<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mekke arşivleri - Hizmetten</title>
	<atom:link href="https://hizmetten.com/tag/mekke/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://hizmetten.com/tag/mekke/</link>
	<description>Hizmet&#039;e Dair Ne Varsa...</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 Jul 2023 20:54:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://hizmetten.com/wp-content/uploads/2023/01/hizmetten_loga_web-150x150.png</url>
	<title>mekke arşivleri - Hizmetten</title>
	<link>https://hizmetten.com/tag/mekke/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Üzülme Mekke’ye Döneceksin</title>
		<link>https://hizmetten.com/uzulme-mekkeye-doneceksin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 12:16:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Üzülme Mekke’ye Döneceksin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=30046</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şerefli İslam dininin doğduğu Mekke şehrinin Mina Vadi’si ile kucaklaştığı, şeytan taşlama alanına yakın küçük bir vadiden bahseder siyer yazarları&#8230; Akabe&#8230; İslam tarihinde çok ciddi öneme haiz olan Akabe Biatları’nın&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/uzulme-mekkeye-doneceksin/">Üzülme Mekke’ye Döneceksin</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şerefli İslam dininin doğduğu Mekke şehrinin Mina Vadi’si ile kucaklaştığı, şeytan taşlama alanına yakın küçük bir vadiden bahseder siyer yazarları&#8230; Akabe&#8230;</p>
<p>İslam tarihinde çok ciddi öneme haiz olan Akabe Biatları’nın yapıldığı, kayalardan müteşekkil kuytu&#8230;</p>
<p>Akabe biatları, insanlığın kaderini değiştirecek Hicret hamlesinin ilk adımlarıydı.</p>
<p>Medineliler Allah Rasulü’nü (sav) Mekke’nin küfür kokan zifiri karanlığından Medine’nin nur iklimine davet ettiler. Canlarını, mallarını, ailelerini nasıl koruyorlarsa Allah Resulü’nü de (sav) öyle korumaya söz verdiler.</p>
<p>Ve Medinelilerin kutsal sevinci: “Medine’ye Hicret edeceksin”</p>
<p>Kainatı nura gark edecek insani değerler manzumesi dinin ilk müntesipleri Mekke’nin zulüm atmosferinden Medine’ye hicret edeceklerini ve bunun ne manaya geldiğini anlayan Şeytan Mekke’nin tüm mahallelerinde duyulacak şekilde bir çığlık kopardı. Şöyle diyordu: <em>Ey hacılar, ey Mekkeliler, yetişin! Müzemmen (sövülmüş manasına gelen hakaret amaçlı Efendimize takılan isim) insanları kandırdı, sizinle savaşmak için sözleştiler. Uyanın!” </em></p>
<p>Mina vadisinde Efendimiz’e (sav) bir müjde verildi: “Şeytanı yeneceksin”</p>
<p>Allah Rasülü’ne (sav) Hicret için ilahi izin geldiği anlarda  müşriklerden müteşekkil yüz kişilik bir şebeke Allah Rasulün’ü nasıl öldüreceklerini ve davasını nasıl bitireceklerini konuşmak üzere Dar-ün Nedve’de toplanmışlardı. Aldıkları karara göre Efendimizin (sav) evini muhasara edip sabah olunca yatağında her kabileden seçtikleri bir müfreze ile katledeceklerdi.</p>
<p>“&#8230; Şöyle demişti Ebû Cehil: “Her kabileden birer silahlı genç bulalım. Gençlerin hepsi ona bir anda saldırsınlar. Hep birlikte vurup öldürsünler. Böylece ondan kurtulalım, rahata kavuşalım! Delikan- lılar bu şekilde yapınca, onun kanı bütün kabilelere dağılmış olur! Abdümenaf Oğulları ise bütün kabilelerle savaşmaya güç yetiremez ve diyet almaya razı olurlar. Biz de Abdümenaf Oğulları’na onun diyetini öderiz!”</p>
<p>Dedikleri gibi de yaptılar ve Efendimiz’in (sav) evini muhasara ettiler. Kuşatmanın devam ettiği sırada seçilen delikanlılar, evin kısa duvarlarından damına çıkıp oradan içeriye inmeye kalkıştıkları zaman, içeriden bir kadın çığlık kopardı. Bunun üzerine cellat delikanlılar birbirlerine: “Vallahi amcalarımızın kızlarının üzerlerine duvardan indiğimiz Araplara söylenir, rezil oluruz, sövülürüz, hürmet örtümüzü yırtmış oluruz!” dediler. Kadınlara ve çocuklara ilişmediler.</p>
<p>Efendimiz (sav) yatağına Hz Ali’yi (ra) yatırıp müşriklerin yüzüne bir avuç toprak atıp “Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler” (Yasin-9) ayetini okuyarak evinden ayrıldı. Göremediler&#8230;<br />
<em>Ayetler inşirah veriyordu: “Daima muhafaza edileceksin”</em></p>
<p>Akabe biatlarından bir yıl kadar sonra Allah Rasulü (sav) çok sevdiği Mekke’den gözyaşları içinde ayrıldı.</p>
<p><em>Ama Allah (cc) Nebi’sini teselli etti: “Üzülme Mekke’ye döneceksin”</em></p>
<p>Allah (cc) Habibini (sav) peşine düşen azılı müşriklerden Sevr sultanlığında bir güvercin ve örümcek ağı ile korudu. Allah (cc) büyüklüğünü küçük/zayıf şeylerden büyük neticeler çıkararak gösterdi.</p>
<p><em>Mesaj netti: “Küfür ateşini söndüreceksin”</em></p>
<p>Derken yolları Kudeyt’e uğradı. Ümmü Mabed’ten süt istediler. Size ikram edecek sütümüz ve sağmal koyunumuz kalmadı cevabı alınca, kısır bir koyundan süt sağdı Allah Rasulü (sav)</p>
<p><em>Mana açıktı: “Tepeden tırnağa bereketsin”</em></p>
<p>Allah Rasulü’nün (sav) başına konan ödüle aldanan Süraka tam yetiştim derken atının ayakları kumlara gömüldü. Her çıkış denemesinde çöl kumları onu bırakmadı.</p>
<p><em>Çöl Efendimiz (sav) için dile geldi: “Emin ellerdesin” </em></p>
<p>Sonra Medine’nin kapısı Kuba kasabasına geldiler. Ondört gece burada kaldılar. Medine’de yapılacak işlerin stratejilerini konuştu ashabıyla. O zaman Medine’nin adı Yesrib’ti. Yesrip “güzel olmayan, ayıplanmış, kötülenmiş yer” manasına geliyordu.</p>
<p><em>Şehir gözyaşı döktü: “Yesrib’i Medine-i münevvere edeceksin”</em></p>
<p>Küba’da geçirilen ondört geceden sonra Medine’ye yola çıktı Allah Rasülü (sav). Devesinin yularını tutup “Ne olur Yâ Rasülallah bize misafir ol” davetlerini; “devemi bırakın o vazifeli, gideceği yer ona bildirildi” diyerek reddetti. Devesi Sehl ve Süheyl isimli iki yetimin hurma harmanı olarak kullanılan arazisiyle, Hz Ebu Eyyüb el Ensarî’nin (ra) evinin arasında durdu. Burası Hicret’in son durağı idi.</p>
<p>Akabe’de başlayan Hicret Ebu Eyyüb’ün (ra) evinin önünde son buldu.</p>
<p><em><strong>Ve Medine dil olup haykırdı: “Nâm-i celilinle yeryüzünü nura gark edeceksin”</strong></em></p>
<p><a href="https://youtu.be/bBjY8VlFUxY"><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/uzulme-mekkeye-doneceksin/">Üzülme Mekke’ye Döneceksin</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Organize Kötülük: Boykot</title>
		<link>https://hizmetten.com/organize-kotuluk-boykot/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2023 00:15:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Organize Kötülük: Boykot]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=29346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hz Hamza ve Hz Ömer’in Müslüman olması, Habeşistan’a hicret edenlere Necaşi’nin sahip çıkması ve Mekke müşriklerinin buradan elleri boş dönmesinden sonra öfkeleri artmış ve güçlerini mazlumlar üzerinde daha kontrolsüz kullanmaya&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/organize-kotuluk-boykot/">Organize Kötülük: Boykot</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz Hamza ve Hz Ömer’in Müslüman olması, Habeşistan’a hicret edenlere Necaşi’nin sahip çıkması ve Mekke müşriklerinin buradan elleri boş dönmesinden sonra öfkeleri artmış ve güçlerini mazlumlar üzerinde daha kontrolsüz kullanmaya başlamışlardı. Evet iyiliği organize eden müminler odalardan kıtalara ulaşmış; Dar-ül Erkam’ın odasında tutuşturulan meşalenin şavkı başka ülkelerde görülmeye başlamıştı.</p>
