina sonrası başka koğuşa geçtim, boya badana yapılmıştı. 2 katlı bir koğuştayım. 10×15 avlusu var, alt kat 24 saat boyunca güneş görmüyor. Koğuşun alt katı yaşam alanı, mutfak, banyo, WC var, TV de ancak burada izleniyor, üst katta yatakhane.</p>
<p>Sabah akşam sayım yapılıyor ve mekanik bir muamele görüyorsunuz. Önceden Sincan Cezaevi’ne raporlama için gittiğimde bu tür eksiklikleri TBMM’de raporlamıştık. F tipi olduğu için tecrit yaşanıyor. Zaten F tipleri tecrit için yapılmış. Bir de Covid eklenince tam tecrit olmuş. Diğer mahpuslarla sohbet ve sahada spor hakkı iptal edilmiş. 17 günlük tam kapanma bahane edilerek aylık üç olan kapalı görüş hakkı bire indirildi. Bunlar hep fırsatçılık. Mahpuslarla temas imkânı olmuyor zaten. Avukatlar geliyor, kapalı bir görüşme odasında, havasız bir ortamda görüşüyorsunuz. Bu sağlığa aykırı, havalandırması yok. Maske, eldiven kullanılıyor ama virüs hava yoluyla geçtiği için sağlıksız ortamı engellemiyor.</p>
<p>Hapishane zaten insana aykırı bir yer. Özgürlüğünüz kısıtlanmış, bir de keyfi yasaklar olursa daha da ağırlaşıyor. Kitap kısıtlaması var. İki ayda bir 12 kitap alabiliyorsun dışarıdan. Bu, çok kitap okuyanlar için büyük sıkıntı. İlaç temini ve sevklerde sanırım sorun yok. Yemekler de orta halli ama kırmızı et miktarı belirgin, olursa tavuk etli yemekler. Sağlığınızı korumak için azami dikkat etmeniz gerekiyor. Covid ortamında, bilhassa kış ve ilkbaharda sıkıntı artıyor sanırım. Adı cezaevi olsa da devlet memurlarının mahpuslara hitabı daha nezaketli olmalı.</p>
<p><strong>Nasıl karşılandınız cezaevinde?</strong></p>
<p>Cezaevine getirildiğimde görevlilerin basına yansıyan haberler dolayısıyla benimle ilgili bilgi sahibi olduklarını anladım. Kötü bir karşılama olmadı. Çıplak arama dayatabilecekleri endişesindeydim. Bu benim için çok hassas onur konusu idi. Allah’tan böyle bir şey yapmadılar. Normal ve cihazla arama ile bu aramanın yapılabileceğini zaten hep söylüyordum. Karantina koğuşunda insani ihtiyaçlarım bir gecikme olmadan karşılandı.</p>
<h4><strong>“HER KESİMDEN MEKTUP ALIYORUM, DİRENMENİN GÜZELLİĞİNİ ANLATIYORLAR BANA”</strong></h4>
<p><strong>Size kimler mektup yazıyor, ne yazıyorlar, neler anlatıyorlar?</strong></p>
<p>Bana mektup yazan çok kişi var. Gerek cezaevlerinden gerek dışarıdan tanıdığım ve tanımadığım çok kişiden mektup alıyorum. Benim için büyük moral kaynağı oluyorlar. Şimdiye kadar yardımcı olduğum mahpus veya dışarıdaki mağdurlardan vefa duygusuyla, gözlerimi yaşartan mektuplar alıyorum. Bilhassa her farklı kesimden mektup gelmesi en çok hoşuma giden husus. Demek ki diyorum insan hakları alanında yapmak istediğimi başarmışım. Sadece bir kesimden değil, farklı çok kesimden sevgi ve destek almam insan hakları mücadelemin başarıya ulaştığını gösteriyor. Eski eş genel başkanlarımız, mahpus vekillerimiz bana “Hoş geldin” mektubu gönderdi. Hepsi de mücadelemi büyük takdirle izlediklerini söylediler. Yine KHK’lı arkadaşlarımız, sol çevre ve Kürt camiasından mahpuslar, beni çok seven gençler, yurtdışından dualarını gönderen insanlar…</p>
<p>Velhasıl büyük bir gruptan destek alıyorum. Direnmenin güzelliğini, mücadeleyi anlatıyorlar bana. Sağ olsunlar, yıllarca cezaevinde kalan insanların benim mahpusluğumu çok dert ettiklerini ve bunun siyasi bir karar olması ve özellikle cezaevlerini yakından takip eden bir vekile yapılmasından dolayı yaralandıklarını görüyorum. Mektuplarda göz yaşartan dualar var. Ben de her mektuba cevap yazıyorum. Her insan benim için çok değerlidir.</p>
<h4><strong>“ESKİ MAHALLEMİZİN VİCDAN KAVRAMIYLA SORUNLARI VAR”</strong></h4>
<p><strong>Bu süreçte ‘eski mahalleniz’den olumlu ya da olumsuz tepki aldınız mı?</strong></p>
<p>Eski mahallemizin vicdan kavramıyla sorunları var. Vicdan bitince her yaşanan zulme bir kılıf bulabiliyorlar. Zulme karşı çıkmadılar, sessiz kaldılar ve bu şekilde desteklediler. Dünyevi çıkarları için yanlış bulsalar bile eleştiremezler. Vicdanı değil gücü, hakkı değil taassubu seçiyorlar.</p>
<h4><strong>“BOŞUNA BURALARA MEDRESE-İ YUSUFİYE DENMİYOR”</strong></h4>
<p><strong>Cezaevinde sizi zorlayan konular oldu mu? Olduysa nedir ve neden? Bir gününüz nasıl geçiyor?</strong></p>
<p>Hiç şüphesiz cezaevi insani bir yer değil. Özgürlüğünüz elinizden alındığı gibi çeşitli kısıtlamalarla sizi değiştirmeye, biçimlendirmeye çalışıyorlar. Her TV kanalını izleyemiyorsunuz, izleyebildikleriniz çoğunlukla iktidar medyası. Her gazeteyi alamıyorsunuz, kısıtlı, kitap da hakeza böyle. İradeli insanımdır, iradesi zayıf olan için bir anda kapıların kapanması ve dört duvar arasında kalmanız karşısında depresyona girmemeniz mümkün değil. Bunun siyasi bir intikam operasyonu olduğu bildiğim için dimdik ayaktayım, vaktimi dopdolu geçirmeye çalışıyorum. İç ve dış dünyamı yeniden gözden geçiriyorum, kendimle ve çevremle hasbihal etmeye çalışıyorum. Kendimi Hz. Yusuf gibi hissediyorum. O da zulmen zindana atılmıştı ama milim geri adım atmamıştı. Boşuna buralara Medrese-i Yusufiye denmiyor. Yusuf’un azmini, iradesini, sabrını, ahlakını göstermek zorundasınız, gevşemek yok.</p>