<p>Kendilerine göre aldıkları hiçbir tedbir iyiliğin yayılmasına mâni olamıyor, İslam nuru parladıkça yarasa gözlerini daha fazla ovuşturuyorlardı.</p>
<p><strong>Bir gece Mekke’nin Ebtah mahallesinde oturup ‘Boykot’ kararı almış ve topyekûn inananları açlığa, yokluğa, ölüme terk etmişlerdi.</strong> İşte o dönem mazlumlar, mazlumeler, kucakta yavrular ağaç kabukları yiyerek tutunmuşlardı hayata.</p>
<p>Hz. Hatice (ra), Hz Ebubekir ve Ebû Talip’in bütün malları bu dönemde boykota maruz kalan mazlumlara muavenette harcandı. İyiliğin temsilcileri o kadar sıkıntılara uğradılar ki, açlıktan dolayı ağlayan çocukların çığlıkları kenar mahallelerinde duyuluyor, hatta açlıktan dolayı ölen insanlar oluyordu. (Belâzürî, I, 269) Efendiler Efendisi’nin (sav) annesinin de kabilesi Zühreoğullarından olan Sa’d bin Ebi Vakkas o günlerdeki sıkıntıları şöyle anlatır:</p>
<p><em>“Boykot günlerinde açlıktan dolayı bir gece dışarı çıkmıştım. Ayağım yaş bir şeye değdi. Hemen onu ağzıma attım ve hala ne olduğunu bilmiyorum.”</em> (İbn İshâk, 142)</p>
<p>Yardım yapanı da Müslümanlardan saymış ve onu da boykota dahil etmişlerdi. Müşrik olsa da vicdan tellerinden bir ikisi kopmamış olanlar vardı. Onlar gizlice boykot alanına yardım ulaştırırlardı. Hz. Hatice annemizin amcasının oğlu Hâkim bin Hizam, bir gece bir deve yükü yiyeceği Şi’bu Ebî Talib’e götürüp devenin böğrüne vurarak Müslümanlara boykot uygulanan mahalleye sürdü. (İbn İshâk, 142)</p>
<p>Aynı şahıs bir gün kölesinin sırtına buğday yükleyip Haşim oğullarının mahallesine götürürken, önüne Ebû Cehil çıktı ve onu sorgulamaya başladı. Hatta hakaret edip dövmeye çalıştı. Bu sırada yoldan geçen müşriklerden Ebu’l-Buhteri bin Hişam, olaya müdahale etti ve Ebû Cehil’e: <em>“Hakim’in akrabalarına yardıma gittiğini, onu bırakmasını”</em> söyledi. Ebû Cehil’in bunu kabullenmemesi üzerine Ebu’l-Buhteri, Hakim bin Hizam’ı engellemekte ısrar eden Ebû Cehil ile kavgaya girip eline geçirdiği bir deve kemiği ile Ebû Cehil’in başını yardı, yere yıktı ve tepeledi.</p>
<p><strong>Boykot üç yıl sürdü.</strong> Boykotu ise yine dört müşrikin cesur çıkışı sona erdirdi. Onlar Kâbe gölgesine gidip şöyle haykırdılar: <em>“−Ey Mekkeliler! Bizler istediğimiz gibi yiyip içelim, giyinip kuşanalım da Hâşimoğulları ve Muttaliboğulları alışverişten mahrûm edilerek helâk olsunlar, bu olacak şey midir?! Allâh’a yemin ederiz ki, akrabâlık bağlarını kesen şu zâlim sahîfe yırtılıncaya kadar oturmayacağız!” </em></p>
<p><em> </em>Ebu Cehil “apaçık bir komplo…” dese de oluşan kamuoyuna fazla direnemedi ve fiilen zaten delik deşik hale gelmiş boykot hukuken de sona ermiş oldu.</p>
<p>Boykot bu cesur çıkışla sona erdi…</p>
<p><strong>Organize bir kötülük ele geçirdiği devlet imkanlarını kullanarak muhalif gördüğü kesimlere acımasızca zulmetmeye devam ediyor.</strong> Kurdukları menfaat şebekesinin çökmesinden endişe eden bu çete ülkenin damarlarında Ebu Leheb kiniyle dolaşıyor. Aldıkları kararlar, yaptıkları zulümler, bakışlarındaki canavarlık, üfledikçe fidanlar kurutan nefesleri cahiliye tiranlarını andırıyor. <strong>Sanki her karar, şeytanın da katıldığı Mekke tiranlarının tamamının iştirak ettiği karanlık kuytularda alınıyor. </strong>İnsanlığı bitirmeye azmetmiş bu azgın topluluk ihtiyaç sahiplerine yardım götürenleri takip ediyor ve azılı bir katili yakalar gibi derdest edip zindanlara yolluyor. <strong>Mazlumların kaderi Mekke’de boykota maruz kalan ilk Müslümanlarla buluşurken bugün ülkeyi yöneten kaba kuvvet ise ilhamını Ebu Leheblerden, Ebu Cehillerden, Utbelerden, Şeybelerden alıyor.</strong></p>
<p>Bugün Anadolu’da insanlığı eksilten; ruhunu şeytana kaptırmış, vicdanını tiranlara satmış yöneticiler ile susarak bu zulme ortak olan muazzam bir kitle var. Ballandıra ballandıra anlattıkları operasyonlarla masumlar için toplanan paraya da çöküp insanlığı yaşatmaya çalışan hak ve insanlık kahramanlarını demir parmaklıklar arkasına yolluyorlar.</p>
<p><strong>Bunca yıldır aralarından bir müşrik kadar bile olsa bir iki cesur adam çıkıp “yeter yahu” diyerek haykırmadı, haykıramadı. Vicdanını karartmış, kalbini midesine yedirmiş bu cenazeler topluluğundan cesaret alan organize kötülük zulmüne devam etse de çekilen hiçbir şeyi israf etmeyen Rabbimiz mazluma fereç ve mahreç verecek zalime ise gelecek nesillere ibret olacak dehşetli bir son hazırlayacak ve Anadolu’yu zulmün kanlı pençelerinden kurtaracaktır…</strong></p>
<p><a href="https://youtu.be/20N-Vfpqq_U"><strong> </strong><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/organize-kotuluk-boykot/">Organize Kötülük: Boykot</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üzülme Kızcağızım &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/uzulme-kizcagizim-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Dec 2022 05:51:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[GÖNÜLLERİN EFENDİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[kabe]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=28163</guid>

					<description><![CDATA[<p>Organize kötülük, karşısında beklentisizce insanlığa hizmet etmek için organize olmuş iyiliği görünce daha bir zalimleşti.  İnananlara insanlık dışı muamelelerde bulundular ve ellerindeki tüm gücü ve imkanları yaptıkları zulümde istimal ettiler.&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/uzulme-kizcagizim-ismet-macit/">Üzülme Kızcağızım | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Organize kötülük, karşısında beklentisizce insanlığa hizmet etmek için organize olmuş iyiliği görünce daha bir zalimleşti.  İnananlara insanlık dışı muamelelerde bulundular ve ellerindeki tüm gücü ve imkanları yaptıkları zulümde istimal ettiler.</p>
<p>Mahzun Nebi (sav) ve arkadaşları akrebin kıskacında çilenin her türlüsüne maruz kaldılar. Granit şehrin tiranlarının kalplerinde merhametin zerresi dahi kalmamıştı. Kız çocuklarını çöle götürüp gömdükleri gibi sevgiyi, şefkati ve insanlığı da katletmişlerdi.</p>
<p>Merhametsizce bir avuç insana saldırıyor, işkence ediyor ve onları dinlerinden döndürmek adına her türlü zulme müracaat ediyorlardı.</p>
<p>Müdriku’l Ezdi anlatıyor: <em>“Babamla hac yaptığım sene bir kısım insanların toplanıp bir adama işkence ettiklerini gördüm. İnsanlardan kimi O’nun yüzüne tükürüyor kimi başına toprak saçıyor kimisi de sövüp sayıyordu. Babama kim bu işkenceye maruz kalan zat diye sordum. O da ‘atalarının dinini terk eden la ilahe illallah diyen kurtulur diyen Muhammed’dir (sav)’ dedi. Bu işkenceler gün boyu devam etti. Daha sonra bir kız çocuğu elinde su dolu bir kapla geldi, ağlıyordu. Allah Resulü (sav) bu kaptan içti, elini yüzünü yıkadı. ‘Kızcağızım; Baban hakkında tuzağa düşürülüp öldürülecek, zillete uğrayacak diye korkma. Allah babanı ve davasını zayi etmeyecek.’</em></p>
<p>Henüz Hz Ömer’in ve Hz Hamza’nın Müslüman olmadığı o çile günlerinde sahabe yine Efendiler Efendisi’ne (sav) sığınacak ve O’ndan gelecek bir tavsiye ile teselli arayacaklardı. Belki aralarında dertleştiler ve bir demirci olan Hz Habbab bin Eret’i sözcü seçtiler. Habbab’a sahibesi Ümmü Enmar şiddetli işkence ederdi.</p>
<p>Habbâb ibn-i Eret (radıyallâhu anh) Efendimize (sav) gelmiş ve adeta içli bir ağıt tonunda şunları söylemişti: <em>“Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) hırkasını başının altına yastık yapmış, Kâbe’nin gölgesinde dinlenirken (müşriklerden gördüğümüz işkencelerden ötürü) kendisine şikâyette bulunduk ve ‘Bizim için Allah’tan yardım ve inayet dilemez misiniz?’ dedik. Buna mukabil O (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ‘Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler vardı ki tutulup kazılan bir çukura (yarı beline kadar) gömülür, sonra da testere getirilip başına konur ve ikiye biçilirdi. Yahut demir tırmıklarla tırmıklanıp eti kemiğinden ayrılırdı. Fakat yine de bütün bunlar onu dininden döndüremezdi. Allah’a yemin olsun ki, O mutlaka bu dini tamama erdirecektir. Hatta gün gelecek, yalnız başına bir atlı, Allah korkusu ve sürüsüne kurt saldırması endişesinden başka hiçbir korku taşımaksızın San’a’dan Hadramevt’e kadar emniyetle gidecektir. Ne var ki, siz bu hususta acele ediyorsunuz…”</em> (Buhari, Menâkıb 25)</p>
<p>Ne mi oldu? Aktif sabrın her rengini gösterdi Allah Rasulü (sav) ve arkadaşları. İşkence, boykot, derken Hüzün senesi Taif’te taşlanma, müşriklerin işkencelerini arttırmaları Efendimize (sav) Mekke’nin dar edilmesi neticesinde “her zorlukla bir kolaylık vardır” fehvasınca o yıllarda cinlerden altısı Müslüman oldu ertesi sene birinci Akabe Biatı, sonraki sene ikinci Akabe Biatı daha sonraki yılda ise Medine’ye Hicret gerçekleşti… Ve Allah (cc) Efendimizi (sav) zayi etmedi.</p>
<p>Ya o işkenceci, zulümden zevk alan canavar ruhlular… Onların akıbeti de yaşadıkları ve yaşattıkları hayata uygundu.</p>
<p>Hz Habbâb’a işkence eden Ümmü Enmâr bu talihsizlerden biriydi. O ateşte kızdırdığı demirle Hz Habbâb’ın (ra) başını dağlamak suretiyle işkence ederdi. Hz Habbab (ra) Efendimiz’e (sav) gidip Ümmü Enmâr’ı şikâyet etti. Efendimiz (sav): <em>“Allâh’ım! Habbâb’a yardım et!”</em> diyerek duâ edince Ümmü Enmâr başından bir derde yakalandı ve köpekler gibi ulumaya başladı. Kendisine başını dağlatmasını tavsiye ettiler. Bunun üzerine Habbâb (ra) demiri alır, ateşte kızdırır ve onunla Ümmü Enmâr’ın başını dağlardı. (İbn-i Esîr, <em>Üsdü’l-Gâbe,</em> II, 115.)</p>
<p>Hz Habbab’a işkence eden Enmâr’ı Efendimiz (sav) Rabbine havale ettiği gibi; bizlerde devrin Ebu Leheb’lerini, Ebu Cehil’lerini, Ümmü Enmar’larını O’na (cc) havale ediyor ve mazlumlara fereç mahreç vermesi için dua dua yalvarıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://youtu.be/q-lfBTgYTZk"><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/uzulme-kizcagizim-ismet-macit/">Üzülme Kızcağızım | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehre Yağan Emniyet &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/sehre-yagan-emniyet-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2022 07:25:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Hacer-ül Esved]]></category>
		<category><![CDATA[kabe]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27873</guid>

					<description><![CDATA[<p>Karanlıkları paramparça edecek nurdan mesajların inmesine beş yıl kadar kalmıştır. İnsanlığı yaratılış gayesinin ufuklarına taşıyacak olan nübüvveti omuzlayacak Sonsuz Nur 35 yaşındadır. Hz Fatıma o sene doğacak ve biricik Babası&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sehre-yagan-emniyet-ismet-macit/">Şehre Yağan Emniyet | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karanlıkları paramparça edecek nurdan mesajların inmesine beş yıl kadar kalmıştır.</p>
<p>İnsanlığı yaratılış gayesinin ufuklarına taşıyacak olan nübüvveti omuzlayacak Sonsuz Nur 35 yaşındadır.</p>
<p>Hz Fatıma o sene doğacak ve biricik Babası onu kucağına alıp gelecekteki sıkıntılı günlerinde kendisini hiç yalnız bırakmayıp “Ümmü Ebiha” (babasının annesi) diye anılacak olan bu dördüncü kızına annemden sonra annem dediği Fatıma binti Esed’in ismini verecektir. Nasıl vermesin ki O (sav) vefa abidesi yengesinin gölgesinde büyümüş ve O’na (sav) annesizliği hissettirmemişti.</p>
<p>O (sav) 35 yaşındadır.</p>
<p>Yarınlarda huzursuzluktan bunalmış insanlığa sevgi yüklü mesajları taşıyacak olan vefa abidesi maddi sıkıntı içinde olan amcası Ebu Talip’ten Hz Ali’yi isteyecek ve onu evine getirecektir. Hz Ali altı yaşındadır ve gelecekte karşılaşacağı çetin günlere Nebî (sav) atmosferinde hazırlanacaktır.</p>
<p>O (sav) 35 yaşındadır.</p>
<p>Kâbe maddi olarak seller ve yangınlardan; manevi olarak putlarla doldurulduğundan yorgundur, harap olmuştur. Tevhid’in sembolü, Allah’ın Evi, Efendimizin (sav) ikizi, Arş’ın yeryüzündeki izdüşümü, yerin göbeği, Arz’ın kalbi… Kabe-i Muazzama’nın tamir edilmesi gerekmektedir. İlk ayetlerin inmesine beş yıl vardır.</p>
<p>Mekke yöneticileri Dar-ün Nedve’de bir araya gelerek Velid ibni Mugire başkanlığında bir konsorsiyum kurarlar tamir için. Bir kampanya başlatırlar inşaat masraflarını karşılama adına…</p>
<p>Tam o günlerde bir Bizans gemisinin Kızıl Deniz’de Cidde şehri yakınlarındaki <em>Şu‘aybe</em> limanında karaya oturduğu haberi Mekke’ye ulaşır. Gemi bir yük gemisidir ve Habeşistan’daki bir kilisenin tamirinde kullanılmak üzere mermer, kereste ve demir yüklüdür. Bizans İmparatorunun emriyle Mısır’dan gönderilmiştir. Velîd ibni Mugîre ve arkadaşları Şu‘aybe’ye giderek geminin taşıdığı keresteleri satın alırlar ve gemide bulunan marangoz ve inşaat ustası Bâkûm er-Rûmî’yi de Kâbe’nin tamiri için Mekke’ye davet ederler.</p>
<p>Getirdiği mesajlarla insanlığı inşa edecek tevhit işçisi Efendiler Efendisi (sav), gelecekte tüm insanlığın kıblesi olacak olan bu kutsal yapı yenilenirken amcası Hz Abbas ile çalışacak ve Ecyad dağından omuzunda taş taşıyacaktır.</p>
<p>Evet O (sav) henüz 35 yaşındadır ama bir Nebî gibi yaşamaktadır.</p>
<p>Şehrin sokaklarında O’nu (sav) görenler <em>“işte şu genç Muhammed-ül Emîn”</em> demekteler. Emniyetin, güvenin, insanlığın yitirildiği şehirlerde, yitirilmiş güven duygusunu yaşayarak temsil etmektedir.</p>
<p>Kâbe tamir edilirken Hacer-ül Esved’i hangi kabilenin yerine koyacağı ile ilgili anlaşmazlık çıkar. Zaten her nizayı kılıçla halleden çölün hırçın adamları yine kılıçlarını kınlarından yarıya kadar sıyırırlar. Şehirde savaş kokmaya başlar. Ficar harplerinden yorgun düşen halk yaklaşan savaşın ayak seslerini duyar ve irkilirler. Şehrin damarlarında kin, haset, öfke dolaşmaya başlar.</p>
<p>Sinirlerin gerildiği, kan kokusunun Mekke sokaklarında yayıldığı esnada <em>“durun”</em> der Ebû Ümeyye ibni Mugîre ve bir teklifte bulunur: <em>“Neden savaşalım kan dökelim ki? Gelin “</em><em>Benî Şeybe kapısından Kâbe’ye ilk giren kimseyi hakem tayin edelim vereceği karara uyulalım…</em><em>” </em></p>
<p>Teklif savaş tamtamlarının çaldığı esnada güvercin tüyü gibi düşer Kureyş meclisine.  Şimdi gözler Beni Şeybe kapısındadır. Bir taraftan ümit diğer taraftan endişeli bekleyiş başlar. Zira gelen şahıs kabile taassubu ile adaletle hükmetmezse anlaşmazlık daha da büyüyecektir.</p>