<p>Ramazan’da TV’de Hz. Yusuf filmini izledim. Zindan hayatı tasvir ediliyordu. Benim için etkileyici oldu. Girdikten bir 10 gün sonra Ramazan başladı. İftar saati ve yemek dağıtımı uygun olmasa da hatim indirerek, kitap okuyarak, tefekkür ederek geçirdim Ramazan’ı. Bu arada siyasetten kopmamam gerekiyordu. TV haberlerini ve abone olduğu gazeteyi vekilliği hâlen süren bir insan gibi takip ettim. Makaleler, şiirler yazdım, sosyal medyaya mesajlar yolladım. Niye bu konuda gayretliyim? Çünkü ben vekilliği gasp edilmiş bir insanım. Vekilliği millet verir, millet alır. Haramice gaspa boyun eğmem. Buradan da vekilliğin yürütülebileceğini göstermeye çalışıyorum.</p>
<p>Tam kapanma cezaevinde sıkıntı oldu. Avukat ve kapalı görüş sıkıntısı oluştu. Bayram sonrası erken yatıp, erken kalkarak günümü en disiplinli şekilde geçirmeye çalışıyorum. Günlük yürüyüşü ihmal etmiyorum. Okumaya, yazmaya, yeni fikirler üzerinde düşünmeye yoğunlaşıyorum. Koğuşta yalnız kalıyorum, bu benim tercihim oldu. Kitap yazma düşüncem var, bu yüzden sakin bir kafa gerekiyor.</p>
<h4><strong>“YETER Kİ VİCDAN SAHİBİ OLALIM…”</strong></h4>
<p>Zaten lüks hayat peşinde koşan bir insan değildim. Öğrenciyken zorluk çektiğimde hep ilerideki hayata hazırlanmam için bunun gerekli olduğunu düşünürdüm. Hayatta başınıza her şey başınıza gelebilir. Ben bir gün doktor idim, bir gün ötekileştirilmiş bir KHK’lı, bir gün vekil ve bir gün de mahpus. Yeter ki vicdan sahibi olalım, gerisi Allah’ın dönüp duran günleridir.</p>
<p>Burada kettle’ın varsa sorun yok. Çay seven biri olarak, çay keyfim hiç eksik olmuyor. 17 kitap okuyup, Türkçe ve Arapça hatim yaptım. Bunlar da cezaevinin iyi yönleri oldu. Burada, önceden iyi ve adil işler yaptığım için çok mutluyum. Keşke daha da fazla yapsaydım diyorum.</p>
<p>Destek verdiğiniz toplum kesimleri vekilliğiniz düşürüldüğü ve tutuklandığınız süreçte size destek olmaya çalıştı mı?</p>
<p>Evet. Ben toplumun siyaset ve partilerin önünde olduğunu gördüm. Vicdanı olan her kesimden destek gördüm. Vekillik sadece TBMM’de yapılmaz bence, halkın kalbinin, gönlünün vekiliyseniz halk sizi bağrına basar.</p>
<p><strong>Sizin de tecrübe ettiğiniz gibi, sizce Türkiye’de adaletsizliğin bu kadar artması ne gibi sonuçlar doğurur?</strong></p>
<p>Toplum çok sıkışmış durumda. Zaten kokuşmuş bir yönetim altında, bir de COVID salgını bitmiyor, insanlar artık patlama noktasında. İnsan haklarını çözmek değil, ceberutluğunu arttırmaya çalışarak ve din istismarıyla kendini kurtarmaya çalışan bir Ak Parti- MHP ittifakı var. Bu da insanları daha da çaresizleştiriyor. Baskı yapan iktidar bunu daha da zorbalığı, hukuksuzluğu arttırarak sürdürebileceğini düşünüyor. Muhalefetin demokrasi ve hukuk paydasını gözeterek, toplumu bu uçurumdan kurtarması lazım. AK Parti-MHP toplumu sürükledikleri bu durum için hiç endişeli değiller. Allah korusun Suriye ve Irak gibi olma potansiyelimiz var. Aklı selimin galip gelmesini umuyorum. Bu zorbalık sınavını geçip demokrasiye kavuşmamız lazım.</p>
<h4><strong>“DEMİRTAŞ FOTOĞRAF VE ÇİÇEKLİ KART GÖNDERDİ”</strong></h4>
<p><strong>HDP’nin tutuklu eski Eş Genel Başkanlarıyla, özellikle Sn. Selahattin Demirtaş’la haberleştiniz mi?</strong></p>
<p>Evet, Sayın Demirtaş ben cezaevine girdiğim gibi bana Abdullah Zeydan vekille birlikte cezaevi koğuşundaki imzalı fotoğrafını ve çiçekli bir kart göndererek, “Tüm kalbimizle yanınızdayız. Geçer bugünler de onurlu duruş kalır. Milyonların yüreği seninle atıyor, bir an dahi bunu unutma. Sağlığına dikkat et, hep moralli ol lütfen” diye yazmış sağ olsun. Bana çok moral oldu. 4,5 senedir zulmen tutuklu, o bana moral veriyordu.</p>
<p><strong>Cezaevinde yaşadığınız, tanık olduğunuz, duyduğunuz ya da haberdar olduğunuz hak ihlalleri neler?</strong></p>
<p>Yaşadıklarımdan örnek vereyim: Isı yeterli olmadığı ve sağlığıma dikkat etmek için evden bere istemiştim. “Kar maskesi yapılır” diye vermediler, bir sevenim “dalgaların sesini dinlersin” diyerek deniz kabuğu göndermiş “mevzuata aykırı” denilerek verilmedi. Hakkımda çıkan haberleri istemiştim. HDP Genel Merkezi ve oğlumun gönderdiği haberler “telif hakkında giriyor” veya “yasaklı site çıktısı” denilerek bana verilmedi. Dışarında pul istemiştim, “kantinde satılıyor” diye engellendi. Kitap 2 ayda bir 12 ile sınırlı. Bana mektup yazan bir kişinin mektubundaki sıradan ifadeler “örgüt propagandası” diye engellenmiş. (2. mektuptan öğreniyorum, başkasına yazdığında bu engellemenin yaşanmadığını yazmış) Bir mahpusun öğrenci olduğu halde 3 kişilik odada bir masaya mahkum edildiğini öğrendim. 2. masa isteği “güvenlik” gerekçesiyle reddedilmiş. Üçü de öğrenci olan bu kişiler, tek masa ile ne yapar? “Güvenlik” nasıl bir engel oluşturabilir ki?</p>