<p>Gözler bu kapıya kilitlenmişken henüz genç sayılacak yaştaki Nebî namzedi Efendimiz (sav) süzülür Mescid-i Haram’a. Yüzlere bir tebessüm yürür, yüreklere bir ferahlık. Hep bir ağızdan <em>“Muhammed-ül Emin bu” </em>derler Mekke’nin savaşçı kabileleri.</p>
<p>O’nun (sav) vereceği hükme şimdiden razıdırlar. Şehrin gerginliği bir anda huzura dönüşür. Kendisine durum arz edilince bir an düşünmeden bir bez parçası ister ve Hz Adem yadigârı bu kutlu taşı alıp üzerine koyar. Ve her kabileden bir temsilci seçmelerini ve bezin ucundan tutmalarını söyler. Tüm kabileler birlikte koyacaklardır Hacer-ül Esved’i yerine. Öyle de olur.  Hatta tam konulacağı yüksekliğe gelince alır kendi koyar bu mübarek taşı yerine. Şehir savaşın eşiğinden O’nun (sav) hakemliği sayesinde döner.</p>
<p>Henüz 35 yaşındadır ama Mekke’nin en yaşlı ve önde gelenleri bu hakemliğe razı olmuşlardır.</p>
<p><strong>Kim bilir devletlerin de dünyanın sonunu getirecek bir savaşa tutuşacaklarında Emin Nebi’nin (sav) emin ümmeti, savaş tamtamlarının nefesini kesecek ve şehirlere barışın cennet kokan iklimini getirecek ve huzur isteyen insan kardeşleriyle ele ele gönül gönüle yeni bir dünya kuracaklardır.</strong></p>
<p><a href="https://youtu.be/nbfL1PYHGNg"><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/sehre-yagan-emniyet-ismet-macit/">Şehre Yağan Emniyet | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir muavenet kahramanı: Hz Hatice (ranha) &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/bir-muavenet-kahramani-hz-hatice-ranha-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Nov 2022 01:45:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hz hatice]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Muavenet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27781</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlk Müslüman, İlk eş, İlk anne, İlk tesellici, İlk yardımcı, Zorluk yıllarında müminlerin imdadına en önde koşan cömertlik kahramanı, Tüm servetini Efendiler Efendisi (sav) Rabbini anlatsın diye ayaklarının altına seren&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-muavenet-kahramani-hz-hatice-ranha-ismet-macit/">Bir muavenet kahramanı: Hz Hatice (ranha) | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk Müslüman,</p>
<p>İlk eş,</p>
<p>İlk anne,</p>
<p>İlk tesellici,</p>
<p>İlk yardımcı,</p>
<p>Zorluk yıllarında müminlerin imdadına en önde koşan cömertlik kahramanı,</p>
<p>Tüm servetini Efendiler Efendisi (sav) Rabbini anlatsın diye ayaklarının altına seren dava kadını,</p>
<p>Allah’ın (cc) selam gönderdiği tüm Müslümanların annesi,</p>
<p>Cennetin seyyidesi, kadın efendisi…</p>
<p><strong>Evet o Hz Hatice annemiz…</strong></p>
<p>Mekke’nin en zengin kadınıydı. Evleri, kervanları, malıyla mülküyle adından söz ettiren seçkin bir kadındı. Ama onun asıl hazinesi iffetiydi, namusuydu, temizliğiydi ki onu daha İslam’dan önce bile “tahire” diye anıyordu Mekke…</p>
<p>Kendisi 40, Efendiler Efendisi (sav) 25 yaşındaydı. Kervanını Şam’a götürecek birini ararken Ebu Talip, yeğenini teklif etti. Hz Hatice bu teklifi düşünmeden kabul etti. Zira O (sav) daha nübüvvetinden önce bile ‘Muhammed-ül Emin’ diye anılıyordu.</p>
<p>Kervanı yolcu ederken Hz Hatice yardımcısı Meysereyi yanına çağıracak ve <em>“gidip gelene kadar gözün üzerinde olsun”</em> diyecek ve dönüşte yolculuk esnasında yaşananları anlatınca göklerde verilen karar gönlüne düşecek ve evlilik teklifi Hz Hatice annemizden gelecekti.</p>
<p>Hz Hatice annemiz iki çocuklu dul bir kadındı. Birçok teklif aldığı halde bu teklifleri reddetmişti. Allah onu, ruhundaki temizlik ve cömertlik hasletiyle geleceğe hazırlıyor ve nübüvvet gibi çok ağır bir yükü omuzlayacak müstakbel eşine yardımcı olarak kaderini yazıyordu.</p>
<p>Evlilik teklifi getiren onun arkadaşı Nefise binti Münye idi. Aralarında şu konuşma geçecekti:</p>
<p><em>“Ey Muhammed, seni evlenmekten alıkoyan şey nedir?<br />
Elimde evlenecek kadar param yok.&#8221;<br />
Eğer bu temîn edilse ve sen, mala, güzelliğe, şeref ve denkliğe dâvet edilsen icâbet eder misin?<br />
Kimdir bu?<br />
Hüveylid&#8217;in kızı Hatice<br />
Ama, bu nasıl olabilir?<br />
Orasını ben bilirim<br />
O hâlde, ben de kabul ediyorum”</em></p>
<p>Tevazua ayrı bir derinlik katacak Kainatın İftihar Tablosu’nun (sav) düğün öncesi isteme ve düğünü alabildiğine mütevazi olacaktı.</p>
<p>Kararlaştıran günde Hz Hatice annemizin evinde aileler bir araya geldiler. Ve adet olduğu üzere erkek tarafından bir büyük konuşma yapacaktı. Ona babalık yapan Ebu Talip ayağa kalktı ve adeta Efendimizin hayatının özü olan şu konuşmayı yaptı:</p>
<p><strong><em>“Allah&#8217;a hamdolsun ki bizi, İbrahim&#8217;in zürriyetinden, İsmail&#8217;in sulbünden, Maad&#8217;ın madeninden, Mudar&#8217;ın aslından yarattı. Bundan sonra asıl maksada gelir ve derim ki: Kardeşimin oğlu Muhammed bin Abdullah ki, akrabanız olduğu malûmunuzdur. Onunla Kureyş&#8217;ten hiçbir genç tartılamaz, ölçülemez. Şeref ve asâletçe, akıl ve faziletçe onların hepsinden üstün gelir.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8220;Gerçi malı azdır, fakat mal dediğin nedir ki? Geçici bir gölge, bir perde, alınır verilir iğreti bir şey. Allah&#8217;a yemin ederim ki, bundan sonra onun mertebesi daha da büyüyecek, daha da yükselecektir.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong><em>&#8220;Şimdi o, sizden kızınız Hatice&#8217;yi istemekte, mehir olarak da yirmi erkek deve vermeyi taahhüd etmektedir.&#8221;</em></strong></p>
<p>Ve Mekke’nin maddi manevi en temiz olan kadını ile en güvenilir genci evlendi. Yuvaları cennet köşelerinden bir köşe olarak altı cennet meyvesi çocuk verdi. İlk çocukları Kasım uzun yaşamadı.</p>
<p>İlk kızlarına ise Zeynep ismini verdiler. “Babasının süsü” manasına geliyordu ismi. O (sav) kızına bu ismi vermekle o günlerde kız çocuklarını diri diri toprağa gömen karanlık zihniyete baş kaldırıyor ve <em>“kız çocukları ailenin, toplumun ziynetidir”</em> diyordu.</p>
<p>Efendimiz (sav) anneler annesi Hz Hatice annemizle 25 yıl evli kaldı. Bu sürenin son on senesinde O (sav) peygamberdi ve hakkı haykırırken, Rabbini anlatırken, Mekke tiranları ile mücadele ederken baş yardımcısı hep Hz Hatice (ranha) oldu.</p>
<p>Ve onu hiç unutmadı. Her fırsatta andı. Mekke fethedildiğinde kendisine nerede kalacağı sorulunca “Akil bize ev mi bıraktı ki” demişti. Mekke tiranları hicretten sonra Efendimiz (sav) ve müminlerin evlerine çökmüşler, satmışlar ve parasını aralarında taksim etmişlerdi. Bu zalimlerin metodu idi; elde ettikleri gücü masumlara karşı kullanırlar, onların mal ve canlarına kastederler… ve sanki kendi mallarıymış gibi onu temellük ederler. (Bugün Anadolu’da yaşananların o devirden bir farkı yoktur)</p>
<p>O (sav) <em>“Akil biz ev mi bıraktı”</em> dedikten sonra çadırının Hacun’da bulunan Hz Hatice annemizin kabrinin yanı başına kurulmasını emretmiş ve Huneyn harbine kadar yaklaşık iki hafta orada kalmıştı…</p>
<p>O bu kararıyla adeta Hz Hatice’ye sesleniyor; <strong><em>“zor günlerde, çetin zamanlarda ümmetime örnek olacak bir duruş sergiledin. Senin infakın, muavenetin, gayretin o kadar kıymetli ve gönlümde öyle mütena yerdeki eğer Mekke’de kalacak olsaydım kalacağım yer yine senin yanın olurdu”</em></strong> diyordu.</p>