<h4><strong>“BURASI TÜRKİYE, HUKUKUN KALMADIĞI BİR ORTAMDA KESİN KONUŞAMIYORUZ”</strong></h4>
<p><strong>AYM ve AİHM sürecinden umutlu musunuz?</strong></p>
<p>Benim cezam hukukçu olmayan birisi tarafından bile anlatılabilecek şekilde siyasi bir ceza. AYM’den kesin ihlal kararı çıkması lazım. Ama burası Türkiye, hukukun kalmadığı bir ortamda kesin konuşamıyoruz. AYM olmazsa AİHM’den kesin ihlal çıkar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gergerlioglundan-mektup-var-2/">Gergerlioğlu&#8217;ndan mektup var</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>53 İngiliz vekilden mektup: Türkiye’ye insan hakları ihlalleri uyarısı</title>
		<link>https://hizmetten.com/53-ingiliz-vekilden-mektup-turkiyeye-insan-haklari-ihlalleri-uyarisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 May 2021 10:59:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ingiliz vekil]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=19556</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; ABD Kongre üyelerinin Türkiye’deki ağır insan hakları ihlalleri için Başkan Joe Biden’ı göreve çağıran mektubunun arından bir mektup da İngiliz vekillerden geldi. Parlamentodaki 53 milletvekili, Dışişleri Bakanı Dominic Raab’a&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/53-ingiliz-vekilden-mektup-turkiyeye-insan-haklari-ihlalleri-uyarisi/">53 İngiliz vekilden mektup: Türkiye’ye insan hakları ihlalleri uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>ABD Kongre üyelerinin Türkiye’deki ağır insan hakları ihlalleri için Başkan Joe Biden’ı göreve çağıran mektubunun arından bir mektup da İngiliz vekillerden geldi.</p>
<p>Parlamentodaki 53 milletvekili, Dışişleri Bakanı Dominic Raab’a ‘Türkiye’nin içine düştüğü otoriterleşme sarmalından kurtarılması için aktif rol alması çağrısında bulundu.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-19558" src="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/05/ing2-700x329.jpg" alt="" width="700" height="329" srcset="https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/05/ing2-700x329.jpg 700w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/05/ing2-768x361.jpg 768w, https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2021/05/ing2.jpg 1058w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></p>
<div>İktidardaki Muhafazakar Parti milletvekillerinden ve  Parlamento Dış İlişkiler Komitesi eski başkanı Crispin Blunt ve ana muhalefetteki İşçi Partisinden Tony Blair ve Gordon Brown hükümetlerinde bakanlık ve daha sonra da gölge dışişleri bakanlığı yapmış Hilary Benn’in hazırladıkları ve toplamda 53 milletvekilinin altına imza koydukları mektupta Dominic</div>
<div>Raab Birleşik Krallık için vazgeçilmez bir müttefik olan Türkiye’nin demokrasi, insan haklarına saygı ve çoğulculuk çizgisine geri çekilmesi için hükümetin izleyeceği politikaları ilan etmek üzere Parlamentoda milletvekillerini bilgilendirmeye çağrılıyor.</div>
<div></div>
<div>Mektupta özellikle HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun tutuklanması, diğer insan hakları savunucularının yaşadığı sorunlar, Kobani Davası ve Türkiye’nin İstanbul Konvansiyonu’ndan çekilmesi dile getiriliyor ve dışişleri bakanından İngiltere’nin dostluğunun kayıtsız şartsız bir dostluk olmadığını ilan etmesi isteniyor. Ortak mektuba imza koyanların arasında Muhafazakar Parti’nin kıdemli isimlerinden Sir Roger Gale, Andrew Mitchell, Julian Lewis, İşçi Partisinin önde gelen isimlerinden Margaret Beckett, Kate Osamor ve Liberal Demokrat Parti dış politika sözcüsü Layla Moran gibi isimler de bulunuyor. Ortak imzalı mektup soru önergesi statüsünde kabul ediliyor ve Dışişleri Bakanı Dominic Raab’ın önümüzdeki dönemde parlamenterlerin bu konudaki sorularını cevaplamak üzere özel bir oturum için gündem vermesi bekleniyor.</div>
<div></div>
<div><b>Kaynak: Samanyoluhaber</b></div>
<p><a href="https://hizmetten.com/53-ingiliz-vekilden-mektup-turkiyeye-insan-haklari-ihlalleri-uyarisi/">53 İngiliz vekilden mektup: Türkiye’ye insan hakları ihlalleri uyarısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gergerlioğlu’ndan mektup var</title>
		<link>https://hizmetten.com/gergerlioglundan-mektup-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2021 10:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=18795</guid>

					<description><![CDATA[<p>Milletvekilliği düşürüldükten sonra tutuklanan Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ankara’da “İşimizi Geri İstiyoruz” eylemlerine katılan KHk’lı Nazan Bozkurt’a mektup gönderdi. Gergerlioğlu mektubunda yine herkese moral ve destek verdi. Doğru işler yaptıklarını söyledi.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gergerlioglundan-mektup-var/">Gergerlioğlu’ndan mektup var</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="jeg_post_title"></h1>
<h4>Milletvekilliği düşürüldükten sonra tutuklanan Ömer Faruk Gergerlioğlu, Ankara’da “İşimizi Geri İstiyoruz” eylemlerine katılan KHk’lı Nazan Bozkurt’a mektup gönderdi. Gergerlioğlu mektubunda yine herkese moral ve destek verdi. Doğru işler yaptıklarını söyledi.</h4>
<p>3 Nisan’dan bu yana Sincan 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu, Yüksel Direnişçileri’nden KHK’lı memur Nazan Bozkurt’a mektup yazdı.</p>
<p>Altı ay Gebze Kadın Kapalı Cezaevinde tutuklu kaldıktan sonra 5 Nisan’da serbest bırakılan Bozkurt’un tahliyesine çok sevindiğini söyleyen Gergerlioğlu, “İnşallah bir sonraki duruşmada Alev ve Dersulu’yu da alırız. Çok yürekli çok temiz vicdan var. Sana verdiğim destek benim için onurdur. Onurlu Yüksel Direnişçilerini tekrar selamlıyorum. Merak etmeyin kazanacağız. Zalimler pek zayıf, tek bildikleri zorbalık.” dedi.</p>
<p>Hapiste içinin rahat olduğunu belirten Gergerlioğlu, “Doğru işler yaptım, beni cezaevine attılar ama halkın ve hakkın takdirini, sevgisini kazanan ben oldum. Bundan güzel şey olabilir mi?” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ömer Faruk Gergerlioğlu, 2018’de milletvekili seçilmeden önce yargılandığı Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesince 21 Şubat 2018’de yazdığı yazılar ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek terör örgütü propagandası yaptığı  iddiasıyla 2 yıl 6 ay hapse mahkûm edilmişti.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-275940 size-full ls-is-cached lazyloaded" src="https://boldmedya.com/wp-content/uploads/2021/04/omer-faruk-gergerlioglu-mektup-1.jpg" sizes="(max-width: 1431px) 100vw, 1431px" srcset="https://www.boldmedya.com/wp-content/uploads/2021/04/omer-faruk-gergerlioglu-mektup-1.jpg 1431w, https://www.boldmedya.com/wp-content/uploads/2021/04/omer-faruk-gergerlioglu-mektup-1-210x300.jpg 210w, https://www.boldmedya.com/wp-content/uploads/2021/04/omer-faruk-gergerlioglu-mektup-1-717x1024.jpg 717w, https://www.boldmedya.com/wp-content/uploads/2021/04/omer-faruk-gergerlioglu-mektup-1-768x1098.jpg 768w, https://www.boldmedya.com/wp-content/uploads/2021/04/omer-faruk-gergerlioglu-mektup-1-1075x1536.jpg 1075w" alt="" width="1431" height="2045" data-srcset="https://www.boldmedya.com/wp-content/uploads/2021/04/omer-faruk-gergerlioglu-mektup-1.jpg 1431w, https://www.boldmedya.com/wp-content/uploads/2021/04/omer-faruk-gergerlioglu-mektup-1-210x300.jpg 210w, https://www.boldmedya.com/wp-content/uploads/2021/04/omer-faruk-gergerlioglu-mektup-1-717x1024.jpg 717w, https://www.boldmedya.com/wp-content/uploads/2021/04/omer-faruk-gergerlioglu-mektup-1-768x1098.jpg 768w, https://www.boldmedya.com/wp-content/uploads/2021/04/omer-faruk-gergerlioglu-mektup-1-1075x1536.jpg 1075w" data-src="https://boldmedya.com/wp-content/uploads/2021/04/omer-faruk-gergerlioglu-mektup-1.jpg" data-sizes="(max-width: 1431px) 100vw, 1431px" /></p>
<p><strong>Kaynak: Boldmedya</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/gergerlioglundan-mektup-var/">Gergerlioğlu’ndan mektup var</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Temsilciler meclisinden Türkiye için önemli çağrı &#124; Adem Yavuz Arslan</title>
		<link>https://hizmetten.com/temsilciler-meclisinden-turkiye-icin-onemli-cagri-adem-yavuz-arslan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2021 11:00:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[temsilciler meclisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=17349</guid>

					<description><![CDATA[<p>Senatörlerden sonra bu kez Temsilciler Meclisi’nden Biden’a 181 imzalı mektup: ‘Türkiye’deki insan hakları ihlallerine karşı harekete geç’ ABD Kongresi’nden ikinci Türkiye mektubu geldi. Temsilciler Meclisi’nin 181 üyesi Dışişleri Bakanı Antony&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/temsilciler-meclisinden-turkiye-icin-onemli-cagri-adem-yavuz-arslan/">Temsilciler meclisinden Türkiye için önemli çağrı | Adem Yavuz Arslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1 class="entry-title">Senatörlerden sonra bu kez Temsilciler Meclisi’nden Biden’a 181 imzalı mektup: ‘Türkiye’deki insan hakları ihlallerine karşı harekete geç’</h1>
<p>ABD Kongresi’nden ikinci Türkiye mektubu geldi. Temsilciler Meclisi’nin 181 üyesi Dışişleri Bakanı Antony Blinken’e hitaben bir mektup kaleme alıp Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerine karşı harekete geçme çağrısı yaptı.</p>
<p>Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sorumlu tutan mektup 10 Şubat’ta Senato’dan çıkan 52 imzalı mektup gibi partiler üstü.</p>
<p>Yani hem iktidar hem muhalefet partisine mensup milletvekilleri imzaladı.</p>
<p>Mektupta Türk hükümetinden insan hakları ihlalleri ve demokraside geri gidiş ile ilgili hesap sorulması istendi.</p>
<p>Biden yönetiminden Türkiye ile ilişkilerde insan hakları konularını öne almasını talep eden imzacı vekiller Erdoğan’ın Türk yargısını zayıflattığını, siyasi müttefiklerini devlet kodrolarına doldurduğunu, ifade özgürlüğünü baskı altına alıp gazetecileri hapse attığını ifade ettiler.</p>