<p>Dün Hz Haticeler servetlerini bu uğurda harcadılar bugün onu örnek alanlar yardımlaşmada, hayırda birbirleriyle yarışıyorlar.</p>
<p>Ne mutlu Hz Hatice gibi duruş sergileyenlere ve ne mutlu onlar gibileri örnek alanlara…</p>
<p><a href="https://youtu.be/TenckEnjrRM"><strong>Konu ile ilgili görüntülü sohbeti burayı tıklayarak izleyebilirsiniz</strong></a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/bir-muavenet-kahramani-hz-hatice-ranha-ismet-macit/">Bir muavenet kahramanı: Hz Hatice (ranha) | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ey Mekke! Eğer beni çıkarmasalardı, senden ayrılmazdım! &#124; M.Fethullah Gülen Hocaefendi</title>
		<link>https://hizmetten.com/ey-mekke-eger-beni-cikarmasalardi-senden-ayrilmazdim-m-fethullah-gulen-hocaefendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mizan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Nov 2022 05:33:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hocaefendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mizan]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=27731</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Seni o kadar çok seviyorum ki, eğer beni çıkarmasalardı vallahi senden ayrılmazdım!” *Bütün tehlike dolapları herkesten önce İnsanlığın İftihar Tablosu’nun mübarek başında dönüp durmuştur. Kur’an-ı Kerim, Müslümanlar hakkında kurulan komploları&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ey-mekke-eger-beni-cikarmasalardi-senden-ayrilmazdim-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Ey Mekke! Eğer beni çıkarmasalardı, senden ayrılmazdım! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">&#8220;Seni o kadar çok seviyorum ki, eğer beni çıkarmasalardı </span><span class="style-scope yt-formatted-string strikethrough" dir="auto">vallahi</span><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> senden ayrılmazdım!” </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Bütün tehlike dolapları herkesten önce İnsanlığın İftihar Tablosu’nun mübarek başında dönüp durmuştur. Kur’an-ı Kerim, Müslümanlar hakkında kurulan komploları âdetâ Efendimiz’e tahsis etmiş ve şöyle demiştir: وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ أَوْ يَقْتُلُوكَ أَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُاللّهُ وَاللّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ “Bir vakit de o kâfirler senin elini kolunu bağlayıp zindana mı atsınlar veya öldürsünler mi, yahut seni ülke dışına mı sürsünler diye birtakım tuzaklar planlıyorlardı. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">Onlar tuzak kuradursunlar, Allah da tuzaklarını başlarına doluyordu. Zaten Allah’tır tuzakları boşa çıkarıp onları kuranların başlarına dolayan.” (Enfal, 8/30) Görüldüğü üzere, elini kolunu bağlayıp zindana atma, öldürme ya da belde dışına sürme gibi mekrin değişik dalga boyundaki zuhurları olan bütün komplolarda gayr-i sarih mef’ul Efendimiz’dir; bütün planlar O’nun üzerine yapılmıştır. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz hicret esnasında Sevr sultanlığından ayrılıp yola revân olacağı an, yaşlı gözlerle son bir kere daha doğup büyüdüğü topraklara bakmış ve “Ey Mekke! Seni o kadar çok seviyorum ki, eğer beni çıkarmasalardı </span><span class="style-scope yt-formatted-string strikethrough" dir="auto">vallahi</span><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto"> senden ayrılmazdım.” buyurmuşlardı. </span></p>
<p><span class="style-scope yt-formatted-string" dir="auto">*Şayet en mübarek insanlar hırpalanmışlarsa, preslerden geçmişlerse, dibeklerde adeta dövülmüşlerse ve siz bundan âzâde, vâreste tutuluyorsanız, bence kendi durumunuzdan şüphe duymanız lazım. </span></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/ey-mekke-eger-beni-cikarmasalardi-senden-ayrilmazdim-m-fethullah-gulen-hocaefendi/">Ey Mekke! Eğer beni çıkarmasalardı, senden ayrılmazdım! | M.Fethullah Gülen Hocaefendi</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buz Dağlarını Eriten Şefkat &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/buz-daglarini-eriten-sefkat-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 23:07:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hicret]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[Medine]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[sefkat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=26721</guid>

					<description><![CDATA[<p>Granit kayalıkların huşunetli sakinleri kurdukları menfaat şebekesi yıkılmasın diye hak olanı yıkma adına Dar-ün Nedve’de plan üzerine plan yapmışlar, Müslümanlara her türlü işkence etmişlerdi. Zulmün zirve yaptığı günlerde Efendimiz (sav)&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/buz-daglarini-eriten-sefkat-ismet-macit/">Buz Dağlarını Eriten Şefkat | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Granit kayalıkların huşunetli sakinleri kurdukları menfaat şebekesi yıkılmasın diye hak olanı yıkma adına Dar-ün Nedve’de plan üzerine plan yapmışlar, Müslümanlara her türlü işkence etmişlerdi. Zulmün zirve yaptığı günlerde Efendimiz (sav) Medine’ye hicret etmiş ve dinin yeni merkezi Medine olmuştu.</p>
<p>O (sav) azim ve kararlılıkla davasını anlatmış Mekke’de doğan din Medine’de dal budak salmış ve İslam güneşi o coğrafyada birçok gönle girmiş ve karanlık dehlizleri aydınlatmıştı.</p>
<p>Daha hicret esnasında inen şu ayetle Mekke’ye tekrar döneceği müjdesi verilmişti: <strong><em>Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”</em></strong>  (Kasas-85)</p>
<p>Bu müjde hicretten sekiz yıl sonra tahakkuk edecek ve arkasına baka baka ayrıldıkları beldeye bu sefer sevinç gözyaşları ile tekrar kavuşacaklardı.</p>
<p>Esasen Mekke fethedilmeden zaten gönüller fethedilmiş Efendimiz (sav) savaşmadan kan dökmeden Emin Belde’ye girmişti. Müşrikler tedirgin halde bekliyorlardı zira zulmün her türlüsünü Müslümanlara reva görmüşlerdi.</p>
<p>Efendimiz ne yapacaktı? Başına işkembeler koyup alaya alan, işkence yıllarında vahşice davranan, boykotlar uygulayıp yokluğa mahkum edilen, doğduğu yeri terk etmek durumunda bırakan, ordular teşkil edip hicret beldesine saldıran, yetinmeyip her türlü şer ittifakları kurup İslam’ı yok etmeyi arzulayan… zihniyetin temsilcilerine ne yapacaklardı..</p>
<p>Biz Efendimizin (sav) siyerini okuduğumuzda O’nun yıllarca <strong><em>‘intikam planları’</em></strong> değil <strong><em>‘sulh ve af’</em></strong> planları yaptığının farkına varıyoruz. O’nun (sav) gönül ilhamlarına ve o azim şefkatine Mekke fethinde müşrikler bir kere daha şahit olmuşlardı. O (sav) şefkat güneşi buzdan dağları eritmiş ve akarsulara dönüştürüp imansızlık çöllerine salmıştır.</p>
<p>Mekke fethinde Ebu Süfyan ki Efendimizle (sav) mücadeleye girişen müşriklerin lideri ve Uhud ve Hendek’te komutanları idi. Mekke’nin ulusu bu muhalif insan, ilerleyen yaşına rağmen merhamet nuruna fazla direnmemiş ve kabını doldurmak üzere Allah Rasülü’nün (sav) huzuruna gelmişti.</p>
<p>Hz. Ömer onu görünce geçmişi hatırlatarak biraz sert davranınca Ebu Süfyan şunları söylemişti:<br />