<p>ABD Dişişleri Bakanı Blinken’e hitaben yazılan mektupta Türkiye’nin stratejik önemi hatırlatılırken müttefiklik ilişkisinin sağlıklı ilerleyebilmesi için Erdoğan’ın atması gereken adımlar olduğu belirtildi. Mektupta ayrıca Erdoğan’ın 2017 Mayıs ayında yaptığı Washington DC ziyareti sırasında korumalarının neden olduğu şiddet olayları da hatırlatılarak 2016’dan bu yana Türkiye’de 80 binden fazla vatandaşın hapsedildiği, bin 500’den fazla STK’nın kapatıldığı muhalefetin bastırıldığı anlatıldı.</p>
<p>Mektupta özetle şu ifadelere yer veriliyor:</p>
<h3><strong>‘Erdoğan ve partisi 20 yılını ifade özgürlüğünü engellemek ve muhalifleri hapsetmek için kullandı’</strong></h3>
<p>“Erdoğan ve onun Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidardaki yaklaşık yirmi yılını Türkiye’nin yargısını zayıflatmak, önemli askeri ve istihbarat pozisyonlarına siyasi müttefikler yerleştirmek, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünü engellemek ve siyasi muhalifleri, gazetecileri ve azınlıkları haksız yere hapsetmek için kullandı. 2016 yılından bu yana 80.000’den fazla Türk vatandaşı hapsedildi veya tutuklandı ve 1.500’den fazla sivil toplum örgütü siyasi muhalefeti bastırmak için kapatıldı. Şüpheli suçlardan tutuklananlar arasında ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından istihdam edilen üç Türk personel yer alıyor. Türkiye ile olan anlaşmalarınızda, derhal salıverilmeleri ve tüm suçlamaların reddedilmesi dahil, davalarına öncelik vermenizi tavsiye ediyoruz.”</p>
<h3><strong>‘Erdoğan, ülkemizin başkentine bile tarzını getirdi’</strong></h3>
<p>“Erdoğan’ın hükümeti, Erdoğan’ın 2017 yılı ABD ziyareti sırasında Türk güvenlik personeli barışçıl protestoculara ve federal çalışanlara saldırdığında, ülkemizin başkentinin sokaklarına bile tarzını getirdi. Erdoğan’ın muhafızlarından dördü olaydan dolayı ABD’de hâlâ yargılanıyor. Türkiye’de serbest kalıyorlar.”</p>
<p>İşte o mektup;</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-258264 size-full td-animation-stack-type0-2" src="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/mektup-temsilciler-meclisi.png" sizes="(max-width: 791px) 100vw, 791px" srcset="https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/mektup-temsilciler-meclisi.png 791w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/mektup-temsilciler-meclisi-300x297.png 300w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/mektup-temsilciler-meclisi-768x760.png 768w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/mektup-temsilciler-meclisi-100x100.png 100w, https://www.tr724.com/wp-content/uploads/2021/03/mektup-temsilciler-meclisi-696x689.png 696w" alt="" width="791" height="783" /></p>
<p>ABD Kongresi’nden geçtiğimiz günlerde  54 senatör ortak bir mektuba imza atarak Başkan Joe Biden’den Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerine karşı harekete geçme çağrısı yapmıştı.</p>
<p><strong>Kaynak: Adem Yavuz Arslan | Tr724</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/temsilciler-meclisinden-turkiye-icin-onemli-cagri-adem-yavuz-arslan/">Temsilciler meclisinden Türkiye için önemli çağrı | Adem Yavuz Arslan</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğe Mektup &#124; Gökhan Bozkuş</title>
		<link>https://hizmetten.com/1-ocak-2021-den-gelecege-mektup-gokhan-bozkus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Jan 2021 12:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Bozkuş]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=15968</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sevgili oğlum,kızım,torunlarım; Bu fotoğrafta gördüğünüz benim. Yani babanız, dedeniz. Yeni bir yılın ilk günüydü. Amirim ile birlikte yeni doğum yapmış bir kadının odasındayken çekilen bir fotoğraf bu. Ne işin vardı&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/1-ocak-2021-den-gelecege-mektup-gokhan-bozkus/">Geleceğe Mektup | Gökhan Bozkuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili oğlum,kızım,torunlarım;<br />
Bu fotoğrafta gördüğünüz benim. Yani babanız, dedeniz. Yeni bir yılın ilk günüydü. Amirim ile birlikte yeni doğum yapmış bir kadının odasındayken çekilen bir fotoğraf bu. Ne işin vardı o odada diye sorabilirsiniz. Resmi kıyafetlerde de gördüğünüz gibi odadaki kadın anneniz ya da nineniz değildi. Öyle olsa izinli olur ve sivil kıyafetlerim ile odada olurdum.</p>
<p>Oysa orada o gün biz , yeni doğmuş ve yoğun bakımda olan bir bebeğin annesini tutuklamak için leşini bekleyen akbabalar gibi bekliyorduk. O günlerde öyle bir yarış içindeydik ki. Ne ar, namus ne ahlak ne başka bir hassasiyet düşünebiliyorduk .</p>
<p>O kadıncağız gibi masumların en mahrem alanlarında bile utanmadan eşyalarını arayabiliyorduk. Kördük, sağırdık, dilsizdik. En önemlisi de vicdansızdık. Ve çok korkaktık . O kadıncağızın ismi Hacer&#8217;di. Masumdu. Tertemizdi. Ağlıyordu yoğun bakımdaki bebeğinin başında. Ama ben ve benim gibi kapıda bekleyen polisler için o bir teröristti. Biliyorum bu mektubu okurken utanacaksınız benden ama biz o kadına terörist diyorduk. Bu mektubu okurken siz&#8230;</p>