<strong><em>“Senin baban sert ve kaba sözlü idi, sen de sert ve kaba sözlüsün!<br />
Ey Hattab in oğlu! Ben sana gelmedim! Ben amcamın oğluna geldim. Onunla konuşuyorum!<br />
Beni bırak da ben amcamın oğlu ile konuşayım!”</em></strong> dedi.<br />
Sonra da, Peygamberimiz Aleyhisselama:<br />
<strong><em>“Babam, anam sana feda olsun! Usluluk ve yumuşak huylulukta, şereflilikte, akrabalık hakkını gözetirken de&#8230; senden daha üstünü yoktur!<br />
Vallahi, sanırım ki, Allah&#8217;tan başka ilah olmasa gerek!<br />
Çünkü, Allah ile birlikte başka ilah bulunmuş olsaydı, elbette, beni zararlardan korur, yararlardan yararlandırırdı.”</em></strong></p>
<p>Ebu Süfyan’ın eşi Hind binti Utbe ise, Mekke’nin soylu kadınlarından idi. Mekke yönetiminde söz sahibiydi ve neredeyse ömrünün tamamınında Efendimiz (sav) ile mücadele etmişti.</p>
<p>Babası Utbe, amcası Şeybe ve evlatlığı Hanzala’nın öldürülmesinden sonra intikam yenimi etmiş ve Hz. Hamza’yı Hz Vahşi’ye şehit ettirmiş ve cenazesine dahi işkence etmişti.</p>
<p>Ebu Süfyan’ın eşi, küfür döneminde Efendimiz (sav) ile mücadelede en ön safta olan Hind Mekke’nin Fethi’nden sonra müslüman oldu. Biat esnasında sorduğu bir soruya Efendimiz (sav) gülümsedi, yanına çağırdı ve;</p>
<p><strong><em>“…demek, sen Hind binti Utbe&#8217;sin hâ?!</em></strong><em>”</em> buyurdu.<br />
Hind ise:<br />
<strong><em>“Evet! Allah&#8217;a şükürler olsun ki O (cc) kendisi için seçip beğendiği dinini üstün kılmıştır. Ey Muhammed! Muhakkak ki bana rahmetin dokunacaktır! Ben şimdi Allah&#8217;a inanmış bir kadınım!”</em></strong> dedi ve yüzünden peçesini açtı.</p>
<p>Çöle düşen hıçkırıklı bir melodi gibi şöyle devam etti:</p>
<p><strong><em>“Evet ben Hind binti Utbe&#8217;yim! Allah geçmişleri bağışlar. Sen de benim geçmişlerimi bağışla ki, Allah da seni bağışlasın!”</em></strong> dedi.</p>
<p>Efendimiz (sav) Hind&#8217;e: <strong><em>&#8220;Hoşgeldin!&#8221;</em></strong> diyerek iltifat etti. Ve hiçbir kusurunu yüzüne vurmadı.</p>
<p>Hind ise: <strong><em>“Vallahi yâ Rasûlallah! Dün, yeryüzünde senin çadırındakiler kadar zillete ve hakarete uğramasını özlediğim bir çadır halkı yoktu! Bugün, sabaha çıkınca, senin çadırındakiler kadar izzet ve şerefe, ermesini özlediğim bir çadır halkı yoktur!”</em></strong> dedi</p>
<p>Dünün azılı müşrik kadını bir güneşi gören aysberg gibi eriyor ve Rabbe kavuşmanın sevinci, mümine olmanın inşirahı ile huzurdan ayrılıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/buz-daglarini-eriten-sefkat-ismet-macit/">Buz Dağlarını Eriten Şefkat | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Hiç gitmese bile hac bilgisi her Müslümana farz&#8221;</title>
		<link>https://hizmetten.com/hic-gitmese-bile-hac-bilgisi-her-muslumana-farz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hizmetten]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 May 2022 08:59:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[hac]]></category>
		<category><![CDATA[kabe]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Necati Mert]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=25708</guid>

					<description><![CDATA[<p>NECATİ MERT  Yıllar içinde pek çok hac ve umre organizasyonun bir parçası olduk. Artı ve eksileri ile pek çok olaya şahit olduk, zorluklarla karşılaştık. Meşakkatin mazeret olarak kullanıldığını ve kolaylığa&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hic-gitmese-bile-hac-bilgisi-her-muslumana-farz/">&#8220;Hiç gitmese bile hac bilgisi her Müslümana farz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NECATİ MERT </strong></p>
<p>Yıllar içinde pek çok hac ve umre organizasyonun bir parçası olduk. Artı ve eksileri ile pek çok olaya şahit olduk, zorluklarla karşılaştık. Meşakkatin mazeret olarak kullanıldığını ve kolaylığa kaçıldığını, hac ibadetinin hakkı ile ifa edilemediğini defalarca gördük. Halbuki rabbimiz “<strong>Haccı da umreyi de Allah için hakkıyla ifa edin</strong>. Bakara, 2/196” buyuruyor.</p>
<p>Her ne kadar hacca gitmenin mali ve bedeni yükümlülükleri olsa da hac bilgisi kadın erkek bütün Müslümanlara farzdır. “<strong>Bana hayatımda hac hiç farz olmaz” diye düşünseniz bile hac bilgisi farzdır.</strong> Ayet ve hadislerde bildirilen, Allah Teala’nın murad ettiği, Efendimiz’in bizzat uyguladığı haccı günümüz şartlarında icra edebilecek bilinçli bir topluluk oluşturmak istiyoruz. Haccın ihyası ile hem Müslüman topluluklara örneklik oluşturma hem de toplumun bu konudaki bilgi seviyesini yükseltme en büyük gayemizdir.</p>
<p>Respect Graduate School’da başlayacak sertifika programımız; zihinlerde birçok soru işareti olmasına rağmen <strong>bilgi problemini</strong> ortadan kaldırmaya, <strong>bilginin nasıl pratiğe dönüştürüleceğini</strong> öğretmeye ve <strong>maneviyatı yükseltmeye</strong>/<strong>moralleri düzeltmeye</strong> yöneliktir.</p>
<p>Öncelikle, bilgi çağı denen bu devirde hac ile ilgili en büyük meşakkatin <strong>bilgi problemi</strong> olması dikkate değerdir. Bu yolculuğa çıkacaklar üç kaynağa başvuruyorlar. Hacca gidip gelenlerin tecrübeleri, ilmihal kitapları ve organizasyon eğitimleri en çok başvurulan kaynaklardı. Şimdilerde buna sosyal medyayı da ekleyebiliriz. Önceden gidip gelenlerin bilgisine başvurmak, hurma, zemzem ve seccadenin nereden alınacağından öte bilgiye ulaştırmıyor. Kitaplara müracaat etseniz bile konuyu anlamak kolay olmuyor. Hac ve umre ibadeti kitaplarda yazdığından farklı olarak uygulaması farklılık gösteren ibadetlerdir. Bir de şirketlerin ve organizasyonların verdiği eğitimler var. Bunlarda süre sınırlı ve yetersiz oluyor. Yolculuğa çıkmadan kısmen de olsa eğitim verdiğimiz gruplarda bile zaman zaman problemler yaşadık. Son zamanlarda sosyal medyadan uzmanların bilgilendirmelerine rağmen birçok bilgi kirliliği mevcuttur.</p>
<p>Bilgi problemine ek olarak, bir de <strong>uygulama problemi</strong> vardır. Ülkemizde fıkıh alanında dev bir eser olan 8 ciltlik ‘Istılahatı Fıkhiyye Kamusu’ ve halen en önemli müracaat kaynağı olan ‘Büyük İslam İlmihali’nin yazarı Ömer Nasuhi Bilmen hocaya ithaf edilen bir anekdot vardır. Bu eserlerindeki hac bahislerini hac yapmadan naklen yazmıştır. “Keşke kitaplarımdaki hac bahislerini hac yaptıktan sonra yazsaydım.” dediği anlatılmaktadır. Hatta başından geçen iki olayı anlatmaktadır. Mescid-i Haram’a girip tahiyyetül mescid namazı kılmak isteyince kendisini Mekkeli bir genç rehberin uyarmış ve “Üstad Kabe’de tahiyyetül mescid kılınmaz! Buranın tahiyyetül mescidi tavaftır, tavafa gir!” demiş. Bir diğer olayda tavafta yorulmuş Hicr-i İsmail’in aralığından hızlıca tavafı bitirmek istemiş yine görevliler kendisini uyarmış: “Buradan geçerek tavaf olmaz, hatmin etrafından dolaş!”</p>
<p>Hepsinden önemlisi hac ibadeti <strong>maneviyatı yükseltmeye ve moralleri düzeltmeye</strong> yöneliktir. Asr-ı Saadet’te Efendimiz sonrası gelişmeleri düşünecek olursanız bunların Veda Haccı sonrası olduğunu görebiliriz. Hac bir kongredir. Dünyanın dört bir yanından gelenlerin; milletlerini, bölgelerini temsil ettiği, birbirinden haberdar olduğu bir kongredir. Haccın kendi içindeki hikmetleri ve sembolleri müminin zihninde ümmet olma şuurunu geliştirir. Mümin hem kendi durumunu kardeşlerine gösterir hem de diğer Müslüman kardeşlerinin durumlarından haberdar olur. Semboller üzerinden hikmetleri ve hikmetlerin bize verdiği mesajları öğrenmeye, yaşamaya hepimizin ihtiyacı var. Velev ki hacca gidemeyecek olsanız bile…</p>