<p>Bir bebeğin annesine canavarlar, hayvanlar bile merhamet ederken sizi o odaya sokan motivasyon o odaya sokan şey neydi diyecek ve yerin dibine gireceksiniz. O tarihlerde bu insanlara sadece benim değil iktidar,muhalefet herkes böyle bakıyordu evlatlarım. Dedeniz, babanız 1 Ocak 2021&#8217;de Hacer annelere zulmeden insanlardan biri olduğu için utanç içindesiniz biliyorum. Ama size bu mektubu yazmak zorundaydım. Bu fotoğraftaki polis bendim. Ve ben yalnız değildim.</p>
<p>Gazeteciler de , siyasetçiler de, sanatçılar da hepimiz böyleydik. Günlerce , haftalarca, aylarca bu insanların evlerini aradık, iş yerlerini aradık. Duymadık hastanelerde mahrem iyet dinlemedik lohusa odasına girdik çamaşır dolapların aradık, yine doymadık nezarethanelerde çırılçıplak aradık ama bir tane bile suç unsuru bir şey bulamadım.</p>
<p>Ve&#8230; Şimdi üzerinde zaman geçince anlıyorum ki biz o günlerde kör,sağır,dilsizdik. Merhametten, insanlıktan yoksunduk. Siyaset gözümüzü kör etmişti. O odada anne ağlarken zerre utanmıyorduk. Biz utanmadık şimdi siz bu mektubu okuyun ve hepimizden utanın. Bizler birer canavardık .</p>
<p>Hizmetten | Gökhan Bozkuş</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/1-ocak-2021-den-gelecege-mektup-gokhan-bozkus/">Geleceğe Mektup | Gökhan Bozkuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kardeşime Mektup &#124; Gökhan Bozkuş</title>
		<link>https://hizmetten.com/kardesime-mektup-gokhan-bozkus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2020 15:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Bozkuş]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=14542</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kıymetli kardeşim , mektubuma Keçecizade İzzet Molla’nın bir beyiti ile başlamak istiyorum. Bir mevsimi bahârına geldik ki âlemin, Bülbül hâmuş, havz tehî, gülistan harâb. ( Âlemin öyle bir bahar mevsimine geldik ki;&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kardesime-mektup-gokhan-bozkus/">Kardeşime Mektup | Gökhan Bozkuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kıymetli kardeşim , mektubuma Keçecizade İzzet Molla’nın bir beyiti ile başlamak istiyorum.</p>
<p><strong>Bir mevsimi bahârına geldik ki âlemin,</strong><br />
<strong>Bülbül hâmuş, havz tehî, gülistan harâb.</strong></p>
<p>( Âlemin öyle bir bahar mevsimine geldik ki; bülbül susar, havuz boş, gül bahçesi harâb olmuş! )</p>
<p>Kardeş sözcüğü Türkçeye aynı karnı paylaşan karındaş sözcüğünün zamanla başkalaşması ile girmiş olsa da , seninle aynı anneden aynı babadan kardeşler olmamış olsak da kardeşimdin,  kardeşimsin, kardeşim olarak kalacaksın.</p>
<p>İnsan bir parçasını,  bir eşyasını kaybedince tedirgin olur rahat edemez ya hani. Onu bulmadan bir türlü kendine gelemez ya… İşte ben de İzzet Molla’nın yukarıdaki beyitinde tasvir ettiği zaman diliminden çok daha ifritten bir zaman dilimi olan bu günlerde seni kaybettim. Şu anda neredesin, ne yapmaktasın bilmiyorum. Belki de uzaktan beni görüyor,  sesimi duyuyor, şiirlerimi okuyor ama ses vermiyorsun. Kırgınsın belki de bana. Neden en zor zamanlarımda yanımda değildin diyorsun belki de. İçeri girdin ve dört duvar arasındasın belki de.</p>
<p>Belki de küçük bir kasabada hiç anlamadığın bir işi yapmak zorunda kalmışken yer yer eski günlere dalıp  ‘hey gidi günler ‘ diyorsun. Önüne konan mercimek çorbasına gözyaşların akıyor belki de. Gece on ikide hep beraber gittiğimiz köftecide içtiğimiz çorbalar geliyor aklına ve çorbalar yerinde  dururken gelip giden ekmek sepetlerini düşünüyor tebessüm ediyorsun kimbilir. Biliyor musun kardeşim, yazdığım şiirlerin hepsinde ama hepsinde birkaç hece kapı açıyorum gökyüzüne hâlâ. Bilirsin o yönümü anlatmıştım. O kapı kuşlar için diyordum ,  sana. O kapıdan şimdi yine heceler kanat kanat süzülmekte ve ben sensiz ve ben sizsiz ve ben o eski takvimlerden geleceğe ümitle ‘yarım’ diyorum şiirlerime kardeşim . Yarım diyorum yarına olan ümidim için. Kuyu’nun içindeki Hz Yusuf’un karanlık gecelerde dokunduğu duvardaki hisleri bir ezgiye , bir fona,  bir besteye çevirecek teknolojiyi icad etseler tınısı nasıl olurdu acaba ? Derisi yüzülürken dostlarına bakan Nesimi’nin bakışlarını bir tabloya , bir filme , bir kareye çevirecek teknolojiyi icad etseler , sızısı nasıl olurdu acaba?  Cemil Meriç okuyordum geçen akşam.  Bir an yakamı tuttu zannettim ve yüzüme haykırdı sandım , biliyor musun? “<strong>Ama ben bu kadar acıyı, sen de başkalarına benzeyesin diye çekmedim.</strong> ” cümlesini usulca çıkardım oradan. Not defterime bıraktım. Emektar bir kuşçunun ürkütmekten en çok korktuğu güvercine bakışı gibi baktım ve seni ve sizleri düşündüm kardeşim. Çektiğin acıları , çektiğiniz acıları.</p>
<p>Kaybolmuyorum eskisi gibi kitapların arasında. Zamanla değişir alışkanlıkları insanın. Ben şimdilerde şarkılarda , türkülerde kayboluyorum. Bazen Ahmet Kaya bazen  de bir keman sesi sadece… Alıp götürüyorlar beni. Bu yüzden çok kızıyorum Farid Farjad’a ve Eevanthia Reboutsika’ya. Kilometrelerce öteye bırakıyorlar da elinde İsmail de olmayan bir Hacer misali kalıyorum öylece. Ve o zaman kalemin gölgesine giriyor İsmailleri, Yusufları, Önderleri, Ramazanları,İlhanları düşünüyor ağlıyorum. Kardeşlerim ne yapıyorlar acaba şimdi . Bir film yapacak olursam bir gün baş karaktere en çok  bu cümleyi kurdururdum belki de. Kardeşim,  canım kardeşim ne yapıyorsun acaba şimdi…</p>
<p><strong>Kaynak: Gökhan Bozkuş | cizlavet.com</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/kardesime-mektup-gokhan-bozkus/">Kardeşime Mektup | Gökhan Bozkuş</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dostlara açık mektup &#124; Kerem Şahin</title>
		<link>https://hizmetten.com/dostlara-acik-mektup-kerem-sahin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2020 12:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Kerem Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=13821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kişiler arası iletişim ruh sağlığımızı doğrudan etkiler. Özellikle bu kişiler bizim ailemiz, arkadaşlarımız, dostlarımızsa bu etki daha yüksektir. Ben bu yazıda sadece arkadaşlarla, dostlarla olan iletişimin bir yönüne değineceğim. Bize&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dostlara-acik-mektup-kerem-sahin/">Dostlara açık mektup | Kerem Şahin</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kişiler arası iletişim ruh sağlığımızı doğrudan etkiler. Özellikle bu kişiler bizim ailemiz, arkadaşlarımız, dostlarımızsa bu etki daha yüksektir. Ben bu yazıda sadece arkadaşlarla, dostlarla olan iletişimin bir yönüne değineceğim. Bize &#8220;arkadaşım, dostum&#8221; diyenlere açık bir mektup olacak bu yazı. Onlara benimle iletişim kurarken sıkça yaptıkları hatalardan ve benim ne hissettiğimden bahsedeceğim. Bu yazıyı okuyanlar, yazıdaki &#8220;ben&#8221; ve &#8220;dostum&#8221; kelimeleri yerine, kendilerini koyarak okurlarsa daha istifadeli olacağı kanaatindeyim. Çünkü çoğumuz bazen &#8220;dostlarımız&#8221; gibi konuşabiliyoruz ya da bizle hatalı iletişim kuran dostlarla karşılaşabiliyoruz. Amacım dostları incitmek ya da üzmek değil. Amacım ayna tutmak, farkına vardırmak, empati kurdurabilmek, etkin dinlemeye yönlendirebilmek. Hazır mısın? Dostun acı söyleyecek.)</p>
<p>Bana Bu Kelimeleri Kullanma Dostum!</p>
<p>Sana geldim. Derdimi, sıkıntımı anlatmaya. Sadece anlatmaya&#8230; Çünkü dinlenilmeye ihtiyacım var. İlla ki problemlerimi çözmeni beklemiyorum. Belki sen de benimle aynı dertleri yaşadın, yaşıyorsun. Beni anlayacağını umarak sana anlatmak istiyorum.</p>
<p>Tam anlatmaya başlıyorum, bana diyorsun ki: &#8220;Kader, nasip, kısmet, hayırlısı&#8230;&#8221;. Evet, şu dünyada ne yaşıyorsak hepsi kader dairesi içinde cereyan ediyor. Kendisine söylenilen, en az söyleyen kadar iyi biliyor bunu. Böyle dedim diye hemen yargılama beni. Tevekkülsüzlükle suçlama. Mesele bu değil! Sen bu kelimeleri kullanınca dostum, benim daha söyleyecek sözüm kalmıyor. Çünkü bu kelimeler son nokta. Buraya gelene kadar insanın kendi tercihleri var. O yüzden biz &#8220;tercihler dairesinde&#8221; söz söyleyelim. Etki edebileceğimiz alanda konuşalım.</p>
<p>Ben sana bir şey anlatmak istediğimi söylediğimde bana &#8220;Şu an seni dinlemek istemiyorum. Şimdi dinleyemeyeceğim.&#8221; gibi cümleler kursan inan çok üzülmem, sana kırılmam, küsmem. Dinlemek istemediğin zaman bunu bana rahatça söyleyebilirsin. Böyle söylemen, yukarıda söylediğim kelimelerle bana cevap vermenden çok daha iyi.</p>
<p>Beni Kendinle veya Başkalarıyla Kıyaslamadan Dinle Dostum!</p>
<p>Sana bir derdimi anlattığımda bana &#8220;Ne olacak, ben de yaşadım bunları, herkesin başına geliyor, kader işte, senden daha kötüleri de var&#8230;&#8221; deme.</p>
<p>Ben kendimi başkalarıyla kıyaslıyorsam ve başkalarından sana bahsediyorsam benle böyle konuşabilirsin. Ama ben sadece kendimden bahsediyorsam bana böyle şeyler söyleme lütfen. Çünkü bu söylediklerini ben de biliyorum. Fakat herkesin sabır eşiği aynı değil. Aynı sıkıntıları yaşayan herkes aynı tepkileri vermiyor.</p>
<p>Bana Tavsiye Vermeden Dinle Dostum!</p>
<p>Ben senden bir tavsiye istemediğim sürece bana tavsiyede bulunma. &#8220;Sabret, dişini sık, şunu şöyle yap, haline şükret&#8230;&#8221; deme.</p>
<p>Sen de şahitsin sabrediyorum, şikayet etmiyorum. Sadece yüküm ağır geliyor, senle paylaşıyorum. Altında ezilmemek için sana yaslanıyorum.</p>
<p>&#8220;Beklentisiz Ol&#8221; Demeden Dinle Dostum!</p>
<p>Sana meşru hayallerimi, ümitlerimi anlattığımda bana &#8220;Beklentisiz ol, bu olmasa da olur, bak bizde bunlar da yoktu&#8230;&#8221; deme.</p>