<p>Özetleyecek olursak; hac ibadeti herkese farz olmasa bile, bilgi problemini ortadan kaldırmak, pratiğe nasıl döküleceğini bilmek ve moralini yüksek tutmak her Müslümanın üzerine farzdır.</p>
<p>Çok iyi bir hazırlık döneminin ardından 22 ana üniteyi, alt başlıkları ile, 50’den fazla konuyu uzmanlarıyla takdim etmeye çalıştık. Bunun için bazı kriterler de ortaya koyduk. Hac-umre uygulamalarında bulunmuş, eser vermiş ve daha önce eğitim vermiş kişilerden; uzmanlık alanlarını da dikkate alarak istifade etmeye gayret ettik. Bayan hocalarımızın olmasına, kadınların dünyasından da haccı ele almayı prensiplerimiz arasına koyduk. Bir yaz kampı ve bilgi şenliği mahiyetindeki  programımıza herkesi davet ediyorum.</p>
<p>NOT: Respect Graduate School, Hac ve Umre Sertifikası Programı Koordinatörü. Hac ve Umre Sertifikası Programına kayıtlar 20 Mayıs günü sona erecek olup, buradan kayıt yapılabilmektedir: <a href="https://turkce.respectgs.us/hac-ve-umre-sertifika-programi/">https://turkce.respectgs.us/hac-ve-umre-sertifika-programi/</a></p>
<p><a href="https://hizmetten.com/hic-gitmese-bile-hac-bilgisi-her-muslumana-farz/">&#8220;Hiç gitmese bile hac bilgisi her Müslümana farz&#8221;</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mekke&#8217;nin Fethi Ramazanda Olmuştu &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/mekkenin-fethi-ramazanda-olmustu-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2022 01:24:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=25225</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efendimiz (sav) Mekke fethedildiği gün ‘bugün merhamet günüdür’ buyurmuşlardı… Efendimiz (sav) fetih için çıktığı Mekke’ye hicretin 8. yılında Ramazan ayının 20. gününde girmişti. Şehirlerin anası Mekke sekiz yıl evlatlarına hasret&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mekkenin-fethi-ramazanda-olmustu-ismet-macit/">Mekke&#8217;nin Fethi Ramazanda Olmuştu | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efendimiz (sav) Mekke fethedildiği gün ‘bugün merhamet günüdür’ buyurmuşlardı…</p>
<p>Efendimiz (sav) fetih için çıktığı Mekke’ye hicretin 8. yılında Ramazan ayının 20. gününde girmişti.</p>
<p>Şehirlerin anası Mekke sekiz yıl evlatlarına hasret kaldıktan sonra destansı bir sevinçle kollarını onlara açmıştı. Sahabe şehrin dört ayrı noktasından “Gözyaşı Vadisi’ne” kurulmuş şehre girerken yine böyle bir Ramazan ayıydı ve bu kutlu ay fetihle gelmişti o sene.</p>
<p>Sahabe efendilerimiz baktıkları her noktada 13 yıllık çilenin, hatıraların izlerini görüyorlardı adeta. Belki kim bilir İslam’ın ilk yıllarında birlikte koşturdukları, hizmet ettikleri ama şimdi aralarında olmayan arkadaşlarını düşünüp birkaç damla gözyaşını da onlar için akıtıyorlardı. Şurası Mekke’nin en yakışıklısı Hz Musab’ın yürüdüğü sokaklar; şurası “<em>yetiş yeğenini öldürüyorlar” </em> denildiğinde Hz Hamza’nın fırtına olup esip geldiği sokak; şu mahalle işkence yıllarında şehit edilip el ele cennete yürüyen Hz Yasir ve eşi Hz Sümeyye’nin kabri, şu mahalle ise boykotta ağaç kabukları ile tagaddi edilen günlerin yaşandığı yer ve daha niceleri..</p>
<p>Mekke’nin dağına taşına sinmiş iniltileri dinleye dinleye giriyorlardı şehre… Ebu Kubeys’te ilk davette Efendiler Efendisinin (sav) uğradığı hakaretler deliyordu bağırları… Şu cihette başına konan deve işkembesinin ağırlığı yüreklerdeydi hâlâ… Dünyanın alnına tevhid nakşolsun diye çekilen çilelerin hatıraları dizilmişti o gün Mekke’nin gerdanına…</p>
<p>Kimi Mekke kumlarını eline yüzüne sürüyor, kimi yıllar önce terk etmek zorunda kaldığı evinin önünde ağlıyor, kiminin ise akrabaları sarılmaktan kolları yoruluyordu. Ama özlenen özleyen bir yer vardı ki tüm müminler bir anneye koşuyor gibi heyecan içindeydiler… evet Allah’ın evi Kâbe idi orası… Putlarla esir edilmiş bu muazzam yapının prangalarını Allah Resulü (sav) çözecekti. O (sav) devesinin üzerinde bir tevazu abidesi gibi Mescid-i Haram’a girmiş<em>;  “Hak geldi, bâtıl zâil oldu. Muhakkak ki bâtıl yok olup gidicidir”</em> <em> </em>ayetini okuyarak dedesi Hz İbrahim (as) gibi şirk sistemini temsil eden putları yerle bir etmişti.</p>
<p>Mekke, insanlığa hakiki huzuru getirecek nizamın beşiği idi. Bu nizam tevhid, haşir, adalet ve ibadet üzerine kuruluyordu. Üstünlüğün soy sop, ırk, zenginlik ile değil takva ile ölçüldüğü bir sistemdi bu. Hak, hukuk diyen köle Bilal ile Ebu Cehil’i temel hak ve özgürlükler açısından eşitleyen adalet mayalı bir sistem.</p>
<p>Efendimiz (sav) Mekke’ye savaşmadan, kan dökmeden girmişti. O (sav) zaten gönülleri fethetmiş ve şehirlerin anası Mekke de onları bağrına basmıştı. Alemlere rahmet olarak gönderilen şefkat Peygamberi (sav) intikam almadı, kin gütmedi, kendisine ve arkadaşlarına yapılan zulmü gündeme getirmedi. O (sav) hiçbir kapıyı zorlamadı. Bunlara şahit olan Hint <em>“sözünde durdu” </em>deyince eşi Ebu Süfyan: <em>“O kalplere hükmediyor taş duvarlara değil…” </em>demişti</p>
<p>Evet o gün rahmet günüydü&#8230;</p>
<p>Efendimiz (sav) Mekke Fethi’nde şehre dört ayrı koldan girmiş ve her kola bir kumandan tayin etmişti. Üçüncü kol kumandanı,<strong> </strong>Hz Sa&#8217;d bin Ubâde (ra) ordunun Mekke’ye girişini Hz Abbas (ra) ile birlikte seyreden Ebu Süfyan’a:</p>
<p><em>“</em><em>Ey Ebu Süfyan! Bu gün, en büyük harp günüdür! Bu gün, Kabe&#8217;de kan dökmenin helâl kılındığı bir gündür. Allah bugün Kureyş müşriklerini hor ve hakîr kılacaktır!</em><em>”</em> <em> </em>diyerek bağırmıştı.</p>
<p>Daha sonra Efendimiz (sav) Ebu Süfyan&#8217;ın önünden geçerken Ebu Süfyan Hz Sa&#8217;d İbni Ubâde&#8217;nin söylediklerini haber verdi.</p>
<p>Efendimiz (sav) ise buram buram merhamet kokan şu ifadelerde bulundu: <em>“</em><em>Sa&#8217;d, yanlış söylemiş. Bu gün, Allah&#8217;ın, ezan sesleriyle Kabe&#8217;nin şanını yükselteceği bir gündür! Bu gün, Kabe&#8217;nin tevhid örtüsüyle örtüneceği bir gündür!</em><em>”</em> buyurdu.</p>
<p>Ebu Süfyan: <em>“</em><em>Allah aşkına, sen kavmini bağışla!</em> <em>Sen insanların en iyisi, en uslusu, en yumuşak huylusu, en merhametlisi, akrabalık hakkını en çok gözetenisindir!</em> <em>Yâ Rasûlallah! Sen kavmini öldürmeyi mi emrettin?</em><em>”</em> dedi.</p>
<p>Efendimiz’in (sav): <em>“</em><em>Hayır! Ben öyle emretmedim! Bu gün merhamet günüdür!</em><em>” </em>buyurdu.</p>
<p>Dün sahabe bugün sahabeyi kendisine rehber edinen on binlerce insan onlarla aynı kaderi paylaşıyor. Ümidimiz odur ki ülkelerinden tehcir edilen Anadolu evlatları yarınlarda inşallah ülkelerine dönecekler. Dönerken Efendiler Efendisinin (sav) Mekke’ye girdiği şekilde girecekler. Buzdan dağları eriten Rahmet Güneşi’nin (sav) ümmeti kendilerine yakışan şekilde davranacak. Dün Mekke granitlerini paramparça eden merhamet bu asırda kinin, öfkenin duvarlarını yıkacak inşallah. Kur’an ifadesiyle ‘Allah’ın günleri insanlar arasında dönüp durur’. İşte o gün geldiğinde yapacağımız dua:</p>