<p>Ben seninle sadece hayallerimi paylaşıyorum dostum. &#8220;Bunlar olmazsa olmaz, bunlar olmadan yaşayamam. Neden bunlar olmuyor?&#8230;&#8221; demiyorum. Sadece hayal ediyorum, ümid ediyorum.</p>
<p>&#8220;Dua Et&#8221; Demeden Dinle Dostum!</p>
<p>Sana bir şeyi nasıl yapacağımı veya nasıl olacağını sorduğumda &#8220;Dua edeceğiz, nasipse olur inşaallah, Allah yardım eder&#8230;&#8221; deme.</p>
<p>Dua etmiyorum mu sanıyorsun? Sebepleri yerine getirmek, yapılması gerekenleri yapmak dua etmek değil mi? Sadece sözlü dua edip, öylece bekleyince mi nasip oluyor ya da Allah yardım ediyor? Bunu yanlış anlama lütfen! Hiçbir şey yapmadan da Allah yardım edebilir? Ben sadece Allah&#8217;ın kainata koyduğu bir kuraldan bahsediyorum. Yani önce &#8220;deveyi bağlamaktan&#8221;&#8230;</p>
<p>Senden yardım istediğimde, sana danıştığımda bunların yerine bana, yapamayacağını söylemen yeterli dostum.</p>
<p>Fikirlerini Dayatmadan Dinle Dostum!</p>
<p>Senle konuşurken bana &#8220;Bunu kesinlikle böyle yapmalısın. Bunun doğrusu budur. Madem böyle yapmıyorsun yaşa da gör&#8230;&#8221; deme.</p>
<p>Hayatta tek doğru yok dostum. Aynı hedefe giden farklı yollar da var. Başka yolları bi</p>
<p>lmiyor olmak, tek bir yol olduğu anlamına gelmiyor. İnsanın sadece kendi düşüncesinin doğru olduğunu düşündüğü yerde başkasının düşüncelerinin bir anlamı kalmıyor maalesef. İki, üç, dört&#8230; düşünceyi harmanlayıp en makul düşünceyi bulmak hepimizi daha mutlu edecektir.</p>
<p>Sen benimle bu anlattığım şekillerde konuşunca dostum, ben bir anda &#8220;kadere teslim olmayan, rıza göstermeyen, hep şikayet eden, şükürsüz, başkalarıyla kendini kıyaslayan, kıskanç, bir çok beklentisi olan, hiç dua etmeyen, tevekkülsüz, hep yanlış fikir sahibi&#8230;&#8221; biri konumuna düşüyorum. Anlaşılmadığımı, yanlış anlaşıldığımı hissediyorum. Sana kızıyorum. Bir daha senle konuşmak, sana derdimi anlatmak istemiyorum. Yalnız kalıyorum. İçime kapanıyorum&#8230;</p>
<p>Bana &#8220;Benim sana bu söylediklerimi sözüne itibar ettiğin bir çok insan yazıyor, söylüyor&#8221; diyebilirsin. Haklısın dostum. Ama sorun da burada zaten. Ben bunları duymak istediğimde açıp onları okuyor ve dinliyorum. Fakat sen başkasın. Arkadaş olmak, dost olmak başka bir şey. Sen olmak demek , yargılamadan, suçlamadan, ayıplamadan, dayatmadan dinleyebilmek demek. Anlamak ve anladığını hissettirmek demek. Empati yapabilmek demek. Koşulsuz sevebilmek demek. Bazen sağır, bazen kör, bazen dilsiz olabilmek demek.</p>
<p>Umarım sana kendimi anlatabilmişimdir dostum. Acı söyledim farkındayım. Seni seviyorum, sana değer veriyorum, üzdüysem özür dilerim ve mektubumu okuduğun için teşekkür ederim.</p>
<p><strong>Hizmetten | Kerem Şahin-Psikolojik Danışman</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/dostlara-acik-mektup-kerem-sahin/">Dostlara açık mektup | Kerem Şahin</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mektup &#124; Yusuf Demircioğlu</title>
		<link>https://hizmetten.com/mektup-yusuf-demircioglu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2020 13:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Demircioğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=12553</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kulluğun kıymetini bitmeden anlamalı, Hayat ile imanın sırrını kavramalı, Yarın bitecek gibi tertemiz yaşamalı, Yalnız Hakka kul olan işte odur kahraman. Cömertlerden cömerttir senin O ulu Rabbin, Sağlık, sıhhat ve&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mektup-yusuf-demircioglu/">Mektup | Yusuf Demircioğlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kulluğun kıymetini bitmeden anlamalı,<br />
Hayat ile imanın sırrını kavramalı,<br />
Yarın bitecek gibi tertemiz yaşamalı,<br />
Yalnız Hakka kul olan işte odur kahraman.</p>
<p>Cömertlerden cömerttir senin O ulu Rabbin,<br />
Sağlık, sıhhat ve iman, tık tık atıyor kalbin,<br />
Hakkını vermek lazım verdiği her nimettin,<br />
Verdiği her nimettin vardır elbet hikmeti.</p>
<p>Hakka kul olmak varken olma zalimin kulu,<br />
Anasından doğanın mezara düşer yolu,<br />
Dünya mektup gibidir hayatın posta pulu,<br />
Adresini kul yazar cennet ya da cehennem.</p>
<p>Niyetine dikkat et amelini belirler,<br />
Dilinin söylediği hep kalbinden geçenler,<br />
Olayların üstünde sırat gibidir kader,<br />
Bu imtihan dünyası yükünü boşaltıyor.</p>
<p>Gülene bir sözüm yok gülemeyen ne yapsın,<br />
Ateş düştüğü yeri yaksın demeyin sakın,<br />
Elenip duruyoruz yüz de onu mu kalsın,<br />
Her insan önemlidir bu hesap bize uymaz.</p>
<p>Bu son lafım dostuma kaderin mahkumuyum,<br />
Muhasebe yapmalı elbet vardır kusurum,<br />
Hatadan edebilirim ben de aciz bir kulum,<br />
Tövbe kurnasına koş bekler Rabbim geleni.</p>
<p><strong>Hizmetten | Priştinalı Yusuf Demircioğlu</strong></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mektup-yusuf-demircioglu/">Mektup | Yusuf Demircioğlu</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