<p><em>“Rabbim bize heva ve hislerimize göre değil Kur’an’ın, Efendimiz’in (sav) ve evrensel hukukun normlarına göre hareket etme gücü ve sabrı lütfeyle&#8230;”</em></p>
<p>Amin Amin Amin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/mekkenin-fethi-ramazanda-olmustu-ismet-macit/">Mekke&#8217;nin Fethi Ramazanda Olmuştu | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fetih Getiren Ay: Ramazan &#124; İSMET MACİT</title>
		<link>https://hizmetten.com/fetih-getiren-ay-ramazan-ismet-macit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmet Macit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Apr 2022 10:33:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Misafir Kalemler]]></category>
		<category><![CDATA[Bedir]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Macit]]></category>
		<category><![CDATA[mekke]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://hizmetten.com/?p=24990</guid>

					<description><![CDATA[<p>Efendiler Efendisinin (sav) vahiyle ilk buluşmasıyla önce Mekke’de daha sonra yeryüzünde hak ve batılın kavgası başladı. “Hak geldi batıl zail oldu..”[1] hakikati hakkın er geç galip geleceğine işaret etmekle birlikte&#8230;</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/fetih-getiren-ay-ramazan-ismet-macit/">Fetih Getiren Ay: Ramazan | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Efendiler Efendisinin (sav) vahiyle ilk buluşmasıyla önce Mekke’de daha sonra yeryüzünde hak ve batılın kavgası başladı. “Hak geldi batıl zail oldu..”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> hakikati hakkın er geç galip geleceğine işaret etmekle birlikte Hak için mücadele etmenin zorluğunu Allah Rasulü’nün (sav) ve sahabenin hayatında görürüz.</p>
<p>Kurdukları menfaat şebekesinin ve sömürü sisteminin yıkılacağından endişe eden tiranlar, Mekke yıllarında müminlere her türlü eziyeti yapmışlardı. O’nun (sav) itibarını zedelemek için lakaplar takmışlar, başına deve işkembeleri getirip bırakmışlar; kendilerince alaya almışlar, iftira etmişler, sihirbaz demişlerdi… ama Mekke’nin gençleri kelebekler gibi o Nur’a koştu… işte o vakit çileden çıktı çıkar şebekesinin yöneticileri. İnsanlık dantelasının ilk ilmeği şehirlerin anası Mekke’de atılırken yarasa gözleriyle bu nurdan rahatsız olanlar işkencelerle, boykotlarla yetinmediler ve Mekke’yi dar ettiler Müslümanlara..</p>
<p>Ağırlaşan şartları Hz Habbab bin Eret’in (ra) şu hatırası ne güzel anlatır:</p>
<p><em>“Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) hırkasını başının altına yastık yapmış, Kâbe’nin gölgesinde dinlenirken (müşriklerden gördüğümüz işkencelerden ötürü) kendisine şikâyette bulunduk ve ‘Bizim için Allah’tan yardım ve inayet dilemez misiniz?’ dedik. Buna makabil O (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ‘Sizden önceki ümmetler içinde öyle kimseler vardı ki tutulup kazılan bir çukura (yarı beline kadar) gömülür, sonra da testere getirilip başına konur ve ikiye biçilirdi. Yahut demir tırmıklarla tırmıklanıp eti kemiğinden ayrılırdı. Fakat yine de bütün bunlar onu dininden döndüremezdi. Allah’a yemin olsun ki, O mutlaka bu dini tamama erdirecektir. Hatta gün gelecek, yalnız başına bir atlı, Allah korkusu ve sürüsüne kurt saldırması endişesinden başka hiçbir korku taşımaksızın San’a’dan Hadramevt’e kadar emniyetle gidecektir. Ne var ki, siz bu hususta acele ediyorsunuz (sabırsızlanıyor, hemen olsun istiyorsunuz).”</em><a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></p>
<p>Hira sultanlığında vahiyle ilk buluşmanın üzerinden çile ile mayalı 13 yıl geçmişti.  Efendimiz (sav) dinin doğduğu topraklarda aradığı kitlesel desteği bulamadı ve her türlü zulme maruz kalan müminlerle birlikte Medine’ye hicret etti.</p>
<p>Yeni beldelerinde muhacirler çok iyi karşılandılar… bir kardeşlik destanı yazıldı çağlara örnek olan… Ama müminler özlediler Mekke’yi… Mekke ve havalisi özlenmeyecek yer değildi ki.. Kabe, Mescid-i Haram, Safa-Merve, Zemzem, Hacer-ül Esved, Arafat, Mina, Müzdelife, Hira, Sevr, Kubeys… nice kutsallar ve hatıralar…orada idi… Hz Bilal Mekke’de işkencenin en ağırlarına maruz kalmıştı ama hasret ciğerlerini öyle yakıyordu ki dudaklarından şu cümleler dökülüyordu:</p>
<p><em>“İzhir otları, sümbüller çevremi kuşatırken,</em></p>
<p><em>Ah! Yine o vadide bir gece uyuyabilecek miyim?</em></p>
<p><em>Gün gelip Mecenne suyundan içip,</em></p>
<p><em>Yine Şâme ve Tafîl’ (tepelerini) görebilecek miyim?”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><strong>[3]</strong></a> </em></p>
<p>Sabırla, gayretle, uhuvvetle, ihlasla Medine’de dine hizmet destanı yazılmış ve sekiz yıl önce hicret yolunda verilen müjde gerçekleşmiş, Mekke evlatlarına hicretten 8 yıl sonra Ramazan ayı içerinde kavuşmuştu. Taşına toprağına ilk Müslümanların iniltilerinin sindiği, her karesinde yürek burkan hatıralarının olduğu Mekke müminlerini bağrına bastı evladına hasret bir anne gibi… Ramazan o yıl Mekke’nin fethini hediye olarak getirmişti Kainatın İftihar Tablosu ve arkadaşlarına.. Bir tarafta gök kapıları açılıp sağanak sağanak rahmet boşalırken diğer tarafta şehirlerin anası<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> Ramazan neşvesi içinde kapıları yıllar önce yolcu ettiği sakinlerine açıyordu…</p>
<p>Evet Efendimiz (sav) sürgün edildiği memleketini savaşmadan teslim almıştı. Fetih gününe kadar yaklaşık 21 yıl her türlü zulmü irtikab etmiş müşrikler kapı aralıklarından yeryüzünün tevazu abidesinin Mescid-i Haram’a girişini  seyrediyordu. O (sav) şehre öyle bir tevazu ile giriyordu ki; devesinin üzerinde alnı neredeyse hezvece değiyordu. Mahsun Nebi’de (sav) gururun kibrin zerresi yoktu. Kabe’yi tavaf ettikten sonra dinlenmek için oturduğunda yanına bir adam çıkıp geldi. Adam konuşurken (belki korkudan belki de heyecandan) birden bire titremeye başladı.</p>
<p>Tevazunun kristal abidesi Efendimiz (sav) ona:<br />
<em>&#8220;Sakin ve ebsem ol! Ben bir hükümdar, bir kral değilim! Ben, ancak, güneşte kurutulmuş et parçaları yiyerek geçinmiş olan Kureyşîlerden bir kadının oğluyumdur&#8221;</em> buyurdu.</p>
<p>En güçlü olduğu anda bile tevazu kanatlarını yerlere kadar seren Kainatın İftihar Tablosu (sav) ümmetine bir insanlık serasından davranış modeli sunuyordu.</p>
<p>Mekke Ramazan ayında fethedilmişti.</p>
<p>Şimdilerde on binlerce mazlum sırf Allah Resulü (sav) ve arkadaşları gibi hak ve hakikatin kavgasını verdiği için memleketlerinden sürgün edildiler. Ramazan ayında yapılan dualar ve hizmetler hürmetine bir gün ülkelerine sevdiklerine sevinç gözyaşlarıyla kavuşmayı nasip etsin Rabbimiz..</p>
<p>Ve nice iç ve dış fetihler lütfetsin fetih getiren Ramazan hürmetine…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> İsra Suresi 81. Ayet</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Buhari, Menâkıb 25</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> El-Bidâye ve’n-Nihâye(3/220)</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> En’am Suresi 92. Ayet</p>
<p><a href="https://hizmetten.com/fetih-getiren-ay-ramazan-ismet-macit/">Fetih Getiren Ay: Ramazan | İSMET MACİT</a> yazısı ilk önce <a href="https://hizmetten.com">Hizmetten</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
